Birleşmiş Milletler Kararına Göre Libya’ya İcra Edilen Hava Saldırılarıyla Arzu Edilen Sonuca Ulaşılabilir mi?

BM nihayet almış olduğu 1973 no’lu Güvenlik Konseyi kararı gereği öncelikle Libya hava sahası üzerinde ilan edilmiş olan “uçuşa yasak bölge” uygulamasına yönelik askeri harekata başlamıştır. Yapılan bu harekat başlangıçta Fransa’nın öncülüğünde icra edilen hava harekatı ile yürürlüğe konulmuş bilahare, ABD Akdeniz’de Libya civarında konuşlanmış ABD harp gemilerinde atılan cruz füzeleri ile devam etmiştir.. Harekata İngiliz hava kuvvetlerinin de iştirak ettiği belirtilmektedir.

 

BM Kararına Göre Hava Saldırıları Başlamıştır

 

BM kararına göre BM ile koordine etmek şartı ile üye ülkelere münferit harekat icra yetkisi verildiği için özellikle Fransa inisiyatifi ele alarak askeri harekatın başlatılmasında öncülük etmiştir. Muhtemelen ABD ile koordine etmiş olmalı ki Fransız hava kuvvetleri Libya’nın doğusunda ilerlemekte olan ve Bingazi’ye harekatta bulunan Kaddafi kara güçlerine (tank, topçu gibi unsurlara) hava harekatı uygulaması içine girmiştir. ABD ise, Libya’nın doğusunda ülkenin başşehri ve Kaddafi’nin en güçlü olduğu yer olan Trablusgarp’ta Kaddafi’ye ait komuta merkezlerine, uçaksavar sistemleri ile Libya uçaklarının havalanmasını sağlayan hava alanları ve bu gibi tesislere Tomahawk denilen akıllı füzelerle taarruz icra etmiştir. Diğer bir değişle her ne kadar ülkeler münferit hareket etme yetkisine sahip olsalar da ABD ve Fransa uyguladığı harekatı koordine etmişlerdir. Zaten yapılan açıklamalarda da her ne kadar başlangıçta yapılan harekat müşterek bir komuta altında yapılma imkanından mahrum olsa bile, önümüzdeki saatlerde müşterek bir komuta merkezi altında toplanacağı ifade edilmektedir. Bu durumda gelişmelere göre ABD başkanlığında tesis edilecek bir müşterek komuta karargahı her türlü harekatı değerlendirerek, koordine edecek ve icrasına komuta edecektir.

 

ABD’nin kullanmış olduğu Tomahawk akıllı füzeleri oldukça pahalı ve stratejik öneme sahip sistem ve merkezlerin imhasında kullanılma konseptine göre imal edilmiş silah sistemleridir. Bu bakımdan bunların kullanılmasında ciddi hedef bilgilerine ihtiyaç vardır. Alınan hedef bilgileri bilgisayar sistemine sahip bu füzelere yüklendiğinde GPS sistemleri vasıtasıyla yüklenen harita bilgilerine göre hedefi 1 veya 2 metre gibi bir doğruluk payı ile vurabilmektedir. ABD bu sistemleri kullandığına göre, bu demektir ki daha evvelden elde etmiş olduğu çok ciddi hedef istihbaratı bilgilerine sahiptir ve bu bilgilere göre evvelce tespit edilmiş hedefler vurulmaya başlanmıştır. Medyadan gelen haberlere göre, Kaddafi’nin direniş noktası olan Trablusgarp’ta çeşitli hedefler cruz füzeleri ile ateş altına alınmış ve vurulmuştur.

 

Kara Harekatı Olmadan Kaddafi Emelinden Vazgeçirilebilecek Midir?

 

Herhangi bir savaşta bir silahlı kuvvetlerin asıl stratejik hedefi hasmın savaşma azim ve iradesinin kırılmasıdır. Libya’ya yapılan BM kararına göre havadan ve deniz platformlarından yapılan saldırılarla Kaddafi’nin savaşma azim ve iradesi kırılabilecek güçte olup olmadığı akla gelmektedir. Çünkü çeşitli basın ve yayın organlarında BM unsurlarının kara harekatına girmeyeceği şeklinde ifadeler mevcuttur. Halbuki, BM kararına baktığınızda sonuca ulaşmak için her türlü gücün kullanılabileceği ifade edilmektedir. Diğer bir değişle, BM kara harekatının yapılmaması konusunda herhangi bir sınırlama getirmemiştir. Ancak, ABD Başkanı Barak Obama’nın ABD’nin kara harekatı icra etmekten imtina edeceğine yönelik bir açıklaması vardır.

 

Mutlaka Karadan Yapılacak Bir Harekata İhtiyaç Vardır

 

Yukarıdaki soruya cevap aramak için Kaddafi’nin kiminle çatışmaya girmiş olduğuna bakmakta fayda olduğu düşünülmektedir. Kaddafi dış düşmana karşı bir çatışma içinde değildir. Bilindiği gibi kendisine karşı ayaklanan halkına karşı silahlı bir saldırı düzenlemektedir. Bu nedenle, BM üyesi ülkelerin hava veya deniz kuvvetlerine ait silah sistemleri ile Libya hava kuvvetleri, haberleşme merkezleri ve askeri birliklerden tanklar ve topları imha etmesinin, Kaddafi’yi emelinden vazgeçirerek, teslim olmasını sağlamaya yeterli bir baskı unsuru olabileceği soru işareti olarak görülmektedir. Bu düşünceyi ileri sürerken pek tabii olarak hiçbir etkisi olmayacaktır demek istemiyorum. Ancak, Bedevi zihniyetinde olan Kaddafi’nin nihayetinde atına atlayarak kılıçla bile direnişini sürdürebileceği düşüncesi hakimdir. Yapılan bu tür harekat ile Kaddafi güçlerinin Bingazi ve diğer direnişçilerin hakim olduğu şehir ve kasabalara saldırıları engellenebilir. Ancak, 6.5 milyon nufuslu Libya’da neredeyse 2 milyon kişi ülkenin yani nüfusun neredeyse üçte biri başşehri Trablusgarp’ta ikamet etmektedir. Trablugarp’a Kaddafi hakimdir ve burada her türlü hava harekatına ve füze saldırısına karşı direnişini sürdürebilecek demektir. Üstelik yapılan hava hareakatı veya füze saldırıları bu şiddette devam ederse şehirde yaşamakta olan sivillere zayiat verdirebilecektir. Bu sefer BM kendi amcına aykırı bir şekilde Libya halkını vurur hale gelebilecektir. Kaddafi bir taraftan direnişini sürdürürken diğer taraftan da hakim olduğu diğer şehir ve kasabalarda karşıtlarına karşı yok etme harekatını devam ettirmeye çalışacaktır. Özet olarak, BM üyesi ülkeler tarafından havdan yalpan askeri harekat ile Kaddafi’nin kendi halkına karşı girişmiş olduğu harekatta azim ve iradesinin kırılması mümkün görülememektedir. Eninde sonunda hava saldırıları ile yumuşatılan direnişin müteakiben yapılacak mahdut hedefli bir kara harekatı ile nihayi hedef olan Kaddafi’nin yakalanması veya bertaraf edilmesi safhasına kadar sürdürülmesi elzem olarak görülmektedir. Bu harekat konvansiyonel olarak yapılan bir askeri taarruzdan, özel kuvvetlerin icra edeceği harekata kadar bir çeşitlilik arzetmesi mümkün görülmektedir. Yeterli istihbarat ile sızan özel kuvvetlerin isyancılarla işbirliği içinde Kaddafi’yi yakalaması ve ülke dışına kaçırması en fazla arzu edilen bir çözüm olarak gündeme gelebilir.

 

Kaddafi Bundan Sonra Ne Yapacaktır?

 

Nitekim Kaddafi yapmış olduğu açıklamalarda BM kararının kendisini yıldıramayacağı şeklinde bir açıklama yapmıştır. Bu onun emelinden vazgeçmeyeceğinin bir işareti olabilir. Şu anda Kaddafi kendi aşireti ile birlikte mücadeleye devam etmekte gibi görülmektedir. Ancak, Trablusgarp’ta bulunan ve onu destekleyen diğer aşiretlerde çözülmeler olur da Kaddafi’den desteklerini çekmeye başlarlarsa o zaman Kaddafi’nin yaşamı tehlikeye girer ve eli zayıflar.

Anlaşıldığı kadarı ile, Kaddafi elinde kılıcı kalana kadar, mücadeleye devam edecektir. Önemli olan BM mandate’i altında yapılan bu müdahalenin Kaddafi’nin verdiğinden fazla Libya halkına zayiat verdirmemesi temennisi olmaktadır.