Erkan TAN: Sevgili dostlar Erkan Tan’la Başkent’ten programında stüdyomuza geçtik. Stüdyomuzda Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Sayın Sinan Oğan sizinle ve bizimle birlikte. Konuşuyoruz, görüşüyoruz. Milleti, memleketi değerlendiriyoruz. Sinan Bey Fethiyelileri izleyebildiniz mi, bir miktar? Nasıl buldunuz?

 

Sinan OĞAN*: Zevkle izledim ve dinledim. Buradan çok teşekkür ediyorum. Bu arada tabi yeri gelmişken Fethiye’deki vatandaşlarımıza da geçmiş olsun diliyorum; birkaç gündür deprem sıkıntısı yaşıyorlar.

 

Erkan TAN: Deprem yaşamışlardı, doğru.

 

Sinan OĞAN: Ve MHP’li belediye başkanımıza da buradan sevgiler, saygılar gönderiyorum. Üç dönemdir Fethiye’mizi alan, üç dönemdir Fethiye’mizi kale yapan sevgili belediye başkanımızı da buradan sevgiyle selamlıyorum.

 

Erkan TAN: Aslında bu kadar çok şarkı söylenmeyecekti veya eser seslendirilmeyecekti; ama tabi Fethiye’den geldikleri için pek kıramadık, kusura bakmayın.

 

Sinan OĞAN: Estağfurullah, büyük bir zevkle dinledim. Çocuklar hazırlanmışlar, oradan buraya gelmişler. Biz konuşmasak da olur. Her fırsatta konuşuyoruz, vatandaş konuşsun.

 

Erkan TAN: Sağ olun, teşekkür ediyorum.

 

Sinan OĞAN: Allah razı olsun, sizde sabah baktım maşallah epey vatandaşlarla bir araya geldiniz. Aslında Türkiye’de güzel bir sistem oturttunuz siz. Bir süre sonra göreceksiniz, birçok televizyon kanalı da benzer şeyleri yapmaya başlayacak.

 

Erkan TAN: Eksik olmayın, çok zarifsiniz. Çok teşekkür ederiz; ama sizinle yaptığımız bölümleri çok seyrediyorlar, çok ilgi duyuyorlar. Hemen “PKK’yı ateşkese ikna edecek”… Oradan başlayalım. Talabani Türkiye ile örgüt arasında devrede, PKK’yı silah bırakmaya ikna etmeye çalışıyor. Taraf Gazetesinde yer almış. Başka gazetelerde de değişik boyutlarıyla var neredeyse. Ne diyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Evet, bütün gazetelerde var

 

Erkan TAN: “Ne var canım, adam silahları bıraksın diye çaba sarf ediyor, bunda kötü ne var” diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Diyorlar, çok şey diyorlar. Meseleye bir boyuttan bakarsanız çok şey demek mümkün; ama daha geniş bir çerçeveden müsaade ederseniz bakalım meseleye.

 

Erkan TAN: Tamam, buyurun efendim

 

Sinan OĞAN: Biliyorsunuz bu meselenin bir Suriye boyutu var, bir İran boyutu var, bir Irak boyutu var ve Türkiye boyutu var. Aslında bu boyutları bir araya getirdiğinizde KCK’yı tarif etmiş oluyorsunuz. Hani hükümetin her gün mücadele ediyormuş gibi göründüğü KCK’yı. Nedir KCK? Dört bölgeyi bir araya getirip; yani Türkiye’den toprak koparıp, Irak’tan, İran’dan ve Suriye’den toprak koparıp bunları bir devlet haline getirmek. Bunun içinde başrol oyuncusu Barzani seçilmiş durumda. Barzani’yi biliyorsunuz Dışişleri Bakanı Ahmet DAVUTOĞLU “Barzani amca, kak Mesut” vs. tabirler ile Türkiye’de karşılamıştı.

 

Erkan TAN: “E canım ne var, yöresel bir ağız. Burada da söyleniyor” diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Şimdi her yöresel ağzı söylemeye kalkarsanız Türkiye’ye birçok devlet adamı, birçok politikacı geliyor. O zaman değişik bir dil yelpazesine sahip olmanız lazım ki, burada ayrıca bir özenin atfedildiğini görüyoruz. Barzani ve Talabani’nin yeni bir aktör olarak devreye sokulduğunu görüyoruz. Bölgedeki Kürt oluşumu Türkiye’nin eliyle hayata geçiyor bakınız. Türkiye bölgede bir Kürt devletini kuruyor.

 

Erkan TAN: Bu çok ağır ve önemli bir iddia

 

Sinan OĞAN: Adalet ve Kalkınma Partisi bölgede Kürt devleti kuruyor. Çok net ifade ediyorum. Bu meselenin bir boyutunda Suriye var.

 

Erkan TAN: Şimdi manşet olarak yazacağız bunu, doğru söyleyin. Doğru söylemişsinizdir de diliniz sürçmüş olabilir.

 

Sinan OĞAN: Tekrar ediyorum. Adalet ve Kalkınma Partisi hükümeti bölgede bir Kürt devleti kuruyor. Bütün bu baktığımız pencereden bizim gördüğümüz budur. Adalet ve Kalkınma Partisi Irak’ta, Türkiye’de, Suriye’de ve İran’daki Kürtleri bir araya getirerek bir Kürt devleti kuruyor.

 

Erkan TAN: AK Parti hükümeti bölgede bir Kürt devleti kuruyor, diyorsunuz.

 

Sinan OĞAN: Zaten Büyük Ortadoğu Projesi’nin ana hedeflerinden birisi bölgede bir Kürt devleti kurmak değil midir? Büyük Ortadoğu Projesi’nin eş başkanı başbakan değil midir? İsrail değil midir ki, Türkiye’nin de bulunduğu bu coğrafyada bir Kürt devleti kuran? Barzani’nin oğlu değil midir İsrail’le savaş uçağı almak için görüşmelerini son hızla, son dönemde sürdüren? Amerika Birleşik Devletleri değil midir Suriye’deki ayaklanan isyancıların başına daha yeni, dün, bir Suriyeli muhalifi getiren?

 

Erkan TAN: Şimdi şöyle bir manşet atık Sinan Bey “AK Parti bölgede bir Kürt devleti kuruyor” eminsiniz değil mi bunu söylediğinize?

 

Sinan OĞAN: Evet, aynen öyle. Aynen öyle. Son derece eminim.

 

Erkan TAN: Bunu twit olarak da atıyoruz, binlerce insan bunu duyacak, görecek şimdi efendim.

 

Sinan OĞAN: Erkan Bey, ben siyasetçi olmadan önce bir strateji merkezi başkanıydım ve terör konularında yoğun olarak çalışırdım. Yıllardır çalıştığımız bir konu. Biz baktığımız hadiseleri okuyabiliyoruz. Dünyayı okuyabiliyoruz, bölgeyi okuyabiliyoruz, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çabalarını, çalışmalarını ve niyetlerini okuyabiliyoruz. Okuduğumuz şey aynen şudur; AKP bölgede bir Kürt devleti kuruyor! Ve bu Kürt devletinin temeli Irak’ta atıldı, 36. paralelle atılmıştı, şimdi devam ediyor. 36. paralelin benzeri bugün Suriye’de kurulmaya çalışılıyor. Suriye’de bir bölünmeden, Suriye’de bir rejim değişikliğinden en çok karlı çıkacak olan Barzani-Talabani ikilisidir. Çünkü Suriye’deki Kürtler de onların kontrolüne veriliyor. Suriye’deki Kürtlerle Irak’ın kuzeyindeki Kürtler aslında birbirine çok zıt, birbiriyle anlaşamayacak kesimlerdi.

Erkan TAN: Evet

 

Sinan OĞAN: Ama bugün Barzani’nin açıklamaları var, Celal Talabani’nin açıklamaları var. “Biz gerekirse onlara maddi destekte bulunuruz, onları korumamız altına alırız” diyorlardır. Ve bununla da kalmayacak İran’a sıra geldiği zaman, Suriye’den sonra sıra İran’a geldiği zaman, orada da bir Kürt bölgesi ortaya çıkarılacaktır. E netice itibariyle bu üç bölge Türkiye’nin, biz Osmanlıyız, biz büyüyoruz falan hikâyeleriyle Türkiye’nin kontrolüne verilmeye çalışılacaktır. Bu entegrasyon sonucunda sizin hükümetiniz tarafından nur topu gibi bir Kürt devleti kurulacaktır.  Bölgede bir Kürt devleti en çok ve en çok İsrail’e yarayacaktır. Ben bunu defalarca söyledim, bununla ilgili mecliste soru önergeleri verdim, meclis kürsüsünde konuşmalar yaptım.

 

Erkan TAN: Gerekçesi ne bu cümlenizin? Hemen onu da söylerse misiniz bir iki cümleyle.

 

Sinan OĞAN: Elbette. İsrail ile düşman gibi gözüken AK Parti’nin İsrail’le ticareti “one minute” sonrası %40 dolayında artmıştır, bakınız. 2010-2011 ticaret rakamlarına baktım; İsrail’in rakamlarına baktım, Türkiye’nin rakamlarına baktım birbiriyle örtüşüyor. %40 ithalatımız ve ihracatımız artmıştır. Bir ülke ile sizin dost mu, düşman mı olduğunuzun en önemli göstergesi sahnenin önünde “one minute” demek değil, sahnenin arkasında ticari ilişkilerin durumudur. Ticari ilişkiler bunu açıkça gösteriyor. Bölgede bir Kürt devleti kurarak İsrail’e hizmet ettiğiniz açık bir şekilde ortada. Malatya’ya kurduğunuz füze savunma radar üssü yine İsrail’e hizmet etmek için kurulduğu çok net bir şekilde ortadır. Bütün bunlara baktığımızda Talabani’nin son girişimleri de hükümetin, Türkiye hükümetinin, Adalet ve Kalkınma Partisi hükümetinin izni ve oluru ile desteğiyle yapılmış bir harekettir. Bölgede PKK’yı da Barzani’nin etkisi altına vererek, PKK’yı da peşmerge unsuru haline getirerek ve bir kısmını da Türkiye’de siyasetin içerisine sokarak adeta Türkiye’de PKK’yı siyasallaştırma çalışması devam ediyor. Bunun son örneğini de Milli Eğitim Bakanlığı’nın çalışmalarında görüyoruz; Kürtçe’yi seçmeli ders olarak müfredata sokma çabasında. Tabi hangi Kürtçeyi? Soraniceyi mi, Zazacayı mı, Kırmancayı mı? Diğer bir sürü bölgede diyalektikler var. Farklı bir Kürtün konuştuğunu bir bölgede Bingöl’de konuşulanı Muş, Muş’ta konuşulanı Diyarbakır herkes tam olarak anlamıyor. TRT 6 ile ortak bir Kürtçe oluşturma konusunda ciddi bir adım atılmıştı. Şimdi tek bir Kürtçe öğretilerek vatandaşlara ayrıca bir dil yaratılma peşindedir. Şimdi soruyorum Erkan Bey Türkiye’nin amacı kendi içerisinde ayrı bir topluluk yaratmak, ayrıştırmak mı yoksa mevcut olan zengin arttırmak mı? O zaman Abhaz vatandaşın ne farkı var, ona niye Abhazca öğretmiyorsunuz? Çerkezceyi niye öğretmiyorsunuz, ne bileyim Bulgarcayı niye öğretmiyorsunuz, Arnavutçayı niye öğretmiyorsunuz? Türkiye’deki mevcut, bizim zenginliğimiz olan Türk Milleti’ni oluşturan diğer dinamiklerin her birisinin de kendi lehçesini, dilini öğretmek zorundasınız.

 

Erkan TAN: “Herhalde onlara da öğretecekler canım, çıkan bir kanunla bu mümkün olduğunda. Onu da yazacaklar herhalde” diyorlardı.

 

Sinan OĞAN: Yani böyle giderse AKP, Türkiye’den, Türk Milleti içerisinden, onlarca millet türetme peşindedir. Bunu uygulamalarıyla görmekteyiz. Bu tehlikeli bir süreci de başlatır. Diğer vatandaşlar bu defa diyecekler ki; yani biz devlete karşı baş kaldırmadık, terör eylemlerine girişmedik diye bize bu hakları niye vermiyorsunuz diye. Onlarda mı dağa çıksın? Belki onların içinden de dağa çıkmaya heveslenecek olanlar vardır. AKP son derece yanlış bir strateji içerisindedir. Burada asıl olan terörü bitirmektir, siyasal mücadele vermek değildir.

 

Erkan TAN: Efendim terörü bitirmek için siz ısrarla girmek için Cumhuriyet Halk Partisi ve Adalet ve Kalkınma Partisi bir araya geldi. Özlenen tabloydu, canımız yanıyordu. Bunlar da çözecekler. Siz ısrarla girmek istemiyorsunuz bu fotoğrafın içinde, ne yani bu sürsün mü istiyorsunuz? Diyorlar. Hafta sonu başbakan BDP’ye “morg bekçisi” dedi. Sizi gerçi o cümleden değerlendirmek mümkün değil; ama MHP olarak, size de laf vardı.

 

Sinan OĞAN: Şimdi sayın Genel Başkanımız Dr. Devlet BAHÇELİ’nin bu süreç başladığı zaman “yıkım koordinatörü” olarak bizim adlandırdığımız, sayın Genel Başkanımızın daha doğrusu adlandırdığı, Beşir ATALAY’ın bir çalışması vardı ve 12 tane akademisyeni, gazeteciyi bir araya getirmiş tabiri caizse “yıkım projesi”nin elemanlarını bir araya getirmişti. O zaman sayın Genel Başkanımız “12 kötü adam” demişti o girişime, bugün 13. kötü adamlığa aday bir girişim görüyoruz CHP tarafından.

 

Erkan TAN: Çok ağır konuştunuz. 12 kötü adam diyorduk, CHP ile 13 oldu dediniz. Doğru anlamış mıyım?

 

Sinan OĞAN: Evet, evet aynen öyle on üçüncülüğe aday görüyorum CHP’yi. Bununda tabi CHP içerisinde Diyarbakırlı olup da Diyarbakır’dan aday olmaya cesaret edemeyen Sezgin TANRIKULU’nun fikirleri olduğu ve bunu CHP’ye yansıttığı, dikta ettiği çok açık. Bu kadar bölgede sevilen sayılan bir isimse, gitsin kendi bölgesinden aday olsun, derler adama. Sizin tabirinizle; “diyorlar”.

 

Erkan TAN: Diyorlar doğru; ama tabi geride kalmıştı bu tartışma siz bir daha açmış oldunuz.

 

Sinan OĞAN: Şimdi bakınız biz bu süreci, biz bu filmi gördük. Adalet ve Kalkınma Partisi bile, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bile Kürt sorunu diye yola çıktı, demokratik açılım dedi; kırk tane isim, kılıf bulmaya çalıştı ama olmadı, sırıttı. En son başbakan dedi ki; “Efendim Kürt sorunu yoktur Türkiye’de” Başbakanın kendi ifadesidir. Şimdi CHP’yi yanına aldı bir Kürt sorunu oluşturmaya çalışıyorlar Türkiye’de. Türkiye’de var olan terör sorunudur, Kürt sorunu değildir. Çözüm eğer üretilecekse bu terörü nasıl bitiririz bunun üzerinde çözüm üretmek lazım.

 

Erkan TAN: Onu da söyledi canım, tamam adını beğenmiyorsanız değiştiririz. Konu adında mıydı ki zaten?

 

Sinan OĞAN: Şimdi tabi konu adında değil, kılıfında değil; içeriğinde, niyetinde. CHP’nin yaklaşım tarzına baktığımız zaman CHP’nin yaklaşım tarzında bir terörle mücadele olmadığını görüyorsunuz. CHP’nin bugünkü yaklaşım tarzı ile mecliste CHP’nin o çok eleştirdiği terörle masaya oturmanın arasında ne farkı var Allah aşkına? CHP’de şimdi terörle masaya oturmuş durumdadır. Biz eleştirdiğimiz zaman sayın başbakanı ki sayın başbakan o zaman şunu ifade etmişti demişti ki; “bizim” demişti, “Teröristlerle masaya oturduğumuzu, pazarlık yaptığımızı iddia edenler şerefsizdir” demişti, bakınız. Ve daha sonra sayın başbakan dedi ki; “Benim talimatımla Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) müsteşarı gitti görüştü” dedi. Şimdi bu ifadeyi ben tekraren ağzıma dahi almak istemiyorum. Sayın başbakanın kendisini kendi ağzı ile kendi dili ile düşürmüş olduğu durumu görüyor musunuz Allah aşkına? Kendisine kendisinin, ben ifade etmek istemiyorum; ama ne dediğini görüyor musunuz Allah aşkına? Şimdi CHP’nin de bu duruma düşmesine hakikaten biz üzülüyoruz. Türkiye’de Atatürk’ün kurmuş olduğu bir parti, köklü bir partinin bugün gelmiş duruma bakın Allah aşkına.

 

Erkan TAN: “Yav ne var ki efendim, bir sorun var konuşuyorlar alt tarafı” diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Terörle mücadeleyi bir tarafa bırakıp, terörle müzakere noktasında on üçüncü kötü adam rolüne soyunmak CHP’ye o anlamda yakışmıyor.

 

Erkan TAN: Mehmet Dodu; “Tipik bir MHP mantığı, tipik bir MHP’li gibi konuşuyor. Çünkü terör biterse MHP’de biter. Başbakan da bunu ima etti hafta sonu” Ne diyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Şimdi, tipik bir MHP’li gibi konuşacağız. Bazıları gibi bir gün Atatürk’ün partisi, bir gün teröre destek veren bir partili gibi konuşmayacağız. Biz MHP’liyiz biz milliyetiyiz, biz ülkücüyüz. Biz bu milletin içinden, bağrından kopmuş gelmiş insanlarız. Elbette ki bizim bir parti görüşümüz var. Bizim elbette ki yılların yoğurduğu, Türkiye’nin en köklü partilerinden birinin mensubu ve milletvekiliyim. Başka nasıl konuşmamı bekliyorlar?

 

Erkan TAN: Bu bir, iki terör biterse MHP’de biter mi? Bunu başbakan hafta sonu söyledi ağzıyla.

 

Sinan OĞAN: Şimdi ezbere konuşmayacaksınız, istatistiklere bakacaksınız.

 

Erkan TAN: Tamam.

 

Sinan OĞAN: Milliyetçi Hareket Partisi’nin oyunun 1990’dan bu güne kadar yükseldiği dönemler terörün yükseldiği dönemler değil, terörün düştüğü dönemlerdir. O kadar yanlış bir mantık ki, terörden besleniyorsunuz, terörden oy alıyorsunuz. Tam tersine terör düştüğü zaman Milliyetçi Hareket Partisi’nin oyları artıyor. Bu sebepledir ki birincisi; bizim için…

 

Erkan TAN: Evet

 

Sinan OĞAN: Sayın Genel Başkanımızın şu sözünü ben tekrar  tekrar hatırlatıyorum. Bizim için “önce ülkem ve milletim” düsturu önemlidir. Bizim için partimiz oy almış, oy almamış değil; ülkemizin selameti, sağlığı önemlidir. “Önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben” diyen bir anlayışın biz mensubuyuz. O açıdan mantıklı konuşmak lazım, istatistiklere dayalı konuşmak lazım. Milliyetçi Hareket Partisi, istatistikler bunu açık bir şekilde de ortaya koymaktadır, terörün düştüğü zamanlarda daha fazla oy almıştır. Biz terörün düşmesini sadece oy için değil; biz terörün düşmesini milletin, memleketin iyiliği, geleceği için istiyoruz. Analar ağlamasın, sözünün lafta değil icraatta göstermek istiyoruz ki, bizim dönemimizde de bu açık bir şekilde ortaya koyulmuştu. Terörü sıfır noktasında AKP’ye teslim ettik, AKP döneminde yalanlar olduğu gibi terörde şahlandı.

 

Erkan TAN: Ama istatistiklerden de bilgi verdiniz. Özlem Atmaca; “Tipik MHP’li eleştirisine verdiğiniz cevaptan duyduğum mutluluk tarif edilmez, doğru söylüyorsunuz.” “Öcalan’ı astıracağım diye meydanlarda ip atıyordu MHP, bu atılan ip ne oldu, şehit annelerine verilen söz yendi mi yani? Yazık” demiş Okan Tulay.

 

Sinan OĞAN: Okan bey, biz bu yakınlarda yayınladık. Bütün Facebook, Twitter sayfalarımızda, Milliyetçi Hareket Partisi’nin sayfalarında var. Açıp eğer meclis tutanaklarına bakarsanız kimin Öcalan’ın asılmasına onay verdiğini, kimin vermediğini görürsünüz. O dönemin siyasi partilerinin MHP dışında hepsi Öcalan asılmasın dedi. Bir tek Milliyetçi Hareket Partisi’nin bütün milletvekilleri Öcalan asılsın diye oy verdi. Diyelim ki, bizim o dönemde koalisyonun bir ortağı olarak gücümüz yetmiyordu.

 

Erkan TAN: Tamam

 

Sinan OĞAN: Bugün Anayasayı dahi değiştirmeye teşebbüs edecek bir oy çokluğuna sahip AKP assın, elini tutan mı var? Buyursun assın. Bunu diline dolayacağına, bunu icra etsin biz de destek verelim. Hodri meydan, hodri meydan. Yani elinde senin yetki var, elinde her şey var. Avrupa Birliği’ni (AB) falan da gerektiğinde elinin tersiyle itebiliyorsun. Buyur as, elinden tutan mı var? Sen tam tersine bırak onu asmayı, onu nasıl dışarı çıkarabilirim diye düşünüyorsun. Talabani’nin bugün bütün bu girişimlerinin arkasında terörist başını dışarı çıkarmak vardır.

 

Erkan TAN: Öyle mi? Talabani ve Barzani’nin bütün girişimleri terörist başını dışarı çıkarmak. Bu da manşet oluyor, şimdi şu anda yazıyorlar efendim

 

Sinan OĞAN: Kesinlikle. Bakınız AKP döneminde Türkiye’de terörist başına “sayın” demek suç olmaktan çıkarıldı. Ben bu sebeple mecliste “sayın” kelimesini kullanmıyorum. Bazı AKP’liler “efendim sayın kelimesini bize kullanın” diyorlar onlara seve seve kullanıyorum. “Sayın başbakan” diyorum, “sayın başkan” diyorum, “sayın milletvekilleri” diyorum AKP’lilere yönelik. Onlar istiyorsa, onlara yönelik kullanırız. Ama ne güne geldik, görüyor musunuz? Binlerce insanın elinde kanı olan; çoluk çocuk demeden katleden bir insan bugün sayın noktasına gelmiş. Yarın ev hapsi düşünülüyor bunun.

 

Erkan TAN: “Canım bunları birkaç radikal adam dile getiriyor Ak Parti’nin resmi görüşü, hükümetin resmi görüşü değil ki” diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Diyorlar, bunlarla görüştüğümüzü iddia edenler şerefsizdir de diyorlardı. Ne oldu? Ne oldu? Ben talimat verdim, benim emrimle görüştü demiyorlar artık, öyle olduğunu kendisi ifade etti. Öyle olduğunu kendisi ifade etti, dolayısıyla bunlar vehim değil, bunlar niyet okuma değil, bunlar birkaç radikal ismin ağzından çıkan değil.

 

Erkan TAN: “Canım elinizi siz de taşın altına koyun. CHP ve AK Parti ile siz de biraz kafa koyun, sadece konuşacaksınız ne var bunda” diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Biz elimizi değil, gövdemizi taşın altına koymaya hazırız. Biz bu sorunun çözülmesi için üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız. Ama bizim on dördüncü kötü adam olmamızı kimse beklemesin.

 

Erkan TAN: Ama Faruk LOĞOĞLU, söyledi bunu. Hani siz tanışırsınız, eskiden beri.

 

Sinan OĞAN: Biz tanışırız, çok da saygı duyarım. Bakü’de beraber çalıştık kendisiyle de. Dolayısıyla kişisel ilişkilerimiz ayrı yerdedir; ama siyaseten yanlış olan şeyi gözümüzün ışığı bile söylese, yanlışa biz her zaman yanlış deriz.

 

Erkan TAN: Ama sayın LOĞOĞLU da mı yanılıyor yani? Herhalde o çıkıp açıklama yaptığına göre…

 

Sinan OĞAN: Sayın LOĞOĞLU, uluslararası ilişikler uzmanıdır, değerli bir büyükelçidir. Sayın LOĞOĞLU’nun terör konusunda bir çalışması olduğunu bilmiyorum ben. Zaten Sezgin TANRIKULU ile beraber çıkmışlardı, partinin o manada sözcülüğü yapmıştı. Ben kişisel kanaatinin de, şahsi fikrimi söylüyorum; o yönde olduğu kanaatinde değilim.

 

Erkan TAN: Çok ağır iddialarda bulundunuz; AK Parti Kürdistan kuruyor, dediniz.

 

Sinan OĞAN: Evet, yani bir şeyi görmek için illa onun olup bitmesini beklemeye gerek yok ki Erkan Bey. Bütün girişimlere bakıyorsunuz; ortak bir Kürtçe oluşturmak. Ortak bir Kürtçe oluşturulmaya çalışılıyor. Ortak bir millet oluşturmak çünkü içerisinde Kürt diyorsunuz; ama birçok boy var, birçok farklı birbiriyle tamamen zıt kesim var. Şimdi işi gücü bıraktınız onları asimile edip tek bir Kürt milleti oluşturmaya çalışıyorsunuz Türkiye’de. Öte taraftan PKK’nın elebaşısını hapisten çıkarmaya çalışıyorsunuz, onunla masaya oturuyorsunuz, onu muhatap alıyorsunuz.

 

Erkan TAN: Nasıl yani BDP ile konuşmak, onu muhatap almak mı?

 

Sinan OĞAN: Çok iyi hatırlattınız. Erkan Bey, BDP’yi muhatap almak ne demek? Terörle mücadele, onun siyasi uzantısıyla mücadele bu ne demek Allah aşkına?

 

Erkan TAN: Terörle mücadele, siyasi uzantısıyla müzakere. Bunu kim söyledi? Hatırlamayan olabilir.

 

Sinan OĞAN: Bunu sayın başbakan söyledi. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Genel Başkanı, Türkiye’nin başbakanı söyledi. Ben Adalet ve Kalkınma Partisi’nin ve başbakanın muhatabının millet olduğunu zannediyordum, şimdiye kadar. Demek ki yanılmışız. Sayın başbakanın muhatabı millet değil, kendisine oy verenler değil. BDP, PKK ile arasına mesafe koymayan BDP’yi kendisine muhatap olarak kabul etmiş.

 

Erkan TAN: E canım onu da oradaki millet seçmedi mi?

 

Sinan OĞAN: Yani Kürt diyorsanız her partinin içerisinde Kürt var. AKP’nin içerisindeki Kürtlerin sayısı BDP daha fazladır, ona kalırsa.

 

Erkan TAN: Doğrudur. Evet.

 

Sinan OĞAN: Tek bir muhatap olarak BDP’yi kabul etmek ne demektir?

 

Erkan TAN: Çok önemli bir laf söylediniz; ama MHP’li olarak yani, Adalet ve Kalkınma Partisi içindeki Kürtlerin sayısı BDP’den daha fazladır, diyorsunuz.

 

Sinan OĞAN: Evet dedim, diyorum. Şimdi kalkıp PKK’nın siyasi uzantısını muhatap almanızın mantığı nedir Allah aşkına? Yani BDP’yi muhatap almakla aslında biz aslında PKK’yı muhatap alıyoruz. Hani o görüştüğümüzü söyleyenler bilmem nedir ifadesini kullanmıştı ya sayın başbakan şimdi bakıyoruz ki bu yeni görüşmelere kılıf aranıyor. Bir taraftan ne dedi sayın başbakan, dün de sayın Nurettin Canikli de söylemişti BDP için, morg bekçiliği yapıyorlar. Eee peki?

 

Erkan TAN: Evet bizim programımızda söyledi; “morg bekçiliği yapıyorlar, oradan cenazeleri alıp ailelerin istediği dışında zorla sokaklarda gezdiriyorlar” dedi.

 

Sinan OĞAN: Ben soruyorum buradan, bir daha geldiğinde sayın Canikli’ye sorun lütfen; sizin muhatabınız morg bekçileri mi?

 

Erkan TAN: Siz kendiniz diyorsunuz.

 

Sinan OĞAN: Evet bir taraftan BDP muhatabımız diyorsunuz, bir taraftan Türk Milleti kalmış bir tarafta, kocaman Türk Milleti… PKK’nın uzantısı BDP sizin muhatabınız. Öte taraftan muhatabınız olan kişiye morg bekçisi diyorsunuz. Doğrudur morg bekçiliği yapıyorlar, doğrudur bu. O zaman morg bekçisini niye muhatap alıyorsunuz? Milleti muhatap alın, bütün Türk Milletini muhatap alın.

 

Erkan TAN: Şimdi “BDP morg bekçisi ise niye muhatap alıyorsunuz?”, sorunuz bu.

 

Sinan OĞAN: Evet dedi ya bizim tek muhatabımız bu manada BDP, demedi mi? Sayın başbakan böyle dedi. Morg bekçilerini muhatap almayın, teröristleri muhatap almayın, Türk Milletini muhatap alın. Türk Milletini muhatap almak için millete gitmek bu sorunu çözmek için.

 

Erkan TAN: “Sayın vekil eskiden böyle konuşmazdı, devlet adamı gibi konuşurdu” demiş sizin için bir seyircimiz. “CHP hakkında yanlış konuşuyor, yanlış yorum yapıyor. Formülü CHP, MHP birlikte çözüm üretin o zaman. Kılıçdaroğlu’nu iyi anlamak lazım.” İstanbul’dan Hacı Turan.

 

Sinan OĞAN: Şimdi Hacı Turan beyefendinin de CHP’yi iyi anlaması lazım. Bizim bu manada herhangi bir partiye ön yargımız yoktur. Biz dün ne diyorsak, bugün de aynısını diyoruz. Siyaset öncesinde de bizim ekranlarda, televizyon tartışmalarında söylediğimiz şeylerin bugün çok farklı noktasında değiliz, aynı şeyleri söylüyoruz. Bakınız, CHP’nin çözüm önerileri adeta bir tren sanki kaçıyor, ya biz de arkadan vagonun birinden tutabilir miyiz, mantığıyla yaklaşıyor. Halbuki bu meselenin temelindeki sorun akil adamlar vs. sorunu değil bu meselenin temelinde sorun terör sorunudur. Bunu ben yıllardır anlatmaya çalışıyorum.

 

Erkan TAN: Evet.

 

Sinan OĞAN: Güroymak’a Norşin demekle bu sorun çözülmez. Elinde silah dağa çıkmış terörist milyarlarca dolarlık bir ranta hükmediyor. İnsan kaçakçılığı, sigara kaçakçılığı her şeyin kaçakçılığı var. Ve ciddi de bir…

 

Erkan TAN: Ara sıra başka işlere karışıp, taşeronluk yapıyor. Başka uluslararası örgütlerin istihbaratına hizmet ediyor.

 

Sinan OĞAN: Tabi tabi ciddi de bir orada rahat var, rant var. Adeta kendi haremini kurmuş. Bir eli yağda, bir eli balda. Şimdi bu adamlar, bu teröristler sen iki tane bilmem köy ismi değiştirdin diye, üç beş tane adam akil adam diye insanları piyasaya sürdün diye o uluslararası taşeronluğu bırakıp gelecek değil. Önce bunu anlamaları lazım. Terörün çözümü elbette demokratikleşmeyle beraber bireysel özgürlüklerle beraber…

 

Erkan TAN: “E canım hiç mi bireysel özgürlüklerden söz etmeyelim canım” diyorlar; siz öyle deyince.

 

Sinan OĞAN: Ben de onu ifade ediyorum. Bireysel demokratik özgürlükleri arttırmak lazım, herkes için. Yani bir kesim için demokrasi, öbür kesimn için Silivri diyemezsiniz. Demokrasiyi herkes için arttıracaksınız. Pozitif ayrımcılığı toplumun bir kesimine yapamazsınız. O zaman başka bireyler ve başka toplumlar da, kesimler de aynı hakları almak için aynı yoları deneyebilirler. Terörü önlemenin en önemli yolu terörün bir defa elindeki silahı alacaksınız; o eğer hoşla değilse zorla olacaktır. Onu aldıktan sonra uluslararası bağlantısını keseceksiniz, finans kaynaklarını keseceksiniz. Profesyonel mücadeleyi getireceksiniz; ama bunu yaparken paralel bir şekilde bireysel özgürlükleri toplumun geneline yayacaksınız. Bireysel özgürlükler çerçevesinde Türkiye çok geridedir. Samsun’daki vatandaşımızın bireysel özgürlüğü ile Hakkâri’deki vatandaşımızın, Edirne’deki vatandaşımızın bireysel özgürlüğü arasında bir fark olmamalıdır;  ama siz kalkarsanız toplumun bir kesimine yönelik bu anlamda bireysel özgürlükleri toplumsal ve kolektif özgürlüklere dönüştürürseniz o artık özgürlük olmaktan çıkar. Basit manada demokrasiyi bize çocukken demokrasiyi bize nasıl tarif ediyorlardı ilkokulda; benim özgürlüğümün başladığı yerde senin özgürlüğün bitiyorsa eğer o artık demokrasi olmuyor, çocukken böyle öğretiliyordu.

 

Erkan TAN: Evet

 

Sinan OĞAN: Şimdi bireysel özgürlükleri kolektif hale sokarsanız ve onun özgürlüğünün başladığı yerde, senin özgürlüğün; seninkinin başladığı yerde, onun özgürlüğü biter veya daralırsa işte asıl o zaman asıl daha büyük sıkıntılar ortaya çıkar.  Dolayısıyla memleketi bir bütün olarak düşüneceksiniz. Memleketi oluşturan, Türk milletini oluşturan bireyleri ve kesimleri bir bütün olarak düşüneceksiniz. Onun eline silah alan kısmına ayrıcalık tanırsanız, onun eline silah alan kısmına daha fazla şeyler vaat ederseniz toplumsal adaleti bozarsınız. En büyük terör de budur.

 

Erkan TAN: “Ama işte bireysel özgürlükler kapsamında çocuklarımız bizim de konuştuğumuz dili öğrensin diyoruz, siz oradan bağırıp çağırıyorsunuz” diyorlar.

 

Sinan OĞAN: Öğrensin efendim, engel olan yok ki. Bir sürü kurs açıldı, Güneydoğu Anadolu bölgesinde. Hatta devlet de buna destek verdi.

 

Erkan TAN: Kapandı hepsi.

 

Sinan OĞAN: Kursun önünde jandarma nöbet mi tutyordu kimse gelmesin kursa diye? Veyahut da evde konulan dile, ananın çocuğuna öğrettiğine karşı çıkan mı var? Çarşıda, pazarda konuşulan dile karşı çıkan mı var? Dünyanın birçok yerinde birçok insanlar, birçok kesimler, birçok etnik azınlıklar vardır. Yani Kürt vatandaşlarımız kendisini azınlık statüsüne mi sokmak istiyor?

 

Erkan TAN: “PKK ikinci ASALA’dır. Yöneticileri Ermenidir, Apo Kürtçe bilmez. Apo’nun katliam yaptığı Kürt köyleri 1915’te Ermenilere en fazla direnen ve geçit vermeyen köylerdir. Bunların hiçbiri dedikodu, iftira değildir. Kürt sorunu yok, Kürt kılığında Ermeniler ve uluslararası örgütler vardır.” Halit D. İstanbul’dan bu mesajı göndermiş.

 

Sinan OĞAN: Çok doğru bir noktaya temas etti. Yapılan operasyonlarda öldürülen veya yakalanan teröristlerin önemli bir kısmı sünnetsiz çıkmıştır, yaşının çok ileri olmasına rağmen. Önemli bir kısmı Türkçe bilmemektedir, önemli bir kısmı da Kürtçe bilmiyor bakınız, Kürtçe bilmiyor. ASALA’nın bittiği tarihlerde PKK’nın ortaya çıkması tesadüf değildir. Bugün Milli Eğitim Bakanı ki Milli Eğitim Bakanımıza da Allah, ne diyeyim, biraz daha öğretmen sevgisi versin kendisine; çünkü tamamıyla öğretmenlerin aleyhine bir tutum içerisinde. Müfredatı alt üst etti, şimdi müfredata seçmeli ders Kürtçe koyuyor. Peki terörist başı böyle bir talepte bulunursa, Kürtçe öğreneceğim talebinde, bunu kim öğretecek Allah aşkına? Milli Eğitim Bakanımız mı gidip öğretecek? Yani burada birçok farklı diyalektik ağzı var, tekrar ediyorum.

 

Erkan TAN: Doğru, onu söylediniz.

 

Sinan OĞAN: Yani oradaki vatandaşlarımızı niye asimile ediyorsunuz?

 

Erkan TAN: “Sinan Bey, hiçbir sürece destek vermediniz, lütfen boşuna konuşmayın. Apo idam edilseydi bunlar olmayacaktı, siz etmediniz. Varsayımlarla konuşuyorsunuz. Hazımlı olun, bu hükümeti hazmedemiyorsunuz. İç ve dış düşmanla uğraşıyor bir de sizin gibi içi boş muhalefetle uğraşıyor.” Muzaffer Soysal. Adını soyadını yazmış, onun için net olarak söylüyorum. Ne diyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Yazsın tabi ki.

 

Erkan TAN: Hiçbir sürece destek vermediniz, diyor.

 

Sinan OĞAN: Memleketimizde demokrasi var. Her vatandaş fikrini adabı muaşeret çerçevesinde, bir adap çerçevesinde söyleyecek. Fikirlere saygı duyarız, katılmasa bile. Biz tabii ki destek vermeyeceğiz, hangi sürece: Komşularımızda devrimcilik oyununa destek vermeyeceğiz. Suriye’de rejim değiştirme oyununa destek vermeyeceğiz. Büyük Ortadoğu Projesi’nin eşbaşkanı olmaya destek vermeyeceğiz. Azerbaycan Türklerini dışlayan, Ermenileri kucaklayan sürece tabi ki destek vermeyeceğiz. Irak’ta bölünmeye tabii ki destek vermeyeceğiz. Türkiye’de farklı Kürt gruplarının asimile edilerek tek bir Kürt unsuru oluşturulmasına tabi ki destek vermeyeceğiz. Bu milletin birliğini, bütünlüğünü bozmaya yönelik anadilde eğitim noktasında Kürtçeye ve başka dillerde eğitime tabi ki destek vermeyeceğiz. Başka hangi birini sayayım, teröristle aynı masaya oturmaya tabi ki destek vermeyeceğiz. Dün teröristle masaya oturduğumuzu iddia edenler bilemem nedir diyenlere tabi ki destek vermeyeceğiz, ertesi gün öyle oldukları ortaya çıktı kendilerinin. Hangi birini sayayım?

 

Erkan TAN: Diyor ki; “Erkan Tan sayın vekil AK Parti Kürt devleti kuruyor, diyor. Sen ne diyorsun, demiş bana. Şimdi ben değil o söyleyecek yani. Sinan Bey neden böyle söylediğini isterseniz bir kez daha anlatsın.” Televizyonlarını yeni açanlar olabilir, rica edebilir miyiz? Bize daha yeni katılanlar olabilir, başka kanalı seyrediyor olabilirler.

 

Sinan OĞAN: Elbette; ama siz de bugün programın yapımcısınız ama başka programlara konuk olarak katılıyorsunuz. Ben zevkle seyrediyorum. Orada tabi ki fikirlerinizi söylersiniz, vatandaş da merak ediyor, doğal olarak…

 

Erkan TAN: Doğru, siz de beni iyi sıkıştırdınız, iyi yakaladınız Sinan Bey. Ey vatandaş TV Net’de Çarşamba akşamı, dinle. Söyleyeceğiz orada. Siz neden…

 

Sinan OĞAN: Çarşamba akşamı bekleyeceğim o programı.

 

Erkan TAN: Tamam efendim. Siz neden Adalet ve Kalkınma; ama siz de çok ağır iddialarda bulundunuz sabah sabah. Yazlık ceketi giydik, bir anda karardık iddianızdan sonra. Dediniz ki; “AK Parti Kürdistan kuruyor”

 

Sinan OĞAN: Şimdi ismi ak olmakla ak olunmuyor maalesef, siz karardık diyorsunuz ya. Hakikaten de yani adı AK Parti olan bu partinin hükümetinde bizde karardık; memleket karardı, memleketin üzerine adeta böyle bir karanlık gibi çöktü bu hükümet. Bu hükümet kendi eliyle bir Kürt devleti kuruyor.

 

Erkan TAN: Neden gerekçeleri, çok kısa anlatırsanız.

 

Sinan OĞAN: Gerekçeleri çok basit. Birincisi Türkiye’de bir Kürt birliği kurmaya çalışıyor; farklı Kürt gruplarını tek bir birlik altında toplamaya çalışıyor. İkincisi PKK’yı siyasallaştırıp Öcalan’ı hapisten çıkararak bir siyasal yani terörü siyasallaştırarak ve terörün amaçlarına hizmet etmeye çalışıyor. Bakınız, Öcalan’ın istediği bütün maddeler yavaş yavaş AKP döneminde hayata geçiriliyor. Barzani’nin bir Kürt devleti kurduğu, Irak’ın kuzeyinde, artık herkese malum. Bir tek ilan edilmesine iş kalmış. Şimdi bunun yanına bir de Barzani, Suriye üzerine etkinleştirilerek Suriye’deki Kürtler de, Suriye’de AKP bir devrim yaparak Suriye’yi bölmek ve oradaki Kürtler Barzani’nin kontrolüne verilmeye çalışılıyor. Yarın aynı süreç İran’da da devam edecek. Aslında AKP’nin yaptıklarıyla KCK’nın yaptıkları bire bir örtüşüyor. KCK’da bugün bir Kürt devleti kurmaya çalışıyor dört parçalı, AKP’de bir Kürt devleti kurmaya çalışıyor, dört parçalı. Sabaha kadar isterseniz anlatırız yaptıklarını.

 

Erkan TAN: “Yaklaşan büyük tehlikeyi gördüğünüz için ağzınıza, dilinize sağlık vekilim” Ethem Gülbay, CHP Elazığ Eski İl Başkanı, bu mesajı göndermiş.

 

Sinan OĞAN: Yani CHP’liler bile yaklaşan tehlikeyi görüyor. Demek ki çok sayıda sağduyulu CHP’li vatandaşımız var.

 

Erkan TAN: Siz Iğdır vekilisiniz artık milletvekili olduktan sonra partiden milletvekili olunuyor; ama bütün milletin vekilisiniz. Sizce Cumhuriyet Halk Partili seçmeler CHP’nin Kürt kökenli vatandaşlarımızın sorunlarını çözeceğiz diye aldığı yeni pozisyonu destekliyor mu? CHP’ye oy veren seçmenler…

 

Sinan OĞAN: Şimdi tabi onu CHP’li seçmenlerimize sormak lazım.

 

Erkan TAN: Ben size soruyorum.

 

Sinan OĞAN: Seçmenlerin adına benim kendimi onların yerine koyup konuşmam doğru olmaz. Seçmenin iradesine saygısızlık olur.

 

Erkan TAN: Tamam.

 

Sinan OĞAN: Dolayısıyla CHP’li seçmenler buyurunuz eski il başkanı Ethem Bey kendisi ifade etti, yani ben artık daha fazla bir şey ifade etmek istemiyorum. Ama şunu ifade edeyim bugün seçim bölgemde, Iğdır’da, bütün ben her kesimden oy aldım, Kürt vatandaşlarımızdan da oy aldım. Bugün terörden en çok mağdur olan insanlar Iğdır’daki Kürtlerdir, bakınız. Daha yeni on kişiyi kaçırmışlardı, dokuzu Kürt vatandaşımız, biliyor musunuz? PKK Iğdır’da en fazla Kürtlere zarar verdi ve ben o Kürtlerin birçoğunun oyunu alıyorum, bakınız. Yani mesele burasında AKP’nin göremediği, CHP’nin son dönemde görmek istemediği hudur. Bu sorundan, terör sorunundan en fazla Kürtler rahatsız oluyor, onlar zarar görüyor. Şimdi bu son girişim PKK’yı Kürtleri üzerinde daha çok hakim, etkin konuma getiriyor.

 

Erkan TAN: Neden?

 

Sinan OĞAN: Çünkü PKK biz vurdukça alıyoruz, bunlar bizim sayemizde alınmış şeyler olarak aksettiriyor.

 

Erkan TAN: BDP’yi de öyle muhatap alınıyor çünkü

 

Sinan OĞAN: Dolayısıyla Kürtlerin üzerine; nasıl AKP Türkiye’nin üzerine karanlık bir şey gibi çöktüyse PKK ve BDP’yi de AKP’nin eliyle ve şimdide CHP’nin desteğiyle Kürtlerin üzerine karanlık bir tahakküm şeklinde çöktürmeye çalışıyorlar. Buna karşı çıkıyoruz.

 

Erkan TAN: Erol Erdem; tehlike her geçen gün büyüyor ama çare ne Adalet ve Kalkınma Partisi, ne Cumhuriyet Partisi, ne de Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Çare Sarıgül’dür Sarıgül. Erol Erdem bu mesajı göndermiş. Sizinle pek alakası yok gibi sanki…

 

Sinan OĞAN: Bizimle alakası yok; ama Büyük Ortadoğu Projesi ile bazı siyasi partilerin üzerindeki oynanan oyunlarla ve gelecek planlamalarıyla oradan alakalıdır. Daha fazla bir şey demek istemiyorum ama.

 

Erkan TAN: Yeterince dediniz canım anlayana. Ben anladım içinden iki ansiklopedi yazabilirim. Peki. Günaydın kardeşim, günaydın dostum Sedat Apalak bu mesajı göndermiş. “Adalet ve Kalkınma Partisi bir Kürt devleti kuruyor diyor” Sevinç adlı bir seyircimiz; “hayret ya böyle şey mi olur, böyle iddia mı olur? İyice artık kendinizi kaybettiniz muhalefet yapacağım diye.” Ne diyorsunuz?

 

Sinan OĞAN: Valla buna hiçbir şey demiyorum.

 

Erkan TAN: “Hayret demiş bir seyircimiz hep de İran’ın sözlerini kullanıyor, hep de İran’ın işine gelen gibi konuşuyor bu milletvekili” demiş Mesut Bey.

 

Sinan OĞAN: Şimdi Suriye’ye müdahaleye karşıyız derken Suriye’nin dediğini mi kullanıyoruz? Veyahut da Irak bölünmesin derken, Irak’ın dediğini mi kullanıyoruz? Veyahut da Ermenistan’ı kucaklamayın Azerbaycan’ın toprakları işgal altında derken Azerbaycan’ın dediğini mi kullanıyoruz? Biz Türk milletinin sözcülüğünü yapıyoruz.

 

Erkan TAN: “Canım zamanında da Esad’ı savundunuz. Hala eli kanlı diktatör Esad’ı savunur konuşmalar yapıyorsunuz. Kardeşim tabi ki oradaki rejim değişecek. Oradakilerde akrabamız değil mi, zulüm altında değiller mi?”

 

Sinan OĞAN: Zulmün her türlüsüne karşıyız.

 

Erkan TAN: Tamam.

 

Sinan OĞAN: Beşar Esad’ın yaptığı zulme de karşıyız, AKP’nin yaptığı zulme de karşıyız. Zulmün her türlüsüne biz karşıyız. Elbette ki oradaki rejim değişecekse o rejimi değiştirecek olan oranın halkıdır. Siz dışarıdan müdahale eder ateşe körükle giderseniz olan vatandaşa olacaktır, oradaki kardeşlerimize olacaktır.

 

Erkan TAN: Peki ne oldu da dışarıdan müdahale edildi diyorsunuz? Onu bilmeyenler var.

 

Sinan OĞAN: Bilmeyenler var, ifade edeyim. Daha ne olsun? Türkiye’de insanları yetiştirip, Libyalıları oraya göndermek mi, oradaki muhalifleri silahlandırmak mı,  Esad rejimini hemen kanun dışı ilan etmek mi? Yani bir gözünüzün önüne getirin Allah aşkına. Yarın birisi kalksa aynı şeyleri Türkiye’ye karşı kullanmaya çalışsa veya söylese ne diyeceğiz biz onlara? Alkış mı tutacağız, Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağı oh ne güzel oluyor mu diyeceğiz? Yani ülkelerin bağımsız bir yapısı, kimliği vardır. Esad bugün elini kana bulamıştır, bakınız çok net bir şekilde ifade ediyorum. Diktatör rejimlerin birçoğu olduğu gibi Esad’da elini kana bulamıştır; ama onu gidip orada devirmek veyahut da orada bir rejim değişikliği yapmak bizim işimiz değildir. Biz bölgenin büyük ağabeyi olarak, büyük ülkesi olarak kana körükle değil, kana su ile gitmemiz lazım. Ateşe körükle değil, ateşe su ile gitmemiz lazım. Biz orada barıştıran olmalıyız, savaştıran olmamalıyız. Bizim karşı çıktığımız budur. Ama AKP’nin maalesef tek bir gözlüğü vardır, bu gözlüğün temelinde de yatan temel nokta şudur; orada barışı savunuyorsanız orada savaş olmasın diyorsanız Esad yanlısısınız, demiyorsanız bilmem ne yanlısısınız.

 

Erkan TAN: Peki teşekkür ederiz. Başarılar, kolaylıklar dileriz.

 

Sinan OĞAN: Ben teşekkür ederim.

 

* Dr. Sinan OĞAN: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Iğdır Milletvekili ve TÜRKSAM – Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi Başkanıdır.