Zamanın başlangıcından bu yana insanoğlu sınırsız bilinmezlikle baş etmenin yolunu listeler yapmakta bulmuş. Etrafımızdaki her şeyi listelere dönüştürmüşüz. Umberto Eco “listeleri çok seviyoruz, çünkü ölmek istemiyoruz” diyor. Belki de bilinmezlikten uzaklaşıp, kendi dünyamızı oluşturmanın bir yolu listeler.

 

Listeler matematikle beraber birçok alanda karşımıza çıkıyor. 1300’lü yıllardan bu yana bugün muhasebeden de bildiğimiz ve kullandığımız çift defter tutma yöntemi bir matematiksel konsept olarak karşımıza çıkıyor. 1. Endüstri devrimiyle beraber gelen finansal krizde İngiliz bir tüccar kaldığı zor durumdan çıkışın yolunu hesaplarını daha detaylı olarak incelemekte ve listelerde buluyor. İşte bugün kullanılan çift defter tutma muhasebe konsepti 1772 yılında hayata geçiyor. 1800’lü yıllardan bu yana iş insanları hesaplarını kendi kafalarında değil, güvendikleri bir üçüncü kişinin tutmasına ve yönetmesine alışa geldi. Bugün ise sadece hesaplar değil, bireyler hakkındaki en ince detaya ait listeler ticari kuruluşların elinde.

 

Google 700 milyar dolarlık bir pazar değeri ile hepimizin internetteki tarihçesini tutuyor ve hangi ürünlerin ve servislerin bize gösterileceğine karar veriyor. Facebook arkadaşlarımızın listesini tutuyor ve onlarla ilgili hangi bilgilerin bize gösterileceğine karar veriyor. Bu servis için 400 milyar doları aşan bir pazar değeri ile ödüllendiriliyor.

 

Birileri tüm bunların farkında. Sürüden farklı hareket eden bir grup bilim adamı ve yazılımcı son elli yıldır bir alternatif araç geliştirmeye çalışıyor. Bu araç matematik kurallarına dayalı blokzinciri olarak isimlendirilen teknoloji. Son on yıldır ise yepyeni bir yaklaşımla karşı karşıyayız. On yıl önce kimliği hala muammalı biri veya birileri, bu teknolojinin ilk kullanım alanı olan dijital para birimini ortaya koydu. En temel dönüşüm aslında üçüncü partilere güvenmek yerine, yaptığımız listeler ve kayıtların matematiksel prensiplere dayalı olarak çalışan blokzincirinde tutulması olacak. Dünyanın değişik köşelerinde danışmanı olduğum takımlar vesilesi ile yaptığım seyahatlerde ve görüşmelerde gözlemlerim; var olan şirketlerin blokzinciri konusunu anlamaktan hala çok uzak olduğunu gösteriyor. Çünkü siz bir teknolojiye sadece sahip olmak için onunla ilgilenirseniz, genelde pek yol alamazsınız. Teknolojiler değildir esas değişimi yaratan. Esas inovasyon, teknolojinin vizyonunu anlayarak iş modellerini değiştirmekte yatar. Örneğin, Uber mobil telefon teknolojisi sebebiyle mi var oldu? Ya da AirBnb bu sebepten mi var oldu? Her iki şirket de birden fazla teknolojiyi bir araya getirerek yeni iş modelleri ortaya koydu.

 

Büyük şirketlerde çalışan müdürlere sorulduğunda yüzde 30’u blokzinciri teknolojisi ile ilgili projeler geliştirdiklerini söylüyor. Bu projeler genelde var olan iş modellerinin blokzinciri teknolojisi ile yorumlanması olarak karşımıza çıkıyor. Bu yeni teknolojide ayağını suya değirenlerin bile daha tam olarak bu teknolojinin vizyonuna sahip olamadıklarını görüyoruz. Öte yandan, bu ekosistemde var olan birçok blockzinciri projesinin de kendi adalarını inşa ettiklerini, hatta blokzinciri projesinin temelindeki açık yazılım prensiplerinden uzak olduklarını gözlemliyoruz.

 

Sözün kısası, blokzinciri çok büyük potansiyeli olan bir alan – ancak ta 1700’lü yıllardan bu yana var olan alışkanlıkları darmadağın edecek bir teknoloji olması işini kolaylaştırmıyor. Hala her kafadan bir ses çıkıyor. Önümüzdeki yıllarda da büyük dirençler görecek bu teknoloji, internetin 3. versiyonunu sabırla örmeye devam edecek. İşte bu yüzden bu teknolojiyi öğrenmek önemli. Şimdi kendinizi bilgilendirmeniz çok önemli. Belki hemen yarın bir proje geliştirmeyeceksiniz. Ancak geleceğin interneti konusunda şimdiden kendinizi bilgilendirmenizde fayda var. Ancak bildiğimiz ve fikir sahibi olduğumuz konularda yaratıcı olabiliriz. Öyle değil mi?

 

Bu açıdan blokzinciri alanında teknoloji sağlayıcılarının ve bu teknolojiyle ilgilenenlerin en iyi yapabileceği şey, teknolojiyi ve vizyonunu daha iyi öğrenmek ve öğretmektir. Bu bakımdan ekosistemin doğru yaklaşımlarla geliştirilmesi önemlidir. Bu bağlamda İstanbul’da önümüzdeki hafta, yani 20 Şubat 2019 günü gerçekleşecek Blockchain Economy Summit konferansı bence çok önemli.

 

Bu toplantının dünyanın değişik köşelerinden 50’yi aşan konuşmacısı var. Blokzinciri teknolojisi Asya’da daha ileride ve konferansı organize eden arkadaşlar Asya’dan da önemli konuşmacılar getirmiş.  Wall Street’de blockzinciri teknolojilerinin en büyük destekçisi olarak dikkat çeken Tom Lee’den tutun, Silikon Vadisi ve LA bölgesinde blokzinciri teknolojilerinin en büyük savunucusu Tim Draper da dahil olmak üzere önemli isimler dikkat çekiyor. Yaklaşık 5000 kişinin katılması beklenen konferanstaki konuşmacılardan biri de benim. Sizleri de bu toplantıda görmek isterim. Bu konferansla ilgili daha fazla detayı web sitelerinden alabilirsiniz.

 

Konferansın videosu burada: https://youtu.be/FW9Kc_HOflY

 

(Bu analiz, 13 Şubat 2019 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.)