Ukrayna’daki krizin bir iç savaşa dönüşmesini önlemek için ABD, Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanları ile AB’nin Dışişlerinden Sorumlu yetkilisinden oluşan dörtlü grup görüşmelere başladı. Sonuçta, Rusya taraftarı Ukrayna vatandaşlarının oluşturduğu işgallerin sona erdirilmesi dahil, Rusya’nın her türlü kışkırtıcı hareket ve şiddete yönelik faaliyetlerinin sona erdirilmesi ve bütün illegal grupların silahsızlandırılması konusunda görüş birliğine varıldığı ifade edildi. Karşılığında Ukrayna Geçici Hükümetinin Ukrayna’nın doğusundaki Rus çoğunluğun bulunduğu bölgelere yönelik gerekli reformları yapması konusu ve ABD’nin Rusya’ya karşı yaptırımları durdurması gündeme geldi.

 

Açıklamalara bakıldığında Ukrayna konusunda en azından tarafların bir araya gelerek görüşmelere başladığı izlenmektedir. Ancak alınan kararlar taraflar açısından ne ifade etmektedir. “Rusya gerçekten Ukrayna topraklarını Kırım’daki gibi topraklarına katma isteğinden vazgeçme emaresi göstermiş midir?” olarak  değerlendirildiğinde, sorunun cevabı kocaman bir “hayır” olarak görünmektedir.

 

Öncelikle Rusya açısından ne ifade ettiğine bakarsak görüşmelerin başarısı hakkında kanaat sahibi olmamız mümkün olabilir.

 

Rusya İçin Anlamı Ne?

 

Rusya’nın temel amacı Kırım’da olduğu gibi herhangi bir askeri müdahale olmadan Ukrayna’nın kendi arzusu ile Rusya ile birleşme iradesinin ortaya konulması ve bunun gerçekleştirilmesidir. Bütün bu seçenek üzerine inşa edilen Rus uygulaması doğrultusunda Cenevre’de yapılan görüşmelerin sonunda çıkan kararların Rusya’nın konumu üzerinde çok büyük bir etki yapmadığı söylenebilir.  

 

"Novorossiya -Yenirusya." denilen ve 18’nci yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunu karşı Karadeniz kıyılarına kadar genişlemeyi ifade eden terim Rus Devlet Başkanı Vilademir Putin tarafından yeniden telafuz edilmeye başlamıştır. Kırım, Ukrayna, Moldova dahil 20 milyon kadar nüfusu kapsayan endüstri alanları ve kaynakları ile son derece verimli bir bölge olan “Yenirusya”nın tekrar gündeme getirmesi Putin’in konuyu ele alış şekli hakkında bize ipucu vermektedir. Bu bakımdan Ukrayna’da Rus yanlılarının silah bırakması ve şiddete son vermesi konun özü hakkında bir değişiklik ortaya koymamaktadır. Putin örtülü olarak organize olmuş Rus çoğunluğu yönlendirerek Rusya ile siyasi yöntemleri kullanarak (self determinasyon) bağlanması stratejisini uygulamaya devam edecektir. Burada görüşmelerden Lavrov’un karlı çıktığını söylemek gerekmektedir. Konuyu uluslararası konferansa veya görüşmelere çekerek, BM platformundan uzaklaştırmış; Rusya için müzakereci ve uzlaşmacı bir imaj yaratmış; ABD’nin ambargosunun ertelenmesini sağlamış, Ukrayna’nın Rusya’nın istediği yönde reformlar yapmasına ikna olmasını gerçekleştirmiştir. Diğer taraftan Putin bir konuşmasında “Avrupa’nın Rus doğalgazından vazgeçmesinin pek mümkün olamayacağını” söylemesi, Rusya’ya karşı uygulanabilecek bütün yaptırım seçeneklerinin gözden geçirildiğini ima etmesi ve Avrupa’nın elindeki kozun zayıflığını vurgulaması açısından önemlidir.  Putin kararlıdır.

 

Ukrayna İçin Ne Demek?

 

Ukrayna açısından olaya baktığımızda, doğudaki Rus çoğunluğun olduğu bölgelerde gerekli reformları yapma sözü zaten Rusya’nın zorladığı, bahane olarak kullandığı bir işlemdir. Bu suretle yapılan referendum ve federatif bir yapılanma sonucunda çoğunluğu Rus olan bölgelerin kendi içlerinde referendum yaparak, Rusya ile birleşme yolunu seçmesi kuvvetle muhtemel olarak görülmektedir. Bu durumda Ukrayna’nın kazançlı çıktığını söylemek pek mümkün değildir. Yani oyun kazan-kazan şeklinde gelişme göstermemektedir. Eğer Rusya “geçici hükümeti meşru olarak kabul ederek, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne saygı göstereceğim, sorunların BM gözetimi altında çözümü için işbirliği yapacağım” şeklinde bir yaklaşımda bulunsaydı o zaman Ukrayna açısından rahat bir nefes almak mümkün olabilirdi. Bunun sonucunda, Rusya desteğinden yoksun muhaliflerde seslerini keserek oturmak zorunda kalırlardı. Bu değerlendirme ışığında gelişmelere baktığımızda Ukrayna için parçalanma sorununun olduğu gibi kaldığını ancak, üstünün örtülmeye çalışıldığını ve ötelendiğini ifade etmek mümkündür.

 

ABD ve AB

 

Konu ABD ve AB tarafından öncelikle “çatışmanın önlenmesi ve yönetimi” meselesi olarak ele alındığını göstermektedir. Amaç, öncelikle çatışma ve şiddetin durdurulması, tırmanmanın önlenmesi yoluyla çıkması muhtemel bir iç savaşa mani olmaktır. Zaten Rusya’nın da amacı budur. Çünkü Rusya sakin bir şekilde oyununu oynamaktadır. Şiddetin fazla tırmanması batının artan müdahalesini getireceğinden Rusya için arzu edilen bir husus değildir. ABD ve AB Ukrayna içinde ortaya konulacak sunni rahatlama sonunda Rusya’ya uygulanacak yaptırımları ertelerse, uzun vadede Rusya emeline adım adım ulaşma imkanına sahip olacaktır. Batı açısından sorunun yalnız “çatışmanın yönetimi” konusundan çıkartılarak, sonuç alıcı acil önlemlerle ele alınması elzem olarak görülmektedir. Öncelikle Putin’in “Yeni Rusya” konusundaki özleminin gerçekleşme imkanının olamayacağı kendisine bir şekilde dikte edilmelidir. ABD ve AB’nin askeri seçenekleri devre dışı bırakarak konuya siyasi bakış açısından yaklaşması, Putin’in pek fazla rağbet ettiği bir yaklaşım tarzı olarak değerlendirilmelidir. Ona göre Batı zayıf bir elle oyunu açmaktadır. Rusya için ise, silah ve şiddet yoluyla toprak kazanma, askeri seçeneği daima ön planda bulundurma stratejisi en etkili yol olarak görülmektedir. Bu Çarlık Rusya’sının doğuşundan beri geleneksel olarak Rus dış politikasında süregelen bir yaklaşım tarzıdır ve Putin bunu cüretle yeniden uygulamaya koymaktadır. Ukrayna içinde 40 bine yakın Rus askerinin olduğu saptamaları, Putin’in Ukrayna sınırındaki yüz binlerce askere harbe hazırlık tatbikatı emir vermesi bütün bu yaklaşımın bir sonucudur. Batının Ukrayna’ya fiziki uzaklığını da sayarsak yapabileceği çok fazla bir şey olmadığını görebiliriz.

 

Sonuçta ABD Başkanı Obama’nın ifade ettiği gibi, Rusya’ya güven konusunda sürmekte olan şüpheler meselenin halen özüne inilmekten oldukça uzak bir mesafede durulmakta olduğunu açıklamaktadır.

 

Sonuç

  • Cenevre’de yapılan toplantının ana amacı Ukrayna’da gerçekleşmesi muhtemel bir “iç savaşı” önlemektir.

 

  • Bu “çatışmanın yönetimi” safhalarından birisidir. Alınması gereken çok uzun ve meşekkatli bir mesafe vardır.

 

  • Asıl yapılması gereken bir şekilde Rusya’nın Ukrayna’yı parçalayarak kendi içine katma iradesinden vazgeçmesini sağlamaktır.

 

  • Çatışmaların durdurulması Putin’in daha fazla işine gelmektedir. Çünkü siyasi olarak bir şekilde amacına ulaşma konusunda planlamasını yapmıştır. Tırmanma batının şiddetli müdahalesine neden olacağından bunun sakin bir şekilde mevzi çıkışlarla yapılması Rusya için uygundur.

 

  • Ukrayna’nın Rusya’nın istediği reformları yapması onun siyasetine uygun sonuçlar getirecektir.

 

  • Bunun sonucunda Ukrayna’daki Rus çoğunluğun “self determinasyonla” Rusya ile birleşme isteğine karşı batının karşı çıkışındaki gerekçeleri çürütmek Rusya için daha kolay olacaktır. Bu bakımdan “çatışmasız” yaklaşım Rusya için uygun bir stratejidir.

 

  • ABD ve AB için en uygun şey her türlü Rus çıkışına karşı Ukrayna’yı oldubittiye getirerek NATO içine almaktır. Tabii bu konuda ABD ve AB’nin oldukça kararlı ve cüretkar davranması, güç birliği göstermesi gerekmektedir. Buda NATO ülkelerinin hepsinin oybirliği ile kabulünü getirir ki, Almanya açısından bu oldukça riskli görülmektedir.

 

  • Bütün bu nedenleri sıraladığımız zaman Ukrayna’nın batının elinden kaydığını görmemek bir umursamazlık olarak algılanabilir.