BM tarihinde ender rastlanan bir şekilde 15 üyenin oybirliği ile yine tarihi bir karar almıştır. 7 Ağustos tarihinde BM Güvenlik Konseyi’nin yaptığı oturumda alınan 2235 sayılı kararla, “Suriye’de 2013’te kullanılan kimyasal silahların kullanılmasını hazırlayanların belirlenmesi ile ilgili bir mekanizma kurulması” konusunda görevlendirme yapıldı. Karara Suriye yandaşı olarak görünüm veren Rusya ve Çin’de olumlu olarak katıldı.

 

Alınan karara göre BM örgütü ile Kimyasal Silahların Yayılmasının Önlenmesi Örgütü’nün (KSYÖÖ) müşterek çalışmasıyla oluşturulacak Müşterek Araştırma Mekanizması Suriye’de kullanılmış olan kimyasal silahların hazırlanmasında kimlerin rol oynadığına dair her türlü ayrıntının belirlenmesi konusunda çalışma yapacaktır. Yapılan araştırma şahıslar, gruplar, hükümetler, şirketler, sponsorlar ve destekleyen örgütler gibi bütün ayrıntıları kapsayacaktır. Yukarıda belirtilen her iki örgütün işbirliğiyle 20 gün içinde tavsiyeleri içeren yönerge hazırlaması konusunda görevlendirme yapılmıştır. Bu doğrultuda 2118 sayılı kararda alınan “Suriye ve ülkedeki bütün ilgili mercilerin tam bir işbirliği içinde olması, komisyonun her türlü mahal, şahıslara ve materyale ulaşmasının sağlanması ve hükümetin ülke içi ve dışındaki her türlü tesislerine nüfus etmesinin önü açılmaya çalışılmıştır.

 

4 Şubat 2015 tarihinde KSYÖÖ inceleme komisyonu “yüksek dereceli güvenlikli olarak” Talmenes, al Tamanah ve Kafr Zita bölgelerinde Nisan-Ağustos 2014 ayları arasında varil bombalarına yüklü olarak, klorin gazı kullanıldığını tespit etmiştir.  Klorin endüstriyel temizleyici olarak kimyasal ajan sınıfına dahil değildir. Buna karşılık silah olarak kullanılması da yasaklanmıştır.  Bu doğrultuda, 2013 tarihinde alınan 2118 sayılı Güvenlik Konseyi kararını ihlal edenlere karşı BM Şartnamesinin VII bölümünde belirtilen şiddet karşıtı tedbirlerin yürürlüğe sokulacağı ifade edilmektedir. Bu durumda kimyasal silahların kullanımı nerede olursa olsun uluslararası güvenlik ve barışa tehdit olarak Kabul edildiği gösterilmektedir.  

 

Başlangıçta yapılan görüşmelerde Rusya konunun “KSYÖÖ”  işi olduğunu belirterek bu konuda farklı bir yapılanmaya ihtiyaç olmadığı ifade etmiştir. Anılan örgütün kullanılan silahın kimin tarafından atıldığını belirtme yetkisi olmadığından bu konuda gerekli tedbirleri almanın mümkün olamadığı değerlendirilmektedir. Çin ise, yapılan faaliyetlerde Suriye’nin toprak bütünlüğünün dikkate alınması gerektiğini bir çekince olarak ifade etmiştir. Sonuç olarak, Rusya ile yapılan uzun müzakereler sonunda bu şekilde bir tedbir alınması uygun görülmüştür. Neticede alınan karar ile kimlerin kimyasal ajan kullandığının belirlenmesiyle karşı tedbirlerin alınabileceği hususunda mutabakat sağlanmıştır.

 

Konuyu ABD ve Rusya’nın bölge politikaları açısından ele alırsak, ABD’nin Suriye’de ISID’a karşı koalisyon ile harekât uygularken Esad’ın boş bırakıldığı izlenimini ortadan kaldırmak için bu şekilde bir tedbire başvurulduğu söylenebilir. Bu suretle rejimin varil bombalarında klorin gazı kullandığının tespit edilmesi, Esad rejiminin sona erdirilmesinde Esad’a karşı önemli bir koz olacaktır.

 

Bunun yanında Rusya’nın ABD safında rol alması ise, ABD ve Batı ile Ukrayna ve Kırım nedeniyle gerilen ilişkilerini yumuşatma çabası olarak görülebilir. Bu hem iç siyasette ve hem de dış politikada Rusya’nın global güç olarak sahnede yer aldığının göstergesi olarak kullanılmaya çalışıldığını simgelemesi açısından Rusya için önemlidir. Rusya Suriye’yi kullanmak suretiyle kendi ulusal çıkarlarını gölgeleme stratejisi uygulamaktadır. Bu bir şekilde Esad’ın kullanıldığının göstergesidir.