Ortalama gelir düzeyine sahip kesimlerin en önemli besin maddelerinden olan patates ve kuru fasülyenin geçtiğimiz ay dudak uçuklatan fiyatlarla piyasaya sürülmesi ülke genelinde şaşkınlık yaratmıştır.

 

Kentsel nüfus oranı yaklaşık olarak %75’i bulan ülkemizde hemen hemen pek çok şeyin çoğu zaman ulaşılabilecek mesafede oluşu, toplumun büyük bir kesiminin “modern” hayat döngüsü içinde yaşıyor olması, tarımsal politikaya dair neler olup bitiiğinin fark edilmemesi ihtimalini güçlendirmektedir. Ancak Birleşmiş Milletler fark etmiş olacak ki küresel yoksulluk ve açlık ile mücadelede, gelir eşitsizliklerinin giderilmesi, doğal kaynakların ve çevrenin korunması, sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleşmesi gibi yaşamsal konulara katkıda bulunan küçük aile çiftliklerini uluslararası toplumun gündemine dahil etmek için, 2014 yılını Uluslararası Aile Çiftliği yılı ilan etmiştir. Böylece küresel, bölgesel ve ulusal ölçekte aile çiftliklerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekilmiş ve sorunların çözümü için uluslararası ölçekte bir tartışma zemini hazırlanmıştır.

 

Dünyanın büyük bir bölümü geçmiş yıllara oranla ekonomik kalkınma içinde olsa da kentsel alanlarda hızla artan dünya nüfusu ile birlikte tarımsal alanların yok olmaya yüz tutması, artan nüfusun gıda talebini karşılamada yetersiz kalmaktadır. Güvenilir ve ucuz gıda arzı kosunda yaşanan sorunlardan da anlaşılacağı üzere bu yetersizlikle Türkiye de yüzleşmektedir. Tarımın endüstrileşmesi ve büyük ölçekli tarım politikalarının uygulanması, geleneksel anlamda üretim yapan küçük aile çiftliklerini yok etmiş sosyal dengelerin bozulmasına sebep olmuştur. Bu nedenle makalede, tarımda endüstrileşmeyi destekleyen ülkelerin sanıldığının aksine aile çifliklerine ne kadar önem verdiği tespit edilmiş, aile çiftiklerinin önemi ortaya koyulmuş ve Türkiye’de yanlış tarım politikaları sonucunda bozulan sosyal dengelere yer verilmiştir.

 

Sanıldığının Aksine

 

Tüm aile fertlerinin katılımıyla gerçekleşen tarım, ormancılık, balıkçılık ve hayvancılıkta geleneksel yöntemlerle gerçekleşen üretim faaliyetlerine aile çiftçiliği denmektedir. Günümüzde önemi gittikçe artan aile çiftlikleri, geleneksel gıda ürünlerinin korunması, sağlıklı beslenmenin sağlanması, çevre tahribatının önlenmesi ve yerel ekonomilerin canlanması kosunda kilit bir rol oynamaktadır. Kırsal kalkınmaya önemli katkılarda bulunan aile çiftikleri, Türkiye’de “işletmelerin küçük arazilerin parçalı” olması gerekçesiyle yerini hızla büyük tarımsal işletmelere bırakırken, Amerika ve Avrupa Birliği ülkeleri tarımsal teknolojik gelişmelerini aile çifliklerini koruyarak sağlamaktadırlar.

 

Uzun yıllar boyunca, küçük çiftçiler, yerel tohumlar ve bunlardan üretilen gıdalar, görmezden gelinmiş, ABD ve AB ülkeleri ve Dünya Bankası gibi kurumlarca, çeşitli stratejik vizyonlar ile endüstriyel tarım ve gıda sektörü desteklenmiştir.[1]Ancak sanıldığının aksine ABD ve AB ülkeleri küçük ölçekli tarım politikalarının uygulandığı aile çifliklerine ve gıda güvenliğine daha fazla önem verirken, gelişmekte olan ülkelerde bu uygulamaların tam aksi yönünde tarımsal endüstrileşmeyi teşvik için ekonomik yardımlar sağlamışlardır. Ne büyük çelişkidir ki bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde tarımda, özellikle hayvancılıkta büyük şirketlerin payı sadece yüzde %3-%4 civarında ve işletmelerin yüzde %96-%97’si aile işletmesi niteliğindedir.[2] AB ülkelerinde de işletmelerin %98’i aile işletmesi olması nedeniyle durum pek farklı değildir.[3] AB kapsamında 172 milyon hektar işlenen tarım arazisinin işlenmesi için istihdam edilen iş gücünün %84’ü aile fertlerinden oluşmaktadır. Dolayısıyla Amerika’nın ve AB ülkelerinin tarımsal üretimde, ihracatta başarısını aile işletmelerine borçlu olduğunu unutmamak gerekmektedir.[4]

 

Tarım politikaları bir ülkenin hem ekonomisini hem de sosyal dengelerini doğrudan etkilemektedir. Bu bağlamda BM 2014 yılını Uluslararası Aile Çifliği Yılı ilan etmişken, Türkiye’de değişen toplumsal yapının tarımsal politikalar ile bağlantısını kurmak oldukça önemlidir.

 

Bozulan Sosyal Dengeler

 

1950’den sonra Türkiye’nin kentsel nüfus oranı göz önünde bulundurulduğunda nüfusun çok büyük bir bölümünün kırsal alandan kopmuş olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü bu dönem, ABD tarafından fianase edilen Marshall yardımları ile birlikte tarımda makineşmenin yaşanması sonucunda tarımsal alandan koparılan nüfusun kentlere doğru kitlesel olarak göç etmesine sebep olmuştur. Kırsal ve kentsel nüfus oranlarında bir kırılma noktası sayılan 1950 yılı öncesi ve sonrası oranlar dikkate alınacak olursa, Türkiye’nin büyük bir sosyal dönüşüm geçirdiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Örneğin, Türkiye’de 1927 yılında toplam nüfusun %75’lik bir kısmı kırsal alanlarda, sadece %24,2’si kentsel alanlarda yaşarken bu oran, geçtiğimiz yıllarda tam tesi yönde değişimiştir. 2010 yılında kentsel alanlarda yaşayanların oranı %75,’lere yükselirken kırsal alanlardada yaşayanların sayısı %20’lere düşmüştür.[5]

 

1980 sonrasında Türkiye’de hızla yaygınlaşan büyük ölçekli tarımsal çiflikler ile birlikte tarımın sanyileşmesi, köylerin boşalması ile sonuçlanmıştır. Ekonomik sınırlılıklar nedeniyle kırdan kente göç eden nüfus, sanayi ve hizmet sektöründe iş bulamadıkları gibi kentin de bu göçe hazırlıksız olması ve alt yapı eksikliği nedeniyle yeterli sağlık, eğitim ve barınma olanakları da elde edememişlerdir. Dolayısıyla kentteki yaşam koşulları ile kırdaki yaşam koşulları arasında büyük farklılıklar yaşanması sosyal dengelerin bozulmasına sebep olmuş, kentin kurumsal olanaklarına eşit mesafede olamayan göç eden kesim kentten ayrıksı bir şekilde kendilerine özgü yaşam koşulları oluşturmuşlardır. Yaşanan işsizlik, sağlık, eğitim ve barınma sorunları göç eden kesimin gündelik hayatını doğrudan etkilemiş ve beraberinde gecekondulaşma gibi pek çok toplumsal soruna yol açmıştır. Günümüzde kırsal alandan kente göç eden insanlar göç ettikleri yerden kat kat daha zorlu koşullarda hayat mücadelesi vermeye devam etmektedirler.

 

Değerlendirme

 

Günümüzde küresel ölçekte hızla artan dünya nüfusu ile aynı oranda atan gıda talebi ile birlikte kalkınmış ülkelerin en önem verdiği konuların başında tarımsal politikalar gelmektedir. Çünkü artık nüfus miktarının 7 milyarı geçtiği dünyamızda bir ülke gücünü tarımsal politikalarının güçlülüğünden ve güvenli gıda üretip ihraaç edebilmesinden almaktadır. Her geçen gün tarımsal üretim alanları ve kaynakları daralan dünyamızda tarım geleceğin anahtar sektörüdür.[6] Büyük bir kısmı küçük işletmelere sahip aile tarımı yapan çiftçiler açlığın ve yoksulluğun karşısında dünyanın en büyük güvencesi sayılmaktadır ve Birleşmiş Milletlerin 2014 yılını uluslararası aile tarımı yılı ilan etmesindeki gerçek neden bu işletmelerin üretim gücüdür.[7]

 

Türkiye’de de meselenin patates ve kurufasülye meselesi olmadığı oldukça açıktır. Tüm bu sosyal dengelerin bozulmasının nedeni kırsal alanda dönüşüm sağlanamamış olmasından kaynaklanmaktadır. Türkiye bugüne kadar kırsal alanın refah seviyesini güçlendirememiş, kırsal alanın sosyokültürel gelişimini sağlayamamış, kırı kendi kendine yetebilen bir birim haline getirememiştir. Uygulanan yanlış politikalar ve kısa vadeli maddi çıkarlar uzun vadede gıda güvenliğini tehlikeye düşürmüş ve düşürmeye devam etmektedir. Türkiye’nin en azından kırsal alanda kalan nüfusunu orada tutabilmesi için, aile çiftliklerini destekleyecek büyük çaplı ve etkili politikalar üretmesi gerekmektedir. Aksi taktirde, gıda güvensizliği ülke genelinde sağlığı tehdit eder hale getirecek, kentsel alanda sorunlar katlanarak artmaya devam edecektir.

 


[1] Cem Birder “Uluslararası Aile Çiftliği Yılı” http://www.yeryuzudernegi.org/haberdetay.php?id=26#.UvSgcPvm6DE Erişi Tarihi:7 Şubat 2014

[3] “Kırsal Kalkınma Yatırımlarına %50 Hibe Desteği”  http://haber.tobb.org.tr/ekonomikforum/2013/09/080-085.pdf Erişim Tarihi: 9 Şubat 2014

[5] “Türkiye’de Metropolitan Kentlerin Nüfus Gelişimi” http://sbe.erciyes.edu.tr/dergi/sayi_28/11.pdf Erişim Tarihi: 9 Şubat 2014

[6] “2014 Uluslararası Aile Tarımı Yılında Tarımsal Eğitim” http://blog.milliyhttp://blog.milliyet.com.tr/2014-uluslararasi-aile-tarimi-yilinda-tarimegitim/Blog/?BlogNo=445641et.com.tr/unalornek  Erişim Tarihi: 9 Şubat 2014

[7] “2014 Uluslararası Aile Tarımı Yılında Tarımsal Eğitim”http://blog.milliyhttp://blog.milliyet.com.tr/2014-uluslararasi-aile-tarimi-yilinda-tarimegitim/Blog/?BlogNo=445641et.com.tr/unalornek  Erişim Tarihi: 9 Şubat 2014