ABD 21 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), Amerika ve Rusya, Suriye hava sahasında uçan uçaklarının birbirlerinden “güvenli mesafede” durması konusunda mutabakat muhtırası imzaladı. Anlaşma imzalanır imzalanmaz yürürlüğe girdi.

 

Pentagon sözcüsü Peter Cook, “güvenli mesafe” konusunda ayrıntı vermedi, ancak Amerikan pilotlarının bu mesafeyi bildiğini söylemekle yetindi. Cook, “Tehditkar ya da hasmane olarak algılanan her şey, anlaşmanın ihlali olarak değerlendirilecek” diye konuştu.

 

Rus tarafının anlaşmanın ayrıntılarını paylaşmak istemediğinin altını çizen Pentagon sözcüsü, bununla birlikte imzalanan protokollerin “profesyonel havacılık kurallarına tüm zamanlarda uyulması, belli iletişim frekanslarının kullanılması ve yerle iletişimin daima korunmasını” içerdiğini açıkladı. Cook, yerdeki iletişimin, havadaki iletişimin kesilmesi olasılığına karşı kullanılacağını sözlerine ekledi.

 

Amerika ve Rusya arasındaki mutabakat, Suriye üzerinde uçan tüm hava araçlarını kapsıyor. Bunlar arasında insansız hava araçları da (İHA) bulunuyor. Mutabakat, Suriye dışındaki ülkeleri kapsamıyor. Rus uçakları zaman zaman Türkiye’nin hava sahasını ihlal etmişti.

 

Cook, Rus tarafının uçuş güvenliği protokollerine uymasının beklendiğini, “hesap hatası” istemediklerini söyledi.

 

Mutabakat ayrıca iki ülkenin Suriye’deki faaliyetlerini kapsamadığı gibi, Amerika’nın Rusya’nın faaliyetlerine destek verdiği anlamına da gelmiyor. Pentagon sözcüsü Cook, “Rusya’nın Suriye’de Beşar Esat rejimini destekleyen stratejisinin hala yararsız olduğunu ve iç savaşı daha da kötüleştireceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

 

VOA, Rusya’nın Suriye’ye müdahalesi üç haftadır sürerken, eylemciler ölü sayısının 400’e yaklaştığını, bunun neredeyse üçte birinin sivil olduğunu bildirdi. Operasyonun, Rusya’nın savaşa dahil olmasından bu yana yaşanan en kanlı günle sonuçlandığı belirtiliyor

 

Merkezi İngiltere’de olan Suriye İnsan Haklarım İzleme Örgütü, 3 haftadır süren hava bombardımanlarında 370 kişinin öldüğünü, bunların 243’ünün IŞİD ve El Nusra için savaşan militanlar olduğunu açıkladı. Örgüt bunun dışında 127 sivilin de yaşamını yitirdiğini belirtti.

 

İzleme Örgütü, ölen sivillerin arasında 36 çocuk ve 34 kadın kaydetti.

 

VOA, Avrupa kapılarına dayanan binlerce mülteci, Avrupa Birliği ülkelerinin artık mülteci krizine seyirci kalamayacağını, bu konuda acil somut adımlar atılması gerekliliğinin kaçınılmaz olduğunu ortaya koydu.

 

Almanya Başbakanı Merkel’in Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyaretin gündem maddesi de mülteci krizi oldu. Suriye’de yaşanan trajedi ve önlenemeyen göç sorununa çözüm bulmak için alınması gereken önlemler masaya yatırıldı.

 

Türkiye’nin ve Avrupa ülkelerinin karşı karsıya olduğu büyük mülteci akınını ve Avrupa’nın mülteci sorununa karşı tutumunu değerlendiren merkezi Ankara'daki Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi (TÜRKSAM) Göç Enstitüsü Başkanı ve Birleşmiş Milletler Göçmen İşçiler Komitesi Üyesi Can Ünver şöyle konuştu:

 

“Avrupa ülkeleri, Türkiye’nin Avrupa’ya açılan sınırlarını mültecilere kapatmasını istiyor. Türkiye ile mukayese edilemeyecek kadar az sayıda mültecinin Avrupa’yı rahatsız ettiğini görüyoruz."

 

Uluslararası toplumun Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya yönelmeleri ortaya çıkıncaya kadar Türkiye’yi yalnız bıraktığına değinen Ünver, Türkiye’nin şu ana kadar mültecilere 8 milyar dolar harcamasına rağmen uluslararası toplumdan yalnızca 400 bin dolar destek aldığını hatırlattı. Bu devede kulaktır, kabul etmek mümkün değil.”

 

Ünver, Merkel’in ziyaretinde de gündeme gelen Suriyeli mültecilere yönelik Alman politikasının diğer Avrupa Birliği ülkelerine kıyasla daha liberal olduğunu söyledi.

 

VOA, Kanada seçimlerini Liberal Parti’nin kazanmasından sonra Justin Trudeau Kanada’nın yeni başbakanı olma yolunda

 

Kanada’nın CBC kanalının tahminlerine göre Liberaller 338 sandalyeli parlamentonun 180 sandalyesine sahip olurken, şimdiki Başbakan Stephen Harper’ın Muhafazakar Parti’si 104 sandalyeye sahip olacak. Sol eğilimli Yeni Demokrasi Partisi ise 36 sandalye ile açık ara 3’üncü oldu.

 

Zafer, 43 yaşındaki Trudeau’nın hızlı yükselişinin sonucunda geldi. Trudeau, bu sonuçla Kanada’nın en genç ikinci başbakanı olacak. Kampanya süresince Trudeau, deneyimsiz olduğu ve bu göreve hazır olmadığı yönünde eleştirilere uğradı. Eski okul öğretmeni 2008’de parlamentoya seçilmiş ve 2013’te partinin üst üste 3 seçim kaybetmesi sonrasında partinin başına geçmişti. Muhafazakarlar 2006’dan bu yana ülkeyi yönetiyordu. Trudeau’nun seçim vaatleri arasında Kanada’nın en zenginlerinin vergi oranlarını yükselmek ve altyapıya yatırım yaparak ekonomiyi canlandırmak vardı. Trudeau, ayrıca Amerika ile ilişkileri geliştirme sözü vermişti.

 

VOA, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1 Kasım seçimleri öncesinde Kürt nüfus ve medya üzerinde artan baskısı, Avrupalı liderlerin Türkiye’ye yönelik geleneksel kuşkucu yaklaşımını daha da kuvvetlendirdi. Bu nedenle de bazı uzmanlar, Türkiye’nin AB üyeliği olasılığının her zamankinden daha da uzakta olduğunu iddia ediyor.

 

Diğer taraftan mülteci kriziyle boğuşan Almanya, krizle ilgili yardımına karşılık, Türkiye’ye AB müzakerelerinde kolaylık sağlamayı önerdi. Mülteci ve diğer göçmenlerin Avrupa kapılarına dayanması Avrupa’nın Türkiye’ye alışılmadık ödünler sunmasına neden oluyor.

 

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye ziyaretinde, AB ve Türkiye’nin, üyelik sürecini daha dinamik hale getirmek için iyi nedenlere sahip olduğunu ifade etti. Merkel, iki tarafın krizin yükünü ortak taşıyabileceğini, yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilmesinde işbirliği yapabileceğini ve Türkiye’ye vize özgürlüğü tanınabileceğini belirtti. Merkel, görüşmelerin çok olumlu geçtiğini ve süreceğini de ekledi.

 

Batı Avrupa çok uzun süredir Türkiye’nin AB üyeliği konusunda isteksiz davranıyor. 10 Ekim’de, barış yürüyüşünde yaşanan saldırı, medya üzerinde ve Kürt azınlık üzerindeki baskılar, Avrupa’nın çekincelerini daha da güçlendirdi.

 

Chatham House düşünce kuruluşundan Fadi Hakura, AB ve Türkiye ilişkilerinin ilk gününden bu yana güvensizlik ve kaygılarla sürdüğünü ifade ediyor. Hakura, birçok AB liderinin Türkiye’nin üyeliğini istemezken, Türkiye’de AB üyeliğine desteğin nedeninin de, demokrasi ya da insan haklarını gelişmesi talebinden değil, ekonomik beklentilerden kaynaklandığını belirtiyor.

 

Çin 21 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Çin'in Shandong eyaletinde bir kimyasal tesiste meydana gelen patlamada 2 kişinin yaralandığı ve 9 kişinin kayıp olduğu bildirildi.

 

Ülkenin doğusunda bulunan Shandong eyaletinin Linyi kentinde, Shandong Tianbao kimya şirketine ait sivil amaçlı patlayıcı madde üreten bir fabrikada yaşanan patlamanın nedeni araştırılıyor ve kayıplara ulaşılmaya çalışılıyor.

 

CRİ, 2015 Çince Öğretmenleri Gelişim Forumu, dün Ankara'daki Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Konfüçyüs Enstitüsü'nde düzenlendi.

 

Xiamen Üniversitesi, Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve ODTÜ Konfüçyüs Enstitüsü'nden Çince öğretimi uzmanları, Türk öğretmenlerin Çince öğretimi ve araştırma seviyesinin yükseltilmesi konusunda fikir alışverişinde bulundular.

 

Forumun açılışında Ankara Büyükelçisi Yu Hongyang'ın eşi Zhao Meimei, büyükelçinin tebrik mesajını okudu. Yu mesajında, iki ülkenin halkları arasında karşılıklı anlayışı artırmak ve dostluk ilişkisini sağlamlaştırmak açısından, eğitim ve kültürel temasların köprü vazifesi gördüğünü belirtti. Büyükelçi ayrıca, Türk ve Türkiye'de çalışan Çinli Çince öğretmenlerinin el ele vererek, bu ülkede Çince öğretimini daha yüksek seviyelere taşımaları gerektiğini vurguladı.

 

Dün başlayan forum, iki gün içinde sona eriyor.

CRİ, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İngiltere Parlamentosu'nda yaptığı konuşmada, iki ülkenin işbirliğini güçlendirerek ikili işbirliğini yeni bir aşamaya taşıması gerektiğini vurguladı.

 

Cumhurbaşkanı Xi Jinping, İngiltere ziyaretinin ilk gününde Londra'da İngiliz parlamenterlere seslendi. Xi, konuşmasında "Ziyaretim yeni başlamasına rağmen, Çin-İngiltere ilişkilerinin canlılığı ve iki halkın büyük dostluğu beni şimdiden derinden etkiledi" dedi.

 

Xi Jinping, 11 dakika süren konuşmasında, Asya ve Avrupa'nın iki ucunda yer alan Çin ve İngiltere arasındaki ilişkilerin, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasından sonra birçok "ilk" yarattığını söyledi.

 

İngiltere'nin, Çin'i tanıyan ilk Batılı ülke olduğu gibi, Çin'le kapsamlı stratejik ortaklık ilişkileri kuran ilk Avrupa ülkeleri arasında olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Xi, "İngiltere, Hong Kong'dan sonra Çin'in ana kesimi dışında RMB ile işlem yapılan en büyük ticaret merkezi. Ayrıca, RMB tahvili piyasaya süren ilk Batılı ülke ve Asya Altyapı Yatırım Bankası'na katılım için başvuran ilk büyük Batılı ülke" diye konuştu.

 

Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Çin ve İngiltere'nin her geçen gün birbirine bağlı ve ortak çıkarlara sahip topluluklar hâline geldiğini söylemenin doğru olacağını dile getirdi.

 

Xi, böyle müreffeh bir dönemde iki ülkenin, kapsamlı stratejik ortaklık ilişkilerinin yeni başlangıç noktasından hareket ederek el ele ortak çaba harcama zamanının geldiğini vurguladı.

 

CRİ, Çin Bankası (Bank of China), dün Londra'da ticaret merkezinin açılışını gerçekleştirdi.

 

Çin Bankası Başkan Yardımcısı Gao Yingxin, İngiltere Maliye Bakanlığı Ticaret Müdürü Jim O'Neill, Londra Finans Kenti Politika ve Kaynak Komitesi Başkanı Mark Boleat, Londra Belediye Başkanı Başdanışmanı Gerard Lyons dâhil 200'den fazla Çinli ve yabancı konuk açılış törenine katıldı.

 

Yeni kurulan Çin Bankası Londra Ticaret Merkezi'nin Avrupa ve Amerika kıtalarındaki off-shore Renminbi, döviz, değerli metal, mal ve tahvil gibi işlemleri gerçekleştireceği öngörülüyor. Bununla birlikte, Çin Bankası, Londra Ticaret Merkezi aracılığıyla, Renminbi'nin piyasalaştırılmasına katkı sağlamanın yanı sıra, küresel piyasalarda Renminbi'nin piyasa rayicini belirleyen ana banka haline gelmeye çalışacak.

 

CRİ, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, dün Buckingham Sarayı'nda İngiltere İşçi Partisi Genel Başkanı Jeremy Corbyn ile bir araya geldi.

 

Xi Jinping görüşmede, Çin-İngiltere diplomatik ilişkilerinin kurulmasından bu yana geçen 40'ı yılı aşkın süre içinde, ikili ilişkilerin günden güne sağlam ve istikrarlı hâle geldiğini kaydetti.

 

İkili dostluk ve işbirliğinin derinleşmesinin, hem iki ülke ve halka, hem de küresel barış, istikrar ve refaha büyük yararlar getireceğini anlatan Xi Jinping, ticari işbirliğinin Çin-İngiltere ilişkilerinin itici gücü olarak parlak bir geleceğe sahip olduğunu belirtti.

 

CRİ, Avrupa ile ilgili meseleler üzerine çalışan Çinli uzman, İngiltere'nin, Avrupa'da ve hatta Batı ülkeler arasında Çin'le ilişkilerini geliştirme bakımından "öncü ülke" olacağını belirtti.

 

Uzman Zheng Ruoling, Çin Uluslararası Radyosu muhabirine verdiği demeçte, Çin ile İngiltere arasındaki kapsamlı stratejik ortaklık ilişkilerinin ikinci 10 yıllık döneminin başladığı yılda, Başbakan David Cameron'un ikili ilişkilerin "altın döneminin" kapısını açmaya çalıştığını söyledi.

 

İngiltere'nin bu yönündeki samimiyetini üç konuda açıkça gösterdiğini belirten Çinli uzman, ilk olarak bu yılın mart ayında İngiltere'nin Asya Altyapı Yatırım Bankası'na katılmaya başvuran ilk büyük Batılı ülke olduğuna işaret etti.

 

İkinci olarak, Londra'nın, RMB'nin offshore ticaret merkezi olduğunu ifade eden Zheng, üçüncü olarak ise Çin'in Avrupa'da en çok yatırım yaptığı ülke olan İngiltere ile nükleer enerji ve hızlı tren gibi alanlarda sıkı işbirliğini sürdürmesine işaret etti.

 

Zheng, İngiltere'nin Çin'in Batı'daki "en güçlü destekçisi" ve "en iyi ortağı" olmaya çalıştığını sözlerine ekledi.

 

Rusya 21 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, Irak’ta ordu ve milis güçler, Selahaddin vilayetindeki Beyci kentini IŞİD'den geri aldı.

 

Irak ordusu ile birlikte IŞİD'e karşı savaşan Şii milislerin sözcüsü Kerim El Nuri, Sputnik'e yaptığı açıklamada, Beyci kentinin merkezindeki noktaların IŞİD güçlerinden tamamen temizlendiğini açıkladı.

 

El Nuri, Irak askerlerinin, kentte terörist gruplar tarafından yerleştirilen tüm patlayıcı maddeleri temizlediğini vurguladı.

 

Irak ordusundan ekim ayında yapılan açıklamalarda, Beyci'deki ülkenin en büyük petrol rafinerisinin ve Saddam Hüseyin'e ait sarayın IŞİD'in elinden alındığı ifade edilmişti.

 

Sputnik, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Suriye lideri Beşar Esad’in dün akşam Rusya'nın başkenti Moskova’yı ziyaret ederek, Başkan Vladimir Putin ile Rusya yönetiminin üst düzey yetkililerinin de katıldığı bir görüşme gerçekleştirdiğini söyledi.

 

Görüşmenin uzun sürdüğünü belirten Peskov, Esad’ın Putin’e ülkesindeki son durum ve Suriye ordusunun planlarına ilişkin bilgi verdiğini açıkladı.

 

Peskov, liderlerin Rusya’nın düzenlediği hava operasyonlarının gidişatını, Suriye’de terörle mücadele sürecini ve ikili ilişkileri de ele aldığını aktardı. Peskov, Esad'ın Moskova'dan ayrılıp ayrılmadığına ilişkin ise bilgi vermedi.

 

Öte yandan iki liderin görüşmelerde hangi ifadeleri kullandıkları da detaylanmaya başladı.

 

Putin, görüşmede, Suriye krizinde uzun süreli çözüm elde edilmesinin ancak siyasi yollardan mümkün olduğunu vurguladı.

 

Diğer taraftan Esad, görüşmede, Suriye’nin birlik ve bağımsızlığının korunmasına gösterdiği yardımdan dolayı Rusya’ya teşekkür etti.

 

Sputnik, Akın akın Avrupa’ya gitmeye devam eden göçmenler karşısında güvenlik önlemlerini artırma yoluna giden Slovenya’da meclis, sınıra asker sevk edilmesini öngören yasa tasarısını kabul etti.

 

Macaristan’a giremeyen göçmenlerin ‘alternatif rotalarından’ biri olan Slovenya, askerlerin, Hırvatistan sınırında göçmenlere karşı 'önlem almak' için görev yapan polislere ‘belli koşullar altında yardım etmesine’ yönelik yasa tasarısını onayladı.

 

Hükümetin dün olağanüstü toplanıp onay verdiği, ardından meclise gönderdiği, meclisin de bu sabah 5 ‘hayır’ oyuna karşılık ‘66’ evet ile kabul ettiği tasarıya göre, askerler polis bulunmadığı durumlarda karar verme yetkisine sahip olacak. Askerler ayrıca göçmenleri gözaltına alabilecek, gözaltındakileri polise teslim edebilecek ve sınırdaki sivillere emir verebilecek.

 

Sputnik, İtalya'nın Sicilya Adası'nda yer alan Trapani-Birgi Hava Üssü'nün komuta merkezi olarak seçildiği ve 'Trident Juncture 2015' (Üçlü Kavşak) adı verilen NATO tatbikatına, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 30 ülke katılırken, 36 bin asker, 60 savaş gemisi ve 140 uçak kullanılıyor.

 

Rusya'nın Suriye'de hava operasyonlarına başlamasının ardından gerçekleşen ve NATO'nun 'gövde gösterisi' olarak nitelenen tatbikatın 6 Kasım'da son bulacağı açıklandı. İtalyan basınının "Soğuk Savaş'tan beri en büyük operasyon. NATO, Rusya'ya kaslarını gösterdi" yorumları yaptığı tatbikatla, NATO'nun aynı anda çoklu tehditlere karşı hazırlıklı duruma gelmesi amaçlanıyor.

NATO Genel Sekreter Yardımcısı Alexander Vershbow, tatbikatın güvenlik bakımından hayati bir önem taşıdığını belirterek, "Her gün yeni bir meydan okumayla karşılaşıyoruz ve her zaman onlara karşı hazırlıklı olmalıyız. Bu tatbikatla, NATO'nun her türlü tehdide karşı hazırlıklı olduğunu göstereceğiz" dedi.

 

Kimseyle çatışma aramadıklarını savunan Vershbow, bu nedenle Kolombiya'dan Rusya'ya pek çok yerden gözlemci çağırdıklarını da ekledi.

 

Öte yandan NATO Askeri Komite Başkanı Petr Pavel ise, "Bu tatbikat aynı zamanda, terörist saldırılara karşı kendimizi korumaya ilişkin bir sınav olacak: Siber savunmadan kimyasal silah savaşlarına kadar" dedi.

 

Sputnik, ABD Savunma Bakanlığı Pentagon'dan bir yetkili, Georgia eyaletinde bulunan Moody Askeri Hava Üssü'nden havalanan 12 adet A-10 Thunderbolt II tipi uçağın, dün İncirlik Üssü'ne indiğini açıkladı.

 

Uçakların, Doğal Kararlılık Operasyonları'na destek sunacağını belirten yetkili, söz konusu yeni uçakların ağustos ayında İtalya'daki Aviano askeri üssünden İncirlik'e giden 6 F-16 savaş uçağının yerini alacağı bilgisini verdi.

 

Yetkili, "Türkiye bir NATO müttefiki, ABD'nin yakın bir dostu ve terör örgütü IŞİD'le mücadele eden uluslararası koalisyonun önemli bir partneri. ABD'nin hava saldırıları için Türk üslerinin kullanımı ve uçaklara desteği önemli bir kuvvet çarpanı" ifadesini kullandı.

 

Sputnik, Pazar günü yapılan seçimlerden yüzde 39,5 oy alarak tek başına hükümet kurma hakkı kazanan Liberal Parti lideri Justin Trudeau, başkent Ottawa'da basın toplantısı yaptı.

 

ABD Başkanı Barack Obama'nın kendisini tebrik için aradığını dile getiren Kanada'nın yeni Başbakanı, "Başkan Obama'ya, IŞİD'e karşı kurulan koalisyondaki askeri varlığımızdan savaş uçaklarımızı çekeceğimizi ilettim'' dedi.

 

Bu konuda seçim kampanyası boyunca seçmene söz verdiklerini hatırlatan Başbakan Trudeau, savaş jetlerinin geri çekilmesine ilişkin bir tarih vermedi. Trudeau,"Bu konudaki geçişin aksamalara neden olmadan ve düzenli bir şekilde yapılmasını istiyoruz'' diye konuştu.

 

Kanada'nın, IŞİD'le mücadele koalisyonunda 6 savaş jeti, havada yakıt ikmali yapabilen bir CC-150 Polaris tanker uçağı, 2 CP-140 Aurora gözetleme uçağı, bir özel hava ikmal uçağı ve tüm bu uçaklar için 600 kişilik mürettebat ve destek personeli bulunuyor.

 

İngiltere 21 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping dün resmi bir ziyaret için İngiltere'ye gelmişti. Financial Times, İngiltere Başbakanı David Cameron'ın bugün Çin vatandaşlarına daha ucuz turist vizeleri verilmesine yönelik planlarını kamuoyuna açıklayacağını duyuruyor. Gazetenin haberine göre iki lider bugün 30 milyar sterlinlik (yaklaşık 46 milyar dolar) anlaşmalara imza atacak.

 

Guardian, İngiltere'de iktidardaki Muhafazakar Parti'de, Maliye Bakanı George Osborne'un vergilerin dolaylı olarak artmasına yol açacak planına yönelik tepkilerin arttığını yazıyor. Son olarak partinin Lordlar Kamarası'ndaki üyeleri, Osborne'a, çalışan aileleri olumsuz etkileyecek bu "ölümcül kanun teklifini" gözden geçirmesi çağrısında bulunmuş.

 

Times özel haberinde, yasalarda yapılması planlanan değişiklikle İngiltere'de yakında casusların ülkede yaşayanların akıllı telefonlarındaki ve bilgisayarlarındaki bilgilere erişebileceklerini duyuruyor. İstihbarat servislerinin yetkilerinin artırılmasını öngören ve ülkede tartışma yaratmasına kesin gözüyle bakılan yasa tasarısı önümüzdeki ay Parlamento'da görüşülecek.

 

Independent, İngiltere'de hükümet tarafından yapılan bir araştırmada, çocuklar arasında obezitenin önlenmesi için şeker vergisine ihtiyaç olduğu sonucuna varıldığını belirtiyor. Örneğin, Meksika'da söz konusu verginin konmasının ardından gazlı içecek satışları yüzde 6 azalmış.

 

Daily Telegraph'ın manşeti ise "İçkiyi bırak yoksa bunama riskini alırsın". Gazetenin aktardığı İngiltere'de hükümet tarafından yaptırılan başka bir araştırmadan, orta yaş grubundakilere "güvenli düzeyde alkol tüketimi" gibi bir şeyin olmadığının söylenmesi gerektiği sonucu çıkmış. Sonuçları bugün kamuoyuna açıklanacak araştırmayla İngiltere'de halk, bunama riskinin azaltılması için alkol tüketimine son verilmesi gerektiği konusunda uyarılacak.

 

Times gazetesinin dünya haberleri sayfasında dikkat çekici bir haber var. Haberin başlığı, "ABD, Irak'taki tıkanıklığa son vermek için IŞİD'e karşı yeni bir saldırı planlıyor".

 

Haberde ABD'nin, IŞİD'e karşı savaşta aylardır süren çıkmazın ve Rusya'nın Suriye'deki askeri müdahalesinin ardından, stratejisini yenilediği belirtiliyor.

 

Times'a göre, ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'ın yönetiminde hazırlanan Amerikan Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) planı, IŞİD'i birden fazla cephede savaşmaya zorlayacak. Suriyeli ve Iraklı Kürt güçler ile Irak ordusu ve İran'ın desteklediği Şii milisler, eşgüdüm içinde taarruza geçecek.

 

Washington'un daha önce Şii milisleri desteklemeyi reddettiğini hatırlatıyor Times.

 

Gazete, ABD Savunma Bakanı Ashton Carter ile üst düzey yetkililerin yeni stratejiyi önümüzdeki hafta Kongre'de açıklamalarının beklendiğini belirtiyor.

 

Times'ın haberinde ABD'nin, Irak'ta IŞİD'in elindeki en büyük kentler olan Ramadi ve Musul'un geri alınamamasından rahatsız olduğu bildiriliyor. Haberden bazı satırlar şöyle:

 

"Kremlin'in Irak'ta hava saldırılarına başlamak için Bağdat'tan izin istediğine yönelik haberler gelirken, General Dunford Irak'ta yeniden inisiyatif kazanmak için ABD liderliğindeki hava saldırılarını artırmayı ve operasyonlarda daha fazla tanksavar kullanılmasını planlıyor."

 

"İki hafta önce göreve atanan General Dunford, yeni harekata resmiyet kazandırmak için dün Kürt kenti Erbil'e gitti. Dunford'ın Erbil'e vardığı gün Irak ordusu ve Şii milisler aylardır süren çatışmaların ardından Beyji kentini ele geçirdi. 5 bin asker ve yaklaşık 10 bin milisin geçen hafta yakındaki petrol rafinerisini ele geçirdikten sonra Selahaddin vilayetindeki şehre girdi. Irak medyası, son operasyonda İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani'nin de hazır bulunduğunu bildirdi."

 

Rusya bu ay Irak, Suriye ve İran'la birlikte Bağdat'ta ortak bir istihbarat paylaşım hücresi oluşturduğunu açıklamıştı.

 

Times'a göre hem bu gelişme, hem de Irak Başbakanı Haydar El İbadi'nin 1 Ekim'de Rusya'nın hava desteğini memnuniyetle karşılayacağını söylemesi, ABD'yi kaygılandırdı.

 

Haberde hatırlatılan bir diğer gelişme de Rusya ve ABD'nin dün Suriye'de iki ülkenin hava kuvvetleri arasında çatışma çıkmasını önlemeye yönelik bir anlaşma imzalamaları ve anlaşmanın hedeflere yönelik istihbarat paylaşımını içermemesi.

 

Times'taki haber şu satırlarla noktalanıyor:

 

"Sayın Carter Iraklı Kürt güçleri 'başarmaya çalıştıkları bir model' olarak gösterip övmüştü. Ancak Iraklı Kürtler, nüfusun çoğunluğunu oluşturdukları bölgelerin ötesine ilerlemeye pek de sıcak bakmıyor."

 

"Peşmerge güçleri, Musul'dan sadece 9 mil (yaklaşık 14,5 kilometre) uzakta. ABD yetkilileri bu yıl başında, Musul'un geri alınmasına yönelik mücadelenin sonbahara kadar tamamlanacağını söylemişlerdi. Ancak Kürt güçleri ilerlemek için herhangi bir girişimde bulunmadı."

 

"Farhad Kadir adlı peşmerge de, 'Kürtlerin Musul için kendilerini feda edeceklerini düşünmüyorum' diyor."

 

Times'ta aynı haberin altındaki Catherine Philip imzalı haberin başlığı ise "Suriyeli muhalifler Ruslarla boy ölçüşmek için 'Biz Stringer füzeleri verin' diyor".

 

Haberde ABD destekli muhaliflerin, özellikle Rus helikopterlerinin artan saldırıları sonrası Batılı ülkelere bu yönde çağrıda bulundukları belirtiliyor.

 

Stringer, omuzdan atılan bir tür uçaksavar füzesi. Times'a konuşan muhaliflerin oluşturduğu Özgür Suriye Ordusu'ndan (ÖSO) Ebu Ömer adlı bir savaşçı füzelerle ilgili olarak şunları söylemiş:

 

"Tıpkı bir bebeğin annesinin sütüne ihtiyaç duyduğu gibi, bizim de uçaksavar füzelerine ihtiyacımız var. Bu bize büyük bir avantaj sağlayacak. Savaşı kazanmamıza yardımcı olacak."

 

Independent gazetesi ise iç sayfalarındaki haberde, Rusya'nın Suriye'deki son hava saldırılarında bir günde 57 kişinin öldüğünü duyuruyor. Aktivistlere göre, ölenler arasında ordudan ayrılarak muhaliflerin saflarına geçen Basel Zimmo da var.

 

Muhaliflerin oluşturduğu Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Zimmo'nun, Batı destekli ÖSO'nun 1. Kıyı Birliği Komutanı olduğunu bildirmiş.

 

Independent'a göre Basel Zimmo, Rusya'nın Suriye'de savaşa dahil olmasından bu yana ölen Batı destekli en üst düzey muhalif.

 

Gazetenin savunma editörü Kim Sengupta'nın imzasını taşıyan haberden bazı satırlar ise şöyle:

 

"Aktivistlerin, Zimmo'nun muhalifler için önemi ile ilgili görüşleri ise farklı. Bir aktivist rejim güçlerinin kara harekatı hazırlığı sırasında Rusların tecrübeli komutanları hedef aldıklarını söyledi. Bir diğeri ise muhaliflerin, 'ılımlıların' ortadan kaldırıldığını göstermek için ölenlerin önemini abarttıklarını iddia etti.”

 

Almanya 21 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Almanya'daki yabancı ve İslam karşıtı Pegida hareketi ve sığınmacı krizi yorum sütunlarına hakim olan konular.

 

Pegida’nın birinci yıldönümü nedeniyle Dresden kentinde hem binlerce Pegida taraftarı, hem de karşıtları gösteriler düzenledi. Pegida hareketinin yeniden yandaş bulmasına neden olan sığınmacı krizine ilişkin Frankfurter Allgemeine Zeitung şu yorumu sunuyor okurlarına:

 

„Dresdenli vatandaşlar cevaplarını verdiler. Radikallere ve kışkırtıcılara karşı binlerce kişi sokağa döküldü. Hem vatandaşların, hem siyasetin zayıfların yanında yer alması, devletin tüm gücüyle haksızlıklara karşı mücadele etmesi ve hukukun korunması gerekmektedir. Ama güncel sığınmacı politikasını savunan dev koalisyona karşı yükselen her sesi de aşırı sağcı olarak damgalamamak da buna dahildir. İltica ve sığınma hukukunu sertleştiren değişiklikler, şu ana kadarki yasaların tam uygulanmadığını unutturuyor. Ve bu değişiklikler, her yıl yüz binlerce kişiye bakılabileceği ve bu kişilerin entegre edilebileceği yönündeki algının bir yanılsama olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Burada söz konusu olan paradan çok birlik, beraberlik. Bu siyaseti bir fırsat olarak da görmek mümkün. Ama bunun bir maliyeti var ve vatandaş da bu faturaya teslim olmak değil, maliyeti bilmek istiyor.“

 

Berlin'de çıkan Der Tagesspiegel gazetesinin yorum sütunundaki Pegida değerlendirmesi de özetle şöyle:

 

„Araya mesafe koymak, aynı zamanda Pegida’ya karşı çıkmak demek. Argümanlarla. Yönetici takımının tüm iddialarını çürüterek. Ve bu mümkün! Gereken şey, tüm nesnel argümanları toplayıp hazır tutmak. Ödlek ürktüğü zaman buna nefret ile cevap veriyor olsa da, Pegida hareketine katılan herkesin ait oldukları yere, aşırı sağa konuşlandırılması gerek. Objektif bir yaklaşım aracılığıyla bu kişilerin sahte duygularının temeli sarsıldığında, bu kaybolmuşları aşırı sağ köşesinden çıkarma fırsatı doğabilir. Kendilerini 'endişeli vatandaş' olarak tanımlayan ama sorun oluşturan vatandaş konumunda bulunanları, hızlı ve nesnel nitelikli çözümlerle yüzleştirmek gerek.“

 

Münchner Merkur gazetesinin yorum sütununda ise şu satırları okuyoruz:

 

„Pegida’nın başlangıçtaki gösterilerinde dile getirdiği deli saçmalarının, sığınmacı akını yüzünden birçok insanın gözünde korkutucu bir realiteye dönüştüğü de, ne yazık ki bir gerçek. Pegidacıların ahlaki açıdan aforoz edilmeleri de bu gerçeği değiştirmiyor. (…) Yüz yılda bir karşılaşılabilen boyuttaki bir sorun ile sadece 'Sığınmacılar durdurulamaz' ve 'Biz bunu başarırız' söylemlerini eksen alarak başa çıkmaya çalışanlar, kendilerine karşı güvenin dört nala bir hızla erimesine şaşırmamalılar. Yabancı kültürler ve dinlerden izler taşıyan akının frenlenmeyen bir şekilde gelmesi konusunda vatandaşların endişe duymasını insani açıdan uygunsuz olarak nitelemek doğru mu? Başbakanın 'Toplumumuzun dönüşümü' ifadesiyle belli belirsiz tanımladığı olguya karşı çıkan herkes otomatikman 'sağcı' mı oluyor? Bu tür korkular sadece aşırı sağa kayan öfkeli göstericilerin alametifarikası değil. Bu etkili potansiyeli görmezden gelmek ve sahayı aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif partisine bırakmak, halk partilerine pahalıya patlayabilir.“

 

Pegida'ya dair seçtiğimiz son yorum ise Die Welt gazetesinden:

 

„Dresden’deki Pegida gösterilerinde Nazi üslubuyla atıp tutulması tabii ki kabul edilemez. Ama lütfen, burada resmi ağızlarla kızgınlığın dile getirilmesi işe yaramaz. Burada tek çözüm sadece savcılıktır. Ama toplumun merkezindeki ana soru şu: Halkların bu göçü daha ne kadar devam edecek? Siyasetçiler aslında yapılması gerekenleri yapmak yerine, radikal uçların faaliyetlerini kınama konusunda birbiriyle yarışmakla meşgul. Şayet yetkililer kısa sürede dikkatlerini sığınmacı sorununun merkezine yöneltmezse, Federal Hükümet toplumun merkezinden doğacak olan ve yanında aşırı uçların neden olduğu baş ağrısının esamesinin bile okunmayacağı boyutta sorunlarla karşı karşıya kalacak.“

 

Bulgaristan 21 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), Dışişleri Bakanı Daniel Mitov mevkidaşı Nikos Kodzias’ın daveti üzerine bugün Yunanistan’a gidecek. Bulgar diplomatın Yunanistan Devlet başkanı Prokopis Pavlopolos ve Parlamento başkanı Nikos Vutsis ile temaslarda bulunması öngörülüyor. Görüşmelerde bölgede güvenlik ve enerji konuları başta olmak üzere ikili ilişkiler ele alınacak.

 

Bulgaristan, doğalgaz enterkonektör boru hattı kapasitesinin artırılması için Yunanistan’a güveniyor. Kapasitenin artırılmasıyla ülkemiz Azerbaycan’dan doğalgaz alabilecek ve sevkiyatını yapabilecek ve gaz tedarikinde Rusya’dan bağımlılığını azaltacak.

 

Fransa 21 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Liberation, Sinemacılar, sanatçılar, müzisyenler, oyuncular… Yaklaşık 800 Fransız aydını hükümete açık mektup yazarak Calais’deki mültecilere onurlu bir şekilde davranılmasını istedi. O mektuptan satır başları:

 

“Haftalardır sayısız kurum, Calais kargaşasında mültecilere ve göçmelere uygun görülen korkunç yaşam şartlarına kamuoyunun dikkatini çekmenin yollarını arıyor. Sayıları 5 ile 6 bin arasında değişen kadın, çocuk ve erkek berbat bir yolculuğun sonuna gelip tükenmiş bir halde, gecekondularda kendi hallerine bırakılmış durumda. Günde tek bir sefer dağıtılan yemek dışında ne duş ne de tuvalet imkanına ulaşmak mümkün… Yaralılar, bir yandan uyuz salgını ve tecavüzler… Öte yandan polis şiddeti neredeyse rutin bir hal almış durumda. Bu yaşananlar karşısında nereye kadar sessiz kalacağız? Kamuoyunun bu sessizliği, kriz döneminde bile dünyanın altıncı büyük ekonomik gücü olan ülkemiz için bir utanç!”

 

Yunanistan 21 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Kathimerini, Alman Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, Avrupa Komisyonu Başkanı Jean Claud Juncker'in meşhur sözü “Yunanlar harika bir halk ama Yunanistan bir devlet” sözünü hatırlatarak, neden 11 Temmuz'da Yunanistan'ın euro bölgesinden çıkmasını istediğini açıkladı.

 

“Belki de Yunanistan'ın ekonomisini düzeltmek ve euroya dönene kadar rekabet gücünü artırması için bir süre euro bölgesinden çıkmasının kendi faydasına olacağını anlattım.” diye konuştu ve Yunanistan'daki çoğunluğun istemesi halinde Almanya'nın yardım etmeye hazır olduğunu ekledi.

 

Liberation gazetesi muhabiri Jean Catremer'e konuşan Schaeuble, Yunanistan'ın euro bölgesinden geçici olarak çıkmasını kabul eden ülkelerin sayısının 15'i bulduğunu söyledi. Schaeuble'nin açıklamasına göre, bu fikre karşı çıkan ülkeler ise Fransa, İtalya ve Kıbrıs oldu.

 

Avgi, Yunanistan'da her kurumsal değişim ve reformu finansal destek ihtiyacına ve devlet hazinesindeki para miktarına bağlamak alışıldık bir durum. Böylesi zayıf ve uzun sürmesi muhtemel gözüken bir durumda, devletin ciddi sorunları ile mücadele edebilmek adına devlet ve vatandaşlar olarak yeni yollar, yenilikçi çözümler aramak zorundayız.

 

Hem Avrupa ortalamasından büyük oranda farklı olan bugünkü Yunanistan gerçeğine, hem de dönem ve çevremize uygun çözümler üretmeliyiz.

 

Adaları ve dağ köylerini ilgilendiren bir konu ile örnek vereceğim. Bu bölgelerin şehirlerden farklı özellikleri olduğu biliniyor. Ancak devlet bugüne dek bu özellikleri göz önünde tutarak bazı yasaların buralarda tam olarak uygulanmasını sağlayamadı. Örneğin, devlet bütçesindeki kısıtlamalar yüzünden birçok adada doktor eksiği var. Dağ köylerinde de kötü hava şartlarında yakın kasabalardaki doktorlara ulaşmak çok zor. Bu bölgelerdeki ihtiyaçlar yöre halkı ile uzlaşı halinde bulunmalı.