Rusya’nın Ukrayna üzerindeki etkisinin her geçen gün artığına şahit olmaktayız. Özellikle, Yanukoviç’in Ukrayna Cumhurbaşkanı görevini bırakarak helikopterle Rusya’ya kaçması sonrasında gelişen olaylarda, Kırım’ın giderek Ukrayna’dan koptuğunu ve Rusya’ya yaklaştığını görmekteyiz. Kırım Özerk Bölgesi’nin Ukrayna’dan ayrılma referandumunda bulunması ve özellikle referandum sonrasında da Rusya’yla birleşme başvurusunda bulunması bölgedeki bütün dengeleri altüst edecek bir takım gelişmeleri beraberinde getirmektedir.

 

Bildiğiniz gibi Kırım’daki Kırım Tatarları Kırım nüfusunun toplam yüzde 12’sini, Ukrayna kökenli insanları yüzde 24’ünü ve Rus kökenlilerinde yüzde 58’ini oluşturmaktadır. Kırım tatarların genel nüfus içerisinde yeterli çoğunluğa erişememiş olsalar da Kırım’ın geleceği üzerinde kilit rol oynamaktadırlar.

 

Burada yeri gelmişken şunu da ifade edeyim, zamanında Kırım tatarlarının tarihi anavatanlarına dönmesine ciddi sıkıntı çıkaran Ukrayna yönetimi umarım ki, bu son olaylarla beraber ne kadar yanlış yaptıklarını anlamışlardır. Kırım tatarlarının bir nevi orada nüfusunun artmasının Kırım’ın sigortası olabileceğini görmüş olmaları gerekirdi. Çünkü Kırım Tatarlarının ayrılma gibi bir istekleri olmadığı gibi Türkiye’nin de Kırım Tatarlarının kendilerinin birleştirme gibi bir arzusu çabası yok. Türkiye için asıl olan Kırım Tatarlarının orada tarihi anavatanlarına dönmesi normal bir vatandaş gibi yaşamaya devam etmesi ve Ukrayna ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyetinin Rusya gibi başka ülkelerin etkisine girmesinin engellenmesidir. Bu sebeplen daha öncesinde Kırım Tatarlarının bölgeye dönüşlerinin önündeki engelleri kaldırması gerekir. Ama maalesef ki, Ukrayna kaldırmadı ve bugün Kırım Tatarlarının bölgeye dönüşü çok öncesinde başlamış olsaydı eğer ve bölgede daha güçlü bir yapı olsaydı Ruslar bu kadar rahatlıkla Kırım’da referandum yapamaz ve Kırım da Ukrayna’dan koparılıp Rusya’ya bağlama girişimleri içerisinde olmazdı.

 

Benim daha önce 3 Eylül 2008 Tarihinde TÜRKSAM’ın web sayfasında yayınlanan bir değerlendirmem olmuştu. Bu değerlendirmede Abazya’yı ve Güney Osetya’yı Rusya’nın tanımasını değerlendirirken şunu ifade etmiştim, özellikle de Kosova’nın bağımsızlığını ilan etmesi bundan sonraki süreçte Abazya ve Güney Osetya’yı Rusya’nın tanıması Birleşmiş Milletlerin Toprak bütünlüğünü ilkesini zayıflatmıştır. 2008’deki değerlendirmemde hem Kosova’nın bağımsızlığının batı tarafından tanınması hem de Rusya’nın Abazya ve Güney Osetya’yı tanımasından sonra Birleşmiş Milletlerin Toprak Bütünlüğü ilkesini önemli bir ölçüde zayıfladığını değerlendirmesinde bulunmuştuk ve şunun da altını çizmiştik ki, Rusya’nın 21 tane özerk cumhuriyet ve bölgeye sahip olduğunu düşündüğümüzde ve Çeçenistan gibi bağımsızlık düşüncesi silahlı eyleme, Tataristan gibi bağımsızlık düşüncesini fikriyata dönüştüren cumhuriyetlere sahip olan Rusya’nın kendisinin en çok toprak bütünlüğüne ihtiyacı olduğunu göstermeye yeterli örnekler olarak vermiştik. Bu çerçevede 2008’deki değerlendirmemizde şunu demiştik: Rusya’nın bölgede kısa vadede Kırım ve Moldova’daki Transdinyester bölgesinin bağımsızlığını destekleme arzusu olabilir. Ayrıca Dağlık Karabağ bölgesinin bağımsızlığını tanıma ve ya destekleme konusunda ise pek istekli davranmayacaktır. Bununla beraber yaptığımız değerlendirmede Rusya’nın bu kısa vadede bu tanıma kararından karlı gibi çıktığı gözükse de orta ve uzun vadede Rusya’nın kendisinin toprak bütünlüğüne ihtiyacı olduğundan bu kararından en çok kendisinin zarar göreceğini altını çizmiştik. Gerçektende öyle. Kırım’ı, Rusya’nın desteği ile Ukrayna’dan koparmak Rusya’ya bağlamak veya bağımsız bir Kırım Cumhuriyetine dönüştürmek kısa vadede Rusya için riskli ama kazançlı bir hamle olarak gözükebilir. Ancak ileride Rusya’nın toprak bütünlüğünü önündeki en büyük engelin Kırım örneği olacağını unutmamak gerekir. Aslında, yanlışlık Kosova, Abazya ve Osetya gibi örneklerden kaynaklanmıştır. Tabi dünyada bu şekilde olan birçok ülkenin olduğunu biliyoruz bu şekildeki ülkelerin benzer girişimleri olduğunu biliyoruz. Finlandiya da referandum yoluyla ayrılmak isteyen Aeland adası var. Ama Birlemiş Milletler bunu kabul etmemiş. Daha sonra Karadağ örneği var. Karadağ Yugoslavya’dan ayrılmış ama Yugoslavya zaten birleşmiş bir ülke olduğu için bu birleşmeden olan ayrışmaya da bütün tarafların rıza gösterdiğini biliyoruz. Ama Kosova örneği Batı tarafından istendiği halde Rusya tarafından şiddetle karşı çıkılmıştır. Diğer taraftan Transdinyester Cumhuriyeti’nin bağımsızlık isteklerini Rusya yine doğrudan desteklememişti, Moldova’dan koparılmasına çok sıcak bakmamıştı Rusya; ama iş şimdi Kırım’a geldiğinde özellikle Rusya’nın Kırım’daki çıkarları Kırım Cumhurbaşkını, Devlet Başkanının kaçmasıyla beraber risk altına girdiğinden Rusya Kırım’ı bu zor  süreçte dünyada bu kadar sorunun olduğu bir dönemde bu kararı desteklemesi Batı kamuoyunu o anlamda Soğuk Savaştan sonraki en büyük krize sokmuştur. Ama bununla beraberde altını çizmek gerekir ki, Rusya bir fırsatı değerlendirir gibi gözükmektedir. Ama unutmamak lazım ki, bu tür kararların kabullünün kısa vadede değil de daha çok orta ve uzun vadede değerlendirilmesi gerekir.

 

Bundan sonraki süreçte yaklaşık 21 özerk cumhuriyet ve bölgeye sahip olan Rusya Federasyonu Tataristan’ın yarın bağımsızlığını ilan etmesi ve bunu referanduma götürmesini hangi gerekçe ile önleyecek. Çeçenistan’ın, Dağıstan’ın, Altay Cumhuriyetinin yani aklınıza gelebilecek Rusya’yı oluşturan federal bölgelerin bağımsızlıklarını referanduma götürmesi ve ya Rusya’dan ayrılma isteklerini Rusya’nın hangi gerekçelerle güç kullanma dışında hangi gerekçelerle kamuoyu önünde getireceği merak konusu olmaktadır. Zira Rusya, Güney Osetya, Abazyha ve Kırım kararından sonra kendi toprak bütünlüğünü doğrudan tehdit altına sokmuştur, risk altına sokmuştur.

 

Bu aynı zamanda Ukrayna içerisinde yaşayan Rusların ve Rusya içerisinde yaşayan Ukraynalıların ki ciddi oranlara tekabül etmektedir. Bu sürecin ister istemez bir tarafı haline getirmiştir. Örneğin geçtiğimiz hafta Rusya’da 50 bin kişinin Putin karşıtı gösterisine  vesile olan gösteriler gibi ve ancak yavaş yavaş düzelen Rusya imajını da batı’da ciddi bir sıkıntı içerisine sokmuştur. Birleşmiş Milletler görüşmelerinde Çin’in tavrının da ilginç olduğunu değerlendirebiliriz. Zira Rusya’yı kınama kararına Rusya’nın veto göstermesinden sonra Çin’in bu konuda çekimser kalması da Çin’in ellini ileride zayıflatacaktır ve Rusya ile ilişkilerini bozmak istemeyen Çin’in daha sonraki süreçte Tibet gibi Doğu Türkistan gibi bölgeler konusunda sıkıntıya sokmuştur. Çin’den kopması muhtemel bahsi geçen bu bölgelerin durumu Birleşmiş Milletlere geldiğinde Çin nasıl bir tavır takınacaktır. Yine böyle çekimser mi kalacak veya ret oyu mu verecektir? Bütün bunlara baktığımız zaman Kırım referandumu Rusya için bir rövanş haline gelmiştir. Neyin rövanşı olduğunu çok açık ifade etmek lazım, Kırım Kosova’nın rövanşıdır. Çünkü Rusya o tarihlerde Kosova’nın bağımsızlığının Birleş Milletlerin toprak bütünlüğünün ilkesinin giderek sıkıntıya sokacağından hareketle bunun yapılmaması gerektiğini söylemiş ve bu konuda da ciddi caba sarf etmiştir. Ama görünen o ki, Rusya bunu kendi içerisinde çalışmasını yapmış, Kosova’nın rövanşı için en uygun bölge olarak da Kırım’ı belirlemiştir. Kırım yarımadasının Rusya’nın kontrolüne geçmesi demek Rusya’nın Karadeniz’de ciddi bir mevzi kazanması manasına gelir çünkü Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Alanların yeniden paylaşımı gündeme gelecektir ki, bu da Karadeniz de Rusya’ya Kırım’ı hesaba kattığımız da Karadeniz de ciddi bir üstünlük kazandıracaktır. Ama batı bunun karşısında sessiz kalacak mıdır? Bir yazarın ifade ettiği gibi Türkiye gibi ülkeler, örneğin Türkiye 40 Milyar dolarlık ticarete göre sessiz mi kalacaktır?

 

Bunu önümüzdeki süreçte göreceğiz ama Rusya’nın özellikle batıdan para çekmeye başlaması Rus borsasının çökmeye başlaması, Rusya’nın değerli kağıtlarının batı borsalarında değer kaybetmesi bunların Rusya’ya ekonomik manada da ciddi darbe vuracaktır ama şunun altını da çizmek lazım ki, Rusya’nın bu oldu bittisine batı’nın sessiz kalması Birleşmiş Milletlerin sessiz kalması elbette ki beklenemez. Muhtemeldir ki, Rusya bununla bir yandan Ukrayna üzerindeki etkisini artırma pazarlığı yapmaktadır. Örneğin yarın Ukrayna’daki yönetim değişse Yanukoviç yeniden Ukrayna devlet başkanı olsa bu karar, bağımsızlık kararı geri alınacaktır. Büyük bir ihtimalle veya Rusya ile birleşme kararının karşısında yer alacaktır. Onun için önümüzdeki süreçte Mayıs ayında yapılması planlanan Ukrayna’daki devlet başkanlığı seçimleri için Rusya ellindeki bütün kozlarını kendi politik planı çerçevesinde bütün manevraları ile beraber hayata geçirmektedir. Ama Rusya çok tehlikeli bir oyun oynamıştır ve bu tehlikeli oyun neticesinde Rusya’nın Kırım kararı önümüzdeki süreçte Kuzey Kafkasya’dan Tataristan’a kadar olan bölgenin Rusya’nın kopmasına vesile olacak gelişmeleri de beraberinde getirebilir. Kaldı ki, Rus Uzak Doğusunda da benzer gelişmeleri beklemek ve bu gelişmelere batınında destek vermesini beklemek olası gözüküyor. Kırım adeta Pandora’nın kutusu gibi olmuştur. Pandora’nın kutusunu Rusya kendi elliyle açmıştır. 21 tane özerk bölgesi olan bir ülkenin başka bir özerk bölgenin başka bir ülkeden kopuşuna ön ayak olması desteklemesinin herhalde Putin açısından hayatının kumarı ve ya da Putin için Rus ruleti olduğunu da ifade etmek lazım. Ruslar, Rus ruleti oynamayı sever ama bu Rus ruletinde unutmamak lazım ki, tabancanın içerisinde bir tane mermi vardır ve o bir mermi makara döndüğü zaman gelir o mermi ateşlenir. Öyle anlaşılıyor ki, makara Rus ruleti için dönmeye başlamıştır.