Amerika 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), Amerika’nın Sesi’nin geçtiğimiz ayki 5. Olağan Kongre’sine akreditasyon nedeniyle alınmadığı AKP, Ankara’da seçim bildirgesini tanıtım toplantısıyla kamuoyuna sundu. Bu kez de Amerika’nın Sesi’ne davet gönderilmeyen tanıtım toplantısında, “Huzur ve İstikrar ile Türkiye’nin Yol Haritası” başlıklı seçim bildirgesi “İlk Günkü Aşkla Hep Birlikte” sloganıyla tanıtıldı.

Seçim bildirgesi ayrıntılarını açıklayan AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Tazelendik ve yenilendik 'Haydi Bismillah' diyoruz" Vaatlerimiz halkımızın her kesimine dokunacak" sözleriyle birlikte büyümeyi esas aldıklarını ifade etti.

 

Anayasal reform amaçladıklarını kaydeden Davutoğlu’nun, “Beyannamemizin asli özelliği demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerin hayata geçirilmesidir” sözleri dikkat çekti. Başbakan olduğu dönemde Recep Tayyip Erdoğan’ın AKP iktidarında “İleri Demokrasi” dönemine geçildiği açıklanmış ve örneğin 1 Eylül 2014’te Davutoğlu da hükümet programını TBMM’de sunuş konuşmasında “İleri Demokrasi” ifadesini vurgulamıştı. Ancak şimdi Davutoğlu ve AKP, yeni anayasa vaadiyle gündemine “demokrasiyi hayata geçirmek” hedefini aldı.

 

VOA, Birleşmiş Milletler'in 70. Genel Kurulu, Başkan Mogens Lykketoft’in yaptığı kapanış konuşmasıyla sona erdi. Lykketoft, 70 yıllık BM tarihinde genel kurula en üst düzey katılım rekorunun kırıldığını, devlet ve hükümet başkanları sayısının son yetmiş yıldaki en fazla sayıya ulaştığını vurguladı. 70. BM Genel Kurulu ‘’ Tarihi ‘’ olarak adlandırdı. BM’nin 2030 hedefleri ve yeni sürdürülebilir vizyonuna vurgu yapan BM’nin 70. Genel Kurul Başkanı Danimarkalı Lykketoft, ‘’genel kurulda bu yıl gerçekten tarihi değiştirecek yeni bir dönüm noktası yaşandı.” dedi.

Lykketoft, altı gün boyunca dünya liderlerinin kürsüye çıkıp dünya meseleleriyle ilgili kendi bakış açılarını ve görüşlerini açıkladıklarını, 70. BM Genel Kurulunda liderlerin ajandalarında ve konuşmalarında da belirttiği gibi en önemli gündem maddelerimizden biri, ‘’Mültecilerin dramı‘’ oldu dedi.

70. BM Genel Kurul Başkanı Lykketoft, mültecilerin yaşadığı kriz konusunda tüm lider ve ülkelerin büyük bir sorumluluk ve anlayışla konuya çare bulmak için birlik içerisinde hareket ettiklerini, liderlerin aynı şekilde Suriye’de süren savaş ve terörizmle küresel mücadele içinde aynı duruşu sergilediklerini söyledi.

 

Başbakan Ahmet Davutoğlu, BM 70. Genel Kurulu genel görüşmeleri New York'ta temaslar çok yoğun bir tempoda geçti. Davutoğlu’nun genel kurul gündeminin en başında mülteciler sorunu yer aldı. Davutoğlu, aralarında BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, İngiliz Başbakanı David Cameron, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, Almanya Başbakanı Angela Merkel gibi çok sayıda dünya lideri ile ikili ve çoklu görüşmelerde bir araya geldi, çeşitli konferanslara ve zirvelere katıldı bazılarına başkanlık, bazılarına eş başlık yaptı. New York’ta bulunan çeşitli yatırımcılarla görüştü. Amerika’da yaşayan Türk toplumu ile bayramlaştı, düzenlenen bazı etkinliklere katıldı.

 

International New York Times, Göçmenler denizde kayboldu, ancak unutulmadı. Gazetede, fotoğraflardan birinde canlı renkli bir elbise giyinen hoş, genç bir Eritreli kadın kameraya bakarak ağız dolusu gülümsüyor. Bir diğer fotoğrafta ise yine aynı kadın var.

Ancak bu defa boğularak ölen kurbanların tipik görüntüsüyle; yüzü morarmış ve şişmiş; gözlerinin feri sönmüş bir halde… Milan Üniversitesi bünyesinde 2014 yılından başlayarak faaliyet gösteren bir laboratuarda, adli tıp uzmanları iki yıl önce ekim ayında Avrupa’ya ulaşmaya çalışırken İtalya’nın Lampedusa Adası açıklarında bindikleri botun batması sonucu boğularak yaşamını yitiren 368 kurbandan geriye kalanlarla kimlik tespiti yapmaya çalışıyor. Amaç Eritreli kadınla birlikte yüzlerce isimsiz kurbanın ailesine kaybolan yakınlarının akıbetiyle ilgili doğru bilgi vermek.

 

Çin 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Daimi Üyesi Liu Yunshan başkanlığındaki bir heyet, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ni (KDHC) ziyaret edecek.

 

Liu Yunshan ve beraberindeki Çin heyetinin Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi'nin daveti üzerine 9 Ekim'de KDHC ziyaretine başlayacağı açıklandı.

 

Liu Yunshan'ın Kore İşçi Partisi'nin kuruluşunun 70. yıldönümü nedeniyle düzenlenecek kutlama etkinliklerine katılmanın yanı sıra, KDHC'ye resmî bir ziyaret gerçekleştireceği bildirildi.

 

CRİ, Çin'in güney sahilinde yer alan Guangxi Zhuang Özerk Bölgesi'ni vuran "Gökkuşağı" (Mujigae) tayfunu 870 binden fazla vatandaşı etkiledi. Yerel hükümet, acil müdahale mekanizmasını başlattı.

 

Tayfunun etkilediği bölgelerde 52 binden fazla kişi acilen güvenli bölgelere yerleştirildi. Guangdong eyaletine bağlı bazı kentlerde tayfunun yol açtığı şiddetli fırtınalar 6 kişinin ölümüne, çok sayıda kişinin yaralanmasına yol açtı.

 

Rusya 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, Orta Amerika ülkelerinden Guatemala'da şiddetli yağışların neden olduğu heyelanda hayatını kaybedenlerin sayısı 131’e çıktı.

 

Guatemala’nın Santa Catarina Pinula bölgesinde Gönüllü itfaiyecilerin sözcüsü Julio Sanchez, “Ne yazık ki 131 kişinin cesedine ulaştık. 300 kişi de hâlâ kayıp” dedi. Sanchez, ölüler arasında çocuklar ve yeni doğmuş bebekler olduğunu da söyledi. Enkaz alanının yanına kurulan morgda, vatandaşlar akrabalarını teşhis etmeye çalıştı. Öte yandan felakette 125 ev de göçük altına kaldı.

 

Sputnik, Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Rusya'ya ait bir savaş uçağının 3 Ekim'de 12.08'de Yayladağı/ Hatay bölgesinde hava sahasının ihlal edildiğini, Türk F-16'larının da uçağı engellemek için havalandığını açıkladı.

 

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında, Rusya'nın Ankara Büyükelçisi'nin Bakanlık'a çağrıldığı ve 'İhlal tekrarlanmasın' uyarısı yapıldığı belirtildi.

 

Türkiye Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov'u telefonla arayarak tepkilerini dile getirdi.

 

Sputnik, Kırgızistan'daki genel seçimde açıklanan ilk sonuçlara göre, 6 parti barajı aşarak 120 sandalyeli meclise girmeye hak kazandı. Ancak hiçbir parti tek başına hükümet kuracak kadar oy alamadı.

 

MSK'nın internet sitesinde yayınlanan kesin olmayan sonuçlara göre, Devlet Başkanı Almazbek Atambayev'in kurucusu olduğu Sosyal Demokrat Partisi 38, eski Başbakan Ömürbek Babanov'un lideri olduğu muhalif Cumhuriyet Ata Curt Partisi 28, iktidar partisi yanlısı ve seçim öncesi kurulan Kırgızistan Partisi 18, yine seçim öncesi kurulan muhalif Önügü (İlerleme) Partisi 13, Bir Bol (Birlik) Partisi 12 ve Sosyalist Ata Meken (Ata vatan) Partisi de 11 milletvekili çıkardı. Hükümeti kurmakla görevlendirilmesi beklenen Sosyal Demokrat Partisi liderinin koalisyon görüşmelerine başlaması öngörülüyor.

 

Sputnik, İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Hamas'a ait hedeflere F-16'larla 4 adet hava saldırısı düzenledi.

 

İsrail ordusuna ait bir savaş uçağının, Gazze'de Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el Kassam Tugayları'na ait hedeflere hava saldırısı düzenlediği belirtildi. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, "Gazze Şeridi’nde Hamas’a ait bir hedef İsrail savaş uçağı tarafından hedef alındı" ifadesine yer verildi.

 

Açıklamada ayrıca, hava saldırısının, gün içerisinde 'Gazze’den atılan ve İsrail’in güneyindeki Eşkol bölgesini vuran bir rokete karşılık' düzenlendiği iddia edildi.

 

Sputnik, PKK’lı bir grup Amanos Dağları'nda görev yapan güvenlik güçlerine ateş açtı. Saldırıda bir asker şehit oldu.

 

Gaziantep’in İslahiye ilçesinde arazi arama tarama faaliyeti yürüten jandarma özel harekat birliğine, PKK’lılar tarafından uzun namlulu silahlarla saldırıda bulunuldu. Açılan ateş sonucu yaralanan bir asker, helikopterle Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesine kaldırıldı. Yaralı asker, müdahaleye rağmen kurtarılamayarak şehit oldu.

 

Saldırının ardından bölgede operasyon başlatıldı.

 

Kommersant, Normandiya dörtlüsü olarak adlandırılan Ukrayna, Almanya, Fransa ve Rusya geçtiğimiz hafta cuma günü Fransa’nın başkenti Paris’te bir araya geldiler.

 

Paris’te yapılan toplantı başarıyla sonuçlandı ve alınan en önemli kararlardan biri de Donbass’ta bulunan askerlerin çekilmesi oldu. Toplantıda Rusya’ya Donetsk ve Lugansk bölgeleri temsilcilerini ikna etmesi görevi verildi.

 

Öte yandan, Ukrayna sorunu toplantıda ikinci plana itilerek, Suriye konusu öne çıkarıldı. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande toplantıda DAİŞ’le mücadelede Rusya ile işbirliği ihtimalini dile getirdi.

 

İngiltere 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Independent'ın ana sayfa manşetinde taşıdığı haberde 'İngiltere'nin birkaç hafta içinde Suriye'de IŞİD'e karşı hava saldırılarına başlayabileceği" belirtiliyor.

 

Independent, Savunma Bakanı Fallon'ın Muhafazakâr Parti'nin yıllık konferansında yaptığı konuşmada verdiği mesajlardan bu sonucun çıktığını yazıyor.

 

Daily Telegraph ise Dışişleri Bakanı Hammond'ın yine konferansta yaptığı konuşmada, savaş bitene kadar Beşar Esad'ın Suriye'de iktidarda kalabileceğini, bunu sorun etmeyeceklerini söylediğini aktarıyor.

 

Gazete, İngiltere'nin son haftalarda, bu konuda savunduğu politikayı yumuşattığının görüldüğünü yazıyor.

 

Guardian gazetesinde Simon Tisdall imzasıyla yayımlanan analizde, Avrupa'ya göçmen akışı, IŞİD ve Rusya'nın Suriye'deki askeri operasyonları nedeniyle Avrupa'nın, Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyacı olduğu belirtiliyor.

 

Tisdall, analizi Erdoğan'ın Avrupa ziyareti üzerine kaleme almış.

 

Analizin başında Tisdall özetle, "Avrupalı liderlerin son yıllarda, otoriter eğilimleri; yeni Osmanlı siyaseti, Washington ve Nato'ya uyum içinde hareket etmeyi reddetmesi nedeniyle Erdoğan'ı hemen hemen dışlanmış biri olarak gördüğünü" belirtiyor.

 

Ancak Tisdall, "Erdoğan'ın Brüksel ziyaretini gerçekleştirdiği bu günlerde, Avrupalı liderlerin acı bir şekilde durumun tersine döndüğünün farkında olduğu" belirtiyor.

 

Tisdall bunun nedeninin, "eşi benzeri görülmemiş bir göçmen akışı, IŞİD teröristlerinin yarattığı tehdidin büyümesi ve Rusya'nın Suriye'deki askeri müdahalesi olduğunu" belirtiyor ve ekliyor: "Avrupa'nın Erdoğan'a daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyacı var."

 

Analizinde son bölümünde, "Erdoğan'ın peşinde fazla zaman harcamayacağı tek konu ise Türkiye'nin uzun dönemdir geciktirilmiş AB üyelik başvurusu" ifadesi yer alıyor.

 

Financial Times, Avrupa Birliği'nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı, Suriyeli göçmenlerin Avrupa'ya akışını durdurmak için büyük bir plana ikna etmeye çalışacağını yazıyor.

 

Gazete, AB'nin Türkiye'yi ikna etmek için "tatlandırıcılar" sunabileceğini belirtiyor.

 

Haberde özetle şu ifadeler yer alıyor:

 

"Bugün Brüksel'deki görüşmelerde üst düzey AB yetkilileri Erdoğan'dan büyük bir göç eylem planını kabul etmesini isteyecek. Plan, sınır kontrollerini sıkılaştırmayı, büyük iltica başvurusu merkezleri açmayı ve hatta muhtemelen 2 milyon Suriyeli'ye Türkiye'de çalışma hakkı vermeyi içeriyor."

 

"AB'nin talepleri aşırıya kaçan istekler. Avrupa göçmen krizinin patlak vermesinden bu yana blok (AB), Erdoğan'ı baştan çıkartmanın yollarını bulmak için mücadele verdi. Ocak ayından bu yana AB'ye girme girişiminde bulunan 350 bin sığınma hakkı arayan kişiden sadece 50 bini Türkiye sınırında durduruldu".

 

"Muhtemel tatlandırıcılar şunları içeriyor: 250 milyon Euro'luk fazladan AB fonu, Türkler için vize serbestliğine ivme kazandıracak siyasi hız, mültecilerin yeniden yerleştirilmesi için yeni bir teklif."

 

FT, "Ankara'nın AB'yle sıkı bir pazarlık yapacağını" yazıyor. Gazetede yine isim verilmeden bir Türk diplomatın görüşleri de aktarılmış: "Acelemiz yok. Bununla yıllardır uğraşıyoruz. Şimdi, bir anda, işbirliğimizi istiyorlar. İstek listelerimiz yok. Pazarlık yapmıyoruz. Bu, zaman alacak."

 

FT, Erdoğan'ın AB'den en büyük talebinin Suriye'nin kuzeyinde bir güvenli bölgenin kurulması olacağını, AB liderlerinin buna karşı olduğunu ancak bunun en azından tartışılabileceğini yazıyor.

 

Gazeteye göre Erdoğan ve AB arasındaki en önemli tartışma ise vize serbestliği konusunda yaşanacak.

 

Almanya 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Hannoverische Allgemeine Zeitung gazetesinde sığınmacı krizinde Almanya'nın karşı karşıya olduğu zorlu duruma ilişkin bir yorum dikkat çekiyor:

 

“Angela Merkel'in cesur çıkışı, ‘biz bunu başarırız’ın biraz daha tedirgin ‘biz bunu daha fazla taşıyamayacağız'a dönüşmesi için dört hafta yeterli oldu. Sığınmacı akınının gerilemeyeceğinden duyulan endişe, mülteci yurtlarındaki dramatik görüntülere eşlik ediyor. Yemek dağıtımı sırasında çıkan kavgalar, cinsel tacizler, farklı inanç mensuplarına yönelik tehditler… İçişleri Bakanı De Maiziere'nin Berlin'de yeni bir tonda konuşması bir tesadüf değil: Anayasanın din özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği ve düşünce özgürlüğü gibi temel güvenceleri müzakereye açık değildir. Ancak bu ilkelerin günlük hayatta da uygulanması gerekiyor. Fakat şunu da açık açık söylemek gerekiyor: Bu hafta sonu da mülteci yurdu olarak planlanan binalar ateşe verildi ve bu hoş görülemeyecek bir durum. Devlet her iki taraftan da baskı altında. Merkel sözüne sadık kalmak zorunda. “Biz bunu başarırız” sözüne uygun davranması gerekiyor.”

 

Saarbrücker Zeitung'da da Almanya Başbakanı Merkel'in sığınmacı krizindeki tutumu değerlendiriliyor:

 

“Artık CDU içinde de Merkel'in çizgisinden sapmalar var; Merkel'in birkaç ay önce olduğu gibi dokunulmaz olmadığı görülüyor. SPD bile şu ana kadar sarsılmaz bir görüntü çizen Başbakan'a karşı şansını kullanıyor ve sığınmacı politikasında parti içinde dahi tartışmalı olan söylemler kullanıyor. Bu durum Merkel için oldukça tehlikeli. Merkel şimdi savunmaya çekilmek zorunda. Bu zorunlu olarak bir politika değişikliği anlamına gelmiyor. Fakat bu tartışmayı daha fazla uzatmaması gerekiyor. Artık kendisini şimdiye kadar olduğundan da net şekilde ifade etmeli ve ringe bu şekilde çıkmalı.”

 

Freie Presse gazetesi, Afganistan sorunun Batı'yı daha uzun yıllar meşgul edeceği görüşüne yer veriyor:

 

“NATO ülkeleri 2014'ün sonunda Hindikuş'tan ayrıldıklarında, çok sayıda asker çekilmek için henüz erken olduğu uyarısında bulunmuştu. Gerçekten de Taliban geçen aylarda pek çok cephede toprakları yeniden kontrolüne geçirmeyi başardı. Diğer yandan uluslararası birliklerin görev süresini yıllara yayılacak şekilde uzatmak da doğru olmazdı. Bu hafta NATO uzmanları ve savunma bakanları, Afganistan'ın geleceği konusunda istişarelerde bulunacak. Hâlihazırda yaşananlara karşılık vermekte zorlanan orduya yardım yapılması kararı alınabilir. Fakat aslında en iyisi Afganistan'a barışçıl bir geleceğe taşıyacak olan bir konsept olur. Böyle bir şey ise şu anda ihtimaller dahilinde değil. Afganistan, bizi daha uzun yıllar meşgul edeceğe benziyor.”

 

Hafta sonu Afganistan Ordusu ile Taliban arasında çatışmaların sürdüğü Kunduz kentinde bir hastane hedef alınmıştı. Saldırıda en az 22 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Kölner Stadt Anzeiger gazetesinde bu saldırının bir 'devletler hukuku ihlali' olduğuna dair bir yoruma yer veriliyor:

 

“Savaş korkunç bir olgu. Ama insani… Bu yüzden de hatalarla dolu. Yine de Kunduz'da olduğu gibi bir hastanenin bombalanması sadece bir basit bir hata olarak görülemez, bu devletler hukuku ihlali. Hastanede Taliban üyeleri olduğu ve bu nedenle saldırıların planlı olabileceğine dair spekülasyonlar var. Biz sadece bu olayın titizce soruşturulmasını umabiliriz. Sivil bir dünya gücünün pilotlarının bile bile, bilinçli bir şekilde böyle bir hukuksuzluk yapması tam bir felaket olur.”

 

İran 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

İran Turkish Radio (IRIB), Suudi Vahhabi tebliğciler ortak bir bildiri yayınlayarak Suriye'de terörist örgütlere yardım seferberliği başlatılmasını istediler.

 

BAE 71 internet sitesinin yazdığına göre 55 Suudi Vahhabi tebliğci Suriye'de Beşar Esad yönetimine karşı savaşan ve Şii Sünni ayrımını hedef edinen terör örgütlerini destekleme yönünde ortak bir bildiri imzalayarak, Arabistan, Türkiye ve Katar yönetimlerinden Rusya'nın terör aleyhindeki saldırıları karşısında bu terör örgütlerine her türlü mali, askeri ve lojistik destek vermelerini istediler.

 

Rusya savaş uçakları geçtiğimiz Çarşamba günü ilk kez IŞİD'e karşı operasyon başlatarak Hama, Homs ve Suriye'nin merkezinde IŞİD terör örgütünün mevziilerini hedef almış ve teröristlere ağır zayiat verdirmişlerdi.

 

IRIB, İslami İran Cumhurbaşkanı Mina faciasının, Suudi Arabistan yönetiminin kifayetsizlik, programsızlık ve tedbirsizliğinin bir sonucu olduğunu bildirdi.

 

İRİB Haber ajansının bildirdiğine göre bugün Tahran'da "Ulusal Köy Günü" sempozyumunda konuşan İslami İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Mina faciasına temasla bu facianın çok büyük bir facia olduğunu, hacıların bu facia öncesi Arafat’ta Allah Talanın katına el açarak yakardıklarını, niyayişte bulunduklarını ve ardından Meş'ar ve Mina'ya geldiklerini ama ne yazık ki böyle bir kifayetsizlik ve tedbirsizlik sonucu acı bir şekilde can verdiklerini söyledi.

 

Mina olayı sorumlularının araştırılarak belirlenmesi zaruretini hatırlatan Hasan Ruhani, bu tedbirsizliğin, olayın başlaması ve devamında soru işareti oluşturduğunu söyledi.

 

Mina faciasının boyutlarının BM Genel kurul toplantısı sırasında dünya liderlerinin bilgisine sunulduğunu ve ülke tarihinin milli kahramanlarından olan dışişleri bakanının bu olayın aydınlatılması ve takib edilmesi konusunda tüm çabalarını sergilediğini bildirdi.

 

Mina olayında 20 ülkenin hacısının faciaya kurban olduğunu belirten Ruhani, İran'ın bu konuda dünya genelinde yoğun bir diplomatik çalışma başlattığını belirtti.

 

Cumhurbaşkanı ayrıca İran ile 5+1 grubu arasında yapılan nükleer görüşmelere de değinerek, bu konuda sağlanan sonuçtan sadece siyonist İsrail rejiminin rahatsız olduğunu, ama dünyanın öteki ülkeleri liderlerinin bu anlaşmadan memnun kaldıklarını söyledi.

 

IRIB, Pakistan diyanet işleri bakanlığı, Mina faciasında 76 Pakistanlı hacının hayatını kaybettiğini açıkladı.

 

Bu açıklama öyle bir ortamda yapılıyor ki şu ana kadar 60 Pakistanlı kayıp hacıdan da herhangi bir haber yoktur.

 

Pakistan Ekspres News internet sitesinin bildirdiğine göre Mina faciasında yaralanan Pakistanlı hacıların sayısı ise 48 kişidir.

 

Pakistan diyanet işleri bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada Pakistanlı kayıp hacıları araştırmak için Arabistan'a gönderilen heyetin çalışmaları sonucu şimdiye kadar 306 kişinin bulunduğunu bildirdi.

 

Lahor yüksek mahkemesi geçen hafta Mina faciası ardından bir karar çıkararak Pakistan hükümetini, Mina olayında hayatını kaybeden Pakistanlıların dakik sayısının belirlenmesi için gerekli çalışmaları başlatmakla yükümlü kılmıştı.

 

IRIB, Türkiye'nin siyonist İsrail rejimi ile yakın ve derin ilişkiler içinde bulunmasının bölge açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu bildirildi.

 

Irak Borasa haber ajansı bugün Türkiye ve İsrail ilişkileri ile ilgili yayınladığı ve araştırma raporunda, Türkiye ve İsrail ilişkilerinin 1949 yılında resmen başladığını ve zaman içinde siyasi, ekonomik ve askeri boyutlarda giderek geliştiğini belirtmekte.

 

Mavi Marmara olayı ardından Türkiye ve İsrail arasında kriz yaşanmasına rağmen Suriye kriziyle birlikte Ankara ve telaviv'in kendi siyasetlerini aynı paralelde sürdürdüğü ve her ikisinin de Beşar esad'ın devrilmesini istediği belirtilen bu raporda, işgal rejimi siyonist İsrail rejiminin kendi ekonomisini ve askeri konumunu sürdürmesindeki en önemli etkenlerden birinin Türkiye ile olan yakın ticari ve askeri ilişkileri olduğu belirtilmiştir.

 

Raporda ayrıca, Türkiye ile İsrail arasında şimdiye kadar 16 askeri anlaşmanın imzalandığını ve bu anlaşmaların önemli bir bölümünü Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarı döneminde gerçekleştiğine vurgu yapılmaktadır.

 

IRIB, Yemenli kadınlar, başkent Sana'da Arabistan'ın bu ülkeye yönelik saldırıları ve uluslar arası çevrelerin bu saldırılar karşısındaki sessizliğini kınadılar.

 

El-Alem televizyonunun bildirdiğine göre Suudi rejimi öncülüğündeki Yemen karşıtı sözde Arap koalisyonun Yemen'e hava saldırılarını kınamak amacıyla Sana'da kadınlardan kalabalık bir grub BM Teşkilatı temsilcilik binası önünde toplanarak Suudi rejimi ve ortaklarının saldırılarını ve uluslar arası çevrelerin sessiz kalmasını kınadılar.

 

Öte yandan Yemen Ensarullah hareketi liderlerinden Hana el Alevi, 7 aydır Suudi rejimince Yemen'e karşı uygulanan ekonomik ablukaya temasla, Yemen'de vuku bulmakta olan insani faciadan gerçekte bu durum karşısında sessiz kalan uluslar arası kuruluşlar olduklarını söyledi.

 

Bulgaristan 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), Fransız mimarlar ve Bulgar uzmanlar Sofya’nın merkezinde kültür anıtı olan binaların yenilenmesine yönelik ortak çalışmalara başlayacaklar. 

 

Sofya’nın baş mimarı Petır Dikov Bulgaristan Ulusal Radyosu’na verdiği demeçte, yıllarca ihmal edilmiş ve bakımsız durumda olan binaların yenilenmesi ve Sofya’nın bu kısmının güzel bir görünüme kavuşması için belediye, devlet ve mülkiyet sahipleri arasında gelecekteki işbirliği konusunun görüşüleceğini açıkladı.

 

BNR, Bulgaristan’a gelen toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarı 2014 yılının Ocak- Temmuz döneminde 865 milyon 800 bin Avro seviyesinde iken 2015 yılının aynı döneminde 907 milyon 300 bin Avroya ulaşmıştır. Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün “ Bulgaristan için kilit rol oynayan göstergeler” başlıklı araştırmasının sonuçları bunu gösterdi. 2015 yılının ikinci üç ayında ürün ve hizmetler alanlarında dış ticaret dengesi pozitiftir. Ürün ve hizmet ihracatı yüzde 7.2, ithalatı ise yüzde 6.5 oranında arttığı kaydedildi.

 

Fransa 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Le Figaro, Günlerdir beklenen yağış ve fırtına, Alpes-Maritime bölgesini cumartesi günü akşamüstü saatlerinde vurdu.

 

Tüm bir bölge, pazar günü yasa boğulmuş bir halde uyandı. Felakette en az 17 kişi hayatını kaybetti, 4 kişi ise hala kayıp.

 

Bölge Konseyi Başkanı ve milletvekili Eric Ciotti yaşananlarından ardından yaptığı yorumda “Bu, daha önce görülmedik bir şeydi” diye konuştu. İki ayda düşen yağış sadece birkaç saat içinde düştü ve bölgenin birçok kentinde yağışların yüksekliği 2 metreye kadar ulaştı. Otoparklar, dükkânlar, evler, kamp alanları, garajlar su içinde kaldı.

 

Cumhurbaşkanı François Hollande’ın İçişleri Bakanı Bernard Cazeneuve ile birlikte ziyaret ettiği bölgede gerçek bir dram yaşanıyor. Dramatik ölümlere, devrilen ağaçlar ve yıkılan duvarların oluşturduğu dekor eşlik ediyor.

 

Avusturya 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Der Standard, Fransa’nın güneyindeki Alpes-Maritimes bölgesini hafta sonunda etkisi altına alan şiddetli yağış 16 kişi hayatını kaybetmesine neden oldu.

 

Fransa İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada Alpes-Maritimes bölgesindeki Cannes, Biot, Mandelieu ve Antibes kentlerine 3 saat içerisinde düşen şiddetli yağışlarla meydana gelen su baskınları nedeniyle 16 kişinin öldüğü, 6 kişinin de kaybolduğu belirtildi.

 

Olay yerinde incelemelerde bulunan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande “ulusal dayanışma” çağrısı yaptı. Hollande, Fransa’nın güneydoğusunun afet bölgesi ilan edileceğini duyurdu.

 

Azerbaycan 5 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Yeni Müsavat, Genel seçimlerle ilgili adaylığını öne süren isimlerin seçmen imzalarını Merkezi Seçim Komisyonuna sunması için belirlenen süre bazı sürprizlerle tamamlandı.

 

41 No’lu Sumgayıt birinci bölgeden iktidar partisinin adayı Leyla Abdullayeva aniden adaylıktan çekildi. Yeni Müsavat’ın edindiği bilgiye göre, okul müdürü olan Abdullayeva Öğretmenler Enstitüsüne rektör olarak atanacak. Adaylıktan son anda vazgeçen bir başka isim de eski Başbakan Yardımcısı Abbas Abbasov’un oğlu Aydın Abbasov. İddialara göre, Abbas Abbasov oğlunun milletvekilliği adaylığını ve ticaretini korumak için Rusya’daki diaspora kuruluşu AzerRos’tan istifa etse bile, bu jesti iktidar tarafından “görülmedi”.

 

Bir önemli gelişme de Ulaştırma Bakanı Ziya Memmedov’la ilgili. Memmedov’un kardeşi Elton Memmedov seçime katılmadı. Bakanın dünürü, eski Salyan Valisi Aliağa Hüseyinov yeniden aday oldu, ancak kazanacağına kuşku ile yaklaşılıyor. Aliağa Hüseyinov, “Salyan grubu”nun tek adayı olarak görülüyor. Görünen o ki, iktidar bu grubu tamamen bitirmekte kararlı.