ABD 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), Halep kırsalı sürekli bombardıman altındayken İran’ın eğittiği Şii milislerin de desteklediği Suriye ordusu ve İran vatandaşlığı sözü verilen bazı Afganlar da bölgeye doğru ilerliyor.

 

Düz alanda gündüz saatlerinde avantaj hükümet güçlerinde. Ancak gece, hava saldırıları durduğunda muhalifler birkaç saat önce kaybettikleri alanları geri alıyor. Muhaliflerin kurduğu geçici savunma noktaları bir gün sonra hava saldırılarının hedefine giriyor.

 

Birinci Tugay’a bağlı Amerikan desteği alan laik Ahfad Ömer Birliği’nin komutanı Abdül Rahman, Halep kırsalındaki operasyonun son 2 senedir gördükleri en büyük askeri operasyon olduğunu söylüyor.

 

Rusların her yeri yakıp-yıktıklarını söyleyen Abdül Rahman, bunun Ruslar’ın 90’larda Grozni’de yaptıklarını hatırlattığını, günde 50-60 hava saldırısı düzenlendiğini söylüyor. Komutan, farkın, bu kez Rusya’nın, Suriye’de kalabalık bir kentte değil, fakir kırsal kesimde operasyon yapması olduğunu belirtiyor.

 

Amerika’nın Sesi’ne konuşan 10’dan fazla muhalif komutan, Rus müdahalesinin dengeleri değiştirdiğini kabul ediyor. Lazkiye’den Hama ve İdlib’e ve Halep çevresine kadar tüm cephelerde müdahalenin etkisi sürüyor. Komutanlar, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, Suriye’de Özgür Suriye Ordusu gibi muhaliflere yardım edecekleri ama önce yerlerini bilmeleri gerektiği sözünü ise inanmıyor. Abdül Rahman, Lavrov’un sözüne karşılık “nerede olduğumuzu biliyorlar, bizi bombalıyorlar” diyor.

 

VOA, 1 Kasım seçimleri için Amerika’da yaşayan Türk vatandaşlarından, 24,914’ü 7 ayrı kentte Türk diplomatik temsilciliklerinde kurulan sandıklarda oylarını kullandı. 17 Ekim Cumartesi gününden itibaren oy kullanmaya başlayan Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları, başkent Washington, New York, Boston, Los Angeles, Miami, Chicago ve Houston kentlerinde sandık başına gitti.

 

Amerika genelinde kayıtlı olan 91 bin 304 seçmenden 24,914’ü oyunu kullandı. Amerika genelinde seçimlerde oy kullanma yüzde 26,69 oranında gerçekleşmiş oldu. 7 Haziran seçimlerinde,  Amerika’daki kayıtlı 90 bin 745 seçmenden, 17 bin 805 kişi sandığa gitmiş, katılım oranı ise yüzde 19,6’da kalmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise kayıtlı, 88.555 seçmenden 10.376’sı oylarını kullanmış, Amerika genelinde katılım oranı sadece yüzde 11.80 olmuştu. 7 Haziran seçimleriyle karşılaştırıldığında, 1 Kasım seçimleri için 7,109 kişi daha oy kullanmış oldu. Geçtiğimiz 7 Haziran seçimlerine göre de Amerika’da yüzde 40 oranında daha fazla kişi sandık başına gidip oy kullanmış oldu. Seçimlere katılımda oransal olarak da yüzde 7.09’lik bir artış meydana geldi.

 

VOA, Irak Kürt Bölgesi Güvenlik Teşkilatı’nın (KRSC) yayınladığı bir video, 69 Arap rehinenin IŞİD’in elinde yaşadıklarını açıkça ortaya koydu. Hawijah Hapishanesi rehinelerinden ve Kerküklü polis memuru Saad Halaf Ali Faraj, “IŞİD aklınıza gelebilecek her türlü işkence yöntemini uyguladı. Elektrik şoku verdiler. Kafamıza bir torba geçirip kablolar ve odunlarla vurdular. Görülmemiş işkenceler yaptılar” dedi.

 

Operasyon sırasında ve yaklaşık son beş yılda Suriye’de ilk kez bir ABD askeri öldü. ABD yetkilileri, kurtarma operasyonu gerçekleştirilmeseydi, IŞİD’in rehineleri çok kısa bir süre sonra infaz edeceğini bildirdi. Faraj, “Kardeşimin kellesini kestiler. Sıra bana gelmişti” dedi.

 

VOA, Uluslararası terörizm konusundaki araştırma ve çalışmalarıyla tanınan Washington yakınlarındaki Potomac Enstitüsü’nün Direktörü Profesör Yonah Alexander, Türkiye’nin Suriye ile mevcut uzun sınırına dikkat çekerek her bölgeyi korumanın imkansız olduğunun altını çizdi. “Amerika’nın Sesi”ne konuşan Prof. Alexander, şöyle dedi: 

 

“Komplo teorilerine inanmıyorum. IŞİD’e destek sağlamak Türkiye’nin çıkarlarına ters düşer. Türkiye’nin güvenliğe ve istikrara ihtiyacı var. IŞİD’e yardım etmek Türkiye’nin turizmini baltalar. Türkiye’ye akacak yatırımları keser. Bu tür komplo teorilerine bir saniye bile inanmam. Ben IŞİD’in Türkiye için gerçek bir tehdit olduğunu düşünüyorum. Bakın Ankara’da neler oldu.”

 

Yonah Alexander, kendisini “İslam Devleti” olarak dünyaya tanıtmaya çalışan IŞİD’in “ne İslami ne de devlet” olduğunu vurguladı. Müslüman olmadığını, ancak Kuran’ı hem okuduğunu hem de çalıştığını kaydeden Yonah Alexander, “İslam’ın kutsal kitabı, bir hayat kurtarmanın dünyayı kurtarmaya eşdeğer olduğunu söyler. IŞİD yaşamları imha ediyor” dedi. Profesör Alexander, IŞİD’in İslam dinine korsanlık yaptığını vurguladı ve zulümden kaçan Yahudiler’in 500 yıl önce Türkiye’ye sığındığını hatırlattı. Alexander, “İnsanları katlediyorlar. IŞİD’inki ne İslam ne de devlet. Onları tanıyan tek bir ülke bile yok” diye konuştu.

 

Çin 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Lu Kang, ABD'nin Larson adlı askeri gemisinin Çin'in Güney Çin Denizi'nde bulunan Nanshan Adalarına bağlı bir resif açıklarına gelerek, Çin'in egemenlik ve güvenlik çıkarlarının yanı sıra, resifte bulunan insanlar ve tesislerin güvenliğine de tehdit oluşturduğunu söyledi.

 

Bu girişimin bölge barışı ve istikrarını zedelediğini söyleyen sözcü, Çin'in bu durumdan büyük hoşnutsuzluk duyduğunu ve ciddiyetle karşı çıktığını söyledi.

 

ABD'nin Larson adlı askeri gemisi bugün Çin'in Zhubi adlı yapay adasına 12 deniz mili yaklaştı.

 

Lu Kang, Larson gemisinin Çin hükümetinin iznini almadan ilgili sulara girdiğini doğruladı. Çin'in ilgili birimlerinin ABD gemisini izlediği ve gerekli uyarının yapıldığı belirtildi.

 

Sözcü Lu Kang, Çin'in Nansha Adaları ve açıklarında tartışmasız egemenliğe sahip olduğunu yineledi.

 

Lu, tüm ülkelerin uluslararası hukuka göre Güney Çin Denizi'nde seyrüsefer özgürlüğünü Çin'in saygıyla karşıladığını ve koruduğunu hatırlatarak, ancak herhangi bir ülkenin seyrüsefer bahanesiyle Çin egemenliğini ve güvenlik çıkarlarını zedelemesine kararlılıkla karşı çıktıklarını kaydetti.

 

Çin'in toprak egemenliği, güvenliği ve yasal deniz çıkarlarını kararlılıkla koruyacağına işaret eden Lu, kışkırtma girişimlerine Çin'in kararlılıkla karşılık vereceğinin altını çizdi.

 

Lu, Çin'in gelişmeleri takip etmeye devam edeceğini, gerekli tedbirleri alacağını sözlerine ekledi.

 

CRİ, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, dün düzenlenen basın toplantısında, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu 70. dönem başkanlığını yapan Mogens Lykketoft'un, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi'nin daveti üzerine, 26-29 Ekim tarihleri arasında Çin'i ziyaret edeceğini açıkladı.

 

CRİ, Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lu Kang, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in daveti üzerine, 2-3 Kasım tarihlerinde Çin'e resmi ziyaret gerçekleştireceğini açıkladı.

 

China Daily, Çin, Güney ve Japonya arasındaki üçlü zirvelerin yenisi bu hafta sonu Seul’de toplanacak.

 

Zirve, 3 yıl aradan sonra yapılan ilk üst düzey toplantı olacak.

 

Çin Dışişleri Bakanlığı, cumartesi günü 3 günlük bir ziyaret için Güney Kore’ye gidecek olan Başbakan Li Keqiang’ın zirveye katılacağını açıkladı. Başbakan’ın zirvede diğer 2 mevkidaşıyla yüz yüze görüşmeler yapması bekleniyor.

 

Zirvede 2012 yılında askıya alınan serbest ticaret görüşmelerinin yeniden başlatılması hedeflenirken, bölgesel istikrar ve ekonomik entegrasyon konuları ele alınacak.

 

İlki 2008 yılında gerçekleştirilen üçlü zirvelere Japonya’nın 2012 yılından itibaren Pasifik’teki egemenlik iddialarını gündeme getirmesiyle yaşanan gerginliklerin ardından arar verilmişti.

 

Rusya 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Şam ile Rusya aracılığıyla görüşmeler yapıldığı iddiasını yalanladı.

 

Aydınlık gazetesinde bugün 'Ankara-Şam teması başladı' başlığıyla manşetten yayımlanan haberde “Türk Dışişleri ile Suriye arasındaki görüşmelere Rusya aracılık ediyor” ifadesi kullanıldı. Dışişleri kaynakları haberin doğru olmadığını ve Suriye yönetimiyle aracılı ya da aracısız hiçbir görüşmenin gerçekleşmediğini belirtti.

 

Öte yandan Dışişleri kaynakları geçen günlerde Sabah gazetesinde yer alan 'Türk savaş uçakları Fırat’ın doğusundan batısına sızmaya çalışan YPG’ye ait iki botu vurdu' haberiyle ilgili olarak da açıklama yaptı. Bu olayın doğru olduğunu ifade eden yetkililer, ancak olayın yeni değil ağustosta gerçekleştiğini söyledi.

 

Sputnik, G20 Liderler Zirvesi için Türkiye’ye gelmeye hazırlanan ABD Başkanı Barack Obama’ya, Kongre’den 1 Kasım seçimleri için uyarı geldi.

 

ABD Kongresi’nin 65 üyesi, Obama’ya hitaben bir mektup kaleme alarak Türkiye’deki 1 Kasım seçimlerinin ‘özgür, açık ve adil’ olarak gerçekleştirilebilmesi için destek verilmesini istedi. 7 Haziran seçimlerinin ardından koalisyon görüşmelerinin başarısız olduğunu ve Türkiye’nin ikinci kez sandık başına gideceğinin hatırlatıldığı mektupta, basına yönelik baskıların da arttığı kaydedildi.

 

“Adil bir seçim, toplumda düşüncelerin özgür şekilde tartışılmasının güvence altına alınabilmesi için ifade özgürlüğü ve hukukun üstünlüğüne saygı duyan bir hükümeti gerektirir” denilen mektupta, küçük farklılıkların seçim sonuçlarında büyük etkilere neden olacağını belirtilip, insanların kafasında bu sürece dair oluşabilecek soru işaretlerinin Türkiye’deki ayrışmayı ve gerilimi körükleyebileceği ifade edildi.

 

Sputnik, Rusya devlet silah ihracat şirketi Rosoboronexport Genel Müdürü Anatoliy İsaykin, nükleer başlık taşıma kapasitesine sahip İskender taktik füze komplekslerini yurtdışına ihraç edeceklerini açıkladı.

 

Başkent Moskova'da gazetecilere açıklama yapan İsaykin, diğer ülkelere satılmayan İskender füzelerinin artık ihracat kalemleri arasında yer alacağını belirtti.

 

Ancak İsaykin, füzelerin yurtdışına ne zaman gönderilmeye başlayacağını açıklamadı.

 

2006'da üretilen ve 2007 yılında test edilerek hizmete alınan İskender füzeleri, 400 kilometre menzile sahip. İskender füzeleri 1987'de imzalanan Orta-Menzilli Nükleer Füzelerin Sınırlandırılması Anlaşması'nı ihlal etmiyor.

 

Sputnik, BOTAŞ, Rusya ile doğalgazda fiyat indirimi konusunda anlaşmanın sağlanamaması üzerine uluslararası tahkime gitme kararı alındığını ve bunun dün itibariyle Gazprom'a iletildiğini açıkladı.

 

Rusya'dan kontratlar kapsamında yılda 20 milyar metreküp doğalgaz alan BOTAŞ, Gazprom ile 1 Ocak 2015'ten geçerli olacak şekilde yüzde 10.25'lik indirim konusunda anlaşmış ancak imzalar atılmamıştı.

 

BOTAŞ'tan yapılan açıklamada, yürütülen görüşmelerde anlaşmaya rağmen Gazprom'un imzalanması gereken zeyilnameleri imzalamadığı belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: 'BOTAŞ, söz konusu zeyilnamelerin Gazprom Export tarafından imzalanması için iyi niyetli çabalarda bulunmuş ve aradan dört ay geçmesine rağmen konuya ilişkin bir gelişme kaydedilmemesi nedeniyle BOTAŞ tarafından Gazprom Export 6 Ekim 2015'te son kez bir yazı ile fiyat revizyonuna ilişkin varılan mutabakat çerçevesinde zeyilnamelerin imzalanması için davet edilmiştir.'

 

Gazprom'dan gönderilen yazıya da bir cevap alınmaması neticesinde, anlaşmanın verdiği hak kapsamında konuyu uluslararası tahkime götürme kararı alındığı kaydedilen açıklamada, 'BOTAŞ, 29 Aralık 2014'ten geçerli olacak şekilde Rusya'dan aldığı doğalgazın fiyat revizyonu için tahkim sürecini başlatacağını Gazprom Export'a 26 Ekim 2015'te yazılı olarak bildirmiş olup bu aşamadan sonra konu tahkim heyetinin kararıyla çözüme kavuşacaktır' denildi.

 

Reuters'a daha önce bilgi veren bir enerji yetkilisi, "Rus şirketi Gazprom ile bir süredir görüşmeler devam ediyordu ancak bu konuda beklenen gelişmeler olmadı. Dün itibariyle tahkime gidildi, sanırım kararı tahkim verecek" demişti.

 

Sputnik, Kiev güçlerinin Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk Havaalanı'na havan topu ile saldırdığı bildirildi.

 

Ukrayna'dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Donetsk Halk Cumhuriyeti'nin Kuybişevskiy bölgesinin başındaki İvan Prihodko, Kiev güçlerinin Donetsk Havaalanı'na 120 mm kalibreli havan topları ile saldırdığını söyledi.

 

Donetsk haber ajansına bilgi veren Prihodko ''Yarım saat önce Ukrayna güçleri Donetsk Havaalanı'na ateş açtı. Havaalanına 120 mm kalibreli havan topu ile ateş açtılar'' dedi.

 

Kiev ise Donetsk'ten gelen haberleri reddetti. RİA Novosti haber ajansına konuşan Ukrayna Özel Operasyon Dairesi'nden Leonid Matyuhin, ''Donetsk Havaalanı'na ateş açmadık'' ifadelerini kullandı.

 

Sputnik, Fransa'nın başkenti Paris bugün Suriye'de çözüm konulu bugün bir toplantıya ev sahipliği yapıyor. Dışişleri bakanları seviyesinde gerçekleşecek toplantıya Rusya davet edilmedi. Toplantıda ABD'yi de Dışişleri Bakanı John Kerry'nin değil Dışişleri Bakan Yardımcısı Antony Blinken'in temsil edeceği açıklandı.

 

Türkiye'yi Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu'nun temsil edeceği toplantı, Avusturya'nın başkenti Viyana'da 23 Ekim'de gerçekleştirilen ve Türkiye, ABD, Rusya ile Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının katıldığı ilk Suriye toplantısından sonra 30 Ekim'de yapılacak ikinci toplantıya hazırlık niteliğinde olacak.

 

Batılı ve bölgesel müttefiklerin pozisyonlarını netleştirmesinin hedeflenmesi gerekçesiyle de toplantıya Rusya ve İran ise davet edilmedi.

 

Nitekim Fransa Dışişleri Bakanlığı, toplantıya Paris'in Batılı ve Arap partnerlerinin katılacağını duyurmuştu.

 

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry de, Viyana toplantısından sonra dört ülke yetkililerinin daha geniş bir toplantı için 30 Ekim'de yeniden bir araya gelebileceğini açıklarken, İran'ın da 'zaman içinde' Suriye görüşmelerine dahil edilebileceğini belirtmişti. 

 

Viyana'da toplantısında yer almayan Almanya ve İngiltere dışişleri bakanları ise bu toplantıya davet edildi. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius da, "Alman, İngiliz, Suudi ve Amerikalı arkadaşlarımızı meselede ilerleme sağlamak üzere Paris'e davet ettim" demişti. Fabius, toplantıya Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un katılmayacağını belirterek "Rusya ile beraber çalışacağımız farklı toplantılar olacak" diye konuştu.

 

Dışişleri kaynaklarına göre, 30 Ekim'de ABD, Türkiye, Rusya ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının katılımıyla gerçekleşecek ikinci toplantının nerede yapılacağı da Paris'te netleşecek.  

 

Sputnik, Adını vermeyen bir ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, USS Lassen gemisinin Çin Güzey Denizi'nde Çin'in karasularına dahil olan bir bölgeye girdiğini söyledi. Çin Dışişleri Bakanlığı da ABD'ye 'düşünmeden hareket etmeme' çağrısı ve egemenlik ihlali uyarısı yaptı.

 

ABD Savunma Bakanlığı'ndan adını vermek istemeyen bir yetkili, güdümlü füze donanımlı USS Lassen gemisinin Çin'in Subi ve Mischief mercan kayalıklarıyla Spratly takımadaları çevresindeki 12 millik bölgeye girdiğini söyledi. Yetkili, ‘seyrüsefer serbestisinden’ ('Egemen bir devletin bayrağını taşıyan bir gemiye müdahale edilemez') doğan hakların kullanıldığını söyledi.

 

Öte yandan Çin bu haberlere tepki vermekte gecikmedi. Başkent Pekin'de düzenlenen bir seminerde konuşan Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD’yi Güney Çin Denizi’nde yok yere gerginlik yaratmaması konusunda uyardı. Resmi Şinhua haber ajansına göre Wang, bir gazetecinin ABD’nin söz konuyu bölgeye girdiği yönündeki haberden bahsetmesi üzerine, “Bu doğruysa, ABD’ye eyleme geçmeden önce iki kere düşünmesini, acele hareket etmemesini ve yok yere sorun çıkarmamasını tavsiye ediyoruz” dedi.

 

Öte yandan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lu Kang da açıklama yaparak ABD’nin bu hareketinin ‘Çin’in egemenliğine tehdit’ anlamına geldiğini vurguladı.  USS Lassen’ın girişinin hukuka aykırı ve izinsiz olduğunun altını çizen Lu, “Çin seyrüsefer serbestisi ulusal egemenliğine ve güvenlik çıkarlarına zarar vermek için bahane olarak kullanılmasına kesinlikle karşı çıkmaktadır” ifadelerini kullandı.

 

İngiltere 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Times gazetesi İngiltere'nin Suudi Arabistan'a yönelik insan hakları eleştirileri nedeniyle iki ülke arasındaki ilişkilerin soğumaya başladığını yazdı.

 

Gazeteye göre, Suudi Arabistan'ın Londra Büyükelçisi Prens Muhammed bin Navaf bin Abdülaziz'in önceki günkü uyarılarının ardından, Riyad bir İngiliz heyetinin Suudi Arabistan'a yapacağı geziyi son anda iptal etti.

 

Milletvekilleri ve üst düzey yetkililerden oluşan İngiliz heyeti NATO Parlamenterler Asamblesi çalışmaları çerçevesinde Suudi Kralı'yla da görüşecekti.

 

Gazete bu kararın, İngiltere Adalet Bakanlığı'nın Suudi Arabistan'daki hapishaneler için reform programı hazırlamasını öngören 5.9 milyon sterlinlik (yaklaşık 7.6 milyon dolar) bir sözleşmeyi, Riyad'ın insan haklarını sicili nedeniyle iptal etmesinden birkaç gün sonra geldiğine dikkat çekti.

 

Times, karara gerekçe olarak idari sorunların gösterilmesine rağmen, bunda İngiltere'den son zamanlarda Suudi Arabistan'a yapılan eleştirilerin de payı olduğunu belirtti.

 

Haberde şöyle deniyor:

 

"Suudi Arabistan Büyükelçisi Prens Muhammed bin Navaf bin Abdülaziz, sözleşmenin iptal edilmesine vurgu yaparak 'İngiltere'de Suudi Arabistan'ın tartışılma biçimi alarm verici düzeyde değişti' dedi."

 

"Prens, Daily Telegraph gazetesindeki yazısında hiçbir ülkenin kendilerine vaaz veremeyeceğini söyledi ve ülkede uygulanan şeriata saygı gösterilmesini istedi."

 

Büyükelçi, 'Eğer iki ülke arasındaki kapsamlı ticaret ilişkileri belli siyasi ideolojilere tabi olacaksa, yaşamsal ticari ilişkiler riske girer. Biz bu ilişkinin devam etmesini istiyoruz. Ama kimse bize vaaz veremez. Kısa vadeli kazanımlar için aceleyle verilen kararlar, yarardan çok zarar getirir. Biz nasıl İngiltere'nin geleneklerine, adetlerine, yasalarına ve dinine saygı gösteriyorsak, İngiltere'nin de bize aynı saygıyı göstermesini bekleriz' dedi.

 

Gazete, ilişkilerin bozulmasından İngiliz ekonomisinin ve terörle mücadele alanındaki istihbarat paylaşımının zarar göreceğini yazıyor.

 

Times'a göre, Suudi Arabistan, İngiltere'nin Orta Doğu'daki en büyük ticaret ortağı. İngiltere geçen yıl Suudi Arabistan'a yaklaşık 11 milyar dolarlık mal ve hizmet sattı. 6,000 İngiliz şirketi Suudilerle iş yapıyor, 200 Suudi-İngiliz ortak girişimi var.

 

İngiltere'nin en büyük savunma şirketi BAE Systems, Yamama anlaşmaları çerçevesinde Suudi Arabistan'a yaklaşık 60 milyar dolarlık silah satmıştı.

 

Daily Telegraph gazetesi yeni bir araştırmaya dayanarak gençken yenen meyve ve sebzelerin insanları orta yaşlarına kadar koruduğunu yazıyor.

 

Habere göre yetişkinlik dönemlerinin başlangıçlarında sağlıklı beslenen kişilerin 20 yıl sonra damarlarının tıkanma ihtimali yüzde 25 daha az.

 

ABD'deki Minneapolis Kalp Enstitüsü'nde yapılan araştırmaya göre bol sebze ve meyve yiyen kişilerin 20 yıl sonra damarlarında daha az kireç birikintileri oluşuyor.

 

Kalp uzmanı Dr. Michael Miedema, "İnsanlar sağlıklı beslenmeyi ileriki yaşlara erteleyebileceklerini düşünmemeli. Araştırmamız genç bir yetişkinken sağlıklı beslenmenin ileri yaşlardaki kadar önemli olduğunu gösteriyor" dedi.

 

The Independent, Afganistan’ın kuzey-doğusundaki Badakşan vilayetinde önceki gün meydana gelen 7.5 büyüklüğündeki depremde 260’a yakın kişi hayatını kaybederken binlercesi yaralandı.

 

Afganistan, Pakistan ve Tacikistan sınırlarının kesiştiği bölgede yaşanan sarsıntı, Kabil’den Keşmir’e kadar geniş bir alanda hissedildi.

 

Depremin merkez üssü olan Badakşan’da ve daha batıdaki, daha kalabalık nüfuslu Takhar vilayetinde büyük çaplı toprak kaymaları yaşandığı ve binlerce evin tahrip olduğu bildiriliyor.

Fotoğrafta Pakistan’ın depremin merkez üssüne komşu Peşaver şehrinde bir baba depremde ağır yaralanan oğlunu hastaneye yetiştirmeye çalışırken görülüyor.

 

Almanya 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

ABD’nin Suriye politikası, AB’de mülteci krizi ve Polonya’daki seçim sonuçları, bugünün Alman basınında öne çıkan yorum konuları.

 

Düsseldorf kentinde yayımlanan ekonomi gazetesi Handelsblatt, Suriye krizinde ABD'nin rolünü irdeliyor:

 

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Suriyeli despot Beşar Esad’ı Moskova’ya getirtip dünyaya Rus ordusunun gücünü gösterirken, ABD Başkanı Barack Obama Batı Virginia’daki eroin salgını ve Kaliforniya'daki bağış toplama işleriyle uğraşıyor. Rus ordusu ilerliyor, Amerika kendisiyle meşgul. Şu an giderek yerleşen izlenim bu. Obama geride durup statükoyla yetinmeye çalışıyor. IŞİD’i ‘geri püskürtmek’ ve ‘sonunda yok etmek’ hedefini ortaya koyuyorsa vurgusu ‘yok etmek’ten ziyade ‘sonunda’ kelimesinde. Obama’nın doktrininin anahtar kavramı ‘stratejik sabır’. Obama’nın bakış açısına göre Esad bir tehdit değil ve IŞİD çembere alınmış durumda. Dolayısıyla Suriye’deki durumu Avrupadakiler gibi acil görmüyor.”

 

Ravensburg kentinde yayımlanan Schwaebische Zeitung ise AB’nin sığınmacı krizindeki tutumunu eleştiriyor:

 

“Avrupa ülkelerinin gözünde Avrupa, kendi çıkarlarına yaradığı sürece önemlidir. Şu an bu prensibe daha çok Doğu Avrupalılar uyuyor. Ama Almanya’yı bunun dışında tutmak da dar görüşlülük olur. Merkel’in sığınmacıları kontrolsüz şekilde kabul etme kararı Avrupa hukukuna aykırı düştü. Şunu da gözden çıkarmamak gerek: Macaristan ya da Hırvatistan’da refah, Almanya ile boy ölçüşebilecek durumda değil. Bu ülkelerde insanların ellerindekini kaybetme korkusu, zengin Almanya ile kıyaslandığında daha anlaşılabilir. Polonya’daki seçim sonuçları bir uyarıdır. Avrupa ancak herkes işbirliği yaptığında işler. Ulusal bencilliklere yer yok. Büyüklerin küçüklere ahlak dersi veren tavsiyelerine de.”

 

Reutlinger General-Anzeiger gazetesinin Polonya seçimleriyle ilgili yorumu ise şöyle:

 

“Berlin, Brüksel ve Varşova arasındaki işbirliği gelecekte zorlaşacaktır. (Seçimi kazanan Hukuk ve Adalet Partisi'nin lideri) Kaçinski Almanya’dan hoşlanmıyor ve ilkesel olarak AB’yi reddediyor. Avrupa ile tek ilgisi, hiçbir şey vermeyip, mümkün olduğunca fazlasını almak. Bu bağlamda Macar ruh ikizi Viktor Orban ile bir işbirliğine girmesi daha olası görünüyor. (Başbakanlık koltuğuna oturacak olan yardımcısı) Beata Szydlo ‘Kaçinski’nin kızı’ olarak biliniyor. En büyük soru, Szydlo’nun onun piyonu ve hoparlörü olmayı kabul edip etmeyeceği.”

 

Die Welt gazetesi ise Polonya seçimleri ile ilgili endişeleri abartılı buluyor:

 

“Avrupa medyasının bir bölümü Varşova’nın popülist, hatta ‘Avrupa karşıtı’ bir rotaya girdiği görüşünde. Polonya’dan coğrafi olarak ne kadar uzaklaşılırsa bu görüş daha da ağır basıyor. Polonya’nın gelecekte izleyeceği ekonomi politikaları yabancı yatırımcıların hoşuna gitmeyebilir, bütçe disiplini gevşetilebilir, ekonomik büyümenin meyveleri farklı bir şekilde dağıtılabilir. Ama AB açısından düşünülebilecek etkilerine gelince endişeleri abartmamak gerek. Çünkü Polonya yıllarca özlemini çektiği AB ve NATO üyeliğinin önemini iyi biliyor. Polonya’da kendini sağcı olarak nitelendirenlerin neredeyse üçte biri, aynı zamanda AB ile mümkün olduğunca sıkı bir bütünleşmeden yana olduğunu söylüyor.”

 

İran 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Risalet gazetesinde Irak ordusu ve halk güçlerinin Selahaddin eyaletinde IŞİD teröristlerine karşı başarılı operasyonlarını sürdürmesi, Bahreyn'de despot Halife rejimine karşı halk ayaklanmasının devam etmesi, Suud rejimi savaş uçaklarının Yemen'i bombardıman etmeyi sürdürmesi, Siyonist rejim askerlerinin Kudüs ve Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik saldırılarına devam etmesi gibi haberlere yer verilirken, Irak gelişmeleri üzerine bir haberde kısaca şunları okuyoruz:

 

Irak'ta İslami Direniş gruplarından olan Heşdi Şabi güçleri komutanlarından Ekrem Kebi, yaptığı açıklamada Amerika'nın hedefi Irak'ın alt yapılarını yok etmek ve ülkeyi kaosa sürüklemek olduğunu belirtti.

 

Amerika'nın Irak'ın alt yapılarını tahrip etmek için ülkede düzensizlik ve kaos ortamını körüklemeye çalıştığına dikkat çeken Ekrem, Amerika'nın Irak'ın toplumsal yapısını hedef alarak, ülkeyi parçalamaya çalıştığını kaydetti.

 

Amerika'nın başını çektiği sözde IŞİD ile mücadele koalisyonunun şimdiye kadar Irak'ta IŞİD'e karşı etkili bir operasyon düzenlemezken, üstelik kendi gözetiminde IŞİD'i daha da güçlendirerek, bölgede kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını kaydeden Şabi, Beyaz Saray'ın Irak'a yönelik komplolarına karşı Irak halkı ve yetkililerinin duyarlı olması gerektiğini belirtti.

 

Risalet gazetesinde İslami İran'ın önde gelen taklit mercilerinden Ayetullah Nuri Hemedani'nin, Suudi Arabistanlı Şii din alimi Şeyh Nemr'ın idam kararının onanmasının dünya müstekbirliği ve siyonizmin hedefi çerçevesinde olduğunu belirtmesi, İslami İran dışişleri bakanlığı sözcüsü Merziye Efhem'in, Afganistan, Hindistan ve Pakistan'da yaşanan depremden dolayı bu ülke halkları ve hükümetleriyle İran'ın dert ortaklığı içinde olduğunu belirterek taziyet dileğinde bulunması, Suriye ordusunun Halep'te teröristlere yönelik operasyonlarında ilerlemeye devam etmesi gibi haberler göze çarparken, İran'ın bilimsel diplomasisi üzerine Singapurlu sosyologun açıklamasını konu eden bir yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Singapurlu sosyolog Ferit Atas, bilimsel diplomasinin, İran'ın dünya ülkeleriyle ilişkilerini pekiştirmek için kullandığı etkin bir diplomasi olduğuna dikkat çekerek, dünya ülkelerinin İran gibi bilimsel diplomasiyle önem vermesi gerektiğini kaydetti.

 

Ülkeler arasında bilimsel gelişmeler ve bilgilerin alışverişi konusunda bilimsel diplomasinin bir hayli önem arz ettiğine dikkat çeken söz konusu Singapurlu uzman, son yıllarda İran'ın çeşitli bilimsel alanlarda göz kamaştırıcı ilerlemelere imza attığı ve birçok ülkenin İran'ın bu alandaki kapasitesi ve deneyimlerinden yararlanma fırsatı olduğunu vurguladı.

 

NANO, tıp ve çeşitli mühendislik dallarında İran'ın bayağı ilerleme kaydettiğine dikkat çeken Atas, bu kapasitelerden özellikle bölge ülkelerinin yararlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

 

Fars haber ajansı internet sitesinde Rusya dışişleri bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova'nın bölge gelişmeleri üzerine açıklamasını konu eden bir haberde kısaca şunları okuyoruz:

 

Rusya dışişleri bakanlığı sözcüsü Maria Zaharova, yaptığı açıklamada, IŞİD terör örgütünün kurulması başta olmak üzere bölgede vuku bulan birçok sorunun temelinde Amerika ve müttefiklerinin bölgeye yönelik yürüttükleri yanlış siyasetleri yattığını kaydetti.

 

Amerika'nın Irak'ı işgal etmesi ardından radikal gruplar ve düşüncelerin Irak topraklarında kök salmasına yol açması, bugün IŞİD başta olmak üzere birçok tekfirci terör örgütünün bölgede nemalanmasına vesile olduğunu kaydeden Zaharova, Amerika ve Batılı müttefiklerinin izlediği yanlış siyasetleri dünya güvenliğini ciddi derecede tehlikeye soktuğunu belirtti.

 

Zaharova, Amerika ve müttefiklerinin IŞİD ile mücadelede etkin bir adım atmazken, üstelik IŞİD ile mücadele eden ülkelerin önünü engellemeye çalıştığını sözlerine ekledi.

 

Bulgaristan 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), İflas eden Korporativ Ticaret Bankası’da (KTB)yüzde 30 hissesi olan Umman Yatırım Fonu, Washington'da bulunan Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi’nde (ICSID) Bulgaristan’a dava açtı. “Kapital daily” gazetesinin haberine göre talep edilen meblağ 100 milyon Avro’dur. Davacıya göre bu tutar, KTB bankası lisans iptalinden dolayı uğradığı maddi zararların, yatırımcıya uygulanan eşitsiz muamele ve mahkemede savunma hakkının verilmemesinin bedelidir.

 

BNR, Uluslararası Para Kurulu(IMF) misyonu 4 -9 Kasım tarihleri arasında Bulgaristan’a gelecek. Kurulun Sofya temsilciliğinin yaptığı açıklamaya göre IMF misyonu 2015 yılı için gerçekleştirdiği düzenli ziyaretler çerçevesinde 4-9 Kasım tarihlerinde ülkemize gelecek. IMF ekibi Bulgar makamlarıyla güncel ekonomik gelişimi ve perspektifleri görüşecek. Maliye Bakanlığı temsilcileri, Bulgaristan Merkez Bankası (BNB) vs. devlet kurumlarıyla, sivil toplum örgütleri ve özel sektör temsilcileriyle görüşmeler öngörülüyor. Misyonun sonunda uzmanlar sonuçları sunacaklar.

 

BNR, Maliye Bakanı Vladislav Goranov gazetecilere yaptığı açıklamada “Korporativ Ticaret Bankası’nda(KTB) hisse sahibi olan Umman Yatırım Fonu’nun, söz konusu bankanın iflasından doğan zararlar nedeniyle Bulgaristan devletine karşı açtığı tazminat davası dayanaksızdır” dedi. Bakan Goranov Bulgar tarafının bu tutumu savunacak avukatlar tuttuğunu, bu tür davalarda kapasite ve tecrübe sahibi olduğunu ve endişe duymadığını ekledi.

 

İspanya 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

El Pais, Carme Forcadell  Katalunya Özerk Yönetim Meclis Başkanı seçildi.

 

Bağımsızlık yanlılarının oyları ve Podemos’un desteğiyle başkan seçilen Forkadey’in ilk konuşması ise bağımsızlık mesajı içeriyordu.

 

Forkadey “İspanya’dan ayrılmak için gerekli adımları atacağız” dedi ve konuşmasını “Yaşasın Katalunya Cumhuriyeti” diyerek bitirdi.

 

Forkadey bu sözlerin ardından Parlamentodaki bağımsızlık yanlıları tarafından dakikalarca alkışlandı.

 

La Vanguardia, Dünya Sağlık Örgütü günde 50 gramdan fazla işlenmiş et yiyenlerin kanser riskiyle karşı karşıya olduğu konusunda uyardı. Diğer bir deyişle şarküteri ürünleri en az sigara kadar riskli.

 

İşlenmemiş kırmızı et ise ikinci sırada yer alıyor. Şarküteri ürünleri kadar tehlikeli değil ancak yine de riskliler sınıfında…

 

Akdeniz diyetinin sağlıklı olduğunu savunan İspanyol doktorlar ise Dünya Sağlık Örgütünün açıklamasının dikkatlice incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Doktor Ramon Esturch’a göre “Önemli olan bu ürünlerin ne sıklıkta ve hangi miktarlarda tüketildiği…”

 

Esturç “İspanyol mutfağında kırmızı et ve şarküteri ürünleri bulunsa da, bunlar sınırlı ölçüde tüketiliyor. Bu nedenle Akdeniz diyeti dünyanın en sağlıklı yaşam tarzlarından biri” diyor.

 

İtalya 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

La Repubblica, Belediyeye ait kredi kartıyla yaptığı kişisel harcamalarından dolayı tepkilerin odağında olan ve istifasını veren Roma Belediye Başkanı Ignazio Marino istifasını geri çekmeye karar verdi.

 

Ancak bu şekilde olayı açığa kavuşturabileceğini söyleyen Marino bu süreçte Başbakan Renzi’yle görüşmeyi denediğini, ama bunun mümkün olmadığını belirtti. Marino başbakanlıktan gelecek telefonu halen bekliyor, ama Renzi resmi bir görev için Peru’da.

 

Bu arada Marino istifasını geri çekmesinin Demokrat Parti’ye meydan okumak olmadığının da altını çizdi. Hatırlanacağı gibi parti istifa etmesini istemişti.

 

Avusturya 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Der Standard, Polonya’da sekiz yıldan bu yana süren liberal hükümet seçimleri kaybetti.

 

Polonya'da pazar günü yapılan genel seçimleri milliyetçi muhafazakar Hukuk ve Adalet Partisi kazandı. Jaroslaw Kaczynski’nin liderliğini yaptığı Hukuk ve Adalet Partisi 460 sandalyeli mecliste 242 sandalye kazanarak tek başına iktidar oldu.

 

Başbakan Ewa Kopacz ise yenilgiyi kabul ettiğini açıkladı.

 

Yunanistan 27 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Kathimerini, Başbakan Aleksis Çipras, mülteci sorununa ilişkin olarak Yunanistan'ın üstlenmeyi kabul ettiği sorumluluk yüküne karşı üçüncü memorandumun mevcut değerlendirme sürecindeki mali şartlarının hafifletilmesini talep ediyor.

 

Alınan bilgilere göre, Çipras, dün Başbakanlıkta görüştüğü Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Valdis Dobrovskis'ten Troyka'nın bankalara geri ödenemeyen kredi borçları ve sosyal güvenlik sisteminde biraz gevşemeye müsaade etmesini istedi. Ancak Dobrovski'nin cevabı son derece net oldu. Dobrovski, üzerinde anlaşılmış olan reformları hükümetin daha fazla gecikme olmadan, bir an evvel uygulamaya sokması gerektiğini söyledi. Bankaların yeniden sermayelendirilmesini de doğrudan Troyka'nın değerlendirme sürecine bağladı.