ABD 29 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), Birleşmiş Milletler 70. Genel Kurulu için New York’ta bulunan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Esat’ın gidişini sağlayacak kontrollü ve yönetilebilir bir geçiş sürecine yönelik bir plana Türkiye’nin onay vermesinin mümkün olacağını söyledi.

 

Ahmet Davutoğlu basın toplantısında Esat güçleriyle DEAŞ arasında işbirliği olduğunu, daha üç yıl öncesine kadar DEAŞ diye bir örgütün olmadığını, örgütün Esat’ın hava saldırıları sonrasında ortaya çıktığını söyledi.

 

Başkan Barack Obama’nın iç güvenlik ve terörle mücadeleden sorumlu danışmanı Lisa Monaco, New York’taki BM Genel Kurulu toplantılarının dışında Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’yla bir araya gelerek Amerika ve Türkiye arasında terörle işbirliğini görüştü.

 

VOA, Küresel Terörle Mücadele Formu (GCTF) toplantısı Dışişleri Bakanı John Kerry ve Türkiye Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu'nun eş başkanlığında dün New York’ta yapıldı. Toplantıya 29 üye ülkenin dışişleri bakanları ile Avrupa Birliği temsilcisi katıldı. Toplantının ardından Dışişleri Bakanı John Kerry ile Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu ortak bir açıklama yaptı.

 

Kerry, Suriye’nin yanı sıra dünyanın birçok yerinden özellikle de Ortadoğu’da artan şiddet yüzünden insanların acı çektiğini, artan şiddet olaylarıyla mücadelenin devletlere büyük bir yük getirdiğini, IŞİD’in yanı sıra El Kaide, El Shabab, Boko Haram, Lazkar-ı Tayyiba ve benzer terör örgütlerinin başta IŞİD olmak üzere şiddeti körükleyen terör örgütlerinden bazıları olduğunu belirterek ‘’Bu örgütler bir şey inşa etmiyorlar, önlerine geleni yakıp yıkıyorlar’’ dedi.

 

ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, mültecilerin öncelikle mülteci olmalarının önüne geçilmesi gerektiğini belirtti.

 

Dışişleri Bakanı Kerry ile birlikte açıklama yapan Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, terörün hem büyüdüğünü hem de tüm çabalara rağmen sınırları tehdit eder hale geldiğini belirterek terörizmle mücadele etmek için kurulan bu forumun amacının yükselen terör tehdidine karşı önemli ve kalıcı çözümler bulup bu konuda ortak hareket edilmesini sağlamak olduğunu söyledi.

 

VOA, Başkan Barack Obama, New York'ta Birleşmiş Milletler'in 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri zirvesinin son gününde genel kurula hitaben bir konuşma yaptı. Obama, BM’nin 2030 hedefleri iddialı olsa da ülkelerin bir araya gelmesiyle bu hedeflere ulaşılabileceğini söyledi.

 

Açlık, hastalık, çocuk ölümleri, yoksulluk ve gelir eşitsizliğine dikkat çeken ABD Başkanı, dünyada 800 milyon kadın, erkek ve çocuğun günde 1,25 dolarla geçinmek zorunda olduğunun altını çizdi. Obama, BM’nin 15 yıl sürecek kalkınma hedeflerine ulaşılması için birlikte çalışmanın önemini vurguladı.

 

BM’nin 2030 hedeflerinin ele alındığı zirvenin son gününde konuşan bir çok ülkenin lideri belirlenen hedefler doğrultusunda görüşlerini dile getirdi.

 

Türkiye adına kürsüye çıkan Başbakan Ahmet Davutoğlu da ‘’BM Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi'nde’’ genel kurula hitaben bir konuşma yaptı. Davutoğlu, ’Yıllardır sürdürülebilir kalkınmanın barış ve güvenlik olmadan olmayacağının bilincindeyiz' dedi.  Davutoğlu, ‘’Sürdürülebilir kalkınma olmaksızın barış ve güvenliği elde edemeyeceğimizi biliyoruz‘’ diye konuştu.

 

The Wall Street Journal (WSJ), ABD Başkanı Barack Obama ve Rus mevkidaşı Vladimir Putin, Pazartesi günü Suriyede’ki sorunun nasıl çözüleceğiyle ve Orta Doğu’daki krizi daha da belirsizleştiren dünyanın liderlerinin kalanı önünde bir hesaplaşmayla ilgili bir araya geldi.

 

Fox News, Obama ile Putin'in görüşmesini Moskova'nın etkisinin genişlediğinin göstergesi olarak sunarken, CNN'de de Putin'in Obama'yı geri 'dünya sahnesinde' geri plana ittiği yorumunda bulunuldu.

 

Time dergisinde de görüşmenin sonuçlarına dair, 'Putin Obama'yı Suriye politikasını değiştirmeye ikna ederse, bu Putin'in son 15 yıldaki en büyük diplomatik zaferi olur' denildi.

 

Çin 29 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Tibet Özerk Bölgesi Başkanı Losang Jamcan bugün yaptığı açıklamada, Tibet'in "Bir Kuşak-Bir Yol" projesi kapsamına bir an önce katılarak bölgedeki turizmin güçlendirileceğini açıkladı.

 

CRİ, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, ABD ziyaretini ve BM'nin kuruluşunun 70. yılı nedeniyle katıldığı bir dizi programı tamamlayarak Çin'e dönüyor. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Cumhurbaşkanı Xi'nin ziyaretini değerlendirdi.

 

Wang Yi, faşizme karşı küresel zaferin ve BM'nin 70. kuruluş yıldönümünün kutlandığı bir dönemde bu ziyaretin gerçekleşmesinin tarihi önem taşıdığını kaydetti.

 

Wang Yi, Xi'nin ziyaretinin dünya genelinde yeni tip büyük devletlerarası ilişki inşasını öncülük ettiğine işaret ederek, Çin-ABD işbirliğinin çifte kazanca dayalı parlak bir geleceğe sahip olduğunu söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Xi Jinping, BM temasları çerçevesinde Çin'in yeni tip uluslararası ilişki sistemi konusundaki tutumu hakkında etrafınca bilgi verme imkanı buldu. Xi, eşitlik, çifte kazanç ve hoşgörü ilkeleri temelinde bir ortak kader topluluğu tesis edilmesi düşüncesini ileri sürdü.

 

CRİ, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping New York'taki BM Genel Merkezi'nde dün BM Barış Koruma Liderler Zirvesi'ne katıldı.

 

Xi Jinping zirvede yaptığı konuşmada, barışın insanlığın ortak arzusu ve yüce hedefi olduğunu, barışı koruma operasyonlarının çatışma bölgelerine güven sağladığını ve yerel halka umut verdiğini belirtti.

 

Çin'in BM'in yeni barış koruma mekanizması'na katılacağını ifade eden Xi, 8 bin askerden oluşacak barış gücü oluşturmayı kararlaştırdıklarını açıkladı. Xi Jinping, Çin'in barış koruma operasyonlarına daha çok mühendislik, taşımacılık, tıp ve sağlık personeli göndereceğini, gelecek beş yılda çeşitli ülkeler için 2 bin barış koruma personeline eğitim vereceğini, mayın temizleme çalışmalarına yardım amaçlı 10 proje başlatacağını ifade etti.

 

Xi Jinping ayrıca, Afrika Birliği'ne toplam 100 milyon ABD Doları tutarında karşılıksız askeri yardım sağlayacaklarını, BM'nin Afrika'daki barış koruma operasyonu kapsamında helikopter birliği konuşlandıracaklarını belirtti.

 

CRİ, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, dün New York'ta Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras'la bir araya geldi.

 

Xi Jinping, görüşmede yaptığı konuşmada, Yunanistan’ın Çin'in iyi dostu ve ortağı olduğuna işaret ederek, iki ülke arasında diplomatik ilişkinin kurulmasından bu yana geçen 43 yıl içinde Çin ve Yunanistan arasındaki ilişkinin iyi yönde geliştiğini ve her alanda somut işbirliğinde gittikçe yeni ilerlemeler kaydedildiğini ifade etti.

 

Avrupa'da yaşanan mülteci krizine değinen Xi Jinping, sorunun dengesiz gelişme ve bölgesel istikrarsızlıktan kaynaklandığını vurguladı. Xi Jinping, mültecilere insani yardım sağlamanın dışında yoksulluk ve toplumsal istikrar gibi sorunların çözülmesi, özellikle mültecilerin kaynak ülkelerindeki çatışmaların yok edilmesi gerektiğini açıkladı.

 

Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras, Çin'le geleneksel dostluk ilişkisine çok önem verdiklerini dile getirerek, ikili ekonomik ve ticari seviyeyi artırmak, başta tarım, gemi taşımacılığı, finans, yatırım ve denizcilik olmak üzere çeşitli alanlarda işbirliğini genişletmek istediklerini söyledi.

 

CRİ, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, New York'taki ikili görüşmeleri kapsamında dün İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yle bir araya geldi.

 

Xi görüşmede yaptığı konuşmada, Çin'in İran'la ortak çaba gösterip ikili ilişkileri yeni düzeye taşımaya hazır olduğunu söyledi.

 

CRİ, Çin'in İzmir Başkonsolosluğu dün resmen açıldı. Konsolosluğun açılış törenine Çin'in Ankara Büyükelçisi Yu Hongyang, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın danışmanı Binali Yıldırım ve İzmir Valisi Mustafa Toprak dahil Çin ve Türkiye'den 300'den fazla temsilci katıldı.

 

Rusya 29 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, ülkeler üstü bir dünya para birimi oluşturulmasını önerdi.

 

BM Genel Kurulu'nun 70. Dönem toplantılarındaki konuşmasında küresel krizle mücadeleye dünya rezerv para birimleriyle başlamak gerektiğini ifade eden Nazarbayev, rezerv para birimlerinin demokrasi, rekabet ve uluslararası kontrol kriterlerine uygun olmadığını savundu.

 

Sputnik, Parlamento açılışında, 1 ay önce yaptığı ulusa sesleniş konuşmasının aynısını okuyan ve durumu fark etmeyen Zimbabve Devlet Başkanı Mugabe, BM Genel Kurulu’ndaki hitabında da metne uymadı ve eşcinsel olmadıklarını haykırdı.

 

BM kürsüsünü eşcinsellik karşıtlığını bir kez daha göstermek için kullanan ve eşcinsel haklarının ‘dayatılmasına’ karşı çıkan 91 yaşındaki Zimbabve lideri Robert Mugabe, “Biz eşcinsel değiliz!” diye bağırdı.

 

Batı’yı çifte standart uygulamakla ve kendi ülkesinin değerlerine zıt olan ‘yeni haklar oluşturmakla’ suçlayan Mugabe, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin devletlere diğerleri hakkında karar alma yetkisi vermediğini söyledi.

 

Sputnik, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğan Holding Başkanı Aydın Doğan'ı, muhtarlarla buluşmasında da eleştirdi: "Söylediklerimi inkâr ediyor. Bu inkâr ettikçe bu ülkeyi, bu devleti nasıl soyup soğana çevirmeye çalıştığı piyasaya dökülmeye başladı." Erdoğan, "yerli ve milli vekil" sözlerine de yönelik eleştirilere yanıt verdi.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 Eylül akşamı Kanal 7 televizyonundaki röportajında yıllar önce İstanbul Conrad Oteli'nde Aydın Doğan'la yaptığı görüşmede Doğan'ın Turgut Özal ve Süleyman Demirel ile Tansu Çiller'i kastederek, "Öyle dönemler oldu ki, biz hükümet getirdik, hükümet götürdük" dediğini, kendisinin ise "Kusura bakma. Ben doğma büyüme Kasımpaşalıyım. Hak bildiğimiz şeyden taviz vermeyiz" cevabını verdiğini söylemişti.
 

Doğan Holding Onursal Başkanı Aydın Doğan da Erdoğan'a açık bir mektupla cevap vermiş, "Sayın Cumhurbaşkanı, ben de doğup büyüdüğüm Anadolu yaylasının yiğit delikanlılarının yetiştiği Kelkit'ten geliyorum. Conrad Oteli'ndeki görüşmede size de böyle bir şey söylemedim, bu manaya gelecek bir söz sarf etmedim" demişti.

 

Sputnik, Avustralya'nın Queensland eyaletindeki bir plajda, 137 metre genişliğinde, 9 metre derinliğinde bir çukur açıldı. Dev çukur paniğe yol açarken, 1 karavan, 1 araba ve 1 kamyoneti içine çekti.

 

Olayda şans eseri ölen veya yaralanan olmadı. Olay sonrasında, kamp alanı olarak kullanılan bölgedeki 140 kişi tahliye edildi.

 

Sputnik, BM 70. Genel Kurulu kapsamında New York’ta görüşen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Japonya Başbakanı Şinzo Abe, iki ülke arasında imzalanması hedeflenen barış anlaşması için müzakereleri ilerletme kararını aldı.

 

Japonya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Yasuhisa Kawamura, iki ülke arasında Kuril Adaları’ndan kaynaklanan toprak sorununun karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüme kavuşturulması ve müzakerelerin sürdürülmesi konusunda anlaşmaya vardığını açıkladı. Karar çerçevesinde, iki ülkenin dışişleri bakan yardımcılarının 8 Ekim’de müzakere masasına oturacağı da belirtildi.

 

Kawamura, Suriye’deki krizi de ele alan Rusya ve Japonya liderlerinin meseleye ‘aynı açıdan’ baktıklarını, ancak bunun konuya ilişkin görüş birliği sağlamadıklarını vurguladı.
 

Sputnik, Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi ve BM Güvenlik Konseyi (BMGK) Dönem Başkanı Vitaliy Çurkin, Ortadoğu'daki çatışmaların çözümüne ilişkin yapacağı açıklamanın taslağının ABD tarafından veto edildiğini açıkladı.

 

Çurkin, açıklama taslağının Rusya tarafından önerildiğini belirterek "ABD taslağı veto etti. ABD'liler, Rusya'nın taslağı üzerinde çalışma yapmayacaklarını söyledi" dedi.

 

Taslağın yarın yapılacak bakanlar oturumunda görüşülmesi bekleniyordu.

 

Sputnik, ABD'de 2016'da düzenlenecek seçimlerde Cumhuriyetçi Parti'den başkan aday adayı olan Donald Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in kendisinden daha hoş biri olduğunu söyledi.

 

Seçim kampanyası sırasında konuşma yapan Trump, CBS kanalında yayınlanan ‘60 Minutes' isimli programa atıfta bulunarak, "Dün akşam, programda Putin ve benimle yaptıkları röportaj vardı. Bence Putin'le röportaj yapan Charlie Rose harika bir iş çıkardı, onun röportajı daha yumuşaktı. Scott Pelley'e verdiğim röportaj ise sert ama adildi" diye konuştu.

 

Milyarder işadamı, "Neden Putin'e kıyasla benimle daha sert röportaj yaptılar? Zira Putin benden daha hoş biri" ifadesini kullandı.

 

Sputnik, Rusya lideri Putin ile ABD Başkanı Obama, BM Genel Kurulu çerçevesinde özel olarak görüştü. Putin, Kiev'i destekleyen ABD'nin ilişkilerin kötüleşmesinin sorumlusu olduğunu söyledi. IŞİD'e hava operasyonu seçeneğini değerlendirdiklerini belirten Putin, 'Suriye vatandaşı olmayanların, ülkenin liderliğine karar veremeyeceğini' hatırlattı.

 

Daha önce yapılan açıklamaya göre 55 dakika sürmesi gerekirken, tam 1 saat 40 dakika süren görüşme sonrası kameraların karşısına geçen Putin, BM Genel Kurulu’nda dinleme fırsatı bulduğu konuşmaların ‘oldukça yapıcı, pratik ve şaşırtıcı şekilde açık sözlü’ olduğunu ve bu tür etkinliklerin küresel ekonomiye fayda sağladığını söyledi.

 

Putin, Moskova- Washington ilişkilerinin oldukça düşük bir seviyede ilerlediğini kabul etti. Ancak ilişkilerin zarar görmesinin nedeninin Rusya olmadığını söyleyen Putin, ‘ABD’li partnerlerin duruşunun’ buna yol açtığını ve bunun ABD'nin tercihi olduğunu vurguladı. Obama ile de pek çok noktada uzlaştıklarını ama arada farklılıklar da bulunduğunu, bu farklılıklarının neler olduğunu da herkesin bildiğini belirten Putin, her şeye rağmen ilişkileri düzeltmeye de hazır olduklarını ifade etti. Dışişleri bakanlıkları arasında iyi iş bağlantısının kurulduğunu da sözlerine ekleyen Putin, "En azından ikili temelde çalışmalarımızı güçlendirme ihtiyacı olduğunu hepimiz anlıyoruz" dedi.

 

Putin, Rusya ordusunun Suriye’de IŞİD’e hava operasyonuna hazırlanıp hazırlanmadığı sorusuna, “Her şey muhtemel. Ama bir şeyler yapacak olursak, tamamen uluslararası hukuk normlarına göre hareket edeceğiz” yanıtını verdi.

 

Obama ile de bunu konuştuğunu belirten Putin, “Avustralya, Fransa ve ABD’nin Irak’ta düzenlediği hava saldırıları uluslararası hukuka uygun, çünkü Irak hükümetinden bu yönde bir talep almışlardı. Ama Suriye’deki saldırılar gayrı meşru” ifadelerini kullandı.

 

Sputnik, Başbakan Davutoğlu ve Rusya Devlet Başkanı Putin, BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un BM 70. Genel Kurulu için New York'ta bulunan liderler onuruna verdiği yemekte görüştü.

 

Kremlin'den yapılan açıklamaya göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Başbakan Ahmet Davutoğlu arasında kısa bir görüşme gerçekleşti. Putin ve Davutoğlu'nun Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’daki durum ve bölgesel güvenlik meselelerini ele aldığı kaydedildi.

 

Sputnik, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2018 yılında yapılması beklenen devlet başkanlığı seçimlerinde yeniden aday olma konusunda görüşlerini açıkladı. Rus lider, ülkesinin diktatöre ihtiyacı olmadığını söyledi.

 

Putin, anayasa kapsamında göreve devam etme hakkına sahip olduğunu belirterek, "Bu hakkımı kullanıp kullanmama konusunda emin değilim. Kararım, Rusya ve dünyadaki durum ile o zamanki ruh halime göre netleşecek" dedi.

 

Sputnik, Afgan güçleri, Taliban'ın kontrolüne geçen Kunduz'u geri almak için operasyonlara başlarken, ABD Kunduz'daki Taliban hedeflerine hava saldırısı düzenledi.
 

Kunduz Emniyet Müdürlüğü sözcüsü Said Server Hüseyni, güvenlik güçlerinin sabah saatlerinde Kunduz'u geri almak için karadan ve havadan operasyonlara başladıklarını, hapishane ve emniyet müdürlüğü binalarını kontrol altına aldıklarını söyledi.

 

Hüseyni, başkent Kabil ve Belh'ten kendilerine destek gücü gönderildiğini, Kunduz'da şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi. Diğer yandan Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahit ise Kunduz kent merkezine ilaveten Çardere ilçesinin kontrollerine geçtiğini iddia etti.

 

Sputnik, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e, Kırım'ın Rusya'ya bağlanması dolayısıyla teşekkür edildi.

 

Putin, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmeden görüşmenin ardından basın toplantısının yapılacağı bölüme doğru ilerlerken, kalabalığın içinden "Kırım için size teşekkür ederim" sesi yükseldi. Rus lider, kadına "Desteğiniz için teşekkür ederim" diyerek karşılık verdi.

Sputnik, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, Rusya’nın Suriye hükümetinin düşmesine izin veremeyeceğini, aksi takdirde alternatifin IŞİD hilafeti olacağını söyledi. ABD ve IŞİD karşıtı koalisyonun geçmişin hatalarından ders alması gerektiğini belirten Lavrov, Suriye’deki tek taraflı eylemlerin BM’nin otoritesini sarstığını savundu.

 

Sputnik, Kırım Müftüsü Ablayev, tamamını Türkiye'nin finanse edeceği ülkenin en büyük camisinin başkent Simferopol'de inşa edileceğini söyledi.

 

Kırım Müftüsü Emirali Ablayev, referandumla Rusya'ya bağlanmadan 10 yıl önce hayata geçirmeye çalıştıkları cami projesine Rusya'nın onay verdiğini açıkladı. Başkent Simferopol'de, Türkiye'nin desteğiyle, içinde aynı anda beş bin Müslümanın ibadet edebileceği bir cami inşa edileceğini belirten Ablayev, cami inşaatına kısa bir süre içerisinde başlanacağını söyledi. Ablayev, "Kırım'ın en büyük camisi olacak bu projenin hayata geçirilmesi için her türlü desteği veren Türkiye'nin Diyanet İşleri Başkanlığı oldu. Caminin tüm finansmanını Türkiye karşılayacak" dedi.

 

Sputnik, İtalya Başbakanı Matteo Renzi, "Suriye'deki kıyımı bitirmek isteyen Batılı liderler, Rusya'nın başrolde olmasını kabul etmeli" dedi.

 

Bloomberg'e konuşan Renzi, "Rusya, büyük bir geçmişe ve büyük bir geleceğe sahip olan büyük bir ülke. Rusya'sız bir gelecek planlamak büyük bir hata. Sığınmacı krizi hariç, tüm sorunların çözümü için Rusya kilit öneme sahip. Özellikle Suriye'de Rusya'nın tamamen önemli bir rolü bulunuyor" ifadelerini kullandı.

 

Sputnik, İspanya’daki Katalonya Özerk Yönetimi’nde pazar günü yapılan seçimde bağımsızlık yanlısı partilerin zaferle ayrılmasının ardından, tüm dünyayı bu sonucu tanımaya çağıran Katalonya lideri Mas, ifade vermek üzere mahkemeye çağrıldı.

 

Katalonya Özerk Yönetimi Başkanı Artur Mas'ın, İspanyol meclisinin karşı çıkmasına ve anayasa mahkemesinin iptal kararına rağmen 9 Kasım 2014'te gerçekleştirdiği bağımsızlık referandumu dava konusu oldu. Katalonya Yüksek Mahkemesi, Mas, Mas'ın eski yardımcısı Joano Ortega ve özerk hükümetin eğitimden sorumlu üyesi Irene Rigau'yu 15 Ekim'de ifade vermeye çağırdı.

 

Sputnik, İsrail ordusunun Suriye'ye ikinci kez hava operasyonu düzenlemesini Sputnik'e değerlendiren Suriyeli General Muhammed Abbas, İsrail'in Suriye ordusu her başarı kazandığında bu tarz hamlelere başvurduğunu söyledi.

 

Hava operasyonunun zamanlamasının Rusya'nın Suriye'ye askeri yardımlarını artırdığı bir döneme denk gelmesine özel vurgu yapan Abbas, "İsrail, Rusya hükümetinin Suriye ordusuna terörle mücadelede yardım etme konusundaki ciddiyetinin bu kez farkına vardı.  Bu nedenle ikinci kez böyle bir provokasyon gerçekleştiriliyor" dedi.

 

Sputnik, Rusya, hava sahasını Rus uçaklarına kapatan Ukrayna'ya 'kısasa kısas' uyguluyor. Moskova, 25 Ekim'den itibaren Ukrayna havayolu şirketlerine Rus hava sahasını kapatma kararı aldı.

 

Rusya Ulaştırma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Başbakan Dmitriy Medvedev'in direktifi doğrultusunda, Ukrayna uçaklarının Rusya'ya düzenlediği seferler 25 Ekim'den itibaren yasaklanacak.

 

Ukrayna, 28 Eylül'de aldığı kararla 25 Ekim'den itibaren Rus havayolu şirketlerine ait uçaklara hava sahasını kapatma kararı almıştı.

 

Kommersant gazetesi Putin'in BM'de yaptığı konuşmayı manşetten verdi. 'Kalkan ve konuşma: Putin kimi korudu, kime saldırdı?' başlığıyla çıkan gazetede, Putin'in isim vermeden ABD'yi eleştirdiği ve Washington'ı Suriye'deki krizin sorumlusu olmakla itham ettiği belirtildi.

 

Vedomosti gazetesi de Putin'in konuşmasından öne çıkan mesajları derlediği haberinde 'Putin Batı'ya terörle birlikte mücadele etmeyi önermiş oldu' ifadelerine yer verildi.

 

İngiltere 29 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

İngiliz basınında bugün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda ABD Devlet Başkanı Barack Obama ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in bir araya gelmesine geniş yer veriliyor.

 

Independent görüşmeyi manşete taşıyarak, "Soğuk Barış" manşetiyle çıkıyor.

 

Gazetede Mary Dejevsky'nin kaleme aldığı analizde, Putin ile Obama'nın konuşmaları değerlendiriliyor. Obama'nın IŞİD'e karşı herkesle, özellikle Rusya ve İran ile işbirliği yapabileceği sözleri hatırlatılıyor.

 

Ancak Obama'nın Esad'ı kınayan ve Suriye'deki çatışmanın nasıl çıktığını hatırlatan sözleri vurgulanıyor, bu durumun da uzlaşmak için ortak zemin bırakmadığı belirtiliyor.

 

Gazeteci tarafların Suriye konusunda anlaşması için çok düşük bir ihtimal olduğunu, Ukrayna konusundaysa ise hiçbir şekilde uzlaşılacak bir nokta bulunamayacağını yazıyor.

 

Dejevsky, Ukrayna'da devam eden zorlukların başka yerlerde işbirliğini engelleyen bir atmosfer yarattığını belirtiyor.

 

Times gazetesi'nde yer alan analizde Suriye'deki geçiş süreci değerlendiriliyor. Bu süreçte en önemli sorunun "Hangi sürece geçileceği" olduğu belirtilen yazıda şu ifadelere yer veriliyor:

 

"Suriye'deki iç savaş 4-5 cepheli; ulusal, bölgesel ve jeopolitik çıkarların çatıştığı, karmaşık bir çatışma haline dönüştü."

 

"Ilımlı muhalifler Devlet Başkanı Beşar Esad'ı ilk düşmanları olarak görüyor ve devrilmesini istiyor. Muhalifler Alevi azınlıktan başka bir devlet başkanı istemiyorlar."

 

"El Nusra ve diğer İslamcı örgütler İslami bir Suriye devleti kurmak istiyorlar."

 

"IŞİD daha da ileri giderek halifeliğini ilan etti."

 

"Suudi Arabistan ve İran, Orta Doğu'da bir başka İran rejiminin yönettiği ülke istemiyorlar."

 

"Bu amacı paylaşan Türkiye, sınırlarında Kürtlerin kendi kaderlerini tayin etmesine engel olmakla meşgul."

 

"Rusya kendi etkisi artırma derdinde. Şu anda bunu Esad üzerinden yapıyor."

 

"İran ise Esad'ı desteklemek için kan döktü, bir servet harcadı."

 

"Suriye artık sahadaki bir ulus değil ve tekrar olabilmesi zor gözüküyor. Parçalanmaya bakıldığında Esad'ın yerine geçip başarılı olabilecek bir aday gözükmüyor."

 

Financial Times'da Putin ve Obama'nın Suriye stratejisinde anlaşamadığı başlığa taşınıyor.

Gazete, rejimin geleceği konusunda tarafların ayrıştığını belirtiyor.

 

Tarafların BM Genel Kurulu'nda yaptıkları konuşmaların retoriği, soğuk savaştan bu yana görülmemiş derecede iğneleyici olarak tanımlanıyor.

 

Obama'nın Esad'dan "Masum çocukların üzerine varil bombası atan bir zorba" olarak bahsederken; Putin ise Batı'nın "meşru Suriye hükümeti" ile çalışması ve onu "terörizm"den koruması ifadelerini kullanıyor.

 

Gazete BM'de geri plandaki diplomatların Suriye'de siyasi bir çözüm için müzakerelerin başlatılması için çabaladığını yazıyor. ABD'nin uygulanabilir bir çözümde Esad'ın yeri olmadığına inandığı belirtilirken, Rusya'nın ise IŞİD'i öncelikli gördüğü ve örgütle savaşta Esad'ın vazgeçilmez olduğu düşüncesi hatırlatılıyor.

 

Guardian gazetesinde Ed Pilkington'ın BM Genel Kurulu'yla ilgili bir analize yer veriliyor.

Obama ve Putin'in konuşmalarında doğrudan birbirlerine hitap etmediklerini belirten gazeteci, imalı sözleri ise "hançer"e benzetiyor.

 

Pilkington Obama'nın konuşmasında yalnızca Putin'i değil, Cumhuriyetçilerin adayı Donal Trump'ın da olduğunu belirtiyor.

 

 

Almanya 29 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

Die Welt gazetesi, sığınmacılar arasında yaşanan şiddet olayları sonrasında uyum konusunun ihmal edilmemesi uyarısında bulunuyor:

 

"Göçmenlerin uyumu, sadece çoğulcu toplumun ne istediğini tam olarak bilmesi ve kesin hükümler koymasıyla mümkün olur. Hoş geldin kültürü, su şişeleriyle istasyonlarda beklemekle gerçekleşmez. Toplumsal düzenimizi ta başta ifade edecek güçlü bir selamlamaya gereksinimimiz var. Anayasanın dinlerin üzerinde olduğu, kadın ve erkek eşitliği, herkesin dilediği gibi yaşayıp, inanmasının mümkün olduğu ve düşüncelerini hakarete varmadan açıkça dile getirmenin mümkün kılındığı bir toplumsal düzenin varlığını içeren bir selamlama. Kendileri şiddet ve takibattan kaçan insanların diğer halk gruplarına dinleri veya cinsel özellikleri nedeniyle saldırmaları anlaşılır değil. Böyle davrananlar misafirlik sınırlarını aşmış olurlar."

 

Mülteci ve sığınmacıların barındığı kamplardan gelen şiddet haberlerinin yanında sığınmacı akınıyla birlikte oluşan güvenlik sorunları da gazetelerdeki yorum köşelerinde yer buluyor.

 

Maerkische Allgemeine'de şu satırlar dikkati çekiyor:

 

"Önümüzdeki süreçte daha da zor bir hal alması beklenen ağır koşullar nedeniyle polis sığınmacılarla yerli halkın kendilerini daha fazla güven ve düzen içinde hissetmelerini sağlamalı. Bunun için daha fazla personele ve maddi kaynağa gereksinim var. İşleyen, güçlü ve ağır başlı hareket eden bir hukuk devleti sadece ilticacıların Almanya'yı tercih etme sebebi değildir. Bu aynı zamanda geniş kitlelerde oluşan yardımseverlik duygusunun yerini korku ve hatta yabancı düşmanlığına bırakmaması için de en iyi yöntemdir."

 

Frankfurter Rundschau gazetesinde yer alan bir yorumda Katalonya seçimleriyle ilgili  şu satırlara yer veriliyor:

 

"Katalonya'daki yerel seçimlerde ayrılıkçıların elde ettiği zafer Katalonya ve İspanya ile birlikte Avrupa için de kötü bir haber. Sanki kıtanın başka sorunları yokmuş gibi şimdi de Katalanlar yeni bir kriz ortamı oluşturdular. Katalonya'yı ve İspanya'yı bir yığın sorun bekliyor. Katalanlar, İspanyol kurumlarıyla rekabet edecek kendi kurumlarını oluşturmaya kararlılar. Kendi meseleleriyle kimin ilgileneceğini bilemeyecekler.Vergilerini kime ödeyecekler? Güvenliklerinden kim sorumlu olacak? Özellikle Katalan firmaları ve bankaları zorlanacak. Onlar İspanyol ekonomisinin lokomotifleri olarak görülüyor. Onlar da politikanın ürettiği bu krizden olumsuz etkilenecekler. Avrupa, Katalonya sorununun sadece İspanya'yı ilgilendirmediğini idrak etmeli. Bu yüzden Katalanlar ile İspanyolların yeniden müzakere edebilmeleri için ellerinden geleni yapmalı."

 

Kölner Stadtanzeiger ise Almanya'da kreşlerde görevli personelin maaş zammı talebiyle grevlere devam etme planını konu alıyor:

 

"Almanya'nın ikinci büyük sendikası gücüyle böbürlenmeyi iyi bilir. Buna karşın siyaset, ekonomi ve toplumsal alanların neredeyse tamamında idealleri eksiktir.  Ancak Verdi sendikasının gerçekçi gelecek perspektifleri kategorisinde önemli noksanları söz konusu. Bu yüzden Verdi diğer sendikalardan daha fazla greve gidiyor ama daha iyi sonuçlar elde edemiyor. Çünkü cesur gelecek hayalleri taşıyan sendikalar değil, vizyonlarına küçük adımlarla yakınlaşan sendikalar başarılıdırlar. Bunu diğer büyük sendika olan IG Metall gösteriyor."

 

Der Spiegel dergisi, Putin ve Obama'nın konuşmalarını 'Kürsüde düello' olarak nitelendirdi. Dergideki yazıda şu ifadeler kullanıldı: 'Obama ve Putin, BM'de gezegendeki kötülüklerle mücadele stratejilerini anlattı. En tartışmalı konu da hâlâ Suriye'nin geleceğinin nasıl olacağı. Obama kürsüye çıktığında Putin salonda değildi. Putin'in yerinde temsilcisinin olması bir güç gösterisi. Putin'in konuşması, Rusya'yı ABD ile aynı güçte olan bir süper güç olarak uluslararası toplumun merkezine geri döndürmek istediğini gösterdi. Obama ise Rusya'nın baskısına rağmen (Suriye Devlet Başkanı) Beşar Esad'ın iktidarda kalacağı uzun süreli bir çözüm arayışını reddetti. Ancak Putin kararlı görünüyor. Zira Suriye hükümetiyle işbirliği yapmamanın büyük bir hata olacağını söyledi.'

 

İran 28 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

Risalet gazetesinde Suud rejiminin Mina faciasına neden olan kifayetsizliğinin Müslüman ülkelerde protesto edilmesi, Suud rejimi savaş uçaklarının Yemen'e saldırılarını sürdürmesi, Rusya dışişleri bakanı Sergey Lavrov'un İran'ın IŞİD terör örgütüyle mücadelede azimli olduğunu söylemesi gibi haberlere yer verilirken sözde IŞİD karşıtı koalisyonun IŞİD ile mücadelede yetersiz operasyonlarıyla ilgili Associated Press haber ajansından naklen bir yazı dikkatimizi çekiyor. Yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

“Associated Press haber ajansı yayınladığı bir yazıda, Amerika'nın başını çektiği IŞİD ile mücadele koalisyonunun, IŞİD ile mücadelede şimdiye kadar yürüttüğü operasyonlarının etkisiz olduğuna dikkat çekti.

 

IŞİD ile mücadele koalisyonunun kurulması üzerinden bir sene geçtiği bir sırada eldeki veriler,  yapılan bütün masraflara rağmen IŞİD'in operasyonlardan etkilenmediğini ortaya koyduğuna dikkat çekilen raporda, sözde IŞİD ile mücadele koasliyonunun, varlığı sorgulandı.

 

Amerika öncülüğünde yürütülen operasyonların etkisiz olduğuna dikkat çekilen raporda, Koalisyonun gerçekte IŞİD'i ortadan kaldırma niyetyinde olmadığı gibi bir tavır sergilediği kaydedildi.”

 

Hemşeri gazetesinde İslami İran cumhurbaşkanı Ruhani'nin New York'ta  birçok ülke lideriyle görüşmesi, Irak ordusunun El-anbar eyaletinde IŞİD teröristlerine karşı operasyonlarını sürdürmesi gibi haberler göze çarparken Suud rejiminin Hac organizasyonunu yönetmedeki kifayetsizliğine karşı Bahreyn halkının protesto gösterisini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:

 

“Suudi rejiminin Hac organizasyonunu yönetmede kifayetsizliği ve hacıların güvenliğini hiçe  sayan tutumundan dolayı  Mina'da meydana gelen  feci hadiseyle ilgili olarak İslam ülkeleri ve halklarından  Suudi rejimine yönelik tepkiler devam ederken Bahreyn halkı, dün  düzenledikleri protesto gösterilerinde Suudi rejimi aleyhinde slogan attı.

 

Başkent Mename yakınlarında düzenlenen gösteride, Mina'da yaşanan  hadiseden tamamen Suudi rejiminin sorumlu olduğu sloganı atılırken, vincin düşmesi ve Mina'da yaşanan son olayların çok açık bir şekilde Suudi rejiminin Hac organizasyonunu yönetemediğini  gösterdiği bildirildi.

 

Bahreyn 14 Mart inkılabçı gençler  birliğinin daveti üzerine yapılan gösteride,  Hac organizasyonunun  Suudi rejiminin sultasından kurtarılması gerektiğine vurgu yapıldı.

 

Bu arada Suudi rejimi her ne kadar  yaşanan  hadisenin sorumluluğunu kabul etmeye yanaşmazsa da, Suudi kralı, hadisede sorumlulukları bulundukları gerekçesiyle birçok üst düzey yetkiliyi azletmek zorunda kaldı.

Öte yandan Mina'da görgü şahitleri, facianın meydana gelmesinin asıl sebebinin  çıkış kapılarının Suudi polislerince  kapatılması olduğunu bildirdi.  Mina'da yaralılara yardım için giden görgü şahitlerinden Fildişi Sahili uyruklu Vatlara Musa, olayın  meydana geldiği gün  Suudi polislerinin hacıları  yalnızca bir kapıya yönlendirdiğini belirterek facianın önlenmesi için hiçbir girişimde bulunmadıklarını söyledi.

 

Yine Fildişi Sahili'nden  görgü şahidi Bali Osman da, Remi Cemarat merasimindeki  düzensizliğin  çok açık bir şekilde görüldüğünü  belirterek, hadisenin  vuku bulmasındaki en büyük  sebebin yönetim yetersizliği olduğunu söyledi.

 

Bu arada İranlı görgü şahidi bir doktor ise hadiseyi Suudi rejiminin eksiklikleri sonucu yaşanan bir katliam olarak niteledi. İranlı görgü şahidi yaralılara tedavi için doktorların gelmesinin bile üç saat sürdüğünü ve birçoğunun da  bu sebepten dolayı hayatını kaybettiğini söyledi.”

 

İRNA haber ajansı internet sitesinde dünyada tek taraflı yaptırımlara karşı Rusya dışişleri bakanı Lavrov'un tepkisini konu eden bir haber dikkatimizi çekiyor. Haberde kısaca şunları okuyoruz:

 

“BM Kalkınma zirvesinde konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, BM anlaşmasını ihlal eden tek taraflı yaptırımlara karşı olduklarını belirterek uygulamaya son verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

 

BM kürsüsünde konuşan Sergey Lavrov, BM anlaşmasını ihlal eden tek taraflı zorlama tedbirlerinin uygulanması, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasını doğrudan etkilediğini belirtti. Rusya'nın Avrasya entegrasyonu dahil bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesinin sadık bir taraftarı olduğunu ifade eden Lavrov Ülkesinin adil küresel ekonomik düzenden yana olduğunu kaydetti.

 

Lavrov açıklamasının devamında, "Kolektif karar alma anlayışı içinde uluslararası hukukun herkes tarafından kabul edilen normlara dayanarak hareket etmeye çağırıyoruz. BM'nin merkezi koordinasyon rolüne saygı koşuluyla diğer gayri resmi kurumlar çerçevesinde de diyaloga açığız" diye kaydetti.”

 

Bulgaristan 29 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kristalina Georgieva Nova televizyon kanalında mülteci krizi ile ilgili yaptığı konuşmada ülkemizde “sıcak nokta” ların oluşturulmasına gerek duyulmamasını ümit ettiğini belirtti. Kristalina Georgieva :” Biz en güçlü mülteci baskısı olduğu yerlerde “sıcak noktaları” oluşturuyoruz, ancak Bulgaristan’da göç baskısının yaşanmasından ve Türkiye sınırından birçok mültecinin girmesinden fazla bir zaman geçmedi” şeklinde konuştu. Sözlerine göre, insanlara bugün oldukları yerde yardım edilmesi, Avrupa’ya girmelerinden sonra kıyasla daha kolaydır.

 

BNR, “Shell Exploration and Production”(LIX)B.V Karadeniz derinliklerindeki “1-14 Silistar” bloğunda petrol ve doağlagaz araştırma lisansını aldı. Enerji Bakanı Temenuja Petkova bu açıklamada bulundu. “Shell” araştırmalaa 18.6 milyon Avroluk yatırım yaptı ve araştırma anlaşmasının imzalanması sırasında devlete 4.9 milyon Avroluk ödeme yapacak. Şireketin önerdiği çalışma programı 2 D ve 3 D sismik araştırmaları olduğu gibi çevreyi, insan sağlığını ve kültürel değerleri koruma önlemleri de içermektedir. Arama ve araştırma anlaşmasının bir aya kadar imzalanması bekleniyor.

 

BNR, Bulgaristan’da iş dünyası ortamı genel göstergesi Eylül 2015’te Ağustos ayına nazaran 2.9 puan düştü.Bunun sebebi ise sanayi, inşaat ve perakende satış alanlarında daha olumsuz iş yapma ortamıdır. Ulusal İstatistik Kurumu’nun Eylül 2015’e dair ekonomik konjonktür istatistikleri bunu gösterdi. Üretim ihalelerinde azalma, önümüzdeki 3 ayda işletmelerin çalışmalarında olumsuz beklentiler ve ülkede yetersiz talep kaydedildi. İstikrarsız ekonomik ortam alanın gelişmesinde başlıca engeldir. Öte ayandan son ayda “ ekonomik mevzuatında zafiyetler” faktörünün olumsuz etkileri de kaydedildi.

 

BNR, Vatandaşların yaklaşık yüzde 60’ı en erken 20 dakika sonra acil tıbbi yardımı alabiliyor. Acil Yardım çalışmalarına ilişkin 2010 yılının başından Haziran 2014’e kadar dönemi kapsayan Sayıştay raporunda bu bilgiler yer alıyor.

 

Yaklaşık 211 bin Bulgaristan vatandaşı ya da vatandaşların yüzde 3’ü acil yardım hizmeti imkanından yararlanamıyor. Bununla birlikte acil yardım için gerekli özel tıbbi ulaşım ve teçhizatın kullanım süresi sona ermiştir ve yeterli yardımın sağlanmasında risk oluşturuyor. 

Haziran 2014 tarihi itibarıyla Acil servis’te 266 sağlık ve 30 diğer araç bulunmaktadır.

 

Romanya 29 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

Zaman Romania, Tuna Vakfı gönüllüleri her yıl olduğu gibi bu Kurban Bayramı’nda da Dobruca bölgesindeki soydaşları unutmadı. Maçin’den, Başpınar’a ilçe ilçe, köy köy gezen gönüllüler, et paketlerini kapı kapı dağıttı. Hatırlanmaktan çok mutlu olan soydaşlar, hayırseverlere bolca dua etti. 

 

Bükreş ve Köstence'den vakıf gönüllülerinin yanı sıra, Türkiye'nin farklı illerinden gelen hayırseverler, Dobruca köylerine et dağıtımı seferberliği için Mecidiye'de buluştu.

 

Zaman Romania, Dünyanın en saygın gazeteleri arasında gösterilen İngiliz The Guardian, dün Türkiye'de özellikle Hizmet Hareketi'ne yönelik baskıları konu alan bir rapora dair bir yazı yayımladı.

 

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın (GYV) başvurusu ile Birleşik Krallık'ın önde gelen dört hukukçusu tarafından kaleme alınan 95 sayfalık raporda AKP hükümetinin Türkiye'de “sistematik insan hakları ihlalleri”nde bulunduğu tespitinin yer aldığına dikkat çekti. Gazete, Türkiye'de medya, polis ve yargı teşkilatları bünyesinde 40 bine yakın kişinin görevlerinden uzaklaştırıldığını veya tutuklandığını açıkladı. Gazete ayrıca rapor değerlendirmesine göre AKP döneminde, yargıya müdahale edilerek mahkemelerin itibarsızlaştırıldığını, internete sansür uygulandığını, ifade özgürlüğünün kısıtlandığını, yolsuzluk soruşturmalarının bastırıldığını ve tutuklanan kişilerin de onur kırıcı bir muameleye maruz bırakıldığını yazdı. Raporda “Türkiye'nin demokrasi adına ciddi bir gerileme yaşadığı” sonucuna varıldığını belirtti. Haberde, raporun “Uluslararası hukuk çerçevesinde, Türk hükümeti, Gülen Hareketi'ni destekleyenlere karşı insan hakları kriterlerini önemli ölçüde ihlal etmiştir.” tespitine yer verildi.

 

Zaman Romania, Sivil toplum kuruluşları sandık güvenliği için çalışmalara başladı. 7 Haziran'da önemli hizmetler yapan ‘Oy ve Ötesi' platformuna ‘Benim Oyum' da eklendi. Hareketin kurucusu Gökhan Özbek, “Tamamen sivil bir inisiyatifiz ve hiçbir partiyle ilişkimiz yok. Amacımız seçimin demokratik bir şekilde gerçekleşmesine katkıda bulunmak.” dedi.

 

Zaman Romania, 1 Kasım seçimlerini gözlemek üzere Türkiye'de bulunan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (DKİHO) heyeti çalışmalarına resmen başladı.

 

Sınırlı Seçim Gözlem Heyeti Başkanı Büyükelçi Geert-Hinrich Ahrens, Cizre'deki gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade etti. Tivibu'nun ‘muhalif' kanalları gerekçesiz dijital platformdan çıkarmasını da inceleyeceklerini söyledi.

 

Zaman Romania, Avrupa Birliği (AB) Komisyonu 14 Ekim'de açıklayacağı Türkiye İlerleme Raporu'nda basın ve ifade hürriyeti ile yargı bağımsızlığı ihlallerine geniş yer ayıracak. AB kaynakları, son bir yılda en büyük gerilemenin yaşandığı bu iki konudaki eleştirilerin son derece sert olacağını, geçen yıla oranla dozun artacağını belirtiyor.

 

Bu yılki metindeki önemli yeniliklerden biri aday ülkeler arasında mukayese yapılacak olması. Hangi aday ülkenin hangi kriteri ne kadar yerine getirdiğine dair tespitlerin yer alacağı rapor ayrıca somut tavsiyelerde de bulunacak.

   

 

İsrail 29 Eylül’de Bunları Konuşuyor

 

Times of Israel internet gazetesinde yayımlanan bir makalede, Ermenistan, Dağlık Karabağ'da Azerbaycanlıların yaşadığı yerleşim yerlerine zarar vermesi nedeniyle IŞİD'e benzetildi.

Gazetedeki İsrael Baruk imzalı yazıda Suriye'de bir dizi kültürel miras değerini yok eden IŞİD'in 'kültürel temizlik' politikasında yalnız olmadığı savunuldu. 'Bunun aynısını Ermenistan da işgal ettiği Azerbaycan topraklarında yapıyor' ifadelerini kullanan Baruk, Ermenistan'ın sadece savaş sırasında değil, ateşkes sürerken de 'etnik' ve 'kültürel temizlik' politikası uyguladığını yazdı.

 

İngiliz gazeteci Thomas de Waal'ın Ermenistanlı güçlerin yerle bir ettiği Ağdam kentini 'küçük Hiroşima' olarak tanımladığını da hatırlatan Baruk, Ermenistan hükümetinin Azerbaycanlıların yaşadığı köylerin adını da sürekli olarak değiştirdiğini belirtti.

 

Baruk yazısında, "Nasıl ki IŞİD tarihi yeniden yazmak istiyor, Ermenistanlı işgalciler de aynı biçimde tarihi gerçekleri bütünüyle değiştirmek istiyor" ifadelerini kullandı.