Neden mi? Çünkü BRICS grubu geçen hafta Johannesburg’da Endüstri 4.0 ve dijital ekonomiyi konuştu. Kendi teknoloji altyapılarını 2013’den bu yana inşa ediyorlar.  Her toplantıda bilgi ve iletişim teknolojileri konuşuluyor ve tartışılıyor.

 

BRICS teknolojinin yarattığı potansiyeli içselleştirmiş bir grup.

 

Cumhurbaşkanımızın geçen hafta Johannesburg‘da davetli olduğu BRICS toplantısında Türkiye’nin de bu gruba dahil edilmesi fikrini paylaşmış olması çok yerinde bir gelişme. BRICS zaten sadece ekonomik olarak değil politik olarak da güçlenmeye çalışan bir topluluk. Yakın zamanda genişlemeleri bekleniyor. Yapı olarak bize daha çok benzeyen bu gelişen ekonomilerle birlikte olmak Türkiye içinde son derece yararlı olacaktır. Özellikle bilgi ve iletişim teknolojileri devrimini içselleştirmiş BRICS grubunun içinde olmamız dijital ekonomi yolculuğumuza hız kazandırabilir.

 

BRIC tanımlaması ilk kez 2001 yılında Goldman Sacsh’da çalışan bir grup tarafından ortaya atıldı. Küresel gelirlerdeki payları ve büyüme hızlarıyla dikkat çeken (B)rezilya, (R)usya, H(i)ndistan ve (Ç)in sadece ekonomik güçler olarak değil, politik güçler olarak da gruplandı ve BRIC adıyla anılmaya başlandı. 2006 yılında ilk maliye bakanları toplantısını gerçekleştiren BRIC, 2009 yılında Rusya’da liderler düzeyinde ilk toplantısını gerçekleştirdi. BRIC ülkeleri Latin Amerika, Avrupa ve Asya’yı kapsıyor ama Afrika bunun dışında kalıyordu. 2010 yılında Afrika’nın en büyük ekonomisi Güney Afrika, sağlam altyapısı ve eğitimli iş gücü ile BRIC’i BRICS yaptı.

 

Bugün BRICS üyeleri dünya nüfusunun yüzde 40’ını temsil ediyor.

 

Küresel ekonomik aktivitenin yüzde 20’sini temsil ediyor.

 

BRICS bugün G7’ye güçlü bir rakip olarak var.

 

Bugüne kadar gerçekleşen BRICS toplantılarından anlıyoruz ki, BRICS AB gibi tek bir para biriminin olacağı bir pazar kurma niyetinde değil. BRICS daha global bir vizyona sahip.

 

BRICS temel olarak İkinci Dünya Savaşı sonrası Bretton Woods ve San Francisco’da temelleri atılan IMF, Dünya Bankası ve BM gibi yapılar hakkında farklı planlar ve düşünceler içinde. Örneğin BRICS BM Güvenlik Konseyi’ndeki 5 üyenin arasına Hindistan ve Brezilya’nın da eklenmesi için çalışmalar yürütüyorlar. Böyle bir durumda var olan sistem içinde de daha güçlü bir alan açmayı planlıyorlar.

 

BRICS toplantılarına ev sahipliği yapan ülkelerin komşu ülkeleri çağırması bir gelenek haline geldi. Bu yıl çok sayıda Afrika ülkesi BRICS toplantısına katılırken, geçen yılki ev sahibi Çin, Mısır da dahil olmak üzere birçok ülkeyi bu toplantıya davet etmişti. Geçtiğimiz hafta Türkiye de bu toplantıya davet edilen ülkeler arasındaydı.

 

 

***

 

BRICS’i mahallenin en dinamik gençlerine benzetiyorum ben. Sadece büyüklükleri değil, teknoloji devrimini içselleştirmiş olmaları ve gerekli altyapı çalışmalarına verilen önem BRICS topluluğunun önümüzdeki yıllarda küresel arenada daha çok söz sahibi olacağını gösteriyor.

 

Örneğin, Snowden belgeleri ortaya çıktıktan sonra 2013 yılının Eylül ayında Brezilya, 34 bin kilometrelik bir fiber ağla doğrudan Rusya’ya bir hat çekeceğini açıkladı. Bu hat Güney Afrika Hindistan ve Çin ile de doğrudan bağlantıyı gerçekleştiriyor. Dijital ekonomide altyapının önemini sürekli bu köşede belirtiyoruz. Görülüyor ki, BRIC ülkeleri akıllı bir şekilde bu konuyu önceliklendirdi.

Geçtiğimiz hafta Güney Afrika’da gerçekleşen toplantının ana teması Endüstri 4.0’dı. BRICS ülkeleri dijital ekonomiyi doğuran dijital devrimin yarattığı büyük potansiyel ve fırsatı içselleştirmiş durumda. Zaten biliyoruz ki Çin tün dünyaya örnek olacak hız ve yetkinlikte yeni teknolojilerde üretkenliğini artırmaya devam ediyor.

 

Brezilya lideri Temer, dijital ekonomiye hazır olmanın yolu eğitimden geçiyor ve biz buna odaklandık diyordu geçen hafta.

 

Hindistan lideri Modi ise dijital ekonomi için eğitimde hızla yol aldıklarını ancak siber güvenlik konusunun kritik olduğunu belirtiyor ve BRICS olarak ortak çalışmalar öneriyordu.

 

BRICS liderleri endüstri 4.0, yapay zekâ ve blok zinciri gibi teknolojilerde ortak çalışmalar yapmak üzere bu senenin toplantısını bitirdi.

 

Ben BRICS konusunda çok pozitifim. Zira dünyanın yüzde 40’ını temsil eden ve en genç nüfusa sahip olan, bilgi ve iletişim teknolojileri devrimini içselleştirmiş bu grup küresel ağırlığını giderek artıracak.

 

Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın geçen hafta Güney Afrika’daki toplantıda Türkiye’nin de BRICS’e dahil edilmesi teklifi son derece heyecan verici. BRICS’in kıza zamanda genişleyeceği öngörüleri doğru ise, Türkiye’nin de bu akıllı ve dinamik gruba dahil olması çok uzak olmayabilir.

 

BRICS gibi bir topluluk Türkiye’yi özellikle dijitalleşme sürecinde pozitif yönde etkileyecektir.

 

***

 

Tabii ki dijital ekonomi sadece BRICS toplantısında konuşulmadı geçen hafta.

 

Beni Twitter’da takip edenler hatırlayacaktır, Fransa’nın özellikle yapay zekâ konusunda attığı makro adımların etkileri IBM tarafından yaratılan 1800 yüksek teknoloji iş olanağı ile topluma dokunmaya başladı. Kanada’da yapay zekâ girişimlerine yapılan yatırımların hızlı artışı da aynı şekilde bu ülkelerin dijital ekonomi farkındalığının göstergesi.

 

(Bu yazı 31 Temmuz 2018 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.)