2008 yılının son çeyreğinde patlak veren küresel ekonomik kriz tüm dünyayı tesiri altına almış ve birçok ülkede çok vahim tablolar ortaya çıkmıştır. Bunların en başında ve en çok etkilenen Avrupa Birliği (AB) ve de Avro Bölgesi üyesi Yunanistan’dır. Dış etkenlerin önemli olmasıyla birlikte ülkenin kendi iç dinamikleri krizi tetiklemekte ve bu yıkımda daha büyük rol oynamıştır. Vahamet önce mali kriz olarak başlamış ancak bir türlü düzeltilemeyen iktisadi olumsuzlukların etkisiyle borç krizine dönüşmüştür. En başlıca sebeplerinden biri de yüksek düzeyde kamu harcamaları olmuştur. Hal böyle olunca iç ve dış borçlanması da ciddi oranda artmıştır. Borçlanma 2008’deki dünya ekonomik buhranının da tetiklenmesiyle önce sermaye krizi, sonra da kamu maliyesi krizi ortaya net bir şekilde çıkmıştır. Yunanistan borçlarını ödeyemez hale gelmiş ve ülkenin ekonomik, siyasi ve sosyal hayatı etkilenmiştir.

 

İlaveten siyasi istikrarsızlık ve izlenen yanlış ekonomi politikaları ülkeyi iflasın eşiğine getirmiştir, özellikle de Y. Papandreu’lu Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK) ve A.Samaras’lı Yeni Demokrasi (ND) iktidarları… Bu vahim durumdan çıkışı ise yine dışa daha da borçlanarak yardımlardan ve kredilerden beklemiştir. Kurtarıcı Avrupa Birliği (AB), Avrupa Merkez Bankası (AMB) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) oluşan “Troyka” olarak görülmüştür.  Fakat “Troyka”, ülkeyi kalkındırmaktan ve durumu iyileştirmekten ziyade daha da borçlandırarak sonunu açık bir şekilde erteleyerek hazırlamaktadır. Görünen o ki Yunanistan’ın elindeki en iyi seçenek “Grexit”- Yunanistan’ın Avro Bölgesinden çıkışı.

 

“Troykanın”, PASOK ve Yeni Demokrasi Hükümetlerinin İzledikleri Yanlışlıklar ve Değişim

 

“Troykanın” 2011 ve 2013 yılındaki birinci ve ikinci kurtarma paketleri adındaki kredileri ağır şartlar altında sağlamış ve Ekonomik Uyum Programı adındaki reçetelerini bunlara bağlı olan kemer sıkma politikalarını belirlemiştir. Kemer sıkma önlemleri adındaki müdahaleler ekonomiyi ve borcu azaltmak bir yana ülkeyi iyice uçurumun kenarına itmiştir. Binlerce iş yeri kapanmış, yüz binler işsiz kalmıştır. İşsizlik yüzde 25’i geçmiştir (bunlardan yüzde 60’ı gençler). Birçok vatandaş da, özellikle eğitimli olanlar, çareyi ülkeyi terk etmekte bulmuştur. Sonuç olarak “Troykanın” izlediği yanlış politikalardan dolayı halk umutsuzluğa sürüklenmiş ve çeşitli gösterilerde bulunmuş ve ülke 25 Ocak 2015’te yine yeniden seçime gitmiştir. Seçim vaatlerinde “Troykanın” ve uluslararası aktörlerin sağladıkları kurtarma paketlerinden dolayı dayattıkları kemer sıkma politikalarına son vereceğini ve de AB ve IMF'yle kredi koşullarını yeniden müzakereye açacağını vaat eden A. Tsipras’ın Radikal Sol Koalisyonu (SYRIZA) halkın büyük çoğunluğunun sempatisi kazanmış ve desteğini alarak birinci olmuştur. Netice sonucunda da Bağımsız Yunanlar (ANEL) ile birlikte hükümeti kurmuştur. [1]

 

SYRIZA ve Lideri “Umut Taciri” Alexis Tsipras Yönetimindeki Yarım Yıllık Serüven

 

Şüphesiz SYRIZA’nın iktidara gelmesiyle birlikte Yunan vatandaşlarının büyük bir kısmının umutları yeniden yeşermiştir. Dünya gözünü bir anda Yunanistan’a çevirivermiştir. Eğer Tsipras seçim kampanyasında verdiği: “NATO’dan gerekirse AB’den de ayrılabilecekleri, ‘Troykaya’ boğun eğmeyecekleri gibi sözleri tutacak mı? Tutabilecek mi? Eğer bunlar olursa ne olur? Yunanistan’ın Avro Bölgesinden olası çıkışı ‘domino etkisi’ yaratacak mı? Avro’nun (€) sonu mu geliyor?”,  gibi sorular hep cevap bekliyor ve merak uyandırıyordu. Yaklaşık yedi aylık bir süredir bayağı renkli ve alışılmışın dışında siyaset oyunlarıyla meşguldü gündem. İlk önce kalkınması gereken bir ekonomi ve çözülmesi gereken bir borç konusu ile alakalı hayati önem arz eden sorunlar masaya yatırılmıştır. Gerek Avro Bölgesinden, Almanya ve Fransa ve de Avrupa dışından, Rusya, Çin ve BRICS gibi birçok uluslararası aktör bu süreçte rol almıştır.  En göze batan ise renkli kişiliğe sahip olan aynı zamanda da ekonomi profesörü olan eski Maliye Bakanı Y. Varoufakis ve onun ülke ekonomisinin nasıl kalkınacağı yönündeki teklifi ve planları olmuştur. [2] [3] [4] Bu tasavvurlar AB liderleri, özellikle de Alman Şansölyesi Merkel’in ve mali konularda fikirlerini çok önemsediği Alman Maliye Bakanı W.Schäuble’in hiç hoşlarına gitmemiştir. Hatta olası “Grexit’e” bile hazırlanmaya başladıklarını ifade etmişlerdir. SYRIZA iktidarın da üçüncü yardım paketi de ele alınmıştır.

 

Konuyla alakalı da Yunanistan’da 5 Temmuz’da AB liderleri ile müzakereleri başlamadan referandum yapılmıştır. Çıkan sonuçlar sürpriz değildir. Halkın yüzde 61,2’si “Troyka” dayatmalarına “Hayır” demiştir. [5]  Bu da Tsipras’ın masada elini güçlendireceği anlamına gelmektedir. Varoufakis “Troykanın” ülkeyi bu yaklaşım ve isteklerle bataklıktan kurtaramayacağını ve Başbakan Tsipras’ın AB liderleri ile görüşmelerinin önünü açmak için istifa ettiğini açıklamıştır. [6] [7] 12 Temmuz Pazar günü öğleden sonra başlayan ve bütün gece devam edip 17 saat süren görüşmeler sonucunda Yunanistan ve AB liderleri arasında ile anlaşma sağlanmıştır. [8] Fakat üçüncü kurtarma paketi için bazı ağır şartlar ve reformlar önkoşul olup ve sadece borca yöneliktir. [9] Netice olarak oyun sert oynansa da sürekli yeni çözüm alternatifleri aranmış ve ustaca manevralar ve blöfler denenmiş ve nihayetinde tavizler verilmiş, istenen reformlar yapılmış ve anlaşmaya varılmıştır.

 

Lakin bu Yunanistan’da birçok kişi tarafından iyi karşılanmamıştır. Hatta SIRYZA içinde bile çatırdamalar ortay çıkmıştır. Halk yine galeyana gelmiş ve protestolara başlamıştır. Tüm bu gelişmeler sonucunda Başbakan Tsipras çok zor şartlarda verdikleri müzakere mücadelesi için vicdanının rahat olduğunu ve ellerinden geleni yaptıklarını, 25 Ocak'ta haktan aldıkları görev süresinin dolduğunu söylemiştir. Hem partisini konsolide etmek hem de tekrar halkın güvenoyunu almak için 20 Ağustos 2015’te istifasını Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopoulos’a istifasını sunmuştur. Muhtemelen Eylül ayında yeni seçim kararı çıkacaktır. Geçici hükümete ise kanunlara göre Yargıtay Başkanı Vasiliki Thanu'nun başbakanlık etmesi beklenmektedir. [10]

 

Sonuç Olarak “Grexit” Yunanistan’ In Elindeki Hala En İyi Seçenek

 

Şüphesiz Tsipras samimidir ve Yunanlıların halini iyi bilmektedir. SYRIZA Yunanistan halkını ezdirmemeye çalışmaktadır. Birtakım şeyleri değiştirmeye uğraşmıştır. Ancak sonuçta yine Avrupa’nın tartışılmaz hegemon lideri Almanya’nın belirlediği ve uygulanmasını istediği olmuştur. Merkel ve Schäuble sert oyunun galibi olmuşlar ve Yunanistan’ın egemenliği tartışılır olmuştur. Gerçek olan şu ki Varoufakis’ in önerileri daha akılcı ve gerçekçidir. Bu insafsız ve katı şartlar altında iktisadi büyümenin gerçekleşemeyeceği apaçık ortadadır. Borç alıp borç kapatarak uzun vadede daha fazla borçlanmış olunacaktır. Büyümeye yönelik mali politikalar ve çözümler izlenmesi gerekmektedir. Keza buna Krugman gibi birçok önlü iktisatçı da katılmaktadır. Peki, Yunanistan’ın Avro Bölgesinden çıkışı – “Grexit” ne tür faydalar sağlayabilir ve bu durumda iktisadi büyüme nasıl sağlanır? Bu seçenek aslında yönetilmesi gereken çok zor süreç ve iyi tasarlanıp doğru mali ve iktisadi politikalar izlenmekle mümkün kılınabilir.

 

Yunanistan’ın hizmete dayalı ekonomisi vardır. Turizm ve liman işletmeleri dışında ciddi gelir kaynağı teşkil edecek mevcudiyette sektörü yoktur. Yatırım çekmesi şarttır. Zira Çin’in Yunanistan limanlarına yönelik iştahı ve ilgisi vardır. AB üyesi olan bir ülkede Çin’in liman işletmesi ciddi pazar ve piyasa getirisi imkanı demektir. Bir başka yatırımcı da Rusya olabilir. Putin Tsipras ile görüşmelerinde, her ne kadar Avrupa’ya karşı bir Yunanistan’ı koz olarak kullanma niyetinde olsa da, enerji dağılımında kilit rol oynayabileceğinin altını çizmektedir, örneğin ” Türk Akımı”. İlaveten turizm konusunda da Ruslar ciddi katkılarda bulunabilir. Türkiye, ABD, İngiltere gibi daha birçok ülke çeşitli sektörlerde yatırım yapabilir. Tüm bu yatırımları çekmek için de Avro Bölgesinin boyunduruğundan kurtulup ulusal para birimi Drahmiye geri dönmesi gerekmektedir.

 

Ülkenin Drahmiye dönmesi kısa vadede sıkıntı yaratacaktır. Ancak kendi ulusal parasını devalüe edip bazı sektörlerden önem vererek ihracatı da büyütebilir, fiyat uygun olacağı için fazlaca turist çekebilir. Böylece ihtiyacı olan dövizi elde edip borcunu da istediği ve kendine uygun olduğu zaman ödeyebilir, Arjantin örneğinde olduğu gibi. Devalüasyon paranın alım gücünü düşürse de uzun vadede bu avantaja dönüşebilir. Bu olumsuz durumu asgari düzeyde tutabilmek için sermaye iyi kontrol edilmelidir. Bu politikanın nasıl yapılması gerektiği konusunda Nobel ödüllü ünlü iktisatçı Paul Krugman’ın aynı yöntemi uygulayan ve sonrasında takdire şayan dirilme sağlayan İzlanda’yı örnek vermektedir. Aynı durumda olan ülkelere benzer bir politika izlemelerini de tavsiyede bulunmaktadır. Krugman, izlenecek kuralları şöyle sıralıyor:” hasta bankaların batmasına izin verin, kendi para biriminiz varsa onu devalüe edin, sermaye kontrolleri getirin ve dış borçları geri ödemekten kaçının.” [11]

 

Değerlendirme

 

Kemer sıkma önlemleri ve "Troyka" tarafından belirlenen müdahaleler Yunanistan’ın borç ve ekonomik toparlanmanın yanı sıra istikrarı açısından yeterli değildir. Aksine toplumu da olumsuz etkilemektedir. Kaldı ki AB “patronları” kalkınmayı teşvik edecek yapıcı bir politika da önermemektedirler. Sadece belirledikleri kısıtlamalar ve koydukları kurallar vardır. Örnek vermek gerekirse: ”sen git turizm ile uğraş, tarımla uğraş, vs.” diye dayatabilmektedirler. Sanayiye gelince ise, başta Almanya ve Fransa:” ben sanayi ürünlerini üretir size satarım” diyebilmekte ve bu yönde politikalar izlemektedirler.  Bu ikiyüzlülüktür ve AB kuruluş felsefesine aykırıdır. Yunanistan’ın da şüphesiz bulunduğu bu halde masum yanı yoktur, ancak Avrupalı liderlerin hesapları George Friedman’ ın da savunduğu gibi yanlıştır. [12] Hal böyle olunca da büyüme gerçekleşmiyor, gerçekleşemez de. Borç da ödenemez. Zira bu imkansızdır. Her şeyi bir tarafa atmalı, yanlışlardan ders çıkartmalıdır. Ünlü tarihçi Thomas Piketty’nin de konuyla alakalı dediği gibi temiz bir sayfa açılması gerekmektedir. [13]

 

Özetle Yunanistan kısa bir süreliğine nefes almış gibi gözükse de ilerde çok daha bedbaht durumla karşılaşacaktır. Erken seçim kararı da olsa bu mevcut durumda ve bu şartlara göre çözüm ne yazık ki üretilemeyecektir.

 

KAYNAKÇA:

[1]       Kamuran M.RAMİS, "Yunanistan’da Değişim, Umut ve Endişe İçeren Tarihi Seçim,"

http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1221-yunanistan-da-degisim-umut-ve-endise-iceren-tarihi-secim, (25 Ocak 2015).

[2]       Yanis VAROUFAKIS, “Greece's Proposals to End the Crisis: My intervention at today's Eurogroup.” http://yanisvaroufakis.eu/2015/06/18/greeces-proposals-to-end-the-crisis-my-intervention-at-todays-eurogroup/, (18 Haziran 2015).

[3]       Yanis Varoufakıs, “Endıng The Greek Crısıs: Structural Reforms, Investment-led Growth & Debt Management”, https://varoufakis.files.wordpress.com/2015/08/ending-the-greek-crisis-11-june-2015.pdf, (11 Haziran 2015).

[4]       Yanis Varoufakıs, “A Policy Framework for Greece’s Fiscal Consolidation, Recovery, and Growth”,

https://varoufakis.files.wordpress.com/2015/08/policy-framework-for-greeces-fiscal-consolidation-recovery-and-growth.pdf, (11 Mayıs 2015).

[5]       Ian Traynor, John Hooper and Helena Smith, “Greek referendum no vote signals huge challenge to eurozone leaders.”,

http://www.theguardian.com/business/2015/jul/05/greek-referendum-no-vote-signals-huge-challenge-to-eurozone-leaders, (5 Haziran 2015)

[6]       Yanis Varoufakis, “Minister No More!” http://yanisvaroufakis.eu/2015/07/06/minister-no-more/ , (6 Temmuz 2015)

[7]       Stelios Bouras & Nektaria Stamoulı, “Greek Finance Minister Yanis Varoufakis Resigns After Referendum”,

http://www.wsj.com/articles/greek-finance-minister-yanis-varoufakis-resigns-after-referendum-1436162284, (6 Temmuz 2015).

[8]       HaberAnaliz.com, “Yunanistan’la Anlaşma Sağlandı”,

http://www.haberanaliz.com/dunya/yunanistanla-anlasma-saglandi-h1573.html, (13 Temmuz 2015).

[9]       Consilium.europa.eu,“EuroSummit,12.07.2015–Consilium, http://www.consilium.europa.eu/en/meetings/european-council/2015/07/12/, (12 Temmuz 2015).

[10]     Ekathimerini.com, “Tsipras resigns, paving way for snap elections”,

http://www.ekathimerini.com/200770/article/ekathimerini/news/tsipras-resigns-paving-way-for-snap-elections, (20 Ağustos 2015).

[11]     Guido Mingels, “Out of the Abyss: Looking for Lessons in Iceland's Recovery” – SPIEGEL ONLINE, http://www.spiegel.de/international/europe/financial-recovery-of-iceland-a-case-worth-studying-a-942387.html, (10 Ocak 2014).

[12] George Friedman. "The Greek Voteand the EU Miscalculation" – Stratfor, https://www.stratfor.com/weekly/greek-vote-and-eu-miscalculation?utm_source=freelist-f&utm_medium=email&utm_term=Gweekly&utm_campaign=20150707&utm_content=readmoretext&mc_cid=fe84a80645&mc_eid=3498309b68, (7 Temmuz 2015).

[13]     Georg Blume, inreview mit Thomas Piketty: "Deutschland hat nie bezahlt". ZEIT ONLINE, http://www.zeit.de/2015/26/thomas-piketty-schulden-griechenland/komplettansicht, (27 Haziran 2015).