Dr. Sinan OĞAN’ın* 16 Kasım 2011 tarihinde katıldığı TV 8’de yayınlanan Erkan Tan’la Başkentten programındaki konuşmaların yazılı metni aşağıda verilmiştir.

 

Erkan Tan: Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Sayın Sinan Oğan bizlerle. Hoş geldiniz efendim, günaydınlar.

 

Sinan Oğan: Günaydın, hoş bulduk.

 

Erkan Tan: Geçmiş bayramınız da kutlu olsun bu esnada.

 

Sinan Oğan: Teşekkür ederim, sizlerin de.

 

Erkan Tan: Bayramdan beri ilk defa görüşüyoruz. Suriye’deki gelişmeler, Suriye’deki zikzaktan kaynaklanıyor diyor genel olarak bütün Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüleri ve hükümet sözcüleri. Tam da sizin alanınız, siz ne düşünüyorsunuz efendim?

 

Sinan Oğan: Şimdi, tabi bizi başka bir bayram dolayısıyla da tebrik etmeniz lazım, Iğdır’ın kurtuluşuydu.

 

Erkan Tan: Öyle mi, ne zaman?

 

Sinan Oğan: 14 Kasım’da Iğdır’daydık. Iğdır’da bütün vatandaşlarımızla beraber Iğdır’ın kurtuluşunu gerçekleştirdik. Yeniden 91. kez Iğdır’ın kurtuluşuna katkıda bulunanları, Iğdır’ı kurtaranları, canını verenleri, şehit olanları rahmet ve minnetle andık. Başta Ulu Önder Atatürk olmak üzere, Kazım Karabekir Paşa olmak üzere, Iğdır’ın ilk şehitlerinden Mehmet Çavuş olmak üzere rahmet ve minnetle andık. Maalesef Iğdır’da her zaman coşkuyla kutladığımız bu bayramı, deprem dolayısıyla bir bayram havasıyla kutlayamadık. Ama inşallah önümüzdeki senelerde bütün sokaklarda caddelerde Iğdır’ın kurtuluşunu büyük bir coşkuyla yeniden kutlarız.

 

Erkan Tan: Biz de içtenlikle paylaşıyoruz Iğdır’ın bu güzel duygularını.

 

Sinan Oğan: Bu arada Iğdırlıların başka istekleri var. Sizin programınızı çok severek izliyor bütün Iğdırlı vatandaşlarımız.

 

Erkan Tan: Eksik olmasınlar.

 

Sinan Oğan: Ben birçok televizyon programına çıkıyorum, samimi bir şekilde itiraf edeyim…

 

Erkan Tan: Estağfurullah…

 

Sinan Oğan: Herkes TV8’deki programınızı izledim, orada işte şunu dediniz. Yani herkesin atıfta bulunduğu ve yoğun bir şekilde de “biz nasıl canlı bir şekilde katılabiliriz TV8 programına telefonla? Bizde bağlanıp soru sorabilir miyiz?”  gibi istekler var. Ben de, “Erkan Bey’e iletirim” dedim.

 

Erkan Tan: Eksik olmayın. Iğdırlıları yürekten selamlıyoruz.

 

Sinan Oğan: Hepsinin bir anlamda, Iğdır’ın biz 91. kez kurtuluşunu anıyoruz diyorlar; ama öte taraftan da bu Metsamor Nükleer Santrali her gün bizi tehdit ediyor. Normal bir depremde kurtulma şansınız var. Yani bina yıkılır, bir şekilde bir kısmının insanların hayatını kaybeder ama bir kısmı da kurtulabilir. Şimdi Metsamor Nükleer Santrali eğer bir deprem olur kaza geçirirse kimsenin kurtulma şansı yok. Dolayısıyla oradaki insanlarımız da seslerini bir şekilde duyurmak istiyorlar. Duyurmaya çalışıyorlar hükümet duymuyor maalesef. Iğdırlı vatandaşımızın sesini hükümet duymuyor maalesef, Erkan Bey bizim sesimizi duyar diyorlar.

 

Erkan Tan: Eksik olmayın çok zarifsiniz. Büyük bir zevkle…

 

Sinan Oğan: Dolayısıyla ben de bunu bu vesileyle belirtmiş olayım.

 

Erkan Tan: Hemen gereken yapılacaktır efendim.

 

Sinan Oğan: Sağ olasınız.

 

Erkan Tan: Peki vicdani ret ile ilgili ne düşünüyor? Şimdi Suriye’yi sorduk da Mehmet Çavuş dediniz, ilk şehit dediniz Iğdır’ın kurtuluşu esnasında.

 

Sinan Oğan: Mehmet Çavuş’un torunları da geldi Iğdır’a. Çankırı’dan Ankara’dan kalkıp Iğdır’a geldiler ve Iğdır’ın kurtuluşuna her sene istisnasız katılıyorlar. Şimdi tabii…

 

Erkan Tan: Vicdani ret, bedelli askerlik… Devlet Bey çok sert konuştu!

 

Sinan Oğan: Bunların hepsini konuşacağız sırayı siz tercih edin. Suriye’den mi başlayalım?

 

Erkan Tan: Suriye demiştik; ama Allah rahmet eylesin Mehmet Çavuş ilk şehit dediniz Iğdır’ın kurtuluşunda. Askerlikten başlayalım o zaman ne diyorsunuz?

 

Sinan Oğan: Hayhay elbette

 

Erkan Tan: Bedelli askerlik “efendim bekleyenler de var” diyorlar…

 

Sinan Oğan: Şimdi bakınız, 1999 depremi sonrasında bir bedelli askerlik çıktı biliyorsunuz. Bizim Milliyetçi Hareket Partisi, özellikle de AKP’den farklı olarak prensipleri olan bir partiyiz. Geçmişte öyle bugün böyle yapan bir parti değiliz. Biz geçmişte eğer buna destek verdiysek, bugünde belli şartlar çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisi buna destek vermeye hazırdır. Ancak bunu yaparken terörün bu kadar yoğun olduğu dönemde, binlerce şehit ailemizin, gazilerimizin olduğu dönemde çok hassas bir şekilde yapmak lazım. Gazilerimizi, şehitlerimizin ailelerini ve Türk milletinin vicdanını sızlatmadan yapmak lazım. Şimdi yoğun bir talep var. Elbette ki, siyasette vatandaşın talebini yok sayamazsınız. Vatandaşımızın yoğun bir talebi var bedelli askerliğe, bedelli askerlik Türkiye’nin gündemindeki konulardan birisi. Biz de bunun belli çerçevede yapılmasının yanındayız ama bu işi böyle adeta ticarete dökülür bir halde yapılmasına karşıyız.

 

Erkan Tan: Nasıl yani?

 

Sinan Oğan: Şimdi bakıyorsunuz iş öyle bir noktaya geliyor ki; parası olan yapsın, paralı olan hiçbir şekilde bu memleketin savunulmasında, terörün karşısında durulmasında hiçbir sorumluluk almasın, parasını ödesin paşa paşa keyfine baksın. Öte taraftan da binlerce insanımız şehit oluyor, onların da vicdanı sızlasın böyle olmaz. Bunu insanımızın vicdanını sızlatmadan yapmak lazım ve bedelli askerliğin bedelinin bir kısmının da gazilerimizin, şehit ailelerimizin, imkânı olmayan, maddi olarak sıkıntılı olan birçok insanımız var, onların da maddi durumunun iyileştirilmesinde kullanılması lazım.

 

Gazilerimiz ki, yeri geldiğinde onu da ifade edeyim; gazilerimiz derken sadece bugünü almamak lazım, Kore Gazileri de bizim gazimizdir. Dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 28. kuruluş yıldönümüydü. Kıbrıs’ta canını veren binlerce vatan evladı var, gazi olan binlerce vatan evladı var. Bugün acaba hükümet dönüp soruyor mu; “dün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluş yıldönümü, bunda emeği olan gazilerimiz hangi şartlarda” diye hükümet dönüp soruyor mu? Sormuyor maalesef… Dolayısıyla biz bu konuda çalışma da yapıyoruz inşallah meclis gündemine de getireceğiz. Kıbrıs gazilerimizi de, Kore gazilerimizi de, bugünkü gazilerimizi de ve şehit ailelerimizi de bu anlamda çok daha iyi şartlara getirmek lazım. Bakınız bizler 24 saat hiç durmadan 365 gün çalışsak bile vatanı için canını vermiş bir insandan daha fazla bir şey yapamayız. Adam canını vermiş, onun çocuğu ne durumdadır ona bakmak lazım. Onun çocuğu en iyi okullarda okumalıdır, onun ailesi, annesi, bakmakla yükümlü olduğu; annesi, babası, kız kardeşi, erkek kardeşi, evlatları ne durumda bakmak zorundayız. O canını vatana emanet etti ama ailesini Türk milletine emanet etti, bize emanet etti. Dolayısıyla da bedelli askerlik konusu olsun diğer bütün konularda da herkesin bunu bir düşünmesi lazım. Şimdi bir vicdani retçiler ortaya çıktı, peki bu vicdanı retçilere ben buradan sesleniyorum; “Sizin vicdanınız rahat mı?” Vicdanınız rahat mı, onu sormak lazım. Öteki vatandaşımız, Mehmet’im benim toprağa düşerken onun ailesi her bayramda gözyaşı dökerken, senin bunu vicdanen ret etmen; askerliği, terörle mücadeleyi, vatan savunmasını ret ederken vicdanın senin ne kadar rahat olacak! Dolayısıyla vicdani retçileri biz tamamen reddediyoruz. Vicdani ret diye bir şey olamaz!

 

Erkan Tan: Net konuştunuz. Yani bedelli askerlik düşünülebilir; incitmeden, kırmadan, dökmeden. MHP olarak tavrınız bu; ama vicdani reddi, tamamen de vicdanen de ret ediyoruz.

 

Sinan Oğan: Biz vicdani reddi de, vicdani reddi savunanları da tamamen reddediyoruz böyle bir şey olmaz. Türk milleti tarihinden bu güne kadar vatanı için, milleti için canını seve seve vermiş milyonlarca vatan evladına sahiptir. Türk milletinin tamamı bugün öyle zor bir durumda yine canını seve seve bu memleket için verir. Dolayısıyla, vicdani retçilerin Türk milletinin bu anlayışını sulandırmaması lazım. Türk milletinin bu kahramanlığını sulandırmaması lazım, eğer çok istiyorlarsa önümüzde bir bedelli durumu vardır, gelirler bedelli askerlik çerçevesinde biraz önce ifade ettiğim gibi; şehit ailelerimizi, gazilerimizi, milletinin vicdanını da rencide etmeden, rahatsız etmeden gelirler o çerçevede görevlerini ifade ederler ama…

 

Erkan Tan: Ama hükümet diyor ki ‘uluslararası anlaşmalara tarafız’, siz de düşünce kuruluşunuzun başkanısınız. Yani konumuz uluslararası ilişkiler;’ efendim uluslararası anlaşmalara tarafız, vicdani ret bütün Avrupa’da var bizde…

 

Sinan Oğan: Avrupa’da ‘şehit’ kavramı var mı?

 

Erkan Tan: Bilmiyorum…

 

Sinan Oğan: Yok! Avrupalı şehidin ne olduğunu bilmiyor. Literatürlerinde ‘şehit’ diye bir şey yok. Her uluslararası anlaşmayı uygulayacaksın diye bir kaide de yok. Yani Türk milletinin değerleri vardır, milletin örfü vardır, âdeti vardır, inancı vardır, milli değerleri vardır.

 

Erkan Tan: Veya şöyle demek istiyorsunuz; “Her uluslararası anlaşmayı böyle titizlikle uyguluyor musun ki?”

 

Sinan Oğan: Evet, her uluslararası anlaşmayı böyle titizlikle uyguluyor musun ki? Gayet net bir soru, uygulamıyorsun. Dolayısıyla vicdani ret tamam birçok ülke tarafından kabul edilmiştir ama onlarla bizi bir tutma. Diyelim ki, İtalya şimdi uyguluyor, İtalya’nın etrafında bu kadar sıkıntı var mı? Terör örgütü var mı İtalya’da? İtalya’nın vatan toprakları bugün Türkiye’nin olduğu gibi tehdit altında mı? İtalya’da Büyük Ortadoğu Projesinin Eşbaşkanı var mı? Ülkemizi Suriye ile savaşa sokmaya hazır bir zihniyet var mı? Kraldan çok kralcı görünen Ortadoğu’da halifeliğe soyunan bir cumhurbaşkanı, bir başbakan var mı? Yok… Dolayısıyla her şeyi Avrupa’daki gibi buraya uygulayamazsın. Sen şimdi vatandaşa ekonomik şartlarını Avrupa’daki gibi yapma, burada benzin, burada elektrik, burada birçok şey Avrupa’dan çok daha pahalı olsun, sağlık hizmetleri birçok şey Avrupa’dan geri olsun, eğitim Avrupa’dan geri olsun onları Avrupa düzeyine yükseltmek için uğraşma ama vicdani ret Avrupa’da var diye getir burada uygulamaya çalış. Bu olmaz yani.

 

Erkan Tan: Peki efendim Suriye’ye gelelim. “Suriye’den kaynaklanıyor bu zikzaklar, bizden değil” diyor hükümet. Suriye ile savaşın eşiğinde miyiz gerçekten?

 

Sinan Oğan: Şimdi daha önce sizin her programınıza katıldığımda Erkan Bey hatırlayacaksınız; “Savaşın eşiğindeyiz Suriye ile” diyordum. Aman dikkat diyordum…

 

Erkan Tan: Evet…

 

Sinan Oğan: Değil mi kaç ay öncesinden. Çünkü bu bizim uzmanlık alanımız, bu bizim işimiz. Ben bir strateji merkezinin başkanıyım aynı zamanda. Neredeyse bir sene öncesinden bizi Suriye ile savaşın eşiğine getireceklerini, yüksek sesle her yerde haykırıyoruz. Diyoruz ki; “Dikkat edin bizi Suriye ile savaşın eşiğine getirecekler!”. Şimdi eğer yanlış bilmiyorsam, yanlış algılamadıysam Cumhurbaşkanı’nın danışmanı; “Gerekirse tampon bölge oluştururuz” diyor. Bu ne garip bir mantıktır, bu ne saçma sapan bir mantıktır. Suriye’nin içerisinde tampon bölgeyi öyle iki tane tampon koyarak mı oluşturacaksınız Allah aşkına. Ağzınızdan çıkanı kulağınız duyuyor mu sizin! Asker sokacaksınız oraya, tampon bölge nasıl oluşturulur? Mehmetçiği sokacaksın, eğer o kadar cesaretin varsa, o kadar tampon bölge heveslisiysen gir Irak’a da Irak’ın kuzeyinde tampon bölgeyi oluştur da terörü önle. Allah aşkına, tabiri caizse aklınızı mı yediniz, kafayı mı yediniz amiyane tabirle! Bu nasıl bir zihniyettir, yani bu kadar savaş tamtamları çalan… Davutoğlu diyor ki; “Biz uyarmıştık sizi, günah bizden gitti”. Yahu günah senden niye gitti Allah aşkına, senin ne derdin var orada, senin ne işin var Suriye’de? Tamam, Esad rejimi dün kardeşti bugün kalleş oldu, sen de ona ambargo uygula. En fazla yapabileceğin şey odur. Senin askerini alıp Suriye’de gidip düzeni sağlama gibi uluslararası bir sorumluluğun mu var? Sana biri böyle bir görev mi verdi? Kim verdi? Ben parlamentonun bir milletvekiliyim, sana biri böyle bir görev verdiyse benim niye haberim yok! Bizi milyonlarca vatandaş izliyor, bu vatandaşımızın niye haberi yok? Kimle, hangi gizli pazarlığı yaptınız? Karşılığında ne verdiniz ne aldınız? Gelin parlamentoda söyleyin, o kadar cesaretiniz yoksa çıkın ekrana, ekranda söyleyin.

 

Erkan Tan: E canım, adamlar Türk Büyükelçiliğini basıyorlar, bayrak yakıyorlar.

 

Sinan Oğan: Şimdi o meselenin ayrı bir boyutu. Bakınız PKK terör örgütünü geçmişte Suriye destekliyordu. Abdullah Öcalan Suriye’deydi. Ne zaman? On sene önce, on beş sene önce. Bir gün bir generalimiz gitti Suriye sınırına “Gereğini yap yoksa gereğini yaparız!” dedi. Suriye ne yaptı; PKK terör örgütünün elebaşını ülkesinden çıkardı. Çıkardı; ama PKK hala orada etkindi. Gel zaman, git zaman siz Esad’la oldunuz “Kardeş”, ortak bakanlar kurulu toplantıları yapmaya başladınız bilmem ne. Ne olduysa bir gecede kardeşiniz oldu “Kalleş”. Şimdi şunu sormak istiyorum hükümete; peki dün o Esad PKK terör örgütünü destekliyor muydu? Hayır desteklemiyordu. Evvelsi gün destekliyor muydu? Evet. Şimdi bugün destekliyor diyorsunuz, bana göre de destekliyor. Niye destekliyor bir dönün kendinize sorun, e sen orada devrim yapmaya çalışıyorsun. Senin orada ne işin var? Sen adama desen ki; “ Kardeşim sen niye destekliyorsun onu?” ona da ne diyecek biliyor musun?

 

Erkan Tan: Ne diyor?

 

Sinan Oğan: O ayaklananlara terörist diyor. ‘Sende benim teröristimi destekliyorsun’ diyor. O ayaklananlara demokrasi mücahidi demiyor, Esad diyor ki, “Bunlar da terörist”. O da o gözle bakıyor meseleye.

 

Erkan Tan: “Canım siz Esad’ın avukatı mısınız kardeşim, onun tarafını tutarak konuşuyorsunuz” derler mi size acaba?

 

Sinan Oğan: Ben Türk devletinin, milletinin avukatıyım Esad da kim oluyor ben Esad’ın avukatlığını yapayım Allah aşkına. Esad gitsin elindeki kanı yıkasın! Onu diyen orada duracaktır, hiç kimse onu diyemez.

 

Erkan Tan: E peki siz böyle konuşunca haklıymış gibi olmuyor mu onlar?

 

Sinan Oğan: Bakınız bizim ifade ettiğimiz husus şudur; hiç kimsenin içişlerine karışma!

 

Erkan Tan: Karıştı diyorsunuz?

 

Sinan Oğan: E adam orada devrim yapmaya çalışıyor.

 

Erkan Tan: Kim?

 

Sinan Oğan: Başbakan… Hiç kimseyi de içişlerine karıştırtma. Değil Esad’ın Amerika’nın da içişlerine karışma, bilmem kimin de içişlerine karışma orada dur! Dolayısıyla da Suriye konusunda hükümetin kafası çok karışık, hükümet oraya asker sokmaya çalışıyor. Türk milletine açıkça buradan sesleniyorum; bu hükümet bu milleti, bu ülkeyi savaşa sokmak üzere… Buna bir dur demek lazım.

 

Erkan Tan: Çok net ve çok ağır konuşuyorsunuz Sinan Bey.

 

Sinan Oğan: Bakınız ben bunu bugün bu şekilde konuşmadım, ben bunu son birkaç aydır sürekli ifade ediyorum. Sürekli yazılarımda da, röportajlarımda da ifade ediyorum.

 

Erkan Tan: Hayır öteki laf da büyük, diyorsunuz ki ; ‘Başbakan Suriye’de devrim yapmak istiyor’.

 

Sinan Oğan: Evet, Başbakan Suriye’de devrim yapmak istiyor. Nasıl ki ‘Bizim Libya’da ne işimiz var’ dediğinin ertesi günü ne yaptı; deniz kuvvetlerimizi Libya’ya gönderdi. Allah aşkına ya Kaddafi’nin devrilmesinde başbakanın rolü az mı? Hayır, Mısır’da rolü az mı? Hayır, Tunus’ta rolü az mı? Hayır, eee BOP eş başkanının yapacağı odur zaten. Büyük Ortadoğu Projesinin eş başkanı olarak kendisini biz mi ilan ettik? Kendisi ifade etmedi mi? Sayın Başbakan demedi mi ‘ben BOP’ un eş başkanıyım’. Bugün bu devrimler nedir? Büyük Ortadoğu Projesi’nin hayata geçirilmesidir. Peki, eş başkan olarak siz hayata geçirmiyor musunuz? Geçiriyorsunuz, sizin Suriye’de ne işiniz var? Benim Mehmet’imin, Kandil’e gidemeyen Mehmet’imin Suriye’de ne işi var!

 

Erkan Tan: “Nereden çıkartıyorsunuz, Mehmet Suriye’ye gidecek?” Televizyonunu yeni açanlar olabilir onun için soruyorum efendim.

 

Sinan Oğan: Hükümet diyor ki; “Orada tampon bölge oluşturacağız gerekirse. Son bir şans verdik kullanamadınız”. Şimdi kullanamadı ne yapacaksınız, onu da söyleyin. Niye şans verirsiniz ‘Bana bak aklını başına al yoksa, haa!’ diyor. 'Haa'sını bir söylesinler, gidip devirecek misiniz? Başka işiniz yok mu sizin yahu! Amerika’da seçimler var bakınız, onu da söylemek lazım. Amerika’da seçimler var önümüzdeki sene, Amerikan askerini artık kimse Suriye’ye sokamayacak, sokamıyor. Eee Afganistan askerinin durumu belli, önümüzdeki ay Irak’tan Amerikan askeri çekiliyor. Amerikan askerinin artık hiçbir yere girecek takati kalmış değil. Kim girecek? İsrail girse Müslüman dünyasında kıyamet kopar, başka kim girecek; Fransa v.s. onlarda da seçimler var onlarda giremezler. Tamam, Mehmet burada hazır, sanki Mehmetçiğin canını sokakta bulmuşlar!

 

Erkan Tan: Bu güçler Türkiye’yi Suriye’deki rejim değişikliği için kullanıyor size göre öyle mi efendim?

 

Sinan Oğan: Herkes haddini bilecek, hiç kimse Türkiye’yi Suriye’de savaşa sokamaz! Değil Suriye’de hiçbir yerde savaşa sokamaz. Bize saldırı yoksa eğer, biz durduk yerde sağda solda niye savaşalım! Biz gidelim terörle savaşalım, bu memleketin bir numaralı sorunu terördür. Eğer terör noktasında bir savaşımız olacaksa kimle diyorsanız savaşalım tamam. Amerika’nın çıkarlarını savunmak için ben niye savaşayım yahu, bizim anlamadığımız nokta odur. BOP eş başkanı Amerika’ya söz verdi diye biz gidip Suriye ile mi savaşacağız, yarın İran’la mı bizi savaştıracaklar, öbür gün bilmem kimle mi bizi savaştıracaklar veya Mısır’la mı? Kiminle bizi savaştıracaklar…

 

Erkan Tan: Yani hava da oluşuyor tam, Türk bayrağı yakılıyor, büyükelçiliğe saldırı var falan… Şimdi bizimde saldırmamız için psikolojik bir hava değil mi?

 

Sinan Oğan: Bakın terörden başladılar, Suriye bugün terörü destekliyor; ama ‘ama’sı var çok daha önemlidir bu aması; Suriye yapıyor gibi İsrail, başka ülkeler Suriye yapıyormuş gibi de bir hava oluşturuyorlar. Yani Suriye bugün Türkiye’de terör saldırılarını destekliyor, İsrail desteklemiyor mu? Daha çok destekliyor, Amerika örtülü destek veriyor yahu! Amerika istese Kandil’de gider hepsini kulağından tutar bize teslim eder. Yapmıyor, Barzani, terörün bunlar ortağı. Barzani ağabey diyor ya, Mesut ağabey, Kak Mesut diyor ya Sayın Davutoğlu! Bunların hepsi terörün ortağı, bunlar bir tane teröristi bu memlekete teslim etmez. Gelmiş birde burada Türkiye’de akıl veriyor, sen kimsin geliyorsun Türkiye’ye akıl veriyorsun “Teröristlerle otur pazarlık yap” diyorsun. Haddini bileceksin ama haddini bildirecek babayiğit yok ki? Bunlar Esad’a haddini bildirmekle meşgul, teröriste haddini bildirmekle meşgul değil.

 

Erkan Tan: Bunları niye anlattınız? “Yani bir tek Suriye mi destekliyor terörü” diye örnek vermek için galiba.

 

Sinan Oğan: Örnekleri çoğaltıyorum. Türk bayrağına saldırıyı şiddetle kınıyoruz! Bunu yapan kimse Türkiye, bayrağıma uzanan eli kırar, bundan da kimsenin şüphesi olmasın. Ama Türkiye böyle kolay provokasyona da gelmemeli, gelmeyecektir de. Bunların hepsinin Türkiye’yi savaşa sokma oyunu olduğunu görüyoruz, Türk milleti de görüyor ama AKP görmüyor veyahut da görüyor da görmek istemiyor. Şartlar oluşsun, ortam oluşsun milletimizin de bayrağa olan hassasiyetini de herkes biliyor zaten, milletimizin de milli değerlere olan hassasiyetini de herkes biliyor bu milli değerler üzerinden Türkiye savaşa sokulmak isteniyor. Peki, Türkiye savaşa sokulursa Esad rejimi diyelim ki devrildi, bu kimin işine yarayacak Allah aşkına? İsrail’in… İsrail’in işine yarayacak. Neden? Çünkü Esad rejimi Hizbullah’ı destekliyor, Esad rejimi Lübnan’daki Hizbullah rejimini destekliyor, Lübnan’daki Hizbullah kimin için tehdit? Size soruyorum.

 

Erkan Tan: İsrail…

 

Sinan Oğan: İsrail için tehdit, şimdi milletimiz bunları görsün. Malatya’daki Füze Savunma Sistemi kimi koruyor Allah aşkına? İsrail’i korumak için yapıldı.

 

Erkan Tan: NATO için yaptık bilmiyor musunuz, Sinan Bey.

 

Sinan Bey: Orada bir NATO ülkesi mi var? NATO hangi NATO ülkesine İran’ın füzelerinin menzili yetiyor Allah aşkına. Bir tek İsrail’e yetiyor, İsrail NATO ülkesi mi? Hayır değil, şimdi bakınız bir taraftan İsrail ile kavga ediyor gibi yapacaksın öte taraftan İsrail’e karşı bütün o füze kendine kalkan edeceksin öte taraftan Mehmetçiğini Suriye’ye göndereceksin İsrail’in güvenliğini sağlamak için.

 

Erkan Tan: “Giden gelen yok, siz şimdi vehim içerisindesiniz efendim” diyorlar.

 

Sinan Oğan: Ama şunu da diyorlar; “Orada tampon bölge oluştururuz, haddini bil Esad biz seni son kez uyardık, yoksa ‘haa’!” diyorlar. Sizin tabirinizle.

Erkan Tan: Demiş ki bir seyircimiz; “Tamam Sinan Bey doğru, doğru da biz bu Suriye’ye hiç mi bir şey söylemeyelim kardeşim, adamlar bayrak yakıyorlar!”

 

Sinan Oğan: Söyleyelim, aklınızı başınıza alın söyleyelim; ama “Yoksa gelir askerimizi sokarız”ı söylemeyelim. Şimdi ben başka bir şey söyleyeyim, geçen sene Ermenistan da 24 Nisan’da Türk bayrağını yakmadılar mı? Suriye yaktı, Ermeniler ne yaptı; serdiler üzerinden bir milyon insan ayaklayarak geçti! Bakınız iki komşumuza da Atatürk’ten biraz ders almalarını öneriyorum. Bayrak her millet için milli ve manevi değere sahiptir, bayrağa saygı göstereceksiniz ne olursa olsun. Düşmanınız bile olsa bayrağına saygı göstereceksiniz. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk tarihi bir ders vermiştir İzmir’de. Niye Ermenistan’a girmedik, niye girmedik Allah aşkına! Bayrağımızı yakmadılar mı geçen sene? Her sene yakıyorlar, bayrağımızın üzerinden devlet yetkilileri dâhil hepsi yürümedi mi, geçmedi mi, ayaklamadılar mı? Tamam, insanlara ülkelere bu anlamda çok sert tepki gösterelim ama askerimizi niye sokalım!

 

Erkan Tan: Siz bunları söylemiştiniz ben hatırlıyorum. Yani tahrik edecekler bizi demiştiniz.

 

Sinan Oğan: Evet, sizin programınızda ne demiştik; ‘ya bir terör operasyonu çerçevesinde askerimiz kovalıyoruz diye Suriye’ye girecekler veya orada bizim milli ve manevi değerlerimize bir saldırı yapıp bizi oraya çekmeye çalışacaklar’ diye aylar öncesinde uyarmıştık. Biz bu günleri görüyorduk, ben niye bu kadar sert tepki gösteriyorum; çünkü ben görüyorum! Bizim askerimizi Suriye’ye sokmak için her türlü numarayı bunlar çeviriyor, görüyorum. Avrupalısı da bunu yapıyor bakınız, Amerikalısı, İsraillisi bunu yapıyor istiyor ki Suriye’ye birileri girsin rejimi devirsin ondan sonrada bu beyefendiler gelsin oradaki parsayı toplasınlar amiyane tabirle. Biz taşeron muyuz?

 

Erkan Tan: Rejim değişikliği kimin işine gelir?

 

Sinan Oğan: Öncelikler İsrail’in, en başta İsrail’in işine gelir. Orada rejim değiştirmek İsrail’in güvenliği açısından kritiktir.

 

Erkan Tan: “Canım, adam sivil vatandaşlarına bile zulüm uyguluyor, adam öldürüyor, savunmasız insanlara top-tank çeviriyor” demiş bir seyircimiz.

 

Sinan Oğan: Kim olursa olsun, ne olursa olsun dünyanın hiçbir yerinde savunmasız bir insana kurşun sıkanları lanetliyoruz. Elbette bunların hepsinin yanlış olduğunu ifade ediyoruz ama bir tek orada değil ki! Mozambik’te de savunmasız vatandaşlar ölüyor, Tanzanya’da da ölüyor, Irak’ta yanı başımızda bir buçuk milyon! Bakınız bin beş yüz değil, yüz elli bin değil, bir buçuk milyon savunmasız sivil öldürüldü ve Müslüman bunların hepsi. Neredeydiniz siz ve kim öldürdü? Amerika Birleşik Devletleri. Siz nerdeydiniz Allah aşkına, aklınız nerdeydi! Irak’takiler insan değil mi, Müslüman değil mi? Bu Suriye’dekini haklı kılmaz, ona da elbet ‘lanet’ diyoruz sivil vatandaşı öldürmeyeceksiniz.

Erkan Tan: Terörü destekliyor, terörist örgütü destekliyor Sinan Bey en iyi siz biliyor olmalısınız bunları.

 

Sinan Oğan: Terörü destekleyen bütün ülkelerin karşısındayız. Terörü kim desteklerse desteklesin elbette ki karşısında duracağız ama sadece Suriye mi destekliyor? Irak desteklemiyor mu? “Kak Mesud” deyip bağrına bastığın Barzani, Talabani desteklemiyor mu? Yunanistan desteklemiyor mu? Rum kesimi desteklemiyor mu? Fransa’sından tutun Almanya’sına kadar, bakınız Almanya’da rakamlar çıktı ortaya desteklemiyor mu? Amerika Birleşik Devletleri desteklemiyor mu? Şimdi ne yapacaksınız, Çin’i Rusya’sı bunlar desteklemiyor mu? Bunlara niye bir şey demiyorsunuz, hepsine diyeceksiniz. Gözümüzün ışığı bile olsa, canımızın içi bile olsa kim olursa olsun teröre destek veren her ülkenin karşısında duracağız. Amma, burada bir amması var; bizi teröre destek veriyor propagandasıyla Suriye’ye sokma oyununa da gelmeyeceğiz, hiç kimse kusura bakmasın.

 

Erkan Tan: Demiş ki seyircimiz; “Şu açılışlardan bahsedin be kardeşim, Sinan Bey doğru söylüyor. On yıldır duran tesisi yeni diye açtılar.” Biz yoktuk bu esnada ne zaman oldu bu?

 

Sinan Oğan: Şimdi 11 Kasım 2011 tarihinde çok şatafatlı bir açılışlar yaptılar. Türkiye çapında 111 tane açılış yaptılar, ne güzel alkışlıyoruz. Gelsinler Iğdır’da, seçim bölgem olduğu için söylüyorum dört tane bekçi emekli oldu daha temeli atılamadan. Ünlendi Barajı var, hükümet gelsin; Ünlendi Barajı’nı yapsın, açsın ben alkışlayacağım en önce ben. Allah aşkına on sene önceki bir orman, bir şehir ormanı açılır mı yahu! Ağaçlar neredeyse çınar oldu…

 

Erkan Tan: Şaka yapıyorsunuz!

 

Sinan Oğan: Gerçekten şaka gibi, yani o televizyonlarda şaka programları var ya koysanız oraya…

 

Erkan Tan: Var olan bir orman mıydı bu?

 

Sinan Oğan: Ağaçlar çınar oldu nerdeyse diyorum. Yani on sene önce yapılmış, bitirilmiş bir ormanlık olan kent ormanı açıldı. Şimdi daha komiğini söyleyeyim; Sayın Başbakan seçim sürecinde Iğdır’daydı, 38 tane tesis açtı. Şimdi ben seçim boyunca, ben Iğdırlıyım zaten karış karış bilirim. Bütün sokak sokak gezdim nereyi açmış diye. Her gittiğim mahallede sordum; “Allah aşkına bu Başbakan tesis açmış hem de 38 tane! Nerede, sizin mahallede açmış mı?” Bir mahallede dâhil açılmış tesis bulamadım. Nedir bu sanal açılışlar Allah aşkına.

 

Erkan Tan: E açmışlardır, koca Başbakan yalan mı söyledi yani koca Iğdır’da 38 tane, bir şey vardır herhalde bir tesis falan.

 

Sinan Oğan: Peki bu kadar Iğdır halkı yalan mı konuşuyor! Biz bulamadık, buradan çağrıda bulunuyorum; Sayın Başbakan veyahut da danışmanları veyahut da Iğdır il teşkilatı, bakınız AKP’nin il teşkilatı… Milletvekili çıkaramadılar Iğdır’dan, o yüzden vekillerine seslenemiyorum. Iğdır il teşkilatı veya Iğdır’dan sorumlu AKP’nin milletvekili; gelin Başbakan’ın açtığı 38 tane tesisin listesini gösterin burada, gelin bu programa burada konuşalım. Hodri meydan buyurun gelin! Ya da gelin 111 tane tesisin bir tanesi de Iğdır kent ormanı, gelin Allah aşkına burada konuşalım. Ne zaman yaptınız bunu, ne zaman açtınız? Ağaçlar orada orman oldu, yıllardır insanlarımız gider orada piknik yapar.

 

Erkan Tan: Belki onlar kurmuşlardı efendim, iktidarın ilk yıllarında. Olabilir yani! Peki, “Milletvekilimi kutluyorum, Kıbrıs gazileri yaklaşık 330 TL aylık alıyorlar” demiş bir seyircimiz Kıbrıs gazileri adına bu mesajı göndermiş.

 

Sinan Oğan: Teşekkür ederim, şimdi onunla ilgili kısa bir ifadede bulunmak istiyorum. Bakınız ne 10 Kasım’ı doğru düzgün yaşayıp Atatürk’ü anabiliyoruz, ne bayramlarımızı Cumhuriyet bayramımızı başta olmak üzere anabiliyoruz; milli ve manevi değerlerimizin yoğun olduğu günleri yaşayamıyoruz, bu hükümet yaşatmıyor. Dün 15 Kasım 1983’te kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 28. yaşıydı, Allah aşkına söyleyin ne zaman hangi şehrimizde bunu yaşayabildik! Türkiye’de bunu hiçbir şekilde görebildiniz mi? Sokakta, caddede, devlet kuruluşlarında; sanki ortada böyle bir cumhuriyet yok, sanki böyle bir milli gün yok. Bu hükümetin en büyük darbesi…

 

Erkan Tan: Canım, Kıbrıs’ın bayramını da biz mi kutlayacağız, kutlasınlar!

 

Sinan Oğan: Tabi ki biz kutlayacağız, Kıbrıs bizim her şeyimizdir! “Yavru vatan” diye niye başka ülkelere söylemiyoruz, Suriye’ye niye “yavru vatan” diyemiyoruz veyahut da şimdi girmek istediğimiz Suriye’ye değil Kıbrıs’a diyoruz? Orada benim askerim şehit olmuş, gazi olmuş ama gazimize sahip çıkılmıyor; unutulmuş!

 

Erkan Tan: “Şimdi Suriye’ye girdiğimiz falan yok siz vehim ediyorsunuz” diyorlar AK Partililer.

 

Sinan Oğan: AK Partililerin birçoğunun, Sayın Başbakan’ın o pazarlıklarından haberi yok.

 

Erkan Tan: Allah aşkınıza!

 

Sinan Oğan: Evet, AK Partililerinin birçoğunun Büyük Orta Doğu Projesinin eş başkanının o pazarlıklardan haberi yok maalesef. Şimdi kanun hükmünde kararnamelerle meclisi kilitlemiş durumdalar, meclisinde maalesef birçok şeyden haberi olmamaya başladı. Şimdi burada bir meclis var, bu millet milletvekilini seçip meclise gönderdi, mecliste görüşülmeden birçok konu kanun hükmünde kararnameyle geçiştirilip gidiyor. Aynı kanun hükmünde kararnameye, bu memlekette eskiden bir anayasa mahkemesi vardı; o anayasa mahkemesinin bir başkanı vardı, o başkanı eskiden kanun hükmünde kararnameler iptal edilsin diye bir kararname veriyordu ve gerekçesini de yazıyordu…

 

Erkan Tan: Şimdiki başkandan mı bahsediyorsunuz?

 

Sinan Oğan: Evet, aynı başkan ne olduysa rüyasında ne gördüyse Sayın Başkan; dün verdiği kararı yüzde yüz tersi istikametinde kararlar vermeye başladı! Peki, bu kanun hükmünde kararnameyle bu memleket yürütülecekse bizi bu millet niye seçti, bu millet bu maaşı bize niye veriyor! O zaman gitsinler kanun hükmünde kararnameleri yazacak üç tane memur seçsinler, bizde gidip işimize bakalım meclisi de kapatsınlar. Böyle bir şey olur mu?

 

Erkan Tan: Peki, Van depremi konusundaki çalışmaları eleştiriyor muhalefet. Siz ne diyorsunuz?

 

Sinan Oğan: Bir defa Türkiye’de artık şu yerleşmelidir; hata yapan istifa etmelidir. İstifa mekanizması Türkiye’de yerleşmelidir.

 

Erkan Tan: Kimin istifasını istiyorsunuz?

 

Sinan Oğan: Bayraktar’ın…

 

Erkan Tan: Ne yaptı?

 

Sinan Oğan: Sayın Bakan, Şehircilik Bakanı insanlarımızı; ‘çatlak binalara girebilirsiniz’ dedi… Vatandaş bakanına inanmak istiyor. Şehircilik Bakanı vatandaşa “çatlak binaya girin” diye “çatlak” bir ifade kullanıyor ondan sonra vatandaş gidiyor o binalara 5,6’lık depremlerde bu memlekette insanlar ölüyor, onlarcası ölüyor! Şimdi bunun bir sorumlusu olmalıdır yahu. Yani herkes kafasına göre açıklama yapacak, vatandaş bu açıklamalara istinaden güvenecek; devletine, hükümetine güvenecek bir binaya girecek ondan sonra da bu vatandaşımız hayatını kaybettiğinde sorumluluğu üstlenmek bir yana, dün mecliste yaptığı gibi gelecek mecliste pişkin pişkin ifade edecek. “Efendim bizim hiçbir suçumuz yok, biz öyle başarılıyız, böyle başarılıyız.” Nerede başarılısınız? Başarılı ne yaptınız Allah aşkına bunu gelin bir vatandaşla paylaşın! Dolayısıyla deprem konusunda da eğer başarı istiyorsanız 1999’da Türkiye’nin hakikaten büyük bir bölgesi felaketle yerle bir oldu. Milliyetçi Hareket Partisi’nin de ortağı olduğu, Milliyetçi Hareket Partisi’nin sorumluluğundaki bir bakanlıkla yüzünün akıyla Milliyetçi Hareket Partisi kalıcı konutlarını da yaptı, depreme çok hızlı bir şekilde müdahalede etti, vatandaşını mağdur etmedi. Japonya’da insanlar eminim şunu düşünüyorlardır; beş küsur, altı küsurluk bir depremde bizim vatandaşımız nasıl hayatını kaybetti? Bu arada da tabi Japon halkına baş sağlığı diliyorum. Burada bize yardıma geldi, Japonya’da insanların ayağını bile kıpırdatmadığı bir depremde biz bir Japon vatandaşını toprağa verdik.

 

Erkan Tan: “Kardeşim öyle anlatıyorsun ama 2001 krizinden dolayı özür dilemen lazım önce. Bu ülkeyi bir gecede fakirleştirmediniz mi? IMF’ye mecbur kalmamış mıydık sizin zamanınızda. Bırak eleştirmeyi de önce özür dile” demiş Emre Bilgen İstanbul’dan.

 

Sinan Oğan: Şimdi 2001 krizini de artık konuşmanın zamanı geldi. 2001 krizinin bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Obama Türkiye’ye geldiğinde artık rol model ortaklık tabirlerini, Türkiye’de yeni bir ılımlı İslam modeli yeşertme çalışmalarını. Onu zamanı geldiğinde Orta Doğu’ya ihraç etme çalışmalarını vatandaşımız gözünün önüne bir getirsin. 2001 krizini çıkaran küresel güçleri bir gözünün önüne getirsin. O milli hükümeti yıkmak için bir gecede Türkiye’den milyarlarca doları kimler niye çekti, hangi pazarlıklarla çekti? O hükümeti yıktıktan sonra yerine kimler, hangi pazarlıklarla geldi, iktidar sahibi oldu ve bugünde o iktidarlarını devam ettiriyorlar bunları herkesin görmesi lazım. 2001 Krizini çıkaran küresel güçler Adalet ve Kalkınma Partisi’ni iktidara getirmiştir. Adalet ve Kalkınma Partisi de Ilımlı İslam Modeli’ni, Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde; Ortadoğu’ya ihraç etmek için eş başkanlık yapmaktadır. O günden başlayan bir sürecin neticesidir ki şimdi diyet borcu olarak Mehmetçik Suriye’ye sokulmak isteniyor.

 

Erkan Tan: E sokulup ne yapacak yani, bunu kim ister Amerika kendi girer canım. Uğraşmaz da bir telefonla rejimi devirir.

 

Sinan Oğan: Soros ne demişti; “Türkiye’nin en önemli ihraç maddesi askeridir” demişti değil mi? Şimdi Amerika Birleşik Devletleri'nin önümüzdeki sene seçimleri var, Obama için çok zor bir seçim. Obama’nın artık sağa sola gönderecek askeri yok. Amerikan askerinin de savaşacak takati de kalmadı onu da söyleyeyim. Irak’taki durumu belli önümüzdeki ay çekiliyor, Afganistan’daki durumu belli çekiliyor, işte Libya’da şurada burada bütün dünya neredeyse bir araya geldi Kaddafi’yi onlar içerden dünya dışarıdan anca devirebildiler. Şimdi Suriye’ye sokacak taze bir kuvvet lazım. Avrupa’nın elinde öyle bir askeri yok, Amerikan askerinin durumu belli Türk askerini sokacaklar. Ama Türk askerini gaza getirip sokacaklar öyle de bir tehlike var. Millet zannedecek ki; ‘Biz haklıyız vay, Suriye sen kim oluyorsun benim bayrağıma el uzatıyorsun, terörü destekliyorsun hadi gör şimdi senin haddini bildireyim!”

 

Erkan Tan: Siz çok önemli bir bilgi daha verdiniz. Başka bazı istihbarat güçleri ve karışık adamlar, Türkiye’dekiler yapıp Suriye yaptı diye ayrıca hava basıyorlar. Doğru anlamış mıyım?

 

Sinan Oğan: Tamamıyla doğru anlamışsınız, dolayısıyla da şimdi biz bu tür operasyonları iyi biliriz. Yani kimler nasıl yapar, çünkü biz tarihimizi iyi biliyoruz tarihimizi iyi okuduk. Geçmişimizden biz iyi ders aldık, kimin hangi provokasyonları yaptığını bir strateji merkezi olarak iyi tespit ediyoruz. Geliyorlar Türkiye’de bu şekilde provokasyon yapıyorlar, bizi sağa sola saldırtmaya çalışıyorlar. Tabi Türk milleti kahraman bir millet; Türk milleti bayrağına, milletine, milli ve manevi değerlerine sahip bir millet. Bu şekilde de bayrağımıza alçakça bir saldırı olduğunda da milletimiz hemen diyor ki gidelim haddini bildirelim. Haddini bildirelim de şunu da bir unutmayalım; acaba gaza mı geliyoruz, acaba dolduruşa mı geliyoruz, birileri bizi provoke mi ediyor…

 

Erkan Tan: Esad devrilince kimin işine yarar?

 

Sinan Oğan: Esad’ı devirdik, tamam gidelim Esad’ı devirelim. Şunu söyleyeyim; Türkiye bugün Suriye’ye girsin bir ucundan girer öbür ucundan çıkar bir hafta içerisinde, Türkiye o güce sahip. Peki, girdik devirdik e sonra ne olacak. Ondan sonra sıra kime gelecek; İran’a, ondan sonra sıra kime gelecek… Böyle devam ediyor bu. Peki, bunu yaptık kimin güvenliğini sağlayacağız; Türkiye’nin mi, Türk dünyasının mı, İslam dünyasının mı? Bunlardan herhangi birine yarayacaksa yapalım, en önde de ben gideyim; ama İsrail’in güvenliğini sağlamak için ben Suriye’ye niye gireyim, Mehmetçiğim niye orada şehit olsun İsrail için? Hani bunlar bizim düşmanımızdı, bunlar 9 tane vatandaşımızı Mavi Marmara’da kalleşçesine öldürmedi mi? Bu İsrail değil mi, PKK’yı destekleyen bu İsrail değil mi? Ben bu İsrail için niye savaşayım Allah aşkına. Bu İsrail için kendini kalkan yaptın zaten sen Malatya’da yetmedi mi? İsrail için bu milleti kalkan yaptın yetmedi mi, İsrail için bu milletin kanını mı dökeceksin şimdide! Dolayısıyla da herkesin aklını başına alması lazım Allah aşkına!

 

Erkan Tan: Peki, çok teşekkür ediyoruz efendim kolaylıklar ve başarılar diliyoruz.

 

Sinan Oğan: Ben teşekkür ediyorum, sağ olun.

 

* Sinan OĞAN: Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi – TÜRKSAM Başkanı ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Iğdır Milletvekilidir.