Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Almanya’ya gerçekleştireceği ziyaretin önemi ve olası sonuçlarını Sputnik’ten Elif Sudagezer’e değerlendiren Doç. Dr. Can Ünver “Almanya’nın Rusya, Türkiye ve İran’ı dikkate almak zorunda hissetmesi ve denge faktörünü gözetmesi önemli. Ziyaret, gerilimin geride kalması için bir fırsat” dedi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 27-29 Eylül tarihleri arasında Almanya’ya gerçekleştireceği ziyaret, 7 yılın ardından Türkiye’den Almanya’ya Cumhurbaşkanlığı seviyesinde gerçekleşecek ilk ziyaret olacak. Erdoğan’ın gerçekleştireceği ziyaret Almanya’da süren ve boykota varan çeşitli tartışmaların yanı sıra önemli soru işaretlerini de beraberinde getirdi. Erdoğan’ın ziyareti ikili ilişkiler için ne önem taşıyor? Erdoğan’ın Almanya ziyaretinin zamanlaması hangi faktörlere bağlı? Bu ziyaretin zamanlamasında, ABD’nin AB ve Türkiye’ye yönelik yaptırım baskısı ve AB ülkeleri ile Türkiye’nin buna tepkisinin rolü var mı? İki ülke bugüne kadar Türkiye ile Almanya arasındaki zor dönemi geride bırakmaya hazır mı? Konuyu İstanbul Ayvansaray Üniversitesi Öğretim Üyesi ve TÜRKSAM Göç Enstitüsü Başkanı Doç. Dr. Can Ünver, Sputnik’e değerlendirdi.

 

“Erdoğan’ın Ziyareti 2.5 Yıllık Çekişmeyi Takip Etmesi Sebebiyle Önemli”

 

Doç. Dr. Can Ünver’e göre Erdoğan’ın gerçekleştireceği ziyaret, Türkiye ve Almanya arasında 2.5 yıldır süren çekişme dolayısıyla büyük önem arz ediyor. Ünver “Aslında bu iki ülke arasında Cumhurbaşkanlığı seviyesinde genelde çok fazla ziyaret gerçekleşmiyor. Uzun zaman aralıkları var genellikle. Fakat Türkiye’de özellikle yönetim sistemimizin değişmesinin ardından bu ziyaretin biraz daha önem kazandığını düşünüyoruz. Çünkü son 2.5 yıl içerisinde ve özellikle de yarı-başkanlık veyahut Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine geçmemizin ardından bu iki ülke arasında ciddi bir çekişme var ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’ya gerçekleştireceği ziyaret de bu sebeple daha fazla önem kazandı” diyor.

 

“Kriz Varken Bile Ankara-Berlin İlişkileri Hiç Kesilmedi”

 

Türkiye-Almanya geriliminin esas nedeni veyahut ortaya çıkmasının en önemli sebepleri, Almanya’nın verdiği birtakım tepkilerde aranması gerektiğinin altını çizen Ünver “Zira Türkiye hiçbir zaman böyle bir krizin çıkmasını arzu etmedi. Yani iki ülke arasındaki gerginliğin nedeninin Almanya’nın kendi iç dinamikleri içinde aranması gerektiğini düşünüyorum. Bugüne baktığımızda ise, Türkiye’nin aslında bir yumuşama ve yeniden iyi ilişkiler kurma arzusunun açık açık beyan ediyor. Alman hükümetinin de buna cevap vermeye başladığını görüyoruz. Tabii, Alman hükümeti derken, Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’ın öteden beri ılımlı olduğunu görüyoruz. Bu ılımlı tutumu Mesut Özil vakasında da gösterdi, tavrı toplum içerisindeki birtakım radikal kesimlerden farklı oldu. Keza Merkel de, aslında Recep Tayyip Erdoğan’la ilişkisini hiç kesmedi. Yani dâhili bir kriz yaşanırken, o krizin asıl aktörlerinin birbirleriyle diyaloglarını hiç kesmediklerini görüyoruz” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti:

 

“Alman Basını Ziyareti ‘Türkiye, Almanya’ya Muhtaç Oldu’ Noktasına Çekmeye Çalışıyor”

 

Bu iyi bir gelişme ancak Alman basınında, özellikle Tayyip Erdoğan’ın Köln’de açacağı Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Merkez Camii ile ilgili büyük bir kamuoyu aleyhtarlığı var. Alman basınında bu konuda ciddi eleştirilere yer verilmiş durumda. Onun dışında, Türkiye kökenli, Eski Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir, “davette gereğini yapacağım” diye tepki gösterdi. Bazı politikacılar da bu daveti boykot ediyor. Değişik bir durum var. Alman basını “Türkiye ekonomik kriz yaşadığı için bize muhtaç oldu ve bu yüzden Türk lider buraya geliyor” gibi yazılara yer vererek meseleyi farklı bir noktaya çekiyor. Türkiye’nin durumunu bu noktaya indirgemek doğru değil.

 

“Bu Görüşme İlişkilerin Düzelmesine Önemli Katkı Sağlayabilir”

 

ABD ile gerilim halinde olan Almanya’nın Rusya ve İran’la ilişkilerini sıcak tutma eğilimi içerisinde olduğuna işaret eden Ünver “Almanya’nın Amerika’yla ya da Trump’la olan meselesini, bir anlamda Avrupa’nın önde gelen ülkesi olarak, ortaya çıkan sorunları azaltmak adına özellikle İran ve Rusya’yla olan ilişkisini sıcak tutma eğiliminde olduğunu da söyleyebiliriz. Türkiye’nin de zaten Rusya ve İran’la ancak ilişkiler kurma tercihi de ortada. Dolayısıyla bu ilişkiler, denge unsuru olacaktır. Bu ilişkilerin daha iyiye götürülmesi ve sıcaklık kurulması son derece önemli. İlişkilerin daha iyi bir noktaya gitmesi aynı şekilde arada kalan Almanya’daki Türkler açısından da önemli olacaktır. Türkiye’nin Almanya’ya, Almanya’ya daha farklı bakması gerektiğine inanıyorum. Türkiye açısından zaten sorun yoktu ancak Almanya’da müthiş bir popülizm ve aşırı sağ eğilim var orada. Orada ciddi bir şekilde Türk ve Türkiye karşıtlığı körüklüyor. Alman merkez siyaseti de belki bu eğilimi göz önünde bulundurarak Türkiye ile olan ilişkilerini düzeltmek suretiyle belki de o gidişata bir dur deme imkânı kazanmış olabilir” dedi.

 

“ABD’ye Karşı Kurulacak Dengede Türkiye’nin de Rolü Var”

 

Berlin’in Tahran’a uygulanmakta olan yaptırımların “etrafında dolaşarak” Almanya-İran ilişkileri geliştirilme eğilimi içerisinde olduğunu söyleyen Ünver sözlerini şöyle sürdürdü: “Keza Rusya-Almanya ilişkileri öteden beri iyi ve bu ilişkilerin daha da iyiye gitmesine özen gösteriliyor. Dolayısıyla bir denge unsuru şeklinde değerlendiriyorum ben ve bu denge içerisinde Türkiye’nin de rolü var. Ben her ne kadar Almanya’nın ‘Avrasyacı olduğu’ yorumlarına katılmasam da Almanya’nın kendi stratejisini çizerken Doğu faktörü olan Rusya, Türkiye ve İran’ı dikkate almak zorunda hissetmesi ve dolayısıyla bir dünya gücü olmasa bile bir Avrupa gücü olarak denge faktörünü gözetmesi kendi açısından da önemli. Bunu yaparken de iç dinamiklere çok kulak vermemesi gerekiyor. Çünkü bu iç sesin, oryantalist, aşırı sağcı, duygusal ve ırkçı çevreler tarafından manipüle edildiği görüşündeyim. Şimdi Alman hükümeti reel politikası onun üstüne inşa etmemeye başladı. Ve belki de bu sebeple Türkiye ve Almanya arasında yeni bir başlangıç, yeni bir dönem söz konusu olabilecek. Bunun sadece Türkiye – Almanya arasında değil, Avrupa’da ve yakın çevremizde de etkileri olacağını düşünüyorum.”