Önce bugünkü durum;

 

Son günlerin tartışmalarının, yarı karanlıktaki olayları komplocu yaklaşımla açıklama gayretinin arkasında yatan etki yurt dışından geliyor. Batı ülkeleri geçmişte Güneydoğu Asya’da yaşananların bizim merkez olduğumuz bölgede de yaşanmasından korkuyorlar. Bu korkularını “Türkiye, Pakistan mı oluyor?” sorusuyla ortaya koyuyorlar. Batı’nın Altkıta’daki en güvenilir müttefiki Pakistan, önlenemez bir gelişmeyle Çin ve İran’a yaklaşmıştı. Sonuçta nükleer silaha sahip olması, Afganistan’da denetimin radikal İslamcıların eline geçmek üzere oluşu, Orta Asya güzergâhının tehdit altına girmesi, kendilerini can evinden vuran terörün üssü haline gelmesi gibi gelişmeler batının bütün planlarını gözden geçirmesine neden olmuştu.

 

Şimdi aynı durumun bizim tarafımızda da gerçekleşmesi endişesi onlar için büyük bir kâbus halinde. Bu nedenle ısrarla, baskıyla Türkiye’yi “demokratikleştirmeye- barış sürecini” hızlandırmaya çalışıyorlar. Bu nedenle MİT ile ilgili iddiaları peşpeşe sıralıyorlar. Pakistan’ın gizli servisi ISI’yı yıpratma operasyonunun benzerini bizde de sahneye koyuyorlar. En büyük ve etkili direnç merkezi olan milliyetçi/ulusalcı örgütleri psikolojik harekâtlarının hedefi haline getiriyorlar. Bu bölgede ortaya çıkacak bir Türkiye-İran-Çin yakınlaşması onların uykularını kaçırıyor. Dünyaya şekil verme planlarının tehdit altına girdiğini düşünüp harekete geçiyorlar.

 

Bu korkuyu batılı kurum ve kuruluşların bizimle ilgili olarak yayınladıkları raporlarda somut bir şekilde görmek mümkün. Söz konusu raporlardan 7 Ekim 2013 tarihli International Crisis Group’a ait “Crying Wolf: Why Turkish Fears Need Not Block Kurdish Reform” (1) başlıklı olanı bu noktada dikkate alınma özelliği taşıyor.

 

Uluyan kurt “Crying wolf”, aslında bir hakaret bir aşağılama ifadesi olarak kullanılıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) dış politikasını etkileme gücü bulunan bu kuruluş, çok yakın müttefiki Avrupa Birliği’nde (AB) olan bitenler için aynı ifadeyi kullanamıyor. Avrupa’nın göbeğinde Belçika, Hollanda ve Avusturya’da etkisini sürdüren ırkçılık her yönüyle küresel boyutta ciddi bir tehdittir. ABD’nin kendisi için de aynı ölçüde tehdittir. Bir başka tarafta Avrupa’nın yozlaşmış politik yapısına karşı büyüyen tepki hareketini görmemezlikten geliyor. Fransa’da kamuoyunun merkez sağ ve sol partilerden yaka silkmesi nedeniyle tırmanışa geçen Marine Le PEN’in FN partisinin çatısı altında şekillenen Katolik ve milliyetçi yükselişe tek kelime edemiyor. Önümüzdeki Avrupa Konseyi (AK) Temsilciliği seçimlerinde FN’in birinci parti olarak çıkacağına olan inanç her gün güçleniyor. Böyle bir güçle bugünden çatışmanın hiç de akıllıca olmayacağının bilincinde.

 

ABD’nin dünyanın efendiliği rolüne en yakın tehdidi bırakıp da neden Türkiye’deki teröre karşı olan direnci bu ifadeyle aşağılama hatasını yapıyor diye sormak lazım. Çünkü bölgesel ve küresel gelecek hesaplarında önemli bir yer tutan Türkiye’de hiçbir engelin varlığına dayanamaz. Zorlama ve baskıyla sözde demokratikleştirerek yola getirmeye çalıştıkları Türkiye’de giderek örgütlenen ve olgunlaşan milliyetçi/ulusalcı varlığı bu hedefin önündeki en güçlü engeldir. Gayet açıktır ki bu nedenle birbirleriye uyum içinde yok etmeye, önünü kesmeye çalışıyorlar.

 

AB, sadece ekonomik içeriği olan bir çatı değildir. Bu çatının altında aynı zamanda terörle, organize suçla, kara parayla mücadele de bulunmaktadır. Tüm yasa dışılığı bünyesinde barındırdığı halde PKK, ilk günden beri Türkiye’nin AB üyeliğini destekliyor. Yasa dışı oluşu nedeniyle normal şartlarda öncelikli hedef olacağı halde PKK neden bunu istiyor, bunun üzerinde durmak lazım. PKK, hızla ve telaşla siyasallaşmaya çalışıyor çünkü terör niteliğini ancak bu sayede gizleyebilecektir. Bu çabasında batılı kurum ve kuruluşlardan destek aldığını önceleri pek çok kez gördük. İlk adımda PKK’lılara siyasallaşmanın yolu gösteriliyor, sonra onlar istiyor, nihayet Batılılar gelip bu istek sözde hak sahibininmiş gibi raporlaştırıp önümüze koyuyor. Şeklen de olsa bu doğrultuda gerçekleştirilecek değişikliklerle hem PKK hem de biz demokratikleşmiş olacağız!

 

Dipnotlar

 

(1) http://www.crisisgroup.org/~/media/Files/europe/turkey-cyprus/turkey/227-crying-wolf-why-turkish-fears-need-not-block-kurdish-reform.pdf