Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, önceden açıklanan Ermenistan ziyaretini 12 Aralık 2013 tarihinde Erivan’da düzenlenen Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) Teşkilatı 29. Dışişleri Bakanlar Konseyi Toplantısı’na katılmak için gerçekleştirilmiştir. Davutoğlu’nun, halihazırda KEİ dönem başkanlığını yürüten Ermenistan’a düzenlediği bu ziyaretinde odaklanılması gereken nokta; toplantıda tartışılan konular ya da çıkan sonuçlardan ziyade Ermeni mevkidaşı Edvard Nalbantyan ile 2 saate yakın süreyle yaptığı görüşme olmuştur.

 

Davutoğlu, 2009’dan sonra Nalbantyan ile ilk kez bir araya geldiği görüşmesi sonrası sadece iki ülke arasındaki ilişkilere değil, bölgenin istikrarına atıflarla açıklamalar yapmış, diğer taraftan masaya yatırılan konular bağlamında iki ülke arasında anlaşmazlık olduğunu da belirtmiştir. Davutoğlu’nun Erivan’da Türk basın mensuplarına verdiği demecinde öne çıkan noktalardan bir tanesi de iki taraf arası ilişkilerdeki “psikolojik eşiğin” aşılması olmuştur. “Önemli olan daha sık vesilelerle bir araya gelmek ve gelişmeleri takip etmektir”[1] diyen Dışişleri Bakanı Davutoğlu, ilerleyen günlerde Ermenistan ile görüşmelerin devam edeceği mesajını vermiştir. Bunun yanında, Davutoğlu’nun Ermenistan ziyaretindeki ekipte bulunan Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rober Koptaş “Davutoğlu Arayışta, Ermenistan Temkinli”[2] yazısında iki bakanın ortak basın açıklaması yapmamasını içeride konuşulan konularda mutabakattan uzak olunduğunun bir göstergesi olarak değerlendirmiştir.

 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki tarafından yapılan açıklamada da Davutoğlu’nun Erivan ziyaretinin ABD tarafından desteklendiğini dile getirilmiştir. Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı John Kerry ile en son bir araya geldiği zaman Ermenistan ile ilişkiler konusu masaya yatırılan gündem maddelerinden birisi idi, ABD’ye rağmen bir dışişleri bakanı seviyesinde bir ziyaretin yapılması da zaten ihtimaller dahilinde değildir. Dolayısıyla Psaki’nin açıklaması da bu bağlamda sürpriz değildir. Bu açıklama yine tek taraflı olarak Türkiye’ye değil, sürece destek olmak adına yapılmıştır.

 

Davutoğlu, “2015 süreci” öncesinde başlattığı ikinci girişimi Ermenistan tarafında da samimi bulmayanlar sayısı oldukça fazladır. Bazı yorumlara, örneğin Gayane Abrahamyan’ın Eurasinet.org isimli sitede yayınlanan ve bazı Ermeni analistler ile siyasetçilerin açıklamalarına yer verdiği yazısına göre “Ermenistan İçin Davutoğlu’nun ziyareti Bir “PR Şov”[3]dur. Davutoğlu, psikolojik eşiğin aşıldığını söylese de Ermenistan sokakları ve Ermenistan siyaseti aynı şeyi maalesef söylememektedir.

 

Sessiz Bayrak Krizi

 

Davutoğlu’nun 12 Aralık 2013 tarihinde düzenlediği Erivan ziyaretinde protestolarla karşılaşmamak için otelin farklı bir giriş kapısından giriş yapmıştır. İlk açılım sırasındaki görüşmeler, Türkiye ile Azerbaycan arasında gereken koordinasyon ve bilgi paylaşımı tam anlamıyla sağlanamamış ve Ermenistan ile protokollerin imzalanmasına giden süreçte ilişkiler, kısa süreli olarak gerilmiştir. Bu süreçte, 2009 yılında FIFA’nın üçüncü bir ülkenin bayrağının maça sokulmayacağına ilişkin kararının ardından Azerbaycan bayrakları Türkiye – Ermenistan arasındaki Türk güvenlik güçleri tarafından maça alınmadığı, durumun Türkiye’de de rahatsızlık yarattığı hatırlanmaktadır. Davutoğlu’nun ılımlı mesajlar verdiği Erivan ziyaretinde, Ermeni protestocular, KEİ toplantısının düzenleneceği Erivan’daki Marriot Oteli’nin önünde üzerine çarpı üzerine koydukları Türk bayraklarını yere atmışlardır. Dolayısıyla ilk açılımda Türkiye ve Azerbaycan arasında yaşanan bayrak krizi şimdi Ermenistan ve Türkiye arasında yaşanmaktadır. Ermenistan’da Türk bayraklarını yakma olayı özellikle sözde soykırımın yıldönümü sayılan “24 Nisan” tarihlerinde alışılmış bir hal almışken bu sefer, Türk bayrakları Erivan sokaklarında ayaklar altına alınmıştır.

 

Benzer olaylara bakıldığında, geçmişte Türkiye’nin farklı ülkelere nota verdiği ya da kınama açıklaması yaptığı bilinmektedir. Örneğin, 2005 yılında Ankara, Belçika'ya bir nota vererek, Brüksel'de önceki gün Türk Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir gösteri sırasında Türk bayrağının yakılmasını kınamıştır.[4] Yine, 25 Nisan 2008 tarihinde Dışişleri Bakanlığı, Erivan'da düzenlenen resmi törenlerde alana serilen Türk bayrağının katılımcılar tarafından çiğnenmesi ve Türk bayrağının yakılmasını kınamıştır.[5] Benzer örnekleri artırmak da pekala mümkündür.

 

Davutoğlu’nun son ziyaretinde Türk bayrağına yapılan ve iki ülke basın organlarında yer bulan söz konusu saygısızlık sonucu Türk Dışişleri Bakanlığı bu sefer sessiz kalmıştır. Bu durum bir bakıma, iç politikada hükümetin “demokratik açılım” devam ederken “sürece zarar gelmesin” hassasiyetinin dış politikaya tezahürü olarak da algılanabilir. Görünen odur ki, Ermeni açılımı sürecine zarar gelmemesi açısından Türk bayrağına yapılan bu saygısızlık Ankara tarafından sineye çekilmiştir.  8 Aralık 2013 tarihinde kaleme aldığımız yazımızda “Türkiye, Ermenistan ile diyalog sürecini başlatarak önümüzdeki 2015 sürecini zararsız atlatmak istemektedir. Başlayacak olan diyalog sürecinin Ermenistan tarafından ‘2015’ öncesinde Türkiye’nin bir tavizi olarak anlaşılması Türk tarafı açısından son derece sakıncalı olacaktır.”[6] ifadelerimizle Türkiye’nin adımlarını sağlam bir şekilde atması gerektiğini belirtmiştik. Ne var ki, Türkiye tarafından somut herhangi bir taviz verilmemiş olsa da diplomatik alandaki bu sessizlik ilk taviz olarak sayılabilir.

 

Koçaryan’ın Açıklamasını Tersten Düşünmek

 

Davutoğlu’nun ziyaretinden hemen önce Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Şavarş Koçaryan’ın Ahmet Davutoğlu’nu kastederek “Bölgesel olumlu gelişmelere sadece zarar getiren provokatif demeçler yerine fırsattan istifade ederek Erivan’da soykırım kurbanları anısına saygı duruşunda bulunmak üzere Ermeni Soykırımı Anıt Kompleksi’ni ziyaret ederse doğru yapar.”[7] şeklinde normalleşme sürecine uymayan bir açıklama yapmıştır. Bu noktada açıklamanın herhangi bir sivil toplum kuruluşundan değil resmi bir ağızdan yapılması son üzerinde durmak gerekmektedir. Bilindiği üzere, Ermenistan devletinde diasporanın önemi, dünyada diğer herhangi bir devlete göre son derece büyüktür. Ermenistan’ın bazı kesimler tarafından “tuzu kuru” diye nitelenen diaporası ile büyük maddi sıkıntılar çeken halkı arasında bazı anlayış farkları da birçok kez meydana çıkmıştır.

 

Nalbantyan Davutoğlu ile görüşerek sınırın açılması girişimlerine çok uzak durmayarak uluslararası ilişkilere sürecin tamamen dışında olmadığını göstermek istemiş, Koçaryan ise diaspora Ermenilerine devletin hala “temel prensiplerine” bağlı olduğunu anlatmak istemiştir. Koçaryan’ın bu açıklaması, Ermeni sorunu konusunda Türkiye’nin dış politika prensipleriyle uyuşmamakta olduğu ve böyle bir aşamada gerçekleşmeyeceğinin Ermenistan tarafınca da bilindiği aşikardır. Açıklama ile yapılmak istenen Ermenistan’ın taleplerine Türkiye’nin olumlu cevap vermediği algısını yaratılmasıdır. Bu noktada, olaylar ve açıklamalar tersten düşünüldüğünde Ermenistan tarafından da çok iç açıcı açıklamaların gelmeyeceği sürpriz bir durum değildir.

 

Örneğin, Azerbaycan’dan herhangi bir yetkilinin Ermeni Dışişleri Bakanı Nalbantyan’ın Bakü’de bulunan Hocalı Soykırımı Anıtı’nı ziyaret etmesine ilişkin açıklamasına ya da herhangi bir Türk üst düzey siyasetçi ya da bürokratın Sarkisyan’ın Iğdır’da bulunan Ermeniler Tarafından Katledilen Şehit Türkler Anıtı’nı ziyaret etmesi talebine Ermeni tarafının vereceği tepkinin olumlu olacağını beklemek mümkün gözükmemektedir.

 

Değerlendirme

 

Türkiye – Ermenistan ilişkileri uluslararası ilişkilerde birbirini tanıyan iki ülke arasındaki ilişkilerden farklı olarak bazı eksikler barındırmaktadır. İki ülke birbirini tanımaktayken sınır kapısı kapalı ve devletler arasında diplomatik anlamda herhangi bir ilişki yoktur. 2009 yılındaki yakınlaşma girişimleri de başarısızlıkla sonuçlanmıştır. İlişkilerin normalleşememesinin altında yatan sebep genel olarak iki tarafın normal saydıklarının birbirinden farklı olmasıdır. Türkiye’nin “normal” olarak düşündüğü olaylar ve gelişmeler Ermenistan için “anormal” olarak görülmektedir. Aynı şekilde, Ermenistan’ın tabii bir gerçek olarak saydığı durumlar ise Türkiye için kabul edilebilir değildir.

 

Aynı sınırı paylaşan Ermenistan tarafının geleneksel dış politika tercihleriyle Türkiye’ninkiler şu an hala zıttır. İki ülkenin yakınlaşmasının “kazan-kazan” formülüne dayanacağı birçok yerde belirtilmektedir; gereken koşullar yerine getirildiği zaman bunun iki ülkeye de fayda sağlayacağı muhakkaktır. Ne var ki, şartlar belli değildir. Neyin karşılığında hangi adımlar atılacak, bu adımlar dış politikanın kırmızı çizgilerinin neresinde olacak şu ana kadar hala netleşmemiştir. Sürecin ilk samimiyet testi bunlar belirlendiği zaman yaşanacaktır. Tabii, sırf samimiyet uğruna Türkiye’nin kırmızı hatlarının pembeleşmesi de akıllıca olmayacaktır. Şu an Davutoğlu, ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade etmiştir; göründüğü kadarıyla da ilerleyen aylarda süreç devam edecektir. Süreç, asıl samimiyet ve Türkiye açısından başarı vizesine ise asıl olarak 24 Nisan 2014’te finaline ise 24 Nisan 2015 tarihinde girecektir.

 

 


[1] Davutoğlu: Erivan’da Psikolojik Eşik Aşıldı, http://dunya.milliyet.com.tr/davutoglu-erivan-da-psikolojik/dunya/detay/1806620/default.htm, Erişim Tarihi: 13 Aralık 2013.

[2] Davutoğlu Arayışta, Ermenistan Temkinli, http://www.agos.com.tr/haber.php?seo=davutoglu-arayista-ermenistan-temkinli&haberid=6274, 13 Aralık 2013.

[3] For Armenia, Turkish Foreign Minister Davutoğlu’s Visit a “PR Show”, http://www.eurasianet.org/node/67868, Erişim Tarihi: 13 Aralık 2013.

[4] Brüksel'e Bayrak Yakma Notası, http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=150852, Erişim Tarihi: 13 Aralık 2013.

[5] Dışişleri'nden Ermenistan'a bayrak kınaması, http://yenisafak.com.tr/politika-haber/disislerinden-ermenistana-bayrak-kinam-25.4.2008-113489, Erişim Tarihi: 13 Aralık 2013.

[6] “İkinci Ermeni Açılımı”: Alican Kapısı Açılacak mı?, http://turksam.org/tr/a2908.html, Erişim Tarihi: 12 Aralık 2013.

[7] Şavarş Koçaryan: Davutoğlu Provokatif Demeçler Yerine Ermeni Soykırımı Anıtını Ziyaret Etsin, http://news.am/tur/news/184476.html, Erişim Tarihi: 12 Aralık 2013.