Geçtiğimiz günlerde Danimarka Halk Partisi üyeleri,  ülkeye bazı Müslümanların uyum sağlayamadığı ve bu uyumsuzluğun çeşitli sorunlara yol açtığı düşüncesi ile Müslümanların ülkeye sokulmaması isteğini gündeme getirmiş ve bu konunun Danimarka Parlamentosu’nda tartışmaya açılmasını istemiştir. Bu konu Danimarka Parlamentosunun siyasi aktörleri tarafından farklı farklı yorumlanmıştır. Parlamento içinde Danimarka Halk Partisinden de Müslümanların ülkeye girmesinin yasaklanması konusunda tam bir sınırlama getirilmesinin güçlüğünü dile getirenler olmuş, liberal parti ve koalisyon ortakları bu konuda alınacak bir yasak kararının ülkeyi bir hukuk devleti olmaktan uzaklaştıracağı görüşünü savunmuştur. 2005 yılında Karikatür Krizi, 2011 yılında Müslüman göçmenlerin daha düşük maaşla çalıştırılması ile ilgili yasa tasarısı, 2013 yılında Eski Çalışma Bakanının ülkeye uyum sağlayamayan Müslümanlara yönelik olumsuz söylemi hatırlanacak olursa her iki üç yılda bir yabancılar ve göçmenler konusunda muhafazakar partilerin temsil ettiği kitleye yönelik popülist söylemlerin dile getirildiği ortadadır. Bu nedenle makalede, son yıllarda ses getiren tartışmalarla, en son gündeme gelen Müslümanların ülkeye girişi yasaklanması tartışması çok kültürlülük ve ötekileştirme kavramları bağlamında değerlendirilmiştir.

 

Müslümanlara Yönelik Ötekileştirici Söylemlerin Altında Yatan Etmenler

 

1960’lı ve devam eden yıllarda ekonomik sebeplerle gelen ve 1990’larda dünya üzerinde yaşanan siyasal krizler nedeniyle sayıları gittikçe artan bu gün Avrupa nüfusunun yaklaşık yüzde dörtlük kısmını oluşturan Avrupalı göçmenler, Avrupa ülkelerine farklı oranlarda dağılmışlardır. Danimarka’nın da yaklaşık yüzde onluk kesimini oluşturan göçmenlerin yüzde dördü müslüman göçmenlerden oluşmaktadır. Avrupa’da 1960’lardan sonra misafir işçilik statüsünden çıkıp Danimarka’da kalıcı olan pek çok Müslüman göçmenle bir arada yaşama zorunluluğu ve göçmenlerin sosyal hayattaki görünürlülüğü pek çok soruna sebep olmuştur. Bu sorunlar siyasi partilerce farklı ele alınmaktadır. Son zamanlarda hemen hemen tüm Avrupa Ülkelerinde artan gömen karşıtı politikalarla gündeme gelen partiler yükseliştedir. Danimarka’da da Danimarka Halk Partisi göçmen karşıtı politikaları ile dikkat çekicidir.

 

Ülkenin 179 sandalyeli Danimarka Parlamentosunda 25 sandalyeye sahip olan Danimarka Halk Partisi ülkede .8’lik oy oranına sahiptir. Partinin temel politikalarından biri ülkeye gelen göçmen sayısını azaltmaktır ve politikasını göçmen karşıtlığı üzerinden üreten parti göçmenlerin külütürel asimilasyona uğramasını desteklemektedir. Ayrıca bütün bunlara ek olarak parti bu politikların yasalaştırılması konusunda kamuoyu oluşturma amacı gütmektedir. Bu persperktif, ülke içinde Danimarkalı vatandaşları merkeze alırken, Danimarkalı ancak Müslüman olan vatandaşları merkezin dışına itmektedir. Genel olarak Avrupa Birliği ülkelerinin muhafazakar partilerinin, özel olarak Danimarka Halk Partisinde Müslüman göçmenlere yönelik dışlayıcı ve ötekileştirici söylem geliştirmelerinin altında sosyolojik ekonomik, kültürel etmenler yatmaktadır.

 

Eurabia Korkusu

 

Avrupa’da yaşayan Müslümanlara yönelik çok sayıda demografik araştırmalar yapılmaktadır. Örneğin bu gün Batı Avrupa’da sayıları 17 milyonu bulan Müslüman nüfus yaşamaktadır.[1] Bu araştırmaların yapılmasının altında göçmenleri kontrol etme arzusu yatarken bir yandan da bu veriler ışığında ideolojiler üretilmektedir. Avrupa’da nüfus artış oranlarının yüksek ve yaşlı nüfus oranlarının yüksek olmasının aksine Müslüman göçmenlerin nüfus oranları ve doğum oranları giderek artmaktadır. Müslümanların artan nüfus oranlarına ek olarak Avrupa’da Müslümanlığı seçmeye yönelik din değişikliklerinin artması da söz konusudur. Bütün bu veriler yorumlandığında Avrupa’da yaşayan Hristiyanların Müslümanlar karşısında azınlık konumuna düşeceği ve kıtanın Müslümanlaşacağı gibi korku ortaya çıkmaktadır. Bu korku Eurabia kavramı ile ifade edilmektedir. Eurabia, Avrupa’ya olan Müslüman göçleri ve Müslümanların artan doğum oranları nedeniyle birkaç nesil sonra Avrupa’da Müslümanların çoğunuğu ele geçirme ihtimali olarak adlandırılmaktır.[2] Pek çok sağ kanat siyasal partiler “Eurabia” fikrini halk desteğini kazanmak için bir korku taktiği olarak kullanmakta ve bu endişe ve korkular kasıtlı olarak İslamofobi’ye neden olacak girişimlerin desteklenmesine neden olmaktadır.[3]Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Danimarka’da da Müslümansız göç tartışmalarının altında yatan temel toplumsal kaygı budur.

 

Ekonomik Kaygıların Su Yüzüne Çıkması

 

Bu toplumsal kaygıya ek olarak Müslüman göçmenlere karşı alınan ayrımcı tavırın arkasında ekonomik bölüşüm kaygısı yatmaktadır. 2011 yılında Danimarka Maliye Bakanı Claus Hjört Frederiksen tarafından Müslüman göçmenlerin Danimarkalılardan daha düşük maaşlarla çalıştırılacağı ve sosyal haklardan faydalanmak için puan toplamak zorunda kalacağı uygulamasına yönelik gündeme gelen yasa tasarısı bu ekonomik bölüşüm kaygısının kanıtı niteliğindedir. Özellikle Danimarka'da, Dream isimli araştırma kuruluşunun göçmenlerin Danimarka'ya yıllık maliyeti 2.9 milyar doların üzerinde olduğunun açıklanması üzerine bu yasa tasarısı gündeme gelmiştir.[4] Avrupa’da yabancı işçi ihtiyacının azalması ve son yıllarda yaşanan ekonomik krizler sonucunda Hristiyan nüfusun işsizlik oranlarının artmasıyla birlikte aralarında Müslümanların da bulunduğu azınlıklara karşı ırkçı, dışlayıcı, nefret ve saldırganlık içeren İslamofobik olaylar görülmeye başlanmıştır.[5]

 

Çokkültürlülük Rüyası

 

Kültürel anlamda da Danimarka’da 2005 yılında yaşanan Karikatür Krizinin Müslümanların radikal tepkilerine neden olmasının ardından Müslümanlara yönelik iç tehdit algısı medya kurumlarınca, eğitimciler, siyasiler ve din adamları tarafından yaygınlaşmakta ve korunmaktadır. Müslüman göçmelerle Avrupalı bireyin gündelik hayatta güven içinde bir arada yaşayamayacağını pekiştiren terör, şiddet, öfke, intikam gibi olumsuz kavramlar İslam ve Müslümanlıkla sürekli ilişkilendirilmektedir. Danimarka’da devlet okullarında okutulan bir din dersi kitabında “Her ne kadar her Müslüman terörist değilse de her terörist Müslümandır” ifadesi eğitim alanında ayrıştırma va ötekileştirmeye örnektir.[6] Siyasiler tarafından ayrışmayı pekiştiren bir başka örnek de 2013 yılında Eski Çalışma Bakanı İnge Stöjberg’in halkın huzurunu bozan Müslümanların kendilerine yaşayacak başka ülke bulmaları gerektiği konusundaki çıkışıdır.[7]2013 yılındaki bu çıkış geçtiğimiz günlerde Danimarka Halk Partisinin Müslümansız göç tartışmaları ile benzerlik taşımaktadır.

 

Bütün bu söylemler ve İslamofobi ile pekiştirilen göçmen karşıtı tavırlar çok kültürcülüğün krize girmesine sebep olmaktadır. Farklı kültürlerin aynı toplumda barış içinde birbirlerinin değerlerine saygılı bir biçimde bir arada yaşamayı ifade eden bir çokkültürlülük, tüm Avrupa’da olduğu gibi Danimarkada’da ne yazıkki gerçekleşememektedir. Avrupa’da çokkültürlülük kavramı ile kimlik politikalarının yükselişe geçmesi, toplumsal açıdan zayıf kesimlerin siyasal haklarını elde etmelerinin önüne set çekmektedir. Değerler çatışmasına yol açan çokkültürlülük söylemi Müslüman göçmenler ve Danimarka vatandaşları arasındaki ayrışmayı derinleştirmektedir.

 

Değerlendirme

 

Danimarka’da belli aralıklarla gündeme gelen bu tartışmaların popülist söylemlerin ürünü olduğu düşünülmektedir. Danimarka’da ve tüm Avrupa’da zaman zaman gündeme gelen yabancı ve göçmen karşıtı görüşler ilk değildir muhtemelen son da olmayacaktır. Avrupa’nın pek çok bölgesinde hala ırkçı yabancı karşıtlı partiler mevcuttur ve belli bir toplumsal kesimler tarafından destek görmektedir. Bu partiler bazı toplumsal kesimler tarafından marjinal olarak nitelendirilirken bazıları tarafından oldukça destek görmektedir. Dinlerinden dolayı tüm Müslümanları sorun olarak görmek indergemeci bir değerlendirmedir. Merkezdekiler ve merkezin dışında kalanlar arasındaki ayrımderinleştikçe, ötekileştirici söylemler ve ayrışmayı güçlendirici yasa tasarıları gündeme geldikçe yakın zamanda Avrupa’da beklenen uyum sağlanamayacaktır.

 


[1]Muslim Networks and Movements in Western Europe, http://pewforum.org/uploadedFiles/Topics/Religious_Affiliation/Muslim/Muslim-networks-full-report.pdf, Erişim Tarihi: 15.01. 2013

[2] Necmi Karslı “İslamofobi’nin Psikolojik Olarak İncelenmesi” Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi

Cilt 13, Sayı 1, 2013, Syf 75-100

[3] İbid, s.83

[4] “Danimarka’da Müslüman Göçmene Az Maaş Teklifi” http://www.radikal.com.tr/dunya/danimarkada_musluman_gocmene_az_maas_teklifi-1039357

Erişim Tarihi:3 Ocak 2014

[5] İbid, s.83

[6]Kemal Ataman ve Tuba Er “İslamofobi ve Avrupa’da Birlikte Yaşama Tecrübesi Üzerine” http://ktp.isam.org.tr/pdfdrg/D00193/2008_17_2/2008_17_ERT_ATAMANK.pdf Erişim Tarihi: 3 Şubat 2014

[7]“Eski Bakanın Sözleri Tartışma Yarattı” http://haber.stargazete.com/dunya/eski-bakanin-sozleri-tartisma-yaratti/haber-770498  Erişim Tarihi: 3 Şubat 2014