İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, geçen günlerde Instagram hesabından görevinden istifa ettiğini bildiren Dışişleri Bakanı Zarif’in istifasını reddetti. İran devlet ajansı IRNA’nın aktardığına göre Ruhani, Zarif’in istifasını kabul etmeme gerekçesini ise, “Emin, onurlu, cesur ve dindar biri olarak ABD’nin ağır baskılarına karşı ön safta yer bulunduğunuz için, istifanızı ülke çıkarlarına ters görüyorum ve kabul etmiyorum” şeklinde ifade ettiği aktarıldı.

 

Ruhani, Dışişleri Bakanı Zarif’in istifasını kabul etmediğini açıkladığı mesajında ‘baskıların farkında olduğunu’ belirtti. Ruhani, önceki gün istifa ettiğini açıklayan Zarif’e hitaben kaleme aldığı ve Cumhurbaşkanlığı sitesinde yayınlanan açık mektupta, ‘ülkenin diplomatik organları, hükümet ve hatta halk tarafından seçilen Cumhurbaşkanı’na yönelik baskıların farkında olduğunu’ ifade etti. Zarif’in istifasını ülke çıkarlarına uygun bulmadığı için kabul etmediğini dile getiren Ruhani, mektubunda İran lideri Ali Hamaney’in de Dışişleri Bakanı Zarif’i takdir ettiğini hatırlatarak, “Sizi, ABD’nin çok yönlü yaptırım baskılarına karşı direnişin en ön safında görüyorum. O yüzden istifanızı ülkenin çıkarlarına aykırı buluyor ve kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.

 

Cevad Zarif’in istifası ile ilgili gelişmeleri ve İran siyasetindeki yankılarını İran Uzmanı Arif Keskin, TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

“Zarif’in İstifasına İlişkin Söylentiler Yayılmıştı”

 

Aslında Cevad Zarif’in istifa edeceğine ilişkin söylentiler bundan önce de yayınlanmıştı. Hatta, bazı gazetecilere göre birçok kez istifa girişimi olmuştu; ama bunlar yine kabul edilmemişti. Bu kez de yine böyle bir durum yaşandı ve Zarif’in istifası Ruhani tarafından kabul görmedi çünkü Cevad Zarif’in Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrılmasının hem Ruhani açısından hem İran devleti açısından ülke içinde ve dışında diplomasi alanı başta olmak üzere çok ciddi zarar vereceğini düşündüler. Özellikle de ABD ile İran arasının gerginleştiği bir dönemde Cevad Zarif’in istifa etmesi, İran’ın uluslararası arenadaki pozisyonunu zayıflatabilirdi. Bazılarına göre, İran’ın özellikle Avrupa ile muhtemelen diplomatik girişimlerin önünü tıkayabileceği öngörülüyor. Bu anlamda, Zarif’in gidişi istenmedi. Ayrıca, ülke içerisinde Ruhani, hatta Hamaney ve İran devleti açısından olumsuz sonuçları olabilecek bir istifaydı. “Bu sistemde çalışmak mümkün değil”, “bu sistemde aykırı olan ayakta duramıyor ve sistemde kalamıyor, istifa etmek ve ayrılmak zorunda kalıyor” gibi bir durumu ortaya çıkaracaktı. Böyle bir durumun yaşanmasını da istemediler.

 

“Ruhani’nin İkinci Döneminde Dışişleri Bakanlığı’nın Gücü Azaltıldı”

 

Uluslararası arenada özellikle Nükleer Anlaşma ile kendisinden söz ettirmeyi başaran bir diplomattır ve belli bir saygınlık elde ettiğini de söyleyebiliriz. Diğer taraftan bu olayın, başka bir yanı daha var. Aslında Zarif’in istifasını sadece bir tepki olarak değil bir tür doğal süreç olarak görmek gerekiyor. Özellikle, Ruhani’nin ikinci dönem cumhurbaşkanlığı sürecinde dış politika ve güvenlik alanında Dışişleri Bakanlığı’nın gücü inanılmaz derecede zayıflatıldı. Bu önemli bir husustur. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, nükleer anlaşmadan çıktı. Avrupa ve İran arasında çerçevesi net olarak belirlenen bir anlaşma çıkmış değil. Bu da Cevad Zarif açısından sorunlu bir alandır. İran – Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler istenildiği gibi gitmiyor ve bu da Zarif’in karnesinden olumsuz bir başlık olarak gözüküyor. Türkiye’yi dışarıda tutarsak İran’ın bölge devletleri ile ilişkileri de iyi değil. Zarif bu noktada da bekleneni yapamamıştır. Hatta, İran gazetelerinin yazdığı gibi İran – Çin ilişkileri de doğru bir düzlemde gitmiyor. Özellikle, Trump’ın anlaşmadan çekildikten sonra Çin’in tavrında da bazı değişiklikler var.

 

“Zarif’in Konumu Düşüşteydi…”

 

Cevad Zarif açısından önemli bir nokta da şudur; Ruhani belli umutlar vererek oy aldı ama verdiği sözlerin büyük bölümünü tutmadı. Bu açıdan Ruhani ile Zarif ciddi bir biçimde eleştirilmektedir. Bu açıdan bakıldığında, dış politikada yaşanan olumsuzluklarla birlikte Zarif, konumu önemli ölçüde düşüşte olan bir Dışişleri Bakanıdır. En önemli hususlardan birisi ise Zarif’in Avrupa’da yaptığı konuşmalarla birlikte söylediği yalanların İran kamuoyunda Zarif açısından çok olumsuz yankılanmasıdır. Zarif, İran hapishaneleri, İran’daki hukuksal ihlaller, şiddet ve diğer konularla ilgili yalan söyledi. Bu anlamda, Zarif’in imajı olumsuzlaşmaya girdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Nükleer Anlaşma imzalandıktan sonraki süreçte, çok popülerdi ve hatta muhalifler içerisinde de belli bir saygınlık kazanmıştı ama Nükleer Anlaşma’nın istenilen sonucu vermemesi ile birlikte özellikle Avrupa’daki konuşmaları eksi olarak hanesine yazıldı. Öyle bir hale geldi ki, onu savunanlar bile yaptıklarıyla ilgili onu eleştirmek zorunda kaldılar. İran’da bir grup çevreci ajanlıklarına dair hiçbir belge olmadığı takdirde ajan oldukları iddiasıyla içeri atılmıştı. Bu süreçte Cevad Zarif farklı bir konuşma yapmış ve kendisini “insan hakları hocası” olarak ilan etmişti.

 

İstifaya Kimler Sevindi, Kimler Üzüldü?

 

Zarif’in istifasının devlet katında sarsıntıya yol açtığı çok açık ama toplumda düşünüldüğü kadar bir tepki yok. Özellikle ifade ettiğim üzere, son dönemde bir düşüşe girmişti. Bazı kimseler şunu da ifade ediyor; Zarif’in istifası onun için olumlu olabilirdi ancak geri gelmesiyle birlikte kendisini bitirdi çünkü iş yapamıyor. Dışişleri Bakanlığı’nın yetkisi kendisinde değil başka yerde toplanmış durumda ve bu halde somut bir garanti almadan sadece birkaç cümle açıklamayla geri dönmesi Zarif’in kamuoyundaki algısı açısından olumlu değil. Öte yandan, radikal muhafazakarların bir bölümü, Zarif’in istifasından memnun olduklarını söylediler çünkü bu istifa basında Ruhani ile birlikte başlatılan siyaseti çökmesi şeklinde yansıtıldı. Söz konusu kesimler ise bu durumun kendi haklılıklarını yansıttığını ifade etti. Ruhani ve Zarif, AB ve ABD ile iyi diyalog kuracaklarını, Nükleer Anlaşma sayesinde Batı ile tansiyonu düşürecekler ve İran ekonomisini bu kötü durumdan kurtaracaklarını belirtmekteydiler. Zarif’in istifa etmesi, radikal muhafazakarlar tarafından eleştirilen bu bakışın çöküşüdür. Bu anlamda da istifadan memnun oldular. Devlet içerisine baktığımız zaman ise ılımlı muhafazakar ve reformcuların bir bölümü, ciddi şekilde Zarif’in istifasından rahatsız oldu. Hatta, İran’da reformcu basının manşeti, “Zarif Gitme, Kal” şeklinde oldu. Bu kesimler, Zarif’in istifasının önemli bir problem olduğunu ve gitmesinin zarar vereceğini düşündüler. Reformcu basın, Zarif’in geri getirilmesi ve Ruhani’nin bu istifayı kabul etmemesi gerektiği üzerinde yayınlar yapıldı.

 

İstifanın İran Ekonomisine Etkileri

 

İran ekonomisi incelendiğinde, Zarif’in istifasının bu alanı da etkilendiği çok açıktır. Hem borsayı hem dolar ve döviz kurunu olumsuz etkilemiştir. Zarif’in istifası bir yönüyle de İran’ın dış politikada radikalleşeceğine dönük bir mesaj olabilecekti ve ABD – İran ilişkilerinin başka bir sayfaya taşındığı yorumları yapılacaktı. Bu konuların da gidişatı olumsuz etkileyeceği açıktı.

 

İran’ın Dışişleri Kimin Elinde?

 

Zarif geri döndü ama geri döndüğünde neler konuştu, bir söz ya da garanti aldı mı, onu hala bilmiyoruz. Gerçekten bundan sonra Dışişleri Bakanlığı’nın yetkileri geri verilecek mi belli değil. Zarif’in ifadesi; amacının milli çıkarlar ve özellikle de dışişlerinin kendi etkin pozisyonunu geri getirmek olduğu şeklindeydi. Bundan sonra Dışişleri, hak ettiği yeri elde edebilecek mi? Görünürde sorumluluğu olmayan grupların eli eayağı dış politika alanında kesilip atılabilecek mi? Bunlar net değildir. Bunları yapması da imkansız gibi gözüküyor. Beşar Esad’ın İran ziyaretinde Kasım Süleymani vardı, Cevad Zarif yoktu. Bunu kim bu şekilde ayarladı? Reformcular, bunu muhafazakarlar bilinçli olarak yaptı diyor. Muhafazakarlar ise bu koordinasyonsuzluk Cumhurbaşkanlığı ihmali nedeniyle Zarif orada iştirak edemediğini söylemektedir. O fotoğraf İran dış politikasının kimin elinde olduğunun göstergesiydi. Orada şu görülüyor ki, İran dış politikasının önemli bir bölümü Dışişleri Bakanlığı kontrolünde değil ve Dışişleri Bakanı İran dış politikasını belirlemekte zayıf bir konumda bulunuyor.

 

“Zarif İstifasında Israr Etseydi Cumhurbaşkanlığı İçin Kendini Hazırlayabilirdi”

 

Zarif’in geri dönüşünde belki Hamaney’in sürece müdahalesi olabilir. Böyle bir koşulda Zarif gitmez. Bu hamlesiyle, Cevad Zarif devlet içerisinde olan konumunu göreli olarak güçlendirebilir ve kendisinin vazgeçilmez bir adam olduğunu gösterebilir. Sonuçta, onun gitmesini istemediler ve bu aslında önemli bir noktaydı. Toplum açısından bakıldığında ise ben olumsuz etkisi olabileceğini düşünenlerdenim. Zarif istifa etseydi ve istifasından ısrar etseydi, başka grupları ikna etseydi, önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimleri için kendisini hazırlayabilirdi. İstifa etmeyerek bir yönüyle gelecekte büyük bir hayalinin de olmadığını gösterdi. Geri dönüşüyle birlikte, Cumhurbaşkanlığı için girişimlerde bulunursa ne kadar başarılı olacağını tartışmaya açtı.