Türkiye’de 31 Mart’ta, Fransa’da ise 23 Mart ve 30 Mart’ta iki turlu olarak gerçekleşen seçimler sonuçlanmış bulunmaktadır.  Tarihsel, coğrafi, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan çok farklı olan Türkiye ve Fransa aynı dönemde yerel seçim sürecinden geçmiştir. Küreselleşme sürecinin etkisi ile pek çok ülkede yerelleşmenin önem kazanması aynı zamanda yerel politikalara yönelik çalışmaların da ivme kazanmasını sağlamış yerel seçimlere olan ilgiyi daha da arttırmıştır.

 

Türkiye tarihinin başlangıcında oldukça etkili olan, kamu yönetiminde geleneksel olarak merkeziyetçiliği benimsemiş olan Fransız siyaseti, 2000’ler sonrası yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda önemli adımlar atmıştır. 1992 tarihli Maastricht Anlaşması'nda yer alan yerellik ilkesi, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda Kıta Avrupa’sını etkisi altına almış, Türkiye’yi de etkilemiştir.

 

Yerel demokrasinin güçlendirilmesi, halkın demokrasi pratiğinin geliştirilmesi için oldukça önemli olan yerel seçimler aynı zamanda genel seçimlerin ve ülke siyasetinin yönünü de belirlemektedir. Bu nedenle makalede, Fransa ve Türkiye’deki yerel seçim sonuçlarının karşılaştırılacak, Fransa’daki seçim sonuçlarının Avrupa Birliği politikalarına yansımasıyla Türkiye’ye etkileri değerlendirilecektir.

 

Fransa’da Sağ Partiler Yükselişe Geçerken Türkiye’de İktidar Partisi Mevcut Statükosunu Korudu

 

Türkiye ve Fransa’da seçim sistemleri bilindiği üzere farklılık göstermektedir. Türkiye’de hala yürürlükte olan “D’Hondt usulü nisbi temsil sistemi” uygulanırken [1] Fransa’da “iki turlu dar bölgeli” seçim sistemi uygulanmaktadır.[2] Seçim sistemlerindeki farklılık sebebiyle Fransa’da seçmenler birer hafta arayla iki kez sandık başına giderken, Türkiye’de seçmenler bir kere sandık başına gitmiştir.

 

Fransa’da birinci Parti olan Sosyalist Parti (PS), ana muhalefetteki muhafazakar eğilimli merkez sağ parti olan Halk Hareketi Birliği (UMP) ve aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) karşısında 2012 genel seçimlerine göre önemli ölçüde oy kaybetmiştir. İlk sonuçlara göre seçimlerde sol ittifakın oy oranı yüzde 43'de kalırken, merkez sağ ittifak oyların yüzde 45'ini almıştır. Sağ ittifakın başarısına ek olarak oyların yüzde 7'sini alan aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) ise önemli bir başarı elde ederek en az 10 belediye başkanlığı kazanmıştır.[3] Seçime katılan seçmenlerin oyları Sosyalist Parti’nin aksine radikal milliyetçi partinin yükselişine sebep olmuştur. Bu durum Fransa’daki seçmenin iktidar partisine bir tepkisi olduğunu işaret etmektedir.

 

Fransa’da seçimlerin sonuçlanmasıyla birlikte iktidardaki Sosyalist Parti’nin aleyhine milliyetçilerin kurumsallaştığı yorumları yapılırken[4] Türkiye’de iktidar partisi mevcut statükosunu korumaktadır. Adalet ve Kalkınma Partisi 2009 yerel seçimlerinde aldığı yüzde 38,9 oyun yaklaşık 4,5 puan üzerine çıkarak Türkiye genelinde yüzde 45’in üzerinde bir oy elde etmiştir. Ancak 2011 genel seçimlerine göre ise oy oranını 6 puan düşürmüştür.[5] Türkiye’de Fransa’da seçim sonuçları gibi iktidar partisinin diğer partiler nezdinde büyük oranda oy kaybetmesi durumu söz konusu değildir.

 

Fransa’da genel seçimlerden yerel seçimlerin yapıldığı zamana kadar (2012-2014), Sosyalist Parti’nin işsizliği azaltma, ekonomik büyümeyi teşvik etme iddialarına karşın işsizliğin artması, kronik işsizliğe çözüm bulunamaması Sosyalist Parti’nin aleyhine sonuçlanmıştır. Fransız seçmeni ekonomik alandaki memnuniyetsizliğini sandığa yansıtmıştır.

 

Türkiye’de İpsos’un CNN Türk için hazırladığı ‘Sandık Sonrası Araştırması’ sonuçlarına göre, Adalet ve Kalkınma Partisi’ne oy verenlerin tercihlerini belirleyen en güçlü etken hala ekonominin iyi yönetildiğini düşünüyor olmalarıdır.[6] Daha önceki seçimlerde olduğu gibi, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçmeni büyük oranda ekonomik gelişmelerin kendi ceplerine yansıdığı gerekçesi ile oy vermiştir. Dolayısıyla seçmenin oy verme davranışını belirleyen temel etken ekonomik gidişatın iyi olduğuna dair inançtır.

 

Bütün bunlara ek olarak iki ülkedeki seçmenlerin seçimlere katılım oranları karşılaştırılacak olursa, Fransa’daki seçmenler, Türkiye’deki seçmenlerin aksine oldukça düşük bir katılım göstermiştir. Türkiye’de seçmenlerin yüzde 86’sı oy kullanırken, Fransa’da sandığa giden seçmenlerin yüzde 52,36 oy kullanmıştır. Yaklaşık 44,6 milyon kayıtlı seçmenin yer aldığı Fransa'da ilk turda yaklaşık olarak 16 milyon seçmen sandığa gitmemiştir. Fransız seçmeninin seçimleri sandığa gitmeyerek boykot etmesi, merkez sağ ittifakın güçlenmesine sebep olmuştur.

 

Fransa’daki Seçimlerin Türkiye’ye Dolaylı Yansıması

 

Son yıllarda yaşadığı ekonomik kriz dışında siyasi, askeri, ekonomik ve kültürel özellikleri ile Avrupa’nın en güçlü ülkelerinden biri olan Fransa aynı zamanda Avrupa Birliği’nin kurucu ülkelerindendir. Bu nedenle dış ilişkileri büyük ölçüde kendisinin etkili olduğu Avrupa Birliği politikaları ekseninde şekillenmektedir. Bu bağlamda dış ilişkileri şekillendiren iç siyaset ve iç siyaset ile birlikte seçimler de oldukça önem kazanmaktadır. Seçimleri kazanan iktidar partilerinin vizyonu Birlik politikalarını büyük oranda etkilemektedir.

 

Avrupa Birliği’nin en etkili ülkelerinden biri olan Fransa’da  30 Mart yerel seçimlerimden sonra sağ ittifak yükselişe geçmiştir. Seçim sonuçlarından başarı elde eden Ulusal Cephe’nin (FN) göçmen karşıtı politikaları ve genişlemeden yana olumsuz tavrının Türkiye’yi AB ile müzakere sürecinde negatif yönde etkiyeceği tahmin edilmektedir. Üstelik Mayıs ayında yapılacak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Ulusal Cephe (FN)’in gücünü daha da arttırması söz konusu olursa Türkiye – Avrupa Birliği ilişkilerini negatif yönde etkiyeceği ihtimalini daha da güçlendirecektir.

 

Değerlendirme

 

Türkiye’de seçimler, seçim öncesi ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları hükümete yönelik darbe iddiaları ve her gün yenisi eklenen ses kayıtları ile oldukça gergin bir ortamda gerçekleşmiştir. Fransa’da ise gündem Türkiye’ye göre daha oldukça sakin seyretmiş,bu durum seçim gününe de yansımıştır. Türkiye’nin gündeminin yoğunluğu, bununla birlikte sosyal medyaya getirilen yasaklar, Türkiye’nin seçim sürecinin dış basında fazlaca yer tutmasına sebep olmuştur. New York Times’da bir haberde “Türkler her zaman iyi dizileri severdi, geçmişte Dallas’ı sevdiler, yakın zamana kadar Muhteşem Süleyman’ı izlediler şimdi ise kendi siyasi krizini izliyorlar”[7] ifadesi yer almıştır. Türkiye’de yaşanan ve dış basında oldukça geniş yer tutan Türkiye’ye yönelik eleştirilerin yer aldığı haberler Türkiye’nin itibarsızlaşmasına sebep olmuştur ve bu durumun düzeltilmesi uzun bir zaman alacak gibi gözükmektedir.

 

Son olarak Türkiye’de yerel seçim sonuçları sonrası, Fransa’daki seçimlerin aksine, seçimler genel seçim havasında geçmiştir. Seçim sonrasında belediye başkanlarının yerine parti liderlerinin ön planda olması ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezi’nden yaptığı balkon konuşması dikkate alındığında, seçimlerin genel seçimmiş gibi algılandığının kanıtı niteliğindedir. Özellikle içinde yaşadığımız dönemin ve geride bıraktığımız seçim sonuçlarının sosyal bilimciler tarafından çok iyi bir şekilde değerlendirmesi gerekmektedir.

 

 


[1] Milletvekili Seçim Kanunu, http://www.anayasa.gen.tr/2839sk.htm Erişim Tarihi: 2 Nisan 2014

[2] Siyasal Sistemler: Fransa, http://politikaakademisi.org/siyasal-sistemler-fransa/ Erişim Tarihi: 2 Nisan 2014

[3] “Fransa: Yerel Seçimin Mağlubu Sosyalistler”, http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/03/140330_fransa_yerelsecim.shtml Erişim Tarihi:2 Nisan 2014

[4] “Fransa’da Milliyetçiler Kurumsallaşıyor” http://www.dw.de/fransada-milliyet%C3%A7iler-kurumsalla%C5%9F%C4%B1yor/a-17517383 Erişim Tarihi: 2 Nisan 2014

[5] Seçim Sonrası Daha Karışık” http://www.radikal.com.tr/yazarlar/ahmet_insel/secim_sonrasi_daha_karisik-1184237 Erişim Tarihi : 2 Nisan 2014

[7] “Türkler Sansasyonel Dizi İzlemekten Kendini Alamıyor”, http://posta212.com/sondakika/nytdan-tape-yorumu-turkler-sansasyonel-bir-diziyi-izlemekten-kendini-alamiyor-ama-bu-dizi-siyasi Erişim Tarihi : 2 Nisan 2014.