Ermenistan’da Serj Sarkisyan’ın cumhurbaşkanlığından sonra başbakanlık görevine getirilmesiyle başlayan protestolara silahsız bir grup asker de katıldı. Başbakan Sarkisyan yaşanan olayların ardından istifa etti, protestolar sırasında gözaltına alınan muhalif lider Nikol Paşinyan ise serbest bırakıldı.

Ermenistan’da 2015’te yapılan referandumla “Başkanlık Sistemi”nden “Parlamenter Sistem”e geçildi. Bu referandumun ardından yürütme yetkileri de cumhurbaşkanından başbakana verildi. Ermenistan Anayasası’na göre, cumhurbaşkanı 5 yıllığına seçiliyor ve bir kişi en fazla 2 dönem bu görevde kalabiliyor. O dönemde Sarkisyan’a, 2 dönem cumhurbaşkanlığı yapmasının ardından bir daha seçilemeyecek olmasından dolayı yürütme yetkisini başbakana aktaran bir sisteme geçiş yapmak istediği eleştirileri yöneltilmişti. Sarkisyon ise bu eleştirileri reddetmiş ve başbakan olmayacağını açıklamıştı. Ancak geçen hafta Salı günü Ermenistan Parlamentosu, Sarkisyan’ı başbakan seçmişti. Bu gelişmenin ardından da geniş katılımlı protestolar başlamıştı. Geçici başbakan Karen Karapetyan ile Paşinyan arasındaki görüşme ise iptal edildi.

Ermenistan’daki protestoları TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, TRT Radyo Haber’de Elif Yeriğ, Erhan Yardımcı, Fatih Dağdelen ve Bahadır Şerif Onaran’ın hazırladığı Radyo Ajandası programında değerlendirdi.

“Ermenistan’da Protestolar Yeni Değil”

Ermenistan’ın geçmişine baktığınızda Ermenistan’ın bir protestolar ülkesi olduğunu çok rahatlıkla görebilirsiniz. Örneğin 2015’in başında Gümrü’de bulunan bir Rus askeri üssünde bulunan bir Rus askerinin 7 Ermeni vatandaşını öldürdükten sonra orada halkın buna çok büyük bir tepkisi ve ardından büyük bir ayaklanması olmuştu. Daha sonra elektrik zamları nedeniyle Ermenistan sokaklarının benzer itirazlara şahit olduğunu görmüştük. Seçimlerden sonra yine Ermenistan’da hayatı kaybedenlerin olduğu ayaklanmalar yaşanmıştı. Ermenistan’ın önceki cumhurbaşkanı ve sistemi değiştirerek bütün yetkileri alarak başbakanlığa oturan Sarkisyan’ın bu pervasız yönetimine bir başkaldırı söz konusu olduğunu ve artık bunun bardağu taşıran son damla niteliği taşıdığını gördük. Bu süreçte Sarkisyan, iç politikada son derece agresif politikalar izleyen, dış politikada Karabağ’ın hukuksuz işgalinde ısrarcı olan ve elinde hala Azerbaycan Türklerine karşı girişilmiş olan Hocalı Soykırımı’nın kanı olan bir siyasetçidir. Serj Sarkisyan, karşısında bir muhalefet figürünün belirmesiyle artık halkın rızasını son süreçte tamamıyla kaybetti. Nikol Paşinyan’ın Sarkisyan politikalarına karşı protesto için Gümrü şehrinden Erivan’a yapmış olduğu yürüyüş sonucunda gençleri özellikle sokağa çıkartması ve daha sonra bunların askeri destek de almasıyla artık Sarkisyan kredisini doldurdu.

“Karapetyan – Nişanyan Görüşmesinin İptali Yeni Bir Dönüm Noktası Olabilir”

Ermenistan’da geçici Başbakan Karen Karapetyan ile muhalif lider Nikol Paşinyan bir seçimlere gidilebileceğine ilişkin anlaşmaları söz konusuydu ama bu sabah görüşmenin iptal edildiği yönünde haberler basına yansıdı. Karapetyan, Paşinyan’ın kendileriyle müzakere etmekten çok bazı konuları dikte ettiğini ve buna uymayacaklarını söyledi. Şu an belki Ermenistan’daki ayaklanmaların sakinleştiği ve Sarkisyan sonrası şiddetsiz “kadife devrim”le geçiş konuşulsa da ben bu sürecin tam olarak bitmediğini, ilerleyen günlerde yine Ermenistan’daki protestoların devam edeceğini düşünüyorum. En son iki taraf arasındaki görüşmenin iptal kararı yeni bir dönüm noktası oluşturabilir.

“Ermenistan’da Her Noktada Farklı Bir Israr”

Ermenistan’da halk özellikle ekonomik anlamda son derece huzursuz. Diasporaya baktığınız zaman ise Ermenistan’la çok fazla alakasının olmadığını bulundukları yerde sözde Ermeni soykırımının kabul ettirilmesi yönünde çalışmalar yapan tuzu kuru bir kitle görüyoruz. Üç kısımda Ermenistan’ı özetleyebiliriz; ama üçü de farklı noktalarda ısrar ediyor. Birincisi; Azerbaycan topraklarını hukuksuz şekilde işgalinde ısrarlı bir devlet yönetimi, ikincisi; sözde Ermeni soykırımı iddiaları konusunda ısrarlı bir diaspora son olarak; içerde ekonominin düzeltilmesi konusunda ısrarlı ve aynı zamanda öfkeli bir halk var. Ermenistan’ın Güney Kafkasya’daki bütün bölgesel projelerden izole şekilde varlığını devam ettirmeye çalıştığını ve bu süreçte de içeride her anlamda Rusya’ya artık tamamen bağımlı hale geldiğini görüyoruz ve bütün bunları bir arada değerlendirdiğimizde halihazırdaki sonuca ulaşıyoruz.

“İktidar Değişse de Ermenistan’da Genel Politikalar Değişmez”

Ermenistan’da muhalif hareketler şu anda Paşinyan üzerinden örgütleniyor ve muhalefet bir kişi üzerinden tanımlanıyor. Şu noktanın altını çizmek gerekir; Paşinyan’ın aşırı agresif bir tutumu var. Paşinyan’ın agresif davranışları içerideki istikrarı sağlamaya ve geçmiş dönem iktidarını tamamen bir tarafa bırakmaya ne derece yeterli olacağı şu anda bir soru işareti barındırmaktadır.  Avrupa Birliği’nden Amerika Birleşik Devletleri’nden bu sürecin sessiz geçirilmesi gerektiğini ve serbest seçimler, demokrasi vurgusuyla geçiştirildiğini görüyoruz. Biraz temkinli bir yaklaşım olmakla birlikte gelen açıklamalar muhalefet bloğuna uzak bir görüntü çizmiyor. Buradaki muhalefet bloğu ilerleyen günlerde Ermenistan içerisindeki iktidara taşınabilir; ama Ermenistan devletinin halihazırdaki ana prensiplerinden çok fazla sapmayacaklarını düşünüyorum. Baktığınız zaman Ermenistan, anayasasında Türkiye’den çok açık bir şekilde toprak talebi bulunuyor, diğer taraftan Ermenistan’ın Bağımsızlık Bildirgesi’nde Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine aykırı benzer ifadeler var. Paşinyan da bunlardan çok sapmayacaktır ve Ermenistan’ın Rusya ile bağlarını bir şekilde korumaya çalışacaktır. Burada bir Rusya faktörünün tamamıyla devreye girmesi durumun bambaşka noktalara gelmesine sebep olabilir. Dolayısıyla ben halihazırdaki muhalefet bloğunun ilerleyen süreçte iktidara taşınsa da halihazırdaki durumdan ve Sarkisyan iktidarından değişik politikalar yürütmeyeceğini düşünüyorum.