Geçtiğimiz hafta yerel seçimler nedeniyle zaman zaman tansiyonların yükseldiği Bosna Hersek’te seçimler sonra erdi. 7 Ekim 2012 tarihinde halk yeni belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini seçmek için sandık başına gitti. Bosna Hersek Merkez Seçim Kurulu'nca yapılan açıklamada, toplam 3 milyon 144 bin kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede, 5 bin 100 noktada oy kullanıldığı, seçimlerde 84 parti ve 59 siyasi koalisyondan yaklaşık 30 bin adayın yarıştığı bildirilmiştir.[1] Bu rakamlardan da anlaşıldığı üzere bu seçimler siyasi ideoloji bakımından oldukça renkli bir skalaya sahiptir.

 

Bosna Hersek’te yapılan yerel seçim sonuçları nihayet açıklandı. Seçimleri kazanan SDA (Demokratik Eylem Partisi) ülkedeki 125 belediyeden, ki bunlara Saraybosna'nın Novi Grad, Ilıca, Vogoşça ile Zenitsa, Bihaç, Travnik gibi büyük kentler de dahil olmak üzere, 34’ünde belediye başkanlığına kendi adaylarını yerleştirdi.

 

Merhum Aliya İzzetbegoviç’in kurduğu SDA’nın Başkanlığında Süleyman Tihiç var. Amra Babiç ise bu seçimlerde SDA’nın Belediye Başkanlığı koltuğuna oturan tek kadın adayı olarak karşımıza çıkıyor. Parti bu seçimlerden toplamda 300 bin oy aldı. Bu rakam, 2010 yılı rakamlarına kıyaslandığında partinin ne kadar güçlendiğinin ve Bosna-Hersek’in Sırp Cumhuriyeti tarafındaki mevcut siyasi yapılanmada ne kadar güçlü olduğunun bir ispatı niteliğindedir. Bu seçimlerde SDA’nın en yakın rakibi ise seçimlerden 27 koltukla çıkan Lahey'de Şubat 2007 tarihinde Eski Yugoslavya'da işlediği savaş suçları nedeniyle ''insanlığa karşı suç işlemekten'' yargılanan Bosnalı Sırpların eski lideri Radovan Karacic’in olduğu, Sırp Demokrat Partisi (SDS)’dir. Bizleri asıl şaşırtan ise, önceki seçimlerde Belediye Başkanlıklarından 41 koltuk almış Bosna Hersek’i oluşturan iki entitiden birinin, Bosna Sırp Cumhuriyeti Başkanı Milorad Dodik’in, bulunduğu SNSD (Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği)’nin bu seçimlerde 15 koltuğa gerilemesidir.  Öyle anlaşılıyor ki, SNSD’ye 26 koltuk kaybettiren bu yerel seçimde Milorad Dodik’in ayrılıkçı görüşleri beklenenin aksine sanıldığı kadar destek bulamamıştır. Seçimlerin dördüncü sırasında gelen parti ise, 14 Belediye Başkanlığı koltuğu ile HDZ BiH (Hırvat Demokrat Birliği Bosna Hersek Partisi)’dir. Yerel seçimlerin seçim yüzdeleri ise şöyle oldu: SDA yüzde 27,2, SDS ve PDP koalisyonu yüzde 21,6, SNSD yüzde 12, HDZ-BiH yüzde 11,2, SDP yüzde 8,8 ve DNS yüzde 3,2.[2]

 

Bosna Savaşı’nın En Kanlı Geçtiği Bazı Şehirlerde Durum

 

Tuzla’da seçimlere katılımın yüzde 28 oranında kaldığı görülmektedir. Boşnak ve Hırvatların yoğunlukta olduğu Mostar şehrinde ise 2004 yılında uluslararası toplumun koyduğu yasaların Haziran ayında Anayasa Mahkemesi kararınca ırkçı bulunması ve Boşnak ve Hırvatların yeni seçim yasasında uzlaşılamaması neticesinde bu yılki Belediye Başkanlığı ve Konsey üyeleri seçimleri yapılmamıştır.

 

1995 yılı Temmuz ayında korkunç bir soykırıma sahne olan Srebrenitsa ise, etnik iç karışıklığı sebebiyle bu seçimlerdeki temel ilgi odaklarından en önemlisi oldu. 1992-1995 yılları arasında yaşanan kanlı Bosna Savaşı’nın sembolü olan bu şehir Sırp, Hırvat ve Müslümanlardan oluşan üç temel etnik gruba ev sahipliği etmektedir. Bu nedenle seçim çekişmelerinin en şiddetli seyrettiği bu şehir, dünya kamuoyunun gündeminde geniş yer tuttu. Srebrenitsa’da seçimlere katılan Boşnak Partileri’nin (SDA, SDP, SBİH (Bosna Hersek İçin) ve SBB (Daha İyi Bir Gelecek İçin İşbirliği)) yerel seçimlerde bu şehri Sırplara kaptırmamak için tek aday, Çamil Durakoviç, ile çıkarmaları onlara Belediye Başkanlığı’nı kazandırdı. Seçimlerde Boşnak adayın karşısında seçimlerden birkaç gün öncesine kadar kazanmasına kesin gözüyle bakılan Sırp aday Vesna Koçeviç ve Srebrenitsalı bir işadamı olan bağımsız aday Radoyica Ratkovaç vardı.[3]

 

Milorad Dodik’in Srebrenitsa’daki soykırımı reddeden tutumuna karşı Boşnak halkın birlik olması ve seçim zaferini ilan etmeleri oldukça anlamlıdır ve aynı zamanda büyük bir iş bölümünün meyvesidir. Zira 1995 yılından sora şehrin demografisi hem soykırımda ölen hem de soykırımda şehri terk etmek zorunda kalan Boşnakların eksikliğiyle Sırplar lehine değişmişti. 11 Temmuz 1995 yılında Birleşmiş Milletler’ce kendi kaderine terkedilen bu şehirde gerçekleşen soykırımda 8733 Bosnalı Müslüman acımasızca katledilmişti. Lahey Savaş Suçları Mahkemesi’nde 2007 yılında görülen davada Sırplar sorumlu tutulmaksızın, bu kıyımın soykırım olarak kabul edilmiş olmasına rağmen “Boşnaklar soykırımı inkar edecek” diyen bir Sırp adayın karşısına Boşnakların tek yürek olarak çıkmaları büyük bir erdem ve azmin örneğidir.[4]

 

2008 yılı seçimlerinden önce bu şehirde yaşamayanlar Srebrenitsa için oy kullanamazken 2008 seçimleri öncesinde Avrupa Birliği Yüksek temsilcisi Miroslav Layçak bu kararında değişmesini sağlamış, 2008 yılı seçimlerinden bu yana eskiden Srebrenitsa’da yaşayanların ikametlerini buraya almaları şartıyla tekrar bu şehir için oy kullanabilmeleri sağlanmıştır. Böylelikle, “Oyum Srebrenitsa’ya” adlı sivil toplum örgütünün de desteğiyle Soykırım nedeniyle şehri terk eden 4 bin 500 eski Srebrenitsalının ikametlerinin üç ay gibi kısa bir sürede tekrar Srebrenitsa’ya alınması, bu seçimde Boşnakların muvaffak olmalarında önemli bir rol oynamıştır.[5]

 

Yerel seçimler için Srebrenitsalıların diğer şehirlerden otobüslerle seçimlere destek vermek için gelmeleri, hatta bazı Srebrenitsalıların yurt dışından sadece oy kullanmak için gelmesi, Srebrenitsa’nın onlar için ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir. Ancak bu duruma sessiz kalmayan ve ikametlerinin Srebrenitsa’da olmadığı tespit edilen, hatta bir kısmının Sırbistan’dan geldiği ileri sürülen bir grup Sırp’ın oy kullanmaları yasal olmayacağından, Srebrenitsa’da oy kullanmalarına izin verilmemiştir. Grubun bunun üzerine, şehre oy kullanmak için gelen Srebrenitsalı Boşnakları protesto etmeleri ve gerginlik çıkarmaları da neticeyi değiştirmemiş, Boşnaklar tüm dünyaya çok anlamlı ve gururlu bir mesaj vermiştir. Kısa bir sürede şehirde azınlık durumunda iken seçim sürecini kendi lehine çevirebilen Boşnak halkın bu zaferi takdire şayan bir azmin ürünüdür.

 

Değerlendirme

 

Boşnakların bu başarısı Boşnak halkının yakın tarihte yaşadıkları kanlı olayların ve soykırım yaralarını sarmakta oldukça azimli olduklarının bir göstergesidir. Srebrenitsa’daki tepkiler nedeniyle geç açılan sandıkların da doğruladığı bir gerçek var ki; Bosna Hersek birçok demokratik ülkenin yapamadığını başarmış, hiçbir soru işaretine mahal vermeden demokratik bir seçim yapmış, kendi kaderini tayin etmiştir. Öyle görünüyor ki, Boşnak halkı bu haklı uğraşında Türkiye’nin de desteğini aldığı gibi bu demokratik adımlar neticesinde AB yolunda hızla yoluna devam edecektir. Boşnaklar bu seçimdeki strateji ve azimleriyle tarihe isimlerini altın harflerle yazdırmışlardır. Bu zaferin önümüzdeki yıllarda hangi seçimlerde kimlere ilham kaynağı olacağı bilinmez, ama bu seçimlerde Sırplara karşı tek bir yürek olmayı başaran Boşnaklar, seçim sonuçlarıyla uluslararası topluma ve soykırımı tanımayanlara önemli bir mesaj vermişlerdir: Bosna, yaralarını hızla sarmakta ve adeta küllerinden daha güçlü doğmaktadır. 

 

Dipnotlar

 

[1]http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1103222&CategoryID=81Erişim Tarihi: 13 Ekim 2012

 

[2]http://www.balkaninsight.com/en/article/bosnia-press-review-october-9-2012Erişim Tarihi: 13 Ekim 2012

 

[3]http://www.dailystar.com.lb/News/International/2012/Oct-07/190446-bosnias-local-polls-marred-by-inter-ethnic-disputes.ashx#ixzz29AsdgqjG Erişim Tarihi: 13 Ekim 2012

 

[4]http://www.dailystar.com.lb Erişim Tarihi: 13Ekim 2012

 

[5]http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=369138 Erişim tarihi: 14 Ekim 2012