Son günlerde bütün dünyada yaşam şartlarının yüksekliği ve soğuk iklimiyle meşhur İskandinavya’nın Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülkelerinden Norveç’ten gelen katliam haberinin şoku yaşanmaktadır. Anders Behring Breivik adlı kişi tarafından gerçekleştiren aralarında Gizem Doğan isimli bir de Türkün bulunduğu 68 kişinin Utoeya Adası’nda hayatını kaybettiği katliam, aynı zamanda Avrupa’da İslam ve yabancı karşıtlığının arttığının bir bakıma göstergesi olmuştur.

 

Breivik tarafından kurgulanan katliamın uzun bir süredir kültürler arası diyalog ile insan hak ve özgürlüklerine her fırsatta atıf yapan Avrupa içerisinde olması hele de Avrupa içerisinde şiddet eylemlerinin en az görüldüğü ülkelerden biri olan Norveç’te yer alması dünyada en başta şaşırtıcı bir olay olarak adlandırılmıştır; fakat hadiseyi sadece Norveç içerisinde yapılmış bir terör hadisesi olarak görmek olayı hem hafife almak hem de olayı hazırlayan dinamikleri göz ardı etmek olacaktır.

 

Breivik, kendi ülkesinde görüşlerini benimsemediği bir partinin gençlik kampını kan gölüne çevirerek hem kendisi gibi düşünmeyen Avrupalı çevrelere hem de Müslümanlara bir mesaj vermek istemiştir. Bunun ötesinde yapılan saldırıyı Norveç özelinde İşçi Partisi ve aşırı sağcılar arasında yaşanan bir çekişme olarak değil, aşırı sağ partilerin hızla güç kazandığı Avrupa genelinde değerlendirmek gerekir. Guardian gazetesinde yayınlanan habere göre katil Breivik Batı Avrupa’da 1003 kişiye saldırıdan yaklaşık 90 dakika önce e-posta yollamıştır. Müslüman karşıtı parti Vlaams Belang üyesi olan Norveçli Milletvekili Tanguy Veys, Guardian'a yaptığı açıklamada, "Alıcılar arasında İtalya, Fransa ve Almanya'dan olanlar da vardı" ifadesini kullanmıştır.[1] Avrupalı aşırı milliyetçiler Brevik’in fikirlerine destek vermektedir, desteklemedikleri şeyse Norveçli saldırganın bunları hayata geçirme yöntemidir.[2]

 

Fransa’da Front National (Ulusal Cephe), Hollanda’da Partij van de Vrijheid (Özgürlük Partisi), Belçika’da Vlaams Belang, İngiltere’de British National Party (Britanya Ulusal Partisi) son yıllarda yabancılara karşı antipatik düşünceleri olan ve yükselişte olan partilerdir. Aşırı sağ partiler İsveç ve Finlandiya’da da yükselmektedir. Doğu Avrupa’da da Bulgaristan’da faaliyet gösteren ATAKA (Milli Birlik Atağı) da Türk düşmanı olarak görülen siyasi partilerdendir.

 

Utoeya Adası’nda yaşanan katliamın analizinde altı çizilmesi gereken bir diğer nokta ise Avrupa’daki aşırı sağın savunduğu değerlerin kıtada 27 ülkeyi içerisinde barındıran Avrupa Birliği (AB) değerleriyle taban tabana zıt olmasıdır. Bir tarafta kendisini ifade ve düşünce özgürlüğünün en geniş olduğu yer olarak savunan AB, diğer tarafta ise AB’nin içerisinde kendinden farklı görüş ve düşüncelere tahammül edemeyen ve tehlikeli bir biçimde son yıllarda taban bulmaya başlayan, şiddet kullanan ırkçı kesimler vardır. Bu noktada Avrupa’da yaşananlara bakıldığında Almanya’da radikal sağcıların sık sık basına yansıyan şiddet içerikli eylemleri ve nefret söylemlerinin son yansıması olarak Köln kentinde Romanların evine Molotof kokteyli atılması gösterilebilir.[3] Bu örnek, medyada da sıkça yer bulan Neo-Nazilerin Türklere saldırması ve evlerini yakması gibi birçok haberle de çeşitlendirilebilir. Öyle ki Alman Devleti, Norveç’teki talihsiz olaydan sonra Neo-Nazilere dikkatli olunması gerektiğini söylemiştir. Aynı ülkede geçen yıl da İslami terör tehlikesinden dolayı alarm verildiği göz önüne alınırsa dini istismar eden ve aşırı düşünceleri savunan grupların bu bakımdan birbirini tetiklediği ve toplum güvenliği için her ikisinin de birer tehlike halini aldığı görülmektedir. Kendisini ifade ve düşünce hürriyeti ile farklı milletlere ve dinlere hoşgörünün beşiği olarak niteleyen Avrupa’da, beşikteki çocukların bile sırf uyruğu ve dininden dolayı tehlike altında yaşamaya adaydır.

 

Uluslararası hukukta yasalarla çerçevesi çizilmiş bir kesin terörizm tanımı olmasa da genel olarak siyasal, dini, ekonomik bazı amaçlar için halkta panik, korku yaratmak ve halkı yıldırmak amacıyla yapılan silahlı eylemler olarak özetlenebilir. Bu genellemeden yola çıkılırsa Norveç’teki saldırının terörist saldırılarla birçok ortak yanı olduğu ortaya çıkacaktır.

 

Üzerinde durulması gereken bir diğer konu Breivik’in internet yoluyla yayınladığı “2083 – A European Declaration Of Independence (2083 – Avrupa Bağımsızlık Bildirisi)” başlıklı manifestosudur. Breivik’in manifestosunda kendi değerlerine uygun bir Avrupa inşa etmek ve buna ek olarak tüm dünyada Hıristiyanların güdümünde bir yönetimler kurmak yer almaktadır. Türkiye’ye atıfların yer aldığı Breivik’in ‘senaryolarında’ ülkemizin büyük bir bölümü Hıristiyan dinine mensup komşuları Yunanistan ve Ermenistan toprağı olarak gösterilmektedir.

 

Breivik’in en başta hayal ürünü olarak görülen bu harita sınırlarını hayata geçirmek isteyen ne yazık ki sadece Norveçli terörist değildir. Ermenistan’dan resmi ağızlardan yapılan açıklamaların seyri de bu haritayı onaylar şekilde bir yol izlemektedir. Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan tarafından Ermeni Dili ve Edebiyatı Yarışması’nda bir gencin “Batı topraklarımızı Ağrı’yla birlikte geri alabilecek miyiz?” sorusu üzerine bu soruyu “Karabağ’ı biz aldık, Ağrı’yı size bıraktık”[4] anlamına gelecek bir cevap vermesi iki ülke arası ilişkileri siyasi ve toplumsal olarak gerginleştirmiştir. Bundan sonra da Ermenistan’da iktidardaki Cumhuriyet Partisi Sözcüsü Eduard Şarmazanov’un “Hiçbir Ermeni genci için Ararat Dağı, Ağrı Dağı olmayacak, Batı Ermenistan Doğu Anadolu olmayacak. Türk diplomatlarına bu gerçeği hatırlatırım. Ermeni halkının kalbinde 300 bin kilometrekarelik Ermenistan toprağı var”[5] açıklaması komşuna kapılarını açmak isteyen bir dosttan ziyade irrendentist (yayılmacı) politikalarına devam eden bir düşmanın ağzından çıkmışa benzemektedir. Türkiye genelinde sıkıntı yaratan bu açıklamalar, Ermenistan sınırları içerisinde gösterilmeye çalışılan illerimizde büyük tepki toplamıştır. Örneğin Türkiye’nin Ermenistan ile sınır kapısı Alican’ın bulunduğu ve söz konusu haritada Ermenistan, yukarıda söylemlerde “Batı Ermenistan” içerisinde gösterilmeye çalışılan Iğdır’ın hem sivil kuruluşları hem de MHP Iğdır Milletvekili Sinan OĞAN bu duruma büyük tepki göstermiştir. OĞAN’a göre açıklamalar Türkiye’ye karşı bir savaş ilanıdır.[6] Bunlara ek olarak, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da Ermeni politikacıların sözlerini kınamıştır.

 

Değerlendirme

 

AB ülkelerinde  yükselişi son yıllarda devam etmekte olan ırkçı akımlar, nüfusunun sadece yüzde 2’lik[7] bir kısmı Avrupalı olmayan Norveç’te, Norveçli vatandaşların ölümüyle meydana gelen trajik bir katliamla patlak vermiştir. Bundan sonra Batı’da yaşayan Müslümanların yapması gereken sağduyulu davranmak, şiddete şiddetle tepki vermekten kaçınmak ve yasal çerçevelerde haklarını sonuna kadar aramaktır. Avrupa’da yaşanacak olan İslami bir terör saldırısı hem Avrupa ülkelerinin İslam’a karşı önyargılarını artıracak hem de dinler arası çatışmanın arttığı farklı bir döneme zemin hazırlayacaktır.

 

Avrupa’da şekillenmeye başlayan aşırı sağcılığı sadece Müslüman motiflere yönelmiş bir hareket olarak algılamak doğru değildir. Aşırı sağ hem Avrupa’da yaşayan; fakat onların düşünce sistemlerindeki kalıplara göre Avrupalı olamayan topluluklara hem de politik olarak kendileri gibi düşünmeyen hareketlere de yönelmiştir; ama kuşkusuz ki beslendiği en önemli nokta “İslami terörden” ülkelerini arındırma fikridir.

 

Breivik’in haritası ve Ermeni yetkililerin açıklaması dikkate alındığında ise bölgedeki ikili ilişkilerin tekrar gözden geçirilme ihtiyacı karşımıza çıkacaktır. Bu bağlamda bölgedeki “bir milletin iki devleti” Azerbaycan ve Türkiye işbirliğinin artırılması Ermenistan’ın Karabağ ve Ağrı konusundaki açıklamalarına en iyi cevap olacaktır. AB’nin sağa kaydığı bu günlerde Batı’nın -kendi söylemiyle- “ekseni kayan” Türkiye’den rahatsızlığı artacak tamamen AB’yi dış politika gündeminden dışlayarak hareket etmek ise zaten Türkiye’yi dışlamaya hazır olan düşüncelere davetiye çıkartacak ve ilişkilerin daha da fazla zarar görmesini sağlayacaktır.

 

Konu Avrupa ve terör faaliyetleri olunca Avrupa devletlerinin yıllardır terör örgütü PKK üyelerini barındırdığına da değinilmelidir. Yıllarca Avrupa’daki devletlerde örgütlenen PKK kadrolarına Avrupalı devletler ses çıkartmamış, medya organları PKK’lıları teröristten ziyade “isyancı” vb. terimlerle tanımlamıştır. Bu kadar zamandır PKK’nın yaptıklarını bilen; ama ona bakınca terörü bir türlü göremeyen Avrupa, terörün nasıl bir şey olduğunu acı bir şekilde Norveç’te görmüştür. Bugün gelinen noktada, Avrupa kendi içindeki aşırı sağın yarattığı terör yüzünden huzursuz olmaktadır. Breivik’in ırkçı saldırısı diğer yandan, dünyaya terörünün bir dininin, ırkının, dilinin olmadığını nereden gelirse gelsin can yaktığını göstermiştir. Bundan sonra ümit edilen ve olması gereken, Avrupa’nın terörü radikal İslami terörden daha geniş bir perspektifte algılamaması gerektiği, gerek içindeki radikal düşüncelerin yol açtığı teröre gerek içinde kolları bulunan PKK terörüne karşı mücadele etmesidir.

 

Dipnotlar

 

[1] 1000 Kişiye Elektronik Posta Göndermiş, http://www.hurriyet.com.tr/planet/18352699.asp?gid=381, Erişim Tarihi: 28 Temmuz 2011.

[2] Norveç'teki Katliam Dikkatleri Avrupa'daki Aşırı Sağa Çekti, http://www.voanews.com/turkish/news/Norvecteki-Katliam-Dikkatleri-Avrupadaki-Ar-Saa-Cekti-126282983.html, Erişim Tarihi 28 Temmuz 2011.

[3] Haus von Sinti und Roma brennt nach Anschlag nieder, http://www.welt.de/regionales/koeln/article13506783/Haus-von-Sinti-und-Roma-brennt-nach-Anschlag-nieder.html, Erişim Tarihi: 27 Temmuz 2011

[4] “Karabağ'ı biz aldık Ağrı'yı size bıraktık!”, http://www.haberturk.com/dunya/haber/651759-karabagi-biz-aldik-agriyi-size-biraktik-, Erişim Tarihi: 28 Temmuz 2011

[5] “Ararat Ağrı Dağı Olamaz”, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18356049.asp, Erişim Tarihi: 28 Temmuz 2011

[6] Sarkisyan’ın Açıklaması Türkiye’ye Savaş İlanıdır, http://www.sinanogan.com/yazi.aspx?ID=2439, Eriişim Tarihi 28 Temmuz 2011.

[7] CIA World Factbook: Norway, https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/no.html, Erişim Tarihi: 27 Temmuz 2011