Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) gelecek sene yapılacak olan Başkanlık Seçimleri için adaylar sahaya çıkmış; hem Cumhuriyetçi hem de Demokrat Parti cephesinde ön seçimlere hazırlanan arasında rekabet günden güne daha belirgin hal almaya başlamıştır. Her adayın kendi ajandası olmasına rağmen kendisini demokratik değerlerin savunucu olarak gören ABD’de flaş adayların daha önceki dönemlerde de söz sahibi olan ailelerden olması büyük bir tartışma konusu haline gelmiştir. Barack Obama’dan önceki Cumhuriyetçi ABD Başkanı George W. Bush’un kardeşi ve Bill Clinton’dan önce ABD Başkanı seçilen “Baba Bush”un oğlu Jeb Bush’un adaylığı, öte yandan Bill Clinton’ın eşi olan aynı zamanda Obama’nın ilk seçildiği dönem Dışişleri Bakanlığı koltuğunda oturan Hillary R. Clinton’ın Demokratlar tarafından favori aday olarak görülmesi ABD siyasi sisteminin belirli kesimlerin güdümünde bir “hanedanlık” olduğu tartışmalarını alevlendirmiştir.

 

Anketler Ne Diyor?

 

ABD siyasi hayatının son 44 yılı incelendiğinde burada ABD sisteminin en üst makamları olan ABD Başkanlığı – Başkan Yardımcılığı – Dışişleri Bakanlığı koltuklarında oturanlar arasında ya Bush ya da Clinton soyadının var olmuştur. Halihazırda devam eden Obama yönetimi ise bunun bir istisnasını oluşturmaktadır. Barack Obama ve beraberindeki Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Dışişleri Bakanı John Kerry üçlüsü bu bakımdan diğer dönemlere göre bir farklılık arz etse de gelecek dönem ya Bush ya da Clinton yine bu üçgen içerisinde olmaya son derece yakın isimlerdir. ABD’de iki parti içerisinde yapılacak olan ön seçimler başlamadan yapılan anketlere bakıldığında şu anki durum Demokratların kanadında Hillary Clinton’un açık ara önde olduğunu göstermektedir. FOX News, CNN / Opinion Research, ABC News / Washington Post ve Quinnipiac gibi önemli kurumların yaptığı anketlerin ortalaması alındığında Clinton, yüzde 59,7 gibi bir oranla en yakınındaki isim yüzde 11,2 ile Demokrat Parti’den adaylığını açıklayan Bağımsız Vermont Senatörü Bernie Sanders.[1] Aynı kurumların Cumhuriyetçi Parti adayları arasındaki yüzdelere bakıldığında daha kıran kırana bir rekabetin yaşandığı görülmektedir. Jeb Bush, yüzde 10,6 oranıyla birinci giderken, onu sadece yarım puan geriden Küba göçmeni bir aileden gelen ve diğer adaylara göre daha genç olmasıyla öne çıkan Florida Senatörü Marco Rubio takip etmektedir. Rubio’nun ardından ise Cumhuriyetçilerin Afro-Amerikan adayı Benjamin Solomon (Ben) Carson gelmektedir.[2] ABD’nin medyatik işadamı Donald Trump’ın ise yarışı arkadan takip ettiği anlaşılmaktadır. ABD’nin en güçlü aileleri arasında gösterilen Trump’ların adayı propaganda sürecinde ABD’de yasal olan siyasi bağışlara değil kendi parasıyla kampanyasını sürdüreceğini ifade etmiştir. Son zamanlarda ise Fox News tarafından yapılan ankette Jeb Bush’un ardından ikinci sıraya geldiği ve önemli bir sıçrama yaptığı görülmektedir. Ne var ki, Trump da büyük serveti nedeniyle ekonomik alanda bir hanedanlığa sahip olduğu belirtilmekte, siyasi noktada olmasa da bu hanedanlık tartışmasına ekonomik bağlamda katılabilir.

 

İlk Değil…

 

ABD’de yaşanan bu durum tarihte ilk değildir. Ülkenin kuruluşundan bu yanda önceki senelerde hatta asırlarda baba ve oğulun başkan olduğu görülmüştür. İki asır önce, ülkenin ikinci ve altıncı başkanı olan John ve John Quincy Adams, benzer bir örneği teşkil etmiştir. Yine ABD’de 2008 ve 2012’de Başkanlık için yarışmış ve 2016’da da yarışacak olan, Mitt Romney, 1968 ABD Başkanlık Seçimlerinde Cumhuriyetçilerin adayı George Romney’nin oğludur. [3] Verdiği “Kürdistan sözü” ile Türkiye’de de bir dönem gündeme gelen Rand Paul’un babası da yine 1988, 2008 ve 2012 yıllarında Beyaz Saray için yarışan adaylardandır. Ne var ki, Adams’ların yönetiminin üzerinden iki yüzyıla yakın bir süre geçmesi ve Romney ile Paul’un geçmiş dönemler başkanlık koltuğuna oturmaması sebebiyle bu adaylar aileleri Bush ve Clinton’a göre daha az tartışılır bir durumdadır. Bunların yanında, ABD’nin yakın tarihine bakıldığında Kennedy ailesi ve Roosevelt’ler ailece siyasetin içerisinde etkin pozisyonlarda olmuşlardır. Brooking Enstitüsü’nden Amerika’nın Siyasi Hanedanlıkları kitabının yazarı Stephen Hess’e göre Kongre’de iki ve daha fazla üyesi hizmet veren yaklaşık 700 aile bulunmaktadır.[4] Legislative Studies Quarterly tarafından 2010 yılında yayınlanan bir çalışmaya göre ise iki asırdır kongre üyelerinin yüzde 9’u kendilerinden bir önceki kongre hizmet edenlerle oldukça yakın ilişkidedir.[5]

 

Clinton mı? Bush mu?

 

Clinton'ın gerek 90'lı yıllarda eşi Bill Clinton'ın seçim kampanyalarında, gerekse 2008 yılında başkanlık için Obama ile girdiği yarışta büyük tecrübelere sahip olduğunu belirtmek gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında Clinton'ın diğer adaylara göre tecrübesi bir hayli fazladır. 2008’de Obama gibi dişli bir rakibi vardı, şu anda karşısında Demokratlar içerisinde Obama kadar flaş bir rakip göze çarpmamaktadır. Öte yandan, Clinton’ın seçilmesi halinde ilk kadın başkan olması kendisini farklı kılan durumların başında gelmektedir.[6] Obama döneminde siyah bir başkanın seçilmesi üzerinde 2008 yılında “farklı başkan” modeli bu sefer kadın kimliği üzerinde H. Clinton üzerinde şekillendirilmesi olasıdır.

 

Jeb Bush’un seçim stratejisi incelendiğinde ise soyadının Clinton’ın aksine kullanılmadığını belirtmek gerekmektedir. Yanında kampanya döneminde aile bireylerine rastlanılmadığı da bir diğer noktadır. Jeb Bush’un kardeşi George Bush zamanında çok tartışmalı Irak işgalinin yaşandığı hesaba katıldığında Orta Doğu’ya ilişkin demeçleri merak edilmektedir. J. Bush, bu konuyla alakalı olarak Obama’nın Irak’ı “terk ettiğini” ve Ramadi’nin IŞİD’in eline geçmesine ortam hazırladığını, kardeşi döneminde IŞİD’in ortaya çıkmadığını ve El Kaide’nin büyük oranda etkisizleştiğini söylemiştir.[7] Cumhuriyetçilerin söylemi geçmiş iki dönemdeki yetersizlikler ve ABD’nin küresel prestijini kaybettiği üzerinden şekillenmektedir.

 

ABD’de Cumhuriyetçilerin özellikle Latin Amerikalı ve Afro Amerikan kesimlerden oy almak için biraz geleneksel Demokrat çizgiden yer yer beslenebileceği bir kampanya dönemi mümkün olabilecektir. bunun karşısında da Demokratların Cumhuriyetçilerden ABD’nin Orta Doğu’da aktif olmamasına atıfla yapılacak ülkenin eski gücünde olmadığı eleştirilerine cevap olarak daha sert bir üsluba kayarak bu bağlamda geleneksel Cumhuriyetçi çizgiye eskiye nazaran daha yakın bir tutum izleyeceğini öngörebiliriz. Bunların yanında ana konularda fikir ayrılıklarının aynı kalacağı net şekilde ortadadır.

 

Gelenek mi? Marka mı?

 

Belli isimlerin neden ön planda olduğuyla alakalı bazı uzmanlar bunun bir ABD geleneği olduğunu ifade etmekte dolayısıyla son dönemde de herhangi bir farklılığın yaşanmadığını belirtmektedir. Ne var ki, dünya ABD’nin kurulduğu iki asır öncesindeki dünya değildir ve yeni kavramların oluşmasında en büyük katkı ABD tarafından yapılmaktadır. Benzer durumların dünyada birçok yerde yaşandığı bilinmektedir; birçok ülkede milletvekilliği düzeyinde akrabalarının kendisinden sonraki dönemlerde benzer mevkilere gelmesi çokça görülmüş; ama bu durumlar küçük rahatsızlıklar doğursa da ABD’deki gibi büyük bir tartışma doğurmamıştır.

 

“Sırlar Ailesi: Bush Hanedanlığı” adlı kitabın yazarı Russ Baker, söz konusu durumu “marka merakının” da etkisi olduğunu belirterek, “Amerikan halkının çoğunluğu, hangi marka çok tanıdıksa onun arkasından gitmeye meraklı”[8] diyerek anlatmaya çalışmıştır. “Bush” ve “Clinton” markası gerçekten de bazı kesimlerde sempati uyandırmasa da birçok kesimde dikkatleri üzerlerine çekme konusunda kendilerine büyük bir avantaj sağlamaktadır.

 

Değerlendirme

 

İlerleyen zamanlarda birçok değişikliğin gebe olduğu aşikar olsa da şu anda Demokratların elindeki en büyük marka “Clinton”dır. Cumhuriyetçilerde ise daha kıran kırana bir yarış devam ettiğinden ötürü “Bush” şanslı, “Trump” ise yabana atılmaması gereken bir aday olarak karşımıza çıkmaktadır.

 

Hem Cumhuriyetçilere hem de Demokratlara bakıldığı ABD’nin özgürlükler ülkesi söyleminin yanında adayların benzer ailelerden geldiği bu durumla bağdaşmadığı izlenimi ortaya çıkmaktadır. ABD’de sistem demokratik olmakta birlikte bu sisteme entegre olmanın zorluğu başkanların değişmesi ama soyadların tekerrür etmesini açıklayan başlıca nedendir. Demokrasi söylemi kendisini tek lider kültü üzerinden oluşturulmadığıyla meşrulaştırmakta ama sistemin elitlerin egemen olduğu bir düzende devam etmektedir. Demokrasi söyleminin bir tarafta Irak ve Afganistan’da sıkça tekrarlanırken öte yandan Arap Baharı sürecinde de yine ifade özgürlüğü söyleminin geliştirilmesinin yanında ABD’nin krallıkla yönetilen Suudi Arabistan ve diğer körfez ülkeleriyle sıkı ilişkilerinin olması, ikili ilişkilerin demokrasiden fazlasıyla alakalı olduğunu dış politikada da göstermektedir. Dolayısıyla, bugüne kadar dış politika üzerinden Amerikan demokrasinin son seçimlerde iç politik düzleme de taşınmıştır.


[1] 2016 Democratic Presidential Nomination, http://www.realclearpolitics.com/epolls/2016/president/us/2016_democratic_presidential_nomination-3824.html, Erişim Tarihi: 20 Haziran 2015.

[2] 2016 Republican Presidential Nomination, http://www.realclearpolitics.com/epolls/2016/president/us/2016_republican_presidential_nomination-3823.html, Erişim Tarihi: 20 Haziran 2015.

[3] America: Land Of The Free, Home Of The Political Dynasty, http://www.independent.co.uk/voices/america-land-of-the-free-home-of-the-political-dynasty-10000622.html, Erişim Tarihi: 21 Haziran 2015.

[4] Death of Edward 'Ted' Kennedy Raises Questions About Political Dynasties, http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/content/article/2009/08/26/AR2009082603664.html, Erişim Tarihi: 23 Haziran 2015.

[5] Are Americans Comfortable With Political Dynasties?, http://www.pbs.org/newshour/rundown/americans-comfortable-political-dynasties/, Erişim Tarihi: 25 Haziran 2015.

[6] ABD Araştırmaları Uzmanı: Clinton'ın İşi Kolay Değil, http://tr.sputniknews.com/columnists/20150414/1014972870.html, Erişim Tarihi: 20 Haziran 2015.

[7] Jeb Bush's new Iraq strategy: Blame Obama, http://www.politico.com/story/2015/05/jeb-bush-iraq-obama-fault-118171.html, Erişim Tarihi: 25 Haziran 2015.

[8] ABD Başkanlık Yarışında 'Siyasi Hanedanlık', http://www.aa.com.tr/tr/rss/540622–abd-baskanlik-yarisinda-siyasi-hanedanlik, Erişim Tarihi: 24 Haziran 2015.