ABD 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), BM 70. Genel Kurulunda  konuşan Avrupalı birçok liderin  gündeminin ana maddesini mülteci krizi oluşturdu. Avrupalı liderler, terör, bölgesel karışıklıklar, iç savaş ve  bölgesel çatışmalar nedeniyle  yaşadıkları yerlerden kaçan mültecilerin durumuyla ilgili bir çok ülkenin ihmalkar davrandığı, kriz bu boyutlara varacağını ön görülememesinin de yaşanan dramın boyutlarını arttırdığı konusunda benzer konuşmalar yaptılar. Suriyeli mültecilerin durumuna  acil çözüm bulunması için tüm  ülkelerinin küresel işbirliği yapması gerektiğini savundular.

 

Sayıları on binler, yüz binlerle  ifade edilen mültecilerin artık Avrupa ülkelerinin sınırlarına dayandığı görüşünde birleşen Avrupalı liderler, bu konuda çok geç kalındığını ifade ettiler.

 

Bulgaristan Cumhurbaşkanı Roden Plevneliev,  BM Genel Kuruluna  hitaben yaptığı konuşmada, terör ve ekstremizim ile mücadelenin tek yolunun uluslararası toplumun birlikte hareket edeceği bir oluşum olduğunu söyledi. Plevneliev, uluslararası çabaları idare edebilecek, koordine edebilecek en iyi platformun Birleşmiş Milletler olduğunu söyledi.

 

Hırvatistan Cumhurbaşkanı  Kolinda Grabar Kitaroviç, iç savaş, karışıklıklar ve terör konusunda daha erken davranılması durumunda bazı sonuçların bedel ödenmeden çözülebileceğini söyledi. Kitaraoviç, “Çok sık bir şekilde olanların bedelini ödemek durumunda kalıyoruz. Sorunların kaynaklarına inip çözme durumundayız. Erken evrelerde olaylara müdahale edebilirsek mültecilerin şu andaki durumu gibi krizleri yaşamayız.”

 

İsveç Başbakanı  Stefan Löfvén, 70. BM Genel Kuruluna hitaben yaptığı konuşmada,  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini Suriye’deki iç savaşı durdurması için göreve davet etti. Başbakan Löfvén, “Suriye için kollarınızı sıvayın’’ dedi. Güvenlik Konseyi ve ana güçlerin Suriye konusunda sorumluluk alması gerektiğini savundu. “Bu kan banyosunu artık durdurun’’ dedi. İsveç’in  bütçesinden mülteciler ve siyasi iltica talepleri için ayırdığı tutarın diğer ülkeler kıyaslandığında Avrupa’da en başta yer aldığını hatırlatan İsveç Başbakanı Löfvén, Birleşmiş Milletleri, dünya ülkelerini mülteciler için işbirliğine ve ortak hareket etmeye davet etti.

 

Norveç Başbakanı Ema Solberg, BM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada  mülteci krizinde  çözümün ortak hareket etmek olduğunu savundu.  Solberg, “Suriye’de  yaşanan iç savaşın,  IŞİD gibi radikal terörist  grupları yarattı. Tehlike zamanında görülemedi.  Yeterince önlem alınmadı. Sığınmacıların  yeniden yerleştirileceği yerlerin sayısını arttırmak, mültecilere yasal yolların açılması, siyasi sığınmacıların hakları konusunda iyileştirilmeler  yapma durumundayız. Avrupa Birliği üyesi ülkeler insani bir şekilde mülteciler konusunda ortak hareket etmek ve sorumluluklarını paylaşmak durumundalar.” dedi.

 

Malta Başbakanı Joseph Muscat, Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna  hitaben yaptığı  konuşmada,’’Terör ve  iç savaşlar masum insanların ölümüne neden oldu. Mağdur olan günahsız  mültecilerin durumu konusunda ortak hareket etme zorunluluğumuz var. Uluslararası toplum iş birliği yapmalıdır. Akdeniz  bir mezarlığa dönüştü’’ diye konuştu.

 

VOA, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda liderlere seslenen Ahmet Davutoğlu, mülteci krizine “Aylan bizim çocuğumuzdu. Hepimiz onun ailesiydik. Aylan’ın cesedi kıyıya vurduğunda, hepimizin vicdanı kıyıya vurdu aslında” sözleriyle dikkat çekti.

 

200 bin Iraklı 2 milyon Suriyeli Türkiye’de olduğunu kaydeden başbakan, “mülteciler sadece sayı olarak görülmemeli. Onlar insanlar, savaştan kaçıyorlar ve hayatta kalmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

 

Mevcut dönemdeki en büyük krizin Suriye'de yaşandığını, Türkiye’nin sınır komşusu olarak elinden geleni ortaya koyduğunu ancak uluslararası camiadan beklediği desteği bulamadığını ise şu sözlerle aktardı:

 

“8 milyar dolar para harcadık sadece 417 milyon doları uluslararası camiadan geldi.”

 

Ahmet Davutoğlu’nun genel kurul konuşmasında Suriye ve mülteci krizi sonrasında en geniş yer verdiği başlık Filistin oldu.

 

“Tek sıkıntı çeken halk Suriye halkı değil. Filistin halkı da sıkıntı çekiyor. Filistin, bugün veya yarın bağımsız olacaktır. Doğu Kudüs onların başkenti olacaktır. Filistin bayrağı Doğu Kudüs'te dalgalanacak. Ve biz bu olayı da kutlayacağız. Bütün dinler ve uluslar oraya herhangi bir kısıtlama olmaksızın gidebilecekler.”

 

VOA, Birleşmiş Milletler’de düzenlenen törenle Filistin bayrağı ilk kez göndere çekildi. BM’de gözlemci ülke statüsünde olan Filistin, geçtiğimiz hafta aynı statüde bulunan Vatikan bayrağının göndere çekilmesinin ardından Birleşmiş Milletler’de dalgalanan 195. bayrak oldu.

 

VOA, Amerika Savunma Bakanı Ash Carter, Rusya’nın Suriye’de düzenlediği hava saldırılarındaki bazı hedeflerin IŞİD’e ait olmayabileceğini söyledi.

 

Carter Pentagon’da düzenlediği basın toplantısında, hava saldırılarının düzenlendiği hedeflerin büyük olasılıkla IŞİD’e ait olmadığını bildirdi.

 

Ash Carter, Amerika’nın IŞİD’e karşı koalisyona önderlik etmeye devam edeceğini belirtti, Rusya’nın koalisyon uçaklarının kendi kontrolündeki hava sahasından uzak durması yönündeki uyarılarını dikkate almayı reddetti.

 

Kerry, “Bu tarz saldırılar Rusya’nın asıl amacının IŞİD’e saldırmak mı yoksa Esat rejimini korumak mı olduğu konusunda soru işaretleri yaratıyor” dedi.

 

ABD Savunma Bakanı Carter, Rusya’nın Beşar Esat rejimini desteklemek amacıyla Suriye’de hava saldırıları başlatmasının, dört yıllık iç savaşta “yangına körükle gitmek” olduğunu savundu. Carter, Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığını arttırmasının iç savaşı kızıştırmaktan başka bir işe yaramayacağını belirtti.

 

Amerika’nın Sesi’ne konuşan bir Pentagon kaynağı, Rusya’nın hava saldırılarının Amerikan pilotlarını tehlikeye atmadığını, koalisyon uçaklarının zaten IŞİD hedefleri üzerinde uçtuğunu açıkladı. Kaynak, IŞİD’in Suriye’nin Rakka ve Halep illeriyle, doğudaki Deyrezzur’da yoğunlaştığını, Rusya’nın vurduğu Humus’ta ise daha çok Esat rejimi karşıtlarının bulunduğunu belirtti.

 

Suriyeli muhalifler de, Rus uçaklarının Humus’ta muhalefete ait hedefleri bombaladığını bildiriyor. Amerika’nın Sesi’ne konuşan bir Suriyeli muhalif, saldırılarda en az 32 sivilin öldüğünü ve altı kadarının da muhalefet bağlı savaşçılar olduğunu belirtti.

 

Çin 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi dün Birleşmiş Milletlerin (BM) New York'taki merkezinde düzenlenen BM Güvenlik Konseyi Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katıldı.

 

Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerindeki çatışmaların çözülmesi ve bölgesel terörizm tehdidiyle mücadeleye odaklanan toplantıda Wang Yi Çin'in Suriye sorunundaki tutumunu açıkladı.

 

Wang Yi uluslararası toplumun 5 yıl süren Suriye krizi için insani yardımı güçlendirmesi, üstelik son zamanlarda yaşanan mülteci akını sorununu iyi bir şekilde çözmesi gerektiğine dikkat çekti.

 

Siyasi çözümün Suriye krizinin asıl yolu olduğuna işaret eden Wang, tarafların Suriye krizinin siyasi yoldan çözülmesi isteğinin büyümesi fırsatından faydalanıp 3. Cenevre Konferansı'nın açılmasını hızlandırarak, hoşgörülü siyasi geçiş sürecinin yeniden başlatılmasını ilerletmeleri çağrısında bulundu.

 

CRİ, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi'nin 60. Kuruluş Yıldönümü anma toplantısı bu sabah saat 10:30'ta Xinjiang Halk Sarayı'nda düzenlendi.

 

ÇKP Merkez Komitesi Siyasi Bürosu Üyesi ve Çin Başbakan Yardımcısı Liu Yandong; Çin Ulusal Halk Meclisi Daimi Komitesi, Çin Devlet Konseyi, Çin Halk Siyasi Danışma Konferansı Ulusal Komitesi ve Merkezi Askeri Komisyon adına kutlama mesajını okudu.

 

CRİ, Çin'in Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğu dün düzenledikleri resepsiyonla Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 66. yıldönümünü kutladı.

 

Büyükelçi Yu Hongyang resepsiyonda yaptığı konuşmada geçen Temmuz ayının sonunda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin'e ziyaret yaptığını, önümüzdeki Kasım ayında Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping'in Antalya'da yapılacak G-20 Zirvesi'ne katılacağını ve ziyaret sırasında iki liderin tekrar bir görüşme yapacağını belirtti.

 

İki ülkenin ulaşım, enerji ve finans gibi alanlardaki işbirliğinde çok sayıda başarı elde ettiğine işaret eden Yu Çin'in Bir Kuşak Bir Yol projesi ve Türkiye'nin Kervan Yolu projesini birbiriyle kenetleyerek Çin-Türkiye somut işbirliğine yeni fırsat getirdiğini ileri sürdü.

 

Türkiye Savunma Bakanı Vecdi Gönül yaptığı konuşmada Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 66. yıldönümünü kutladı. İki tarafın siyaset, ekonomi ve kültür gibi alanlarda yoğun iletişimde bulunduğuna işaret ederek uzun tarihe dayalı Çin-Türkiye ilişkilerinin gelecekte yeni düzeye gelişeceğine inandığını ifade etti.

 

Öte yandan Çin'in İstanbul Başkonsolosluğu Milli Bayramı kutlamak için bir resepsiyon düzenledi.

 

CRİ, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi dün BM Merkezi'nde uluslararası terörle mücadele konusunda Çin'in tutumunu anlattı.

 

Wang Yi, terörizmin insanoğlunun ortak düşmanı olduğunu belirterek, Ortadoğu'daki gelişmelerin Terörle mücadelede çifte standart uygulanmaması gerektiğini kanıtladığını ifade etti.

 

Wang Yi, her türlü terör eylemine darbe indirmenin, bölge ülkelerinin ve uluslararası toplumun ortak sorumluluğu ve öncelikli görevi olması gerektiğinin altını çizdi.

 

Wang Yi, Çin'in BM çerçevesi içinde geniş kapsamlı uluslararası terörle mücadele işbirliğini savunduğunu dile getirdi.

 

Wang Yi ayrıca, uluslararası terörle mücadelede internet terörizmine darbe indirilmesi, aşırı şiddet içeren fikirlerin önlenmesi, terörün finansal kanallarının kesilmesi, terörle mücadele istihbarat temaslarının pekiştirilmesi ve Güvenlik Konseyi'nin rolüne ağırlık verilmesi gerektiğini vurguladı.

 

Şinhua ajansının haberine göre, Çin'in güneyindeki Guangşi Cuang Özerk Bölgesi'nde meydana gelen patlamalarda 7 kişinin öldüğü, 51 kişinin yaralandığı bildirildi. Eyaletin Liyuçıng şehrindeki farklı noktalarda 15 patlama meydana geldi.

 

Patlamalarda 7 kişinin öldüğü, 51 kişinin yaralandığı ve birçoğunda farklı derecelerde yanık olduğu kaydedildi.

 

Rusya 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mamedyarov, Bakü'nün Avrasya Ekonomik Birliği'ne (AEB) üyeliğe 'kapalı' olmadığını söyledi. Sputnik'e konuşan Mamedyarov, muhtemel üyelik hakkında, "Asla asla deme" ifadelerini kullandı.

 

BM 70. Genel Kurulu görüşmeleri için gittiği New York'ta Sputnik'in sorularını yanıtlayan Mamedyarov, "Azerbaycan, AEB'ye üyelik ihtimalini dışlamış değil ancak birliğe üye olmanın zor olduğunu biliyoruz" dedi.

 

Azerbaycan'ın Avrasya bloku içinde daha fazla karşılıklı işbirliği inşa etmeye odaklandığını belirten Azeri bakan, 'Ermenistan'ın AEB'deki varlığının son derece ciddi bir engel' olduğunun altını çizdi.

 

Sputnik, Suriyeli bir subay, Rusya'nın Suriye'deki terörist grupların kontrolündeki hedeflere yönelik hava operasyonlarının Suriye ordusuna 'moral verdiğini' söyledi.

 

RİA Novosti haber ajansına konuşan ancak adı belirtilmeyen Suriyeli subay, ''Rus uçaklarının verdiği destek askerlerimizin savaşma isteğini yükseltti. Tanrı izin verirse Suriye'ye yeniden huzur ve barışa kavuşacak'' dedi.

 

Rusya dün Suriye'de ilk kez düzenlediği 20 hava saldırısında IŞİD'in bir dizi komuta merkezinin imha edildiğini duyurmuştu. Rusya'nın hava operasyonlarının Suriye ordusunun karadan yapacağı saldırılarla koordine edilmesi planlanmıştı.

 

Sputnik, Rusya'nın Suriye'deki IŞİD hedeflerine yönelik hava operasyonlarını değerlendiren AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, terörle mücadelede uluslararası çabaları birleştirmenin zamanının geldiğini söyledi.

 

Birleşmiş Milletleri New York'taki genel merkezinde gerçekleşen 'Ortadoğu Dörtlüsü' zirvesinin ardından bir basın toplantısı düzenleyen Mogherini, Avrupa Birliği'nin IŞİD'e karşı askeri bir operasyona girişmemiş olmasına karşın, terörle mücadelede askeri unsurun önemli bir faktör olduğunu belirtti.

 

''Terörle mücadelede uluslararası çabaları birleştirmenin zaman geldi'' diyen Mogherini, ''Bunun gerçekleşebileceğine inanıyorum'' ifadelerini kullandı.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Garcia-Margallo’dan da benzer bir çağrı geldi. BM Genel Kurulu’nda konuşan Garcia-Margallo, IŞİD’le mücadelede uluslararası çabaların arttırılması gerektiğini belirtti.

 

Askeri operasyonların tek başına yeterli olmadığının altını çizerek radikalleşmeyle de mücadele edilmesi gerektiğini söyleyen Garcia-Margallo, IŞİD’e karşı ortak bir cephe kurulması gerektiğini vurguladı.

Sputnik’e konuşan Venezüella’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Rafael Ramirez, ülkesinin Rusya’nın IŞİD’le mücadeleye katılması kararını desteklediğini açıkladı.

 

Rusya parlamentosunun üst kanadı Federasyon Konseyi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’dan gelen askeri yardım talebinin ardından dün Rus askerinin ülke dışında görevlendirilmesine onay vermiş, karardan sadece saatler sonra Rus uçaklarının Suriye’deki IŞİD hedeflerini vurduğu açıklamıştı.

 

Moskova’nın bu hamlesini değerlendiren Venezüella’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Ramirez, “Rusya ve Suriye hükümeti, Suriye’deki korkunç bir fenomen olan terörizmle mücadele etmek için koordinasyon içinde” diye konuştu.

 

“BM Güvenlik Konseyi’nde, Venezüella IŞİD ve diğer gruplarla mücadele edilmesi ve Suriye’nin egemenliği ile toprak bütünlüğünün korunması gerektiğine inanıyor” diyen Ramirez, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un sunduğu IŞİD’le mücadelede ortak hareket edilmesi önerisini değerlendirdiklerini de kaydetti.

 

Sputnik, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rus uçaklarının IŞİD'e ait olmayan hedefleri vurduğuna dair iddiaları yalanladı. Rus bakan, ABD'den iddialarla ilgili kanıt sunmasını istedi.

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile görüşmesinin ardından gazetecilere açıklama yapan Lavrov, "ABD'li partnerlerimizin, Rusya'nın farklı noktaları hedef aldığına ilişkin endişeleri var. Bu tereddütlerini bize aktardılar ve ellerinde kanıtlar bulunduğunu ifade ettiler. Biz de bu kanıtların sunulmasını talep ettik. Vurulan hedeflerin sorumluluğu bize ait. Rusya Savunma Bakanlığı, internet sayfası üzerinden operasyonla ilgili her şeyi açıkça duyurdu" diye konuştu.

Batı basınında çıkan haberlerde, Rusya'nın vurduğu mevzilerde sivillerin yaralandığı iddia edildi.
 

Bu iddialara da yanıt veren Lavrov, "Bu konuyla ilgili bilgi yok. Sadece teröristlere ait mevzilerin yok edilmesi amacıyla belirlenen hedeflerin nokta atışlarla vurulduğunu titizlikle takip ediyoruz" dedi.

 

Lavrov, Rus güçlerinin Suriye'deki operasyonları Suriye ordusu ile iletişim içinde yürüttüğünü ve sadece IŞİD'le bağlantılı mevzilerin hedef alındığını da vurguladı.

Sptnik, Afganistan'da, üç gün önce Taliban'ın kontrolü sağladığı kuzeydeki Kunduz kentinin, düzenlenen operasyon sonucu tekrar güvenlik güçlerinin kontrolüne geçti.

Kunduz Emniyet Müdürü General Muhammed Kasim Cengelbağ, dün 23.00 sularında havadan ve karadan başlatılan operasyonların sonucu sabah saatlerinde Kunduz şehrinin kontrolünü tamamen ellerine aldıklarını söyledi.

 

Sputnik, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın danışmanı Buseyna Şaban, Rusya'nın hava operasyonlarının Suriye'deki durumun istikrara kavuşmasına yardımcı olacağına inandığını söyledi. RT'ye konuşan Şaban, ‘Rusya'nın yardımının Şam hükümetine terörün altını oyması ve barış ile güvenliği yeniden tesis etmesi konusunda yardım sağlamasını umduklarını' vurguladı.
 

Şaban, "Ancak bu sadece IŞİD'e karşı değil. İnsanların neden El Nusra Cephesi'ni unuttuklarını ya da görmezden geldiklerini anlamıyorum, bilmiyorum. BM Güvenlik Konseyi'nin ilgili kararlarıyla hem IŞİD hem de Nusra terör örgütü olarak kabul edildiği halde" ifadelerini kullandı.

 

"Bu iki örgütün yanı sıra Suriye'de onlarca terör örgütü var. Binlerce paralı asker ve terörist de dünyanın dört bir yanından Suriye'ye geliyor" diyen Şaban, Rusya'nın Humus'ta teröristleri değil Batı destekli ‘ılımlı' muhalifleri hedef aldığı yönündeki Batı'dan gelen iddiaları da reddetti.

 

Esad'ın danışmanı, ABD ve uluslararası topluma ‘uyanıp sahada gerçekte neler yaşandığını görmeleri' çağrısında bulundu: "New York'ta oturup görüşlerden kavramlardan konuşmak çok kolay. Ancak Suriye'de gerçek çok farklı. Gerçek, ABD'lilerin ve (ABD Dışişleri Bakanı John) Kerry'nin söylediklerinden çok farklı."

 

İngiltere 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Bugün İngiliz basınında Rusya'nın Suriye'de başlattığı hava operasyonlarına geniş yer veriliyor.

 

Times gazetesi Rusya'nın hava operasyonlarını "Rusya Suriyeli muhaliflere saldırarak Batı'ya meydan okuyor" ifadeleriyle manşete taşıyor.

 

Haberde dün gerçekleşen bombardımanın Putin ile Batı arasındaki güç savaşını ciddileştirdiği belirtiliyor. Gazete, Rusya'nın Suriye'nin kuzeyinde muhaliflerin elindeki mevzileri bombaladığını bildiriyor.

 

Operasyonların, Putin'in öncelikli motivasyonunun Esad rejimini korumak ve bölgedeki varlığını güvenceye almak olduğu yönündeki endişeleri teyit ettiği kaydediliyor.

 

Daily Telegraph'da ise Rusya'nın hava operasyonlarıyla ilgili Avrupa editörü Peter Foster'ın bir analizi yer alıyor. Foster "Putin kumar oynuyor: Vatandaşları cihatçılarla yapılan son savaşı iyi hatırlıyor" başlıklı bir yazı kaleme almış.

 

Putin'in Batı'ya Esad'la birlikte cihat tehlikesine karşı savaşma teklifinde bulunduğunu belirten Foster, bu ikiyüzlü teklifi Batı'nın hiçbir zaman kabul etmeyeceğini öne sürüyor. Teklifin hem Esad rejimini güçlendireceğini kaydeden gazeteci, hem de Sünnilerin Esad karşısında aynı dini paylaştıkları IŞİD'i tercih edeceğini ve bunun da IŞİD'i insan sayısı olarak güçlendireceğini belirtiyor.

 

Rusya'nın tek taraflı müdahalesinin bu yılsonunda ABD ve Avrupa'nın Rusya'ya yönelik yaptırımları yenilemesinde zorluk çıkaracağı ifade ediliyor.

 

Independent gazetesinde bugün Patrick Cockburn'ün Rusya'nın Suriye'de başlattığı hava operasyonlarıyla ilgili bir analiz yer alıyor.

 

"Moskova kaybetmeyi göze alamayacağı bir savaşa girdi" başlıklı yazıda şu ifadeler yer alıyor:

 

"Rusya'nın Suriye'de bombardımana başlaması, oradaki iç savaşı dönüştürüyor. Bu Rusya ve ABD'nin çatışmanın yanında değil ortasında, ana sahnede olacakları anlamına geliyor. Savaşa tamamen dahil olmaları çatışmayı daha erken sonlandırabilir çünkü bu durumda Washington ve Moskova'nın yerle müttefikleri üzerindeki kontrolü artacaktır."

 

"Rusya'nın hükümet güçlerine askeri desteği, Şam'ın muhtemelen askeri olarak kaybetmeyeceğini; IŞİD ve El Kaide klonu grupların ise muhtemelen kazanamayacağını gösteriyor. Bu illa da Devlet Başkanı Beşar Esad'ın kalacağı anlamına gelmiyor. Ama Suriye devleti, özellikle de Suriye ordusu; Irak'ta 2003'te Saddam'ın devrilmesinden sonra devletin çökmesi deneyiminin aksine, var olmaya devam edecek."

"Amerika'nın ilk tepkisi Rusların söyledikleri gibi IŞİD'i bombalamadığı oldu. Henüz bombalanan yerlerin tam listesi yok ancak Ruslar hem IŞİD hem de El Kaide bağlantılı El Nusra'yı bombalamışa benziyor."

 

"ABD öncülüğündeki koalisyon Irak'ta 4.122 IŞİD hedefini, Suriye'de ise 2.362 IŞİD mevzisini vurmuştu. Ancak Bu hava operasyonları örgütün 17 Mayıs'ta Irak'ta Ramadi'yi; 22 Mayıs'ta da Suriye'de Palmyra'yı ele geçirmesi engellememişti."

 

"Rus operasyonları bu büyüklükte olmayacak. Ancak iyi yürütülen kara kuvvetleri ile koordineli hava operasyonları IŞİD'e karşı işe yarayabilir. Tıpkı Kobani ve Haseke'de YPG'nin (Halk Savunma Birlikleri) kanıtladığı gibi."

 

"Ruslar Bağdat'ta geçen hafta kurulan ve Rusya, İran ve Irak tarafından yönetilen istihbarat servisi ile çalışıyorlar. Rusya öncelikle Sünni güçlere (Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, körfez monarkları) Şii güçleri (İran, Irak, Lübnan Hizbullahı) destekliyor."

 

Almanya 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Alman basınının yorum köşelerinde Suriye sorunun çözümü konusunda Rusya lideri Putin'in sergilediği tutum, sığınmacı meselesi ve Almanya'da sendika ile işveren konumundaki yerel yönetimlerin kreş grevlerini önlemeye yönelik girişimleri ağırlıkta.

 

Potsdam merkezli Maerkische Allgemeine yorumunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Suriye politikasını ele alıyor:

 

"Kremlin'in efendisi uluslararası toplumun dünyanın en büyük ülkesini atlayarak bir karar vermemesi konusunda kararlı. İran'la nükleer program çerçevesindeki pazarlıklar Moskova'nın işbirliğiyle gerçekleşebilmişti. Şimdi başka bir krizin çözümü söz konusu. Suriye'de radikal İslamcılar ve Beşar Esad rejimine karşı ölçülü bir cephe oluşturulmasına yönelik Batı'nın başarısızlıkla sonuçlanan denemelerine karşın Rusya'nın muharebe meydanına müdahil olması mantıklı görünüyor. Putin iç savaş nedeniyle dağılan Şam'daki eski yönetimi çimentolamak istiyor. Putin'in çatışmaları önlemeye yönelik konsepti Çeçenistan siyasetini andırıyor. Protesto ve itirazların üzerine daha büyük şiddetle gitmişti."

 

Straubinger Tagblatt sığınmacı sorununa eğilen bir yoruma yer veriyor:

 

"Aslında daha önemli olan, insanların geldikleri ülkelerdeki koşulların iyileştirilmesi. Bu ilk aşamada aynı zamanda Suriye ve Irak'tan kaçan milyonlarca sığınmacının ilk durağı olan örneğin Türkiye veya Ürdün gibi ülkeleri de kapsamalı. BM Mültecilere Yardım Fonu kısa bir sürede buralardaki insanlarla yeterince ilgilenemezse, yüz binlercesi yeniden kuzeye doğru yola koyulacaktır. Yani ivedilikle para akıtılmalı."

 

Westfaelische Nachrichten Almanya gündemini bir süredir meşgul eden kreş grevleriyle ilgili gelişmelere değiniyor. Taraflar arasında uzlaşmanın sağlanması ve grev tehlikesinin bertaraf edilmesi şu sözlerle değerlendiriliyor:

 

"Kreş grevlerinde sorunun aşılması mantığın zaferidir. Yeni bir grevi kimse istemezdi. Birleşmiş Hizmetler Sendikası Ver.di Başkanı Bsierske'nin bir hafta önce işverenlere yönelik yoğun tehdit kulislerine rağmen. Sendikaların sloganı muhtemelen şuydu: Mümkün olduğunca çabuk, imaj kaybına yol açmadan bir uzlaşıya varmak."

 

Kreş grevleriyle ilgili Reutlinger General Anzeiger ise şu görüşleri okurlarıyla paylaşıyor:

 

"Diğer meslek gruplarıyla karşılaştırıldığında sonuç belirgin olarak göze çarpıyor. Her çalışan durumuna göre yüzde 3.3 ile yüzde 3.7 arasında değişen oranlarda zam alacak. Elbette bu miktar en başta talep edilen yüzde 10'luk zamdan az. Ver.di sendikası bu konuda gerçekleşmesi mümkün olmayan beklentilerin oluşmasına yol açtı. Sonuçta, arabulucuların girişimlerini bile hayal kırıklığı nedeniyle geri çeviren ve kendi sendikalarına kafa tutan öfkeli bir taban ortaya çıktı. İkinci kez böylesi bir durumun yaşanması Verdi'ye uzun vadede zarar verecektir. Üyeler bunun farkında. O yüzden arabulucuların daha önce belirlediklerinden çok da farklı olmayan sonucu onaylayacaklardır. Siyasi zarar çok daha büyük olabilir."

 

İran 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Cumhuri İslami gazetesi haftalık siyasi yorum yazısında geçen hafta boyunca dünya genelinde en önemli gelişmeleri okuyucularla paylaşıyor.

 

Mina faciası dolayısıyla Suud rejimi yetkililerinin Hac organizasyonunu yönetme yetkisi Müslüman ülkelerce sogulanması, Suud rejiminin Mina faciasında hayatını kaybedenler ve yaralananlarla ilgili sorumsuz davranması, Suriye ordusunun ülke genelinde IŞİD teröristlerine karşı başarılı operasyonlarını sürdürmesi, Siyonist rejim askerlerinin Mescidi Aksa'ya baskın düzenlemesi gibi haberlere yer verilen yazıda, Afgan din alimi Seyyit Muhammed Hüseyin Musevi'nin Mina faciasıyla ilgili değerlendirmesini konu eden satırlar ön plana çıkarılıyor. Konuya ilişkin kısaca şunları okuyoruz:

 

Afgan din alimi Seyyit Muhammed Hüseyin Musevi, Mina faciasıyla ilgili yaptığı açıklamada, Suud rejiminin Hac işlerini yönetme salahiyeti olmadığına dikkat çekerek, İslam dünyasının Hac işleri organizasyonu meselesini ciddi bir şekilde gündeme almaları gerektiğini belirtti.

 

Mina faciasında yüzlerce Hacının ölümü ve yaralanması, Suud rejiminin Hac işlerini yönetmede kifayetsizliğini gösterdiğine işaret eden Afgan din alimi, Suud rejiminin Hac işleri konusunda ihmalkar davrandığını belirtti.

 

Mina faciası üzerinden bayağı bir zaman geçmesine rağmen Suud rejimi yetkililerinin hala faciada hayatını kaybedenlerin sayısını kamuoyuyla paylaşmaması, Suudların Hac işleri konusunda sorumsuzluğunun bartiz göstergesi olduğunu kaydeden Afgani din alimi, Müslüman ülkelerin Hac işlerinin organizasyonunu kendileri yönetmesi gerektiğini belirtti.

 

Risalet gazetesinde Irak ordusunun Selahaddin eyaletinde IŞİD teröristlerine karşı ilerlemeye devam etmesi, BM insan hakları yüksek komisaryasının Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik işlediği cinayetlerle ilgili soruşturma yapılmasını istemesi gibi haberler göze çarparken, Bahreyn gelişmelerini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:

 

Bahreyn'de despot halife rejiminin halka karşı şiddet politikasını yoğunlaştırmasına rağmen, Bahreyn halkının Halife rejimine karşı protesto gösterileri hız kesmeden devam ediyor. Bu bağlamda Bahreyn halkı bir kez daha başkent Mename'de bir araya gelerek, dikta rejimini protesto etti.

 

Halife rejiminin keyfi tutuklamaları ve işkencelerini şiddetle kınayan kalabalık, uluslararası Camia'dan Halife rejiminin insan hakları ihlallerine karşı girişimde bulunması istedi.

Siyasi tutukluların derhal serbest bırakılması gerektiğini haykıran kalabalık, Halife rejiminin halkın yasal ve demokratik taleplerini yerine getirmesini istedi.

 

Halife rejiminin halkın yasal taleplerine kulak tıkayarak, baskıcı politikalarla halkı sindirmeye çalışmasının, Bahreyn halkını başlattığı şanlı kıyamından vazgeçiremeyeceğini vurgulayan protestocular, ülkede demokratik bir düzen kuruluncaya dek protetso gösterilerini sürdüreceklerini duyrudu.

 

Fars Haber Ajansı internet sitesinde Rayel Yom gazetesi başyazarı Abdülbari Atvan'ın Suriye gelişmeleri üzerine kaleme aldığı yazısını konu eden bir yazı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Rayel Yom gazetesinin başyazarı Abdülbari Atvan, Suriye gelişmeleri üzerine kaleme aldığı yazısında, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi bazı bölge ülkelerinin Suriye hesapları tutmadığına dikkat çekerek, Amerika'nın Suriye krizinin çözümünde Rusya'nın ortaya koyduğu planı karşısında teslim olarak geriye çekildiğini yazdı. Türkiye ve suudi rejiminin  teröristleri eğitip destekleyerek Şam yönetimini yıkmakaya çalıştığını kaydeden Atvan, bugün Türkiye ve Suud rejiminin Suriye'ye yönelik hasmane tutumları için destekçi bulamadıklarını belirtti.

 

Amerika'nın başını çektiği IŞİD ile mücadele koalisyonunun şimdiye kadar IŞİD ile mücadelede ciddi bir tavır sergilemediğini kaydeden Atvan, IŞİD'in ortak bir sorun olduğu ve kökünün kazınması için uluslararası toplumun ciddi adım atması gerektiğini belirtti.

 

Bulgaristan 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), Bulgaristan Hava Kuvvetleri Vakfı Başkanı General Spas Spasov ülkemizin hava sahası güvenliğinin Bulgar savaş uçakları tarafından sağlanmasına çağırdı. General Spasov’a göre Savunma Bakanlığı’nın önerdiği gibi Bulgaristan’ın hava sahası güvenliğinin yabancı uçaklar tarafından sağlanmaıs yerine yeni bir uçağın alınması gerekiyor.

Bulgaristan havacılık alanında eski bir tarihe sahiptir. General Spasov “Ortaklarımızla beraber potansiyelimizi artırmalıyız diye düşünüyorum, ancak herseyden önce şuan elimizde mevcut olan MiG-29 ve MiG21 uçaklarını yeni bir uçak ile değiştirerek bu potansiyeli kendi olanaklarımızla artırmalıyız” dedi.

 

BNR, Bulgaristan Dışişleri Bakanı Daniel Mitov, Rusya’nın Suriye’de düzenlediği hava operasyonuna ilişkin yaptığı açıklamada Rusya’nın bu sorunu bağımsız bir şekilde çözmesi için gerekli kapasite ve imkanlara sahip olmadığını belirtti. Sorun diğer ülkelerle koordinasyon içerisinde yürütülen çabalarla çözülebilir.

 

Beşar Esad’ın iktidarda kalması gibi ön koşullar dayatılamaz. Mitov’a göre Güvenlik Konseyi’nin, geopolitik çıkarları doğrultusunda veto hakkını kullanan ve yalnızca sorunun çözümünü geciktiren bazı ülkeler tarafından felç edildiği müddetçe sorunun çözümü zordur.

 

BNR, Halk Meclisi Savunma Komisyonu Başkanı General Miho Mihov Nova televizyon kanalına verdiği demeçte, Bulgaristan’ın kendi havacılığından vazgeçmemesi gerektiğini söyledi. 

 

General Mihov, Savunma Bakanlığı teklifinin kabul edilmesi durumunda Bulgaristan hava sahasının yalnızca Bulgar ordusu tarafından değil müttefik güçler tarafından da korunacağını ifade etti. Generale göre bu Bulgaristan topraklarında müttefik ve yabancı güçlerinin geçiş ve konuşandırılması ile ilgili yasa ile çatışıyor. 

 

Miho Mihov kanun değişikliklerinin yürürlüğe girmesi durumunda hava sahamızın Türk savaş uçakları tarafından korunmasınınbüyük olasılığı olduğunu ekledi. 

 

General Mihov, Polonya’nın onarım lisansı olmadığı ve uçuş güvenliğinin sağlanması gerekliliğinden dolayı Bulgar MiG uçaklarının Polonya tarafından değil Rusya tarafından onarılması gerektiğini savundu.

 

İspanya 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

El Pais, Rusya ilk kez ABD liderliğinde hareket eden ittifak ülkelerine katılarak Suriye’ye bir hava operasyonu düzenledi. Suriye’deki isyancı noktalarına düzenlenen bu saldırılar Suriyeli askerlerin koordinatörlüğünde gerçekleşti.

 

Rusya 2011 yılından bu yana Suriye’deki isyancıları bastırmak isteyen Beşar Esed’i destekliyor. İlk başta farklı gruplardan oluşan isyancı kuvvetlerinin kontrolü ise şu anda cihatçıların eline geçmiş durumda. Putin bu durumdan faydalanarak DAİŞ’e karşı savaşıyor ve Ortadoğu’daki çıkarlarını korumayı hedefliyor.

 

Öte yandan, ABD de Afganistan’daki Taliban ilerleyişini durdurmak için harekete geçti. Washington, Kunduz’u ele geçiren militanların ilerleyişinin Afganistan’ın tamamına yayılmasını durdurmak için tüm imkânları kullanmaya kararlı.

 

La Vanguardia, Katalunya dün güne şiddetli yağmur ve kuvvetli rüzgârla başladı.

 

Sabahın erken saatlerinde başlayan yağış nedeniyle birçok evin çatısı zarar gördü. Ayrıca kıyıda bulunan yerleşimler, oluşan yüksek dalgalar nedeniyle büyük bir tehlike atlattı.

 

İtalya 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Corriere Della Sera, Bir greyder, iki yüz polis, iki kamyon: sığınmacıların kampı boşaltıldı.

 

100 gündür Fransa sınırında bulunan Ventimiglia’daki kayalıklarda yaşayan sığınmacılar polis aracılığıyla uzaklaştırıldı. Sabah 6.40’ta greyderle yapılan operasyonla haziran ayında patlak veren göçmen meselesi kapanmış oldu. Sınırı geçmek isteyen sığınmacıların kayalıklarda yaşamaya başlaması kısa süre içinde Avrupa’nın göçmen trajedisi karşısında gösterdiği yetersizliğin sembolü olmuştu.

 

Sığınmacılar Ventimiglia-Sanremo Piskoposu Antonio Suetta’nın gelmesini istediler. Alkışlarla karşılanan piskopos iki taraf arasında arabuluculuk yaptı. Piskoposun sığınmacılara yemek sağlanması için geçtiğimiz günlerde 2000 euro bağışlaması hangi tarafta olduğunun net cevabı.

 

Fransa 1 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Le Figaro, Maliye Bakanı Michel Sapin 2016 için mali tasarısını sundu. Bakan’a göre bu bütçe borç açığının azaltılması, öncelikli harcamaların finansmanı, harcamaların karşılanması ve vergilerin düşürülmesi konularında “verilen tüm sözlerle uyan” bir bütçe. Özetle, François Hollande’ın Bakanlar Kurulu sırasında dile getirdiği unsurlarla “uyum içinde” ve kamu ekonomisinin krizle geçen yıllarının zararlarını içine çeken bir bütçe.

 

Ancak Sayıştay’a bağlı olarak çalışan Kamu Finansmanı Yüksek Kurulu, her yıl olduğu gibi bu yıl da ekonomik öngörülerin tutarlılığıyla ilgili raporunu yayımladı ve bu sefer hükümeti ciddi bir şekilde uyardı: Bütçe senaryoları öngörüldüğü gibi olmayabilir. Bu yüzden 2016 bütçesiyle ilgili yapılan öngörülen birçok riski de içinde barındırıyor. Bunun en önemli nedeni ise Çin ve gelişmekte olan ülkelerden gelen kötü ekonomik haberler.