17 Mart 2011 tarihinde Türkiye saatiyle gece yarısını biraz geçe toplanan BM Güvenlik Konseyi, Libya'da sivillerin koruması amacıyla uçuşa yasak bölge oluşturulmasına yetki veren, Libya'da derhal ateşkes sağlanması çağrısında bulunan ve rejime yönelik yaptırımların daha da sıkılaştırılmasını ve genişletilmesini öngören karar tasarısını kabul etmiştir.

 

BM Güvenlik Konseyi’nde Çin’in dönem başkanlını üstlendiği toplantıda İngiltere, Fransa, ABD ve Lübnan tarafından hazırlanan karar tasarısı 15 üyeli BM Güvenlik konseyinin 5 daimi ve 10 geçici üyesinden 10’u evet oyu verirken Rusya, Çin, Almanya, Hindistan ve Brezilya çekimser oy vermiştir. Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin hiçbirisi veto hakkını kullanmadığı için karar kabul edilmiştir.

 

BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı karar BM Ana Sözleşmesinin 7. Bölümü çerçevesinde hazırlanmış ve Libya'daki durumun, uluslararası barış ve güvenliğe karşı bir tehdit olduğu vurgulanmıştır. Kararda Libya’nın Libya'nın egemenliğine, bağımsızlığına, toprak bütünlüğüne ve ulusal birliğine saygı duyulduğu ifade edilmiştir. Ancak bununla beraber Libya'da derhal bir ateşkesin sağlanması, şiddetin ve sivillere yönelik tüm saldırıların sona erdirilmesi talep edilmiştir. Kararda ayrıca Libyalı yetkililerden, uluslararası hukuk çerçevesinde tüm yükümlülüklerini yerine getirmeleri, sivilleri korumak için tüm gerekli önlemleri almaları ve insani yardımın hızlı ve engelsiz bir şekilde ulaştırılması istenmektedir. Kararda ayrıca 1 yıl süreyle görev yapacak ve kararın uygulanmasını takip edecek bir uzmanlar grubu oluşturması da istenmektedir.

 

Kararın “sivillerin korunması” bölümünde, BM'ye üye tüm ülkelere, BM Genel Sekreteri ile işbirliği halinde olmak kaydıyla Bingazi'de yaşayan siviller dahil Libya'da saldırı tehdidi altında olan sivilleri korumak üzere, Libya'nın hiçbir yerinde, herhangi şekilde bir yabancı işgalci güç oluşturmadan, gerekli tüm önlemleri almaları yetkisinin verilmesinden bahsedilmektedir. Bu çerçevede Arap Birliği ülkeleri işbirliğine davet edilmektedir.

 

Kararın en önemli bölümünü oluşturan “uçuşa yasak bölge oluşturulması” bölümünde, Libya hava sahasında, insani yardım amaçlı ve yabancı devletlerin vatandaşlarının ülkeden tahliye edilmesi amacıyla yapılan uçuşlar dışındaki tüm uçuşların yasaklanması istenmektedir. Bu kapsamda karar, BM'ye üye ülkelere, BM Genel Sekreteri ve Arap Birliği Genel Sekreteri'ne haber vermeleri kaydıyla ve onlarla eşgüdüm halinde, uçuşa yasak bölgenin uygulanmasını sağlama amacıyla kendi başlarına ya da bölgesel kuruluşlar ve düzenlemeler çerçevesinde hareket ederek gerekli tüm önlemleri alma yetkisi de vermektedir. Kararın “silah ambargosunun uygulanması” bölümünde Konsey'in 26 Şubat'ta aldığı ve Libya'ya yaptırımlar getiren 1970 sayılı kararının 11. Paragrafı değiştirilerek silah ambargosu kararı daha da sıkılaştırılmıştır.[1] Kararda, Libya'ya insan kaybının en önemli müsebbiplerinden birisi olan yabancı paralı asker gönderilmesinin önlenmesi de istenmektedir.

 

BM Kararı Sonrasında Müdahale Olur mu?

 

BM Güvenlik Konseyi kararı her ne kadar Libya hava sahasının askeri uçuşlara yasaklayan bir karar olsa da bu kararın uygulanması esnasında bir askeri operasyonun yapılması gereği hasıl olabilir… Amerika Birleşik Devletleri'nin Savunma Bakanı Robert Gates, uçuş yasağı için öncelikle Libya’nın hava savunma sistemlerinin etkisiz hale getirilmesi gerekliliğini ifade etmiştir. Bu demektir ki, Muammer Kaddafi’ye bağlı hava kuvvetleri uçakları muhaliflerine ellerinde bulunan kentlere saldırmasa dahi uçuşa yasak bölgenin temin edilmesi için Lübya’ya bir müdahale kapıdadır diyebiliriz. Bu müdahalenin olması içinse herhangi bir sürenin geçmesine gerek yoktur ve kararın BM’de kabulünün ardından bu uçuşa yasak bölge kararı hayata geçirilmeye başlanabilir. Bunun için de Libya topraklarına hava saldırıları her an başlatılabilir.

 

Müdahaleye NATO’nun ve Türkiye’nin Tepkisi

 

Aslına BM kararlarının NATO tarafından hayata geçirilmesi hem bu teşkilatın imkan ve kabiliyetleri açısından dha müsait ve hem de uluslar arası geçerliliği bulunmaktaydı. Bu sebeple de NATO’nun müdahalesi daha kabul edilebilir ve sonuçlarına katlanılabilir bir hal alabilirdi. Ancak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaptığı açıklamada NATO’nun Libya’da ne işi var demiş ve bir NATO müdahalesine kesinlikle karşı olduklarını açıklamıştır. Karar üzerine ise NATO Genel Sekreteri 18 Mart sabahı tüm üye ülke temsilcilerini acil toplantıya çağırmıştır. Şimdi merak edilen konu Türkiye’nin NATO kararına ne kadar direneceği ve seçimler öncesinde bu konuda izleyeceği politikadır. Zira Arap coğrafyasında yaşanan gelişmeler son dönemlerde daha çok iç politika saikleri ile değerlendirilmektedir. 

 

Elbette ki, son alınan kararlar sonrasında isyancıların elleri güçlendirilmiştir. Muhtemeldir ki, bundan sonraki süreçte Kaddafi’nin saldırmasını önlemek amacı ile hava savunma sistemleri çökertilecek ve tüm Libya uçuşa yasak bölge ilan edilecektir. Ardından ise isyancılara silah yardımı yapılacak ve Libya ordusundan bir kısım asker daha kopartılacaktır. Netice de güçlendirilen muhalifler Kaddafi’yi devireceklerdir. Bugün itibarı ile görünen manzara budur. Hal böyle iken hala daha Libya’da Türkiye’nin Kaddafi yanlısı gibi gözükmesi Kaddafi sonrasında hem devlet olarak ve hem de bu ülkede iş yapan işadamları olarak kaybedene oynamanın getireceği sıkıntıları yaşayabiliriz.

 

Libya’nın Tepkisi

 

Kaddafi’nin BM kararı öncesinde muhaliflerin elindeki son kale olan Bingazi’yi bu gece geri alacağı yönündeki ültimatomu sonrasında alınan bu karara Libya hükümetinin tepkisi sert olmuştur. Karar sonrası açıklama yapan Libya hükümet sözcüsü Musa İbrahim, BM'nin izin vereceği herhangi bir askeri müdahalenin "yasa ve ahlak dışı" olacağını söylemiştir. Musa İbrahim, "Bu bir silahlı ayaklanmadır. Hangi ülke olsa buna karşı savaşır" diyerek, uluslararası toplumun kararlarını medyadaki haberlere göre aldığını ifade etmiştir.

 

Uluslararası Tepkiler

 

Karar sonrası İtalya bölgedeki üsleri müdahale için açtığını ifade etmiştir. Fransa ise Kaddafi'ye kısa süre içinde askeri müdahaleyi desteklediklerini açıklamıştır. Ayrıca Katar, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri hava kuvvetlerinin operasyonlara katılabileceklerini duyurmuştur. Güvenlik Konseyi'nin kararındaki “Bütün gerekli askeri tedbirlerin alınması” ifadesine baktığımızda tüm önlemlerin içerine bir an önce askeri müdahale yapılması ihtimali de girmektedir.

 

Dipnotlar:

 

[1] Kararda, Kaddafi ve yakın çevresinin mal varlıklarının dondurulması kararı da genişletilmiştir. Libya Dış Güvenlik Örgütü Başkanı Abu Zayd Umar Dorda, Savunma Bakanı Tümgeneral Abu Bakr Yunis Jabir, Altyapı Hizmetleri Sekreteri Matuk Muhammed Matuk, Kaddafi'nin oğulları Muhammed Muammer Kaddafi, Saif El-Arab Kaddafi ve yine Kaddafi'nin oğlu (Özel Kuvvetler Komutanı) Saadi Kaddafi ile Askeri İstihbarat Başkanı Albay Abdullah El-Senusi olmak üzere 7 kişinin daha malvarlıkları dondurulmuştur.