ABD 22 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), WikiLeaks internet sitesi, internet korsanlarının Amerika Merkezi İstihbarat Dairesi (CIA) Başkanı John Brennan’ın özel elektronik posta hesabına sızarak topladığı bilgileri kamuoyuna açıklıyor.

 

WikiLeaks Brennan’ın hesabından bazı bilgileri sitesinde yayınlamaya başladı. Bilgiler arasında Amerikan istihbaratına yönelik tehditleri de içeren taslaklar ve İran’a yönelik izlenecek politika konusunda verilen tavsiyeler yer alıyor.

Site ayrıca Brennan’ın güvenlik sicili başvurusunun taslak metnini de yayınladı. Metinde Brennan’a yakın olan kişilerin özel bilgileri bulunuyor.

 

Bilgileri yayınlama kararını savunan WikiLeaks önümüzdeki günlerde yeni belgeleri yayınlamayı planladığını duyurdu, Brennan’ın bu mevcut hesabı istihbarat faaliyetleriyle bağlantılı projelerde zaman zaman kullandığına dikkati çekti.

 

CIA sözcüsü iddiaları yalanladı. WikiLeaks’te yayınlanan belgelerin gizli olduğunu yalanlayan sözcü, içeriklerin “ulusal güvenlik çıkarlarından haberdar olan ve bu konuda uzmanlığa sahip bir vatandaşın bilmesi gereken bilgiler olduğunu” savundu.

 

Sözcü ayrıca internet korsanlığının suç olduğunu hatırlattı.

 

VOA, Türkiye’ye kısa bir süre önce ziyarette bulunan küresel medya hakları örgütlerinin temsilcileri, medya özgürlüğünün yaklaşan 1 Kasım genel seçimleri öncesinde ciddi tehlike altında olduğu uyarısında bulunuyor.

 

Örgüt temsilcilerinin ziyaretleri, özellikle iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi destekçilerinin Hürriyet'in İstanbul bürosunu hedef alan saldırılarını ve birkaç gün sonra da Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan’ın dövülmesini izliyor.

 

Ziyareti düzenleyen Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) temsilcilerinden Steven Ellis, bu yaşananların Türkiye’de basın özgürlüğünü hedef alan kaygı verici saldırıların yalnızca bir parçası olduğunu belirtiyor. Ellis, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılan ve sayısı gittikçe artan hakaret davalarına, medya kuruluşlarındaki işten çıkarmalara dikkati çekiyor.

 

VOA, Çok değil daha on yıl öncesine kadar Türkiye, film, dizi, yarışma, belgesel ve eğlence programları formatlarının neredeyse tamamını yurtdışından satın alıyordu. Çok az sayıdaki Türk dizisi yurtdışı pazarında alıcı buluyor, en yüksek fiyatla satılan Türk dizileri, bölüm başına 35 ile 50 dolar arasında yabancı ülkelere satılıyordu. 2004 yılında Türkiye’nin dizi yapımı ihracatından elde ettiği gelir 10 bin doları bile bulmuyordu.

 

Sektördeki istikrarsızlık ve durgunluk özellikle sanatçıların ve set işçilerinin çalışma koşullarını da olumsuz yönde etkiliyordu. Sanatçılar ve teknik elemanlar başta Amerika olmak üzere yurt dışında çıkıp hayallerini sürdürmenin peşine düşüyorlardı. 2015 yılına gelindiğinde ise Türkiye dizi yapımcılık sektöründe dünyanın başrol oyucuları arasına girdi. Türk dizileri 2014 yılı rakamlarına göre ulaştığı 200 milyon dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye ekonomisine de çok önemli katkıda bulunuyor. 2023 yılı için tam bir milyar dolar tutarında dizi ihracatı hedefleniyor.

 

1998 yılında Amerika’da ilk etnik yayın platformlarından biri olan DFH Network’ü kuran girişimci Hakan Çizem, çanak antenlerle yola çıktığı etnik yayıncılığı, IP World TV ile HD dijital yayın formatınla Amerika’nın 50 eyaletinde evlere taşımayı başardı. IP World TV yaklaşık 30 ayrı dilden yayın yapan 300 ayrı etnik televizyon kanalının birleştiği Amerika’nın en önde gelen dijital platformlarından biri haline geldi. Türk dizilerine artan ilgi, IP World TV’ye de yansımış.

 

Amerika’nın Sesi’ne konuşan Hakan Çizem, Türk dizilerine Amerika’da son yıllarda çok yoğun bir ilgi olduğunu söylüyor ve Türk dizilerinin asıl patlamayı Amerika’da yaşanacağını iddia ediyor. Ekim ayının ilk haftası Cannes’da yapılan içerik fuarı MIPCOM’da birçok Türk dizi yapım firmasının Amerikan televizyon kanallarıyla yeni anlaşmalar imzaladığını belirterek, “Amerika’da nüfusun yüzde 70’i bir başka dili daha konuşuyor. 400 milyonluk dünyanın en önemli pazarı. Türk dizileri son yıllarda yapım kalitelerini arttırdı ve dünya pazarında yıldızı parladı. Önümüzdeki yıllarda büyük bir izleyici kitlesi etnik kökenli kişilerin oluşturduğu Amerika’da Türk dizilerine ilgi giderek artacak ve Türk dizilerinde asıl patlama Amerika’da olacak’’

 

VOA, Metropoll araştırma şirketinin son yaptığı anketlerden çıkan sonuç dört partinin de barajı geçerek meclise gireceği yönünde. HDP’nin bu seçimlerde baraj sorunu olmadığını belirten Pollmark kurucusu Özer Sencar, partilerin oy oranlarını ise şöyle sıralıyor: Ak Parti 42,5 CHP 26,3 MHP 16,3 HDP 13.

 

Metropoll'ün Ekim ayı anket sonuçlarına göre partilerin oy durumlarını da açıklayan Özer Sencar AK Parti ve CHP'de yükseliş olduğunu, HDP ve MHP oylarında değişim olmadığını söyledi. Sencar, AKP ve CHP’deki bu artışın kaynağının ise 7 Haziran’da her iki partinin de sandığa gitmeyen seçmen’ olduğunu belirtiyor.

 

“MHP ve HDP’de ise 7 Haziran seçimlerine göre bir değişiklik yok. Bu sonuçlara göre şunu söyleyebiliriz. Bugün itibarıyla Ak Parti’nin tek başına iktidar olma şansını görmüyoruz. Koalisyon süreci başlayacak.”

 

VOA, Avrupa Birliği, mülteci akınını durdurması karşılığında Türkiye’ye 3 buçuk milyar dolar yardım yapma, seyahat vizesi uygulamasını gevşetme ve üyelik müzakerelerini yenileme kararı aldı. Ancak Türk hükümeti, bu teklife çok sıcak bakmıyor.

 

Para yardımının amacı, Türkiye’de yaşayan 2 milyon mülteciye daha iyi yaşam şartları sunmak ve mültecilerin Türkiye’de kalmasını sağlamak.

 

Ayrıca Türk vatandaşlarının AB ülkelerine vizesiz seyahat etme süreci hızlandırılacak, Türkiye’nin AB üyelik müzakereleriyse canlandırılacak.

 

Almanya Başbakanı Angela Merkel, ”Türkiye’ye para yardımı büyük rol oynadı. Ayrıca yeni bir sayfa açmayı planlıyoruz, Türkiye’nin AB üyeliği süreci yeniden açılacak,” diye konuştu.

 

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan, AB’nin üyelik müzakerelerini açma teklifini samimi bulmuyor.

 

Türkiye’nin sınırlarını iyi kontrol etmediği eleştirisi yapılıyor. Yardım örgütlerine göre her gün 5 bin göçmen, Türkiye’den Avrupa’ya giriş yapıyor.

 

Macaristan, geçen hafta, tel örgü çektiği Sırbistan sınırını kapatmayacağını açıkladı. Macaristan’ın Amerika Büyükelçisi, Avrupa’nın dış sınırlarının korunması için çağrı yaptı.

 

Almanya’ya göreyse tüm AB ülkeleri ortak sınır gücüne katkıda bulunmalı. Ancak bu, egemenliğe ilişkin sorunları gündeme getiriyor.

 

Londra Ekonomi Üniversitesi'nden James Ker-Lindsay, ”AB üyeleri ortak sınır gücü oluşturma gibi siyasi bir adımı atmak ister mi bilmiyorum çünkü bu çok daha yakından kaynaşma anlamına gelir,” diye konuştu.

 

Öte yandan Bulgaristan, geçtiğimiz günlerde Türk-Bulgar sınırında bir Afgan mültecinin öldürülmesiyle ilgili soruşturma başlattı. Yetkililer, mültecinin polisin uyarı ateşi nedeniyle yanlışlıkla vurulduğunu bildiriyor.

 

Çin 22 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Japonya'nın liderler düzeyinde karşılıklı ziyaretlere yeniden dönülmesini önerdiği şeklindeki haberleri yalanladı.

 

Hua Chunying, bugün düzenlediği basın toplantısında, kısa süre önce gerçekleşen Çin-Japonya Üst Düzey Siyasi Diyalogu hakkında bilgi verdiklerini belirterek, Japonya tarafından gelecek yıl liderler düzeyinde karşılıklı ziyaretlere dönülmesi önerisinin yapıldığına ilişkin haberlerin "gerçekle uyuşmadığını" söyledi.

 

CRİ,  7. Çin Dış Yatırım İşbirliği Konferansı bugün Beijing'de düzenlendi.

 

"Yeni model, yeni fırsat: yurt dışına yatırım çağını açalım" temalı konferansa, dünyanın 100 ülkesinden gelen hükümet ve devlet yetkilileri, yatırım kuruluşu temsilcileri ve uluslararası şirket liderleri katıldı.

 

İki gün süren konferansta "Bir Kuşak-Bir Yol" projesi ile "Uluslararası endüstriyel kapasite ve donanım imalatı işbirliği" şeklindeki iki ana konu görüşülecek.

 

CRİ, Çin-İngiltere ortak yapımı olan "Konfüçyüs" adlı televizyon belgeseli, İngiliz izleyicilerle buluştu.

 

Çin Merkez Televizyonu (CCTV), İngiliz Lion Tv, Çin Uluslararası Televizyon Ortaklığı ve Shandong Medya Grubu tarafından ortaklaşa hazırlanan 90 dakikalık belgeselin ilk gösterimi Londra'da yapıldı.

 

Belgesel, MÖ 551 yılında doğan Konfüçyüs'ün hayatı ve felsefesi ile Çin kültürü üzerindeki etkisine dair tarafsız bir bakış ortaya koyuyor.

 

Çin Devlet Konseyi'ne bağlı Basın Ofisi Başkan Yardımcısı Guo Weimin, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in İngiltere ziyareti sırasında ilk kez yayımlanan belgeselin büyük önem taşıdığını kaydetti.

 

Guo, belgeselin Çin ile İngiltere arasındaki kültürel temasları yoğunlaştıracağını ifade etti. Belgesel aracılılığıyla iki ülke arasında tarihî belgesel yapımcılığında yeni bir ortaklık modeli keşfedildiğini söyleyen Guo Weimin, gelecekte iki ülkenin bu alandaki işbirliğinin artmasını beklediklerini sözlerine ekledi.

 

CRİ, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Londra'da yaptığı konuşmada, hiçbir kişi, olay veya gerekçenin, Çin'in barışçı kalkınma yolunu izleme yönündeki kararlılığını ve iradesini sarsamayacağını vurguladı.

 

İngiltere ziyaretini sürdüren Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, dün Londra'da bir konferans verdi.

 

Xi Jinping, Çin halkının izlediği yolun, tarihçe seçilen bir yol olduğunu söyledi. Bu yolun, ülkenin kaderini tayin ettiğini belirten Xi, bir ülke ya da bir ulusun, ancak ve ancak kendisine uygun yolu bulması hâlinde kalkınma hedefini gerçekleştireceğini kaydetti.

 

Çin'de reform ve dışa açılma siyasetinin uygulanmasından bu yana geçen 37 yıl içinde Çin ekonomisinin yıllık ortalama büyüme hızının yüzde 10'a yaklaştığını söyleyen Cumhurbaşkanı Xi, bundan dolayı Çin'in dünyanın ikinci büyük ekonomisi hâline geldiğine işaret etti.

 

600 milyondan fazla nüfusun yoksulluktan kurtulduğu Çin'de, kişi başına düşen gayrisafi yurtiçi hasılanın da 7 bin doları geçtiğini ifade eden Xi Jinping, Çin'in on yıllar içinde gelişmiş ülkelerin birkaç yüz yılda kat ettiği kalkınma sürecini tamamladığına işaret etti.

 

Cumhurbaşkanı Xi, olguların, Çin vatandaşlarının doğru yolda ilerlediğini yeterince kanıtladığını dile getirdi.

 

Xi Jinping, herhangi bir kişi, herhangi bir olay ve herhangi bir gerekçenin, Çin'in barışçı kalkınma yolunu izleme yönündeki kararlılığını ve iradesini sarsamayacağını vurguladı.

 

Cumhurbaşkanı Xi Jinping, konferansta, uzun tarihî süreçte Çin ve İngiltere halklarının yarattıkları parlak kültürlerle uygarlığın ilerlemesi üzerinde derin etkiler yaptığını kaydetti.

 

Rusya 22 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın birleşik bir Suriye önünde engel olduğunu söyledi.

 

Rusya, Türkiye ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarıyla yarın yapacağı görüşme öncesinde Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ile birlikte gazetecilere konuşan Kerry, şunları söyledi.

 

“ABD, İran, Rusya ve Avrupa Suriye’nin bir bütün olması ve Suriyelilerin kendi liderlerini seçmesi gerektiği konusunda görüş birliği içinde. Ancak bu yönde hızla ilerlemenin önünde bir şey var, o da Beşar Esad isimli zat” dedi.

 

Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de, Suriye’de siyasi çözümün Washington ve Moskova arasında köprü kurulmasına bağlı olduğunu belirtti.

 

Sputnik, Soçi’de düzenlenen 12. Valday Kulübü Toplantısı’nda konuşan Kremlin İdaresi Başkanı Sergey İvanov, “Rusya, Suriye’de Esad için savaşmıyor. Bizi de dolaylı yoldan tehdit eden terörizmle mücadele ediyoruz” ifadesini kullandı.

 

Moskova yönetiminin, Suriye’de başlattığı operasyonların bölgedeki sürece etkisini değerlendiren İvanov, sadece hava operasyonuyla başarı sağlanmasının mümkün olmadığını kaydetti. İvanov, kara harekatı düzenlemesi gereken tarafların ise Suriye ordusu ve Kürt milisler olduğunu söyledi:

 

 “Kara harekatını Suriye ordusu ve Kürt milisler yapmalı. Her şey hava ile kara operasyonunun işbirliği seviyesine bağlı. Çünkü havadan kaç tane bomba atılırsa atılsın, kara harekatı olmadan başarıya ulaşılamaz.”

 

Suriye’de durumun sadece askeri yöntemlerle düzene kavuşmasının imkansız olduğunu da vurgulayan İvanov, “Suriye’de sadece askeri yöntemlerle düzen sağlanmasının imkansız olduğunu, siyasi çözüm sürecinin de başlatılması gerektiğini anlıyoruz. Suriye halkının ve lider dış aktörlerin de katıldığı siyasi çözüm süreçlerine ihtiyaç var” diye konuştu.

 

İvanov, Rusya’nın Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad için savaşmadığını yineleyerek, amaçlarının Rusya’yı dolaylı yoldan tehdit eden terörizmle mücadele etmek olduğunu vurguladı:

“Biz sadece ulusal çıkarlarımızı baz alarak hareket ediyoruz. Çıkarlarımıza doğrudan ya da dolaylı bir tehdit gördüğümüzde, pozisyonumuzu alıyoruz. Rusya, Suriye’de Sünnilerle ya da Esad için savaşmıyor. Suriye’de bizi de dolaylı olarak tehdit eden terörizmle mücadele ediyoruz.”

 

Sputnik, Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye'nin yükselen siyasi riskler göz önüne alındığında, gelişen beş ekonomi arasında dış risklere karşı en hassas ülke olduğunu açıkladı ve yıllık dış borç oranı, dış sermayeye yüksek bağımlılık gibi etkenlere işaret etti.

 

Moody’s şirketinin dün açıkladığı rapor, Türkiye, Brezilya, Güney Afrika, Hindistan ve Endonezya’yı kapsarken, küresel sermaye akımları sonucu Brezilya ve Türkiye'nin 2015 yılının ilk yarısında en büyük kur ve döviz rezervi kaybı yaşayan ülkeler olduğu ifade edildi.

 

Gelişmekte olan piyasaların önündeki en önemli dış tehdidin Fed'in para politikasında normalleşmeye gitmesi ve Çin'de beklenilenden daha sert bir yavaşlama görülmesi ihtimali, aynı zamanda bu piyasalara yönelik risk iştahının gerilemesi olduğu kaydedilirken, ülkelere has durumların bu riskleri daha da arttırabileceği vurgulandı.

 

Bunun yanında, raporda gelişen ekonomi tahvillerinin 2015-2016 yıllarına yönelik küresel kredi niteliklerini belirleyecek olan risklere karşı, şoklara dayanıklılıklarının değiştiği belirtildi.

 

Sputnik, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El-Cubeyr, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın ülkenin geleceğinde oynayabileceği tek rolün “Suriye’yi terk etmek olacağını” söyledi.

 

Rus, ABD ve Türkiye Dışişleri Bakanları ile yarın yapacağı görüşme öncesinde konuşan El Cubeyr, Viyana’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya’nın Suriye’deki operasyonlarını da “çok tehlikeli” olarak niteleyerek “Rusya’nın müdahalesi çok tehlikeli çünkü çatışmayı şiddetlendiriyor” dedi.

 

El Cubeyr, bu düşüncelerini Rusya’ya da ilettiklerini belirtti.                  

 

Sputnik, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye krizinin çözümünden İran'ın dışlanamayacağını söyledi.

 

Rossiya 1 televizyonuna konuşan Lavrov, ''Suriye krizinin çözümü için dış destek grubu kurma çabalarının İran olmadan bir işe yaramayacağını biliyoruz. Elbette bu gruba Mısır, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün'ün de dahil edilmesi gerektiğini de biliyoruz'' dedi.

Daha önce Rusya, ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan dışişleri bakanlarının Suriye ile ilgili görüşmeler yapmak üzere yarın Viyana'da bir araya gelecekleri açıklanmıştı.

 

Sputnik, ABD’nin yeni Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Bağdat yönetiminin Rusya’dan hava operasyonu yardımı istemesi halinde, Irak’ı desteklemeye son vereceklerini açıkladı. Dunford’un bu açıklamasına Rusya’dan tepki gecikmedi.

 

Göreve geldikten yaklaşık iki hafta sonra Irak’ı ziyaret eden ABD Genelkurmay Başkanı Dunford, salı günü Irak Başbakanı Haydar el-İbadi ve Savunma Bakanı Halid el-Ubeydi ile görüştü. Bağdat yönetimini, Rusya ile ABD arasında seçim yapmaya zorlayan Dunford, IŞİD’le mücadele için Moskova’dan hava desteği istenmesi halinde, Irak’a sağladıkları yardımların kesileceğini söyledi. ABD’li yetkili, “Irak’ta Rusya da askeri operasyon düzenlerse, ABD’nin Bağdat’a destek vermesi zorlaşır” ifadesini kullandı.

 

Sputnik, Rusya Müslümanları Din İdaresi Müftüsü Talgat Tacettin, ABD ve Batılı ülkelerin küresel halifelik kurulması için IŞİD'e yardım ettiğini söyledi.

 

TASS haber ajansına verdiği röportajda ABD ve Batılı ülkelerin politikalarını kınayan Tacettin, "Küresel halifelik inşa etmek istediklerini ilan eden teröristler, deniz aşırı ülkelerden, Kuzey Amerika'dan ve hatta Avrupa'dan destek alıyor" dedi.

 

Tacettin, Rusya'nın Suriye'de düzenlediği operasyonların ABD ve AB'nin iddia ettiği gibi ülkenin iç işlerine müdahale anlamı taşımadığını vurguladı.

 

Rusya'nın 50 Müslüman ülkeyi birleştiren İslam İşbirliği Teşkilatı'nda gözlemci ülke statüsüne sahip olduğuna dikkat çeken müftü, "Rusya teşkilatın bir parçası olmasa bile, operasyon düzenlemesi gerekirdi. Müslüman bilim insanları ve dini liderler de IŞİD'i kınadı. Aklı başında herkes, Ortadoğu ülkelerindeki halkların bu krizden kurtulması için yardımcı olmalı. Artık söz değil, eylem zamanı" dedi.

 

Talgat Tacettin daha önce yaptığı açıklamada, Rusya Müslümanlarının da Federasyon Konseyi'nin Rus askerlerinin yurt dışında kullanılmasına ilişkin kararına tam destek verdiğini belirtmişti.

 

İngiltere 22 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

İngiliz gazetelerinin bugün iki ayrı gelişmeyi manşetlerine çıkardığı görülüyor.

 

Guardian, Independent ve Financial Times'ın manşetlerinde, İngiltere Merkez Bankası Başkanı Mark Carney'nin dün Oxford Ünüversitesi'nde yaptığı ve ülkenin AB üyeliğinin sürmesine desteğini açıkladığı konuşma var.

 

Mike Carney AB üyeliğinin İngiltere'yi daha dinamik bir ülke yaptığını ve İngiltere ekonomisi için de iyi olduğunu söylemişti. Carney'nin vurguladığı bir diğer nokta da, AB üyesi olduğu 1973'ten bu yana birlikten en fazla yararlanan ülkenin de İngiltere olmasıydı.

 

Times ve Daily Telegraph ise İngiltere'de bugün açıklanacak bankalara yönelik yeni düzenlemeleri çekmişler manşetlerine.

 

Düzenlemeler ile mevduat sahiplerinin gerektiğinde hesaplarını başka bankalara taşımalarının kolaylaştırılması ve bankacılık sektöründe rekabetin artırılması amaçlanıyor.

 

Times gazetesinin dünya sayfalarında ise dikkat çekici bir haber var. Gazete, Suriye Kürtlerinin Rusya'yla ilişkilerini geliştirdiğini ve bu durumun ABD'yi telaşlandırdığını yazıyor. Times'a göre, Suriye Kürtleri Rusya'da diplomatik temsilcilik açmaya hazırlanıyor.

 

Haber, Times'ın İstanbul muhabiri Hannah Lucinda Smith ve Beyrut muhabiri Tom Coghlan ile Catherine Philp'in imzasını yaşıyor ve şu satırlarla başlıyor:

 

"Rusya ile Amerika'nın Suriye'de muharebe alanındaki en etkin müttefiki Kürtler arasındaki ilişkilerin geliştiğine yönelik işaretler var. Suriye'nin özerk Kürt bölgesi, Moskova'da diplomatik misyon açmaya hazırlanıyor. Kürtler ile Kremlin arasındaki yakınlaşma, Türkiye ve ABD'yi endişelendirecek. Oysa ABD, IŞİD'e karşı savaşan Suriyeli Kürt milisleri silahlandırıyor. Kürtler de cihatçıları, Kobani'den ve Türkiye sınırındaki bölgelerden uzaklaştırmıştı."

 

Times, PYD ve HDP temsilcilerinin dün Moskova'da Rus yetkililerle bir araya geldiğini ve kentte bir temsilcilik açılması amacıyla müzakereler yürüttüklerini yazıyor. Gazete bu görüşmenin, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Moskova'ya varmasından sadece saatler sonra yapılmasına dikkat çekiyor. Vurguladığı bir diğer nokta da, Rusya'nın bu hafta PKK'yı "terör örgütü olarak görmediğini" açıklaması. Gazeteye göre bu açıklama, "PYD ve HDP ile daha yakın bağlar kurulmasının da yolunu açtı".

 

Rus Interfax haber ajansına konuşan, Moskova'daki Kürt heyetinden PYD Eş Başkanı Asya Abdullah, Rusya'nın Suriye'deki hava saldırılarını övmüştü. Abdullah, "Bu temsilcilik, Rusya ve Kürtleri daha da yakınlaştıracaktır" demişti.

 

Abdullah'ın sözlerini hatırlatan Times, Suriyeli muhaliflerin daha önce PYD'yi Esad rejimi ile aynı tarafta olmakla suçladığını hatırlatıyor.

 

Times'a göre, Suriye Kürtlerinin dün, Haziran ayında ABD'nin hava saldırılarının yardımıyla ele geçirdikleri Arap kenti Tel Abyad'ı kantonlarından biri ilan etmesinin, Türkiye'yi telaşlandırması muhtemel.

 

PYD yetkilileri, Rusya'yı, "radikallere karşı bir müttefik" olarak gördüklerini söylüyor.

 

Times'taki haber ise Kobani Kantonu Dışişleri Bakanı İdris Nasır'ın sözleri ile noktalanıyor:

 

"Bizim için sivillerin hedaf alınması kabul edilemez. Biz sivilleri korumaya çalışıyoruz. Ancak Suriye'de, IŞİD dışında da halifelik peşindeki güçler var. Ve biz onları da terörist olarak görüyoruz."

 

Haberin altında ise Suriye Kürtleri ile ilgili ksıa bir soru-cevap kısmı var. Okuyucuları bilgilendirme amacıyla hazırlanan bu bölümde; "Suriye Kürtleri kimdir?", "Ne zaman ABD'nin müttefiki oldular?", "Rusya neden Suriye Kürtleriyle ittifak peşinde?" ve "Bu neden Kürtlerin çıkarına?" gibi sorular yanıtlanıyor.

 

Times, Suriye nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan Kürtlerin ülkedeki en büyük etnik azınlık olduğunu, Suriye'nin kuzeydoğusunda özerk üç kanton oluşturduklarını, Rojava olarak bilinen bölgenin Demokratik Birlik Partisi (PYD) tarafindan yönetildiğini, bölgede güvenlik sorumluluğunun YPG'nin silahlı kanadı olan Halk Koruma Birlikleri'nde (YPG) olduğunu, PYD ve YPG'nin PKK'nın müttefikleri olduğunu belirtiyor.

 

Gazeteye göre ABD ile Suriye Kürtleri, IŞİD'in Kobani'ye saldırmasının ardından ittifak oluşturdu. Kürtlerin Esad rejimi ile savaşmamış olması ise Rusya açısından önemli bir faktör.

Times'taki haberin altındaki soru-cevap kısmında şu ifadeler de yer alıyor:

 

"Suriye Kürtleri ile ittifak yapan ABD, Türkiye'ye, Kürtlerin özerklik taleplerini desteklemeyeceği yolunda güvence vermek zorunda kalmıştı. Rusya ile yeni ittifak tehdidi, ABD'ye, özerkliğe desteği için baskı yapmaya yönelik bir çaba olabilir. Ya da belki de, ABD'den daha faydalı bir destekleyici bulma çabasıdır".

 

Independent gazetesinin iç sayfalarındaki haberin başlığı ise "Irak'ta Şiiler IŞİD'e karşı savaşta Rusya'nın ateş gücünden paylarına düşeni istiyor". Haber, gazetenin tecrübeli Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn'e ait.

 

Patrick Cockburn, Irak'ta siyasi ve askerlerin hükümetten, Rusya'nın ülkede tıpkı Suriye'deki gibi IŞİD'e karşı hava saldırıları düzenlemesine izin vermesini istiyor.

 

Iraklı iki milletvekilinin, Başbakan Haydar El İbadi'nin, Rusya'nın saldırılarına izin vermesi için partisi Ulusal İttifak'ın "büyük baskısı altında olduğunu" söyledikleri bildiriliyor.

 

Cockburn, Irak'ta ordudan çok daha büyük askeri güçleri yöneten Şii milis komutanlarının, Rus saldırılarından etkilendiklerini yazıyor.

 

Haberden bazı satırlar şöyle:

 

"Sayın İbadi, Rusya'nın hava desteğini istemesinin ABD ile aralarının açılması riskini de beraberinde getireceğini savunuyor. Ancak kendisinin siyasi konumu zayıf ve hükümeti geçen yıl IŞİD'in ele geçirdiği yerleri geri almayı başaramadı. Şii liderler, ABD'nin milis güçlerini destekleyici hava saldırıları düzenlemeyi reddetmesinin, askeri güçlerine zorluk çıkardığını söylüyor. Şii milis güçleri, Irak ordusuna kıyasla çok daha motive ve disiplinli. Zaten ordu da geçen yıl IŞİD karşısında aldığı yenilgilerin ardından bir türlü toparlanamadı."

 

Guardian iç sayfalarındaki kısa haberde, İstanbul Atatürk Havalimanı'nda ölü bulunan İngiliz Jacky Sutton'ın ailesinin yaptığı açıklamaya yer vermiş.

 

Ailesi, Sutton'ın ölümünde "başka bir kişinin dahli olmadığına" inanıyor.

 

Gerek Sutton'ın ailesi, gerekse de onun Irak masası başkanvekili olduğu Londra merkezli Savaş ve Barışta Muhabirlik Enstitüsü (IWPR), daha önce onun intiharına şüpheyle yaklaştıklarını açıklamışlardı.

 

Guardian'daki haberde ise havaalanındaki kapalı devre güvenlik kamerası görüntülerinin ve çekilen fotoğrafların incelenmesi ile görgü tanıklarının açıklamaları sonrası, ailenin tavrının değiştiği belirtiliyor.

 

Sutton'ın herhangi bir zorluk yaşamadığı, üzerindeki iki kredi kartı ile yüklü miktarda nakit paranın çalınmadığı; onun ailesinin ve IWPR'ın, Türkiye'deki soruşturma tamamlandığında bir de bağımsız bir uzmandan olayı soruşturmasını isteyecekleri de eklenmiş habere.

 

Almanya 22 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Moskova’da bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın buluşmasına ilişkin Die Welt gazetesinde yer alan yorumda şu satırları okuyoruz:

 

"En geç şimdi hepimiz biliyoruz ki, halkla ilişkiler (PR) çalışmaları, bir savaşı başka araçlarla devam ettirmenin bir yolu. Çarşamba günü eş zamanlı olarak Suriye’deki savaşı iyi ve kötü pazarlamanın birer örneği yaşandı. Kanadalıların adımı korkunç, Vladimir Putin’inki ise yine ustacaydı. Maalesef. Suriye Devlet Başkanı iktidarda kalabilmek için şimdiye dek 250 bin insanın ölümüne sebep oldu. Ancak Putin, zar zor görevinde kalmaya devam eden kişiyi dünyaya geleceğin adamı olarak göstermeyi başardı. Esad bir anda Kremlin’deydi. Hem de hiçbir ön uyarı yapılmadan. Dört yıllık savaşın ardından ilk devlet ziyareti. Moskova’da Putin tarafından bir tarih yazılıyor: Devlet başkanlarının ölümü ve yaşamını yönlendiren adam olarak."

 

Berliner Zeitung’un aynı konuya ilişkin değerlendirmesi de şöyle:

 

"Rusya, eski Sovyetler Birliği sınırları dışında başka hiçbir yerde Soğuk Savaş döneminin eski uydu devleti Suriye’de olduğu kadar bir etkiye sahip değil. Bu ülke Kremlin’in gözünde ABD sayesinde oluşturulan izolasyonu kırmak için Rusya’nın dünyada çiviyi çakacağı en doğru nokta idi. Washington ne Suriye krizine ne de İran ile olan ilişkilere Rusya’yı katmama düşüncesindeydi. Moskova bu konularda ne yardımcı ne de önemli bir ülke olarak görünüyordu. Obama’nın ifadesiyle Rusya, dışarda kalması ve rahatsız etmemesi gereken bir bölgesel güçtü. Moskova da bunun sonucu olarak oyunbozan rolünü üstlendi."

 

Frankfurter Rundschau, söylemleri giderek radikalleşen yabancı karşıtı hareket Pegida’nın yasaklanması tartışmalarını yorum sütunlarına taşıyor:

 

"Pegida gösterilerinde haykırılanlar iğrenç…Ama şimdi eski soruna yenisi ekleniyor: Yasaklamalı mı yasaklamamalı mı? Bazı Hristiyan Demokrat ve sol çevrelerden gelen çağrılar, devletin yumruğunu kaldırması yönünde. Evet, halkı kışkırtmak ceza gerektirir ve peşine düşülmesi gerekir. Ama dernek veya gösteri yasağının eksik bir yönü var. Böyle bir girişim; aptallık ve nefretin organize olma biçimini bozabilir ama nefret ve aptallığın kendisini değiştiremez. Acaba bunun yerine dışlamadan, endişe duyan vatandaşları ikna edici bir mülteci politikası izlense nasıl olur?"

 

Hessische Niedersächsische Allgemeine gazetesinde ise İsrail Başbakanı Benyamin Netahyahu’nun dönemin Kudüs müftüsünün Adolf Hitler’i Yahudi soykırımına ikna ettiği iddiasıyla ilgili bir yorum göze çarpıyor:

 

"Benyamin Netanyahu, dar bir kafesinin içine kapatılmış ne yapacağını bilmeyen bir kaplan gibi görünüyor. Filistinli teröristler, uluslararası izolasyon ve radikal Yahudi yerleşimcilerin baskısı arasında sıkışmış, mantıksız ve anlamsız eylemlere yöneliyor. Yoksa İsrail Başbakanı gerçekten söylediklerine inanıyor mu? Yahudi soykırımının sorumlusu olan suçlulara yönelik tarihi, kasten çarpıtan bakış açısı, Filistinlilerin düşmanca görünümünü mü güçlendiriyor? Oysa Netanyahu bununla en çok kendisine zarar veriyor. Çünkü kendi ülkesinde bile ciddiye alınmama tehlikesine yaklaşıyor. Açıklamaları ile Almanya Başbakanı Merkel’i de yeniden zor bir duruma sokuyor. Merkel, çözümün değil problemin bir parçası olduğu için politikasını zaten eleştirdiği bir adama karşı nasıl davranmalı? İki ülke arasındaki dostluk ilişkilerini olumsuz etkilemeden, İsrail Başbakanı’na karşı şaşkınlık ve mesafeyi dile getirmek her zaman çok kritik bir diplomatik denge gerektiyor."

 

İran 22 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Cumhuri İslami gazetesinde Siyonist rejim askerlerinin Kudüs'te Filistinlilere yönelik cinayetlerini sürdürmesi, Suud rejimi savaş uçaklarının Yemen'i bombardıman etmeye devam etmesi, Suriye ordusu ve halk güçlerinin Halep'te teröristlere ağır darbe vurması gibi haberlere değinilen yazıda, İran ile 5+1 grubu arasında varılan nükleer mutabakat ile ilgili Pakistan'lı siyasi analist bayan Lebna Ali'nin değerlendirmesini konu eden satırlar ön plana çıkarılıyor. Konuya ilişkin kısaca şunları okuyoruz:

 

Pakistan'lı üniversite öğretim üyesi ve uluslararası siyasi analist Bayan Lebna Ali, İran ile 5+1 grubu arasında varılan nükleer mutabakatın hayata geçirilmesi ve İran karşıtı yaptırımların kalkmasıyla birlikte, İran'ın uluslararası arenada siyasi ve ekonomik konumunun daha da güçleneceği, bunun ise Ortadoğu'da istikrar ve barışın sağlanmasına önemli katkısı olacağını belirtti.

İran ile 5+1 grubu arasında BERCAM olarak bilinen nükleer mutabakatın uygulama aşamasına gelinmesiyle beraber İran karşıtı yaptırımların kaldırılmasına yönelik atılan adımların İran adına büyük bir diplomatik başarı olduğunu kaydeden söz konusu Pakistan'lı siyasi analit, İran'ın bölge ve dünyadaki saygın konumu giderek daha da güçlendiğini belirtti.

 

İran'ın bugün  bölgesel bir güç olarak, bölge denklemlerinde inkar edilemez önemli bir rol ifa ettiğini kaydeden söz konusu Pakistan'lı siyasi analist, Ortadoğu'da istikrarsızlık ve huzursuzluğun yatışması ve barışın sağlanması bağlamında ortaya konulacak her hangi bir planda İran'ın önemli rolünün göz ardı edilemeyeceğini kaydetti.

 

Cam-ı Cem gazetesinde İran'ın BM Daimi Temsilcisi Gulam Ali Hoşru'nun bağlantısızlar hareketini temsil ederek Güvenlik kurulu oturumunda yaptığı konuşmada, bağlantısızlar hareketinin, şeffaflık ve temiz siyasetin BM güvenlik konseyinin temel ilkelerinden kabul ettiğini, fakat ne yazık ki bir çok alanda bu ilkelere riayet edilmediğini belirtmesi, Irak ordusu ve halk güçlerinin Salahaddin eyaletinde IŞİD terör örgütüne yönelik başarılı operasyonlarını sürdürmesi, Yemen halkının saldırgan Suud rejimi ve müttefiklerine yönelik geniş çaplı protesto gösterisi düzenlemesi, Türkiye Ana muhalefet partisi CHP Genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun, iktidarı IŞİD terör örgütü mensuplarına ülkede faaliyet izni vermekle suçlaması gibi haberler göze çarparken, Malezya'lı sosyolog ve siyasi analist Ferit Atas'ın Mina faciasıyla ilgili değerlendirmesini konu eden bir yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Malezyalı sosyolog ve siyasi analist Ferit Atas, Mina faciası ardından Suud rejiminin Hac menasikini yönetmede kifayetsizliği açık bir şekilde anlaşıldığına dikkat çekerek, Mina faciasıyla ilgili uluslararası bir komitenin krurulması gerektiğini belirtti.

 

Kurulacak söz konusu komitenin Mina faciasıyla ilgili gerçekleri araştırması gerektiğini kaydeden söz konusu siyasi analist, Suudların Hac organizasyonundaki kötü yönetiminden dolayı Müslüman ülkelerin Hac organizasyonunu ortak bir şekilde yönetmesi konusunun gündeme alınması, bir zaruret olduğunu belirtti.

 

Suud rejiminin Arabistan'daki tarihi İsalmi mekanların korunmasına önem vermesi gerektiğini kaydeden Atas, Müslüman ülkelerin Hac organizasyonunun güvenli bir şekilde yönetilmesi için fikir ortaya koymaları gerektiğini söyledi.

 

Fars haber ajansı internet sitesinde Suriye'nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi'nin açıklamasını konu eden bir haberde kısaca şunları okuyoruz:

 

Suriye'nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi yaptığı açıklamada, 2008 yılından beri Suriye yönetimini devirmeyi hedefleyen Amerika'nın, gelinen noktada bir bataklığı saplandığı, Amerika'nın kendisini bataklıktan kurtarmak için önündeki tek yolunun Suriye yönetimi ve halkının haklılığını kabul etmek olduğunu belirtti.

 

Batılı ülekelerin Suriye'de krizi tetiklediği ilk günden itibaren Şam yönetiminin terörizmle mücadelede kendisine yardım için uluslararası Camia'ya çağrıda bulunduğu, fakat ne yazık ki İran, Rusya ve bazı dost ülkelerin dışında hiçbir ülkelenin terörizmle mücadelede Şam yönetimine destek vermediğini kaydeden Caferi, Amerika'nın bundan iki sene önceden itibaren sözde IŞİD ile mücadele adı altında bir koalisyona öncülük ettiği, söz konusu koalisyonunun göz boyama babından Suriye'de bazı noktaları hedef aldığı, fakat sonuca bakıldığında Amerika'nın başını çektiği söz konusu koalisyonun operasyonları, IŞİD terör örgütünü zayıflatmazken, üstelik söz konusu terör örgütünün operasyon alanının daha da genişlemesine yol açtığı açık bir şekilde anlaşıldığını sözlerine ekledi.

 

Bulgaristan 22 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), Bulgar merkez Bankası 7 Aralık günü 2 levalık /yaklaşık  1 Avro/ demir parayı çıkarıyor. Demir paranın yüzünde 2 yazıyor. Tersinde halk aydını Paisiy Hilendarski ‘nin siması  ve doğum yılı ve vefat etti  yıl / 1722 -1773/. 2 levalık kağıt paralarda geçerli olacak.

 

BNR, Bulgaristan  okulu erken yaşta terketme ile mücadele ve engelli ve sefalet riskinde yaşayan çocuklarına eğitime ulaşımı sağlamak alanlarında UNICEF ile işbirliğini yoğunlaştırıyor. Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev  UNICEF  Bulgaristan temsilcisi  Mariya Hesus Konde ile görüştü. Devlet Başkanı Konde’ye kimsesiz yurtlarda yaşayan çocukların  çıkarılması süreci hakkında bilgi verdi. Plevneliev Bulgaristan’ın  bu süreci tamamlama kararlılığının altını çizdi. Konde ülkemizin UNICEF  yardımıyla gençlik adaleti alanında çalışan pratiklerin uygulanması için ülkemizin önlemlerine yüksek not verdi.

 

BNR, Bulgaristan, Romanya ve Sırbistan’ın  Dışişleri Parlamento komisyonlarının  heyetleri  enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, taşınması ve güvenliği alanında ortak çalışma kararı verdiler. Esas öncelikler arasında  10 Nolu Avrupa ulaştırma koridoru  ve Bükreş- Sofya- Belgrad otobanı yer almaktadır. Tuna nehrinin büyük önemi öne sürüldü, siyasetin ve bölgede ekonominin bir öğesi olarak. Tuna nehri Batı Balkanların ve Karadeniz bölgesinin önemli jeopolitik bölgeye dönüşmesine imkan sağlamaktadır. Üçlü işbirliği formatına bölgeden başka devletlerin de katılması önerisinde bulunuldu.

 

BNR, AK’nun enerji alanında Avrupa yasalarına uymamasından dolayı Bulgaristan’a karşı prosedürünün ikinci aşamasına girildi. Bulgaristan hükümetine  enerji etkinliği direktifinin Bulgar yasama sistemine aktarılırken aksaklıkların meydana geldiği karar gönderildi. Direktife göre Bulgaristan 1 ocak  2014  – 31 Aralık 2020 yılına kadar  ekonomi gerçekleştirilmelidir. Bunlar  enerji etkinliğine ait şemalarla olabilir. Veya hanelerde, sanayide, binalarda ve ulaştırmada enerji tasarrufunun teşvik edilmesiyle olabilir.Hükümete ödevlerini tamamlaması için 2 ay süre tanınıyor. Bu yapılmaz ise Avrupa Komisyonu AB mahkemesine başvurabilir ve finansal yaptırımların uygulanmasını isteyebilir.

 

BNR, Bulgaristan ve Polonya hükümetleri Rus yapımı MiG-29 uçaklarının onarımına ilişkin anlaşma imzaladılar.Anlaşma, Polonya’nın başkenti Varşova’da iki ülkenin savunma bakanları Tomaş Semonyak ve Nikolay Nençev tarafından imzalandı. Rusya’nın dışında Polonya, MiG-29 uçaklarının bakım ve onarımını yapma imkanına sahip tek ülkedir. Anlaşmada, 6 motorun onarımı ve 2 yıl süre ile Polonya tarafından tahsis edilen 2 motorun geçici kullanımı öngörülüyor. Her bir motorun onarım bedeli 1 milyon 23 bin Avro’dur, nakliye ücreti ise Polonya tarafından karşılanacaktır.