19 Şubat 2014 tarihinde İspanyol savaş gemisinin Cebelitarık sularında İngiliz donanmasının tatbikatına engel olduğu bildirilmişti. Denizde tatbikat yapmakta olan İngiliz paraşütçüleri, yaklaşan İspanyol devriye gemisi yüzünden tatbikatı yarıda bırakmak zorunda kaldı. Tatbikata engel olan İspanyol devriye gemisi SPS Vigia'nın sahte isim ve çağrı işareti kullandığı belirtildi.

 

Daha önce bu tür karasuları ihlalleri yüzünden İspanya'nın Londra Büyükelçisi İngiltere’nin Dışişleri tarafından geri çağrılmıştı. İki ülke arasında yaşanan gerilim, Cebelitarık Özerk Yönetimi'nin karasularına yapay resif inşa etmeye başlamasıyla tırmanışa geçmişti. Balıkçılarına engel olunduğunu savunan İspanyol hükümeti, sınırda kontrolleri artırarak bu adıma karşılık vermişti.

 

İspanyol savaş gemisinin Cebelitarık sularında İngiliz donanmasının tatbikatına engel olması konusunda Erciyes Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve AB Güvenliği Uzmanı Doç. Dr. Mehmet ÖCAL TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

İspanya ve Birleşik Krallık/Britanya (İngiltere) arasında Cebelitarık yüzünden uzun süreden beri yaşanan gerilim son yıllarda yeni bir boyut kazandı. Bir İspanyol savaş gemisinin İngilizlerin Cebelitarık karasularında yaptıkları tatbikatı engelleme amaçlı girişimi iki Avrupa Birliği (AB) ülkesinin arasını iyice gerdi. Daha önce de vuku bulan bu tarz karasuları ihlalleri yüzünden karşılıklı diplomatik krizler yaşanmış, konu başbakanlar düzeyine kadar getirilmişti. İspanya hükümeti, İngiltere’ye ait “denizaşırı bir bölge” olan Cebelitarık Özerk Yönetimi’nin İspanyol balıkçılarına karşı takındığı haksız tutumu gerekçe göstererek bu anlaşmazlığı Birleşmiş Milletler ile Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na götürmeyi düşündüklerini dile getirdi. Buna karşılık İngiltere, Cebelitarık sınır kontrollerini sıklaştıran İspanya’yı mahkemeye verebileceklerini açıkladı ve AB’ye gözlemci göndermesi çağrısında bulundu. Bu kriz daha da tırmanır mı? İki ülke arasında bir savaşa yol açar mı? Bu gibi sorulara cevap bulmak adına, Avrupa’nın iki önemli devleti arasında cereyan eden gerilimin merkezinde bulunan Cebelitarık ile ilgili krizin arka planına, ekonomik, askeri ve tarihi boyutlarına bir göz atmakta fayda vardır:

 

Gerilimin sebebi her ne kadar İngiliz askeri tatbikatının İspanyollar tarafından engellenmesi olarak gösterilse de iki ülke arasında somut bir ekonomik çıkar çatışması söz konusudur. Yarımadadaki tansiyon, Cebelitarık Özerk Yönetimi’nin 24 Temmuz 2013 tarihinde tartışma konusu karasularına dikenli tellerle bağlanmış yetmiş civarında dev beton blok yerleştirerek denizdeki doğal hayatı korumaya yönelik olduğu iddia edilen yapay bir resif inşa etmeye başlamasıyla artmıştır. Kendi balıkçılarının avlanmasına engel olunduğunu savunan İspanyol hükümeti, uzun gecikmelere neden olan sınır kontrollerini sıkılaştırarak bu eyleme karşılık vermiş ve 26 Temmuz 2013 tarihinden itibaren Cebelitarık sınırında çok sıkı polis kontrolü başlatmıştır. Gecikmeleri protesto eden İngiltere Dışişleri Bakanlığı, Madrid’in kontrollerini “orantısız” bulduğunu, bunların “haksız ve kabul edilemez” olduğunu ve “Avrupa Birliği üyeleri arasındaki sınırlarda yeri olmadığını” belirtmiştir. İspanya ise“kaçakçılığı önlemek için kuralları sıkı uyguladıklarını”, asıl kanunları ihlal edenin denize beton blok bırakan Cebelitarık yönetimi olduğunu savunmuştur. Gerginlikle ilgili AB Komisyonu, İspanya'nın Cebelitarık'taki sınır kontrollerinin AB müktesebatına aykırı olmadığını bildirmiştir. Diğer taraftan bir İspanyol gemisinin 18-19 Kasım 2013 tarihlerinde Cebelitarık karasularında etüt çalışmaları yapması Londra’nın sert tepkisine neden olmuştur. “Bu provokatif ihlali şiddetle kınıyorum ve İspanyol hükümetini bunun tekrarlamamaya çağırıyorum” diyen İngiliz Dışişleri Bakan Yardımcısı Lidington,“Cebelitarık’ın egemenliğinin, ekonomisinin ve güvenliğinin korunması için ellerinden gelen her şeyi yapmaya hazır olduklarını” vurguladı. İspanya ve İngiltere arasındaki diğer bir ekonomik sorun ise “vergilendirme” ile ilgilidir. Birçok İngiliz denizaşırı sömürgeleri gibi Cebelitarık da bir vergi cennetidir. Birçok AB vatandaşı kendi ülkelerinde yüksek vergi ödememek için paralarını Cebelitarık’taki bankalarda tutmaktadırlar. Uzmanlar burada çok miktarda İspanyol kara parasının bulunduğunu da aktarmaktadır. Madrid bu küçük güney komşusunun İspanyol vergi kaçakçılarına kucak açtığını ve onları koruduğunu belirterek İspanya’nın maddi kaybına yol açan bu yasadışı durumun Cebelitarık tarafından bilinçli ve profesyonelce organize edildiğini iddia etmektedir. Gerçekten de ekonomisi, ağırlıklı olarak off-shore bankacılığı, internet üzerinden kumar ve turizmden oluşan Cebelitarık yönetimi, özellikle Hedge fonlarını ve ülkelerinde yüksek vergi ödemek istemeyen zengin Avrupalıları çekmek için olağanüstü çaba harcamaktadır. Katma Değer Vergisi (KDV) almayan ve sadece yıllık belli bir miktar vergi alan bu İngiliz sömürgesine 2006’dan beri gelen Hedge fon sayısı yirmiden yüz elliye çıkmış, yönetilen para miktarı üç milyar Avroya yükselmiştir. Yaklaşık 6,7 km² yüzölçümü, 35.000 nüfusuyla ülke olarak bayrağı ve marşı olan Cebelitarık için bu miktar azımsanmayacak bir değerdir.

 

İspanyol hükümeti bu küçük güney komşusunun son manevralarına sessiz kalmayarak, yeni bir yaptırım planı üzerinde çalıştığı da bir gerçektir. Eski İspanyol hükümeti zamanında Cebelitarık'la yapılan bir dizi anlaşmanın iptal edilmesi söz konusudur. Yine Cebelitarık orijinli veya oraya giden araçlardan bir nevi “trafik vergisi” alınması ve İspanya'da oturumu olan 7.000 civarındaki Cebelitarık vatandaşına vergi kaçakçılığı incelemesi başlatılması planlanmaktadır. İspanyol hükümeti, bir önceki hükümet zamanında İngiliz kolonisine verilen 60.000 telefon hattını yeniden gözden geçirmenin yanı sıra Cebelitarık havalimanına ulaşımı zorlaştırmak için AB nezdinde ki kararlığını sürdüreceğinin altını çizmiştir.Madrid’in bu girişimleri Cebelitarık başbakanı Picardo tarafından sert eleştirilmiş ve İspanya’nın bu tutumu Kuzey Kore’nin davranışına benzetilmiştir.

 

İngiltere’nin Avrupa kıtasındaki tek sömürgesi olan bu yarımada etnik olarak çoğulcu bir yapıya sahiptir. Seçmen kütüklerindeki orijinal isimlerine bakıldığında yarımadada yaşayan halkın %27 Britanyalı, yani İngiliz, %24 İspanyol, %20 İtalyan, Portekizli, %8 Maltalıdır. Geri kalan kısmı küçük etnik gruplardan oluşmaktadır. Resmi vatandaşlık açısından (2001 mikro sayımına göre) halkın %83’ü Cebelitarık vatandaşı, %9,6 İngiliz, %3,5 Faslı, %1,2 İspanyol ve %1 diğer AB vatandaşıdır. Görüldüğü üzere çok kozmopolit bir nüfusa sahip olan yarımada halkı kendilerini yine de Britanyalı, Cebelitarık'ı da küçük Britanya olarak nitelendirmektedirler. Her ne kadar limanı ile İngiliz deniz kuvvetlerinin savaş gemilerine ev sahipliği yapsa da, yarımada stratejik açıdan eski askeri önemini yitirmiştir. 19. Yüzyılda güneş batmayan ülke konumunda olan İngiltere’nin Hindistan yolunda önemli bir durağı olan Cebelitarık, Akdeniz ile Atlantik Okyanusu’nu birbirine bağlayan Cebelitarık boğazını kontrol etmektedir. Yüzyıllar boyunca birçok kez el değiştiren “Cebelitarık” ismi 711 tarihinde İber yarımadasını fethe başlayan meşhur Arap komutanı Tarık bin Ziyad’ın (Cebeli Tarık – Tarık’ın Dağı) adını taşır. Tarık, boğazın güvenliğini sağlamak için burada bir kale yaptırmıştır. Avrupa dillerinin ekseriyetinde “Gibraltar” olarak anılan Cebelitarık 1462 yılında Araplardan İspanyollara geçmiş, 1704 yılında İngiltere-Hollanda deniz kuvvetleri tarafından ele geçirilmiştir. Utrecht Antlaşmasıyla İspanya 1705 yılında yarımadayı ve kalesini İngiltere'ye terk etmeyi kabul etmiştir. 1713 yılında resmen İngiltere’ye bağlanmış ve 1830’da da Londra tarafından sömürge ilan edilmiştir. Ancak ilerleyen yıllarda Cebelitarık'ın statüsü İspanya tarafından tekrar tartışılmalı hale getirilmiştir. 1950'li yıllarda ise İspanyol Diktatör Franco, Cebelitarık'ın İspanya'nın egemenliğinde olduğunu savunmuş ve 13 yıl boyunca İspanya'nın Cebelitarık sınırını kapatmıştı. 1960’lı yıllardan itibaren yapılan oylamalarda ki – ilki 1967’de yapılmış ve İspanyol egemenliği reddedilmiştir. Sadece iki yıl sonra Cebelitarık’ta yaşayan halkın yaptığı oylama ile İngiltere’ye bağlı özerk bir yönetim olarak kalınması kabul edilmiştir. En son 2002 yılında yapılan referandumla Cebelitarık halkına “İngiliz egemenliğinde kalmak isteyip istemedikleri” sorulmuş ve çoğunluk İngiliz egemenliğini tercih etmiştir. Buna rağmen üst düzey İspanyol siyasetçiler günümüze kadar bu yarımadanın İspanya’ya ait olduğunu vurgulamaya devam etmektedirler. Burada cevaplandırılması gereken ve yukarıda da sorduğumuz önemli soru, İspanya ve İngiltere’nin bu yarımada için bir savaşa girip girmeyecekleridir. Cebelitarık, her ne kadar iki büyük AB ülkesi arasında kimi zaman tartışmaya ve gerginliğe neden olsa da bir savaş ihtimali çok zayıftır. Sorun her iki ülke tarafından belirli aralıklarla kontrollü bir şekilde tırmandırılmakta ve iç politikaya yönelik şekillenmektedir. Son yıllarda her iki ülke de iktisadi anlamda zor bir dönem geçirmekte, askeri bütçelerinde kısıtlamalara gitmektedirler. Diğer taraftan İspanya’nın Kuzey Afrika’da Fas toprakları üzerinde bulunan Ceuta ve Melilla adlı şehirlerinin Fas tarafından talep edilmesine kulak tıkayan Madrid’in Cebelitarık üzerinde hak iddia etmesi ne kadar inandırıcıdır sorusunu da sormakta yarar var. Her ne kadar askeri önemini yitirse de Cebelitarık istihbarat yönünden Londra için hala stratejik bir öneme haizdir. Nasıl ki İngiltere, Kıbrıs’ta bulunan iki hava üssü sayesinde Doğu Akdeniz’deki ülkeleri istihbarı anlamda dinleyebiliyor ve bilgi topluyorsa, Cebelitarık sayesinde de İber yarımadasını ve Kuzey Afrika’nın batısını dinleme imkânına sahiptir. Her iki ülkeyi hayati anlamda ilgilendiren konu ise gerek İspanya’nın, gerekse İngiltere’nin bir bölünme riskiyle karşı karşıya gelmesidir. İskoç bölgesel hükümeti 18 Eylül 2014 tarihinde bağımsızlık için halk oylaması yapılmasını kararlaştırmıştır. İspanya’da da Katalan bölgesel hükümeti bağımsızlık referandumunu 9 Kasım 2014 tarihi olarak belirlemiştir. Dolayısıyla 2014 yılı her iki ülke için bir kader yılı olacaktır. Bu yüzden iki AB ülkesi arasındaki karşılıklı tartışmalar ve gerilimler “Maymunlar Dağı’nda” önümüzdeki yıllarda da devam edecektir” olarak değerlendirdi.