Erkan TAN: Sevgili dostlar, Erkan TAN’la Başkentten programı devam ediyor. Stüdyomuzda Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Sayın Sinan OĞAN bulunuyor. Onunla konuşacağız; kimi, sizi, bizi, vatanı, milleti memleket iyi idare ediliyor mu meselesini. Hep beraber konuşacağız. Sinan Bey, günaydın efendim.

 

Sinan OĞAN: Günaydın efendim.

 

Erkan TAN: Hoş geldiniz.

 

Sinan OĞAN: Hoş bulduk.

 

Erkan TAN: Şimdi siz ısrarla söylüyorsunuz, söylemeye çalışıyorsunuz. Twitter aracılığı ile takip ediyoruz, oradan millete bir duyuru yapmaya çalışıyorsunuz. Suriye, Türkiye, dünya kamuoyu oralarla ilgilenirken Irak’ta acaba arzulamadığımız veya arzulamayabileceğimiz işler mi oluyor, diyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Efendim öncelikle davetiniz için teşekkür ediyorum. Çünkü bunu sosyal medya ile bağlayacağım. Maalesef basınımızda çok seslilik yok. AKP iktidarı döneminde, AKP’nin şimdi özellikle Suriye’de diktatörlük var deniyor, başka ülkelerde diktatörlük var deniyor; ama Türkiye’de de bir diktatörlük var. Türkiye’de bir medya diktatörlüğü kurulmaya başlanıldı.

 

Erkan TAN: Aaa.

 

Sinan OĞAN: Çok teşekkür ederim size, çok teşekkür ederim. Sizin gibi çok sesliliğe önem veren birkaç programın dışında Milliyetçi Hareket Partisi’nin vatandaşla buluşmasını sağlayacak, sesini duyurmasını sağlayacak çok fazla imkan kalmadı. Bu sebeple, biz özellikle sosyal medyaya ağırlık vermeye başladık. Vatandaşlarımıza mesajlarımızı sosyal medya üzerinden; Twitter üzerinden, Facebook üzerinden vermeye çalışıyoruz. Aynı şekilde vatandaşlarımızın da duygu ve düşüncelerini de sosyal medya üzerinden alıyoruz. Bütün siyasi partiler öyle olmalıdır; ancak Milliyetçi Hareket Partisi vatandaşına hem tabanda kulak veren, hem de vatandaşın her an kendisine ulaşmasını sağlayabilecek sosyal medya araçlarına çok önem veriyor. Ben de Milliyetçi Hareket Partisi’nin bir milletvekili olarak buna çok önem veriyorum. Sosyal medyada bu bahsettiğiniz bu konuyu biz sık tartışıyoruz. Nedir efendim bu konu? Bütün dikkatler Suriye’deyken, Suriye’de çok önemli gelişmeler oluyor; ama Irak’ta olanları da göz ardı etmemek lazım. Irak’ta neler oluyor?

 

Erkan TAN: Neler oluyor evet neler oluyor, “her zamanki işler canım Irak’ta olanlar” diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Her zamanki işler değil maalesef. Irak’ta biliyorsunuz zamanında bir ‘çekiç güç’ vardı. Çekiç güç Türkiye’de kurulmuştu, Irak’ın 36. paralelin Türkiye’ye taraf olan kısmında Saddam Hüseyin’in bu bölgeye girmesi engellendi. Belki o dönem için bu gerekli olabilirdi; ancak kontrolsüz bir şekilde bu yapıldığı için Irak’ın kuzeyinde bir yapı ortaya çıkarıldı. Bu yapı şimdi devletleşme konusunda büyük adımlar attı ve en son bu yapının başında olanBarzani dedi ki; eylüle kadar size süre veriyorum, dedi. Merkezi hükümete dedi. Eylüle kadar eğer siz bize bu konuda tatmin edici bir açıklamalarda bulunmazsanız, biz bağımsızlığa gidebiliriz, dedi.

 

Erkan TAN: Irak’taki merkezi hükümetten bahsediyorsunuz. Canım desin bize ne onların kendi problemi, diyecek olanlar olabilir.

 

Sinan OĞAN: Haaa tabii ki, diyecek olanlar olabilir; ama bizim de diyeceklerimiz olabilir, müsaade ederseniz onları söyleyeyim. Bakınız, Türkiye bölgesindeki olaylara hiçbir zaman gözünü kapatamaz, kapatmamalıdır. Türkiye’nin sınırlarının öte tarafındaki her hadise bizi doğrudan etkiliyor. Örneğin; Irak’ın kuzeyinde PKK terör örgütünün ana üssü var, yuvalanmış orada. Ve kimin kontrolü altında? Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Irak’ın kuzeyindeki yönetimin, Barzani’nin, kontrolü altında. Orada olan PKK’lılar Türkiye’ye saldırıyor, bize bu netice itibari ile terör olarak bize geliyor. Bizi dolayısıyla da bu doğrudan ilgilendiriyor.

 

Erkan TAN: Bu bir.

 

Sinan OĞAN: Tabii. İki; Irak’ın kuzeyi sadece oradaki bir oluşum, bir devletleşme orayla sınırlı kalmaz. Bunun mutlaka bir Suriye ayağı da ortaya çıkacaktır. Nitekim, Beşar Esad’a Türkiye’nin yapmaya çalıştığı bu darbe orada bir Kürt bölgesini ortaya çıkaracaktır, bu iki. Hem de denize çıkışı olan bir Kürt bölgesini, bu iki. Bununla da sınırlı kalmayacaktır. Bu işin üçüncü ayağı İran olacaktır. İran’da da böyle bir karışıklık sonrasında oradaki Kürt bölgesi de ortaya çıkarılmış olacaktır. Bu etti üç. Dördüncü bölgenin de Türkiye’de olduğu ifade edildiğine göre, alın size KCK.

 

Erkan TAN: Evet

 

Sinan OĞAN: Türkiye’de KCK operasyonları yapılıyor mu efendim, yapılıyor. Neden? KCK, dört bölgeli, dört federe bölgesi olan bir Kürt devleti kurulması demek. Bunu en çok İsrail istiyor, neden? Çünkü Türkiye gibi Amerika istiyor en çok. Türkiye gibi bölgesinde güçlü bir ülke en büyük tehdidi, bakınız iyi ilişkiler İsrail’le var; ama İsrail en büyük tehdidi Türkiye’den alır her zaman. Türkiye’nin bölgesinde büyük ve güçlü bir ülke olmasını nasıl önleyebilirsiniz? Türkiye’nin Türk dünyasıyla ve İslam dünyası ile bağlantısını keserek. Bugün nasıl bir durum var karşımızda; Ermenistan var, Türk dünyası ile bağımızı biraz kesmiş. İsrail var İslam dünyasının kalbine bir dinamit gibi yerleştirilmiş. Bu ikisinin arasında bir koridor var, bu koridoru bir Kürt devleti ile kurduğunuz zaman Ermenistan, Kürdistan, İsrail. Türkiye’nin büyük bir bölümü bu anlamda koparılmış olacak. Türkiye’nin Türk dünyasına ve İslam dünyasına bağı tamamıyla koparılmış olacak. Geriye kalan kısmını da Avrupa Birliği’ne alırlar zaten.

 

Erkan TAN: Alırlar, zaten geriye kalan kısmı almak istiyorlar Avrupa Birliği’ne.

 

Sinan OĞAN: Zaten geriye kalan kısmını almak istiyorlar Avrupa Birliği’ne.

 

Erkan TAN: “Tamam ne var, biz bunları biliyoruz, bunlar her zamanki hikayeler. MHP’nin vehimleri bunlar.”

 

Sinan OĞAN: Her zaman hikayeydi, hayaldi. Bakınız, bunlar birilerinin hayaliydi. AKP geldi gerçek oldu, bunlar her zaman hikayeydi bugün yaşanmış olaylar haline dönüştü. Dolayısıyla maalesef AKP döneminde bazı aç tavukların kendini darı ambarında gördüğü konular, bazıları için hayal olan konular AKP döneminde AKP eli ile gerçek oldu Irak’ın kuzeyinde neler oluyor, Irak’ta neler oluyor?

 

Erkan TAN: Geçen hafta bir Amerika’ya gittiler, Türkiye’den de gidenler var.

 

Sinan OĞAN: Bu ara herkes Amerika’ya gidiyor. Zamanında da Amerika’ya gidilirdi; ama bu ara herkes Amerika’ya gidiyor.

 

Erkan TAN: “Ne var ki canım, Sinan OĞAN’dan izin mi alacağız kardeşim oraya buraya gitmek için” derler.

 

Sinan OĞAN: İktidar olmak isteyen Amerika’ya gidiyor, BOP eşbaşkanı olmak isteyen Amerika’ya gidiyor, Büyük Ortadoğu Projesi’nin taşeronu olmak isteyen Amerika’ya gidiyor. Kuzey Irak’ta bir devlet kurmak isteyenler Amerika’ya gidiyor, Türkiye’yi bölmek isteyenler, bugünlerde meclis çatısı altında oturup Türkiye’yi bölmek isteyenler, icazete Amerika’ya gidiyor. Doğru, bu aralar herkes Amerika’ya gidiyor; ama iyi bakmak lazım.

 

Erkan TAN: Sizce ne anlamı var o gidişin?

 

Sinan OĞAN: Müsaade ederseniz açıklamaya çalışayım. Sayın Davutoğlu, Sayın Başbakan ‘sıfır sorun’ diye yola çıkmıştı, herkesle düşman olduk, bir düşman olmadığımız Irak kalmıştı, onlarla da düşman olduk. Durup dururken Irak’ta Maliki hükümetine savaş açtı, durup dururken Irak’ın içişleri hadisesi bizim doğrudan meselemiz olmaya başladı. Barzani ile Haşimi’yi Türkiye’de buluşturuyoruz. Bu Irak’ın içişlerine müdahale etmek değil midir? Biz başka ülkelerin içişlerine müdahale edebiliriz ben buna inanıyorum, bu hak bizde var. Ne zaman? Bize yönelik oradan bir tehdit olduğu zaman. Bize yönelik tehdit bugün Maliki hükümeti midir, Haşimi midir, onların kendi aralarındaki sorun mudur, yoksa PKK terör örgütü müdür? PKK kalmış bir tarafta…

 

Erkan TAN: Tam ağzımdan lafı aldınız, yani canım siz bir saattir anlatmıyor muydunuz Irak’ta olan her şey bizi ilgilendirir, müdahalede ederiz, ilgileniriz diye, diyecektim ki…

 

Sinan OĞAN: Ederiz, etmeliyiz. Aksini savunmuyorum. Türkiye dünyanın neresinde olursa olsun kendisine yönelik açık bir tehdit varsa ve bu tehdit bu ülke tarafından açık bir şekilde destekleniyorsa Türkiye’nin müdahale hakkı doğar, kardeşim.

 

Erkan TAN: Tamam

 

Sinan OĞAN: Ama kendi içlerindeki bir meseleye benim müdahale hakkım olmaz, olamaz, olmamalıdır. Aksi takdirde yarın bize müdahale hakkı doğar. Biz hiçbir ülkeye Türkiye’de tehdidi beslemeyiz, büyütmeyiz; ama hiçbir ülkenin bize karşı bir tehdidi besleme, büyütme hakkını…

 

Erkan TAN: Yani tehdit var. Müdahale etmiyorsun, Haşimi ile, Maliki ile karışmış filan…

 

Sinan OĞAN: Ne işimiz var bizim Allah aşkına? Haşimi, Maliki karışmış, koltuk kavgasına girişmiş, biz eğer bakınız orada birini iktidara getireceksek, hani büyük devletlerin öyle işleri de var. Amerika Birleşik Devletleri nasıl Erdoğan hükümetini iktidara getirdiyse, bizde birilerini iktidara getireceksek, tamam; ama biz maalesef orada ancak kavgayı körüklüyoruz. Ancak Haşimi ile Maliki’yi, Suriye’de Esad’ı, ötekinde bilmem kimi… Habire oradaki kavgaları körüklüyoruz, habire bölgede istikrarsızlık yaratıyoruz. Biz diyoruz ki, bölgenin istikrarsızlığı Türkiye’ye tehdittir. Bölgede istikrarsızlık bir Kürt devletini ortaya çıkarır, bölgedeki bir Kürt devleti Sevr’i canlandırır. Bu da Türkiye’nin temel çıkarlarına aykırıdır. Türkiye’deki Kürt vatandaşlarımızın da çıkarına aykırıdır. Bakınız, bölgede bir Kürt devleti kulağa hoş geliyor. Bazı Kürt kökenli vatandaşlarımızın da kulağına hoş gelebilir.

 

Erkan TAN: Yav Kürt kökenli vatandaşlarımızın çıkarlarına neden aykırı olsun işte, yüzyıllardır emeldi, hayaldi gerçekleşiyor işte, demezler mi?

 

Sinan OĞAN: Şimdi Ankara’da sizin de, benim de bir sürü arkadaşımız var birçok Kürt arkadaşımız var, kimilerinin akrabası var, komşumuz var, iş yerinden, birçok beraber iç içe geçmişiz işte. Orada bir Kürt devleti oluştuğunda ve Türkiye’den toprak kopararak orada bir Kürt devleti oluşturulduğunda insanlar mahallerindeki vatandaşlarımıza, Kürt kökenli vatandaşlarımıza başka gözle bakmaya başlayacaklardır. Bu sadece toprak koparmaktan ibaret olmayacaktır. Türkiye’nin her yerinde Türklerle, Kürtlerin; Türklerle başka unsuların çatışması manasına gelecektir. Türklerle derken yanlış anlaşılmasın, Türk kelimesi etnik bir, etimolojik manada söylemiyorum, Türk kelimesi bizim hepimizi ifade eden bir kelimedir. Bugünlerde Anayasadan çıkarılmak istenen ki yarından itibaren yazım sürecine geçilecek olan Anayasadan çıkarılmak istenen Türk konusunun da bu arada yeri gelmişken konuşulmasında da fayda var; ama şunu ifade edeyim müsaade ederseniz; Irak’ta yaşanan hadiseler tamamıyla ve tamamıyla Irak’ı bölünmeye götürüyor. Irak’ın bölünmesinden bölgede İsrail çıkar sağlar, Amerika çıkar sağlar, Suudi Arabistan çıkar sağlar. Irak’ın bölünmesinden bir tek ülke zarar görür; Türkiye Cumhuriyeti. Sayın Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN, Irak’ı bölmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Suriye’nin bölünmesinden bir tek İsrail çıkar sağlar. Sayın Başbakan Suriye’de devrimcilik oynayarak, Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehdit altına koyuyor. Elbette ki, Suriye’deki insan hakları da benim meselemdir, onu açık söyleyeyim. Dünyanın her yerindeki insan hakları ve demokrasi sorunu benim meselemdir. Çünkü ben demokrasiyi her şeyin üstünde görürüm. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak demokrasiye, insan haklarına komşularımızda bile olsa kan dökülmesine karşıyız. Ama yapacağınız müdahale demokrasi adına yapacağınız müdahale daha fazla demokrasiyi baltalayacaksa, demokrasi adına yapacağınız müdahale daha fazla kanın dökülmesine sebep olacaksa ve o kan Türkiye sınırları içerisine de sıçrayacaksa böyle demokrasi bir tarafta kalsın.

 

Erkan TAN: “Sizin iktidarınız zamanında çevremizde bir tane dost edinememiştik; bugün bu dik duruştan rahatsız oluyorsunuz.” Cemil Özbalta bu mesajı göndermiş.

 

Sinan OĞAN: Cemil Bey’e çok teşekkür ediyorum. Futbol tabiriyle ifade edersek çok güzel bir pas attı, çok teşekkür ediyorum kendisine.

 

Erkan TAN: Öyle mi?

 

Sinan OĞAN: Bizim dönemimizde Esad kardeş değildi. Düğünlerde sayın Başbakan eşiyle birlikte nikah şahidi değildi. 6 ay öncesinde, 6 ay sonrasında Esad kalleş olmadı. Bizim dönemimizde istikrar vardı. Bizim dönemimizde Irak parçalanmamıştı. Bizim dönemimizde Irak’ta bir Kürdistan ortaya çıkmamıştı. Bizim dönemimizde Talabani veya birileri ‘bir Kürt kedisini bile vermem, değil ki teröristi’ demeye cesaret edemezlerdi. Bizim dönemimizde İsrail’e ‘one minute’ diye bir şey söz konusu değildi. İsrail bizim dokuz vatandaşımızı katletmeye cesaret edemezdi. Bizim dönemimizde İsrail’le ticari ilişkilerimiz %40 artmamıştı, bir taraftan ‘one minute’ deyip bir taraftan %40 artmamıştı. Bizim dönemimizde elinde Azerbaycan kanı olan, Hocalı’da katliam yapanların biz elini sıkmamıştık. Bizim dönemimizde Ermenistan’ı kucaklayıp, Azerbaycan’a sırt çevirmemiştik. Bizim dönemimizde Türk dünyası meselesi Türkiye’nin en önemli meselesiydi. Bizim dönemimizde Türk dünyasına sırtımızı dönüp, Arap coğrafyasına kucak açmamıştık. Arap coğrafyasını kucaklarken, İsrail’i de arada kucaklama diye bir şey söz konusu değildi. Bizim dönemimizde istikrar vardı. Bizim dönemimizde bu şekildeki gibi maceraperest bir ruh yoktu. Devletin, devlet ciddiyetinin olduğu bir siyaset vardı.

 

Erkan TAN: “Peki madem iktidar olmak isteyen Amerika’ya gidiyor, onlarda gitsinler bu kadar kolaysa iktidar olmak görelim bakalım” Gümüşhaneli bu mesajı göndermiş. Şimdi Amerika’ya giden hani BDP’liler vardı. Onların gitmesinde ne zarar var veya neyi ilginç, neyi sakıncalı buluyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Efendim biz icazetle iktidara gelmek isteyen bir siyasi parti değiliz.

 

Erkan TAN: Tamam

 

Sinan OĞAN: Biz ne Amerika’dan, ne ondan, ne bundan icazet almak için bir yerlere gitmeyiz. Biz icazeti milletten alırız, Milletimizi bize icazet verdiğinde biz iktidar olacağız. Birilerinin icazetine bizim ihtiyacımız yok. BDP’nin Amerika’da ne işi var. Barzani Amerika’dan geldi. Barzani Amerika’da bir devlet başkanı gibi karşılandı. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına gösterilmeyen Amerika’daki saygı ve ihtimam Barzani’ye gösterildi. Barzani bir devlet başkanı mıdır? Hayır! Eğer sizin müttefikiniz, bir ülkeyi bölmeye çalışan bir bölgesel lidere, bir bölgesel yönetimin başkanına devlet başkanı muamelesi yapıyorsa bu demektir ki, onu yarın orada bağımsız bir… Diplomasinin de bir dili vardır.

 

Erkan TAN: Evet

 

Sinan OĞAN: Bağımsız bir devletin başkanı olarak görmek istiyor. O bağımsız devletin başkanı da diyor ki; “Kürtler sadece Irak’ın kuzeyinde yok. Bağımsızlık bir tek Irak’ın kuzeyinin hakkı değil. Bütün Kürtlerin hakkıdır”. Bu ne demektir? “Türkiye’dekilerin de hakkıdır” diyor

 

Erkan TAN: İran’dakilerin de hakkıdır, Suriye’dekilerin hakkıdır.

 

Sinan OĞAN: “İran’dakilerin de hakkıdır, Suriye’dekilerin de hakkıdır. Hatta gerekirse Suriye’dekilere parasal yardım da yaparız” diyor. Bu açıkça Birleşmiş Milletler’in…

 

Erkan TAN: Yani bu bir ima falan değil, böyle söylendi mi?

 

Sinan OĞAN: Hayır açıkça söyleniyor. Her yerde ifade ediliyor.

 

Erkan TAN: Televizyonlarını yeni açmış olanlar olabilir, bir daha söyler misiniz?

 

Sinan OĞAN: Tabi ki. Irak’ın kuzeyindeki Barzani yönetimi diyor ki; “Bağımsızlık bütün Kürtlerin hakkıdır”. Türkiye’dekilerin de hakkıdır, diyor. Irak’takilerin de, Suriye’dekilerin de, İran’dakilerin de. Bu açıkça tehdittir Türkiye’ye yönelik bir tehdittir. Bu açıkça Türkiye’den toprak talebidir. Bu açıkça, Amerika Birleşik Devletleri’nin ve İsrail’in desteğini arkasına alan Barzani’nin Türkiye’ye yapmış olduğu bir küstahlıktır. Ama bu küstahlığı yapanlar her nedense Sayın Dışişleri Bakanı DAVUTOĞLU’nun “Mesut dayısı”, “Mesut amcası”, “Mesut abisi” oluyor. Kendisini “Kak Mesut” diye, Mesut abi, Mesut amca diye karşılıyor. Peki, Sayın Davutoğlu Irak’taki Türkmenleri hiç bırakınız dayı, abi, amca demeyi bir kardeş olarak hatırlıyor mu? Suriye’de bugün Türkler, Türkmenler var, Bayır-Bucak Türkleri var. Sayın Davutoğlu onları da bir hatırlasa. Türk kelimesinden bu kadar rahatsızlık duyan bir iktidar Türkiye tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde olmamıştır. İlk Türk devleti olan Göktürkler’den bu güne çok iddialı ifade ediyorum; Türk’ten, Türk kelimesinden bu kadar rahatsızlık duyan, bu kadar düşmanlık besleyen bir iktidar daha maalesef gelmemiştir.

 

Erkan TAN: E canım Amerika’ya niye gittiler, ne zararı var, gitsinler Amerika’ya. Onu anlatıyordunuz. Konu çok geniş olduğu için dağıldı.

 

Sinan OĞAN: Bazı konular var ki; o kadar rahatsız ediyor konu istemeden oraya geliyor. O da AKP’nin ve ona yandaş kesimlerin Türk kelimesinden duyduğu rahatsızlıktır. Tekrar ifade ediyorum; biz Türk kelimesini etnik bir köken olarak değil, Türkiye’de yaşayan bütün milletin adıdır diye ifade ediyoruz. Amerika’ya bu vatandaşların gitmesinin ne mahsuru var…

 

Erkan TAN: Evet

 

Sinan OĞAN: Bu vatandaşlar Amerika’ya giderekBarzani’nin yapmış olduğu gibi danışmalarda bulunuyorlar. Efendim, Barzani orada bir Kürt devletini kuruyor, anayasa yapım süreci var. Anayasa yapım sürecine bu dinamitleri, yarın Türkiye’yi bölecek, parçalayacak dinamitleri nasıl sokabiliriz, Suriye’de yaşan Kürtleri, Suriye’deki rejim değiştirme operasyonunda nasıl kullanabiliriz, PKK’yı nasıl siyasallaştırabiliriz, PKK’nın hapisteki elebaşısı Abdullah Öcalan’ı Amerika üzerinden Türkiye’ye tabiri caizse nasıl yeniden muhatap kabul ettiririz? Bunlar için gidiyorlar, bunlar için gittiklerini açıkça ifade ediyorlar. Bu sizin, benim kabul edebileceğimiz bir şey midir? Veya herhangi bir Türk vatandaşının kabul edebileceği bir şey midir? Çünkü bu aynı zamanda Türkiye’ye terör olarak geri dönüyor. Bunlar Türkiye’yi böleceğiz dediklerinde, Türk Milleti, Türk güvenlik güçleri böldürtmeyeceğiz diyorlar, diyeceğiz de. Biz Türk Milliyetçileri olarak, bu Türkiye’yi böldürmeyeceğiz diyeceğiz, diyoruz, demeye de devam edeceğiz. Bu ne demektir, netice itibari ile bölgede kan dökülmesi demektir.  Biz de diyoruz ki, gelin bırakın bu emelleri, gelin bırakın Amerika’nın taşeronluğunu, İsrail’in taşeronluğunu yapmayı. Diyoruz ki, gelin kardeşçe bu ülke içerisinde geçmişte nasıl yaşadıysak, bundan sonra da devam edelim.

 

Erkan TAN: 2B ile bir daha gol attılar, dediniz. Ne demek istediniz efendim? 2B’nin çıkmasını bütün Türkiye neredeyse bekliyordu, istiyordu.

 

Sinan OĞAN: Efendim AKP’nin şöyle bir özelliği var;

 

Erkan TAN: Çok kısa anlatırsanız.

 

Sinan OĞAN: Çok kısa. AKP’nin şöyle bir özelliği var. Bir konuda anlaşıyorsunuz. Geliyorsunuz meclise. Mecliste sayısal çoğunluğuna da güvenerek allem ediyor kallem ediyor ve son dakika bir önerge veriyor ve vatandaşa gölü atıyor. 2B’de de vatandaşa son dakika golünü attı.

 

Erkan TAN: Nasıl, nasıl?

 

Sinan OĞAN: %50’yi 2B’deki arazilerin vatandaşa satışının rayiç bedelin %50’sini geçmemesi üzerinde anlaşmıştık. Bütün siyasi partiler anlaşma sağladı. Çünkü biz istemiyoruz ki, vatandaşın alım gücünün üzerinde bir fiyat belirlensin; sonra da vatandaşın elinden birileri, yandaşlar alsın ve o yıllardır orayı kullanan vatandaş bir kenarda kalsın istemiyoruz. AKP son dakika bir önerge verdi, rayiç bedelini %70’e çıkardı. Bu ne demektir biliyor musunuz?  Bu bazı yerlerde 150-200 bin, 300 bin Lira’ya ulaşacak rakamlar demektir. Benim çiftçim, benim köylüm 150 bin Lira’yı, 200 bin Lira’yı nerden bulup verecek? Bulup veremediği için alamayacak. Alamadığı için bu araziler hazineye geçecek. Hazineye geçtiği için Arap şeyhleri özellikle kıyı şeridinde Arap şeyhlerine, şunlara, bunlara 49 yıllığına, 99 yıllığına peşkeş çekilecek.

 

Erkan TAN: Yani rayiç bedeller yüksek mi belirlenmiş oldu?

 

Sinan OĞAN: Yüksek belirlendi. Bu daha önce anlaşıldı. Biz dedik ki %50’nin üzerine geçmesin, diğer partiler de dediler ki; doğru %50’nin üzerine çıkmasın bu, anlaşıldı tamam. %50 olarak geldi.

 

Erkan TAN: Tamam

 

Sinan OĞAN: Son dakika gol, işte odur. AKP son dakika önerge verdi. “Vatandaşın parasını daha çok alalım dedi %70’e çıkaralım” dedi.

 

Erkan TAN: E canım oturuyor, devlet arazisini gasp etmiş adam orada oturuyor. Bırakın ödesin parasını yani, diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Efendim devlet arazisini gasp eden açıkça gasp edenlere zaten gasp ettirmeyeceksin.

 

Erkan TAN: Tamam

 

Sinan OĞAN: Ama adam yıllardır kullanıyor orayı, bazısının tapusu kendisinde. Yıllardır kullanılıyor, belki 100 yıldır kullanan var, 30 yıldır kullanan var, 25 yıldır kullanan var. Vatandaş ekiyor, biçiyor. Alacaksın onu, eğer sahil şeridindeyse ki, 2B’nin çoğu sahil şeridinde, alacaksın onu vatandaşa öyle bir fiyat ortaya koyacaksın ki ödeyemeyecek…

 

Erkan TAN: Olan budur şu anda öyle mi?

 

Sinan OĞAN: Ödeyemeyeceği için hazineye çekecek. Hazinede AKP bunu alacak Arap şeyhlerine 49 yıllığına, 99 yıllığına veya yandaşlarına bedavaya, bedavaya tahsis edecek.

 

Erkan TAN: Bize de öyle mesajlar var. Antalya’dan özellikle. Yani çok yüksek belirlendiğini ve sahiplerin bunları alamayacaklarını belirten çok ciddi mesajlar var.

 

Sinan OĞAN: Tabii. Özellikle 5km’lik sahil şeridinde 400 bin Lira’ya kadar çıkan rayiç bedeller var. Vatandaş nasıl ödeyecek bunu? 400 bin Lirası olan vatandaş zaten bu işlerle  uğraşmaz.

 

Erkan TAN: Uğraşmaz. İbrahim Süleyman demiş ki; “bedelli askerlik %8’in altında, ne düşünüyorlar acaba yaş düşer mi? Bunun için bir önerge verilir mi?” İbrahim Süleyman. Yani çok fazla adam müracaat etmedi, yaşı düşürür müsünüz?

 

Sinan OĞAN: Şimdi AKP’nin son dakika gollerinden birisi de buydu. Biz dedik ki, fiyatı bu kadar yüksek tutmayın.

 

Erkan TAN: Evet.

 

Sinan OĞAN: Bunu daha fazla vatandaşımız, eğer bir hak varsa daha fazla vatandaşımız…

 

Erkan TAN: Bedelli askerlik için de öyle, öyle mi?

 

Sinan OĞAN: Evet, evet. Eğer bir hak çıkarıyorsanız bu sadece zengin çocuklarına sağlanmış bir hak olmasın, bu bedeli biraz daha düşük tutun, dedik. Nitekim 30 bin Lira’yı her vatandaş ödeyemez. Zaten 100 bin başvuru bekleniyordu, bugüne kadar yapılan başvuru beklentinin çok altında. Vatandaş haklı yani

 

Erkan TAN: Cengiz Özdemir, niye Türk halkına bu kadar hakaret ediyorsun? Biz iktidar seçemiyoruz da Amerika’mı seçiyor yani? Ne demek bu iktidar olmak isteyen Amerika’ya gidiyor, Amerika’dan icazet alıyor?

 

Sinan OĞAN: Sayın Zapsu’yu tanıyor mu vatandaş?

 

Erkan TAN: Bilmiyorum efendim, herhalde duymuştur.

 

Sinan OĞAN: Sayın Zapsu’yu herkes tanıyor, siz de tanıyorsunuz değil mi?

 

Erkan TAN: Evet

 

Sinan OĞAN: Sayın Başbakan’ın danışmanıydı. Basına yansıyan demecinde Sayın Zapsu ne demişti? Efendim Sayın Başbakanımız Erdoğan’ı kullanın, demişti. Kime demişti? Amerika’ya. Deliğe süpürmeyin, demişti. Kullanın, demişti. Bu ne demektir? Bu açıkça şu demektir; kendi çıkarlarınız için kullanın. Sayın Başbakan iktidar olmadan önce Amerika’ya gitmişti, icazet almıştı. O yüzdendir ki, zaten bugüne kadar hiçbir iktidara nasip olmayan bir husus var. O da Amerika’nın ve Avrupa Birliği’nin desteğini almak. Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz bir arpa boyu yol almamışken, gündüz vakti havai fişeklerle 6 sene önce Kızılay Meydanı’nda ‘Avrupa Birliğine girdik’ diye milleti kandıranlar şimdi görmüyor mu Avrupa Birliği’ne hiçbir şekilde giremiyoruz, hiçbir gayret yok bununla ilgili, Arap Birliği’ne girmeye çalışıyoruz. Peki buna rağmen Avrupa Birliği’nin bu kadar bu iktidara desteği varken, Amerika’nın desteği varken durup düşünmek lazım. Bir cümle söyleyeyim müsaade ederseniz; İsrail’le dost olup, Amerika ile düşman olamazsınız. İsrail’le ile düşman olup Amerika’yla dost olamazsınız. Bu iktidar İsrail’le düşman gözüküyor.

 

Erkan TAN: Öyle mi? Yani ikisi de İsrail devleti gibidir, öyle mi?

 

Sinan OĞAN: Yani bunu artık izah etmeye gerek yok.

 

Erkan TAN: Yani hangisi doğru? İsrail’le düşmansanız eğer…

 

Sinan OĞAN: Amerika ile dost olamazsınız. Çünkü İsrail demek, Amerika demek. Bu iktidar İsrail’le düşman gözüküyor; ama düşman değil, Amerika ile çok iyi dost.

 

Erkan TAN: E canım ne yapalım şimdi, bütün ilişkileri bıçak gibi keselim mi, hiç mi ticaret yapmayalım, hiç mi mal alıp, vermeyelim? Yani siz dediniz ya İsrail’le aslında iyi…

 

Sinan OĞAN: İsrail’le düşmansanız düşman olacaksınız. Hiçbir ülkeye düşman olmayalım, bakın onu söylüyorum.

 

Erkan TAN: Tamam

 

Sinan OĞAN: Ama benim dokuz vatandaşımızın hesabını niye sormadınız? Allah aşkına Erkan Bey, buraya gelen AKP’den de misafirler de çağırıyorsunuz.

 

Erkan TAN: Geliyor efendim,

 

Sinan OĞAN: Bir sorsanıza Allah aşkına bir sorun, deyin ki; bir sorun,

 

Erkan TAN: Soruyoruz efendim.

 

Sinan OĞAN: Bir sorun deyin ki; vatandaş adına ben bir siyasetçi olarak değil vatandaş olarak soruyorum.

 

Erkan TAN: En sert biçimde bütün uluslararası ortamlarda onların aleyhine davranıyoruz, diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Hani? E hani? Niye özür diletemediniz? Dokuz tane vatandaşımız pisipisine gitti. Kim götürdü oraya? İHH götürdü. Hani bunların hesabını soracaklardı, neredeler?  Piyasada yok bu adamlar bu götürdü, benim dokuz vatandaşımı İsrail askerlerine katlettirdiler. Dokuz vatandaşımızın hesabını açık söylüyorum buradan, Türk milletine açık söylüyorum bu AKP dokuz vatandaşımızın hesabını soracak cesarette değil. Bunun hesabını biz soracağız, Milliyetçi Hareket Partisi olarak iktidara geldiğimizde dost da düşman da görecek ki AKP’nin, AKP’nin yandaş kuruluşlarının götürüp, öldürttüğü dokuz vatandaşımızın hesabını biz soracağız bu İsrail’den.

 

Erkan TAN: Canım hırsızın hiç mi suçu yok? Bu canilerin, bu vahşi adamların, İsrail’in hiç mi suçu yok?

 

Sinan OĞAN: Kabahat onlarda zaten. Ama onlarla beraber, onların ortaklarında, işbirlikçilerinde. İşte o açıdan diyoruz bu İsrail’le ticareti keseceksiniz. Düşman görünüp nasıl %40 ticaret yapacaksınız?

 

Erkan TAN: Yani artmış öyle mi?

 

Sinan OĞAN: %40 artmış. 35-40 arasında ithalatımız ve ihracatımız İsrail’le sürekli artıyor. Bu nasıl dostluk, bu nasıl düşmanlık? Peki, İsrail’le düşmansanız Malatya’daki füze üssü nedir? Bakınız aynı şeyleri tekrar ediyorum, dikkat ederseniz.

 

Erkan TAN: Canım radar işte o radar, diyorlar. Sinan Bey Ak Partililere soruyoruz, radar diyorlar. Ondan sonra anlatıyorlar, NATO çerçevesinde koyduk.

 

Sinan OĞAN: Bir gazeteci çok güzel bir şey yapmış. Geçenlerde okudum çok hoşuma gitti. Türkiye’ye sormuş, demiş ki; biz oraya girmek istiyoruz izin alamıyoruz. Türkiye’den demişler ki ‘NATO üssü orası, NATO’dan izin alın’ demişler.

 

Erkan TAN: Resmen, mülakat yapacağım, haber yapacağım filan, evet

 

Sinan OĞAN: Gazeteci, şu an ismini hatırlamıyorum, kendisine de buradan selamlar, saygılar gönderiyorum, bir hanımefendi.

 

Erkan TAN: Tamam.

 

Sinan OĞAN: NATO’ya başvurmuş, NATO demiş ki; bizim öyle bir üssümüz yok orada. Orada şu an kumanda Amerikalılarda onlara sorun. Amerika’ya sormuş demiş ki; ben orada şuraya şuraya başvurdum, bir netice alamadım size başvurmamı söylediler. Amerika’dan da cevap gelmiş; evet doğrudur, doğru adrese başvurmuşsunuz. Ama bugün için orada size izin vermemiz söz konusu değil. Oradaki gizlilik bu izni size vermemize imkan tanımıyor. Açık bir şekilde oranın bir NATO üssü olmadığı, Amerikan üssü olduğu tescillenmiş oldu, Amerika ağzı ile tescillenmiş oldu. Amerikalı komutanın demesi gerekmez miydi; bize değil NATO’ya başvur, diye cevap vermesi gerekmiyor muydu? Hayır, diyor. Bize başvurdunuz; ama izin veremiyoruz, diyor. Orası bir NATO üssü değil, Amerikan üssüdür ve İsrail’i korumak için yapılmış bir Amerikan üssüdür. Dolayısıyla vatandaşımızın bu gerçeği görmesi lazım.

 

Erkan TAN: “Efendim Ecevit’le, Yılmaz anlaşınca koltuk tehlikeye girdi diye çekildiniz. Ayıp değil mi, koltuk Apo’dan daha mı önemliydi? Madem öyle asıp da gideydiniz.”

 

Sinan OĞAN : Biz koltuğun önemli olmadığını bildiğimiz için, milletin çıkarının her şeyin üstünde olduğunu bildiğimiz için biz gerektiğinde koltuğu yeniden milletin reyine, milletin oyuna sunmasını da biliriz. Vatandaşımız kendisi vermiş cevabı zaten.

 

Ben unuturum diye bir hususu ifade etmek istiyorum. Dün 60 bin vatandaşımız ÖMSS diye bir sınava girdi. Buradan ben Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımıza, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımıza çağrıda bulunmak istiyorum.

 

Erkan TAN: Bilmeyen olabilir efendim, açılımı ne?

 

Sinan OĞAN: İfade edeceğim efendim. Öncelikle iki hususa değinmek istiyorum. Özürlü sınavı değil efendim. Adı özürlü sınavı. Artık engelli vatandaşlarımıza özürlü demekten bu hükümet vazgeçsin. Bunun ismini değiştirsin. ÖMSS özürlü sınavı manasına geliyor. Onun ismini lütfen değiştirin.

 

Erkan TAN : Tamam

 

Sinan OĞAN: İnsanlarımıza özürlü demeyiniz artık, engelli deyiniz. Bu vatandaşlarımız özürlü değil; kimisi doğuştan kimisi sonradan bir şekilde, bir kazayla engelli hale gelmiştir. İkincisi, dün hepimiz televizyonlarda izledik. Adamın ayağında sıkıntı var, 3. katta sınava sokuyorsunuz. Ya hiç mi insaf, yani hiç mi birinci katta bu vatandaşlarımızın sınava girmesini sağlayacak binamız yok? Bunlara da dikkat etmek lazım.  Bir de hükümet vermiş olduğu sözü yerine getirsin. 60 bin kusur vatandaşımız sınava girdi, 20 bin insanımızın alınacağı ifade edilmişti; maalesef üç bin kişi alınacak. Bu insanlarımıza öncelikle gerekirse normal vatandaşlarımız haklarından feragat etmeli bir şekilde, hükümet bu düzenlemeyi yapmalı. Bu vatandaşlarımıza öncelikle kadro tahsilinin sağlaması lazım. Atanamayan öğretmenler sorununda hükümet verdiği sözü tutamamıştı, hala tutmuş değil. İkinci bir sıkıntı yine burada geliyor, vermiş olduğunuz sözü tutun. 20 bin sözü verdiniz, üç binle şimdi bunu sınırladınız. Erkan Bey sizin programınızı atanamayan öğretmenlerimiz yakından takip ediyor. Bu durumda olan dün sınava giren engelli vatandaşlarımız takip ediyor. İktisadi idari bilimler konusundan tutunuzda, polis haklarına kadar, ben sosyal medyadan takip ediyorum, bütün vatandaşlarımız sizin programlarınızı takip ediyor. Bunu şunun için ifade ediyorum; buraya konunun muhataplarını çağırdığınızda lütfen bu konuları sizde sorun.

 

Erkan TAN: “Canım biz iyi idare ediyoruz, en iyisini biz yapıyoruz. Biz gidersek bu yapılanlar da yarım kalır, diyorlar. Hele MHP’nin adını duyunca onları gördü bu millet, geç onları” diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Biz yaklaşık üç sene iktidarda kaldık. Ve üç parçalı bir koalisyonun bir ortağıydık biz, ikinci ortağıydık. Dolayısıyla üç sene içerisinde emin olunuz ki bugün Türkiye’de kriz yoksa o gün atlatılan ve temeli sağlam atılan ekonomi politikaları sayesindedir. AKP on senedir iktidarda neredeyse. 10 yıllık iktidarı döneminde biz AKP’nin ekonomi politikasını da gördük, dış politikasını da gördük. Millet olarak gördük, daha fazla görmemize ihtiyaç yok. Adalet ve Kalkınma Partisi artık yoruldu. Emin olunuz.

 

Erkan TAN: Çok açık konuştunuz; “Adalet ve Kalkınma Partisi yoruldu” diyorsunuz öyle mi?

 

Sinan OĞAN: Evet. Metal yorgunluğu başladı, kendini tekrar başladı ve geriye gidiş başladı. 2012 senesinde büyüme hızı, ekonomik verilerden bahsediyor vatandaşımız. 2012 senesinde büyüme hızı bütün dünyada en hızlı düşen üçüncü ülke Türkiye. Birincisi Çin, ikincisi Türkmenistan galiba. Şimdi bu ne demektir? Hızla küçülüyoruz demektir. Ve bu şekilde hızla küçülme Türkiye’yi önümüzdeki süreç içinde duran bir ekonomiye ardından da eğer körfezden gelen o sıcak para, pompalanan sıcak paranın başına bir iş gelmesi ki, Suriye meselesi buna vesile olabilir, Türkiye bir krize girebilir. Bu sebeple, AKP’nin yorgunluğu artık ülkenin geleceği içinde bir tehdit oluşturmaya başladı. O açıdan yakından biz yakında inşallah AKP’yi dinlenmeye alacağız.

 

Erkan TAN: Allah kolaylık versin, başarılar diliyoruz.

 

Sinan OĞAN: Ben teşekkür ederim.

 

Erkan TAN: Efendim, misafirimiz Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Sayın Sinan OĞAN’dı. Kendisiyle konuştuk. Çok teşekkür ediyoruz. Soruları içtenlikle yanıtladı.

 

Sinan OĞAN: Ben teşekkür ederim.

 

* Dr. Sinan OĞAN: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi Başkanıdır.