ABD Senatosu İstihbarat Komitesi’nde konuşan ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Dan Coats, ‘Türkiye’nin bölgesel ihtirasları, ABD’ye karşı duyulan güvensizlik ve yönetimde artan otoriterliğin’ ikili ilişkileri zorlaştırdığını söyledi. Dan Coats’un sözlerine göre Ankara, “ABD’nin bölgedeki hedeflerine meydan okumaya daha istekli görünmekte”.

 

Amerikan istihbarat başkanının bu açıklamalarının anlamı nedir? Türkiye-ABD ilişkilerinde yaşanan “güven bunalımı”nın sebepleri ve kaynakları neler? İki ülke arasında daha çok hangi konularda ciddi anlaşmazlıklar söz konusu?

 

TÜRKSAM Genel Sekreteri A. Gencehan Babiş, Coats’un açıklamalarını Sputnik’e değerlendirdi.

 

Gencehan Babiş’in değerlendirmeleri şöyle…

 

“BM Antlaşması ve Adana Mütabakatı’na Göre Türkiye Operasyon Yapabilir”

 

Türkiye bölgesel politikalarını iyi niyet ve istikrar çerçevesinde biçimlendirmekte, ve faaliyetlerini hayata geçirirken komşu ülkelerinin toprak bütünlüğünü esas almaktadır. Bölgedeki operasyonları da Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’nın 51. maddesindeki “meşru müdafaa hakkı”na dayanarak gerçekleştirmektedir. Bu meşru müdafaa hakkı aynı zamanda ikili anlaşmalar çerçevesinde de ele alınmış. Örneğin; Adana Mütabakatı’nın Ek 2 kısmında belirtilmiştir. ABD ise Suriye’nin kuzeyinde destek verdiği terör örgütlerini burada hakim kılmak istemekte ve bu durum Suriye’nin toprak bütünlüğüne aykırı bir anlayış oluşturmaktadır.

 

“Tarih Değil Hatalar Tekerrür Ediyor”

 

Bunun ötesinde ABD, Suriye’den çıkma planları yaparken burada PKK/YPG’yi koruma altına almak istemektedir ve bu bakış açısı Türkiye’nin kabul edilebilir değildir. Türkiye’nin bölgeye yönelik politikası milli ve insani değerler üzerinden oluşturulmuştur. Türkiye’nin hedefi milli güvenliğini sağlamayı amaçlamakla birlikte aynı zamanda terör örgütünün işgal ettiği yerlerdeki insanlara uyguladığı zorba politikalardan bu kesimleri kurtarmak üzerine biçimlenmiş insani bir politika yürütmektedir. Türkiye, hedefinin sadece terör örgütleri olduğunu ifade etmiştir. Oysa ABD, çoğu noktada NATO ve birçok uluslararası örgütten müttefik olarak nitelendirdiği Türkiye’nin yanında değil, PKK/YPG’nin yanında pozisyon almaktadır. İşte, çelişki buradan kaynaklanmaktadır. Tarih birçok defa göstermiştir ki, terör terörle yok edilemez. Aslında burada tarihin tekerrür ettiğini görüyoruz. Daha doğru bir ifadeyle; tarih değil hatalar tekerrür ediyor.

 

“Türkiye’de ABD’ye Güvensizliğin Kaynağı, ABD’nin Kendisidir”

 

ABD’ye karşı güvensizliğin kaynağı maalesef ABD’nin son dönemde Türkiye ile ilgili konulardaki yaklaşımındadır. ABD’nin özellikle PKK/YPG terör örgütüne desteği ve FETÖ elebaşını iade sürecinde yavaş davranması gibi konular ikili ilişkilerde güven bunalımına neden olan en önemli başlıklardandır. Bu hususlar aynı zamanda Türk kamuoyunda da ABD imajının kötüleşmesine ve güvenilmez bir müttefik olduğuna dair kanaatin artmasına ortam sağlamıştır. Türkiye’de ABD’ye güvensizliğin kaynağı, ABD’nin kendisidir.