2008 yılının son günlerinde Türkiye’de bir grup Türk aydın 1915 yılında yaşanan olaylardan ötürü Ermenilerden özür dileyen bir metni kaleme almış ve bu metnin daha geniş kitleler tarafından da imzalanması için bir internet sitesi kurmuşlardı. Geniş tartışma yaratan bu girişime karşı “özür dilemiyoruz” veya onlar “özür dilesin” gibi onlarca site kurularak karşı kampanyalar başlatılmıştı. Daha sonra şikayet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Basın Suçları Soruşturma Bürosu tarafından soruşturma başlatılmış ancak ''Demokratik toplumlarda karşıt fikirlerin de düşünce özgürlüğü çerçevesinde koruma altında olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği'' gerekçesiyle takipsizlik kararı verilmişti.

 

Şimdi Türk basınına yansıyan haberlere göre bir grup Ermeni aydın Türk aydınların başlattıkları girişimi desteklemek için “Türklerden özür diliyoruz” başlıklı bir metin kaleme alacaklarını açıklamışlardır. Türk Ermeni Diyalog Grubu Eşbaşkanı Dr. Armen Gakavian tarafından ‘özür diliyorum’ kampanyası çerçevesinde imzaya açılacak olan bildirinin taslağında şu cümleler yer almıştır:

 

“Ermeni halkı adına işlenen cinayetler için özür diliyor, bunların acısını duyan masum Osmanlıların ve Türklerin duygularını paylaşıyorum.”

 

Şimdilik taslak halinde olan bu bildiriye önümüzdeki hafta son halinin verilmesi ve dünyadaki bütün Ermenilere imzalamaları için ulaştırılması planlanmaktadır. Türkiye’de bir gazeteye konuşan Gakavian, “Yürüteceğimiz kampanya ile Türkiye’deki aydınların ‘özür dileme’ kampanyasını tüm yüreğimizle karşıladığımızı göstereceğiz. Hazırlanan bildiri, Ermeni çetecilerin işlediği cinayetler ve ASALA eylemlerinden ötürü Türklerden özür dilemeye yöneliktir. Geçmişte yaşanmış ve gelecekte meydana gelebilecek her türlü şiddeti reddediyoruz. Umarım kampanya başarılı olur” dedi.

 

İlk bakışta bu metin gayet olumlu bir girişim olarak değerlendirilebilir. Zira karşılıklı olarak her iki toplumun aydınlarının tarihte yaşanan olaylar için karşılıklı olarak birbirinden özür dilediği bir metin imzalamaları olarak da değerlendirilebilir. Ancak metin incelendiği vakit bunun hiç de öyle olmadığı görülecektir. Zira şimdiye kadar Türkiye’nin bütün açılımlarına sırt çeviren, özür dilemeyi bir yana bıraktık “Ortak Tarih Komisyonu”nu bile kurmaya yanaşmayan bu kesimler neden şimdi böyle bir girişim başlatma gereği hissetmişlerdir.

 

Öncelikle Türkiye’de başlatılan özür dileme girişimi büyük tepki toplamış ve güdük kalmıştır. http://www.ozurdiliyoruz.com/ internet sitesinden yürütülen kampanyaya 2 Şubat 2009 itibarıyla 28.965 kişi destek vermiştir. Bu kişilerin bir çoğunun sanal olduğu şüphesi dahi mevcuttur. Zira birçok kişi kendi rızası dışında isminin sitede yer aldığı hususunu gündeme getirmişti, hatta şehit edilen bir diplomatımızın ismi bile özürcüler arasında yer almıştı. Bunları da hesaba kattığımız vakit hedeflenen bir milyon özür imzasının oldukça gerisinde olduğu görülmektedir. Eğer şimdi benzer bir girişim de karşıdan gelirse Türk imzacıların sayısının artırılması imkanı ortaya çıkabilir.

 

İkinci olarak her iki özür metnine baktığımızda bu girişimin ne amaçla yapılmış olabileceği net bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de başlatılan özür kampanyasının metninde şöyle denmekteydi: 1915'te Osmanlı Ermenileri'nin maruz kaldığı Büyük Felâket'e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum. Bu metinde can alıcı nokta “büyük felaket” sözcüğüdür. Türk kamuoyu tarafından pek de iyi bilinmeyen bu kelimenin anlamını Ermeni ve dünya literatüründe taradığımız zaman asıl niyetin ortaya çıktığını görmekteyiz. Bu konuda 23 Aralık 2008 tarihinde yazdığımız “Özürl’lü Aydınlar isimli makalemizde http://www.turksam.org/tr/a1550.html bu hususu detaylı bir şekilde aktarmıştık. Ancak burada makalenin bir kısmını alıntı yaparak tekrar okumakta fayda vardır.

 

“Metin okunduğunda ilk olarak göze çarpan hususun metinde dikkatli bir ifade kullandığı ve ilk bakışta Türkiye’ye karşı klasik “soykırım” suçlamasının olmadığı görünümü verilmiştir. Metinde “soykırım” yerine “Büyük Felaket” sözcüğü kullanılmıştır. Bu sözcüğün İngilizce karşılığı “Great Calamity”dir. Bu kelimenin Ermenicesi ise Mets Eghern (ՄեծԵղեռն)’dir. Uluslararası literatürde bu kelimeyle eş anlamlı olarak şu kelimelerin de kullanıldığı görülmektedir. “Armenian Genocide”, “Armenian Holocaust”, “Armenian Massacres”.

 

Ermenistan’da ve Ermeniler arasında “Büyük Felaket- Mets Eghern” sözcüğü Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi için de kullanılmakta ve bu sözcük içerisinde dini motifler de barındırmaktadır. Sıradan bir Ermeni ile konuştuğunuzda “Büyük Felaket- Mets Eghern” sözcüğünden Ermenilerin uğradığı büyük yıkım, büyük soykırımı anladığı görürsünüz. “Soykırım” sözcüğü literatüre İkinci Dünya Savaşı sonrası girdiği için bu terim Ermenistan’da “Soykırım” sözcüğünün karşılığı olarak kullanılmaktadır. Ermenilerin bu sözcüğü uluslararası literatürde tercih etmelerinin sebebi de bunu Yahudilerin soykırımı olarak anılan “Yahudilere has soykırım” anlamına gelen “Holocaust” kelimesini kullanmış olmalarından esinlenerek “Ermenilere has soykırım” anlamına gelen “Büyük Felaket- Mets Eghern” kelimesini kullanmak isteklerinden kaynaklanmaktadır.

 

Bu açıklamalardan sonra anlaşılmaktadır ki, özür metninde yer verilen “Büyük Felaket- Mets Eghern” kelimesi basit ve masum bir ifade değildir. Bu metinle özür dileyenler aynı zamanda Türkiye’nin dünyanın en büyük suçu olan “soykırım” suçunu kabul etmektedirler. Aslında metinde kelime oyunu yapıldığı ve Türk kamuoyunca çok da iyi bilinmeyen bu detaylar açıklanmadığı için birçok kişi metni basit bir özür olarak algılamakta ve bu sebeple imzalarıyla destek vermektedirler” Sinan Oğan, “Özürl’lü Aydınlar 23 Aralık 2008, http://www.turksam.org/tr/a1550.html

 

Oysa Ermenilerin özür metnine baktığımız zaman “büyük felaket” veya benzeri bir söze rastlamıyoruz. Burada aşağıda tekrar verilen metinde de görüleceği gibi adi cinayetler için özür dilenmektedir.

 

“Ermeni halkı adına işlenen cinayetler için özür diliyor, bunların acısını duyan masum Osmanlıların ve Türklerin duygularını paylaşıyorum.”

 

Eğer samimi olarak iki toplum birbirinden özür dileyecekse özür metinleri arasında bir paralellik olması gerekmektedir. Aksi takdirde Türk halkı yapılmamış olan soykırım için özür dilerken Ermeni halkı adi cinayetler için özür dilemiş olacaklardır. Her iki durumun (özrün) hem hukuki, hem ahlaki, hem tarihsel ve hem de maddi sonuçları ve sorumlulukları birbirinden çok farklıdır.

 

Diğer taraftan Ermeni sorunu bir bütün olarak ele alınmaktadır. Şimdi Ermeniler uzun yıllardır yapmaya çalıştıkları bir hususu da hayata geçirmek istemektedirler. Buna göre Azerbaycan Türklerinin davası ile Türkiye’nin davası birbirinden yarılmaktadır. Oysa biz Azerbaycan Türklerine karşı yürütülen işgal ve soykırımları ayrı tutamayız. Ermenilerin Hocalı’da yaptığı soykırımın özrü nerededir, Dağlık Karabağ’ın işgali ve bu savaşta öldürülen Azerbaycan Türklerinin özrü nerededir? Bunlarla beraber Ermeni çetelerinin geçtiğimiz yüzyılın başlarında Anadolu’da yapılan soykırımlar sonucu katlettikleri yaklaşık 530 bin Türk için, hangi tabiri kullanacaklarıdır. Adi öldürmeler için kullanılan “cinayet” sözü hem ASALA’nın katlettiği diplomatlarımızın ve hem de 530 bin Türkün katli karşısında yeterli bir tabir midir?

 

Ayrıca şunu da belirtmekte fayda vardır. Bu girişim Ermenistan’dan çıkmamıştır. Bu girişimi başlatan Dr. Armen Gakavian Türk-Ermeni Diyalog Grubu Eşbaşkanı ve Avustralya’nın Sydney kentindeki Macquarie Üniversitesi Öğretim Üyesidir. Ermenistan’ın ve diasporanın buna nasıl bir tepki vereceği daha belli değildir.