4 Şubat 2014 tarihinde Bosna Hersek’in Tuzla şehrinde başlayan protestolar kısa sürede ülke geneline yayıldı.  Olaylar, Bosna Hersek’in en kalabalık nüfusuna sahip, maden ve sanayi bölgesi olarak bilinen Tuzla şehrinde fabrikaların özelleştirilmesinin ardından aylardır maaşlarını alamayan kamu görevlilerinin eylemiyle başladı. Eylemler çok geçmeden Saraybosna, Zenitsa, Bihaç ve Sırp nüfusunun yoğun yaşadığı Banya Luka, Priyedor ve Doğu Saraybosna’ya sıçradı. Ülkedeki kötü ekonomik gidişata, artan işsizliğe ve yolsuzluk olaylarına yönelik geniş bir toplumsal tepki olarak ortaya çıkan olaylar devam ediyor.

 

Bosna Hersek’te devam eden hükümet karşıtı protestolar hakkında Gediz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr . Gaye Güngör, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

“Bosna Hersek’de geçen hafta başlayan hükümet karşıtı gösterileri dünyanın çeşitli bölgelerinde patlak veren protestoeylemlerinin son halkası olarak görmek mümkün. Bosna Hersek halkıda Tunus, Brezilya ve Bulgaristan’daki vatandaşlar gibisürekli artan işsizliği, halkın her geçen gün yoksullaşmasını, artan vergileri ve yolsuzluğu protesto etmek için sokaklara döküldü.  Öte yandan, Bosna Hersek’teki eylemleri diğerlerinden farklı kılan ise Bosna Hersek’in kendine has devlet yapısı. Savaşı sona erdiren Dayton Barış Antlaşması’nın mirası bu yapı Bosna’daki farklı etnik grupların (Müslüman Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar) barış içinde bir arada yaşamasını amaçlamış fakat ortaya karar almayıimkânsız hale getiren ve ülkeyi hemen hemen her konuda çıkmazasürükleyen bir düzençıkmıştır.

 

Bu durum ülkedekibütün etnik gruplarıetkilemiştir.  Gösterilerin, Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu Tuzla şehrinde başlaması, ilk anda akla, Boşnakların farklı taleplerle ayaklanmış olma ihtimalini getirdi.  Fakat eylemlerin çok kısa zamanda başkent Saraybosna’ya, ardından Hırvat nüfusun yoğunlukta olduğu Mostar şehrine ve son olarak daBosna-Hersek topraklarındaki Sırp Cumhuriyeti’nin başkenti Banja Luka’ya sıçraması Bosna-Hersek halkının ortak bir ülküde birleştiğinin ve taleplerinin aynı olduğunun bir göstergesi. Hatta üç farklı etnik grubun bayrağının aynı fotoğraf karesinde yan yana görüntülenmesive üç dilde “Açız” yazılı pankartların meydanları doldurması iyimser bir hava yaratmış ve ekonomik krizin çok keskin hatlarla birbirinden husumetle ayrılan grupları birleştirebileceği izlenimini uyandırmıştır. Genç yaşlı bütün halkın sokaklara döküldüğü dört milyona yakın nüfusun yaşadığı ülkede resmi olmayan verilere göre işsizlik oranı yüzde otuzlarda seyrederken, hemen hemen her beş kişiden biri yoksulluk içinde yaşıyor. Halk yolsuzluklara karışmış yöneticilerin istifasını ve usulüne göre gerçekleştirilmeyen özelleştirmelerin gözden geçirilmesini talep ediyor” olarak değerlendirdi.