Türkiye’deki yasadışı dinlemeler gündemden henüz düşmemişken, bunlara bir yenisi de Almanya kanadından eklenmiştir. Alman medyasının ortaya çıkardığı Alman Dış İstihbarat Teşkilatı BND'nin Türkiye'yi beş yıldır dinlediği haberi, dünya gündemine bomba gibi düşerken devletlerarası güven başta olmak üzere yeni tartışmaları da beraberinde getirmiştir.

 

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal Güvenlik Kurumu NSA’nın eski sistem analisti Edward Snowden’ın bir yıl önce sızdırdığı gizli belgelerde Amerikan istihbaratının, Almanya Başbakanı Angela Merkel’in cep telefonunu dinlediği ortaya çıkmıştı. Bu olayların üzerine, Merkel’in ABD istihbarat servisi NSA'in dinleme faaliyetlerini "Dostlar arasında casusluk olmaz.” sözleriyle kınanmasının üzerinden çok da uzun bir zaman geçmemişken Türkiye’nin Almanya tarafından dinlendiğinin basına yansıması, Türk – Alman ilişkilerinde dost – düşman tartışmalarının doğmasına neden olmuştur.

 

Dinlemelerin Türkiye’ye Etkisi

 

Alman yetkilinin bu dinlemeler için vermiş olduğu, Türkiye'deki gelişmelerin Almanya'nın iç güvenliği açısından doğrudan önemi olduğu; PKK, aşırı sol ve sağ örgütlerin Almanya'da uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi eylemlerde bulunduğu; Türkiye hükümetinin Türk dernekleri üzerinden Almanya'da siyasi hedeflerini hayata geçirmeye çalıştığı vs. gibi gerekçeler, her ne kadar Alman hükümeti tarafından geçerli sebepler olarak görünse de dinlemeleri meşrulaştırmakta yetersiz kalmaktadır. Zira söz konusu durumlar, dinlemek yerine iki ülke arasında işbirliği ve eş güdümlü çalışma gerektirmektedir. Nitekim Yeşiller Partisi milletvekili Christian Ströbele’nin konuya ilişkin yaptığı açıklama, ABD’nin dinlemelerine karşı Almanya Başbakanı Angela Merkel’in “Dostlar arasında dinleme olmaz” açıklamasına benzer bir şekilde olmuş ve “insan dostları hakkında casusluk faaliyetinde bulunmaz” olarak değerlendirilmiştir.[1] Türkiye’nin dinlenmesi üzerine Angela Merkel’in yapmış olduğu açıklama ise "Alman istihbaratının çalışmasıyla ilgili bilgi veremem" olmuştur ve bunun da yetersiz kaldığı ortadadır.

 

Öte yandan, Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle’nin hükümet çevrelerinden bir yetkilinin, Türkiye'nin Alman dış istihbaratı tarafından dinlendiği iddiasını doğruladığını yazmış, haftalık Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung gazetesi, Türkiye’nin dinlenen “ana ülkelerden” biri olduğunu duyurmuştur. Gazetenin haberinde Almanya’nın her NATO üyesini dinlemediği hususuna yapılan vurgu, bundan yaklaşık bir ay önce Almanya ve ABD ile yaşanan dinleme krizi nedeniyle, ABD gibi bazı üyeleri dinelemediklerini gösteren Türkiye – Almanya ilişkileri açısından oldukça vahimdir.[2] Bu haberde vurgulanarak belirtilen, Almanya’nın Türkiye’yi NATO üyeleri arasında “farklı bir yere” koyduğu gerçeğidir. Hangi gerekçe ile olursa olsun NATO üyesi ve AB üyeliğine aday olan Türkiye’nin müttefikleri tarafından dinlenmesi şaşırtıcı olmasa bile, bunun kamuoyuna bu derece “açık” yansıması büyük bir talihsizlik olmuştur.

 

Bu nedenlerle, kanaatimizce dinlemelerin esas etkisi Türkiye ve Almanya arasındaki ikili ilişkiler başta olmak üzere NATO üyesi ülkelerin dahi birbirlerine olan güvenlerini sorgulatacağından uluslararası bir boyut kazanması yönünde olacaktır. Ek olarak, realizmin yapı taşlarından olan ülkelerin “kendi çıkarlarını” her zaman ön planda tuttukları gerçeği bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan Türkiye tarafından asıl üzerinde durulması gereken hususlar ise, dinlenilen bir ülke olarak Türkiye’nin durumudur.

 

Tüm bu tartışmalar devam ederken, ABD istihbarat servisi NSA'in açığa çıkan dinlemelerinde Berlin’in ABD’li siyasetçileri dinlediğini öğrenmiş oldukları gibi Türkiye’nin de dinlendiğini görmüş olmaları kaçınılmazdır. Bu bakımdan ABD’yi kendisini dinledi diye kınayan Almanya’nın, sadece Türkiye’den değil ABD ve diğer NATO üyeleri tarafından da kınanması beklenebilecektir. Hatta ABD’nin de bu dinlemeye göz yumduğu dikkate alınırsa Türkiye ve diğer NATO üyelerince ABD’nin de kınanması makbul gözükmektedir.

 

Öte yandan, Alman hükümeti kaynaklarının Türkiye'nin ana dinleme listesinde yer almasını savunarak, ABD ya da Fransa ve İngiltere gibi AB ülkeleriyle karşılaştırılamayacağı şeklindeki talihsiz ifadelerin Frankfurter Allgemeine pazar gazetesine yansıması, Türkiye’nin eşitler arasındaki yerini ortaya koymuştur. Dinlemeler için belirtilen gerekçelerde Alman hükümetinin Almanya’daki Türk derneklerini töhmet altında bıraktığı görülmektedir. Bu bakımdan olaylardan en büyük yarayı sadece Türkiye ve Türk Dış Politikası değil, aynı zamanda Almanya’daki Türkler olmuştur. Bu nedenle Alman hükümeti sadece Ankara’ya değil Almanya’daki hedef alınan Türklere ve Türk kuruluşlarına da açıklama borçludur.

 

Dinlenen Ülke Türkiye

 

ABD tarafından “zamanında” dinlenmiş bir ülke olan Almanya, dinlenen bir devletin yapması gerekenleri göstermesi bakımından örnek alınabilecek bir ülkedir. Bu noktada, Temmuz başlarında, Almanya BND servisinde ve Savunma Bakanlığı'nda çalışan iki kişinin, ABD adına casusluk yaptıklarının ortaya çıkması üzerine ABD ile Almanya arasında yaşanan diplomatik kriz hatırlanmalıdır. Bu olayda, Alman hükümeti, Amerikan istihbaratının Berlin'deki en üst düzey temsilcisinin ülkeyi terk etmesini istemiş ve nitekim yetkili Almanya’yı terk etmiştir.

 

Alman Hükümet sözcüsünün dediği gibi “Almanya Türkiye'yle pek çok farklı alanda işbirliği yapıyor” [3] fakat öyle görünüyor ki, istihbarat bu alanlar arasında değil. Tüm bunları açıklama gereği dahi duymayan Alman Başbakanının tutumuna karşın Türkiye’nin Almanya Büyükelçisini Dışişleri Bakanlığına davet etmesi, şimdilik tek karşılık olarak kalmıştır. Dışişlerinin Alman temsilcileri açıklama yapmak üzere bakanlığa “davet etmesinden”, ki bunun bir çağrı değil davet olduğunu Alman sözcüsü açıklamasında vurgulamıştır, çıkabilecek sonuçlar ise nazarımızda merak uyandırmamaktadır. Görüşmelerden çıkabilecek en büyük sonucun “dost bildiğimiz” Almanya’nın kınanmasından öte gitmeyeceği ortadadır.

 

Değerlendirme

 

Bu gelişmeler neticesinde, en azından Almanya'nın gözünde Türkiye'nin malesef eşitler arasında yeterince eşit olmadığını vahim bir şekilde ortaya çıkmıştır. Ülkelerin dinledikleri ülkeleri dahi sınıflandırması, Türkiye’yi de müttefiklerini adeta hukuki müttefik, askeri müttefik, kardeş ülke ya da “ana” müttefik gibi sınıflara ayırmasını makul hale getirmektedir. Öte yandan maalesef halihazırda Türkiye’nin dinlemelere yabancı olmadığı ortadadır. Türk yetkililerin içeriden de dinlenebildiği defalarca ortaya çıkan ülkemizde dinleme olayları sıradanlaşmış gibi gözükse bile bu olay bunun aksini ispat etmelidir. 

 

ABD’nin halk tabiriyle uçan kuştan haberinin olduğu söylentileri wikileaks ile kanıtlandıktan sonra diğer ülkelerin de bu girişimlerde bulunması şaşırtıcılığını yitirmiştir. Fakat en kötüsü, ülkelerin suçüstü durumlarında, Almanya’nın Türkiye’yi dinlemesi örneğinde olduğu gibi kriz yönetiminde başarısız olup sadece Ankara ile ikili ilişkilerini değil, Almanyalı Türklerle, NATO ve AB üyesi diğer eşit olmayan ülkelerle olan ilişkilerini ve karşılıklı güveni tehlikeye sokması, belki de zedelemesidir.

 

Netice olarak, dinlemeler ve bunun ortaya çıkmasından sonraki süreçte Alman yetkililerden gelen talihsiz açıklamalar, Alman hükümeti ile ilişkilerin zannedildiği kadar kuvvetli olmadığını ortaya çıkmıştır. Zira Almanya’nın Türkiye’yi dinlemek için ileri sürdüğü PKK, Almanya'daki aşırı sağ ve sol Türk gruplar ile uyuşturucu ve insan kaçakçılığı gibi tezleri, Türkiye’de gerçekleştiği iddia edilen PKK’nın “uyuşturucu operasyonları” ve “silah bırakması” gibi çözüm süreci alametleri ile uyuşmadığı ortadadır. Bu nedenle dış politikanın da selameti için Türkiye’nin iç ve dış politikada tutarlılık sağlaması gerekmektedir.

 

 


[1]‘BND’nin Faaliyetleri Aydınlatılmalı’, http://www.dw.de/bndnin-faaliyetleri-ayd%C4%B1nlat%C4%B1lmal%C4%B1/a-1785942, Erişim Tarihi: 19 Ağustos 2014

[2] ‘Türkiye dinlenen ana ülkelerden biri’, http://www.dw.de/t%C3%BCrkiye-dinlenen-ana-%C3%BClkelerden-biri/a-17859140 Erişim Tarihi: 18 Ağustos 2014

[3]Hürriyet Alman Hükümeti’ne sordu: TÜRKİYE’Yİ DİNLEDİNİZ Mİ?,  http://www.hurriyet.com.tr/avrupa/27027231.asp, Erişim Tarihi:  18 Ağustos 2014