Afrika’nın petrol kaynaklarına sahip ülkelerinden Gabon’da bazı askeri yetkililer darbe girişiminde bulundu. Ancak daha sonra hükümet darbecilerin yakalandığını ve durumun kontrol altına alındığını duyurdu. Gabon Hükümet Sözcüsü ve İletişim Bakanı Guy-Bertran Mapangou, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Ulusal Radyo’yu işgal ederek bildiri okuyan isyancı askerlerin Gabon Ulusal Jandarma Müdahale Birimi (GIGN) tarafından yakalandığını belirtti.

 

Bongo, Suudi Arabistan’da düzenlenen “Geleceğe Yatırım Girişimi Konferansı”na katılmak için Riyad’a gittiği 24 Ekim’de rahatsızlanarak hastaneye kaldırılmıştı. Felç geçirdiği, hastanedeki operasyon sonrası suni komaya sokulduğu ortaya çıkan Bongo, Fas Kralı 6. Muhammed’in davetini kabul ederek tedavisinin devamı ve rehabilitasyon süreci için 29 Kasım’da Fas’ın başkenti Rabat’a gitmişti.

 

Gabon’da yaşanan darbe girişimine giden yolun iç ve dış dinamiklerini Dr. Öğretim Üyesi Volkan İpek, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Geçtiğimiz hafta Gabon’da bir darbe girişim yaşandı. Darbeyi konuşmadan önce biraz ülkeyi tanıtır mısınız?

 

Gabon Orta ve Batı Afrika arasında yer alan, 2 milyon nüfuslu bir ülke. Kuzeyinde Ekvatoral Gine, güneyinde ise Kongo Cumhuriyeti var. Kongo Demokratik Cumhuriyeti değil ama, iki tane Kongo adında ülke var biliyorsunuz, karıştırmamak gerek. Fransa’dan 1960 yılında bağımsız oldu, Leon Mba’nın 6 yıllık cumhurbaşkanlığından sonra 42 yıllık bir Omar Bongo dönemi geliyor. 2009 yılından beri de ülkeyi oğlu Ali Bongo yönetiyor. Gabon’un Fransa ile oldukça sıkı ilişkileri var. 1964 yılında ilk Cumhurbaşkanı Leon Mba’ya yapılan darbe girişimini General de Gaulle önlemişti. Gabon şu anda da Françafrique dediğimiz “Fransa’nın arka bahçesi Sahra altı Afrika” bölgesinin en kilit ülkesi. Bunu da Fildişi Sahili’nin elinden almayı iyi becerdi Omar Bongo. Düşünün ki Fildişi Sahili’nin o dönemki Cumhurbaşkanı Felix Houphouet Boigny “Benim Afrika’daki fakirlerle işim yok, ben zengin Fransızlarla çalışırım” demiş biri. Omar Bongo işte böyle bir unvanı Fildişi Sahili’nin elinden alabilmiş, Fransa’nın Afrika’daki bir numaralı gözdesi olmayı başarabilmiş. Gabon Sahraltı Afrika’nın en gelişmiş ekonomilerinden sayılıyor. Orta Afrika’nın küçük Arap Emirliği olarak da biliniyor. Ülkede çıkan petrol bu gelişmişlikte büyük pay sahibi ancak 2017’ye kadar gayri safi milli hasılanın yüzde 45’ini oluştururken bu oran 2017’de yüzde 27’ye inince biraz sorun yaşadılar. 2015 yılında ağır bir ekonomik kriz geçirdiler. Buna rağmen hala dünyadaki en büyük ikinci manganez üreticisi konumundalar. Manganez üretimi bu ekonomik krizden pek etkilenmedi. O yıl Ali Bongo babasından kalan mirası halka dağıtacağını duyurmuştu, bir kısmını da dağıttı. Ülkedeki toprakların yüzde 80’i orman ve buna bağlı olarak Omar Bongo toplamda 13 tane milli park açarak ülkede eko turizmi başlatan isim. Gabon Türkiye açısından da önemli, önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Gabon’a gerçekleştirdiği resmi ziyarette sahile inip bir balıkçıyla sohbet etmişti. Bu Türkiye’den Afrika’ya yapılan resmi gezilerde fazla yer almayan bir ayrıntıydı. Gezilerde genelde protokol arabasından inilip protokol binasına geçiliyor, sonra protokol yemeği yenilip protokol basın toplantısı düzenleniyor. Gabon ziyareti bu çizgide değildi.

 

Gabon’da tam olarak neler oldu?

 

31 Aralık 2016’da yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Ali Bongo’nun beynine 24 Ekim 2018 tarihinde bir pıhtı gitti ve acil olarak hastaneye kaldırıldı. Daha ileri düzeyde bir tedavi olmak için Fas’a götürülen Ali Bongo görülürden öyle çok kayboldu ve öyle sessiz kaldı ki geçtiğimiz hafta başında Kelly Ondo Obiang adlı teğmen kendini Halkın Muhafızları adlı grubunun lideri ilan edip milli radyo istasyonunu ele geçirerek Şeref Operasyonu içinde yönetime el koyduğunu duyurdu. Gerekçe olarak da Ali Bongo’nun artık fiziksel ve mental olarak sağlıklı olmadığını, bundan sonra da bu zayıf fiziksel ve mental durumla Gabon’un çıkarlarını koruyamayacağını gösterdi. Ancak tabii bunun arkasında bilinmesi gereken başka şeyler de var. Obiang 2016’da seçimi az farkla kaybeden Jean Ping’e oldukça yakın olarak biliniyor. Afrika’da bir ülke düşünün ki seçimi yeni kazanan cumhurbaşkanı ciddi şekilde hasta, son seçimi kaybeden adam her sabah spor yapıp soğuk suyla duş alıyor ve organik siyah bal içiyor (Afrika’da siyah bal sıvı olarak tüketilir), üstüne bir de orduda yükselmek isteyen hırslı bir teğmen var. Ek olarak bu teğmen seçimi kaybeden adayın yakın dostu olsun. Bunun sonu tabii ki darbedir, en azından darbe girişimidir. İşte Gabon’da da tam olarak bu oldu. Obiang darbe yapmaya çalıştı, ancak başaramadı. Şimdi Obiang’ın başına nelerin geleceğini düşünmek bile insanı ürpertiyor. Tavuk eti çok seviyorsunuz diyelim, tavuk geliyor, fırınınızı bozmaya çalışıyor, sonra siz onu yakalıyorsunuz. Ne yaparsınız?

 

Afrika’daki darbelerin röntgeninde ne var peki? Afrika ülkelerinde neden bu kadar çok darbe yapılmak isteniyor?

 

Çünkü Afrika ülkelerindeki askerler sadece ülkeyi dış tehditlere karşı koruyan kişiler değil, aynı zamanda siyasetin de parçaları. Birçok Afrika ülkesinde de bağımsızlık savaşını gerçekleştiren kurumdur ordu, dolayısıyla bağımsızlık savaşından sonra sivilleşip cumhurbaşkanı olan isimler aslında asker kökenlidir ve bağımsızlık savaşından çok iyi tanıdığı, bildiği kişileri de ya orduda yükseltir ve kendi çevresinde barındırır, ya da o kişilere yeni ve düzenli bir ordu kurma görevini verir. İşin sonunda da Afrika siyaseti dediğimiz paradigma içinde doğal bir maddedir asker. Biz darbeleri sivil yönetimlerin işleyişine müdahale eden ordular olarak tanımlıyoruz kısaca ama Afrika’da bu denklem öyle çalışmıyor. Sivil ve asker ülkeyi birlikte yönetiyor. En küçük bir siyasi sorunu sadece siviller değil askerler de tartışıyor. 1990’lı yıllardan önce bu daha belirgindi ama Avrupa Birliği ile ilişkileri Amerika ile ilişkiler daha fazla ekonomik destek adına gelişmeye başlayınca biraz daha kısıtlandı. Avrupa Birliği ve Amerika askerin bu konumuna hiç hoşgörü göstermedi ekonomik yardım yaparken ama bir şey fark etmedi. Biliyoruz ki, ülkelere gönderilen yardımların en az yüzde 70’i doğrudan orduya gitti. Afrika’da tam bağımsızlık 1955 yılında Gana’yla başladı, 1955 yılından 2016 yılına kadar toplam 308 darbe olmuş. Bunların 90 tanesi başarılı, 128 tanesi başarısız, 37 tanesi sadece cumhurbaşkanına pusu kurarak gerçekleşmiş, 52 tanesi de darbe niteliği taşımış ya da darbe diye iddia edilmiş. En çok darbe Sudan’da gerçekleşmiş, toplam 25 darbe girişimi olmuş. Ruanda ve Güney Afrika’da hiç darbe girişimi olmamış, Gabon’da ise bu sayı geçen haftaya kadar sadece 1. 1963 yılında 34 bağımsız ülkenin sadece 7 tanesinde asker sayısı 10.000 ve üzerinde. 10 tanesinde ise asker sayısı 1000’den az. 1967 yılında tüm kıtanın savunma harcamaları 800 milyon dolarken sadece Amerika’nın savunma harcamaları 50 milyar dolar. Togo’daki 1963 darbesini işsiz askerlerle emekli askerler gerçekleştirmiş. 1979’daki Orta Afrika Cumhuriyeti darbesinde de başrolde bir sivil var, eski Başbakan Dacko. 2014 yılında Burkina Faso’da bir girişim oldu, bunu da askerler değil polisler düzenledi. Aynı ülkedeki 1979 darbesinde askerler vardı ama kendilerini darbeden sonra ahlak polisi olarak ilan ettiler. Mini etek giyen kadınlara ceza kesiyorlardı yolda.

 

Gabon’daki darbenin geçmişteki darbelerle nasıl bir ilişkisi var? Yapı ve işleyiş yönünden farkları var mı?

 

Aslında her darbe girişimi birbirinden bağımsız incelenmeli. Darbe girişimleri siyaset biliminin en önemli ve ateşli konularından sayılıyor. Biliyorsunuz, Türkiye de darbeler konusunda çok şey yaşamış bir ülke, üstelik Türkiye’de darbeler kategorik olarak çeşitlilik gösterdi. Bazıları tam darbeydi, bazıları muhtıra, bazısı e-muhtıra, bazısı postmodern, bazısı da darbe girişimi. 1960 ve 1980 darbelerinin yanında 1971 muhtırasını gördük, 1998’de tankların yürüdüğü ama eyleme geçmediği bir “postmodern” darbe izledik, 2009 yılında Genelkurmay’ın web sayfasından yayımladığı bir e-muhtıra ile karşılaştık, 2016 yılında da bir darbe girişimi yaşadık. Darbe kavramının tüm çeşitlerini hissettik toplum olarak, tekrar etmek gerekirse. Afrika’da da böyle, iki ülke hariç her yerde darbe girişimleri oldu ve hepsi farklı. Bu anlamda Gabon’daki son darbe girişimini de başka bir girişimle karşılaştırmak bence doğru değil. Ancak şu söylenebilir, örneğin 2015’teki Burundi darbe girişimi de Gabon’daki gibi bir gün sürdü ve Burundi’de de Cumhurbaşkanı Pierre Nkurunziza Ali Bongo gibi ülke dışındaydı. Onun dışında bu Omar-Ali Bongo ilişkisi Togo’da var. Orada da Gnassingbé Eyadama ile oğlu Faure Eyadama ülkeyi 50 yıldır yönetiyor. Togo’da bu ay seçimler yapıldı, sonuçlar hala belirsiz de olsa Eyadama ailesinin yönetici konumunu halk demokratik yoldan etkilemek istedi. Bir de Nijerya var; Mohammedu Buhari de Ali Bongo gibi hasta, tıpkı Cezayir’de Abdülaziz Bouteflika’nın ve Kamerun’da Paul Biya’nın olduğu gibi. Paul Biya Kamerun’u İsviçre’de bir otel odasından yönetiyor, hasta yatağında. Orada da seçimler oldu, Biya yeniden kazandı. Ekvatoral Gine’de ise Teodor Obiang ülkeyi 42 yıldır yönetiyor. Bu ülkelerde de asker her an harekete geçebilir. Şu ana kadar harekete geçmemesinin iki temel nedeni var. Birincisi siviller orduyu iyi besliyor, ikincisi Batılı ülkelerle aralarının bozulmasını istemiyorlar. Ancak ikisi de sonsuza kadar sürecek diye bir şey yok. Afrika’da orduyu kontrol etmek çok zor, orduyu kontrol eden tüm ülkeyi kontrol eder.

 

Gabon’u nasıl bir gelecek bekliyor sizce? Bu darbe girişimi bölgede neleri etkiler?

 

Obiang’ın darbesi sadece bir girişim olarak kaldı ama bana göre Ali Bongo dizginleri tutmak istiyorsa bir an önce ülkesine dönmeli. 2019 yılında Afrika’daki toplumlar hasta Cumhurbaşkanı, yurtdışında yaşayan Cumhurbaşkanı sevmiyorlar, istemiyorlar. Arap Baharı belki Kuzey Afrika’da tam istenen sonuçları veremedi ama Sahra altı Afrika’yı kasıp kavuruyor. Cumhurbaşkanları pek çok ülkede değişti. Uzun süredir görevde olan cumhurbaşkanları bir şeyler yapmak zorundalar artık, yoksa halk veya ordu bu işe el koyacak gibi gözüküyor. Seçimlerin olması her zaman mutluluk verici, yeni isimler, yeni yüzler, özellikle sosyal medyanın gelişmesiyle artık genç ve dinamik cumhurbaşkanları, başbakanlar görüyoruz Afrika’da. Etiyopya’da Abiy Ahmed bunlara örnek. Bu işin yaş boyutu önemli çünkü cumhurbaşkanlarının yaş ortalaması 1980 ‘de 52 iken şimdi 66’ya çıkmış durumda. Ve bu yaşlarda görev alan Cumhurbaşkanlarının ülkelerinde seçimler asla tam olarak doyurucu sonuçlar doğurmuyor. Hep bir erteleme, hep bir yolsuzluk iddiası, hep bir şiddet görüyoruz. Bunun dışında Gabon arkasında darbelere karşı net bir tavır koyan Afrika Birliği örgütünün de güvenilirliğini hissediyor. Aynı şekilde Amerika Birleşik Devletleri de darbe girişimleri sonucunda tekrardan kıtaya girmiş durumda. Trump’ın en büyük zayıflıklarından biri olarak görülen Afrika ülkelerine olan ilgisizlik artık giderek kayboluyor, darbe girişimleri Amerika’yı kıtaya çekiyor. 80 asker gönderdi Trump Gabon’a, darbe girişimini duyunca. Bu önemli bir girişim.  Afrika’daki son dönem darbe girişimlerinin ilginç bir özelliği var, cumhurbaşkanlarını hemen iyileştiriyor. 2 aydır tek kelime edemeyen Bongo darbeden yarım saat sonra “Kısa zamanda aranızdayım” diye video paylaştı sosyal medyadan. Aynısını Buhari ve Biya’da yaptı, hatta Nkurunziza’da. Darbe girişimleri demek ki hastalık iyileştirici cinsten Afrika’da. Darbeyi yiyen yere düşmüyor, tam tersine, ayağa kalkıyor.