Etnik-bölücü terör ve Kürtçülüğün başımıza bela oluşunda Suriye’nin daha 20. Yüzyılın başında oynadığı rol hiç affedilmeyecek kadar büyüktür. Kürtçüleri Osmanlıya karşı kullanmak niyetindeki Ermeni Taşnaklar, bugünkü PKK’nın fikir ve örgütlenme babası olan Kürtçülerle birlikte HOYBUN cemiyetini Suriye’de kurdular. Sonrasında Fransa mandası altındaki Suriye’nin husumeti hiç ara vermeden devam etti. Dünyanın o dönemdeki efendilerini dize getirerek kendisine onurlu bir yer açmaya çalışan genç Cumhuriyet’i boğmaya kalkan isyancılara kucak açan yine aynı Suriye oldu. Şeyh Sait, Ağrı isyanının kılıç artıklarını, kaçak Ermeni teröristleri kucağında toplayan Suriye’dir. Türke düşman Kürtçülere, kaçak Kürde, Ermeniye, Süryaniye Türkiye’nin burnunun dibinde Kamışlı’yı kurduran Suriye, bu Suriye’dir.  

 

Manda daha sonra da baba-oğul ESAD’ların yönetimi altındaki Suriye bu kez ölümüne yeni bir Kürt bölücü hareketine, PKK/PYD’ye sınırsız bir destek veriyor. Bu kirli ilişkinin üzeri örtülmeye çalışılsa bile aleni sonuçları kanıtlanması için yeterli oluyor. Etnik bölücü terör örgütüne yakın çevreler ısrarla Beşar ESAD’ın “Batı Kürdistan”ın kapısını ardına kadar açtığı gerçeğini inkâr ediyorlar. Aklanmak amacıyla, PKK/PYD gerçeği gizleyerek parçalanan Suriye’den pay kapma yarışında bağımsız hareket ettiğini öne sürüyor. Diğer yandan da yarının ESAD’lı Nusayri Suriye’siyle işbirlikçiliğinin temelini bugünden atıyor.

 

Ülkesinin bölünmesine karşı tutumundaki başlangıç meşruiyetini yitiren ESAD, eski habis duygularının etkisi altında var gücüyle PKK/PYD’yi, Türkiye’ye karşı canavarlaştırıyor.

 

İran kaynaklı olanlardan ayrıca kendisine ait olan silahlarla terör örgütüne Türkiye içerisinde de büyük saldırılarda bulunma cüretini veriyor. PKK, kaybıyla uğrayacağı zafiyet riskini göze alarak Türkiye’deki saldırılarını yurt içine yığdığı silahlarla yapıyor. ESAD’ın desteği sayesinde başlıktaki fotoğrafta yer alan üstün ateş ve nişan gücü bulunan ağır ve hafif silahlardan bol miktarda edinebiliyor. Böylelikle terör örgütü emsalleri arasında bir kez daha sınıf atlamış oluyor.

 

ABD Büyükelçisi Francis Ricciardone de, Irak ve İran’dan ESAD’a yapılan silah yardımlarının bir bölümünün PKK/PYD’ye aktarıldığını söyleyerek bu konudaki bilgileri doğruluyor

 

PKK, PYD adı altında Suriye’de aşama aşama “Batı Kürdistan”ın temel taşlarını döşüyor. ESAD, silah ve mühimmat desteğinden ayrıca ülkenin kuzeyini kademe kademe PYD’ye devrediyor.

 

Humus Devrim Konseyi sözcüsü Halid Ebu SALAH, Kandil’den gönderilen dört bin PKK’lı teröristin Suriye’nin Kürt bölgesine geçtiğini söylüyor. Siyasi suçlu bin iki yüz PKK’lının hapislerden salıverildiklerini, üç bin adi suçlunun serbest bırakıldığını, söz konusu hapishane kaçkınlarının Afrin’den Derik’e kadar olan bölgede sözde güvenliği sağlamakla görevlendirildiklerini belirtiyor. Söz konusu çerçevede Afrin’de PYD kendisinin dışındaki Kürt partilerinin bayraklarının asılmasına izin vermediği duyuruluyor.

 

Halep’te, Afrin’de“Halkı Koruma Komitesi” adıyla oluşturulan çetelerin PYD muhaliflerini kaçırarak işkence yaptıkları, Amudiye’de, Kamışlı’da, Derik’te, Afrin’de kontrol noktalarında üzerlerinin aranmasını istemeyenlerle PYD’liler arasında gerginlikler yaşandığı bildiriliyor.

 

Aynı doğrultuda al‑Malikiyah (Derik) Cezaevi’nin PYD’ye devredildiği ancak Kamışlı cezaevinin kontrolünün Suriye’nin elinde olduğu duyuruluyor. Ayrıca, PYD’li militanların kendileri için tehdit olarak değerlendirdikleri diğer Kürt önde gelenlerini sindirme operasyonları gerçekleştirdikleri, Ayn Diwar ve Al Malikiyah’de çekilen Suriye birliklerinin yerine kontrol noktaları kurdukları, böylece Türkiye olan sınırın tamamını kontrol altına aldıkları, bazı resmi kurumların hâlâ Şam görevlilerinin elinde olmasına karşılık birçok kurumun, okul ve hastanelerin PYD’nin kontrolüne devredildiği belirtiliyor. Kamışlı’da PYD ve Şam’ın hiçbir çatışma yaşamadan yan yana bulunmaları ise iletilen bilgilerin en ilginci.

 

PYD’lilerin adeta ipten kazıktan çözülmeleriyle yetinilmeyip, toplumsal hayatın her alanında denetim kurmaları sağlanıyor. Öyle ki, militanlar Suriye Kızılhaç görevlileriyle ortak tatbikat yaparak, olağanüstü bir duruma şimdiden hazırlanıyorlar.

 

Şam yönetimiyle PYD arasında işbirliğinin hangi şekillerde yürüdüğünü Kürt Ulusal Konseyi’nin (KNC) Başkanı Abdulhakim BASHAR’ın sözleri açıkça ortaya koyuyor. Kurtarıldığı iddia edilen Kürt şehirlerinde hâlâ Suriye güvenlik güçlerinin bulunduğunu, PYD’nin şehirlerdeki kontrolü çarpışarak değil, Suriye’den devir alarak ele geçirdiğini, eski bir askeri üssü bu anlamda PYD’ye teslim ettiğini, Kürt bölgesinin sınır köylerinde PYD’nin devriyeye çıktığını bildiriyor.

 

Bu bilgiler tanınmış Kürt haber ajansı Rudaw tarafından da doğrulanıyor ve Suriye ordusunun Kürt şehirlerinden çekilmesine rağmen Şam’ın memurlara maaş ödemeye devam ettiğini açıklıyor.

 

Oluşturulması çok yakın olan Geçici Suriye Yönetiminde PKK/PYD’nin temsilci olarak bulunması yönünde küçük ve şimdilik basit gibi görünen adımlarla ilerleme devam ediyor. Gelişmelerin bu yönde devam etmesi halinde terör örgütü uluslararası alanda kendisine meşru ve haklılık temelinde yer açma konusundaki hedefine ulaşmış olacaktır.