Paranoya, şüphe ve olasılık aralarında nüanslar bulunan; fakat Türkiye'nin şu anki gündemi içinde apayrı durumları betimleyen kelimelerdir. Önceden toplumun büyük bir kısmı tarafından "paranoya" olarak görülen bölünme hadisesinin artık bir adım ilerleyerek "şüphe" duyulacak bir durumu nitelediği aşikardır. Diğer yandan konfederalizm, demokratik özerklik gibi kavramların sıkça tartışılmaya başlanması, Türkiye'nin önüne bir de "olasılık" sözcüğünü çıkartmıştır ki "olasılık", "şüphe"nin bir adım daha ileri gitmiş halidir.

 

Kürtlerin belli isteklerini -hele de bir terör örgütü liderinin bile bulunduğu yerden görüşlerini sıkıntı çekmeden paylaştığı bir ülkede- paylaşması ve bunları tartışmaya açması kadar doğal bir olay yoktur; fakat bu durum “tartışma” olmalıdır. Belirli “olasılık”lar öne sürülerek Türkiye'nin tansiyonu ölçülmek istenmemelidir. İzmir gibi hoşgörüye en fazla atıf yapılan bir ilde BDP konvoyunun taşlandığı hatırlandığında, halkta daha belli önyargıların kırılmadığı kolayca görülür. Böyle bir ortamda radikal isteklere girişilirse bu halktaki önyargıları ve sinir katsayısını artıracaktır. İşte böyle bir durumda "ezber bozalım" derken bıçak sırtında devam eden konsensüs bozulmuş olacaktır.

 

Ayrıca tıpkı tek görüşü benimseyen Türk halkının olmadığının bilindiği gibi tek bir payda altında birleşen bir Kürt halkı olmadığı da kolayca görülebilir. Kapitalizme eklemlenmiş olan "Beyaz Kürtler" bir gece kulubünde kokteyllerini içerken, varoşlardaki Kürtler molotof kokteyllerini kullanmaktadır. İşte Kürtçe eğitimin tartışmaya açıldığı bir ortamda, Kürtçe anadilde eğitimi savunan bu kişiler de çocuklarını Kürt okullarına değil yabancı dilde eğitim yapan özel okullara gönderecektirler.

 

Bölgenin Türkiye'nin geri kalanıyla entegrasyonunu zayıflatacak özerklik “olasılığına” bakıldığı zaman ise görülecektir ki ileride olması tartışılan bir özerklik de "demokratik" değil "feodal" bir özerklik olacaktır. Aklında özerklik olanların, özerkliğini almaya çabaladıkları coğrafyanın üretim ilişkileri ve toplumsal yapısı göz önüne alındığı zaman bölge feodal bir örgütlenmeye meyil edecektir. Şu an çok kötü şartlar altında yaşayan mevsimlik işçilerin statüsü ise serf konumuna yaklaşacaktır.

  

Özerkliğin feodal bir yapıda kendini göstereceği de bugün ülkede ileri demokrasi olduğu şeklinde algılanmamalıdır. Bunun en yakın zamanlardaki kanıtı, dünyaca ünlü dergi Economist'in araştırmasında Türk demokrasisinin “hybrid regime” yani "karma rejim" olarak gösterilerek dünyada 89. sırada olmasıdır. Demokrasinin 'karma'karışık olduğu bir yerde de zaten, tam anlamıyla demokratik bir açılım beklenemezdi. Merak edenler için belirtmek gerekirse; Türkiye'nin son dönemlerde hep kıyaslandığı İspanya, aynı listede 18. ve İrlanda ise 12. sırada yer almaktadır.

 

Son olarak, Türkiye'de "bölme" işlemine dayalı hesaplamalara fazla kafa yoranlara, sadece bölme işlemi olmadığı anlatılmalıdır. Bu kadar kritik bir dönemde “toplama” işlemine da biraz önem atfedildiği takdirde iki halk seçim öncesi yapay gündemlerden arınıp “toparlanır” ve bir araya “toplanır”.