The Diplomat: Türkiye Devlet Başkanının Şam’a, protesto karşıtlarına uygulanan şiddetin sona ermesi için ültimatom verdiği bildirilmiştir. Bazı uzmanlar, Suriye’nin uyarıya uymaması durumunda uluslar arası müdahalenin Türkiye tarafından masada bırakılacağına inanıyor.

 

Sinan OĞAN*: Türkiye’nin Suriye’ye her türlü baskıyı yapmasına rağmen uluslararası bir müdahaleye Ankara’nın öncülük etmesi mümkün değildir. Zira öncelikle Türkiye hükümeti bunu kendi iç kamuoyuna anlatamaz. Ayrıca Suriye’ye yapılacak bir müdahale bu ülkeden Türkiye’ye yönelik göçleri artırır. Yine PKK ve Suriye’deki Kürt nüfus dolayısıyla Suriye’ye yapılacak müdahale Türkiye açısından güvenlik sorunları doğurur. Ayrıca bu müdahale Türkiye-İran ilişkilerini olumsuz etkiler. Suriye’ye yapılacak bir müdahale Türkiye’nin çıkarlarına terstir.

 

The Diplomat: Suriye’deki kriz, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına nasıl hizmet eder, ya da çıkarlarını nasıl zayıflatır?

 

Sinan OĞAN: Bu sorunun cevabı yukarıda verilmiştir.

 

The Diplomat: Mısır, Suriye ve Libya’daki krizlerin, Türkiye’nin uluslararası sistemdeki siyasi ve askeri önemi arttırdığını düşünüyor musunuz? Bu olaylar, ABD’nin stratejik partneri olarak Ankara’nın önemini arttırmış mıdır?

 

Sinan OĞAN: Elbette ki, Türkiye’nin temel çıkar alanlarından birisi olan Ortadoğu’daki başat ülkelerin krize girmesi ve Türkiye’nin de bu krizlerde aktif rol oynaması Türkiye’nin bölgedeki önemini artırmıştır. Ancak bu ülkelerde orta ve uzun vadede demokratik rejimlerin kurulması Mısır gibi ülkelerin yeniden bölgede Türkiye’ye rakip olarak çıkmasına sebep olabilir.

 

The Diplomat: Mısır’daki Arap baharı sonrası bölgesel gücün düşüşünün kötü sonucu olarak, bölgedeki güvenlik aktörleri olan Türkiye ve Suudi Arabistan nasıl etkilenir? Uzun dönemde düşünüldüğünde, Suudi Arabistan’ın ekonomik ve sosyal mücadelesi, Türkiye’nin bölgedeki üstünlüğünü arttırır mı?

 

Sinan OĞAN: Suudi Arabistan’ın orta ve uzun vadede bu değişimden olumsuz etkileneceği düşünülmektedir. Zira bölgedeki değişimler tamamlandığında sıra Suudi Arabistan’a gelecektir. Ancak kısa vadede Suudi Arabistan’ın ekonomik ve sosyal mücadelesi Türkiye açısından özellikle sıcak para girişi açısından ve diğer ekonomik, ticari alanlarda Türkiye’nin yararına bir sonuç ortaya çıkaracaktır.

 

The Diplomat: Türkiye’nin Irak’a askeri müdahalesi, bölgedeki uluslar arası güvenlik rolünde nasıl bir algı yaratır?

 

Sinan OĞAN: Türkiye’nin Irak’a askeri müdahalesi ancak Irak’ta yerleşik olan PKK terör örgütünün kamplarına yönelik olabilir. Bu müdahale teröre karşı olduğundan ve bu durum da bölgede iyi bilindiğinden olumsuz bir durum ortaya çıkarmayacaktır. Tam tersine bölgede Türkiye’nin imajını olumlu etkileyecektir.

 

The Diplomat: Hangi koşullarda Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesi olabileceğine inanıyorsunuz? Türkiye böyle bir müdahalede rehberlik eder mi, yoksa diğer devletleri mi bekler? NATO’nun dahil olması gerekli midir?

 

Sinan OĞAN: Türkiye’nin hiçbir şart altında doğrudan Suriye’ye müdahil olabileceğine inanmıyorum. Bunun en büyük gerekçesi de Türk kamuoyunun buna karşı çıkmasıdır. Türkiye olası bir operasyona rehberlik etmez, edemez… NATO’nun müdahalesine lojistik destek olabilir. Bu bile çok kolay değildir.

 

The Diplomat: Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi, Rusya, İran, Irak, Suudi Arabistan, İsrail ve NATO’nun bölgedeki çıkarlarını nasıl etkileyecektir?

 

Sinan OĞAN: Türkiye’nin Suriye’ye bir müdahalesi söz konusu olamayacağı için bu soruya verilecek cevap da faraziyeden öteye geçmeyecektir. Ancak olası bir müdahale Rusya ve İran’ın çıkarlarını olumsuz etkiler. Ama diğer saydığınız ülkelerin çıkarları olumlu etkilenir.

 

The Diplomat: Pek çok uzmana göre, Libya açısından Avrupa liderliğindeki müdahale, kendi komşularını yönetme sorumluluğunun bir parçasıdır (örnek: Akdeniz). Türkiye’nin yükselen bir güç olarak, komşularını yönetme sorumluluğu ile Suriye ile diplomatik ve muhtemelen askeri çatışma/nişan yaşayacağına inanıyor musunuz?

 

Sinan OĞAN: Türkiye’nin Suriye ile askeri bir çatışma ihtimali yukarıda da belirttiğim gibi zayıftır. Zira Suriye’de bunu istemeyecek ve bunun olmaması için Türkiye ile olabildiğince iyi geçinmeye çalışacaktır. Ancak ilerleyen aşamalarda Ankara’nın Suriye ile diplomatik ilişkilerini minimum düzeye indirmesi ihtimali yüksektir.

 

The Diplomat: Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesinde mevcut siyasi ve askeri liderler açısından Türkiye’ye iç etkisi ne olurdu? Son dönemdeki siyasi ve askeri değişiklikler, bu tür siyasi kararlara verilen askeri ve sivil desteği nasıl etkiler?

 

Sinan OĞAN: Türkiye’nin yeni askeri yönetim kademesi AKP hükümeti ile uyumludur. Dolayısıyla hükümetin vereceği bir karara askeri yönetimin ciddi bir karşı çıkması söz konusu olmaz. Ama kamuoyunun baskısı daha büyük olur. Bu karara sivil destek bulunması kolay değildir, hatta imkansıza yakındır. Hele ki, Türkiye’de teröre karşı her gün şehit verilirken askerin Suriye’ye sokulması kolay değildir. Halk bunu kabul etmez.

 

The Diplomat: Suriye’ye başarılı ya da başarısız bir askeri müdahalenin uluslar arası etkisi ne olurdu?

 

Sinan OĞAN: Müdahaleyi kimin/kimlerin yapacağı önemli. NATO’nun yapacağı bir müdahaleye uluslar arası alanda çok büyük bir direniş olmaz. Ancak tek tek ülkelerin operasyonlarına uluslar arası camiadan tepki büyük olur. Bu Türkiye bile olsa.

 

The Diplomat: Türkiye Suriye’ye müdahale yapmayı seçerse, Avrupa’nın Libya’ya olan tutumundan daha başarılı olur mu? Neden?

 

Sinan OĞAN: Türkiye eğer müdahale yapmayı seçerse Avrupa’dan daha başarılı olur. Zira Türkiye Suriye sınırında bir ülkedir. Suriye şartlarını çok daha iyi bilmektedir. Yerel destek şansı yüksektir. Ancak Türkiye’nin müdahalesinde PKK terör örgütü unsurlarının da Türkiye’ye yönelik saldırıları artar. Ama Türkiye’nin müdahale seçeneği zayıftır.

 

The Diplomat: Suriye’ye Türkiye’nin askeri müdahalesini en çok destekleyen askeri ve siyasi liderler kimlerdir?

 

Sinan OĞAN: Türkiye’de Suriye’ye yönelik bir askeri müdahaleyi destekleyecek ne askeri ne de siyasi bir lider olduğunu düşünmüyorum. Eğer varsa da kamuoyu tepkisi nedeniyle bunu açıklayabileceğini düşünmüyorum. Müdahale seçeneği karşısında sorulacak tek bir soru vardır. Neden? Türkiye neden böyle bir müdahalenin içerisinde yer alsın.

 

The Diplomat: Bazı uzmanlar, Libya’da barışın brokerlığında/komisyonculuğunda Türkiye’nin ana unsur olabileceğini önermektedir. Libya’daki kriz, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına nasıl destek verir, ya da nasıl çıkarlarını zayıflatır?

 

Sinan OĞAN: Libya’daki veya herhangi bir Arap ülkesinde krizin devam etmesi Türkiye’nin çıkarına değildir. Türkiye bir an önce bu krizlerin bitmesini istemektedir. Zira bu krizler ve özellikle de Libya’daki kriz öncelikle bu ülkedeki en büyük yatırımcı olan Türk işadamlarının ciddi ekonomik kayıplar yaşamasına sebep olmaktadır. Ayrıca Libya’daki krizin devam etmesi bölgedeki istikrarsızlık ve teröre altyapı hazırlar. Bu da Türkiye açısından sıkıntı yaşatır.

 

The Diplomat: Türkiye, bu krizde neden güçlü bir arabulucu rolünü oynamak istemektedir? Türkiye bu arabuluculuk rolünü kabul etmekle ne kazanacaktır?

 

Sinan OĞAN: Türkiye Ortadoğu’da başat rol oynamaktadır. Bu krizler ise Türkiye’ye bu imkanı vermektedir. Ayrıca Türkiye bölgedeki istikrarsızlığı bir an önce bitmesi için elinden geleni yapmakta, çeşitli araçları kullanmaktadır. Arabuluculuk da bun araçlardan birisidir.

 

The Diplomat: Hangi koşullarda ABD, Türkiye’nin brokerliği/komisyonculuğu için böyle bir anlaşmaya dönecek? Türkiye hangi koşullarda bu anlaşmayı kabul edecek?

 

Sinan OĞAN: ABD Türkiye’nin arabuluculuğuna her zaman sıcak bakmaktadır. Bunun için herhangi bir özel şart oluşturmaya gerek olacağını düşünmüyorum. Bir tek terörle mücadele konusunda eğer ABD Türkiye’ye ciddi destek verirse bunun karşılığında Türkiye’nin Suriye politikasında operasyonel bir değişiklik olabilir.

 

Bölüm 2

 

The Diplomat: Suriye krizinde İran’ın önemli bir rol oynamaya devam ettiği tartışılmaktadır. Esad’ın güçlerine destek vermek amacıyla olayların geçtiği yerlerde İran askeri birliklerinin olduğuna dair bile rivayetler bulunmaktadır. İran’ın Suriye’deki krizi nasıl etkileyeceğini ve daha da önemlisi Suriye-İran dinamiğinin ABD ve AB liderliğindeki rejim değişikliği ve cezai önlem çağrıları için özellikle Çin, Hindistan ve Rusya’dan gelen uluslararası çağrıyı nasıl etkileyeceğini kısaca yorumlar mısınız?

 

Sinan OĞAN: Arap Baharı olarak adlandırılan Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki rejim değişikliklerinde sıranın İran’a getirilmek istendiği aşikardır. Dolayısıyla da İran bu durumun farkındadır ve önlemeye çalışmaktadır. Bu sebeple de İran için Suriye adeta kendisinin önündeki bir kale gibidir. Suriye yıkılırda İran’ın eli zayıflayacağından İran Suriye’deki rejimin düşmemesi için elinden geleni yapacaktır. İran hatta cepheyi Suriye’de kuracak ve burada sonuna kadar savaşacaktır. Ancak bunda başarılı olup olmayacağı hususu şüphelidir. Kanaatimce İran’ın bütün çabalarına rağmen Suriye rejimi yıkılmaktan kurtulamayacaktır. Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin Suriye konusunda çok ısrarcı olmayacağı ve son tahlilde batı ile birlikte hareket edeceği düşünülmektedir.

 

The Diplomat: Asya-Pasifik güçleri (özellikle Çin, Hindistan ve Rusya), Türkiye’nin Suriye üzerinde diplomatik ve askeri karar verme sürecinde ne kadar etkili olacaklardır? Bu güçlerden herhangi birisi, Türkiye’nin Suriye’deki rejim değişikliği çağrısını geri almamasını garantiye almak için, aktif olarak etkisini güçlendirmek ister mi?

 

Sinan OĞAN: Asya Pasifik güçleri Suriye’deki rejimin değişmesini istemeyecekleridir. Zira bu değişiklikler bölgede batıyı güçlendirmektedir. Ancak bu güçlerin Suriye’deki rejim değişikliği konusunda batı ile bir çatışmaya girecekleri düşünülmemektedir. Diğer taraftan bu güçlerin Türkiye üzerinde Suriye siyasetini değiştirmeye yönelik bir baskı araçları olduğu da düşünülmemektedir. Dolayısıyla da bu güçler elbette ki, Türkiye’yi kendi siyasi düşünce çizgisine çekmek isteyeceklerdir. Ancak bunda ısrarcı olmayacak ve hatta olamayacaklardır.

 

The Diplomat: Son birkaç yıldır, Türkiye’nin artan bir ekonomik güç olarak ortaya çıkmasıyla, başlıca Asya-Pasifik güçleriyle güçlü ekonomik ve politik bağ kuran Anadolu Kaplanları ortaya çıkmıştır. Bu ilişkiler Arap Baharı’ndan ve devam eden Libya ve Suriye krizlerinden etkilenmiş midir ( zayıflamış ya da güçlenmiş midir?) ?

 

Sinan OĞAN: Çok ciddi bir şekilde etkilendikleri düşünülmemektedir. Zira ilişkiler dinamiği farklıdır. Bu ilişkiler piyasa şartlarına göre oluştuğundan Anadolu Kaplanları’nın Asya Pasifik ülkeleri ile ilişkileri Arap baharı ülkeleri ile ilişkilerine endeksli değildir. Bu sebeple de olumsuz bir etkilenme olduğu düşünülmemektedir.

 

The Diplomat: Sovyet Birliği’nin çöküşü sonrasında, Orta Asya üzerinde stratejik bir etki kurmak için Türkiye ve diğer güçler arasında bariz bir yarış görülmüştür. Şu anda Türkiye, kendini yeniden kanıtlayarak Orta Doğu’da temel güç olmaya çalıştığına göre, Türkiye, bu etki alanını Orta Asya’ya genişletmek isteyecektir. Eğer böyle olursa, bu hareketten Suriye krizi nasıl etkilenecektir ve bu durum Çin-Türkiye ilişkilerini etkileyecek midir?

 

Sinan OĞAN: Türkiye’deki mevcut hükümetin dış politika algısında Orta Asya’da etkin bir Türkiye oluşturmak fikri olduğu düşünülmemektedir. Bu sebeple de AKP hükümeti için öncelikli alan Ortadoğu’dur. Bu bölgedeki etkinlik önceliklidir ve bu etkinliğin diğer bölgelere de yansıtılacağı düşünülmemektedir. Orta Asya AKP hükümeti için stratejik bir tercih sahası değildir.

 

The Diplomat: Bölgesel uzmanlar, Çin’in, jeopolitik konumundan dolayı Libya’dan ziyade Suriye ile daha çok ilgilendiğini düşünmekteler. Bazı uzmanlar, Batı’nın Çin’in kapısına istikrarsızlık getirerek dikkatli olmaması durumunda, Çin’in, ‘Arap Baharı’nın ‘Arap Güzü’ne dönüşmesinden korktuğunu tartışmaktadır. Suriye krizi uygun bir şekilde idare edilemediği takdirde, Arap Baharının Orta Asya’ya yayılabileceğini düşünüyor musunuz? Türk hükümetinin bu konudaki tutumu ne olur?

 

Sinan OĞAN: Çin’in Arap baharı konusundaki tutumunda elbette ki, Suriye Libya’dan daha önemlidir. Zira Suriye Çin’e çok daha yakındır. Suriye’den sonra benzer ayaklanmaların İran’a yansıtılmak istendiği anlaşılmaktadır. Orta Asya ülkelerine sıranın gelmesi çok yakın değildir. Önce Ortadoğu’nun devrimler ile yeniden dizayn edilmesi planlanmaktadır. Eğer bu bölgede devrimler sorunsuz bir şekilde yapılır ve belirli bir düzen sağlanırsa orta vadede sıra Ermenistan’a getirilmek istenecektir. Orta Asya’da kısa vadede herhangi bir hareketlenme beklenmemektedir. Dolayısıyla da Türk hükümetinin herhangi bir tavrı söz konusu olmayacaktır.

 

* Sinan OĞAN: Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi – TÜRKSAM Başkanı ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Iğdır Milletvekilidir.

 

(Dr. Sinan OĞAN'ın 2011 yılının Ağustos ayında The Diplomat isimli dergiye verdiği röportaj konunun güncel olması sebebiyle tekrar yayınlanmaktadır.)