ABD 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Amerika’nın Sesi (VOA), Ankara'daki barış mitingine yönelik kanlı saldırı Almanya’da da büyük şok ve tepki yarattı. Başbakan Angela Merkel olaydan hemen sonra meslektaşı Ahmet Davutoğlu’na taziye mesajı gönderdi. Mesajında, ‘Bu terör saldırıları doğrudan sivil haklar, demokrasi ve barışı hedefleyen korkakça bir davranıştır’ ifadelerini kullanan Merkel, ‘Saldırı, toplumsal dayanışmayı hedef almaktadır. Yıldırma ve korku yayma çabasıdır. Ben, Türk Hükümeti ve milletinin birlik olacağından ve teröre karşı gereken demokratik cevabı vereceğinden eminim.’ şeklinde görüş belirtti.

 

Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de saldırıyı sert bir şekilde kınadı. Steinmeier, ‘Barışçıl göstericilere acımasız saldırı Türkiye’deki demokratikleşme sürecine de bir saldırıdır’ açıklamasını yaptı.

 

Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Cem Özdemir ise Twitter hesabından yaptığı açıklamada, ‘Ankara'da ölüm ve bombalar. Bundan kim sorumluysa barış istemiyor. Demokrasi galip gelmeli ve Türkiye'deki insanlar bir arada durmalı’ şeklinde görüşünü ifade etti.

 

VOA, Türkiye, 7 Haziran Seçimlerinden bu yana ciddi bir siyasi kriz yaşıyor. Bu süreçte Suruç ilçesinde 34 gencin öldürülmesinin ardından siyasi kaos daha da büyüdü. Geride kalan dört ayda yaklaşık 700’e yakın sivil, asker, polis, korucu PKK’lı hayatını yitirdi. En son Ankara’daki barış mitingine yönelik bombalı saldırı, toplumdaki kamplaşmayı daha da belirgin hale getirdi.

 

Saldırı sonrasında HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘yargılanacaksınız, ellerinize kelepçe takılacak’ sözleriyle bombalı saldırıdan hükümeti sorumlu tutarken Başbakan Ahmet Davutoğlu HDP liderini iç savaş çağrısında bulunmakla suçladı.

 

Davutoğlu, bombalı saldırı sonrası HDP liderini dışlayarak CHP ve MHP genel başkanlarına görüşme çağrısında bulundu. Devlet Bahçeli bu daveti geri çevirirken Kılıçdaroğlu, Pazar günü Çankaya Köşkü’nde Davutoğlu ile görüşmeye gitti.

 

Bir saat otuz beş dakika süren görüşmeden sonra parti genel merkezinde basın toplantısı düzenleyen CHP lideri, yine sağduyulu, herkese eşit mesafeli ama başbakana karşı sözünü esirgemeyen bir profil çizdi.

 

CHP lideri, ‘‘Davutoğlu'na İçişleri Bakanı'nın mutlaka istifa etmesi gerektiğini söyledim. Bakan görevinden ayrılmalıdır. Bu işin siyasi sorumlusu kim? Bilinen kuraldır, siyasi sorumlu ülkeyi yönetendir. Sayın bakan görevinden ayrılmıyorsa, azledilmesi gerektiğini de ifade ettim. Adalet Bakanı’na gelince görüntü tam ibretlik. Toplum derin bir travma yaşıyor, Adalet Bakanı sadece gülümsüyor. Bu bakan o koltukta oturamaz. Eğer bu ülkenin insanlarına saygı gösteriyorsa iki bakanın da görevlerinden ayrılması gerekiyor’’ dedi.

 

Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada ise Başbakan Davutoğlu’nun çağrısıyla gerçekleşen görüşmede, terör eyleminin tüm yönleriyle aydınlatılması kapsamında devlet birimlerinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi paylaşımında bulunulduğu belirtildi.

 

Açıklamada, ‘‘ milletimizi topyekun büyük bir acıya sevk eden bu hain saldırı karşısında tüm partilerin, sivil toplum örgütlerinin ve medyanın sorumlu ve yapıcı bir dayanışma içinde olması gerektiği kanaati paylaşılarak, yaşanan menfur hadiselerin demokrasimize ve seçim güvenliğine yönelik bir tehdit oluşturmaması gerektiği ifade edilmiştir. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun çağrısı üzerine gerçekleşen görüşmede tüm toplum kesimlerinin bu tür olaylara karşı yekvücut olarak dayanışma sergilemesinin önemi vurgulanmıştır’ dendi.

 

VOA, İngiltere'nin başkenti Londra'da 3000'den fazla kişi, birçok dernek ve sivil toplum örgütünün katılımı ile 10 Ekim Cumartesi günü Ankara'yı kana bulayan bombalı saldırıyı kınamak için protesto gösterileri gerçekleştirdi.

 

Londra'da Başbakanlık binasının bulunduğu Downing Street'te gerçekleştirilen protestolara kadın ve çocuklardan oluşan 3000'den fazla kişi katıldı.

 

Eyleme destek veren çeşitli kurumlardan temsilciler yaptıkları açıklamalarda Ankara'da meydan gelen kanlı saldırıları protesto etti ve Ankara'daki bombalı saldırıdan dolayı AKP hükümetini sorumlu tuttu. İngiltere'de yaşayan toplumlar olarak barış ve demokrasiye yönelik bu saldırıdan rahatsızlık duyduklarını aktaran göstericiler, yapılan saldırıların barış ve demokrasi isteyenlere yönelik olduğunu belirtti.

 

VOA, Birleşmiş Milletler, Ankara’da 100’den fazla can kaybının yaşandığı, yüzlerce kişinin yaralandığı kanlı terör saldırısının faillerinin acilen bulunarak yargı önüne çıkartılması çağrısında bulundu.

 

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban-Ki moon yaptığı yazılı açıklamada, Ankara’da düzenlenen barış mitinginde masum insanların canına kasteden kanlı terör saldırısını şiddetle kınadı. BM Genel Sekreteri, terör saldırısının faillerinin acilen yakalanıp yargılanmasını istedi, Türk halkı ve Türk Hükümetine başsağlığı diledi, saldırıda yaralananlara da acil şifa dileklerini iletti.

 

Ankara'da düzenlenen terör saldırısı New York'ta protesto edildi. Sosyal medya aracılığıyla bir araya gelen gurup New York Union Square’de toplandı. Terör saldırısında yaşamını kaybedenler yakılan mumlarla anıldı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti hazırlanan çeşitli döviz ve atılan sloganlarla protesto edildi.

 

New York merkezli Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF), sosyal medya hesabından Ankara’daki terör saldırısını için kınama ve taziye mesajı yayımladı: ‘’Ankara’da tren garı önünde meydana gelen hain saldırıyı nefretle, şiddetle kınıyor ve terörü kınıyoruz. Türk milletinin başı sağ olsun ‘’ denildi.

 

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin Amerika şubesi (MÜSİAD USA) yayınladığı yazılı açıklamada kanlı terör saldırısını kınadı. Terör saldırısının zamanlamasına vurgu yaptı. Kanlı terör saldırısını Türkiye’nin birlik, bütünlük ve ekonomik gelişmesine karşı düzenlenmiş bir girişim olarak nitelendirildi. Özellikle kritik 1 Kasım seçimleri öncesinde yapılmasının ve manidar olduğu belirtildi.

 

Çin 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Çin Devlet Radyosu (CRİ), Çin'in Ankara'da meydana gelen terör saldırısını şiddetle kınadığı açıklandı.

 

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, Çin'in her tür terörist saldırının karşısında olduğunu belirtti.

 

Sözcü, Çin'in Türkiye ve diğer ülkelerin dünyada güvenlik ve istikrarı korumak için harcadığı çabaları desteklediğini dile getirdi.

 

Ankara Tren Garı Kavşağı'nda 10 Ekim’de meydana gelen iki patlama sonucunda 95 kişi hayatını kaybetti, 246 kişi yaralandı.

 

Rusya 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Sputnik, Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Ankara’daki saldırıya ilişkin “Orada bir güvenlik tedbirinin alınmaması bir zafiyet değildir. Güvenlik güçleri olsaydı o zaman da 'Burada bu güvenlik güçlerinin işi ne' diye tepki olacaktı” dedi.

 

Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Türkeş, seçim hükümetine yöneltilen eleştirilere ilişkin, "Bu seçim hükümetidir. Bu seçim hükümetini itham etmeye kalkmak cehaletle eş değer olur. Kendileri girmeyerek bu seçim hükümetine sorumluluktan kaçtılar. Şimdi sorumluluğu üstlenenlere 'Sen niye sorumlu olarak orada oturuyorsun' demek de aymazlıktan başka hiçbir şey değildir" dedi.

 

Ankara'da 97 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırıya ilişkin soru üzerine, olayda ihmal olup olmadığının araştırıldığını ifade eden Türkeş, şöyle devam etti:

 

"Olayda ihmal var mı? Şu anda bu çok yönlü olarak araştırılıyor ama orada bir güvenlik tedbirinin alınmaması bir zafiyet değildir. Bir an için düşünün ki, orada miting yapılacak alandan 2-3 kilometre uzakta, insanlar otobüslerden, trenden, kitle taşıma araçlarından inip oradan meydana doğru hareket ediyorlar. Gardan gelip başka işler için şehre giden insanlar da var. Nasıl bir güvenlik tedbiri alabilirsiniz? Sadece devlet miting alanına giriş ve çıkışları kontrol edebilir. Onun haricindeki yollarda serbest dolaşım her zaman olduğu gibi yapılıyordu. Konuşmalara bakıyorum, 'Orada hiç kimse yoktu güvenlik güçleri' diye altını çizerek bazıları söylüyorlar. Peki, güvenlik güçleri olsaydı o zaman da 'Burada bu güvenlik güçlerinin işi ne' diye tepki olacaktı."

 

Sputnik, Başbakan Ahmet Davutoğlu, katıldığı NTV yayınında Ankara'da en az 97 kişinin öldüğü bombalı saldırıya ilişkin bir isme yaklaşıldığını açıkladı. Davutoğlu, saldırının baş şüphelisinin IŞİD olduğunu da kaydetti.

 

Başbakan Davutoğlu'nun açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle:

 

“Bu saldırı Türkiye'yi Suriye yapmaz. 11 Eylül'de olduğu, Madrid'de olduğu gibi gelişmiş bir ülkeye yapılan bir saldırı mahiyetindedir.”

 

“Teknik arama her yerde yapılmış, bomba yok. İnsani arama ise miting alanında yapılıyor. Rutini bir kere terörist bildiği zaman rutin dışı şeylere yönelebiliyor.”

 

“DEAŞ'ı (IŞİD) birinci öncelik olarak araştırıyoruz. Bir isme çok yaklaşıldı. O isim bir örgütü işaret ediyor.”

 

“Uyuyan hücreler kendilerini saklayabiliyorlar. Sakalını kesiyor hayat tarzını değiştiriyor. DAEŞ, DHKP-C ve PKK'yı takip ediyoruz.”

 

“Bu 3 örgüt de bizim için potansiyel suç odağı olarak görülüyor. Canlı bombaların oraya nasıl geldiği belirlendi.”

 

“Son derece başarılı bir terör operasyonu yönetiliyor. DEAŞ'ın en önemli bağlantıları tutuklandı. Türkiye'de intihar eylemi yapabilecek kişilerin belli bir listesi şeyi dahi var. Çok dikkatli titiz yürütülmesi gereken bir mücadele. Zor bir mücadele; özellikle bu günlerde zor.”

 

“Şu anda herhangi bir zafiyet eksiklik yok. 1 hafta içinde İstanbul ve Ankara'da eğer engellenmemiş olsa farklı olaylar olabilirdi. Engellenen birçok başka olay var. Genel bir zaaftan bahsetmek mümküm değil.”

 

Sputnik, Rusya'nın IŞİD mevzilerini Hazar Denizi'nden vurduğu operasyonun ardından ABD, dört Rus füzesinin İran topraklarına düştüğünü iddia etti. ABD'nin iddialarını Sputnik'e değerlendiren İranlı Tuğgeneral Musa Kamali, Pentagon'u 'küstah yalanlar' söylemekle suçladı.

 

Başarılı Hazar Denizi operasyonunun ardından Washington'un 'itibar kurtarma' operasyonuna ihtiyaç duyduğunu kaydeden Kamali, "Ancak ABD Savunma Bakanlığı, iddialarını destekleyecek kanıtlar sunamadığı için bu operasyon tamamen kurgusaldı" dedi.

 

Rusya ve İran'ın bu iddiaları reddettiğini hatırlatan Kamali, bunların 'küstah yalanlar' olduğunu vurguladı.

 

Öte yandan eski ABD Deniz Kuvvetleri istihbarat subayı Scott Ritter'e göre, Rusya'nın önceden ABD'nin hakimiyetinde bulunduğu düşünülen askeri alanda hünerlerini sergilemesi, Washington için prestij kaybı oldu ve bu kayıp, ABD'ye en büyük zararı veren unsur oldu.

 

Ritter, ortaya çıkan tabloda Rusya'nın Suriye krizinde neredeyse tüm kozları elinde bulundurduğu yönünde bölgesel ve küresel algı oluştuğunu vurguladı.

 

Sputnik, İngiltere, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın görevini sürdürmesine izin verilemeyeceğini ancak görevden ayrılma zamanı ve şekli konusunda ‘esnek’ olduklarını açıkladı.

 

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanlarının Lüksemburg’da düzenlediği zirve öncesinde konuşan İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, “Suriye’nin geleceği konusunda Esad’la uzun vadeli olarak çalışmamız mümkün değil. Ancak görevden ayrılması ve zamanlama konusunda esnek olabiliriz” dedi.

 

Sputnik, Fransa'nın AB İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Harlem Desir, bugün Lüksemburg'da toplanan AB Dışişleri Bakanları'nın Suriye'de Devlet Başkanı Beşar Esad'ın görevden ayrılmasını öngören geçiş sürecini desteklemesi için Rusya'ya çağrıda bulunacağını açıkladı.

 

Desir, Suriye'de gerçekleşecek siyasi geçiş sürecinin, Esad'ın istifasını ve teröre bulaşmamış ılımlı muhalifler ile insan hakları suçu işlememiş mevcut yönetimin üyelerini bir araya getirecek yeni bir rejim kurulmasına imkan sağlayacağını söyledi.

 

Öte yandan Rusya, yıllardır iç savaş ve terörün pençesinde olan Suriye'de siyasi çözüme ulaşılabilmesi için öncelikle mevcut Şam hükümeti ile IŞİD'e karşı işbirliği yapılmasını, terör tehdidinin sonra erdirilmesinden sonra da Esad'ın da uzlaşı için esnek olması gereken bir siyasi geçiş sürecinin devreye alınmasını öneriyor. 

 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, kısa süre önce yaptığı açıklamada, IŞİD'e karşı mücadelede Suriye hükümetiyle işbirliği yapmayı reddetmenin büyük bir hata olduğunu vurgulamıştı.

 

Sputnik, İçişleri Bakanlığı, geçen hafta Şırnak’ta güvenlik güçlerinin hendek kapatma operasyonu sırasında çıkan çatışmada ölen 24 yaşındaki Hacı Lokman Birlik’in cenazesinin yerde sürüklenmesi olayıyla ilgili yürütülen soruşturmayla alakalı, olayda dahli olduğu değerlendirilen 2 personelin müfettişler tarafından görevinden uzaklaştırıldığını açıkladı.

 

Sputnik, PKK, Ankara'da gerçekleşen bombalı saldırıda hayatını kaybedenlerin anısına duyduğu saygı nedeniyle ateşkese bağlı kalacağını açıkladı.

 

Fırat Haber Ajansı'na göre PKK Yürütme Konseyi Üyesi Murat Karayılan, örgüt militanlarına uzun mesafeli telsiz aracılığıyla yaptığı açıklamada, Ankara'da yaşamını yitiren insanların vasiyeti gereği eylemsizlik sürecini uygulayacaklarını belirtti.

 

Eylemsizlik süreci boyunca örgüt güçlerinin 'üzerlerine gelinmedikçe ve halka dönük saldırılar olmadığı müddetçe herhangi bir eylem yapmaması gerektiğini' söyleyen Karayılan, militanların denetiminde tutulan yolların bırakılmasını ve buralarda görevli olan militanların üs alanlarına dönmeleri çağrısında bulundu.

 

Karayılan, yol denetimlerine son verilmesini de isteyerek, "Eylemsizlik ruhuna uygun olarak hareket etmek ve çatışmaya hiçbir biçimde meydan vermemek için herkes bulunduğu yerde kalmalı" ifadelerini kullandı.

 

PKK'nın eylemsizlik kararının AKP hükümetini 'ürküttüğünü' de savunan Karayılan, "Geliştirmek durumunda olduğumuz eylemsizlik sürecine, AKP'nin uymayacağı açıktır. Bu nedenle tüm arkadaşlar bizim geliştirdiğimiz bu sürecin tek taraflı bir tutum olduğunu ve olacağını iyi bilmelidir" diye konuştu.

 

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, geçen hafta sonu PKK'nın birkaç gün içinde ateşkes ilan edebileceği iddiaları ile ilgili yaptığı açıklamada, tam anlamıyla bir eylemsizlik kararı alıp Türkiye'yi terk etmedikçe PKK'nın sözlerinin hiçbir önemi olmayacağını vurgulamıştı.

KCK ise, Ankara saldırısının da yaşandığı 10 Ekim günü 1 Kasım'a kadar eylemsizlik kararı aldıklarını açıklamıştı.

 

İngiltere 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

İngiliz gazetelerinde, Ankara'da Cumartesi günü Barış Mitingi'ne düzenlenen bombalı saldırıyla ilgili pek çok haber ve yorum yazısı yer alıyor.

 

Guardian gazetesi ilk sayfasına, Ankara'da hayatını kaybedenlerden birinin cenazesinden bir fotoğrafı taşımış.

 

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Yas tutuyoruz ama öfkeliyiz" sözlerini manşetine taşıyan gazete, ölü sayısını da 128 olarak duyuruyor.

 

Guardian'ın Ankara'da Pazar günü düzenlenen anma yürüyüşünü yerinde takip eden muhabiri, "Alandakiler için saldırının faili netti: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan" yazıyor. Kalabalığın "Katil Erdoğan" diye bağırdığının vurgulandığı haber şöyle devam ediyor:

 

"Gösterideki kalabalık hükümeti Barış Mitingi'nin güvenliğini sağlamamakla ve Kasım'daki seçimlerde çoğunluğu kazanabilmek için ülkedeki kaos ortamını artırmakla suçluyor. Protesto ayrıca bu insanların ülkede uzun yıllardır Kürt ve Aleviler gibi etnik azınlıklara uygulandığını düşündükleri ayrımcılığa karşı duyduğu öfkeyi de gösterdi".

 

Gazetenin muhabiri alanda konuştuğu birçok kişinin 'hükümetin misilleme yapmasından korktukları için' ismini vermek istemediğine dikkat çekiyor.

 

Haberde CHP İzmir Milletvekili Musa Çam'ın "Erdoğan sonunda kelepçelenecek, yargılanıp hapse girecek" sözlerine de yer veriliyor.

 

Independent gazetesi de Ankara'da Barış Mitingi'ne düzenlenen saldırıya, başyazısı da dahil olmak üzere geniş yer ayırıyor.

 

Türkiye'de hükümetin Ankara'daki bombalı saldırıyla ilgili olarak Irak Şam İslam Devleti örgütünü işaret ettiğini öne çıkarıyor.

 

Saldırıyla ilgili soru cevap şeklinde hazırlanmış yazıda ise şu ifadeler yer alıyor:

 

"Batı'nın Orta Doğu'daki hayati müttefiki 'kusursuz bir fırtınayla' karşı karşıya: Siyasi kutuplaşma, PKK ile çatışmanın yeniden başlaması, IŞİD tehdidi ve iki milyon Suriyeli göçmen".

 

Gazetenin Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn, "Türkiye şiddet sarmalının yuttuğu 8 Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkesinin yolundan mı gidiyor?" sorusunu soruyor.

 

Cockburn saldırının hedefinin açıkça Kürtlerle Türkler, hükümetle muhalifleri arasındaki kutuplaşmayı derinleştirmek olduğunu belirtiyor. Gazetenin deneyimli Orta Doğu muhabirinin yazısı şöyle devam ediyor:

 

"Tüm bunlar Erdoğan'ın kullandığı milliyetçilik kartının gelecek seçimlerde başarılı olup olmamasına göre sona erebilir mi? Eğer Erdoğan Türk-Kürt çatışmasının şiddetini azaltmaz ya da azaltamazsa, Türkiye sürekli bir karışıklık ve güvensizlik içinde kalacaktır. Bu seferki muhtemelen daha önceki Kürt direnişlerinden çok daha kötü olacaktır çünkü bölgenin siyasi coğrafyası değişiyor. Bugün Suriye'nin kuzeyinde, ABD'nin de desteklediği, güçlü şekilde yönetilen ve güçlü bir ordusu olan, yarı federal bir Kürt devleti var".

 

Patrick Cockburn yazısını Erdoğan'ın Suriye politikasına getirdiği eleştiri ile sonlandırıyor:

 

"Erdoğan 2011'den bu yana Suriye krizinin her evresini yanlış hesapladı ve attığı yanlış adımların sonu gelecekmiş gibi de görünmüyor. Eğer, IŞİD tarafından düzenlendiği neredeyse kesin olan son saldırıyı kendi çıkarları için kullanırsa, IŞİD'e Türkiye siyasetinin geleceğini belirleme kabiliyetini de vermiş olur".

 

Independent gazetesinin başyazısı "Türkiye'de terör" başlığını taşıyor.

 

Barış Mitingi'ni düzenleyenler arasında HDP'nin de olduğunu belirterek başlayan yazı, HDP'nin Haziran'daki genel seçimde aldığı oyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın tüm gücü elinde tutan bir başkan olma hayaline engel olduğu hatırlatılıyor.

 

Cumartesi günü yapılan saldırıdan kurtulanların, hükümeti güvenlik önlemi almamakla suçladığı belirtildikten sonra yazı şöyle devam ediyor:

 

"Hükümet bu suçlamaları şiddetle reddediyor ancak ölü ve yaralılar hakkında bilgi almaya çalışan ailelerin üzerine göz yaşartıcı gaz sıkarak, en hafif ifadeyle 'umursamaz', en ağır ifadeyle ise onları devlet düşmanı olarak gördüğü izlenimini yarattı. HDP ofislerine ve hükümeti eleştiren bazı gazetelere yapılan saldırılara karşı bir adım atmaması, Kürt nüfus için Erdoğan'ın kendilerini düşman olarak gördüğünün bir başka işareti olarak algılandı".

 

Türkiye'deki bu 'çirkin ruh halinin' seçimlere 3 hafta kala ülkeyi rehin aldığını belirten gazete, yıllar süren ekonomik başarının ardından Türkiye'nin 'karizmatik ve hırslı liderinin' yönetimiyle tehlikeli ve meçhul bir alana girdiği yorumunu yapıyor.

 

Türkiye'de yaşananlarda Suriye'deki iç savaşın da rolünün olduğu belirtilen yazıda "Erdoğan ülkeyi yıllarca barış içinde yetenekli bir şekilde yönettiyse de, savaşın ve bölgesel istikrarsızlığın zorlukları onun kötü taraflarını ortaya çıkarttı" deniyor.

 

Türkiye'deki karışıklığın son kertede IŞİD'in işine yarayacağı yargısında bulunulan yazı, "Bu nedenle dünya Suriye konusunda birlikte hareket etmeli. IŞİD ve kolları yok edilmeli. Tüm bölge çözülmeden önce diplomatlar kollarını sıvayıp bu işi halletmeli" çağrısıyla son buluyor.

 

Financial Times gazetesinde, Ankara'da Barış Mitingi'ne düzenlenen bombalı saldırıyla ilgili iki ayrı yazı yer alıyor.

 

Gazetenin İstanbul'daki muhabirinin haberi "Ankara'daki saldırının yarattığı öfke, ülkedeki bölünmeleri derinleştirebilir" başlığını taşıyor.

 

"Ekonomik ve siyasi istikrarsızlıkla boğuşan ülkede saldırının sonuçlarını kontrol etmek güç olacaktır" ifadesiyle başlayan haber şöyle devam ediyor:

 

"Saldırının amacı kaos yaymak idiyse, bunu başarmış gibi görünüyor. Ülkenin siyasileri birbirinin boğazına yapışmış durumda. Kürtlerle ateşkes başarısızlığa uğradı ve iç savaş söylentileri artık kulağa erken gelmiyor".

 

Gazete Türkiye'deki bölünmeyi özetlerken "Seçmenin bir kısmı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bir kurtarıcı olarak görürken, geri kalanlar onun yozlaşmış bir diktatör olduğunu düşünüyor" diyor.

 

Türkiye'nin hali hazırda çok kötü ve derin şekilde bölünmüş olduğu yorumunu yapan gazete, hafta sonu yaşanan saldırıyla bu durumu değiştirme umutlarının da azaldığını kaydediyor.

 

Haberde emekli General Haldun Solmaztürk'ün görüşlerine de yer veriliyor: "Tüm bunlardan en çok çıkarı elde edecek olan taraf IŞİD. IŞİD Türkiye'yi Suriye'deki savaşa daha fazla dahil olma konusunda ikinci kez düşünmeye zorluyor. Diğer taraftan da Türkiye ile Kürtler arasındaki çatışmayı alevlendirerek, sahadaki en zorlu düşmanı olan Kürtlerin dikkatini dağıtmaya çalışıyor. İki düşmanını karşı karşıya getirerek bir taşla iki kuş vurmuş oluyor".

 

Gazete Türkiye medyasında çıkan haberlere göre Suruç'taki bombalı saldırıyı düzenleyen saldırganın abisinin Ankara'daki patlamayla ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor.

 

Haberde görüşüne yer verilen bir diğer uzman da merkezi Londra’da bulunan Teneo Intelligence’tan Wolfango Piccoli. Türkiye'de seçmen davranışının oldukça sabit olduğunu belirten Piccoli, "Saldırının bir etkisi olacaksa o da AKP'nin oylarını düşürmek olur" diyor.

 

Piccoli son krizin Türkiye'nin siyasi ve ekonomik istikrarı için bir felakete neden olmasının neredeyse kaçınılmaz olduğunu da ekliyor.

 

Financial Times'ın editoryal görüşlerinin aktarıldığı sayfada yer alan Türkiye yazısında da "Ankara'daki saldırı tehlikeli kutuplaşmayı besliyor" başlığı kullanılmış.

 

Gazete saldırının Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı olmakla kalmadığını, polisin patlamanın ardından göstericilere göz yaşartıcı gaz sıkarak "katliamı daha da kötüleştirdiğinı" belirtiyor.

 

Başka bir yerde bu büyüklükte bir saldırı olsa verilecek normal tepkinin "ulus olarak kenetlenmek" olacağı, Türkiye'de ise bunun tam tersinin yaşandığı ifade ediliyor.

 

Ülkede son aylarda yaşanan diğer saldırıların da hatırlatıldığı yazıda, '7 Haziran'daki genel seçimlerin ardından başlayan provokasyon ve resmi ihmallerin Türkiye'yi yönetilemez bir ülkeye dönüştürme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığı' belirtiliyor:

 

"Hiç kimse saldırıların ardında kimin olduğunu kesin olarak bilmiyor. Sorunun bir parçası da bu. Hatta saldırıların tam olarak araştırıldığını söylemek pek mümkün değil."

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki genel seçimde başkan olma hedefine ulaşamadığı için erken seçimi "inşa ettiği", milliyetçi oyları hedefleyerek HDP'yi terörün suç ortağı olarak göstermeye çalıştığı ifade ediliyor.

 

Yazı, Türkiye'nin birçok farklı tehditle karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek son buluyor:

 

"Suriye'de saldırı düzenleyen Rus uçakları Türkiye'nin hava sahasına girdi. IŞİD sınırında. Kürtlerle savaş yeniden alevlendi. Ekonomisi zayıflıyor. Tüm bunlara ek olarak erken seçimde seçmen kararını değiştirecekmiş gibi görünmüyor. Ülkenin şu an ihtiyacı olan tek şey siyasi olarak hesap verilebilirliğe geri dönüp, kutuplaştırmaya son verilmesi. Eğer yapılmazsa, bu önemli NATO müttefiki ve Avrupa Birliği üyeliği adayı ülke, yönetilemez hale gelecek."

 

Almanya 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Alman gazetelerinde cumartesi günü Ankara'da meydana gelen terör saldırısına geniş şekilde yer veriliyor. Yorumlarda, saldırının Türkiye'deki seçim öncesi döneme etkilerine ilişkin görüşler dikkat çekiyor.

 

Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesinden Michael Martens "Nefret ve Şiddet" başlıklı yorumunda “Türkiye'nin Avrupa'ya ihtiyacı var” diyor:

 

“Türkiye'nin mülteci krizinin üstesinden gelinmesinde hem iyi hem de kötü zamanlarda Avrupa için çok önemli bir ortak olduğuna dair bir kanıt daha gerektiyse eğer, bu kanıtı Ankara'daki saldırı ortaya koydu. Ankara hükümetinin saldırının ardından Avrupa ile mülteci krizi konusunda yürütülen görüşmeleri ertelemiş olmasını hiç kimse kınayamaz. Ancak ortaya çıkan soru, bunun ne tür bir şiddet olduğu? Bu kışkırtılmış bir seçim kampanyasının vardığı trajik dip nokta mı, yoksa başkentteki bu kanlı olay seçimden sonraya da sirayet edebilecek bir istikrarsızlık döneminin başlangıcı mı? Türkiye'de son yıllarda nefret ve şiddetin büyüdüğü zehirli bir atmosfer oluştu. Buna ek olarak, Başbakan Davutoğlu kendi politikasına sıkı sıkıya bağlı kalsa da, ülke dış politikada çaresizlik içinde olduğu izlenimi uyandırıyor. Doğru, Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var. Türkiye olmadan mülteci krizini çözmek mümkün değil. Fakat Türkiye öngörülebilir dönemde kendisi ile meşgul olacak ve Erdoğan döneminde unuttuğu bir şeyi yeniden keşfedecek: Onun da Avrupa'ya ihtiyacı olduğunu.”

 

Die Welt gazetesinde Deniz Yücel imzalı yorumda ise Anakara'daki saldırıda hükümet karşıtlarının hedef alındığına dikkat çekiliyor:

 

“Kurbanların kim olduğu artık biliniyor. Onlar, Tayyip Erdoğan ve medyasının düşman olarak gördükleri kesimler: Solcular, Kürtler, Aleviler, Ateistler… Çok sayıda muhalif, devlet güçlerinin Ankara'daki katliama doğrudan karıştığına inanıyor. Sonsuz internet aleminde dikkatleri çeken fakat Türkiye tarihi göz önünde bulundurulduğunda hemen silinip atılamayacak korkunç bir iddia. Bundan bağımsız olarak: Başkentte 126 vatandaşın öldüğü bir olayın sorumluluğunu almak istemeyen bir devlet yönetimi, taziye dileklerinin iletileceği bir adres olmaktan çıkar. Saldırıda AKP hükümeti değil, onun karşıtları ve muhalifler hedef alındı.”

 

Süddeutsche Zeitung'da Christiane Schlötzer'in kaleme aldığı yorumda 1 Kasım seçimlerine atıfta bulunuluyor:

 

“Kürt çevrelerinde korkunç bir şüphe güç kazanıyor: Devlet bombaladı. ‘Derin devlet', yani istihbarat birimleri, asker ve mafyadan oluşan sağcı yapı bir dönem her şeyden sorumlu tutuluyordu. Aslında bu yapılanma çökertildi, fakat yeni bir derin devlet oluşmuş olabilir. Yine de devletin en üst mertebesinin kendisini bile bile devasa bir kaosa sürüklemiş olması ihtimali tutarlı değil. Sonuç olarak devlet hangi izahatı yaparsa yapsın, buna inanmayan çok fazla sayıda insan olacak. Bu, toplumdaki güvensizlik hissiyatını daha da güçlendirecek. Bu yüzden ne olursa olsun 1 Kasım'da seçimler mutlaka yapılmalı. Bunun dışında kalan her tür seçenek, ülkeyi uçuruma sürüklemek isteyenlere davetiye çıkartmak olur.”

 

Kölner-Stadt Anzeiger gazetesindeki yorumda sığınmacı krizine çözüm arayan AB'nin Türkiye'nin ‘güvenli ülkeler' listesine alınmasına ilişkin planı eleştiriliyor:

 

"Berlin'deki hükümet ve diğer AB ülkeleri bu kanlı olayın ardından kendilerine Türkiye'nin 'güvenli ülke' ilan edilmesi planının makul olup olmadığını sormalı. Zira Türkiye'deki şiddet sarmalı hızını artırmış gibi görünüyor. İstanbul'daki göstericiler şimdiden Kürt gerillalarını misilleme yapmaya çağırdı: Katılımcılar, 'İntikam PKK' sloganı attı.“

 

İran 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Cumhuri İslami gazetesinde Irak'lı güçlerin Ramadi'de IŞİD teröristlerine ağır darbe indirmesi, Suud rejimi savaş uçaklarının Yemen'e yönelik saldırılarını sürdürmesi, Rus siyasi analist Petrolof'un Mina faciasının Suud rejiminin hac organizasyonunu yönetmede kifayetsizliğini gösterdiğini vurgulaması gibi haberlere yer verilirken Siyonist rejimin işgal ettiği Filistin topraklarında artan ırkçı politikaları ve cinayetleriyle ilgili bir yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Siyonist işgalci rejim, son dönemlerde Ortadoğu'da yaşanan huzursuzluklardan yararlanarak, işgal ettiği Filistin topraklarında ırkçı politikaları ve Filistinlilere yönelik cinayetlerini daha da yoğunlaştırmış bulunuyor.

 

Nitekim Siyonist askerler son bir haftadır Batı şeria ve Gazze şeridinde sürdürdükleri saldırılarda en az 12 Filistinliyi şehit ederken, yüzlerce Filistinliyi de yaralamış bulunuyor. Katil rejimin cinayetlerinin doruğu geçen Cuma günü siyonist askerlerin Batı şerianın doğusunda Filistinli protestocuların üzerine ateş açmaları ile yaşandı. Bu saldırıda 6 Filistinli şehit düştü, onlarca protestocu yaralandı. Korsan İsrail askerleri geçen Çarşamba günü de Batı şerianın Ramallah kentinde Filistinli protestoculara saldırdı, saldırıda Filistinli bir genç şehit düşerken, onlarca Filistinli de gözaltına alındı. Bu arada korsan İsrail askerleri geçen Çarşamba günü Beytulmukaddes'in doğusunda Babul Meclis mahallesinde Filistinli genç bir kızı da şehit etti.

 

Siyonist rejimin Filistin topraklarında işlediği insanlık dışı cinayetlerine karşı her zaman pasif tutum izleyen BM genel sekreteri Ban Ki Moon bir bildiri yayınlayarak Filistin halkının siyonist rejim tarafından katledilmesini kınamakla yetinerek Filistinlilerin evlerinin yıkılması ve siyonist yerleşke inşaatını sürmesi, işgal altındaki Filistin'de şiddet ateşini alevlendirmekten başka hiç bir getirisi olmadığını belirtti.

 

Risalet gazetesinde Siyonsit rejim askerlerinin işgal ettiği Filistin topraklarında ırkçı politikalarını yoğunlaştırması, Ankara'da yaşanan patlama ardından Türkiye'nin birçok kentinde hükümet karşıtı protesto gösterisi düzenlenmesi gibi haberler ön plana çıkarılırken, Suriye gelişmelerini konu eden bir yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Rusya'nın hava desteğini arkasına alan Suriye ordusu, son günlerde ülkenin çeşitli bölgelerinde yürüttüğü operasyonlarda dış destekli teröristlere ağır darbe indirdiği gözleniyor.

Bu bağlamda Suriye'nin çeşitli bölgelerinde IŞİD teröristlerinin mevzilerine yönelik artan saldırıların ardından çok sayıda terörist Türkiye ve Ürdün sınırlarına doğru kaçmaya başladı. bazı haber kaynakları ise teröristlerin Libya'ya geçmeye başladığını duyurdu. Suriye'nin BM daimi temsilcisi Beşar Caferi ise Rusya'nın Suriye'de tekfirci IŞİD terör örgütünün mevzilerine düzenlediği saldırıları değerlendirdiği açıklamasında, Rusya'nın hava operasyonları İdlib'in Hama kentinin çevresinde istikrarı yeniden sağladığını belirtti.

 

Bu arada Suriye gelişmeleri üzerine bir değerlendirmede bulunan Arap dünyasının ünlü gazeteci yazarı Abdulbari Atvan da yayınladığı makalesinde Rusya Suriye'de IŞİD mevzilerine saldırarak Amerika ve bölgedeki müttefiklerine Suriye'ye müdahale ve Rus savaş uçaklarına sorun çıkarma hayallerinden vazgeçmeleri bağlamında net mesaj verdiğini belirtti.

 

Fars haber ajansı internet sitesinde Bahreyn gelişmelerini konu eden bir yazıda kısaca şunları okuyoruz:

 

Bahreyn'de despot halife rejiminin halka karşı şiddet politikası ve hak ihlallerini yoğunlaştırmasına rağmen, Bahreyn halkının halife rejimine karşı protesto gösterileri hız kesmeden devam ediyor. Bu bağlamda Bahreyn halkı dün başkent Mename'de düzenlediği geniş çaplı protesto gösterisinde dikta rejim karşıtı slogan attı.

 

Siyasi tutukluların serbest bırakılması gerektiğini haykıran kalabalık, halkın demokratik taleplerinin derhal hayata geçirilmesini vurguladı.

 

Halife rejiminin baskı ve şiddet politikasıyla halkın demokratik taleplerini bastıramayacağını vurgulayan protestocular, kendi demokratik haklarını elde edinceye kadar, barışçıl gösterilerini sürdürecekleri duyurdu.

 

Bulgaristan 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Radio Bulgaria (BNR), Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland Bulgaristan’ı iki günlük ziyarette bulunuyor. Bir araya gelcek Thorbjorn Jagland ve Dışişleri Bakanı Daniel Mitov’un mülteci krizi, Ukrayna’daki çatışma, terör ve radikalizm ile mücadele gibi konuları görüşmeleri bekleniyor.

 

Bulgaristan’ın Kasım 2015- Mayıs 2016 döneminde Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi dönem başkanlığı konusu da ele alınacak konular arasında yer alıyor. Misafir, Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, Başbakan Boyko Borisov ve Halk Meclis Başkanı Tsetska Tsaçeva ile temaslarda bulunacak.

 

BNR, Dışişleri Bakanlığı Yabancılar kanununda değişiklikleri kamuoyunda tartışmaya açtı. Yurtdışında elçilik ve konsoloslukların, Bulgaristan’da kısa vadeli vize ve kalma vizesi almak isteyen adayaların biometrik bilgilerini almaya başlamaları öneriliyor. Ziyaret amacının belirlenmesinde, konaklama yeri ilgili belgelerin ve yabancının ülkede kalış sebeplerinin talep edilmesinde daha sıkı kontrolün uygulanması amaçlanıyor. Gözlemcilere göre değişikliklerin nedeni ülkemizde artan mülteci akınlarıdır.

 

BNR, Ocak-Ağustos 2015 döneminde Bulgaristan’ın üçüncü ülkelere ihracatı, 2014 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 5,3 artarak 5 milyar 600 milyon Avro’ya ulaştı. Bulgaristan’ın başlıca ticaret ortakları üçüncü ülkelere gerçekleştirilen toplam ihracatın yüzde 54,9’nu oluşturan Türkiye, Çin, Sırbistan, Rusya Federasyonu, Singapur, ABD ve Makedonya’dır.

 

2015 yılının ilk 8 aylık döneminde Bulgaristan’ın üçüncü ülkelerden gerçekleştirdiği ithalat, 2014 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 2,8 azalarak 6 milyar 400 milyon Avro’ya geriledi. Rusya Federasyonu, Türkiye, Çin ve Ukrayna’dan ithal edilen ürünlerin değer hacmi en yüksektir. Ocak- Ağustos 2015 döneminde Bulgaristan’ın üçüncü ülkeler ile dış ticaret açığı 742 milyon Avro’dur.

 

Romanya 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Zaman Romania, Ankara'daki terör saldırısı ile ilgili güvenlik ve istihbarat zafiyeti eleştiri konusu. Kanlı katliamın tanıkları alanda hiç güvenlik önleminin alınmadığını söyledi. Bir tanık hiçbir polisin bulunmamasını hayretle karşıladıklarını belirtti.

 

Bugün'ün haberine göre, Başkent'in orta yerinde yaşanan katliam sonrası çarpıcı detaylar ortaya çıktı. Barış yürüyüşüne katılmak için Tren Garı'nın önüne giden Sibel B, ilginç bir detaya dikkat çekti. “Biber gazı yeriz” diye arkadaşlarıyla şakalaşırken etrafta fazla polis ve hiç TOMA olmadığını hayretle fark ettiklerini vurguladı. “Bunu konuşurken arka arkaya 2 patlama oldu” dedi.

 

Sibel B. Sosyal medya hesabında ‘o anları' şöyle anlattı: “Harika yürüyüş havası. Çok kalabalık gelinmiş diye ne kadar mutluyduk. ‘Eh artık, biber gazı yeriz' diye şakalaşırken etrafta fazla polis ve hiç TOMA olmadığını biraz hayretle fark ettik. Bunu konuşurken arka arkaya 2 patlama oldu.

 

Yere kapaklandım ve hemen arkamdan birisi beni kaldırdı. Önümde kopmuş bir parmak duruyordu. Etrafımızda insanlar üstlerine sıçramış et parçalarıyla şaşkın şaşkın dolaşıyorlardı. Bir genç kız ‘elimden gitti, elimden gitti' diye çığlık atıyordu. Kimi yaralılar pankartlarla taşınıyordu. Kimi yaralılar kucaklarda… Çok üzgünüm! Çok kızgınım!"

 

Zaman Romania, Ankara'daki bombalı saldırıda güvenlik zafiyetine ilişkin tepkiler büyüyor. Saldırının, Suruç ve Diyarbakır'daki patlamalarla benzerliği dikkat çekerken, kamuoyu “Emniyet ve MİT, Suruç ve Diyarbakır katliamları örneği yaşanmışken Ankara'daki saldırının istihbaratını önceden neden alamadı?” sorusuna cevap bekliyor.

 

Cumhuriyet tarihinin en kanlı saldırısının ‘devletin gözü önünde' yaşanması, istihbarat ve güvenlik zafiyeti tartışmalarına yol açtı. Türkiye'nin en fazla Mobese ve güvenlik kameralarının bulunduğu Ankara'daki patlama ile üç ay önce Suruç'ta yaşanan canlı bombalı saldırının birçok örtüşen yanı var. Suruç saldırısını Şeyh Abdurrahman Alagöz'ün yaptığı belirlenirken, Başkent'i bulayan canlı bombalardan birinin Alagöz'ün ağabeyi Y.E. Alagöz olduğu ileri sürülüyor. Bu durum, “MİT, Emniyet ve tüm istihbarat birimlerinde IŞİD'in canlı bombası olduğu yönünde kesin bilgi olan Y.E. Alagöz, elini kolunu sallayarak Ankara'ya nasıl girdi?” sorusuna yol açıyor. Ankara'daki mitinge gelenlerin aranmaması da tepki çekiyor. Emniyet, sadece mitingin yapılacağı Sıhhiye Meydanı girişinde barikatlı güvenlik önlemi aldı. Ancak toplanma alanı olan Ankara Gar Kavşağı'nda hiçbir polis tedbiri ve güvenlik araması yapılmadı. İki kişi olduğu belirtilen canlı bombaların, Ankara'ya üzerlerindeki patlayıcılarla birlikte gelmesi güvenlik ve istihbarat açığını gözler önüne serdi.

 

İşte saldırıda cevap bekleyen sorular:

 

-Ankara'nın göbeğine bombalar nasıl sokuldu? Başkent'in kalbinde güvenlik böyle mi sağlanıyor?

 

-Miting yapılacağı günler öncesinden bilinmesine rağmen geçiş güzergahlarında neden arama ya da inceleme yapılmadı? Ankara'ya gelen otobüsler, şehir girişinde neden aranmadı?

 

-Daha önceki yıllarda miting alanında birden fazla güvenlik kontrol noktası oluşturulurdu. Katliamın yaşandığı mitingde ise kontrol noktası neden bire düşürüldü?

 

-Patlamanın yaşandığı Gar kavşağında binlerce vatandaş olmasına rağmen neden çevrede güvenlik önlemi alınıp şüpheli görülen şahıslarla ilgili işlem yapılmadı?

 

-Canlı bombalar, toplanma alanı olan Gar bölgesi girişinde arama yapılmadığını nereden biliyordu? Günler öncesinden keşif ve istihbarat çalışmaları mı yaptılar?

 

-Saldırının gerçekleştiği bölgede ve özellikle Tren Garı'ndaki Mobese kameraları takibe alındı mı? Güvenlik şube ve istihbarat birimleri an be an kameraları takip etti mi?

 

-Emniyet ve MİT, Suruç ve Diyarbakır katliamları örneği yaşanmışken barış mitingine yönelik eylemin istihbaratını önceden neden alamadı?

 

-Olaydan üç gün önce istihbarattan polise mitinge yönelik ses getirecek bir eylem hazırlığı olduğu, önlemlerin buna göre alınmasının istendiği notu iletildiği, bu yazının ciddiye alınmadığı doğru mu?

 

-Katliamdan 1 gün önce ‘Ankara'da eylem yapılacak' şeklinde atılan tweetler neden gözardı edildi?

 

İspanya 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

El Mundo, Halk Partisi (PP) 20 Aralık genel seçimlerinde seçmenlerinin kendisine ne kadar sadık olduğunu test edecek. Ancak Sosyolojik Araştırmalar Merkezinin (CIS) yaptığı bir araştırmaya göre Vatandaşlar Partisi Halk Partisinden seçmen çalmaya devam ediyor.

27 Mayıs-23 Haziran tarihlerinde yapılan bir çalışmaya göre bir önceki seçimlerde Halk Partisine oy vermiş olan İspanyolların yarısı “Bu seçimde Vatandaşlar Partisine oy vereceğim” diyor.

 

Vatandaşlar Partisinin, Halk Partisi seçmenlerini ikna ettiği yerlerin başında ise Cantabria Özerk Yönetimi geliyor. Burada, Vatandaşlar Partisine oy vereceğini söyleyen seçmenlerin yüzde 70’i bir önceki seçimlerde Halk Partisine oy vermiş.

 

Ayrıca Balear ve Valensiya Özerk Yönetimlerinde de Halk Partisinden Vatandaşlar Partisine geçmesi beklenen seçmenlerin oranı yüzde 70.

 

La Vanguardia, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in mültecileri ülkeye kabul etme kararı ona pahalıya patladı. Merkel bu kararı nedeniyle şimdi sayısız problemle baş etmek zorunda. Bir yandan kendi partisi tarafından bile eleştiriliyor. Diğer yandan ise Almanya’da “birlikte yaşamayla” ilgili sorunlar baş gösteriyor.

 

Almanya’da sığınmak için ev talebiyle kuyrukta bekleyen farklı din ve milletten mültecilerin arasında kavgalar yaşanıyor. Son dönemde mültecilerin barındığı sığınma evlerine yönelik de sayısız saldırı yaşandı. Alman kamuoyunun tavrı da Merkel’i destekler nitelikte değil… Yapılan bir ankete göre Almanların yüzde 48’i Merkel’in göçmen sorununa yaklaşımını doğru bulmadığını belirtiyor.

 

Eğer Angela Merkel Nobel Barış Ödülünü alsaydı, onu eleştirenler oldukça zor duruma düşeceklerdi. Ancak ödül Merkel’e verilmedi ve Merkel’in Almanya’daki popülerliği hızla gerilemeye başladı.

 

Irak 12 Ekim’de Bunları Konuşuyor

 

Azzaman, Irak yönetimi DAİŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi ile pek çok üst düzey komutanın içinde bulunduğu bir konvoyun vurulduğunu duyurdu.

 

Yapılan açıklamanın detaylarında el-Bağdadi’nin Suriye – Irak sınırındaki Karabla bölgesine toplantı için gittiğinin tespit edildiği ve ardından vurulduğu belirtildi.

 

Iraklı yetkililer saldırının ABD ile yapılan istihbarat ortaklığı sonucu gerçekleştiğini duyururken Anbar kentinde bulunan kaynaklar bölgedeki hastanelerin yaralı DAİŞ militanlarıyla dolduğunu aktardılar.

 

Irak İçişleri Bakanlığı ise saldırının cumartesi sabahı gerçekleştiğini DAİŞ’ten üst düzey komutanların yanı sıra el-Bağdadi’nin de yaralandığını ancak saldırının ardından nereye götürüldüğüne dair bir bilgiye henüz ulaşılamadığını duyurdu.

 

Bakanlık ayrıca DAİŞ’in merkez üslerini Irak ordusunun bulunmadığı sınır bölgelerine taşımaya başladığını ve istihbarat birimlerinin çalışmalarına devam ettiğini de açıkladı.