“Sihirli Elbise” isimli 1964 Azerbaycan (SSCB) yapımı çocukların geçmişten geleceğe sihirli bir elbiseyle yolculuğunu anlatan filmde çocuklar sihirli elbiseyi giyip geçmişe Hanlıklar döneminde bir Han’ın sarayına gider ve esir düşer. Elbisenin sihirli sözleri “abra kadabra” gibi Ayravani, Ayravani Çandirika, Kentamani, Kentamani İşvara’dır. Han (Kral) elbiseyi giyince çocuk bu sihirli sözleri söylediğinde Han sevinerek Ayravani sözünü Erivan olarak anlar ve Erivan’a gideceğini zannederek Erivan’a mı gidiyoruz diye sorar. Şimdi bizim ülkemizin hali de bu filme benzemektedir. Sayın cumhurbaşkanımızın o yüzünden hiç eksik olmayan tebessümle Erivan’a gideceği açıklanınca aklımıza bu filmin kareleri geldi.[1]

 

Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin tarihine baktığımız zaman normal diplomatik ilişkilerin kurulması ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesi yolunda adım atan ülkenin hep Türkiye olduğu görülmektedir. Daha Sovyetler Birliği dağılmadan 1988 yılında Ermenistan’a 50 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan Spitak depreminde yardıma koşan ilk ülkelerden birisi Türkiye olmuştur. Ardından SSCB’nin dağılması sonrasında Ermenistan’a karşı herhangi bir ayırım yapmayan ve diğer 14 cumhuriyet ile beraber Ermenistan’ı ilk tanıyan ülkelerin başında Türkiye gelmiştir. Azerbaycan’la yaşadığı savaşa rağmen Ermenistan’a buğday ve elektrik enerjisi yardımı da yine Türkiye’den gelmiştir. Ermenistan ile sınırlar da yine Türkiye tarafından açılmış ve Ermenistan’ın Azerbaycan ile yürüttüğü savaşın bir katliama ve soykırıma dönüşmesi üzerine Türkiye tarafından mecburen sınır kapatılmıştır. Daha sonra Ermenistan’ın Türkiye karşıtı bütün girişimlerine rağmen bu ülkeye karşı Gürcistan üzerinden sınırlar açılmış, hava köprüsünün kurularak uçak seferlerinin yapılmasına izin verilmiş, bazı Türk işadamlarının Ermenistan ile iş yapmalarına ses çıkarılmamış, Ermenistan vatandaşlarını 70 ila 100 bin kadarının Türkiye’de kaçak olarak çalışmasına göz yumulmuş ve başta Türkiye’nin girişimiyle kurulan Karadeniz Ekonomik işbirliği Örgütü olmak üzere (kıyıdaş olmamasına rağmen) önemli organizasyonlara Ermenistan üye yapılmıştır. Bunlarla da yetinilmeyerek Van şehrinde bir Ermeni Kilisesi (Ahtamar) restore ettirilmiş ve Kars Ani Harabelerinde restorasyon işleri başlatılmıştır. Ermenistan’daki bütün Müslüman Türk eserleri yerle bir edilirken Türkiye bu anlamda Ermenistan’a jest üstüne jest yapmış ama Ermenistan’dan Van’daki Kilise açılışına davet edilmesine rağmen üst düzey resmi yetkili gelmemiştir. Ermenistan aynı zamanda Türkiye’nin ev sahibi olduğu uluslar arası toplantılara da diplomatik ilişkilerimiz yok bahanesiyle üst düzey katılım gerçekleştirmemiştir.

 

Türkiye-Ermenistan ilişkilerinde barıştan yana olan ve bu yönde birçok girişimi başlatan ülke de yine Türkiye olmuştur. Türkiye’nin şimdiye kadarki bütün girişimleri [Viyana Türk-Ermeni Platformu-VAT, Ortak Tarihçiler Komisyonu, Türk-Ermeni Barıştırma Komisyonu-TARC] Ermenistan tarafından ya reddedilmiş veya sulandırılarak işlemez hale getirilmiş yada girişimler yarıda terk edilmiştir. Hal böyle iken Türkiye’nin yeniden barış için insiyatif alan taraf olması ve büyük bir riske girmesi son derece yanlış bir dış politika adımı olarak değerlendirilmektedir.

 

Türkiye’nin şimdiye kadar yürüttüğü Ermenistan politikası üç temel esas üzerinden yürütülmekteydi. Ermenistan ile Türkiye arasında üç temel sorun vardır ve bu sorunlarda herhangi bir ilerleme sağlanmadan, en azında bu sorunların çözümüne yönelik Ermeni tarafında bir adım atma isteği görülmeden Ermenistan’a hangi amaçla yapılıyorsa yapılsın bütün ziyaretler Ermenistan’ın bu konulardaki tezlerini güçlendirir. Bu sorunlar aşağıdakilerden ibaretti.

 

Sınırların Karşılıklı Tanınması: Ermenistan yönetimi bir süredir Türkiye’ye karşı toprak talebinde bulunmadıklarını ifade etmekteler. Ermeni yönetimi 1921 anlaşmasını tanıdıklarını ifade etmektedirler. Ancak buna rağmen Türkiye ile sınırların karşılıklı tanındığına yönelik bir nota vermeye de yanaşmamaktadırlar. Ermenistan Anayasa’sının atıfta bulunduğu Bağımsızlık Bildirgesinde Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesi Hala Batı Ermenistan olarak gösterilmekte, Ağrı Dağı Ermenistan devletinin resmi devlet arması olarak kullanılmaktadır.

 

Soykırım İddialarından Vazgeçilmesi: Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı esnasında yapılan bazı yer değiştirme çalışmalarını soykırım olarak kabul etmeleri ve bunu dünyanın çeşitli ülkelerinin parlamentolarından geçirme gayreti içerisine girmeleri iki ülke ilişkilerinin en hassas noktalarından birisini oluşturmaktadır. Son dönemde Ermenistan Yönetimi bir yandan dünyada sözde soykırımı tanıtma çabası içerisine girerken diğer yandan Sarkisyan yönetimi“Soykırımın tanınmasını ile ilişkilerimizin geliştirilmesinde bir önkoşul olarak asla görmüyoruz. Bu yüzden Türkiye ile hiçbir önkoşul olmadan diplomatik ilişki kurmaya hazır olduğumuzu söylüyoruz” demektedir. Ama Ermenistan yönetimi ve diaspora Ermenileri bu iddialarından vazgeçmemektedirler.

 

Dağlık Karabağ’ın İşgaline Son Verilmesi: Ermenistan’ın Dağlık Karabağ sorunundaki ana felsefesi bu sorunun Ermenistan-Türkiye ilişkilerine endekslenmemesi ve bu konunun ayrıca değerlendirmesi şeklinde olmuştur. Hatta önceki Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ın bu konuda açıkça bir teklifi de olmuştur. Koçaryan teklifinde “Türkiye ile Ermenistan ilişkileri üçüncü ülkelerin çıkarlarına bağlı kalmamalıdır” demişti. Şimdi gelinen noktada Türkiye için vazgeçilmez bir konumda olan Azerbaycan’ın çıkarları Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin dışına çekilmektedir. Zira Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığından herhangi bir taviz verme niyeti yoktur. 2 Eylül 2008 tarihinde işgal altındaki Dağlık Karabağ bölgesinin sözde “bağımsızlığının” 17. yıldönümü kutlamalarına katılan Ermenistan Başbakanı Tigran Sarkisyan yaptığı konuşmada Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığından asla taviz vermeyeceklerini belirtmiştir.

 

Ziyaret Öncesi 5 Şart

 

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül beraberinde Dışişleri Ali Babacan olmak kaydıyla 6 Eylül’de Erivan’a maç seyretmeye gideceğini resmen açıklamıştır. Bu açıklama ile beraber basına Gül’ün ziyaret öncesi “olmazsa olmaz” beş şart ileri sürdüğü açıklanmıştır. Bu şartlar;

 

1- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`ün, Türkiye ile Ermenistan arasında yapılacak olan milli karşılaşmaya gitmek istemesinin amacı, barış ve diyalog mesajı vermektir. Bu amaç için gerekli olan zemin Ermenistan tarafından mutlaka hazırlanmalıdır.

 

2- Taşnak Partisi, Cumhurbaşkanı Gül`ün Erivan`a gelmesini istemediğini açıklamıştır. Taşnak Partisi`nin veya başka grupların Cumhurbaşkanı Gül`ün ziyaretini protesto amacıyla yapmak isteyecekleri olası mitingler engellenmelidir.

 

3- Maçın oynanacağı stadyumda barış atmosferi oluşturulmalıdır. Maç sırasında yaşanabilecek olası protestolara karşı gerekli önlemler alınmalıdır. Aksi durumlar, ziyaretin hedefine zarar verir.

 

4- Cumhurbaşkanı Gül`ün Ermenistan`da bulunduğu süre içinde güvenliği en üst düzeyde sağlanmalıdır ve bu konuda tam garanti verilmelidir.

 

5- Güvenlik konusunda Türk tarafının yöntem ve kriterlerine uygun, güvenlik paketi hazırlanmalıdır ve bu paket önceden Türk yetkililere bildirilmelidir. Türk tarafının hiçbir şekilde güvenlik kaygısı kalmamalıdır.

 

Görüldüğü gibi bu şartların hiçbirisinde Türkiye’nin yukarıda şimdiye kadar Ermenistan politikasında vurguladığı (Dağlık Karabağ’ın İşgaline Son Verilmesi, Soykırım İddialarından Vazgeçilmesi, Sınırların Karşılıklı Tanınması) şartların hiçbirisi yoktur. Ön şart listesi tamamıyla Gül’ün kişisel güvenliğine ve Türkiye’nin orada ziyaret sırasınca pamuk ipliğine bağlı kalacak onuruyla ilgilidir. Görüldüğü gibi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül çok büyük bir risk almaktadır. Hem güvenlik gerekçesiyle kişisel risk ve hem de Türkiye’ye karşı yapılacak gösteri v.s. gibi olumsuz tavırlar dolayısıyla onursal risk.

 

Hatırlanacak olursa 24 Nisan 2008 tarihinde Ermenistan’ın Başkenti Erivan’da Serj Sarkisyan’ın da hazır bulunduğu bir toplantıda Türk bayrağına saatlerce hakaret edilmiş ve bütün devlet yetkililerinin gözü önünde gerçekleşen ve televizyonlardan da naklen yayınlanan bu görüntülere müdahale edilmemişti. Benzer tehlikenin şimdi stadyumda da olabileceği ihtimali mevcuttur. Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretinde Erivan’daki Zvartnos Havaalanından doğrudan Ermenistan-Türkiye maçının oynanacağı Hrazdan stadyumuna gidecektir. Bu stadyumda Türkiye’ye ve cumhurbaşkanına karşı yapılabilecek onur kırıcı bir davranış iki ülke ilişkilerini tamiri güç bir duruma da getirebilir. “Kaş yapayım derken göz çıkarma” riski oldukça yüksek bir futbol diplomasisi sergilenmektedir.

 

Erivan’da Devlet Üniversitesinin Uluslararası ilişkiler bölümünde bir konferansa davet edildik. Konferansı vereceğimiz salona gittiğimizde öğrenciler bizi önce protesto etti. Sonra oturup konuşunca bir kısmını ikna etme imkanımız oldu. Ardından bu öğrenciler bizi akşam okul dışında çaya davet ettiler. Konuşunca bir kısmının ikna olma, ihtimali olduğunu da belirtmek gerekir. Ermeni halkı çocukluğundan beri yoğun bir Türk düşmanlığı propagandası altında olduğu için bir kısmının ikna edilme durumu sözkonusu, oturup konuşunca bazı gerçekleri anlatınca ikna olabiliyor, Halkın bir kısmının zaten geçimden başka derdi yok, biz karnımızı doyurma, akşam çocuklarımıza ekmek götürme derdindeyiz diyor. Bir kısım Ermeniler iflah olunmaz derecede Türk düşmanı. Özellikle Taşnaksütyun’a yakın olan bu çevreler için ne yaparsanız yapın Türk düşmanlığından vazgeçmeyeceklerdir.

 

Diğer taraftan Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü, izlemek üzere Erivan'a davet ettiği maça, AKP Grup Başkanlığının aldığı karar gereği, milletvekilleri gitmeme kararı almıştır. Bu karar muhtemelen Türkiye kamuoyunda hoş karşılanmayan bu ziyaretin iç politikada AKP’ye olumsuz etkide bulunmaması amacıyla alınmıştır. Görüldüğü gibi Türkiye’ye zarar verecek geziye gidiliyor, ancak AKP’ye zarar verebileceği endişesiyle milletvekillerinin gitmesi uygun bulunmuyor.

 

Türkiye başından beri sürdürdüğü Ermenistan açılımının bütün aşamalarından Bakü’yü haberdar etmekte ve bu durumun anlayışla karşılanmasını beklemektedir. Bu arada bu ziyaretin Ermenistan ile ilk temas olmadığını, Ermenistan ile hem Türkiye’nin ve hem de Azerbaycan’ın değişik uluslararası platformlarda dolaylı ve "doğrudan" görüşmelerde bulunduğunu da belirtmek gerekir. Ayrıca Azerbaycan ile Ermenistan Sivil toplum Kuruluşları arasında AB fonları ile çeşitli projelerin de yürütüldüğünü belirtmek gerekir. Ancak tüm bunlar Türkiye Cumhurbaşkanının Ermenistan’a gitmesine beraat kazandıramaz.

 

Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu

 

Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu’na katılması planlanan ülkeler içerisinde Rusya genel olarak görüşelim derken Mihail Saakaşvili’yi muhatap olarak almayacaklarını ve Gürcistan’ın şimdiki devlet başkanı ile herhangi bir konuyu müzakere etmeyeceğini belirtmiştir. Bu Rusya’nın bu platforma hayır dediği anlamına gelir. Gürcistan Rusya’nın açıkça Abhazya ve Güney Osetya’dan çekilerek bu ülkeleri tanıma kararını geri çekmeden Rusya ile aynı platformda olmalarının mümkün olmadığını açıklamıştır. Bu Gürcistan’ın bu platformu görüşmeyi dahi kabul etmediği anlamına gelir. Azerbaycan platforma Türkiye’yi reddetmemek adına sıcak baktıklarını ve görüşülmesi gerektiğini açıklasa da aslında kendi toprağını işgal eden Ermenistan ile aynı platformda yeralmak istemediğini hissettirmektedir. Bu durumda Azerbaycan da bu platform içerisinde yer almak istememektedir. Bu durumunda Türkiye’nin önerdiği Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu’na sıcak bakan tek ülke Ermenistan olmuştur. Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan platform önerisini olumlu bir mesaj olarak değerlendirdiklerini açıklamıştır. Nalbandyan ülkesinin daima bölgesel istikrar ve işbirliği konularında diyalogdan yana olduğunu belirtmiş ve Türkiye’nin önerisine sıcak baktıklarını açıklamıştır. Zaten en başından beri bu pakt önerisinin bölgede işlemeyeceğini, Gürcistan ile Rusya ve Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki sorunlara hiçbir katkısı olamayacağını belirtmekte ve bu paktın olsa olsa Türkiye ile Ermenistan’ı “barıştırmak” için bir platform olabileceğini ifade etmekteydik. Nitekim gelişmeler bu konuda haklı olduğumuzu ortaya koymaktadır.

 

Ermenistan’ın PKK Terör Örgütüne Desteği

 

Erivan’a gidenler bilir, Erivan’ın en merkezi caddelerinin birinde PKK terör örgütünün resmi ofisi faaliyet göstermektedir. Biz gittiğimizde gözlerimizle görmüştük bu ofisi. Şimdi Sayın Gül’ün bu ziyareti esnasında PKK’nın bu temsilciliği en azından geçici de olsa (kalıcı kapatılacağına zaten inanmıyoruz) kapatılacak mıdır?

 

Yine Başken Erivan’a giden her yabancı ülke temsilcisi mutlaka Ermeni Soykırım Müzesi ve Anıtına götürülmektedir. Hatta giden yabancı temsilciler, devlet başkanları, başbakanlar bu müzenin hemen yanındaki hatıra ormanına birer ağaç dikmektedirler. Biz gözlerimizle Kırgızistan’ın ve diğer bazı Türk cumhuriyetlerinin resmi yetkililerinin diktiği ağaçları görmüştük… Bu mesele ne olacak? Sayın Gül’e de aynı protokolü uygulamaya kalkışırlarsa ne olacak?

 

Ermenistan cenahında Gül’ün Ermenistan’a maç izlemeye gitmesine farklı kesimler farklı bakmaktadır.

 

Taşnaklar: Türk düşmanlığı konusunda tavizsiz bir konumda olan Taşnaklar Gül’ün Erivan ziyaretine karşı çıkmaktadırlar. Bu kesimlerin Gül’ün ziyareti esnasında protesto eylemleri yapacağı tahmin edilmektedir.

 

Hükümet: Davet Devlet Başkanından geldiği için hükümette ciddi bir çatlak bulunmamaktadır.

 

Diaspora: Türkiye ile ilişkilerde Ermenistan’da yaşayan halktan daha katı tutum sergileyen ve hatta Türk düşmanlığı konusunda Taşnaklarla yarışabilecek durumda olan Diaspora Ermenileri kararsız durumdadır ve hatta farklı duruşlar sergilemektedirler.

 

Halk Kesimleri: Ermenistan’da yaşayan halkın önemli bir kısmının ziyarete olumlu baktığı ve bu ziyaret sonrasında sınır kapılarının açılarak ticarete imkan verileceği şeklinde duruş sergilemektedirler.

 

ABD: ABD’nin bu ziyarete sıcak baktığı ve hatta teşvik ettiği söylenebilir. Amerika başından beri Türkiye’ye baskı yapmakta ve iki ülke ilişkilerinin düzelmesi için Türkiye’nin adım atmasını istemekteydi. ABD’nin bölge politikalarında Ermenistan’ı kazanmak anlayışı hakimdir. Bu sebeple Ermenistan’ın ABD’nin müttefiki Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkilerinin düzeltilmesi için çaba harcanmaktadır. Diğer taraftan ABD’nin dış politikada zaman zaman ülkedeki Ermeni diasporasını Türkiye’ye karşı bir baskı unsuru ve dış politika aracı olarak kullandığını unutmamak gerekir.

 

Cumhurbaşkanı Gül’ün Başkan Bush ile 2 Eylül’de telefon diplomasisi yapmaları ve görüşmenin ana konusunu da Gül’ün muhtemel Erivan ziyaretinin oluşturması ABD’nin bizzat bu ziyaretin organizatörleri arasında olduğunu göstermektedir.

 

AB: AB’nin de ABD’ye Paralel Bir Politika Güttüğü Söylenebilir

 

Rusya: Rusya Kafkas İstikrar Platformu önerisinde Türkiye ile Ermenistan arasında arabuluculuk yapmaktadır. Gürcistan savaşı sonrası Ermenistan’ın ikmal yollarının azalmasıyla Rusya’nın kısmı destek verdiği Türkiye açılımı için Ermenistan Rusya’yı sürekli bilgilendirmektedir. 6 Eylül öncesi Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev Soçi’deki yazlık sarayında Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisya’ı kabul etmiştir. Görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra bölgesel meseleler de görüşülmüştür. Ancak burada basına açıklanmasa da Türkiye ile ilişkiler konusunun özel bir başlık altında görüşüldüğü düşünülmektedir.

 

Lavrov’un İstanbul ziyareti esnasında basına açıklanmasa da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Erivan maç ziyaretinin de gündeme geldiği düşünülmektedir. Bizi böyle düşünmeye iten iki sebep bulunmaktadır. Birincisi Kafkasya İşbirliği ve İstikrar Platformu için Ermenistan ile görüşmeler Rusya üzerinden yürütülmektedir. Bu sebeple de Lavrov’un ziyareti sırasında Kafkasya İşbirliği ve İstikrar Platformu görüşülürken Ermenistan ile yürütülen görüşmeler de masaya yatırılmıştır.

 

İkincisi ise Ortak Güvenlik Örgütü üyesi olması sebebiyle Ermenistan dış sınırları Rusya tarafından korunmaktadır. Erivan’a uçakla indiğinizde havaalanında pasaportunuz kontrol eden memurları bile Rustur. Hal böyle iken Gül’ün Erivan ziyaretinde güvenliğinin sağlanması için Erivan yönetimi kadar Rus yönetimi ile de görüşüldüğünü düşünmekteyiz. Ancak kamuoyundaki hassasiyetler sebebiyle bu durum dışişleri bakanlıklarınca açıklanmamıştır.

 

Azerbaycan: Azerbaycan bu ziyaretten büyük bir endişe duymaktadır. Bu ziyaret en az Ermenistan kadar Azerbaycan’da da takip edilmekte ve tartışılmaktadır. Bu ziyaret ile Azerbaycan güvenilir müttefiki Türkiye’yi kaybedebileceği endişesini taşımaktadır.

 

Türk Halkı: Türk halkının önemli bir kısmı, özellikle de Ermenistan’a sınır olan Iğdır halkı Gül’ün bu ziyaretine olumsuz bakmaktadır.

 

Muhalefet: Muhalefet partileri MHP ve CHP yaptıkları açıklamalarda Cumhurbaşkanı Gül’ün Ermenistan ziyaretini tasvip etmedikleri görülmüştür.

 

Türkiye Ermenileri: Türkiye Ermenileri genel olarak Türkiye ile Ermenistan arasında diyalog yollarının açılması, Türkiye’nin Ermenistan ile diplomatik ilişkilerinin kurulması ve Türk-Ermeni ilişkilerinde Azerbaycan’ın rolünün zayıflamasını istemektedirler. Bu sebeple de Türkiye Ermenileri Ankara’nın Erivan’a yönelik attığı her adımı destekledikleri ifade edilebilir.

 

Ermenistan Bu Ziyaret İle Neleri Kazanacak?

 

Her şeyden önce Serj Sarkisyan iktidarı iç politikada iktidar mücadelesi sürdürdüğü Türkiye ve Azerbaycan ile ilişkileri normalleştirmeyi savunan Ermenistan’ın en büyük ikinci siyasi gücü olan eski Devlet Başkanı Levon Ter Petrosyan karşısında önemli bir avantaj sağlayacak ve Petrosyan’ın en büyük argümanı elinden alınacaktır.

 

Azerbaycan ve Dağlık Karabağ sorununda Türkiye tarafsızlaştırılmaya çalışılacak, Ermenistan-Türkiye ilişkilerinde Karabağ sorunu ön şart olmaktan çıkarılacak ve Azerbaycan ile Türkiye’nin arasına “kara kediler” sokabilecek. 

 

Azerbaycan, istikrarsız Gürcistan ve Türkiye arasında sıkışan Ermenistan bu ziyaretle ekonomik ambargodan kurtulacak, Karadeniz ve Akdeniz’e açılabilecektir. 

Ankara’nın Dağlık Karabağ sorununun çözümüne celbedilmesi askeri olarak giderek güçlenen Azerbaycan’ın Karabağ sorununun çözümünde askeri usullere el atmasını engelleyecektir. AGİT Minsk Gurubu’nun 15 yıldır netice vermeyen girişimleri yerine bundan sonra Ankara’nın katılımıyla yeni ve uzun bir süreç başlayacaktır. 

 

Türkiye’nin ziyareti ile Ermenistan Türkiye ve Azerbaycan’a karşı uyguladığı politikalarda haklı olduğunu yönelik bir tutuma girebilecek ve bu ziyareti o şekilde yorumlayacaktır.

 

Ermenistan’a yapılan bu ziyaretin Ermenistan açısından kazançlarını daha da çoğaltabiliriz. Türkiye ve Azerbaycan’ın bu ziyaretle kaybedecekleri ise çok net bir şekilde bellidir. Bunları sırlamak için ne stratejist olmaya ve ne de devlet adamı, diplomat olmaya gerek yoktur. Sıradan halk bile bunların neler olduğunu bilmektedir. Anlaşılan bir tek Erivan’a gidenler bilmiyor…

 

[1] Bu filmi seyretmek isteyenler için link http://video.google.com/videoplay?docid=-1567320538999957830