ABD 9 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), Amerikalı yetkililer, Rusya’nın Hazar Denizi’ndeki gemilerinden gönderdiği uzun menzilli füzelerden dördünün Suriye’deki hedeflerine ulaşamadan İran’da düştüğünü bildirdi.

 

Yetkililer füzelerin İran'da nereye düştüğü ya da can ve mal kaybına yol açıp açmadığı konusunda bilgi vermedi.

 

Rusya Savunma Bakanlığı, füzelerin erken düştüğü yolundaki iddiaları yalanladı. Savunma Bakanlığı sözcüsü Tümgeneral İgor Konaşeknov, “Pentagon’un ve Langley’in (CIA’in merkezinin bulunduğu yer) hoşuna gitmese de” gemilerden atılan tüm füzelerin hedeflerini bulduğunu açıkladı.

 

Rus yetkililer, 11 IŞİD hedefine yönelik 26 cruise füzesi atıldığını, sivil kayıplar olmadan hedeflerin tahrip edildiğini bildirmişti.

 

Amerikalı yetkililer, kalan füzelerin çoğunun Halep ve çevresine düştüğünü açıkladı.

 

VOA, 2015 Nobel Barış Ödülü’nü 2011 Yasemin Devrimi sonrasında Tunus’ta çoğulcu demokrasinin inşasına yaptıkları katkılardan ötürü Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü kazandı.

 

Ödül, siyasi suikastlar ve sosyal çalkantıların zedelemeye çalıştığı Arap Baharı’ndan sonra başlayan demokratikleşme süreci kapsamında barışçı siyasi geçişi sağlamak için gösterdikleri çabalardan ötürü dört teşkilata verildi. Nobel Komitesi, Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü’nün iç savaşın eşiğine gelen Tunus’a istikrar kazandırdığını vurguladı.

 

Tunus Ulusal Diyalog Dörtlüsü, Tunus Genel İşçi Sendikası, Tunus Sanayi Ticaret ve Zanaat Konfederasyonu, Tunus İnsan Hakları Birliği ve Tunus Avukatlar Birliği’nden oluşuyor.

 

VOA, New York Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi Ekonomist – Yazar Ümit Akçay, 1 Kasımda yapılacak genel seçimler sonra iktidara gelecek yeni hükümetin ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

 

Son dönemde Türkiye’nin sanayi altyapısının aşındığını belirten Akçay, Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) faiz arttırma kararı alması sonrasında Türkiye’den bazı fonların çıkabileceğine işaret etti.

 

Son yıllarda Türkiye’de uygulanan ekonomik politikaları Amerika’nın Sesi’ne değerlendiren Akçay, 2000’li yıllarda ülke içinde ve dışında yaşanan gelişmelere ana hatlarıyla değinmek gerektiğini belirtti, “Ülke içi gelişmelerden başlarsak, Türkiye ekonomisinin 2000’li yıllardaki temel dinamiklerine bakmamız gerekir. Bunlardan ilki, ekonomik büyümenin uluslararası sermaye akımlarına olan duyarlılığının giderek artmasıdır. Uluslararası fonların ülkeye girişi sırasında ekonomik büyümenin arttığı, girişlerin azaldığı ya da çıkış eğilimlerinin kuvvetlendiği zamanlarda ise büyümenin yavaşladığı ve küçülmelerin yaşandığı görülüyor. 1990’lı yıllarla karşılaştırıldığında var olan bu yapının değişmediği, hatta daha da yerleşik hale geldiğini söyleyebiliriz” dedi.

 

Yurtsever Devrimci Gençlik Hareketi (YDGH) isimli silahlı grup, Türkiye’de Temmuz ayında başlayan çatışmalarda adı en çok duyulan örgüt oldu. Kamuoyu onları PKK’nın gençlik yapılanması olarak tanıdı. Bunu onlar da, PKK da reddediyor. Siyasi uzmanlara göre Kürt sorunun demokratik çözümü için YDGH’nin lağvedilmesi gerektiğini düşünüyor.

 

Girişi büyükçe bir örtü ile kapatılmış bu sokak Diyarbakır’ın Bismil ilçesinde. Sokağın girişi barikatla kapatılmış. Barikatın arkasında ellerinde Kalaşnikof tüfek taşıyan sivil giyimli gençler geziyor. Yaş ortalamaları 20 civarında olan gençlerin yüzleri kapalı, sadece gözleri açık. Bulundukları yere ‘mevzi’ adını vermişler. Grubun içindeki iki genç kız dikkat çekiyor. Biri adının Sara diğeri Jin olduğunu söylüyor. Çevrelerinde bulunanlara talimatlar yağdırıyor. Çevrede yaşayanlardan zorla aldıkları araçlarla sokakta geziyorlar. Araçlar silahlı gruplara yiyecek ve – mühimmat olduğunu tahmin ettiğimiz – bazı kutular getiriyor. Sokağın ucundaki barikatta nöbet tutanlardan birinin yüzündeki maskeyi film meraklıları tanıyor. “V for Vandetta” filmiyle ünlenen maske. O silahla nöbet tutarken arkadaşı dürbünle çevreyi gözetliyor. Biraz sonra yanlarına Jin geliyor. Nöbet sırasının kendisinde olduğunu söylüyor. Jin, bölgede yaşanan olaylar nedeniyle eylemlere başladıklarını belirterek ”Devlet çözüm süreci adı altında 2,5 yıl Kürt halkını oyalamıştır. Biz bu tür projeleri reddediyoruz” dedi.

 

Bismil de bölgedeki birçok yerleşim yeri gibi eylemlere sahne oldu. Sokaklara hendek ve barikatlar kazan eylemciler, polisleri bulundukları alanlara sokmamak için çatışıyor. Çatışmalarda hem güvenlik güçlerinden, hem eylemcilerden hem de sivillerden ölenler oluyor. Bismil evine roket isabet eden 9 yaşındaki Elif Şimşek gibi. Valilik, Şimşek’in YDGH’lıların attığı roketle öldüğü açıkladı. Ancak Jin bunu doğru olmadığını savundu.

 

Çin 9 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Çin'in akademik kurumları, Japonya'nın uzun süredir gerçek ihtiyacını aşkın miktarda nükleer malzeme depoladığını gösteren bir rapor yayımladı.

 

Yayımlanan raporda, söz konusu nükleer malzemelerin nükleer güvenlik, nükleer silahların yayılması ve nükleer terör açılarından komşu ülkeleri hatta dünya güvenliğini tehdit ettiği belirtildi.

 

Raporda, Japonya'da mevcut plütonyum ve uranyum gibi nükleer malzemelerin stok durumu açıklandı. Buna göre, Japonya'da nadir üretilmesine rağmen plütonyum stoku şu an 47,8 tonu buluyor ve bu malzeme ile 1350 adet nükleer silah üretilebiliyor. Depremlerin sık sık meydana geldiği Japonya'da söz konusu nükleer malzemelerin ciddi güvenlik tehdidi yarattığı bildirildi.

 

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, bugün düzenlenen basın toplantısında konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Japonya'da depolanan nükleer malzeme sorununa dair Çin'in kaygılarını ifade ederek, Japonya'nın bu konuda sorumlu bir tutum sergilemesi gerektiğini kaydetti.

 

Sözcü, Japonya'nın uzun süredir ihtiyacından fazla nükleer malzemeleri barındırmasının nükleer güvenlik tehdidine yol açacağını dile getirdi.

 

CRİ, Sri Lanka Devlet Başkanı Maithripala Sirisena dün Colombo'da Çin hükümeti özel elçisi, Dışişleri Bakan Yardımcısı Liu Zhenmin'le görüştü.

 

Liu Zhenmin, bölgesel ve uluslararası durumda ve Sri Lanka'nın içişlerinde ne gibi değişimler meydana gelirse gelsin Çin'in Sri Lanka'yla dostluk politikasından vazgeçmeyeceğini ve ikili ilişkileri sürekli geliştirmek için sürekli çaba harcayacağını belirtti.

 

Liu Zhenmin ayrıca iki ülkenin önemli projelerde yaptığı işbirliğini ve ikili ilişkileri ilerletmeleri gerektiğini vurguladı.

 

Sri Lanka Devlet Başkanı Maithripala Sirisena ise Sri Lanka'yla Çin arasında iyi dostluk ve komşuluk ilişkileri bulunduğunu hatırlatarak, Çin'e yönelik dostluk politikasında ısrar edeceklerini ve liman kenti Colombo dahil çeşitli işbirliği projelerini kararlılıkla ilerleteceklerini ifade etti. Sirisena, altyapı inşası, yatırım ve halkın günlük yaşamı gibi çeşitli alanlarda somut işbirliğini hızlandırmaya hazır olduklarını da söyledi.

 

CRİ, Çin, Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) kurallarına sadık kalan ve Asya-Pasifik bölgesindeki ekonomik bütünleşme sürecine yararlı olan sistem inşasını olumlu karşıladığını bildiriyor.

 

ABD'nin de aralarında bulunduğu 12 ülkenin ekonomi ve ticaret bakanları 5 Ekim'de ortak bildiri yayınlayarak, Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) anlaşmasıyla ilgili müzakerelerin sona erdiğini ilan etti. Bununla ilgili olarak, Çin Ticaret Bakanı Gao Hucheng, basına röportaj verdi.

 

Gao, bölgesel serbest ticaret düzenlemelerinin üye olmayan ülke ve bölgelerin tamamını etkileyeceğini, Çin'in TPP anlaşmasının metnini kapsamlı şekilde ele alıp, anlaşmanın etkisini değerlendireceklerini belirtti.

 

Gao, Asya-Pasifik bölgesinde TPP dahil müzakereleri tamamlanmış veya sürdürülmekte olan serbest ticaret anlaşmalarının bölgede ticaret ve yatırımın serbestleştirilmesinde ve kolaylaştırılmasında, bölgesel bütünleşmeyi ve ekonomik büyümeyi arttıracak önemli yollar olduğunu dile getirdi.

 

Rusya 9 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, BM Güvenlik Konseyi, Libya'dan Avrupa'ya göçmen taşıyan kaçakçı gemilerine müdahale edilmesine yetki veren karar tasarısını kabul etti.

 

İngiltere tarafından sunulan karar, BMGK’da Venezüella’nın çekimser oyuna karşılık 14 ‘Evet’ oyu ile kabul edildi. Libya'dan kalkan ve insan kaçakçılığı yapıldığından şüphelenilen gemilerin açık denizden aranmasına olanak tanıyan karar, bir yıl süreyle geçerli olacak.

 

BM üyesi ülkelere tek başına ya da bölgesel örgütler aracılığıyla bu deniz taşıtlarına müdahale yetkisi veren karar kapsamında, insan kaçakçılığı yapıldığının belirlenen gemiler kullanılmaz hale de getirilebilecek.

 

Kararda uygulama sırasında Libya'nın egemenlik, bağımsızlık ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi de isteniyor.

 

Ortadoğu ve Afrika ülkelerindeki çatışmalar, iktidar mücadeleleri ve yoksulluktan kaçan binlerce insan, Avrupa ülkelerine geçebilmek için, siyasi istikrarın sağlanmadığı Libya’ya geliyor. Ancak göçmen trafiğindeki bu artış kazaları da beraberinde getiriyor. Birleşmiş Milletler’in rakamlarına göre, 2015 başından bu yana 3 binden fazla göçmen Akdeniz’deki gemi kazalarında hayatını kaybetti.

 

Sputnik, ABD, daha önce açıkladıkları programa uygun olarak Gaziantep'te konuşlu olan Patriot Hava Savunma Sistemi'ni sökerek taşımaya başladı. Füze rampaları ve askeri araçlar, ABD'ye gönderilmek üzere Hatay'ın İskenderun Limanı'na getirildi.

 

Suriye'den gelebilecek füze saldırısı tehdidine karşı Türkiye'nin NATO'ya başvurusuyla Ocak 2013’de ABD tarafından Gaziantep 5'inci Zırhlı Tugay Komutanlığı'nda konuşlandırılan ve ekim ayında da görev süresi dolan Patriot Hava ve Füze Savunma Birlikleri geri çekiliyor.

 

Türkiye ve ABD tarafından 16 Ağustos'ta yapılan ortak açıklamada, ‘tehdit algısını değişmesi’ nedeniyle geri çekileceği açıklanan Patriot Hava Savunma Sistemi'nin sökülmesi işlemleri başladı. Sökülen füze rampaları, askeri araçlarla birlikte ABD'ye gönderilmek üzere karayoluyla İskenderuna getirildi.

 

Polisin eskortluyla kente getirilen patriotlar İskenderun liman Sahası'na alındı. Patriotların gemiyle ABD'ye gönderileceği belirtilirken, çekilmenin ne zaman tamamlanacağı konusunda bilgi verilmedi.

 

Diğer Partiot sistemleri ise Kahramanmaraş ve Adana'da konuşlandırılmıştı. Bu sistemler görevlerini sürdürüyor.

 

Sputnik, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, "Suriye’de IŞİD’e karşı başlattığımız operasyonlar nedeniyle, Avrupa Birliği’nden ek yaptırım getirileceği yönünde bir bildirim almadık’ dedi. AB’li yetkililer de Rusya’ya yeni yaptırımlar getirilmesinin gündemde olmadığını söyledi.

Kremlin Sözcüsü Peskov, Ukrayna krizi nedeniyle AB ve ABD’nin yaptırımlarıyla karşı karşıya kalan Rusya’ya, Suriye’deki hava operasyonları nedeniyle ek yaptırımların getirileceği yönündeki iddialara yanıt verdi.

 

AB’den bu yönde bir bilgi almadıklarını söyleyen Peskov, “Kremlin’de bu yönde bir bilgi yok. Dürüst olmak gerekirse, ben de böyle bir bilgiye rastlamadım. Aksine AB’nin Suriye’deki operasyonlarımız nedeniyle ek yaptırımların getirilmesinin gündemde olmadığına yönelik bildirimler var” dedi.

 

Sputnik, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın Afganistan Temsilcisi Guilhem Molinie, Kunduz’daki hastaneye düzenlenen saldırının ardından kaybolan 33 kişinin halen haber alınamadığını açıkladı.

 

NATO’ya bağlı ABD uçakları, 3 Ekim’de Afganistan’ın kuzeyindeki Kunduz’da Sınır Tanımayan Doktorlar’a ait bir hastaneyi hedef almış, saldırıda dokuzu doktor toplam 22 sivil hayatını kaybetmişti.

 

Afganistan’ın başkenti Kâbil’de gazetecilerin karşısına geçen Molinie, saldırının üzerinden beş gün geçmesine rağmen hâlâ 24’ü personel, dokuzu hasta olmak üzere 33 kişinin kayıp olduğunu açıkladı. Molinie “Hâlâ şoktayız. Birçok meslektaşımızı kaybettik ve şu anda personelimizi kaybetme riskini de almak istemediğimiz kesin” dedi.

 

Sputnik, Avrupa Birliği, uzay programı için gerekli olan bazı roket yakıtı bileşenlerini Rusya'ya uyguladığı yaptırımların kapsamından çıkardı.

 

AB'nin resmi gazetesinde yayınlanan belgelere göre, uzay programı ve Avrupa'da üretilen uyduların fırlatılması için gerekli olan roket yakıtı bileşenleri Rusya'ya karşı getirilen yaptırımların kapsamından çıkarıldı.

 

Yaptırımlar kapsamından çıkarılan roket yakıtı bileşenlerinin 'hidrazin' ve 'heptil' olduğu belirtildi.

 

AB, Ukrayna krizi nedeniyle bir buçuk yıl önce Rusya ile birçok alanda işbirliğini daraltmıştı.

 

Sputnik, Ukrayna Devlet Başkanı Pyotr Poroşenko, Suriye'deki IŞİD mevzilerini bombalayan Rusya'nın küresel güvenliğindeki zarar verdiğini iddia etti.

 

BBC Newsnight programına konuk olan Poroşenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in küresel istikrarsızlık hedeflediğini savundu.

 

Poroşenko, "Suriye'deki operasyon Donbass'taki duruma benziyor. 15 ay önce Donbass'a da Rus askerleri gelmişti" iddiasında bulundu. Poroşenko, açıklamaları sırasında yine hiçbir kanıt sunmadı.

Ukrayna lideri, Putin'in küresel istemesinin nedeninin ise Rusya'daki ekonomik sorunlar ve halkın desteğinin azalması olduğunu iddia etti. Son anketlere göre, Poroşenko'ya halkın desteği bugün için yüzde 3 seviyesinde. Halkın yüzde 67'si ise Ukrayna devlet başkanını desteklemeyi planlamıyor.

 

İngiltere 9 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Independent ve Daily Telegraph'ın ana sayfa manşetlerinde İngiltere'de bir grup önemli işadamının ülkenin AB'den çıkmasını savunan bir kampanya grubu kurması var. Haberlere göre İngiltere'de siyasi partilere en fazla bağış yapan işadamlarından üçü AB'den çıkılmasını savunmak için bir araya geldi. Bu kişiler Muhafazakar Parti'ye 1.2 milyon Sterlin'den fazla bağış yapmış olan Peter Cruddas, İşçi Partisi'nin en büyük bireysel bağışçısı John Mills ve UKİP (İngiltere Bağımsızlık Partisi) bağışçısı Stuart Wheeler.

 

Independent manşetinde "Hayırın gücü" başlığını atmış.

 

Daily Telegraph'ın başlığı ise "Yeniden İngiltere'yi ön planda zamanı" olmuş.

 

Financial Times'ta yayımlanan bir haberde ismi açıklanmayan bir ABD Savunma Bakanlığı yetkilisinin, ABD'nin Suriye'de önümüzdeki dönemde IŞİD'e yönelik nasıl bir strateji izleyeceğiyle ilgili görüşlerine yer veriliyor.

 

Washington'dan yazılan ve Erika Solomon ile Geoff Dyer'ın imzasını taşıyan haberde "Rusya'nın Esad'a destek için Suriye'de hava saldırılarına başlaması ve ABD'nin eğit-donat projesinin lime lime olmasının ABD lideri Obama'yı, Suriye'de IŞİD'le mücadelede yeni bir strateji belirlemek için baskı altında bıraktığı" yorumu yapılıyor.

 

Gazeteye konuşan bakanlık yetkilisi, "IŞİD'i, savaşın başlamasından bu yana denenmemiş yollarla sıkıştırma şansına sahip olduklarını" belirtmiş.

 

Haberde, AB'nin Suriye'deki Kürt gruplara desteği hatırlatıldıktan sonra ABD'li yetkililerin IŞİD'in kalesi Rakka'ya yönelik bir operasyonda ise Kürt değil Arap grupların öncü konumda olması gerektiğini söylediği aktarılıyor.

 

Haberde daha sonra ABD'li yetkililerin, ABD'nin birlikte çalışabileceği gruplar bulması durumunda dahi bazı çatışmaların Nusra Cephesi ve diğer Cihatçı grupların kazançlı çıkmasıyla sonuçlanabileceğine dair kaygıların bulunduğunu söylediği aktarılıyor.

 

Times, "içecek şirketi Coca-Cola'nın İngiltere'de bilim insanlarına, şekerli içecekler ve obezite krizi arasındaki bağlantıyı reddetmeleri için milyonlarca Sterlin akıttığını" yazıyor.

Times'ın bu özel haberi gazetenin ana sayfa manşetinden veriliyor.

 

Haberde özetle şu bilgi ve iddialar aktarılıyor:

 

"Times'ın araştırması, Coca-Cola'nın, ürettiği içeceklerin obeziteye sebep olmaya yardım ettiği yönündeki iddialara karşı koymaları için İngiliz bilim araştırması ve sağlıklı beslenme inisiyatiflerine milyonlarca Sterlin akıttığını ortaya koydu.”

 

"Olimpiyatların, FİFA Dünya Kupası'nın ve Rugby Dünya Kupası'nın ana sponsorlarından olan içecek devi, 10'dan fazla İngiliz bilim insanıyla mali bağ kurdu. Bu kişiler arasında hükümetin sağlık danışmanları da bulunuyor.”

 

"Birçok bilim insanı İngiltere'deki obezite salgınıyla ilgili şeker tüketiminin artışını suçluyor. Obezite İngiltere'de her yıl yaklaşık 53 bin kişinin ölümüne neden oluyor. Obezite, NHS'e (Ulusal Sağlık Hizmetleri) yılda 5.1 milyar Sterline de mal oluyor.”

 

Guardian, araştırma kuruluşu Demos'un İngiltere'deki Müslümanların iş yaşamındaki temsiliyle ilgili yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını aktarıyor.

 

Demos'un araştırmasına göre İngiltere'de yaşayan Müslümanlar arasında iş yaşamındaki "önemli pozisyonlarda" yer alan ve "önemli mesleklere" sahip kişilerin oranı yüzde 16.

 

Guardian, Demos'un araştırmasının bu oranın diğer dini toplumlara göre düşük olduğunu gösterdiğini aktarıyor.

 

Demos, bu durumun nedenleri arasında şunları saymış: Müslümanların İngiltere'deki en yeni göçmen toplumu olması, Müslüman nüfusun diğer toplumlara oranla genç olması, Müslüman toplum içinde kadınların çalışma yaşamındaki rollerin kısıtlanmasına yönelik davranış kalıplarının olması, Müslümanlar arasındaki yoksulluğun ülkedeki genel yoksulluk oranından yüksek olması, işe alımlarda karşılaşılan ayrımcılık.

 

Almanya 9 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Almanya'da siyasi partilerde Merkel'in tutumuna ilişkin olumlu ve olumsuz yaklaşımları Kölner Stadt-Anzeiger şöyle analiz ediyor:

 

"Siyasi açıdan Angela Merkel'in baş aşağı gittiğine dair işaretler, mevcut krizin üstesinden geleceğine dair işaretlerden fazla. Belli bir ölçüde sağlam olan emare, eski başbakan Gerhard Schröder gibi bir taraftan alkış alması diğer taraftan da kendi cephesinde hoşnutsuzluğun artması. Hristiyan Demokrat Birlik partisi kaynıyor. Hristiyan Sosyal Birlik ise izlediği siyasi çizgide savunma pozisyonunda kalmayı sürdürüyor. Anketlere göre sağcı Almanya İçin Alternatif Partisi güçleniyor. Sol Parti ve Yeşillerde bu arada Merkel'e karşı bir saygı ve sempati yayılıyor. Ve Sosyal Demokrat Parti iki cephe arasında kalarak aldatıcı sinyaller veriyor. Kesin olan bir şey varsa o da meselenin bir sonraki seçimi kimin kazanacağından daha fazla anlam taşıması. Mevzu, bütünün istikrarı.”

 

Merkel Alman Birinci Kanalı ARD'ye çıkarak kendisine yönelik eleştirilere bir yanıt verdi. Peki, "Sığınmacı krizinin üstesinden geleceğiz" diyen Merkel'in bu sözleri ne kadar inandırıcı oldu? Frankfurter Allgemeine Merkel'in konuşmasını şöyle yorumluyor:

 

“Bunu başaracağız, başka türlü yapmam mümkün değil. Bu sözler, çoktan bir dizi şeyi başarmış bir kadının siyasi amentüsü. Ama bunun içinde bir çaresizlik unsuru da yatıyor. O da siyasetin şekillendirici alanının mülteci sorununda kaçınılmaz olanın yönetiminden öteye geçemediğinin kabulü. Bu en çok ‘sınırlar kapatılamaz' sözünde belirgin hale geliyor. Bir devlet gerçekten egemenlik sahasına kimin gireceğine artık karar veremiyor mu? Devletlerin egemenliği bu açıdan bakıldığında sadece bir ilüzyon mu, Schengen bir şakadan mı ibaret? Almanya'nın çevresinde bu sorular temiz bir ‘evet' yanıtıyla karşılık bulmuyor. Tam tersine, sınırların kontrolünü yeniden kazanma hedefiyle bir yığın tedbirle karşılanıyor.”

 

Merkel'in sığınmacılara yönelik açık kapı politikası Neue Rhein Zeitung'daysa şöyle yorumlanıyor:

 

“Alman mülteci politikası geçen aylarda eylemsellik ve öngörüsüzlükle şekillendi ve bundan hükümet başkanı olarak Merkel sorumlu. Ancak korku, böylesine devasa ödevlerin altından kalkmak için iyi bir rehber değildir. Korkuyu körükleyen nefreti de körükler, dolayısıyla Başbakan'ın endişeliler korosuna katılmamış olması da bir o kadar önemli. Almanlar akına uğradığında düşmeyen bir başbakanlarının olmasından cesaret almalı. Yurttaşlar her zaman politikadan omurgalı olmasını talep ediyorlar. Merkel mülteci krizinde buna sahip olduğunu kanıtladı.”

 

Berliner Zeitung, “Merkel'in en büyük artısı, aynı o zamanda ona en sık ve en sert eleştirileri aldığı özelliği, yani nefes kesici pragmatizmi. Onu eleştirenler duygu nerede, ruh nerede, öykü nerede, diye soruyor. Onda bunların hiçbiri yok. İhtiyacı da yok zaten. Bir tutumu var. Ve tam da bu tutumdan yola çıkarak sığınmacıları almaya karar verdi.”

 

İran 9 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

İran Turkish Radio (IRIB), Lübnan Hizbullah harekete genel sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, İran'ın El'Ahvaz kanalına verdiği demeçte, uluslararası toplumun Yemen'de Suudi cinayetlerine seyirci kalmasını sert dille eleştirirken, bütün baskılara rağmen Yemen halkının Suudi rejimine ve saldırılarına boyun eğmeyeceğini söyledi.

 

Nasrullah, Arabistan'ın Yemen'e saldırısının asıl hedefinin Yemen'in eski cumhurbaşkanı ve halen Arabistan'da bulunan firari müstafi cumhurbaşkanının Yemen'de iktidara yeniden getirilmesi amacı güttüğünü belirterek, bu ortamda dünya toplumunun Yemen gelişmeleri karşısında sessiz kalmaması gerektiğini söyledi.

 

Hizbullah hareketi genel sekreteri, Yemen halkının kahramanca direnişinin açık bir şekilde Suudilere boyun eğmeyeceği ve teslim olmayacağını gösterdiğini söyledi.

 

Hizbullah genel sekreteri, Suriye gelişmelerine de temasla, Suriye'nin direnişte çok özel konuma sahip olduğunu, zira her zaman bölgede Amerika'nın planlarını yok etme misyonu taşıdığını söyledi.

 

IRIB, Türkiye, Suriye'den gelebilecek füzelerin düşürülmesini bahane ederek Türkiye'ye daha önce getirilen ve konuşlandırılan ama sonrasında götürülen patriot sistemlerinin yeniden konuşlandırılmasını istedi.

 

Tesnim haber ajansına göre, Türkiye'nin iddiasına göre Rus savaş uçaklarının Türkiye hava sahasını ihlallerinden sonra iki güvenilir kaynak, Brüksel'de NATO savunma bakanları toplantısında, Türkiye'nin temsilcisinin NATO'dan patriotların yeniden Türkiye topraklarında konuşlandırılmasını istediğini söyledi.

 

Bu arada Türkiye basınına göre, NATO birliklerinin 48 saatte konuşlandırılabileceğini belirten Nato genel sekreteri Stoltenberg, söz patriotların konuşlandırılmasına gelince yan çizdi, "zorluklar var" dedi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 'Birliklerimizi hazırladık. 48 saat içinde Türkiye'ye konuşlandırabiliriz' dedi. ''Ana görevimiz savunmadır'' diyen NATO genel sekreteri, 'NATO Suriye'deki operasyonlarda bulunmuyor. ABD koalisyonu var, NATO'daki bazı ülkeler destekliyor. Türkiye'ye patriot füzelerinin yerleştirilmesiyle ilgili istişareler sürüyor. Patriotlar konusunda bazı zorluklar var.'' dedi.

 

IRIB, Suriye'nin Halep kentinde bomba yerleştirilmiş aracın infilak etmesi sonucu onlarca kişi öldü ve yaralandı. Fransa haber ajansına göre, dün Halep'in kuzeyinde yer alan Huraytan bölgesinde meydana gelen patlamada 20 kişi ölürken çok sayıda kişinin yaralandığı bildiriliyor.

 

Bu arada Suriye Genelkurmay Başkanı Korgeneral Ali Abdullah Eyüp; Rus hava güçlerinin Suriye hava güçlerinin işbirliği ile bulunduğu operasyonlar ve IŞİD'in yanı sıra diğer terör örgütlerinin ağır darbeler altında güçlerini kaybetmeleri ardından Suriye ordusunun askeri atak gücünü koruyup en önemlisi 4. Kolordu olmak üzere gelişmiş silahlarla donatılmış beşeri güçler teşkil ettiğini belirtti.

 

Bu arada askeri bir kaynak SANA'ya açıklamasında Rus hava güçlerinin Suriye hava güçleriyle işbirliği içinde dün operasyonlarını başarıyla sürdürdüklerini belirtti.

 

Kaynak iki dost uçaklarının Halep kırsalı Anedan, Etarib, Deyr Hafir ve Bab bölgelerine ek olarak Musavvara'nın batısında IŞİD'e ait zırhlı veya ağır silahlarla donatılmış onlarca aracı, iki grad tipi füze bataryası ve büyük bir cephane depolarını imha ettiklerini aktardı. Operasyonlarda yüzlerce tekfircinin öldürüldüğünü belirten kaynak; aralarında yabancı ve tehlikeli isimlerin bulunduğunu söyledi.

 

Bulgaristan 9 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), Milli İstatistik Kurumu, Ocak-Temmuz 2015 döneminde Bulgaristan’ın AB için ihracatının 2014 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 10,1 arttığını ve yaklaşık 8,7 milyar avro bulduğunu bildirdi. Bulgaristan’ın başlıca ticaret ortakları Almanya, İtalya, Romanya, Yunanistan, Fransa ve Belçika’dır. Bunlar, ülkemizin AB üye ülkelerine ihracatının yüzde 70,6’sını oluşturuyor. Aynı zamanda ithalat yüzde 8,5 artmıştır ve yaklaşık 9.8 milyar avroyu buluyor. En çok mal Almanya, İtalya, Romanya, İspanya ve Yunanistan’da ithal edilmiştir.

 

BNR, Kaçakçılıkla mücadeleden ve yolsuzluğun azaltılmasından devlet bütçesine sadece bu yıl için gelirler, yaklaşık 1,2 milyar avrodur. Bunun Başbakan Boyko Borisov bildirdi ve sonucun Avrupa’da her ülke için hayranlık uyandırdığını ve yüksek değerlendirildiğini açıkladı. Bulgaristan’da alınan önlemlerden sonra sahte veya kaçak sigara üreticileri mesela üretimlerini Avrupa’da diğer ülkelere ihraç etmeye başlamıştır. Başbakan Borisov, eskiden böyle bir şeyin sahte CD üretimi ile yaşandığını hatırlattı.

BNR, Başbakan Boyko Borisov, geçen hükümetin, Güney Akım doğalgaz boru hattı projesini suya düşürdüğünden üzüntüsünü dile getirdi. Başbakan göre proje Bulgaristan için iyiymiş ve eğer önceki hükümeti iktidardan düşmeseydi çoktan inşa edilecektir. Şimdiki hükümet iktidardayken Bulgaristan’ın doğalgaz nakliyat sistemi yüzde 100 devlete ait olacak, diye teminat verdi Başbakan ve her yıl devletin buna bağlı tesislere 75 ile 100 milyon avro arasında yatırdığını hatırlattı.

BNR, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Başbakan Boyko Borisov ile temasları ardından yaptığı açıklamada Bulgaristan’ın Schengan alanının bir parçası olmaya hazır olduğunu belirtti. Sözlerine göre Bulgaristan, AB üyesi tüm ülkeler arasında sınır güvenliği konusunda en iyi örneği teşkil etmektedir.

 

Donald Tusk, tartışmaların belirtilerle mücadeleden, kriz sebeplerine kaydırılması gerektiğini ekledi. Öte yandan Başbakan Boyko Borisov, Bulgaristan’ın Schengen üyeliği konusunun gündeme getirilmesinden kırgın olduğunu belirtti.

 

Borisov: “Avrupa ülkerlerinin yarısı Schengen sınırı olarak başarısız oldular. Konuyu gündeme taşımayacağım, çünkü Bulgarlara yapılan haksızlığın farkına varmalarını bekliyorum” dedi.