23 Mart 2014 tarihinde Hatay sınırında, sınır ihlali yapan bir Suriye uçağı, Türk F-16 savaş uçakları tarafından düşürüldü. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından yapılana açıklamalarda uçağın sınırı 7- 8 mil kadar ihlal ettiği belirtiliyor. Yapılan açıklamalarda sınır ihlalinde bulunan 2 Suriye uçağının olduğu, yapılan uyarılar neticesinde uçaklardan sadece birinin geri döndüğü belirtiliyor. Diğer uçağın uyarıları dikkate almayarak sınır ihlaline devam etmesi sonucu bölgedeki Türk F-16 uçakları tarafından düşürüldüğü kaydedildi. Düşürülen Suriye uçağının pilotunun kendini kurtarmayı başardığı belirtildi.

 

Düşürülen Suriye uçağının kısa ve uzun vadede yaratacağı sonuçlar bakımından İstanbul Aydın Üniversitesi Ulusal Güvenlik ve Strateji Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Doç. Dr. Sait YILMAZ, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

"Suriye konusundaki gelişmeleri hem bölge ile ABD politikaları hem bugünkü hükümetin Suriye ile ilgili politikasının geldiği aşama ve nihayet bu politikaların TSK’ni ilgilendiren yönleri bakımından ele almak gereklidir.

 

2007 yılında Büyük Ortadoğu Projesi ve bu proje içinde Kürdistan projesini hayata geçirmek için AKP hükümeti ile anlaşan ABD, aynı zamanda o zamana kadar çok olumlu giden Suriye ve İran ile ilişkilerimizde tersine bir dönüşüm başlattı. ABD’nin Kürdistan planı birkaç aşamalıydı. İlk aşama, Irak’ın kuzeyinde de facto Kürt devletini Türkiye ile birlikte güçlendirerek, Kürt Koridoru dedikleri, Irak’ın kuzeyini, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e bağlama operasyonunu başlatıldı.Üç yıldır Suriye’ye karşı yürütülen kirli savaşın (İran’ın Lübnan’a uzanan kollarını kırma yanında diğer) nedeni buydu. Masada bulunan yeni senaryo ise Kürdistan’ı bu kez kuzeyinden, yani Türkiye’nin güneydoğusunu merkez alarak inşa etmektir. ABD, Irak’ın kuzeyinde inşa ettiği yapıyı Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açmak istemektedir. ABD bilmektedir ki ancak denize bir koridor açabilirse “Kürdistan”ı gerçekten ilan edebilecektir. Ancak, Irak’ın kuzeyindeki yapı yeniden Bağdat’ın çekim alanına girmeye başlamıştır. Suriye, iyi direnince Kürt Koridoru inşa edilememiştir. Özetle söylemek gerekirse, Suriye ile ilgili Ankara’nın izlediği politikalar başından beri ABD’nin bölge ile ilgili Kürt projesinin bir parçasıdır ve başarısız olmuştur.

 

Hükümete gelince, Erdoğan’ın Irak’taki görevi önce Allavi-Haşimi’ye dayanarak Maliki’yi yıkmaktı, sonra da Bağdat’a rağmen Ankara-Erbil hattını kurmaktı. Her ikisi de olmadı. ABD bu şartlar altında Irak’ı tamamen kaybetmemek adına Maliki yönetimiyle çalışmaya mecbur kaldı ve Erdoğan’ın petrol beklentili Ankara-Erbil hamlelerine karşı çıktı. Erdoğan Suriye’deki görevi de başaramadı; Esad’ı yıkamadı. Suriye meselesi tamamıyla Moskova’nın inisiyatifine girdi. Erdoğan’ın Esad’ı yıkmaya fazlasıyla angaje olması, son bir yıl içerisinde Batı ile Ankara arasında El Kaide çelişmesinin oluşmasına yol açtı. Öte yandan PKK-PYD geri çekilme sürecini saptadı ve mevzi kazanmak adına hızla Suriye’de özerklik adımları attı. Bu durum PKK ile Barzani arasında önemli sıkıntılar yarattı. Erdoğan, Suriye projesinde birlikte yola çıktığı Suudi Arabistan ve Katar ile Mısır’da Müslüman Kardeşler’e destek olduğu için artık yollarını ayırmıştır. Nitekim Mart 2014’de Cidde’de yapılan Ekonomik Forum’a bu yıl davet edilmemiştir. Erdoğan’ın artık Ortadoğu’da ne popülaritesi vardır, ne de kimse Türkiye’nin model olduğundan konuşmaktadır. Gelinen aşamada Türkiye artık kendi eliyle yarattığı ve artık Türkiye sınırına dayanan El Kaide ile mücadele etmektedir. Bölgede birkaç terör örgütünden başka dostu kalmayan Türkiye, başından beri Suriye’de büyük bir batağa batmıştır.

 

Suriye’ye pek çok kez silah sevk edildi. Libya’dan Al Antisar gemisiyle İskenderun’a militan ve silah getirtilip, Suriye’ye gönderildi. Uluslararası uçuş kuralları hiçe sayılarak THY uçağıyla Nijerya’ya silah sevk ediliyor. Suriye’ye silah sevk ederken yalanan Ankara, iki kez de Yemen’e silah sevk ederken, yakalandı. Bunların her biri uluslararası arenada uzun vadede Ankara’nın başını büyük belalara sokacak türden olaylardır. Öte yandan bölgedeki terör bataklığının kuruması uzun zaman alacak ve bundan en çok Türkiye zarar görecektir. Hükümet o kadar başarısızdır ki PYD Başkanı’nın Türkiye gelişi ya da korumasız bir Suriye helikopterinin düşürülmesi bile zafer çığlıkları ile Türk kamuoyuna yansıtılmaktadır. Hükümetin elinde Kürt Projesinin manivelası MİT ve iktidara teslim olmuş TSK dışında başka bir oyuncak yoktur. TSK, siyasi otoritenin emrinde olma görüntüsü altında hükümetin uluslararası hukuka aykırı girişimlerinin bir parçası olmuş, böylece ABD ve Erdoğan’ı karşısına almamayı tercih etmiştir. Son gelişmeler, Silahlı Kuvvetlerin hava savunması ve füze sistemleri konusundaki zafiyetini ortaya çıkarmıştır. Bir önceki olayda Suriye helikopterinin vurmak için elimizde savaş uçağından başka bir araç olmadığının ortaya çıkması Çin’den acilen füze alınmasını gündeme getirmiştir. Türkiye’nin acilen yeni bir proaktif güvenlik konseptine ve bu konsept çerçevesinde akıllı ve yumuşak güç yapılanmasına paralel olarak, TSK’nin de yeni bir güç projeksiyonuna ihtiyacı vardır." görüşünde bulundu.