ABD’nin Missouri eyaletinin St. Louis kentinde bulunan Ferguson kasabasında Michael Brown’un Darren Wilson isimli ABD’li bir polis memuru tarafından öldürülmesine ilişkin davanın büyük jüri tarafından reddedilmesi, Ferguson’da dinen fırtınanın tekrar esmesine sebep olmuştur. Ağustos ayında polisin ilk olarak Brown’un öldürülmesinde ve sonrasında da Kajieme Powell isimli bir siyah gencin vurulması polis şiddetine karşı gösterileri öne çıkarırken, geçtiğimiz günlerde polis memuru Wilson’un, Brown’ı öldürmesiyle ilgili ABC televizyon kanalına “Görevimi yaptım” şeklinde yaptığı açıklama ve davanın reddedilmesi ABD adaletine tepkileri “sokağın gündemine” taşımıştır. Yaşanan olayların büyümesi sonucunda bölgeye 2200 ulusal muhafız gönderilmiştir.

 

Karar Nasıl Alındı?

 

Ferguson’da yeniden başlayan gösterileri incelerken ilk olarak yargılamanın adil olmadığı ile ilgili düşüncelerin daha net anlaşılması için ABD’de yargılamanın ne şekilde yapıldığına ve başsavcının geçmişine ve aile bağlarına bakmak gerekmektedir. Yukarıda bahsi geçen “Grand Jury” (Büyük Jüri) mekanizması ABD’de Ferguson’un sınırları içerisinde bulunduğu Missouri eyaleti dahil 20’yi aşkın eyalette bir ön inceleme mekanizması olarak görev yapmaktadır. Bir diğer deyişle, olayla ilgili deliller, 9’u beyaz 3’ü siyah olan 12 kişilik bu jüri tarafından incelenmiş ve Brown’un öldürülmesi konusunda dava açılması için gereken 9 oya ulaşılamamış ve dava açılmadan düşmüştür.

 

Yargı sürecinin adil işlemediğine yönelik kaygılardan bir diğeri ise Brown’un öldürülmesiyle ilgilenen Missouri Savcısı Bob McCullough’un polisle derin bağlarının olduğudur. McCullough’un babası, annesi, kardeşi, amcası ve kuzeni St. Louis Polis Departmanı’nda görev yapmaktadır.[1] Bunun ötesinde Cullough’un babasının bir siyah tarafından öldürülmesi de kendisinin tarafsızlığına ilişkin bir başka endişe kaynağıdır.

 

Ferguson Basit Bir Siyah – Beyaz Kavgası mı?

 

Ferguson olaylarında etnik faktörler belirleyici nedenlerden birisi olmakla beraber Ferguson’un arka planını sadece basit bir siyah-beyaz kavgası saymak ve sadece ırkçılık üzerinden okumak birçok noktayı es geçmek olacaktır. Görüldüğü kadarıyla Ferguson’da etnik hassasiyetler büyük bir rol oynamakla birlikte ABD’de kısa süre önce ortaya çıkan silahsızlanma tartışmalarının da Brown’un öldürülmesi olayında göz ardı edilmemesi gerekmektedir. ABD toplumundaki silahlanmanın polis teşkilatında yarattığı etki ve polislerin de aşırı silahlanması da bu olayın nedenlerinden bir başkasıdır. 22 Kasım 2014 tarihinde ABD'de Ferguson’daki olayla ilgili tartışmalar devam ederken, polisin Cleveland’da elindeki oyuncak tabancadan şüphelendiği Tamir Rice isimli 12 yaşındaki siyahi bir çocuğu vurarak ölümüne sebebiyet vermesi bu ABD’de silahsızlanma ve ırkçılık tartışmalarının geldiği boyutu göstermesi bakımından son derece önemli olarak gözükmektedir.

 

Bunların yanında bir diğer önemli konu ise birçok yerde beyaz ve siyahlar arasındaki ekonomik eşitsizliktir. Ekonomik olarak dezavantajlı durumda olan ve polisin baskılarından bıkan siyahlar kendilerini Brown’un şahsında görmüşler ve harekete geçmişlerdir. Öte yandan sadece siyahların değil diğer cephede Darren Wilson’a da destek verildiği görülmektedir. “Darren Wilson'a Destek” adıyla açılan kampanya kapsamında, yarım milyon dolar para toplanmıştır. Hatta kimi bağışçılar, "normal Amerikalıları, saldırgan ve ilkel vahşilerden koruduğu" için Wilson'a teşekkür etmiştir.[2] Amerikan toplumu, bu olayda bir bakıma Brown ve Wilson etrafından cephelenmiş ve bir nevi kutuplaşmıştır.

 

Ferguson’un Dünyaya Gösterdikleri

 

Ferguson’daki olayların aslında dünyaya gösterdiği en önemli noktalardan birisi de Barack H. Obama’nın ABD Başkanı seçilmesi sonrası siyahların da sosyal ve siyasi alanda beyazlar kadar etki sahibi olduğu imajının yıkılmasıdır. Obama’nın seçilmesiyle ABD’de öne çıkan fırsat eşitliği kavramı ve siyahların “öteki” algısının yok olduğu ile ilgili düşünceler Ferguson’daki polis şiddeti ve büyük jüri tarafından verilen kararın adil olmadığı ile ilgili iddialar ile tekrar tartışmaya açılmıştır. Obama ile siyahların sisteme entegre edildiğine ilişkin intiba böylece büyük bir yara almıştır.

 

Sokak gösterilerinin “kelebek etkisine” son yıllarda ABD’de görülen diğer hareketlerde olduğu gibi burada rastlanmaktadır. Başkent Washington olmak üzere New York ve Los Angeles dahil 170 şehirde “katil polisler”e yönelik gerekli hukuki adımların atılmamasını protesto eden binlerce kişi sokağa dökülmüştür.[3] Ferguson’un kıvılcımı ABD’nin hatta dünyanın çeşitli yerlerinde alevlenmiş ve protestolar başlamıştır. Bu örnekler üzerinden son günlerde yaşananların bir “Amerikan Baharı”na evrileceği düşüncesi ise şu an için çok yakın bir ihtimal dahilinde değildir. Olaylar “Arap Baharı”ndan çok 3 Mart 1991 tarihinde Los Angeles’ta Rodney King isimli bir siyahın aşırı hız yapmasından dolayı polis tarafından durdurulması ve sonradan başlayan tartışmada kendisini döven polislerin jüri tarafından polislerin aklanmasından sonra 1992 yılındaki Los Angeles olaylarına benzemektedir. Hatırlandığı üzere, 1992 baharında 5 günden fazla süren olaylarda 50’den fazla kişi hayatını kaybetmiş 2 bin kişi de yaralanmıştır.[4] Gelişen teknolojik imkanlar göz önüne alındığında olayların daha hızlı yayılacağı hesap edildiğinde eğer gerekli önlemler alınmazsa benzer şeylerin tekrar tecrübe edilmesi gibi bir tehlike söz konusudur.

 

Daha önce ABD’den birçok yere yayılan “Occupy Wall Street” hareketinde kapitalizmi eleştiren “Batsın Bu Dünya” pankartının yerine Ferguson’da “Batsın Bu Adalet” fikri öne çıkmıştır. ABD’nin yanı sıra Avrupa’da birçok siyahın yaşadığı İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika, Almanya gibi ülkelerde de sistemden mağdur edildiğini düşünen kitleler Ferguson’un getirdiği bu rüzgarla harekete geçebilecektir.

 

IŞİD İçin Yeni Bir Fırsat: Ferguson

 

Özellikle Suriye ve Irak’ta saldırılarına devam eden IŞİD, ABD’deki Ferguson olaylarını yeni bir fırsat olarak görmekte ve kendilerine yakın sosyal medya hesaplarında Ferguson’da yaşananları eleştirmekle birlikte, İslam’ın siyah ve beyaz arasında hiçbir ayrım yapmadığını belirterek bir yandan Ferguson’daki kızgınlıktan kendine pay çıkarmaya girişmektedir. Twitter’daki İslami Devlet aktivistleri, Ferguson olaylarını Birleşik Devletler’deki destekçilerini saldırılar düzenlemesi yönünde teşvik etmek için kullanmaktadır.[5] IŞİD, bunun yanı sıra Ferguson ile birlikte buradaki kızgın kitleye sempatik görünmeye çalışarak ABD’nin ortak düşman olduğu anlayışı üzerinden sempati toplayıp kendisine eleman sağlamayı da hedeflemektedir. Ferguson’un IŞİD’e sağladığı bir diğer şans ise, şu ana kadar hep vahşetle gündeme gelen ve ABD dahil dünyanın her yerinde büyük tepki toplayan bu terör örgütünün ezilen siyahlarla aynı cephede gözüküp kötü imajını az da olsa bazı kesimlerinde gözünde toparlaması olmuştur.

 

Değerlendirme

 

19 Ağustos 2014 tarihinde TÜRKSAM’da yayınlanan “Martin Luther King’in Hayali Fergu‘son’ Muydu?” başlıklı  yazımızda belirttiğimiz “Olaylar, şu an için yerel bir kalkışma olarak kalmış, olaylar çeşitli şehirlere sıçramamıştır; ama benzer yanlışlıklar tekrarlanması durumunda Ferguson, ABD’de benzer hareketler için bir kıvılcım ya da bir ilham kaynağı olabilir.”[6] savımız maalesef ki doğrulanmıştır. Michael Brown’un öldürülmesinden bu yana ABD’nin 14 gencin polis tarafından öldürüldüğü göz önüne alındığında, ABD’de polislere verilen eğitimin gözden geçirilmesinin aciliyeti ve silahlanma konusunda çeşitli adımlar atılması gerektiği artık yadsınamaz bir gerçek olarak karşımıza çıkmıştır.

 

Medya sansürü ve polis şiddetinin net olarak görüldüğü Ferguson olayları, ABD’deki protestoların ekonomik alandan sosyal alana birçok yerde “ikinci sınıf insan” muamelesi gören siyahların yaşadıklarından dolayı biriken kızgınlıkların bir patlaması noktası olarak görülebilir. Ne var ki, birçok yerde görülen protestoların bir Amerikan Baharı olarak bakılmasından ziyade Obama için kışın daha sert geçeceğini gösteren olaylar olarak incelenmesi gerekmektedir. Son ara seçimlerde Cumhuriyetçiler karşısında büyük darbe alan Obama şimdi de umut verdiği siyahların hayal kırıklığını gidermek için uğraşacaktır.

 

ABD’nin uluslararası alanda özgürlükçü imajı sarsılırken, Orta Doğu’da uğraştığı IŞİD mağdurlar üzerinden kendi imajını düzeltmeye çalışmakta ve bu yolla ABD’yi köşeye sıkıştırmak istemektedir. Bu olaylardan sonra IŞİD’e sempati besleyen insanların sayısında ya da en azından eskisi kadar negatif bakmayacak olan insanların sayısında artış olacağı Ferguson’ın muhtemel bir diğer sonucu olacaktır.

 


[1] Background of Prosecutor in Ferguson Case Has Some Questioning Probe's Credibility, http://www.cbsnews.com/news/background-of-prosecutor-in-ferguson-case-has-some-suspicious-of-bias/, Erişim Tarihi: 28 Kasım 2014.

[2] Ferguson Kararının Gösterdiği Amerika, http://www.aljazeera.com.tr/gorus/ferguson-kararinin-gosterdigi-amerika, Erişim Tarihi: 28 Kasım 2014.

[3] ABD'deki Olaylar 170 Şehre Yayıldı!, http://www.milliyet.com.tr/abd-deki-olaylar-170-sehre-yayildi-/dunya/detay/1975773/default.htm, Erişim Tarihi: 28 Kasım 2014.

[4] Los Angeles Riots Fast Facts, http://edition.cnn.com/2013/09/18/us/los-angeles-riots-fast-facts/, Erişim Tarihi: 28 Kasım 2014.

[5] Ferguson Protests Used As Fuel For Islamic State Propaganda, http://www.washingtonpost.com/blogs/in-the-loop/wp/2014/11/25/ferguson-protests-used-as-fuel-for-islamic-state-propaganda/, Erişim Tarihi: 28 Kasım 2014.

[6] Martin Luther King’in Hayali Fergu‘son’ Muydu?, http://www.turksam.org/tr/makale-detay/1161-martin-luther-king-in-hayali-fergu-son-muydu, Erişim Tarihi: 28 Kasım 2014.