Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in daveti üzerine Dağlık Karabağ Sorunu’nu görüşmek üzere Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan 2 Kasım'da Moskova'da bir araya geldi.

 

Sovyetler Birliği’nin dağılması sürecinde 1988 yılında Dağlık Karabağ bölgesinde yaşayan Ermeni azınlığın bağımsızlık talepleri üzerine başlayan çatışmaların sıcak savaşa dönüşmesiyle Dağlık Karabağ ve etrafındaki 7 vilayet Ermenistan’ın işgali altına girmiş ve bölgeden yaklaşık 1 milyon Azerbaycan Türkü göç etmek zorunda bırakılmıştı. Ardından başlatılan görüşmeler neticesinde 9 Mayıs 1994 tarihinde ateşkes sağlanabilmişti.

 

Ateşkes sonrasında Dağlık Karabağ sorununun çözümü için ABD, Rusya ve Fransa’nın önderliğinde 1992 yılında Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın AGİT Minsk Grubu isimli bir grup kurulmuş ve bu ülkelerin atadığı temsilciler vasıtasıyla görüşmeler yapılmıştı. Bu görüşmelerde ilerleme sağlanmasına rağmen her iki tarafı da tatmin eden bir sonuç alınamamıştı.

 

Dağlık Karabağ sorunu bölgede Dinyesteryanı, Abhazya ve Güney Osetya sorunu gibi “donmuş ihtilaflar” olarak gösterilen sorunlu bölgelerden birisi durumundaydı. Güney Osetya sorunu 8.8.2008 tarihinde Gürcistan ile Güney Osetya arasında sıcak çatışmaya dönüşmüş ve ardından da Rusya’nın müdahalesiyle bir anda küresel bir kriz halini almıştı. Bu sorun Abhazya ve Güney osetya’nın Rusya tarafından tanınmasıyla neticelenmişti.

 

Gürcistan ile Rusya arasında yaşanan savaş Gürcistan’ın Rusya ile diplomatik ilişkilerini kesmesine ve sınırlarını da kapatmasına sebep olmuştu. Bu durumdan en çok etkilenen ülkelerin başında Ermenistan gelmişti. Aslında Ermenistan geleneksel olarak Rusya’nın bölgedeki en yakın müttefiki olmasına rağmen Ermenistan bölgede tek çıkış yolu olarak kalan Gürcistan’ı kızdırmamak için tarafsız kalmaya çalışmıştı.

 

Azerbaycan ile ateşkes imzalanmasına rağmen “savaş hali” devam eden Azerbaycan tarafından ambargo uygulanan, Türkiye ile asılsız iddiaları sebebiyle diplomatik ilişkileri olmayan Ermenistan, Gürcistan’ın da Rusya sınırını kapatmasıyla bölgede tam bir tecrit durumu yaşamaya başladı.

 

İşte böyle bir ortamda Ermenistan’ın yeni seçilen Devlet Başkanı Serj Sarkisyan çıkış umudu olarak Türkiye’yi gördü ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Erivan’a Türkiye-Ermenistan milli, maçını seyretmeye davet etti. Sayın Gül’ün bu davete icabet etmesiyle de bölgede yepyeni bir süreç ortaya çıktı.

 

Türkiye bir yandan Ermenistan ile sorunlarını masaya yatırırken, diğer yandan da Erivan ile Bakü arasındaki sorunların çözümü için Sarkisyan yönetimine teklilerde bulundu. Neticesinde

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında New York'ta bulunan Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Ermenistan Dışişleri Bakanı Eduard Nalbandyan ve Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov arasında 26 Eylül’de önemli bir buluşma gerçekleşti.

 

Türkiye’nin bu girişimleri telaşa kapılan bölgedeki diğer ülkeleri harekete geçirdi. Önce İran Bakü Büyükelçisi vasıtasıyla 5 Ekim’de Dağlık Karabağ ihtilafı hususunda Ermenistan ve Azerbaycan arasında arabuluculuk yapmak için öneri verdiğini açıkladı. Ardından da Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te 9 Ekim’de Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) Dışişleri Bakanları Zirvesi çerçevesinde Rusya’nın girişimleriyle Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanlarının üçlü görüşmesi gerçekleşti. En son 20-21 Ekim 2008 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev’in Erivan ziyareti esnasında Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin Moskova’da bir araya gelmesi konusu görüşüldü.

 

Her iki liderin bu konuya olumlu yaklaşması sonucu Azerbaycan ve Ermenistan liderleri Medvedev'in yabancı konuklarını kabul ettiği, Moskova'ya 20 kilometre uzaklıktaki “Mein Dorf”da biraraya geldi. 6 Haziran 2008 tarihinde St. Petersburg'da yapılan görüşmelerin ikinci raundu niteliğinde olan bu zirvede önce iki lider baş başa görüştü ve ardından ise Medvedev görüşmelere dahil oldu. 3 saatten fazla süren görüşmelerin ardından her iki lider ortak bir açıklama yaptı. Bu açıklamalardan Aliyev ve Sarkisyan'ın iki ülke dışişleri bakanlarına müzakere sürecini yoğunlaştırması talimatını verdiği konusunda anlaştığı vurgulandı.

 

Azerbaycan ve Ermenistan devlet başkanlarının 1994 yılından beri ilk defa ortak bir deklarasyona imza atması bu zirvenin en önemli sonucu olarak vurgulanabilir. Deklarasyonda vurgulanan en önemli husus ise sorunun çözümün ancak “görüşmeler yoluyla” yapılması konusunda fikir birliğine varılması olmuştur. Diğer yandan “varılacak barışçıl çözümün, hukuki bağlayıcılığı olan uluslararası garantilerle desteklenmesi gerektiği” ifade edilerek görüşmelerin her aşamasının uluslararası güçler tarafından garanti altına alınması istendi. 29 Kasım 2007 tarihinde Madrid’de yapılan görüşmelerden hareketle barış görüşmelerinin AGİT vasıtasıyla yapılması konusunda da fikir birliğine varılmıştır.

 

Devlet Başkanlığı seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazanan ve ilk yurtdışı resmi ziyaretini Türkiye’ye yapacağı beklenen İlham Aliyev’in Moskova’ya bu “zorunlu” ziyareti sonrasında şimdi 5 Kasım’da Türkiye’ye gelmesi beklenmektedir. Bu arada Sarkisyan’da Fransa’ya gidecektir. Her iki ziyaretin ana temasının Moskova Zirvesi ve Dağlık Karabağ görüşmeleri olacağı kesin. Ancak 4 Kasım’da ABD’de yapılacak başkanlık seçimleri dünyadaki birçok sorun gibi Dağlık Karabağ sorununun tarafları için dikkatle takip edilmektedir. ABD’nin seçimler sonrasında Kafkasya’da aktif bir siyaset izleyeceği beklentisi ve son günlerde Türkiye’nin bölgede artan ağırlığı Rusya’nın Dağlık Karabağ sorununun çözümünde daha aktif tutum sergilemesine yol açmıştır.

 

Dağlık Karabağ sorununun her iki ülke için taşıdığı hassasiyet dikkate alındığında çözümün çok kolay olmayacağı görülebilir. Aslında her iki ülkenin de birçok konuda anlaştığı ve üzerinde anlaşma sağlanamayan sadece birkaç sorun kaldığı söylenebilir. Özellikle Laçın Koridoru ve Kelbecer’in durumu ile referandumun ne zaman yapılacağı gibi temel konular dışında kalan konularda genelde anlaşmanın sağlanabildiği görülmektedir.

 

Azerbaycan petrol gelirlerinin de artmasıyla her geçen gün daha da güçlenirken, Ermenistan Gürcistan savaşı sonrası ortaya çıkan yeni durumdan en çok zararla çıkan ülke olmuş ve adeta bölgeye hapsolmuş durumdadır. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da bir gazeteye verdiği demeçten görüldüğü gibi Ermenistan Dağlık Karabağ sorununu çözmeden Türkiye ile tam anlamıyla bir barışı sağlayamayacağını anlamaktadır. Bu sebeple de Ermenistan’ın Dağlık Karabağ sorununun çözümünde takınacağı tavır, O’nun Türkiye ile barışa ne kadar yakın olacağını da gösterecektir.

 

Bu yazı TRT’nin aşağıda linki verilen web sayfasında yayınlanmıştır.

 

http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=3fd3da8c-0f04-4a25-9636-26e2528310f0