ABD 19 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), Starbucks, müşterilerine daha sağlıklı gıda ürünleri sunma konusunda atağa geçti. Firma, perakende satış mağazalarında, müşterilerinden gelen talep üzerine daha fazla sağlıklı atıştırmalık satma kararı aldı.

 

Akdeniz damak tadını da sağlıklı atıştırmalık yeni ürün çeşitlerine ekleyen Starbucks, bu kararının ilk uygulamasını Türk girişimci Çetin Amato’nun kurucusu olduğu Milas Foods şirketi ile hayata geçirdi. Starbucks, Milas Food şirketiyle çoğunluğunu Türkiye’nin Ege bölgesinden ithal ettiği Akdeniz atıştırmalıklarını perakende satış mağazalarında satılması konusunda anlaşma imzalandı. Anlaşmanın ardından Türk ve Akdeniz atıştırmalıkları ünlü kahve zincirinin perakende satış mağazalarının raflarında yer almaya başladı.

 

VOA, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın ardından, İmralı’da Öcalan’la görüşen heyetin üyelerine de suikast planlandığı iddia edildi. HDP suikastla ilgili devletin ilgili birimlerine bilgi verdi.

 

HDP’nin üst yönetimine yönelik suikast hazırlığı yaptığı belirlenen IŞİD’in bu kez İmralı heyetini hedefe alacağı öne sürüldü. IŞİD’e yakın bir grubun aralarında HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken’in de bulunduğu, İmralı’da Öcalan ile görüşen heyete suikast hazırlığı içinde olduğu iddia edildi. Suikastın canlı bombayla gerçekleştirilmek istendiği öne sürüldü. 

 

VOA, Amerika Savunma Bakanlığı Pentagon, El Kaide’ye bağlı Horasan Grubu liderinin öldürüldüğünü açıkladı.

 

Horasan Grubu’nun Suudi asıllı lideri Sanafi el-Nasr’ın, Amerika öncülüğündeki koalisyon güçlerinin Suriye’nin kuzeybatısına düzenlediği hava saldırısında öldürüldüğü bildirildi.

 

Uzun süredir El Kaide bağlantılı örgütte üst düzey görevlerde yer alan el-Nasr’ın örgütle bağışçılar arasındaki para akışı ve çeşitli operasyonlarından sorumlu olduğu belirtildi.

 

Amerika Savunma Bakanı Ash Carter, bu operasyonla Horasan Grubu’nun Amerika ve müttefiklerine yönelik saldırı planlarının da ortadan kaldırılmış olduğunu kaydetti.

 

Pentagon, Sanafi el-Nasr’ın son dört ay içinde öldürülen düzey beşinci isim olduğunu açıkladı.

 

VOA, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in tartışmalı Türkiye ziyareti tamamlandı. Almanya Başbakanı ile Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında bir saat on beş dakika süren görüşmede dört başlık öne çıktı. Bunlar Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya göçü, Türkiye’nin vize muafiyeti talebi, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerine ivme kazandırılması ve Türkiye’nin yeniden AB Zirveleri’ne katılımının sağlanması oldu.

 

İki liderin düzenlediği ortak basın toplantısında ilk sözü alan Başbakan Davutoğlu, mülteciler konusunda iki ülkenin oluşturduğu çalışma grubu ilk toplantısını iki gün önce Türkiye’de yaptıktan sonra ikinci toplantıyı da Almanya’da yapacağını söyledi.

 

Merkel’i ziyareti öncesi Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, Suriyeli sığınmacılar için Almanya’nın 3 milyar euroluk bir fon üzerinde konuşulduğunu açıklamıştı. Ancak Alman şansölyesi, bu konuda net bir rakam telaffuz etmedi.

 

“2,5 milyon mülteci var, Türkiye büyük bir külfetin altına girdi. Almanya ve AB olarak destekleyici olacağız. Yasadışı göçe baktığımız zaman yapılacak hususlar var. Bunun yanında yasal göçler konusunda neler yapacağımızı konuşacağız.”

 

Görüşmenin ikinci gündem başlığı olan vize konusunda ise Davutoğlu umutlu konuştu.

 

"Geri kabul anlaşması, göçe yasal çerçeve çizer. Ancak karşılığında vatandaşlarımız için serbest dolaşım anlaşmasının devreye girmesi gerek. Ümit ediyoruz ki 2016 Temmuz itibariyle hem geri kabul anlaşması hem Schengen vize uygulaması hayata geçer. Sayın Merkel, Almanya ile vize uygulamalarında kolaylık göstereceğini söyledi.”

 

Vize ve yerleşim konularında Türk-Alman grubunun paralel çalıştığını söyleyen Alman başbakanı, ikili ilişkilerde bir takım kolaylaştırmalara gidilebileceğinin işaretini verdi. Merkel, ‘bu süreci ileri götürmek istiyoruz. Vize konusunda talepler, gerekli standartların yerine getirilmesi için çalışılması gerekiyor. Karşılığında beklentilerimiz var. AB ile Türkiye arasında göçmenler konusunda hazırlanan bir belge var. Bu üçüncü ülkeler için geçerlidir. Zamansal bir paralellik var. Muafiyetler olsun, vize olsun devreye girmesi gerekiyor” dedi.

 

Merkel, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği ve AB Zirveleri’ne katılım hakkında ise “tam üyelik konusu, ucu açık olan bir husus. 17, 23, 24 numaralı fasıllar üzerinde konuşabiliriz. Eskiden, Türkiye zirvelere katılıyordu Türkiye zirvelere. Aday ülkelerin aile fotoğrafına nasıl katılabileceğine bakmamız gerek” yorumunu yaptı.

 

VOA, Türkiye Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki 750 sivil toplum kuruluşu PKK’nın eylemsizlik kararının ardından bir kez daha ortak açıklama yaptı. STK’lar bu kez hükümete adım atma çağrısı yaptı. Operasyonların durdurulmasını isteyen STK’lar Öcalan’la yeniden görüşülmesi çağrısı yaptı.

 

Bölgedeki 20 ilden 750 STK temsilcisi Diyarbakır’da bir araya gelerek ortak bir deklarasyon yayınladı. Kürtçe ve Türkçe hazırlanan deklarasyonu Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Alican Ebedinoğlu okudu.

 

Ebedinoğlu, yaklaşık 5 aydır şehirleri içine alan ağır sonuçları olan bir çatışma dönemine girildiğini söyledi. Ebedinoğlu, “Dağda, ovada, sokakta yüzlerce evladımız ve kardeşlerimizi yitirdik, kan gövdeyi götürdü, feryatlar çığlıklar yükseldi. Avucumuzdaki kalıcı barış umudumuzu nerdeyse yitiriyoruz” dedi.

 

Ebedinoğlu, silahların susması için yapılan çağrılara PKK’nın eylemsizlik kararı alarak yanıt verdiğini hatırlatarak, eylemsizliğin çözüm sürecini yeniden değerlendirilmesi için fırsat olduğunu söyledi.

 

Çin 19 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Çin, Japonya liderlerinin Yasukuni Tapınağı'na ziyaret yapmasına karşı çıktı.

 

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying bugün Beijing'de düzenlenen basın toplantısında yaptığı açıklamada, Japonya hükümetinin tarihle yüzleşmesi gerektiğini belirtti.

 

Japonya Başbakanı Şinzo Abe, kısa süre önce Yasukuni Tapınağı'na adak sunmuştu, bazı kabine üyeleri ise tapınağı ziyaret etmişti.

 

Sözcü Hua Chunying, tapınakta 2. Dünya Savaşı birinci derece savaş suçlarının da anıldığını, bu sebeple Çin'in bu ziyaretlere karşı çıktığını ifade etti.

 

Sözcü Hua Chunying, Japonya'yı somut eylemlerle Asya ülkeleri ve uluslararası toplumun güvenini kazanmaya çağırdı.

 

CRİ, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Kraliçe 2. Elizabeth'in daveti üzerine gerçekleştireceği İngiltere ziyareti için bu öğleden sonra başkent Beijing'den ayrıldı.

 

Xi Jinping'in yarın başlayacak resmî ziyareti, son 10 yılda Çin'den İngiltere'ye devlet başkanı düzeyinde yapılan ilk ziyaret olma özelliği taşıyor.

 

Çin Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre Kraliçe Elizabeth, Xi Jinping için bir karşılama töreni düzenlemenin yanı sıra, Çin Cumhurbaşkanı'nı gayri resmî bir öğle yemeği ile resmî bir akşam yemeğine davet edecek.

 

Xi Jinping, ziyareti kapsamında İngiltere Başbakanı David Cameron ile görüşecek ve Londra Belediye Başkanı'nın ev sahipliğindeki akşam yemeğine iştirak edecek.

 

Xi Jinping, ayrıca Manchester'de bir dizi işletmeyi ve araştırma projesini ziyaret edecek.

 

CRİ, İngiliz Ashmore Grubu yetkililerinden Dehn, Çin'in şu an uygulamakta olduğu bir dizi ekonomik reformun dünyaya yarar sağlayacağını belirtti.

 

Özellikle yeni gelişen ülkelere yönelik yatırım planlaması üzerine çalışan Ashmore Grubu'nun Araştırma Müdürü Jan Dehn, kısa süre önce yaptığı açıklamada, Çin'in ihracat yerine tüketime dayalı büyüme modeline geçmesi ve bir dizi reform tedbirini hayata geçirmesinin, ekonominin uzun vadeli gelişmesine ve dünyanın ekonomik büyümesine uygun zemin hazırladığını vurguladı.

 

Çin'de birçok farklı reformun aynı dönemde uygulanmasının piyasanın ve ekonominin gidişatına belirsizlik unsurları getirdiğine, fakat bu durumun uzun sürmeyeceğine dikkat çeken Dehn, tüketime dayalı ekonomik büyüme modelinin geleceğine iyimser bakıldığını söyledi.

 

Dehn, Çin'de sermaye hesabının serbestleştirilmesinin piyasada ve ekonomide dalgalanmalara yol açabileceği, bu riskin Çin'in resmî para birimi RMB'nin uluslararası rezerv para birimleri arasına girmesinden sonra azalacağı tahmininde bulundu.

 

Dehn, ayrıca Çin'in tahvil piyasasını geliştirerek tahvil çeşitliliğini artırması gerektiğini ifade etti.

 

CRİ, Çin'in başkenti Beijing'in evsahipliği yaptığı 6. Xiangshan Forumu dün sona erdi.

 

Asya-Pasifik'te güvenlik işbirliğini ele almak için bir araya gelen 49 ülke ve 5 uluslararası örgütten yetkili ve akademisyenler, işbirliği ve kazan-kazan ilkelerinin bölgede güvenliği sağlayacak somut bir seçenek olduğunda mutabık kaldı.

 

Çinli diplomat Wu Jianming, verdiği demeçte, forumda anlaşmazlıkların diyalog yoluyla uygun şekilde çözülmesi ve güvenliğin taraflarca müzakere edilerek birlikte inşa edilmesi gerektiği gibi noktalarda fikir birliğine varıldığını dile getirdi.

 

Malezya Savunma Bakanı Hişamüddin Hüseyin, yaptığı açıklamada, bölge ülkelerinin birlik oluşturarak zorlukların üstesinden gelmesi gerektiğini söyledi.

 

Moğolistan Savunma Bakanı Tserendash Tsolmon ise, bölgesel siyasi ve askerî işbirliğinin güçlendirmesi ve karşılıklı güvenin pekiştirilmesi gerektiğini vurguladı.

 

Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Anatoli Antonov da yaptığı açıklamada, terör tehdidinin yayıldığı günümüzde, tarafların terörle mücadelede işbirliğini pekiştirmenin yanı sıra, ortak askerî tatbikatlar düzenlemesi gerektiğini dile getirdi.

 

CRİ, Çin'in İran nükleer sorununda kapsamlı anlaşmaya ulaşılmasını olumlu karşıladığı, anlaşmanın hayata geçirilmesi için çabaların sürmesini istediği açıkladı.

 

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, dün yaptığı açıklamada, anlaşmanın öngörülen süre içinde yapılmasının önemli bir kilometretaşı olduğunu kaydetti. Sözcü, İran ile ilgili altı ülkenin, anlaşmaya sağladıkları güçlü siyasi destek ile uluslararası toplumun İran nükleer sorununun kapsamlı, uzun süreli ve uygun şekilde çözülebileceğine dair inancını güçlendirdiklerini dile getirdi.

 

Çin'in anlaşmaya ulaşılması için daima yapıcı bir tutum sergilediğine işaret eden sözcü, Arak Ağır Su Reaktörü'nün yeniden tasarlanması konusunda ABD ve İran ile iletişim hâlinde olduklarını belirtti.

 

Çinli sözcü, aynı gün Çin, ABD ve İran tarafından yayımlanan Arak Ağır Su Reaktörü projesi hakkındaki işbirliği niyet beyanının, üç tarafın projeyi ortaklaşa ilerletme yönündeki arzusunu teyit ettiğini anlattı.

 

Sözcü Hua, son olarak, kapsamlı anlaşmanın uygun şekilde yürütülmesi için taraflara anlaşmazlıkları çözerek taahhütlerini yerine getirme çağrısında bulundu.

 

Rusya 19 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, Diyarbakır'ın Silvan İlçesi'ndeki dün saat 12.00'den itibaren 3 mahallede başlayan sokağa çıkma yasağıyla birlikte, güvenlik güçlerinin PKK'ya yönelik düzenlediği operasyonlarda çıkan çatışmalar, gece boyunca devam etti. Bu sabah saatlerinden itibaren de yasakların devam ettiği 3 mahalleden de çatışma ve patlama sesleri duyuluyor.

 

Sputnik, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov ve Türkiye Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ümit Yalçın dün İstanbul'da bir araya geldi.

 

Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Bogdanov-Yalçın görüşmesinde Suriye ve çevresindeki askeri-siyasi duruma özel vurgu yapıldı. Taraflar, Suriye krizinin çözümü için 30 Haziran 2012 tarihli Cenevre Mutabakatı çerçevesinde çözüm arayışlarının aktif hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.

 

Bogdanov ve Yalçın, Türkiye ile Rusya arasındaki Ortadoğu odaklı aktif diyalogun desteklenmesinin gerekliliği konusunda iki ülkenin de aynı görüşte olduğunun altını çizdi.

 

Sputnik, Şırnak'ın Cizre İlçesi'nde İlçe Seçim Kurulu, Cudi, Sur ve Nur mahallelerinde bulunan toplam 93 seçmen sandığının, cadde ve sokaklarda hendeklerin bulunması nedeniyle yine aynı mahallelerde bulunan başka okullara kurulması kararı verildi.

 

Cizre İlçe Seçim Kurulu, her biri ayrı ayrı seçim bölgesi olarak belirlenen Cudi, Nur ve Sur mahallelerinde daha önce sandık alanları olarak belirlenen okulların etrafındaki cadde ve sokaklara barikatlar ve hendek yapılması, görevlendirilecek güvenlik güçleri ve sandık kurulu başkan ve üyelerinin görevlerini sağlıklı ortamda yapması, bunun yanında seçimlere rahat bir şekilde oy kullanmalarının temin edilmesi için seçim bölgesi dışına olmaksızın seçim bölgesi dahilinde bulunun okulların hangisine sandık kurulmasının uygun olacağı ile ilgili talebi değerlendirdi.

 

Sputnik, Rusya Savunma Bakanlığı, Rus savaş uçaklarının Suriye'de 49 IŞİD hedefinin imha edildiğini açıkladı.

 

Bakanlık Sözcüsü İgor Konaşenkov, ''Rus savaş uçakları Hmeymim hava üssünden 33 sorti gerçekleştirip Halep, Şam, İdlib, Lazkiye ve Hama'da 49 terörist hedefini vurdu'' dedi.

 

Moskova'da operasyonlarla ilgili gazetecilere bilgi veren Konaşenkov, Rus savaş uçaklarının Suriye'de 24 saatte iki komuta merkezi, üç mühimmat deposu, iki yer altı sığınağı, 32 mevzi ve bir patlayıcı imalathanesinin imha ettiğini bildirdi.

 

Sputnik, Suriye'nin Halep kentinde, El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi'nin YPG'nin elindeki Şeyh Maxsut mahallesine attığı havan topun bir eve isabet etmesi sonucu bir sivil öldü, üç kişi de yaralandı.

 

Halep’te, El Nusra Cephesi, Ahrar'u Şam ve Sultan Murat Tugayları'nın da içinde yer aldığı sekiz grup ile Halk Savunma Birlikleri (YPG) arasındaki şiddetli çatışmalar devam ediyor. Cihatçı sekiz örgüt, bu sabah 09:30 sularında YPG'nin elinde bulunan Halep'in kuzeydoğusundaki Şeyh Maxsut ve Eşrefiye mahallesine üç koldan havan toplarıyla ve ağır silahlarla saldırdı. YPG'nin de havan topu ve roketatarlarla karşılık verdiği çatışmalar saatlerce sürdü.

 

Cihatçı örgütlerin attığı havan toplarının YPG'nin elindeki Şeyh Maxsut mahallesinde bir eve isabet etmesi sonucunda 32 yaşındaki Muslum Mıhemed vatandaş ölürken, Betul Ehmed, Rıfet Musali ve Muhamed Ali adlı üç kişi de ağır yaralandı. Yaralananlar Şeyh Maxsut mahallesindeki Kürt Kızılayı Hastanesi’ne götürüldü.

 

Sputnik, Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, küresel zorluklarla mücadelede tek taraflı bir yaklaşım içinde olmadıklarını söyledi.

 

Rossiya-1 televizyonuna konuşan Zaharova, "Kapımızı işbirliğine her zaman açık tutacağız. ABD ile birlikte çalışmak zorundayız" dedi.

 

Küresel sorunları 'bizimkiler' ve 'onlarınkiler' şeklinde ayırmanın hiçbir zaman sonuç vermeyeceğinin altını çizen Zaharova, "ABD ile aramızdaki tüm farklılıklara rağmen Ukrayna ve diğer krizlerde Rusya'ya karşı takınılan tutuma bakmaksızın, 'Haydi birlikte çalışalım' diyoruz ve demeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

 

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, daha önceki açıklamasında, Suriye ve çeşitli küresel konularda ortaklarıyla işbirliği yapmaya hazır olduklarını belirtmişti.

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise geçen hafta Suriye krizini görüşmek üzere ABD'ye bir heyet göndermeyi önermiş, Washington bu teklifi geri çevirmişti.

 

İngiltere 19 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Financial Times gazetesi, bugünkü sayısında yarım sayfasını Adıyaman'a ayırmış. Türkiye'deki muhabiri Piotr Zalewski'yi kente gönderen gazete Adıyaman'ı "Türkiye'nin en ölümcül terör hücresini besleyen sıradan kent" olarak nitelendiriyor.

 

Financial Times'taki haberde son 4 ayda Suruç ve Ankara'da 130'dan fazla kişinin hayatını kaybettiği saldırılardan, IŞİD'in eğittiği bir grubun Adıyaman'daki üyelerinin sorumlu tutulduğu belirtiliyor.

 

Haber şu satırlarla başlıyor:

 

"Türkiye'nin güneydoğusundaki büyük ölçüde Kürt kenti Adıyaman, eskiden yetiştirdiği tütünlerle bilinirdi. Son zamanlarda ise kent yeni ve kötü bir şöhret kazandı: Ülkenin en ölümcül terör hücresinin şehri oldu."

 

Financial Times, Ankara ve Suruç saldırılarıyla ilişkilendirilen 18'i Adıyamanlı 21 kişilik hücrede, IŞİD'in Suriye'deki en büyük düşmanlarından Kürtlerin de bulunduğuna dikkat çekiyor.

 

Haberde önce Ankara'daki saldırıyı düzenledikleri iddia edilen Ömer Deniz Dündar ve Yunus Emre Alagöz'den, daha sonra Suruç'taki saldırıyı düzenleyen Yunus Emre Alagöz'ün kardeşi Şeyh Abdurrahman Alagöz'den, ardından da 5 Haziran'da Diyarbakır'daki HDP mitinginde 4 kişinin öldüğü bombalı saldırının faili olarak tutuklanan Orhan Gönder'den bahsediliyor. Gönder'in de Adıyamanlı ve Kürt kökenli olduğu belirtilerek.

 

Financial Times'a konuşan Orhan Gönder'in büyük kuzeni Ercan Gönder, 2013 sonundan itibaren akrabasının davranışlarında tuhaf değişiklikler görmeye başladığını söylemiş:

 

"Kız kardeşleriyle aynı sofraya oturmamaya başladı. Ailesinden uzaklaştı. Ders çalışmayı kesti. Yatak odasında Çeçenistan ve Afganistan'daki cihatçılarla ilgili bir kitap bulduk. Kitabı yakmamamız için bize yalvardı."

 

Ercan Gönder, kuzeninin bir grup gençle giderek daha fazla vakit geçirdiğini, daha radikalleşmiş göründüğünü, grubun sık sık açtığı 'İslamcı Çay Ocağı'nda toplandığını, sakal bırakıp farklı kıyafetler giymeye, günde üç yerine bir öğün yemek yemeye başladığını anlatmış ve eklemiş:

 

"Ekim 2014'te Orhan bana Kobani'deki Kürtlere yardım etmemem gerektiğini, onların kafir olduklarını söyledi. Çok öfkelendim."

 

Financial Times, geçen yılki 6-7 Ekim olayları sonrası Suriye'ye giden Orhan Gönder ve diğer radikal gençlerin, Türkiye'ye nasıl sızabildikleri ve fark edilmeden ülkede hareket edebildiklerinin tartışıldığını vurguluyor.

 

Gazeteye konuşan Adıyaman İnsan Hakları Derneği Başkanı Osman Süzen ise şunları söylemiş:

 

"IŞİD'in burada kolayca organize olmasına olanak veren ve örgütün etkin şekilde soruşturulmasını önleyen Türkiye'nin Suriye'de izlediği politikaydı. Hükümet Beşar Esad'la savaşan herkesin dostu olduğunu söyledi. Bu gençler böylece cesaretlendi. Bir nevi meşruiyet kazandılar."

 

Financial Times'taki haberde Osman Süzen ve diğer bazı kişilerin 2 yıl boyunca yetkilileri Adıyaman'daki gençlerin radikalleştikleri yolunda uyardıkları, Ömer Deniz Dündar'ın babasının da 2013'te ikiz oğullarının cihat için Suriye'ye gittiklerini polise bildirdiği ve döndüklerinde onların tutuklanmalarını istediği belirtiliyor. Orhan Gönder'in dönüşünde sorgulanıp serbest bırakıldığı da eklenerek.

 

Ömer Deniz Dündar dahil 19 zanlı hakkında, 2014'te El Kaide ile bağlantılı oldukları gerekçesiyle soruşturma açıldığı daha sonra bu soruşturmanın noktalandığı iddiası da aktarılıyor haberde.

 

Financial Times'taki haber Osman Süzen'in şu sözleri ile noktalanmış:

 

"Söz konusu PKK olduğunda polisin büyük operasyonlar düzenlediğini insanların en ufak şeyler için hapse atıldıklarını görüyorsunuz. Ancak Adıyaman'da ne etkin bir soruşturma var, ne de herhangi bir gözaltı. Hiçbir şey yok."

 

Bugünkü İngiliz gazetelerinin hemen hemen tümü, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in İstanbul gezisine sayfalarında yer vermiş.

 

Times'taki haberin başlığı, "Merkel, göçmen kontrolleri karşılığında Türkiye-AB anlaşması önerdi".

 

Gazete, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) katılma şansının, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in u-dönüşü ile yeniden canlandığını belirtiyor. Times Merkel'in, Suriye'den göçmen akışının kontrol altına alınmasına yardımcı olması karşılığında, Türkiye'nin AB üyeliğine muhalefete son verdiğini yazıyor.

 

Bununla birlikte, Merkel'in İstanbul gezisinin Almanya'da eleştiri konusu olduğu da vurgulanıyor haberde.

 

Almanya'da Sosyal Demokrat Parti'nin İstanbul doğumlu milletvekili Lale Akgün'ün "Erdoğan şimdi 'Herkes cebimde, kimse bir dediğimi iki etmiyor' diye düşünebilir", Yeşiller Partisi'nin Türkiye kökenli milletvekili Cem Özdemir'in, "Erdoğan'ın konumunu güçlendirme olarak algılanabilecek bir şey yapmamalıyız" şeklindeki cümlelerine yer verilmiş haberde.

 

Daily Telegraph'daki haberin başlığı ise "Türkiye mülteci krizinde vize sözü aldı".

 

Gazete Merkel'in Başbakan Ahmet Davutoğlu ile düzenlediği basın toplantısında, ülkesinin iki konuda Ankara'ya yardımcı olacağını söylediğine dikkat çekiyor.

 

Bunların ilki Avrupa'ya gidecek Türk vatandaşlarına vize muafiyeti. Diğeri de Türkiye'nin sürüncemedeki AB ile üyelik müzakerelerini ilerlemesi.

 

Avrupa'nın göçmen akışının önlenmesi konusunda acilen yardıma ihtiyaç duyduğunun altını çizen Daily Telegraph, Almanya'nın da bu noktada yardım karşılığı Türkiye'nin AB üyeliği yolunu yumuşatmayı teklif ettiğini belirtiyor.

 

Independent'taki haber ise "Avrupa'nın 'kirli anlaşması' " başlığını taşıyor.

 

Gazete Almanya Başbakanı Angela Merkel'in göçmenlere yönelik tavrının ülkesinde eleştiri konusu olduğunu, Merkel'in ise bu duruma karşın mülteci akışının durdurulması karşılığında Türkiye'nin AB üyeliği sürecini hızlandırmayı teklif ettiğini yazıyor.

 

Haberin başlığına taşınan "kirli anlaşma" ifadesi ise esasında, Almanya kamuoyundaki bazı endişeleri yansıtıyor. Independent'taki haberden bazı satırlar şöyle:

 

"Almanya'da, Avrupa'daki mülteci krizi kaynbaklı baskının Merkel'i Türk ev sahipleri ile bir nevi 'kirli anlaşma' yapmaya zorlayabileceği yönünde endişeler var. Gerek Merkel'i partisi gerekse de Almanya birçok kişi böylesi bir anlaşmaya şiddetle karşı çıkıyor. Dün yayımlanan bir kamuoyu araştırmasına göre, Merkel'in lideri olduğu muhafazakar Hristiyan Demokrat Parti'ye destek yüzde 37 ile rekor bir düzeye geriledi. Buna neden olarak da iktidar partisinin mülteci krizini ele alış tarzı gösteriliyor."

 

Financial Times gazetesi ise ilk sayfasındaki haberde, Türkiye'nin 2005'ta AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamasından bu yana 35 başlıktan sadece 14'ünü açabildiğini, kapatılan başlık sayısının ise sadece bir olduğunu hatırlatıyor.

 

Gazeteye göre Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'nin iki talebine yeşil ışık yakmadı. Bunlardan biri, Türk vatandaşlarına yönelik vize sınırlamalarının 2016 yazında kaldırılması, diğeri de AB'nin Osmanlı Ermenilerinin 2015'te katledilmelerine yönelik tutumunu değiştirmesi.

 

Financial Times'taki haberde ayrıca, Avrupa Komisyonu'nun Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi ülkelerdeki kamplarda yaşayan 200 bin göçmenin Mart ayında AB üyesi ülkelere yerleştirilmesini önereceği aktarılıyor.

 

Almanya 19 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Almanya Başbakanı İstanbul'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bir araya geldi. Avrupa'ya sığınmacı akınının kontrol altına alınması konusunda Türkiye'nin desteğini kazanmaya çalışan Başbakan Merkel, işbirliği karşılığında Türkiye'ye mali yardım ve vize kolaylıkları taahhüt etti. Die Welt gazetesinde Deniz Yücel imzalı yorumda şu satırlar dikkat çekiyor:

 

“Türkiye Suriye'de bir tampon bölge oluşturmak istiyordu; şimdi kendisi tampon bölge oluyor. Seyahat kolaylıkları gösterileceği ve bir maskaralığa dönüşmüş olan üyelik müzakerelerinde yeni başlıklar açılacağı yönündeki muğlak vaatler, Merkel'in Türkiye'ye son olarak Kaddafi'nin üstlendiği sınır bekçisi rolünü biçtiği konusunda kimseyi şüpheye düşürmesin. Erdoğan şimdi Avrupa'nın, otoriter yönetim biçimine daha az eleştiri getireceği umudunu taşıyabilir.”

 

Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesindeki “Merkel'in görevi” başlıklı yorumda ise Türkiye ile işbirliğinin maliyeti irdeleniyor:

 

“Merkel pazar günü seçimlere iki hafta kala istemeden de olsa Türk iç politikasının ortasınadüşünce, Ankara'nın beklentilerine dair fikir sahibi oldu. Bu beklentiler arasında Merkel'in öncelikleri arasında olmadığı çok iyi bilinen üyelik sürecinin canlandırılması da yer alıyor. Çıkar çatışmaları ile siyasi, ahlaki ve hukuki açmazlar birbirine bağlanıyor. Başbakan Merkel, sığınmacı yükünü Avrupa ülkeleri arasında adil bir şekilde paylaştırmak isterken, bu konuda kilit rolü üstlenen Türkiye tarafından yükün paylaştırılmasına zorlanıyor. Türkiye ile işbirliğinin maliyeti ne kadar yüksek olacak?”

 

Süddeutsche Zeitung gazetesinde Heribert Prantl'ın kaleme aldığı yorumda transit ülkelerin desteklemenin önemine vurgu yapılıyor:

 

“Transit ülkelerdeki yani Ürdün, Lübnan ve Türkiye'deki mültecilerin Almanya ve Avrupa'nın çok daha fazla yardımına ihtiyacı var. Örneğin Lübnan'da 400 binden fazla çocuk okul çağında. Çocuklar ne kadar uzun süre okula gitmezlerse, iyi bir geleceğe sahip olma şansları o kadar azalırken, şiddeti tasvip etme ve kitaplar yerine bombalarla özgüvenlerini pekiştirme ihtimalleri artıyor. Bunu değiştirmenin yolu, kaçış nedenleri ile mücadeleden ve terörizmi önlemekten geçiyor. Fakat kaçış nedenleri ile mücadele edilse bile bu mücadelenin etkisini göstermesi zaman alacak. Yani Merkel'in Türkiye politikası, Merkel'in iyi olmayan iç politikasını ikame edemeyecek.”

 

Volksstimme gazetesinde Merkel'in iç politikada karşı karşıya olduğu baskının artacağı görüşüne yer veriliyor:

 

“Başbakan Merkel, Türk hükümetine sığınmacı krizi konusunda arka çıktı. Fakat çok sayıda Avrupa Birliği ülkesi bunun ne anlama geldiğini sorarken, yapılan destek açıklamaları kimin işine yarar ki? Merkel Türklere yükün paylaşımı, para ve vize kolaylıkları sözü verebilir. Ancak AB üyesi ülkeleri de arkasına almak zorunda. AB ise bu konuda görüş ayrılığı içinde. Bu böyle olduğu sürece, durumda da bir değişiklik olmayacaktır. Yani Merkel Türkiye ziyareti ile sorundan kurtulmuş değil. Almanya da öyle. Merkel'in iç politikada karşı karşıya olduğu baskı daha da büyüyecek.”

 

İran 19 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Cumhuri İslami gazetesinde Bahreyn'de despot halife rejimine karşı halk ayaklanmasının devam etmesi, Siyonist rejim askerlerinin Kudüs ve Batı Şeria'da Filistin'lilere yönelik vahşice saldırılarını sürdürmesi, Suud rejimi savaş uçaklarının Yemen'e yönelik hava saldırılarına devam etmesi gibi haberlere yer verilirken, Suriye gelişmeleri üzerine bir yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Rus haber kaynakları, Suriye gelişmeleri üzerine yayınladığı haberde, Rusya ve Suriye'nin, Suriye topraklarında IŞİD başta olmak üzere tekfirci terörist gruplarına yönelik yürüttüğü operasyonların birçok ülkede düzenlenen etkinlikler ve gösterilerle desteklendiğini duyurdu.

Romanya, Beyaz Rusya, Hindistan ve Sırbistan başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde düzenlenen gösterilerde Rusya ve Suriye yönetiminin IŞİD terör örgütü başta olmak üzere diğer tekfirci terör gruplarına karşı yürüttüğü ortak operasyonlara destek verildiğine dikkat çekilen haberde, söz konusu gösterilerde terörizm karşıtı slogan atıldığı belirtildi.

 

Bu bağlamda Hindistan'da Düzenlenen gösteride, teröristlerin kökü tamamıyla kazınıncaya değin, terörizm karşıtı mücadelenin devam etmesine vurgu yapıldı.

 

Beyaz Rusya'da ise düzenlenen gösterilerde Rusya'nın Suriye'de teröristlerin mevzilerine yönelik yürüttüğü hava operasyonlarına destek verilirken, operasyonların devam etmesine vurgu yapılırken, Lübnan, Romanya ve Sırbistan'da ise yürütülen operasyonlara yönelik destek gösterisi düzenlendi.

 

Risalet gazetesinde Rusya ve Suriye ordusunun Suriye topraklarında teröristlere yönelik operasyonlarını sürdürmesi, Irak ordusunun Selahaddin eyaletinde dış destekli teröristlere yönelik başarılı operasyonlarına devam etmesi gibi haberler ön plana çıkarılırken, Filistin gelişmeleri üzerine bir yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Filistinli araştırmacı Halit Umayre yaptığı açıklamada, Filistin halkının Siyonist rejim karşıtı başlattığı yeni intifadayı, "kutsallıkları koruma ve keramet" intifadesi şeklinde tanımlarken, söz konusu intifada ile birlikte Filistinli gençlerin Siyonist rejimin Filistin halkı karşısında dayanamayacağı gerçeğini kanlarıyla yazdıklarını kaydetti.

 

Dünya ülkelerinin Filistin halkının Siyonist rejim karşıtı başlattığı yeni intifadaya destek vermesini talep eden söz konusu Filistinli araştırmacı, Siyonist işgalciler tek yürek ve kararlı bir milletle karşı karşıya oldukları gerçeğini anladığını belirtti.

 

Siyonist korsan rejimin işgal ettiği Filistin topraklarında ırkçı girişimleri ve cinayetlerini şiddetlendirdiğini kaydeden söz konusu Filistinli araştırmacı, Filistinli gençlerin korsan rejim karşıtı başlattığı intifadanın her geçen gün daha da geniş boyut kazanacağını vurguladı.

 

Fars haber ajansı internet sitesinde Kutsal Rezevi Külliyesinde yabancı ziyaretçiler için Muharrrem ayını karşılama töreni düzenlendiğine dair bir yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Kutsal Rezevi türbe, İranlı olmayan ziyaretçilerin Muharrem ayını karşılamaları için özel merasim ve etkinlikler hazırladı.

 

Konu ile ilgili açıklama yapan kutsal Rezevi türbe İranlı olmayan ziyaretçiler bölümü Başkanı Seyyid Muhammed Cevad Haşiminejad, bu etkinlikte çeşitli ahlaki ve sosyal konuları ve aile içinde talim ve terbiye eksenli konuşmalar, marifet halkası adlı diyalog oturumları, cemaat namazı, şer'i meseleler eğitim kursları, İmam Rıza –s– siyeri dersleri gibi başlıklar yer aldığını ve Muharrem ayı boyunca kutsal Rezevi türbede yabancı ziyaretçiler için düzenleneceğini belirtti.

 

Haşiminejad, Muharrem ayını karşılama etkinlikleri 17 Ekim tarihinden başladığı ve bu etkinliklerin on gün boyunca her akşam kutsal Rezevi türbenin Dar-ul Merhame ve Kevser revaklarında düzenleneceğini ifade etti.

 

Bulgaristan 19 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), Bulgaristan Ortodoks Kilisesi bugün Aziz İvan Rilski yortusunu kutluyor. İvan Rilski en sayılan Bulgar asıllı azizdir.

 

Dupnitsa şehri yakınlarında 876 yılında doğduğu sanılan aziz, devlet dini olarak Hristiyanlığı kabul eden ve Slav alfabesini yürürlüğe koyan Çar Boris’in çağdaşıdır.

 

İvan Rilski Rila Manastırı’nın kurucusudur. Ölümünden önce inzivaya çekilen aziz 18 Ağustos 946 yılında 70 yaşında vefat etmiştir.

 

BNR, Agro-Ekolojik Tarım üreticileri Birliği’nden yapılan açıklamaya göre, ülke genelinden 3 binin üzerinde çiftçi Tarım Bakanlığı önünde protesto düzenleyecek.

 

Çiftçilerin açıklamasına göre protesto Tarım Bakanı yardımcısı Vasil Grudev’in yasadışı eylemlerine karşıdır.

 

Protestocular, Kırsal Bölgeleri kalkındırma programından sorumlu Bakan Yardımcısı Grudevin uzmanların karşı çıkmasına rağmen resmi gazeteden yayınlanmasından hemen önce yönetmelikleri değiştirdiğini öne sürdüler.

 

Onlara göre yönetmeliklerin değiştirilmesi, kırsal bölgeleri kalkındırma programının durdurulmasına sebep olabilir.

 

BNR, Başbakan Boyko Borisov’un Avrupa Dolandırıcılıkla Mücadele Dairesi (OLAF)  Genel Müdürü Giovanni Kessler ile yapılıan görüşmede Bulgar hükümetinin yolsuzlukla ve sahtecilikle mücadele alanındaki öncelikleri konusuna vurgu yapıldı.

 

İkisi AB mali çıkarlarının korunmasına yönelik OLAF ve Bulgaristan özel birimleri arasındaki operasyonel işbirliğin yoğunlaştırılması gerekliliği konusunda ortak fikir beyan ettiler.

 

Belirlenen işbirliği parametrelerin belirlenmesi için temasların uzmanlık düzeyde sürdürülmesi kararlılığı ifade edildi.