ABD 16 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), Başkan Barack Obama, dün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak IŞİD’le mücadele çabalarını arttırma konusunu görüştü. 10 Eylül’de Ankara’da düzenlenen karşıya kaldığı terör tehditlerine karşı Amerika’nın Türkiye’yle dayanışma içinde olduğunu vurguladı.

 

Beyaz Saray tarafından yapılan yazılı açıklamada, “İki lider IŞİD’e yönelik askeri baskıların arttırılması ve siyasi geçiş süreci de dahil, Suriye’deki krize görüşmeler yoluyla çözüm ortamını oluşturma yönündeki ortak amaçlarının yeniden altını çizdi” denildi.

terör saldırısını yeniden kınayan Obama, Türk halkına taziyelerini bildirdi ve karşı

 

Açıklamada ayrıca Obama ve Erdoğan’ın Türkiye’de PKK’nın saldırılarına acilen son vermesi konusunda da görüş birliğinde olduğu belirtildi. İki liderin Kıbrıs sorununa görüşmeler yoluyla çözüm bulma çabalarında yaşanan pozitif ivmeye de dikkati çektiği ve sorunun çözümüne destek verdiği kaydedildi.

 

Son olarak Obama ve Erdoğan’ın telefon görüşmesinde Antalya’da yapılacak G-20 zirvesinin gündemini de değerlendirdiği bildirildi.

 

VOA, AİHM, Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in 1915 olaylarına söylemleri nedeniyle cezalandırılmasının ifade özgürlüğü ihlali olduğu yönünde emsal niteliğinde bir karar aldı.

 

1915 olaylarının “soykırım” olup olmadığı tartışmasına girmeyen ve İsviçre’nin Perinçek’i cezaya çarptırmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi açısından ifade özgürlüğü ihlali olup olmadığına odaklanan Büyük Daire, ifadelerde nefret ya da hoşgörüsüzlüğe teşvik olmadığının altını çizdi.

 

Yahudi soykırımıyla “Ermeni soykırımı” iddiaları arasında bağlantı kurmayı da reddeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İsviçre’nin Perinçek’in ifade özgürlüğünü kısıtlama kararının gerekçelerinin tümünü reddetti.

 

Ermeni soykırımını inkar edenlerin cezalandırılmasını gerektiren uluslararası hukuk yükümlülüğü de bulunmadığını hatırlatan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Perinçek’in yargılanıp mahkum edilmesinin demokratik toplumda gerekli olmadığı yönünde görüş bildirdi.

 

Perinçek ile İsviçre arasında bir dava olmanın ötesine geçen ve uluslararası alanda etki yaratmasına kesin gözüyle bakılan karar, benzer nitelikli davalar açısından emsal oluşturacak olması açısından da önem taşıyor.

 

VOA, Terör örgütü IŞİD’in kasasına, petrol ve doğalgaz satışlarından günde iki milyon dolara yakın para akıyor. Bu durum, IŞİD’i, benzer olan örgütler arasındaki “en çok paraya sahip olan yapılanma” olarak öne çıkarıyor.

 

Parasının çok büyük bir bölümünü hükmettiği alandan çıkaran IŞİD, bu özelliği ile diğer terör örgütlerinden ayrılıyor. IŞİD, petrolü ilkel yöntemlerle yüzlerce kuyudan çıkarıyor. Bu kuyularda Suriyeli teknik elemanlar çalışıyor. Örneğin, Suriyeli 25 yaşındaki bir mühendis ayda 80 dolara çalışıyor. IŞİD’in denetimindeki bazı tesislerin sahibi ise yıkmaya çalıştığı Beşar Esad rejimi. Böylece, savaş alanında karşı karşıya gelmeyi sürdüren bu güçler, petrol ve doğalgaz söz konusu olduğunda “işbirliği içinde” hareket edebiliyor.

 

Petrol TIR’lara yükleniyor. IŞİD TIR’ları ile diğerlerinin aynı türden olması bunları vurmayı neredeyse olanaksız kılıyor. IŞİD, petrolünü kendi denetiminde tuttuğu bölgelerde satarak para kazanabiliyor. Daha önce, IŞİD’in kaçak giren petrolü Türkiye’de pazarladığı da ileri sürülmüştü.

 

VOA, Ankara’daki bombalı saldırının ardından şüpheler, IŞİD’le bağlantılı Dokumacılar adlı grubun üzerinde toplandı. İsimleri sıkça anılan bu grup kim? Türkiye’de intihar saldırısı olabileceğine dair haberlere imza atan Gazeteci Hikmet Durgun’a göre örgütün canlı bombacılarının çoğu ‘Dokumacılar’a mensup.

 

Önce HDP’nin Diyarbakır mitingi, ardından Suruç’taki intihar saldırısı. İkisinin faili de Adıyamanlı çıktı. Ankara’daki barış mitingine düzenlenen saldırıdan sonra Adıyamanlı IŞİD militanlarını adı bir kez daha öne çıktı.

 

Önceki saldırılarda örgüt içinde Adıyamanlılar adında bir grubun varlığı ortaya çıkmıştı. Son saldırıda ise bu grubun ‘Dokumacılar’ adlı grup olduğu belirlendi. Dokumacılar adını Adıyaman’da örgütlenme çalışmaları yapan Mustafa Dokumacı’dan alıyor. Dokumacı’nın bugüne kadar Adıyaman’dan 400’e yakın kişiyi IŞİD saflarına kattığı tahmin ediliyor.

 

VOA, Afganistan’da Taleban ilerlemeyi sürdürürken, ABD Başkanı Barack Obama, gelecek sene için planlanan Amerikan askerlerinin ülkeden çekilmesi kararını ertelediğini açıkladı

 

Beyaz Saray’da açıklama yapan Obama, savaşın sürdüğü ülkede bulunan 9 bin 800 Amerikan askerinin varlığının 2016 boyunca aynı seviyede kalabileceğini, ancak Ocak 2017’de görevinden ayrılmadan önce bu sayının 5 bin 500’e çekilebileceğini belirtti.

 

Başkan, Amerika’nın Afganistan görevinin iki yönlü olduğunu hatırlattı. ABD, bir taraftan Afgan güçlerini eğitirken, diğer taraftan da terörle mücadele operasyonları düzenliyor. Afgan ordusunun halen yeterli güçte olmadığını söyleyen Başkan Obama, Taleban’ın halen kırsal bölgede güçlü olduğunu ve kentlere saldırılar düzenleyebildiğini ifade etti.

 

Çin 16 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

China Daily, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, önümüzdeki hafta Londra’ya yapacağı resmi ziyarette İngiliz Kraliyet ailesinin üç nesilden üyeleriyle bir araya gelecek.

 

Xi için Kraliçe Elizabeth ve eşi Edinburg Dükü Prens Philip’in ev sahipliğinde Buckingham Sarayında devlet resepsiyonu düzenlenecek. Resepsiyona veliaht Galler Prensi Charles ve oğlu Edinburg Dükü Prens William da eşleriyle birlikte katılacak.

 

19 ekim pazartesi günü yapılacak resepsiyon öncesi Xi için 103 pare top atışı yapılacak.

 

Rusya 16 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, AB liderleri ve Türkiye arasında göçmen krizinin çözümüne yönelik pazarlıklar devam ederken, Yunanistan’ın Midilli adası sahillerinden yine içleri acıtan göçmen görüntüleri yansıdı.

 

Yunanistan’ın Midilli adası açıklarında göçmenleri taşıyan ahşap tekne, Yunan Sahil Güvenlik botuyla çarpıştıktan dakikalar sonra battı. En az 7 kişinin cesedine ulaşılırken, 31 kişi denizden sağ kurtarıldı. Ölenler arasında 1 bebek ve 2 çocuk da olduğu belirtildi. Görevlinin hayatını kaybeden çocuklardan birinin cansız bedenini sahile çıkarmaya çalışırken görüntülendiği fotoğrafı ise gündeme oturdu.

 

Güvenlik yetkilileri teknenin bottan kaçmaya çalışırken battığını belirtirken, ölenlerin hangi ülkeden olduğu açıklanmadı.

 

Sputnik, Rusya’nın Suriye’de terörist gruplara yönelik hava operasyonu başlatması, askeri faaliyetlerle ilgili pek iyi tahminlerde bulunamayan ABD’li senatör McCain’i yine haksız çıkardı.

 

Rusya’nın Suriye’nin talebi üzerine ülkede başlattığı ve ABD’nin bölgedeki stratejisinin sorgulanmasına yol açan hava bombardımanları, ABD Senatosu’nun Silahlı Hizmetler Komitesi Başkanı olan Arizona Senatörü John McCain’in 2013’teki sözlerini hatırlattı.

 

McCain 2 yıl önce  Rusya, İran ve Çin’in Suriye’deki krize müdahale etmesinden endişe duyup duymadığına ilişkin bir soruya, “Bu beni hiç endişelendirmiyor. Çünkü harekete geçmeyecekler” demişti. Sözlerinin devamında ABD’nin dünyanın en güçlü ülkesi olduğunu savunan McCain, “Rusya ve Çin bizi korkutamaz. O yüzden size garanti ederim ki harekete geçmeyecekler” ifadesini kullanmıştı.

 

Öte yandan McCain,  önceki gün CNN için yazdığı makalede Rusya’nın Suriye’deki askeri ve siyasi başarısının Washington için Ortadoğu’da yeni bir felaket, ABD açısından da bir başka hezimet olduğunu belirtmişti.

 

Ayrıca McCain, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in durdurulması gerektiğini savunmuştu. ABD basını ise, McCain’in 2013’teki söz konusu laflarının tekrar ortaya çıkması üzerine “En azından ‘Putin durdurulacak’ diyerek prestijini daha da riske atmadı” yorumu yaptı.

 

Sputnik, Türkiye'ye pazar günü yapacağı ziyarette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile bir araya gelecek olan Almanya Başbakanı Angela Merkel'in göçmen sorununa odaklanacağı belirtilirken, Ankara'nın da Merkel'e 6 şart sunacağı öğrenildi.

 

Ankara’ya Berlin ve Brüksel’den gelen bilgiler, pazar günü Türkiye'ye gelmeye hazırlanan Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, sığınmacıların Türkiye üzerinden AB topraklarına geçişinin önlenmesi, geçiş yapanların Türkiye’ye iadesi ve Türkiye içinde sınıra yakın bölgelerde kurulacak kamplarda barındırılması konularını ayrıntılı şekilde ele almak istediğini ortaya koydu.

 

Ankara’nın Merkel’in önüne koyacağı talepler de şunlar: Vize muafiyeti, 2.5 milyar Euro, sığınmacı kampları, karasuları kuralı, iki fasıl, kıbrıs sorunu.

 

Sputnik, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Batı Şeria ve Gazze'de yaşanan gelişmeler üzerine bugün olağanüstü toplanma kararı aldı.

 

Arap ülkelerinin Ürdün aracılığıyla yaptığı toplantı talebi üzerine BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Başkanlığı üyeleri yerel saatle 11.00'de (TSİ 18.00) acil toplantıya çağırdı.

 

Son günlerde yaşanan şiddet olayları üzerine Filistin'in BM Daimi Gözlemcisi Riyad Mansur da BMGK ve BM Genel Sekreteri'ne mektup yazarak önlem almalarını istemişti.

 

ABD'nin İsrail'e verdiği destek nedeniyle Konsey'de önemli bir adım atılması beklenmiyor.

 

İsrail'in, Yahudilerin dini günleri nedeniyle Filistinlilerin Mescid-i Aksa'ya girişini bazen tamamen bazen de kısmen engellemesi sebebiyle eylül ayından bu yana Kudüs ve Batı Şeria'nın çeşitli kentlerinde gerginlik yaşanıyor. İsrail polisi, pazar akşamından beri Mescid-i Aksa'ya 50 yaş altı Müslüman erkeklerin girmesine izin vermiyor.

 

Bölgede İsrail askerleriyle Filistinliler arasında çıkan olaylar can kayıpları, yaralanma ya da gözaltılarla sonuçlanıyor.

 

Sputnik, ABD'nin deniz aşırı ülkelerde insansız hava araçlarıyla (İHA) gerçekleştirdiği saldırılarında hayatını kaybedenlerin yüzde 90'a yakınının hedeflenen kişiler olmadığı iddia edildi.

 

ABD'de, 11 Eylül saldırılarından sonra terörle mücadele amacıyla eski Başkan George W. Bush döneminde başlatılan ve Barack Obama döneminde ağırlık verilen İHA programının, hedeflenen kişilerden daha çok masum sivillere zarar verdiği öne sürüldü.

 

Sputnik, Sığınmacı krizi gündemi ile toplanan AB Liderler Zirvesi'nde, Türkiye ile prensipte anlaşmaya varıldı. Buna göre, vizelerin kaldırılması süreci hızlandırılacak, sığınmacılara yönelik mali yardımlar yapılacak ve AB'ye üyelik yolunda yeni fasıllar açılacak.

 

AB liderleri, Brüksel'de sığınmacı krizini görüştü. Türkiye saati ile 17.30'da başlayan zirve yaklaşık 7 saat sürdü. Zirve sonrası AB Konsey Başkanı Donald Tusk, sığınmacı krizi konusunda nihai anlaşmaya varılmasına dair 'ihtiyatlı bir iyimserliğe' sahip olduğunu kaydetti.

AB'nin dış sınırlarını koruyacak bazı önemli karalar aldıklarını açıklayan Tusk, ''Mevcut sığınmacı krizi konusunda Türkiye-AB ortak eylem planı anlaşmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Türk liderle geçtiğimiz haftalarda Brüksel, Ankara ve New York’ta yaptığımız yoğunlaştırılmış görüşmeler, Türkiye’den AB’ye olan sığınmacı akışını yavaşlatmak amacını taşıyor. Eylem planı bu yönde önemli bir adım'' dedi.

 

İngiltere 16 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

İngiliz basınında Avrupa Birliği liderlerinin dün göçmen krizi gündemiyle yaptığı toplantı ve Türkiye- Kürt çatışması öne çıkan konular arasında.

 

Independent'ın İstanbul'daki muhabiri Zia Weise, Ankara'da Cumartesi günü Barış Mitingi'ne düzenlenen saldırıyla ilgili haberinde dikkatleri Adıyaman'daki İslam Çay Ocağı'na çekiyor.

 

Şikayetler üzerinde geçen yıl sonunda kapatılan olan İslam Çay ocağı Ankara'daki saldırıyı gerçekleştirdiği düşünülen Yunus Alagöz ve Suruç'taki saldırıyı gerçekleştiren kardeşi Abdurrahman Alagöz tarafından işletiliyordu.

 

Haberde çay ocağının IŞİD'inburayı 'terörist toplamak' için kullandığı, Haziran ayında HDP mitingine saldırı düzenleyen Orhan Gönder'in de buranın müşterilerinden olduğu; Ankara'daki saldırının diğer faili Ömer Deniz Dündar'ın da Adıyamanlı olduğu belirtiliyor.

 

Muhalefet ve yakınlarını kaybedenlerin hükümeti güvenliği sağlayamamakla eleştirdiğini hatırlatan Weise, Türkiye'deki gazetelerin bu çay ocağıyla ilgili haberleri iki yıldır gündeme getirdiğine dikkat çekiyor:

 

"Bir intihar saldırganının ailesi polise gidip uyarıda bulundu, oğullarının tutuklanmasını istedi. Polis sadece ifadelerini alıp aileleri geri gönderdi."

 

Guardian dün yapılan AB liderler zirvesi ile ilgili haberinde, zirvenin kasvetli ve gerilimli bir havada geçtiği yorumunu yapıyor.

 

Gazeteye konuşan Avrupalı yetkililere göre, sonunda bir eylem planı üzerinde anlaşılan zirvenin asıl amacı, "Büyük bir tartışma ve liderler arasında atışmadan kaçınmaktı". Üst düzey bir AB yetkilisi de zirvede büyük bir karar almayı hedeflememiş olduklarını söylüyor.

 

Haberde Türkiye ile AB arasında kısa vadede anlamlı bir anlaşma yapılabilmesi ihtimalinin de zayıf olduğu belirtiliyor.

 

Avrupa Konseyi Başkanı Donald Tusk'ın da göçmen kriziyle mücadele konusunda kötümser göründüğünü belirten Guardian, Tusk'ın "Alacağımız kararların yeni bir göçmen akınını durdurmaya yetip yetmeyeceğini kendimize sormalıyız" dediğini aktarıyor.

 

Financial Times, AB liderlerinin kabul ettiği eylem planının 'Türkiye'nin uzun yıllardır talep ettiği bir çok "cazip madde" içerdiğini' belirtiyor.

 

Gazete AB liderlerinin son yıllarda "ürpertici otoriter tavırları nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tepeden baktıklarını" ancak göçmen kriziyle birlikte bu tutumun tersine döndüğünü vurguluyor.

 

Ancak gazeteye göre, özellikle vize serbestliği konusunun gerçekleşmesi pek mümkün değil:

"Üye ülkeler arasında Türkiye'ye iş birliği için bir bedel ödeme isteği yüksek olsa da, üst düzey yetkililer Schengen vizesi serbestliğinin belki de hiç gerçekleştirilemeyebileceğini belirtiyor"

 

Gazete Türkiye'nin, üyelik müzakereleri sürerken vize kolaylığı sağlanmayan tek aday ülke olduğuna dikkat çekiyor.

 

Haberde, Kıbrıs'ın başını çektiği bazı ülkelerin, göçmen krizi konusunun Türkiye'nin AB üyeliği ile ortak ele alınmasına karşı olduklarını vurguluyor.

 

Yol haritasında yer alan vize serbestliği konusunun birçok siyasi ve teknik koşula bağlı olduğu, bu koşullardan birinin Kıbrıs'ın Türkiye tarafından tanınması olduğu hatırlatılıyor.

 

Guardian gazetesi, internetten bomba yapımını anlatan dökümanlar indirmesinin ardından, 16 yaşındaki İngiliz bir kız öğrenci hakkında hapis cezası içermeyen mahkumiyet kararı verildiğini duyuruyor.

 

Manchester kentinde yaşayan ve "intihar saldırılarına dair takıntısı olduğu" söylenen öğrencinin, mahkemede yaptıkları için pişman olduğunu dile getirdiği belirtiliyor.

 

Öğrencinin Avustralya'daki Anzak günü kutlamalarına saldırı planlamaktan tutuklanan 14 yaşındaki İngilizle iletişim içinde olduğu ve binlerce mesaj gönderdiği de belirtiliyor.

 

Öğrenciye verilen ceza, İngiltere'de çocuk mahkemelerinde terörizm suçundan verilen ilk ceza.

 

İngiliz Independent gazetesinin tecrübeli Orta Doğu muhabiri Patrcik Cockburn, Türkiye'de PKK ile çatışmaları ve seçim öncesi havayı değerlendirdiği yazısında, Kürtlerin Washington ile Ankara'nın arasını açtığını belirtiyor.

 

Yorum yazısı Türk hükümetinin Rusya ve ABD'nin Ankara Büyükelçilerini ayrı ayrı Dışişleri Bakanlığı'na çağırarak, ülkelerinin Suriyeli Kürtlere verdiği destekten şikayet ettiğini hatırlarak başlıyor.

 

'Her alanda düşman olan ABD ve Rusya'nın, PKK'nın Suriye'deki koluna (YPG) yardım noktasında birleştiğini' belirten Cockburn, bu iki ülkenin desteğiyle birlikte, Türkiye ordusunun Kürtlerin kontrol alanını genişletmesini engellemesinin imkansız olduğunu ifade ediyor.

Cockburn, geçen ay Independent'a konuşan bir Demokratik Birlik Partisi (PYD) yetkilisinin verdiği bilgiye göre yaklaşık 50 bin YPG'li olduğunu hatırlatıyor ve "YPG Suriye'de IŞİD'e karşı en etkili mücadeleyi veren grup olarak kabul ediliyor" diyor. ABD'nin YPG'ye yaklaşık 120 ton silah ve cephane gönderdiğine de dikkat çekiyor.

 

Yazıda Türkiye Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun bu silah sevkiyatını eleştirerek, silahların PKK'nın eline geçerek Türkiye'ye yöneleceğini söylediği, "Türkiye'ye savaş açmış olan bir terör örgütüyle iş birliğini asla kabul edemeyiz" dediği belirtiliyor.

 

Türkiye ile Suriye arasındaki yaklaşık 900 kilometrelik sınırın yarısının YPG'nin elinde olduğunu yazan Cockburn, Kürtlerin şimdi de IŞİD'in elinde kalan son sınır kenti Cerablus'u almaya çalışacaklarını yazıyor.

 

Deneyimli gazeteci Türkiye'de 7 Haziran genel seçimlerinin sonuçlarını hatırlattıktan sonra, yazısına şöyle devam ediyor:

 

"Temmuz'da Türk ordusu Türkiye ve Irak'taki PKK hedeflerine yönelik operasyonlarına yeniden başladı. Ondan sonra da Türk- Kürt ilişkileri hızlı bir şekilde bozuldu ve Ankara'da 100 kişinin öldüğü saldırıyla doruğa çıktı".

 

Saldırının ardından Kürtlerle Türklerin daha da kutuplaştığını belirten Cockburn, Türkiye- İzlanda futbol maçı öncesinde Ankara'da ölenler için yapılan saygı duruşunu protesto eden Türk taraftarlar olduğuna dikkat çekiyor.

 

Yazı şu tespiterle sonlanıyor:

 

"1 Kasım'daki seçimin sonucu ne olursa olsun, Türk hükümeti ve Kürtler arasındaki savaş daha da kızışacak. Suriye'nin kuzeydoğusundaki yarı federal devletin kontrolünü elinde tutan PKK'nın ABD ve Rusya ile arası iyi. Rusya, İran ve ABD'nin Suriye'deki savaşa daha da müdahil olmasıyla, Türkiye'nin buradaki etkisi giderek azalıyor. Ankara ise en önemli sınavını, PYD, ABD ve Rusya'nın da desteğiyle, Halep ile Türkiye'yi bağlayan kara yolunu ele geçirmek için bir saldırı yaparsa verecek."

 

Times gazetesinde yer alan bir araştırmada, vücudunda dövme olan insanların toplumun geri kalanına kıyasla daha sinirli bir yapıya oldukları iddia edildi.

 

İngiliz sosyal bilimciler tarafından yapılan araştırmanın sonuçları Body Image dergisinde yayımlandı.

 

Araştırmacılar "Toplumda dövme genel olarak daha asabi olarak yaftalanmış mahkumlar, motosikletçiler gibi aykırı kimliklerle bağdaştırılır. Ancak bu genel geçer yargıyı kanıtlayacak pek fazla deneysel sonuç yoktu" diyor.

 

97'si en az bir dövme sahibi 378 Londralı'nın katıldığı son araştırmada, deneklere "provoke edilirsem karşımdakine vurabilirim", "Beni rahatsız eden insanların suratına onlar hakkındaki bu fikrimi söyleyebilirim" gibi önermelere ne kadar katıldıkları soruldu ve 1'den 10'a kadar puanlandırmaları istendi.

 

Dövmesi olanların sözlü ve fiziksel şiddet içeren bu cümlelerde "daha çok puan topladığı" görüldü.

 

Araştırmayı yürüten Viren Swami "Bu kişiler olumsuz bir duygusal olay yaşadıklarında, meydan okuyan bir tavırla karşılık vermeye daha yatkın. Dövme yaptırmak asi bir hareket olarak algılanıyor. Daha genel anlamda dövme meydan okuma ve karşı koyma anlamına geliyor" diyor.

 

Almanya 16 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Stuttgarter Zeitung, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkileri masaya yatırıyor:

 

“Yeni yanlışların eski yanlışların yerini alması, büyük bir tehlike oluşturuyor. Yeni bir ortaklık şekillendirilirken, Kürtlere karşı savaşın, Erdoğan sistemine isyan eden gençliğin endişelerinin, medya mensuplarına gözdağı verilmesinin unutulmaması gerek. Sığınmacılara karşı izlenen çizgide ve transit ülke Türkiye ile masaya oturulduğunda Avrupa değerleri temel alınarak davranılmalı. Gerçeklerle randevuya gidildiğinde Avrupa’nın kendi davranış şekillerini sorgulaması gerek, prensiplerini değil.”

 

Lüneburg'da çıkan Landeszeitung ise izlediği sığınmacı politikası nedeniyle kendi koalisyon ortaklarından da sert eleştirilere hedef olan Almanya Başbakanı Angela Merkel'in duruşunu değerlendiriyor:

 

“Tam vaktinde: Avrupa krizlerle çalkalanırken, Başbakan adım adım tarihi büyüklüğe yaklaşıyor. Angela Merkel, başbakanlık koltuğuna oturduğu günden bu yana ilk kez, sempati değerlerine zarar verse de çizgisinden taviz vermiyor. Aynı büyük başbakanlar gibi. Merkel, dünyanın en müreffeh ülkelerinden biri olan Almanya’nın, savaştan kaçan insanlara yardım edecek imkanlara sahip olduğunda ısrar ediyor. Haklı da. Koalisyon ortağı Horst Seehofer ile dünkü uzaktan atışmasında bu bir kez daha gözler önüne serildi. Merkel'in Almanya'ya gelen sığınmacı akını ile nasıl başa çıkılacağı sorusuna cevap vermesi gerektiğini söyleyen Seehofer, kendisinin talep ettiği şekilde bu akının durdurulmasının nasıl olacağı sorusuna ise cevap veremiyor. Gerçekten de tarihte halkların göçleri bugüne kadar sınırlarda alınan hiçbir kısıtlayıcı önlem ile durdurulamamıştır. Tarihi görev, bu akımı yönetmektir. Bunun için de, her kriz döneminde olduğu gibi cesur olunması gerekmektedir.”

 

Almanya'da dış istihbarattan sorumlu Federal Haberalma Servisi hakkında yeni iddialar ortaya atıldı. Basında yer alan bu iddialara göre, Avrupa ülkelerini uzun yıllar ABD istihbaratı (NSA) adına izleyen Alman Federal Haberalma Servisi'nin, dost ülkeleri aynı zamanda kendi hesabına da dinlediği ileri sürülüyor. Düsseldorf'ta çıkan Handelsblatt gazetesinde konuya ilişkin şu yorumu okuyoruz:

 

“Bu şüphe doğrulandığı takdirde, dinlenildiği iddia edilen Avrupa hükümetleri arasında, kızgınlıktan çok, komşularına gülme hakim olacaktır. Zira müttefiklerin birbirini dinlemesi, gizli istihbarat teşkilatlarının alışılmış uygulamalarından aslında ve bugüne kadar da pek kimse gerçekten de küplere binmedi. Almanlar dışında. Onlar da yakında başkalarına sürekli ahlak dersi veren iki yüzlüler konumuna düşebilir.”

 

Alman otomotiv devi Volkswagen dünya çapında egzoz emisyon değerleri manipüle edilen 8,5 milyon dizel motorlu aracı geri çağırmaya hazırlanıyor. Berlin'de yayımlanan Der Tagesspiegel gazetesinin şirketin içinde bulunduğu krize ilişkin değerlendirmesi şöyle:

 

“Önümüzdeki aylarda ve yıllarda gerçekten ne olacağı sadece resmi dairelere ve mahkemelere değil, tüketicilere de bağlı. Ekonomik oluşunda bir değişiklik söz konusu olmadığı için, tercihlerini dizel motordan yana kullanmaya devam edecekler mi? Ya da otomotiv devine ve 600 bin çalışanına yönelik dev güven kaybı, şirketin tüm marka ve modellerine de yansıyacak mı? Bu hem acı, hem de mantık dışı olur. Zira şirketin 119 fabrikasında üretilen otomobillerin, dünyanın büyük bölümünde ve farklı pazarlarda bu kadar sevilmesinin sebebi, yapılan manipülasyon değil. Volkswagen kaliteli taşıtlar üretiyor – yaşanan skandala ve kızgınlığa rağmen bunun unutulmaması gerek.”

 

İran 16 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Cumhuri İslami gazetesi haftalık siyasi yorum yazısında geçen hafta boyunca dünya genelinde en önemli gelişmeleri okuyucularla paylaşıyor.

 

Siyonist rejim askerlerinin Kudüs ve Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik şiddetli saldırılarını sürdürmesi, Bahreyn'de despot Halife rejimine karşı halk ayaklanmasının devam etmesi, Suud rejimi savaş uçaklarının Yemen'e yönelik saldırılarını sürdürmesi gibi haberlere yer verilen yazıda, Suriye gelişmeleriyle ilgili satırlar ön plana çıkarılıyor.Konuya ilişkin kısaca şunları okuyoruz:

 

Amerika'da yayınlanan New York Times gazetesi, Suriye gelişmeleri üzerine yayınladığı bir yazıda, Rusya'nın Suriye'de askeri operasyonlara katılması, bu ülke krizinin aşılmasına katkı sağlayabileceğine dikkat çekerek, Amerika yönetiminin laf kalabalığını bırakıp Suriye krizinin çözümü konusunda oluşan fırsattan yararlanması gerektiğini kaydetti.

 

Rsuya'nın Suriye'de teröristlere karşı yürüttüğü operasyonlarda önemli başarılara imza attığına dikkat çekilen yazıda, Rusya'nın teröristlerle mücadelede Şam yönetimi ile koordineli hareket etmesi ve ayrıca İran ve Irak ile işbirliğinde bulunması, teröristlerle mücadelede önemli zaferlere kapı araladığı belirtildi.

 

Bilindiği gibi Amerika ve Batılı müttefikleri, bir sene önce sözde IŞİD ile mücadele koalisyonu adı altında Suriye ve Irak'ta hava operasyonlarına başladı. Fakat gelinen noktada IŞİD bölgede zayıflamazken, üstelik daha da güçlendiği gözleniyor. Bu ise Amerika ve müttefiklerinin hedefi gerçekte IŞİD ile mücadele olmadığı ve kendi çıkarları peşinde olduklarını su yüzüne çıkarmaktadır.

 

Hemşeri gazetesinde Irak ordusu ve halk güçlerinin Selahaddin eyaletinde IŞİD teröristlerine karşı operasyonlarına devam etmesi, Rusya'nın Suriye'de teröristlerin mevzilerine yönelik operasyonlarını sürdürmesi gibi haberler göze çarparken, Suriye'nin Rusya büyükelçisinin Suriye gelişmelerine dair açıklamasını konu eden bir haberde kısaca şunları okuyoruz:

 

Suriye'nin Rusya büyükelçisi Riyad Haddad yaptığı açıklamada, Tahran ve Moskova'nın Suriye'de teröristlere karşı mücadelede birlikte hareket etmesi, terörizmle mücadelede büyük bir zaferin elde edilmesi ve iyi sonuçlar beraberinde getirmesine neden olduğunu kaydetti.

 

İslami İran'ın Suriye'de krizin başladığı günden beri, teröristlerin Suriye'ye dayattığı savaşı durdurmak için yoğun siyasi çabasını sürdürdüğü ve bu yolda Tahran ile Moskova arasında gerekli koordinasyonun yapıldığını kaydeden Haddad, Batılı güçlerin İran ve Rusya'nın Suriye'de terörizmle mücadele için yürüttüğü ortak çabasına karşı, Suriye'de teröristleri daha da fazla desteklemeye başladığını belirtti.

 

Batılı ülkeler ve bazı bölgesel müttefiklerinin bölgede teröristleri desteklemesi, teröristlerinin Suriye ve Irak'ta altyapı tesislerine büyük zarar vermesi ve ayrıca birçok noktayı işgal etmesine neden olduğunu kaydeden Haddad, teröristleri destekleyen ülkelerin asıl hedefi Siyonist rejim karşıtı Direniş eksenini yıkmak olduğunu belirtti.

 

İRNA haber ajansı internet sitesinde İFİLM TV kanalı başkanının Kutsal Rezevi Külliyesinde düzenlenen "çağdaş İslam dünyasında siyasi gelişmeler, kökleri ve ufku" başlıklı toplantıda yaptığı konuşmasını konu eden bir haberde kısaca şunları okuyoruz:

 

Kutsal Rezevi türbenin yabancı ziyaretçiler idaresi tarafından Arapça konuşan ziyaretçiler için düzenlenen "çağdaş İslam dünyasında siyasi gelişmeler, kökleri ve ufku" başlıklı özel oturumda konuşan İFİLM TV kanalı başkanı Muhammed Rıza Hatemi, Batı medyasının İslam ve İran kültürü ve toplumunu hedef alan düşmanca faaliyetlerine değindi.

 

Hatemi Batılı medya organlarının din karşıtı hareketleri ile mücadele için El Alem, Kevser ve IFILM  TV kanallarını ve ayrıca bazı alimlerce yönetilen bazı dini kanalları faaliyete geçirdiklerini vurguladı.

 

Batı medyası ve Batı medyasının etkisi altında olan bazı medya organları din karşıtı ilkeleri yaygınlaştırdığını ve sosyal kuralları bozduklarını belirten Hatemi, Amerika'nın üzerinde sultası bulunan Batı medyasının en önemli tesirlerinden biri Amerika'yı güçlü ve büyük ve dünya sorunlarının tek kurtarıcısı gibi tanıtmaları ve böylece bu ülkeye başka ülkelerin içişlerine karışmasına zemin hazırlamalarından ibaret olduğunu vurguladı.

 

Müslüman ailelerin ve İslam ümmetinin medya üzerinden tehdit altında bulunduğunu kaydeden Hatemi, eğer bir aile medya tarafından tehdit altında ise bu, tüm İslam ümmetinin tehdit altında olduğu anlamına geldiğini, eskiden çocuklar kültürü ve muaşeret ilkelerini ailelerinden öğrendiğini, ancak bugün medya bu alanda etkili olduğunu ve ailevi ilişkileri zayıf düşürdüğünü ve büyük sorunlara yol açtığını ifade etti.

 

İtalya 16 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

La Repubblica, 27 milyarlık İstikrar Yasası kabul edildi.

 

Hükümetin ekonomi hamlesi birinci ev için alınan emlak vergisinin kaldırılmasını, yatırım yapan sanayicilerden daha az vergi alınmasını ve RAI vergisinin elektrik faturasına dahil edilmesini öngörüyor. Ayrıca aralık ayında başlayacak Jübile için de bir milyarlık bir fon ayrılacak.

 

Söz konusu yasanın tek hedefi ekonomik büyümenin sağlanması ve toparlanmanın hızlandırılması. Başbakan Renzi Brüksel’den göçmenler için 3,2 milyarlık yardım da alındığı takdirde bunun vergilerin düşürülmesi için kullanılacağını açıkladı.