Yirmi dokuz NATO ve Rusya Dışişleri Bakanları’ndan oluşan NATO- Rusya Konseyi, bir yıllık gecikmeden sonra 27 Haziran 2009’da, Yunanistan’ın ev sahipliğinde Korfu Adası’nda yeniden toplanmış ve toplantıya NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer başkanlık etmiştir.

 

Rusya’nın 2008 Ağustos’unda Gürcistan’a müdahalesi ve beş gün süren savaş sonrası, NATO Rusya ile olan ilişkilerini dondurmuştu. Mayıs 2009’da bakanlar seviyesinde yapılması planlanan toplantı da, NATO’nun Gürcistan’da yapmayı planladığı tatbikat nedeniyle gerçekleşememiştir. Rusya yapılacak tatbikata tepki göstermiş ve provokasyon olarak nitelemiştir. Bir yıllık aradan sonra iki taraf arasındaki ilişkiler 27 Haziran Cumartesi günü yapılan bu toplantı vasıtasıyla tekrar başlamıştır.

 

NATO ile Rusya arasındaki ilişkiler 1991’de Rusya’nın Kuzey Atlantik İşbirliği Konseyi’ne katılımı ile başlamıştır. Bu forum Soğuk Savaş sonrası, şeffaflık ve karşılıklı diyaloğu sağlayan bir platformdu. 1994’de Barış için Ortaklık programına dahil olan Rusya’nın 1996 yılında NATO’nun Bosna-Hersek’te tesis etmiş olduğu barış gücünde yer alması, ilişkilerde belirgin bir gelişme sağlamıştır. 1997 yılında ilişkilerin geliştirilmesi yönünde atılan adımlar Soğuk Savaş dönemi şüpheciliği yüzünden pek fazla başarı kazanamamıştır.[1] Kosova sorununun görüş ayrılıklarını keskinleştirmesine rağmen, Rusya yine de Haziran 1999’da Kosova krizinin çözümüne destek vermek için, barış gücüne katılarak etkin bir rol oynamıştır.

 

2001 Eylül ayındaki terörist saldırıların bütün dünyada yaratmış olduğu infial ve bu gibi tehditlere el birliğiyle karşı koyma iradesi, NATO ile Rusya’nın müşterek bir işbirliği içinde çalışması olgusunun gerçekleşmesine zemin hazırlamıştır. 20 Mayıs 2002’de, 28 NATO üyesi ülke ve Rusya arasında, NATO-Rusya Konseyi (NATO-Russian Council) tesis edilmiştir.

 

2002’deki toplantı sonrası yayınlanan bildiride; 21nci yüzyılın başlamasıyla birlikte ortaya çıkan yeni ve birbiriyle son derece bağlantılı bir dünyada öngörülemeyen tehdit ve çatışmalara birlikte müdahale etme gereksiniminin doğduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, NATO üyesi devletler ve Rusya Federasyonu’nun müşterek menfaat alanlarında beraber çalışmak için yetenekleri geliştirmede kararlı oldukları. Güvenliğe karşı oluşan riskler ve tehditlere karşı koyma hedefleri ile ilgili ilişkilerde yeni bir sayfa açılmakta olduğu ilan edilmiştir.[2] Her iki taraf da, Avrupa-Atlantik topluluğundaki bütün devletlerin güvenliğinin ayrılmaz bir bütün olduğu cihetle daimi bir barışın ve demokrasinin tesisi konusunda hemfikir olduklarını karar altına almışlardır.

 

NATO Genel Sekreteri Başkanlığı’nda toplanacağı belirtilen konseyde kararlar oy birliği (consensus) ile alınacaktır. Toplantılar yılda iki kere Dış İşleri Bakanları ve Savunma Bakanları nezdinde toplanacak ve gerek görülürse, devlet veya hükümet başkanları ile de toplantı yapılabilecektir. Oluşabilecek sorunların ilk aşamalarında tespit edilerek, müşterek bir hal tarzının kararlılıkla uygulanmasını sağlamak için, üyeler arasında devamlı bir politik diyaloğun yürütülmesi çalışma prensibinin esasını teşkil etmektedir.

 

NATO üyesi devletler ve Rusya, terörizme karşı mücadele, kriz yönetimi, silahların kontrolü ve yayılmasının önlenmesi, güven arttırıcı tedbirler, saha füze savunma sistemleri, denizlerde arama ve kurtarma faaliyetleri, silahlı kuvvetlerin karşılıklı işbirliği ve acil sivil işler gibi alanlarda işbirliğini yoğunlaştıracaklardır. Daha sonra diğer işbirliği alanları da çalışma sahası içine dâhil edilebilecektir. İşbirliği sahaları aşağıda belirtildiği gibidir;[3]

 

·Terörizme karşı mücadele: Avrupa-Atlantik bölgesinde müşterek tehdit değerlendirmesi yapılarak, NATO ve Rus kuvvetlerine, sivil uçaklara veya kritik altyapı tesislerine karşı belirli tehditler üzerine odaklanılacak, bu konuda çok yönlü bir yaklaşım ile işbirliği güçlendirilecektir. İlk adım olarak, Balkanlar’daki barış gücüne karşı tehditlerin değerlendirilmesi yapılacaktır. Aynı şekilde, Rusya ve NATO için tehdit oluşturabilecek terörist faaliyetler de müşterek değerlendirmeye alınacaktır.

 

·Kriz Yönetimi: Barışı koruma harekâtı konularında bilgi ve görüş teatisi ile işbirliği güçlendirilecek. Balkanlar’daki durum ile ilgili devamlı işbirliği ve danışmalar da dâhil olmak üzere, ortak eğitim yoluyla barış gücü unsurları arasında müşterek harekât imkânları geliştirilecektir. Daha sonra, çekirdek NATO-Rusya barış gücünü oluşturmak hedefler arasında bulunmaktadır.

 

·Kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi: Kitle imha silahlarının ve bunları atma vasıtaları olan balistik füzelerin yayılmasına karşı çabaların ve bunlarla ilgili anlaşmaların güçlendirilmesi için işbirliği genişletilecek ve güçlendirilecektir. Nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların yayılmasının önlenmesi kapsamında bilgi ve görüş alışverişinde bulunulacak, tecrübelerin aktarılmasını sağlamak yoluyla güçlü bir işbirliğinin tesis edilmesi ana hedef olacaktır.

 

·Silahların kontrolü ve güven arttırıcı önlemler: Avrupa güvenliğinin köşe taşı olan, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması’na (CFE) tarafların bağlılığı teyid edilerek, Avrupa-Atlantik bölgesinde güven ve güvenliği arttırıcı önlemlerle, istikrarın sağlanmasında gerekli çaba gösterilecektir. CFE’nin bütün taraf ülkeler tarafından onaylanması konusunda işbirliği içinde bulunulması ve üye olmayan ülkelerin katılmasına müsaade edilmesi, NATO-Rusya nükleer uzmanlarının bilgi alışverişinde bulunmasına devam edilecektir. Açık semalar ve CFE arasında işbirliği ve dayanışmanın sürdürülmesi sağlanacaktır.

 

·Saha Füze Savunması (Theatre missile defence-TDM): TDM sistemlerindemüşterek tatbikat ve eğitim dâhil işbirliği fırsatları yaratılmaya çalışılacaktır. TDM konseptleri, sistem yetenekleri, sistemler, terminolojileri konularında danışmalarda bulunma imkânlarının geliştirilmesi esas olacaktır.

 

·Denizlerde arama ve kurtarma:  NATO-Rusya denizaltı kurtarma çerçeve dokümanının uygulanmasının kontrol altında tutulması, denizde arama ve kurtarma alanında karşılıklı güven, işbirliği ve şeffaflığın geliştirmesi için çalışılacaktır.

 

·Silahlı kuvvetlerin karşılıklı işbirliği: Karşılıklı işbirliği ile testler, müşterek gösteriler, eğitim ve tatbikatlar yoluyla silahlı kuvvetler arasında işbirliği geliştirilecektir. 21’nci yüzyıldaki tehditlere karşı NATO-Rusya entegre eğitim merkezi kurulması için imkanların araştırılması ve savunma konularının geliştirilmesi yapılacaktır.

 

·Sivil acil işler (civil emergencies): Sivil acil işlere müdahalede işbirliği mekanizması geliştirilecektir. Kitle imha silahlarının zayiatlarına ait bilgilerin ve son zamanlarda oluşan felaketlerle ilgili bilgilerin teatisi ile ilk adım atılacaktır.

·Yeni tehditler ve mücadeleler: Askeri hava sahası kontrolü konusunda ve bilimsel alanda işbirliği başlatılacak. Yukarıda belirtilenlerin dışında muhtelif tehdit ve yeni mücadele alanlarının belirlenerek, bunlara karşı konulması imkânları araştırılacaktır.

 

NATO Genel Sekreteri’nin 2008 Haziran’ında NATO Savunma Bakanları yemeği ve NATO-Rusya Konseyi toplantısı sonrası yapmış olduğu basın toplantısında Rusya ile aralarındaki sorunlu konuların aşağıdaki gibi olduğu ifade edilmiştir:

 

– NATO’nun doğuya doğru genişlemesi: Bilindiği gibi, Rusya, NATO’nun eski Sovyetler Birliği üyesi olan devletleri içerecek şekilde doğuya doğru genişlemesinden duyduğu rahatsızlığı her vesilede ifade etmektedir. Rusya kendi ilgi ve tesir sahası içinde bulunan ülkelerin NATO üyesi olmasına şiddetle karşı çıkmaktadır. Bu ülkeler arasında, Ukrayna ve Gürcistan en fazla gerilim yaratan ülkeler olarak görülmektedir. Başkan Putin 2008 Nisan’ında Bükreş’te yapılan NATO Zirvesi’nde, sınırlarında güçlü bir askeri varlığın tesisinin ülkesine direkt bir tehdit olarak algılanacağını açık bir şekilde ifade etmiştir.[4] Batılı ülkeler ise bağımsızlığını kazanmış, hür ve demokratik iradeye sahip devletlerin kendi tercihleri ile nereye katılmaları gerektiğine kendilerinin karar verebileceğini savunmaktadır.[5] Halen NATO Rusya için önemli olduğu addedilen iki ülkeye karşı temkinli bir yaklaşım sergilemektedir.

 

– Avrupa Konvansiyonel Silahlar Anlaşması: Konvansiyonel Kuvvetler Anlaşması 1990’da Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından önce NATO ile Varşova Paktı arasında yapılan son derece önemli bir anlaşmadır. Anlaşmaya göre, Atlantik Okyanusu’ndan Urallar’a kadar olan sahada bir kısım ağır silahların miktarlarına sınırlamalar getirilmekteydi. Sovyetler’in yıkılmasından sonra 1999’da anlaşma yenilenmiş ve Rusya 2004 yılında güncelleştirilmiş anlaşmayı onaylamıştır. Ancak, Birleşmiş Milletler ve NATO üyesi ülkeler Moskova’nın önce Gürcistan’dan ve Moldova’daki ayrılıkçı Trans-Dinyester bölgesinden kuvvetlerini çekerek, anlaşmanın şartlarını yerine getirmesini talep ederek, anlaşmayı göz ardı etmişlerdir. Bunun üzerine, Rusya 2007 sonunda, Aralık 2007’den itibaren geçerli olarak bu anlaşmayı askıya aldığını açıklamıştır. Burada, Rusya anlaşmayı tamamen göz ardı etmeyip, bundan sonra askeri üslerin NATO devletleri tarafından denetim ve kontrolüne müsaade edilmeyeceğini ve Urallar’ın batısındaki silah miktarlarındaki sınırlamalara da uymayacağını açıklamıştır. Ancak, Başkan Putin anlaşmanın askıya alınmasının nedenini ABD’nin Çek Cumhuriyeti’nde ve Polonya’da konuşlandırmayı planladığı Füze Savunma Sistemlerine karşı tepki olarak ortaya konduğunu açıklamıştır.

 

-Füze savunma sistemlerinin konuşlandırılması: Çek Cumhuriyeti ile ABD arasında füze savunma sistemlerine ait radarların konuşlandırılması anlaşması Temmuz 2008’de, Polonya ile Ağustos 2008’de imzalanmıştır. Sistemler 2012’de operasyonel hale gelecektir. Ancak, Rusya buna anında tepki göstermiştir[6]. Rusya füze savunma sistemlerinin Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne konuşlandırılması halinde bunun ABD’nin ifade ettiği gibi İran’ın yarattığı potansiyel tehdide karşı olmaktan ziyade, Rusya’yı tehdit olarak algılamaktan kaynaklandığını ifade ederek, karşı tedbir olarak, Beyaz Rusya’ya kısa menzilli İskender füzesi konuşlandıracaklarını ve her iki eski Varşova Paktı ülkesinin yüzde yüz Rus füzeleri tehdidi altına gireceğini açıklamıştır.[7] Anılan sorun, 2009 Aralık ayında sona erecek START anlaşmasının devamı görüşmelerinde de ABD ile Rusya arasındaki ana konulardan birini teşkil etmektedir. Rusya, ABD her iki ülkeye füze savunma sistemi koymaktan vazgeçmez ise START anlaşmalarının devamında bir ilerleme kaydetmenin mümkün olmadığını söyleyerek, START anlaşması devam görüşmelerinde, gündem maddeleri arasına bu problemi de almak istemektedir. Ancak, ABD füze savunmasının savunmaya yönelik olduğunu, hâlbuki START devam görüşmelerinde taarruzi balistik füze sistemlerinin görüşüleceğini ifade ederek, iki konunun birbiriyle bağlantısı olmadığını ileri sürmektedir.[8]

 

-Kosova’nın bağımsızlığının Rusya tarafından tanınmaması: Kosova 17 Şubat 2008 tarihinde tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmiştir.[9] Dünyanın son bağımsız ülkesi sıfatı, Karadağ'dan Kosova'ya geçmiştir. Bu bağımsızlığı tanımayacağını ilan eden Rusya´ya göre burası hâlen Sırbistan’a bağlı özerk bir bölgedir.[10] Kosova’nın bağımsızlığına ciddi tepki gösteren Rusya’nın, Güney Osetya ve Abazya’nın Gürcistan’dan ayrı birer devlet olduklarını ilan etmesi, misilleme yapma çabası olarak değerlendirilmiştir.[11]

 

-Gürcistan savaşı sonrası bölgede oluşan yeni statü: Rusya Ağustos 2008’de Güney Osetya ve Abazya’nın bağımsızlığını tanımış ve Abazya’da bir askeri üs tesis etmiştir.[12] NATO tarafından tepki ile karşılanan bu karar kınanmıştır.[13] NATO, Rusya’nın bu kararı ile BM Güvenlik Konseyi’nin birçok kararını ihlal ettiğini, bunun yanı sıra Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı prensiplerine aykırı davrandığını belirtmiştir. Güney Osetya’nın ve Abazya’nın Gürcistan’ın toprağı olduğunu ifade ederek, Rusya’nın Gürcistan’ın toprak bütünlüğüne saygı göstermesi konusunda ısrar etmektedir.[14]

 

Sovyetler Birliğinin yıkılması ile ortaya çıkan Soğuk Savaş sonrası Yeni Dünya Düzeni’nde, Rusya Federasyonu’nun ABD ve Batı tarafından kontrol altına alınarak, yeniden iki kutuplu bir ortam yaratamayacak şekilde, belirli bir çerçeve içinde tutulmaya çalışıldığını görmekteyiz. Soğuk Savaş’ın sona ermesinin hemen ardından oluşan “Yeni Dünya”da, küresel barış ve güvenliğin sağlanması, demokrasi, insan hakları ile hukukun üstünlüğü gibi temel prensiplerin korunması için uluslararası kurumların etkin rol oynaması üzerine geliştirilen stratejiler çerçevesinde, Rusya bir taraftan BM, AB ve diğer taraftan NATO gibi, ABD’nin baş aktör ve Batı Avrupa ülkelerinin etkin olduğu çok uluslu kurumlar tarafından etki altına alınmaya çalışılmıştır. CFE ve START anlaşmaları da Soğuk Savaş sonrası dönemde de devam ettirilerek, Rusya’nın kontrolünde etkin enstrümanlar olmuştur. Bunun en güzel örneği NATO’dur. Rusya’yı NATO teşkilatına dahil edemeyecekleri konusunda hem fikir olan üyeler, Rusya’ya karşı yumuşak bir tutum takınarak, onu yanlarına alma çabası içine girmişlerdir. Bağımsızlıklarını kazanan eski Varşova Paktı üyesi Doğu Avrupa ülkelerini, Rusya’nın tekrar aynı yapıya dönme umudunu en az düzeye indirmek için NATO bünyesine katmaya çalışırken, Rusya’nın tepkisini önlemek için, “Barış için Ortaklık Konsepti” ile başlayan bir süreç ortaya koymuşlardır. Bu süreç, 2002 yılında NATO-Rusya Konseyi formuna bürünmüş ve Rusya’nın hayati faaliyet sahalarında hangi konular var ise, bunlar yukarıda belirtilen müşterek çalışma alanları olarak belirlenmiştir. Rusya 1990’ların başında uysallıkla NATO ve esas olarak ABD ve Batı ülkelerinin isteklerine uyum ve rıza göstermiştir. Ancak, ilk çatlak Kosova’nın bağımsızlığı sırasında NATO ve AB ile olan çatışma ile kendini göstermiştir. Daha sonra 2004’de NATO’nun kendi sınırlarına doğru yayılma politikası ve kendi nüfus sahası veya arka bahçesi olduğu alanlara NATO’nun genişleme kararında olduğunu belirtmesi Rusya’nın silkinerek kendisine gelmesine neden olmuştur. 2000 yılında Başkan Putin’in göreve gelmesiyle ve devamında Başkan Medvedev ile birlikte Rusya yeni bir milli strateji uygulamaya koymuş ve artık kendi milli menfaatleri doğrultusunda hareket edeceğini açıklamıştır.[15] Ortaya çıkan bu yeni durum Rusya’nın uluslararası kurumlar ve CFE, START gibi anlaşmalarla kontrol edilemeyeceği gerçeğini gözler önüne sermektedir. Çünkü Rusya, milli menfaatlerine aykırı gördüğü her anlaşmayı veya işbirliği alanını ya görmezlikten gelmekte veya askıya alarak geçersiz saymaktadır. Bunun en bariz örneği; CFE’yi askıya almasıdır.

 

Bu durumda NATO-Rusya Konseyi’nin üzerinde oturmakta olduğu problemli konuları her iki tarafı da tatmin eden bir çözümle sonuçlandırmakta zorlanacağı açık bir şekilde görülmektedir. Ancak, Gürcistan savaşı ile ortaya çıkan soğukluğu devam ettirerek, kesilen konsey toplantılarını yapmamak, Rusya’nın daha çok işine gelecek ve hedeflediği konularda istediği gibi, kontrolsüz hareket serbestîsi içinde olmasını sağlayacaktır. Bu nedenle, konseyin toplanarak görüşmelere Rusya’nın taraf olarak katılmasının sağlanması, Rusya’nın muhtelif yaklaşımları konusunda NATO’ya fikir oluşturma imkânını yaratacak ve buna karşı her iki tarafı tatmine yönelik hareket tarzları geliştirilmesi mümkün olabilecektir. Bu ise, NATO ve bağlı olarak, ABD ve Batı Avrupa’nın Rusya’nın “de Facto” uygulamalarına karşı uyanık olması için etkin bir vasıta olabilecektir.

 

Dipnotlar

 

[1] NATO’s Relations with Russia, http://www.nato.int/issues/nato-russia/topic.html#evolution

 

[2] North Atlantic Treaty Organization, http://www.nato.int/cps/en/SID-A3D85CC8-B4972E46/natolive/official_texts_19572.htm

 

[3] NATO’s Relations with Russia, http://www.nato.int/issues/nato-russia/topic.html

 

[4] NATO Expansion: A Model for Stability or a Grab for Power? http://www.dw-world.de/dw/article/0,2144,3283800,00.html

 

[5] Gates Urges Russian Calm Over Expansion of NATO, www.nytimes.com/2008/11/13/world/europe/13gates.html

 

[6] US and ČR Sign Missile Defense Treaty in Prague, http://aktualne.centrum.cz/czechnews/clanek.phtml?id=610303

 

[7] Russia Piles Pressure on EU Over Missile Shield, http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/1569495/Russia-piles-pressure-on-EU-over-missile-shield.html

 

[8] Serdar Erdurmaz, Stratejik Silahlar İndirim Anlaşması (START) 2010 Yılı Başına Kadar Yenilenecek. www.turksam.org/tr/enstitu18.html

 

[9] Kosova Artık Bağımsız, http://www.cnnturk.com/2008/dunya/02/17/kosova.artik.bagimsiz/429252.0/index.html

 

[10] Kosova, http://tr.wikipedia.org/wiki/Kosova,

 

[11]Yuri Zarakhovich, “Will Russia Block Kosovo Independence?”http://www.time.com/time/world/article/0,8599,1624851,00.html

 

[12] Vikipedya, 2008 Güney Osetya Savaşı, http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCney_Osetya_Sava%C5%9F%C4%B1_(2008)

 

[13] Statement by the North Atlantic Council on the Russian recognition of South Ossetia and Abkhazia regions of Georgia , http://www.nato.int/docu/pr/2008/p08-108e.html

 

[14] Statement by the North Atlantic Council on the Russian recognition of South Ossetia and Abkhazia regions of Georgia, http://www.nato.int/docu/pr/2008/p08-108e.html

 

[15] Serdar Erdurmaz, “SSCB’nin Yıkılışından Bugüne Orta Asya’da ABD-Rusya Güç Mücadelesi: Oyunda Rusya bir Hamle İleride mi?”, 2023, 15 Haziran 2009, sayı 98, S. 54-61