Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ekim 2012 tarihinde Almanya’ya düzenlediği ziyarette yine Almanya’daki Türklerin entegrasyonuna ilişkin sorunlar, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri ve terör örgütü PKK’ya karşı verilen desteğinin durdurulması gibi noktalar üzerinde durulmuştur. İki ülke arasında artık kronikleşen bu sorunların yanında bir başka gündem maddesi ise Arap Baharının en fırtınalı yaşandığı ülke olan Suriye olmuştur. Erdoğan’ın Ekim ayı sonundaki Almanya ziyaretinde öne çıkan diğer noktalar ise dünyadaki en büyük büyükelçiliğinin Almanya’nın başkenti Berlin’deki Tiergarten semtinde açılışının yapılması ve başkentin en önemli sembollerinden biri olan Brandenburg Kapısı önünde düzenlenen Erdoğan karşıtı protestodur. Türkiye Almanya Stratejik İşbirliği Konseyi’nin kurulması ise bu ziyaretle gündeme gelmiştir.

 

Almanya’nın Türkiye İkilemi, Kıbrıs Çıkmazı, Terör Sorunu

 

Avrupa’da “demir leydi (iron lady)” unvanını İngiliz Başbakan Margaret Thatcher’dan devralan Alman Şansölye Angela Merkel’in Almanya’sı Türkiye’nin AB’ye girişine ilişkin genel tavrı Türk tarafı açısından iç açıcı değildir. Buna rağmen Almanya’da da AB’nin tümünde olduğu gibi görüş ayrılıkları söz konusudur. Örneğin, Avrupa Komisyonu Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle, Türkiye ile yapılan müzakerelere hız verilmesini isterken, Alman muhafazakâr partilerin iç politika uzmanı Hans-Peter Uhl, sadece Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkmakla kalmamış, Türklere vize serbestisi tanınmasını da şiddetle reddetmiştir.[1] Türk tarafında AB ile ilişkilerin geleceği konusunda, kamuoyu tarihin en karamsar dönemlerinden birini yaşamaktadır. Türkiye’nin AB’ye alınacağına ilişkin inanç son dönemde iyice düşmüştür. Böyle bir ortamda, Erdoğan Almanya’daki basın toplantısında, Türkiye ile AB ilişkilerinin bir bakıma “son kullanma tarihini” 2023 yılı olarak gördüğünü bu tarihe kadar Türkiye’yi almazsa AB’nin kendisinin kaybedeceğini dile getirmiştir.

 

Basın toplantısında Merkel’in terör örgütünün Avrupa’dan aldığı desteğin bitirilmesi konusundaki sözleri maalesef daha önceden de Alman tarafından belli kesimler tarafından dillendirilmiştir. Ne var ki, Merkel’in sözleri sadece diplomatik nezaket çerçevesinde konuyu öteler niteliktedir. Ortada herhangi somut çözüm önerisine rastlanmamıştır. Tüm bunların ışığında, AB’nin “sözde” desteğini hız kesmeden devam edeceği söylenebilir. Türkiye içerisinde en büyük sorun olan terör ikili ilişkilerdeki sorun özelliğini de sürdürecek gibi görünmektedir.

 

Erdoğan Almanya’da ne kadar Kıbrıs’ın AB’ye alınmasının bir hata olduğunu vurgulasa da, şu andaki realite Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin “Kıbrıs” adıyla AB içerisinde olduğudur ve uluslararası alanda Kıbrıs konusu Türkiye’nin yalnız olduğu alanların başında gelmektedir. Konu, AB kapsamında değerlendirildiğinde de, söz dönüp dolaşıp çeşitli noktalarda AB’nin meşhur “ikiyüzlülüğüne” gelmektedir.

 

Türkiye – Suriye – Almanya Üçgeni

 

Türkiye’nin son dönem Suriye politikası incelendiğinde iki ülke arasındaki gerginlikler ilk olarak Türk savaş uçağının düşürülmesi noktasında gerilmiş, daha sonra Suriye’den atılan top mermileri nedeniyle Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde can kayıpları yaşanmıştır. Son olarak da Moskova-Şam seferini yapan Suriye Havayolları’na ait uçağa, Ankara Esenboğa Havalimanı’na askeri kargo taşıdığı nedeniyle zorunlu olarak iniş yaptırılmıştır. Bu yaşananlardan görüldüğü üzere Türkiye’nin Suriye ile arasında sıcak çatışmaya kadar uzanan gerginliklere rağmen Almanya’nın Arap Baharına son derece mesafeli olduğu anlaşılmaktadır. NATO’nun Libya müdahalesinde çekimser oy kullanan Almanya tarafından yapılan açıklamalara bakıldığında Suriye konusunda da direk müdahale fikrine sıcak bakmadığı görülmektedir. Haziran ayı içerisinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde bir konferansın konuşmacısı olan Almanya Savunma Bakanı Thomas de Maiziere’nin “Suriye'ye gönderilecek 200 bin askeri nereden bulacaksınız?” şeklindeki demeçleri değerlendirildiğinde Almanya’nın askeri yollarla Suriye’ye girmekteki gönülsüzlüğü anlaşılmıştır. Türkiye ve Almanya, NATO ittifakı altında ortak olarak hareket ediyormuş gibi görünseler de son raddede iki ülkenin bakışı arasında farklılıklara rastlanmaktadır. Ayrıca, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin politikaları, Erdoğan’ın Almanya’ya yaptığı ziyaret sürecinde Junge Welt gazetesinde Nick Brauns isimli yazıda “Kriegstreiber unerwünscht![2]” (Savaş Kışkırtıcısı Defol!”) denerek ağır şekilde eleştirilmiştir.

 

Bunların yanında, Türkiye’nin Suriye konusunda, tampon bölge oluşturulmasına ilişkin. Erdoğan, söz konusu durumun BM Güvenlik Konseyi’nin tasarrufunda olduğunu belirtmiştir. Almanya’da Erdoğan’ın bu açıklaması, aslında Türkiye’nin BM nezdindeki çabalarının sonuç vermediğinin de bir işareti olarak görülebilir.

 

Bir diğer konu ise Türkiye’de sayısı yüz bini aşan mültecilerin durumudur. Almanya tarafından da mültecilerin Türkiye’ye bir yük getirdiği açıklanmıştır. Almanya’nın ise ekonomik olarak bu denli sallantı yaşayan AB’yi bırakıp, Türkiye’deki Suriyeli mültecilere kayda değer bir yardım yapıp yapmayacağı konusundaki samimiyeti ilerleyen günlerde görülecektir.

 

Türkiye’nin Yeni Paradoksu: AB’ye Girdik mi?

 

Göçlerinin 51. yılında Almanya’da yaklaşık sayıları 3 milyon civarındaki Türkler, entegrasyon tartışmaları çevresinde iki ülke arasındaki ana gündem maddelerinden birisi olmuştur. Kültürel, sosyal açılardan problemler yaşayan Almanya’daki Türklerin toplumsal alanda Almanya’daki politikalara etki edecek ortak bir irade sergileme konusunda eksiklikler varken Erdoğan’ın bu ziyaretinden sonra siyasi bağlamda da Almanya’daki Türkler ve Türk hükümeti arasındaki koordinasyon eksikliği görülmüştür. Temmuz ayının sonralarında TRT Türk’ün Beringen kentinden canlı yayınlanan ''Avrupa'da Ramazan'' isimli iftar programda Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ''Avrupa'da 5,5 milyon insanımızla biz zaten AB'ye girdik''[3] demiştir. Erdoğan’ın ziyareti sırasında ise AB içerisinden bir Türk politikacı, Almanya’daki Yeşiller Partisi’nin Eşbaşkanı Cem Özdemir, Almanya’nın önde gelen basın organlarından Deutsche Welle’ye verdiği röportajında Türkiye’nin şu an için AB’ye girmek için hazır olmadığını belirtmiştir.[4] Almanya’daki Türk politikacıların Türkiye ile koordinasyon içinde çalışmasının iki tarafa da fayda sağlayacağı aşikardır; fakat şu an için ortada işbirliğinden çok bir paradoks bulunmaktadır.

 

Değerlendirme

 

Erdoğan ve Merkel arasındaki görüşmelerden sonra “Türkiye, Almanya’dan terörü bitirme noktasında anlaştı, AB ile ilişkilerde samimiyet sözü aldı” gibi sözlerin inandırıcılığı ve doğruluğu gelecek tarafından sınanacaktır. Geçmiş tecrübeler ise maalesef bu heyecanın boşa çıktığı bir süreci göstermektedir. Almanya’nın Der Spiegel dergisi, “Merkel, basın toplantısının sonunda gözlerini kıstı, dudaklarını büzdü. Suratı, bu adam ne diyor der gibiydi”[5] ifadeleriyle pozitif bir havanın olmadığına işaret etmiştir.

 

Almanya’daki Türk varlığının tek vücut olamaması ise bir diğer olumsuzluğu bizlere bir kez daha göstermiştir. Türkiye, AB’deki Türkler vasıtasıyla pratik olarak birlik içerisinde olduğunu savunurken, AB’deki bir Türk politikacı gereken kriterlerin sağlanmadığı söylemektedir. Türkiye’nin başbakanının protestolarla karşılanması ise ortak bir tutum sergilemekten ne kadar uzakta bulunulduğunu ortaya çıkartmıştır.

 

Bütün bu gelişmelere bakıldığında, ekonomik olarak Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olan Almanya ile kurulacak olan stratejik işbirliği konseyinin sadece dış politika, güvenlik ve ekonomik konularda değil faaliyet gösterilmemeli, iki ülke arasında sosyo-kültürel konulardaki sorunların çözümüne de eğilmesi gereği görülmektedir.

 

Dipnotlar

 

[1] Erdoğan daha Almanya'ya Gitmeden, Alman Siyasiler Karşı Karşıya Geldi, http://t24.com.tr/haber/erdogan-daha-almanyaya-gitmeden-alman-siyasiler-karsi-karsiya-geldi/216169, Erişim Tarihi: 1 Kasım 2012.

[2] Kriegstreiber Unerwünscht!, http://www.jungewelt.de/2012/10-30/011.php, Erişim Tarihi: 2012.

[3] 5,5 Milyon İnsanımızla Biz Zaten AB’ye Girdik, http://www.akparti.org.tr/site/haberler/55-milyon-insanimizla-biz-zaten-abye-girdik/29186, Erişim Tarihi: 1 Kasım 2012.

[4] 'Turkey Is Not Yet Ready To Enter The EU', http://www.dw.de/turkey-is-not-yet-ready-to-enter-the-eu/a-16345200, Erişim Tarihi: 1 Kasım 2012.

[5] Erdogan Visit to Berlin Betrays Tensions, http://www.spiegel.de/international/europe/turkish-prime-minister-erdogan-sets-deadline-for-eu-admission-a-864579.html, Erişim Tarihi: 1 Kasım 2012.