ABD’nin İsrail üzerinde yerleşim yerlerindeki inşaatların durdurulması yönündeki baskısından vazgeçtiği açıklanmıştır. ABD ve özellikle Başkan Obama yapılan son mahalli seçimlerde parlamentoda ki çoğunluğu Cumhuriyetçiler lehine kaybetmesinin asıl nedenlerinden biri konusunda ısrarından vazgeçmek suretiyle yeni bir tavır ortaya koymuş olmaktadır. Nedeni son derece basittir. Halen ABD parlamentosunda hiç olmadığı kadar çok sayıda Yahudi kökenli temsilciler bulunmaktadır ve bunlar Obama’nın İsrail’e karşı uygulamakta olduğu politikadan hiç hoşnut değillerdir. Bunların Obama’ya karşı sürdürdüğü karşı kampanya kayıplara sebep olmuştur.

 

Başkan Obama yönetime geldikten sonra yapmış olduğu Mısır ziyaretinde Arap Dünyası’na vermiş olduğu mesajda, adil bir şekilde sınırları belirlenmiş bağımsız bir Filistin devletinin kurulacağı konusunda büyük umutlar dağıttığına hepimiz şahit olmuştuk. Ancak bu vaadin gerçekleşmesi için hem İsrail’in, hem de Filistin yönetiminin uzlaşı için belirli tavizler vererek kararlı ve istekli olması birinci şart olarak görülmektedir. Bu işe çok istekli olmayan tarafların ABD’nin aradan çekilmesi halinde, yine kendi bildikleri gibi oyuna devam niyetlerini ortaya koyacaklarına hiç şüphemiz yoktur.

 

Olaya Filistinliler açısından baktığımız zaman, kendi içinde parçalanmışlıklarının bu konuda en büyük engeli teşkil ettiği görülebilir. Hamas ile FKÖ’nün çatışması Filistinlilerin bağımsız bir devletin nasıl olması konusunda daha fikir birliği içinde olmadıklarını göstermesi açısından son derece ilginçtir. Bu çatışmanın bağımsız Filistin Devleti’nin kurulmasının kendi menfaatlerine aykırı bir durum yaratacağını değerlendiren diğer Arap devletleri tarafından doğrudan veya dolaylı olarak desteklendiği bilinmektedir. Ayrıca, kendi içlerinde bir birlik sağlayarak, yönetimin nasıl olacağı, karşıdan ne gibi taleplerde bulunulabileceği, olmaz ise olmazların ne olduğu ve verilecek tavizlerin neler olduğu ve bunların sınırlarının ne olabileceği konusunda çatışan tarafların bir araya gelerek, her hangi bir mutabakat sağlandığını söylemek mümkün gözükmemektedir. Kısacası Filistinliler arasında her kafadan bir ses çıkmaktadır. Bu durumda Ortadoğu’da herkes aman çocukları rahatsız etmeyin havası içinde bir tavır sergilemektedirler.

 

Bu görünüm İsrail’in lehine bir durum yaratmaktadır. Hamas bütün batı ülkeleri ve İsrail tarafından terörist bir örgüt kabul edilerek, muhatap kabul edilmemektedir. FKÖ her ne kadar tek bir temsilci gibi görülse de, yeteri kadar güçlü olmadığı intibağını verdiğinden dolayı İsrail’in bildik baskısı altında görüşmeleri sürdürmek zorunda kalmaktadır. Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki yerleşimlere İsrail’in hiçbir öneriyi dikkate almadan sürdürmesi onun hesaplı politikasının bir gereği olarak görülmelidir. Yarın bir şekilde bir Filistin Devleti kurulsa dahi İsrail buradaki yerleşim merkezlerindeki vatandaşlarını bahane ederek, müdahale hakkını elinde tutabilecektir. Buna ilave olarak, özellikle daha evvel Kudüs konusunda tavrını açık bir şekilde; başşehri olarak ilan ile belirttiği için, müzakerelerde bu konunun daha sonra ele alınmasını sağlayacak, ileride bunun üstüne yatarak, çözümsüz halde kalmasına zemin hazırlayacak demektir. Diğer yerleşim yerlerinde inşaatları sürdürerek kendi vatandaşlarını buralarda konumlandırması, yayılmacı amacını perçinlemekle birlikte, mültecilerin geri dönüşüne de engel teşkil edecektir.

 

Burada ABD’nin açık bir şekilde İsrail’i koruduğu görülmektedir. Kudüs’ün yönetimi ve tarafsızlığı ve 1967’den evvelki sınırların esas alınarak bağımsız bir Filistin Devleti kurulması konularında BM kararları varken,  ABD ve Batı’nın BM şemsiyesi altında İsrail’e herhangi bir yaptırım uygulamaması veya Afganistan örneğinde olduğu gibi BM veya NATO ile beraber bir müdahale seçeneğini gündeme getirmemesini nasıl yorumlamak gerekmektedir?

 

Olayı tersine çevirerek Filistinlilerin İsrail’in yaptığını yapmaya çalıştığını ve İsrail’in Filistinlilerle aynı konumda bağımsız devlet kurmak için mücadele ettiği bir ortam içerisinde olduğunu varsayalım ki- bu zaten 1940’lı yıllarda olmuştur. Bu durumda, ABD ve bütün Batı, BM’leri, NATO’su dahil her şeyi ile bu konuda direnen Filistin devletinin, Arap ülkelerinin veya Üçüncü Dünya Ülkeleri’nin üzerine üşüşerek, istediklerini elde etmek için askeri harekat dahil her türlü seçeneği denerlerdi. Ancak, konu Filistinliler gibi Müslüman ve az gelişmiş bir toplum olunca olay tamamen seyrini değiştirmektedir. Burada açık bir şekilde Batının çifte standartlı tavrını görmekteyiz. ABD’nin inşaatları durdurması konusunda ısrarından vazgeçmesi de bu doğrultuda bir tavır olarak görülmelidir. FKÖ yönetimi devam eden inşaatlardan dolayı görüşmelerden çekilirse mesuliyet onun üzerine yıkılacak ve uzlaşmaz olarak suçlanacaktır. Bu FKÖ yöneticilerinin hem İsrail, hem de Hamas tarafından suçlanmasına vesile olacak ve yıpratılması sağlanacaktır. Yıpratılan tarafın müzakere gücü düşük olacak ve İsrail daha güçlü bir baskı ile isteklerini kabul ettirmek için çabalayacaktır. Bu ise görüşmeleri çıkmaza sokmaktan öteye gidemeyecek demektir.

 

Sonuç olarak, Başkan Obama’nın verdiği sözlere rağmen İsrail’in baskısına dayanamayarak topu taca attığını görmekteyiz. Dış politikada hızlı başlayan Başkan Obama iç politik mülahazalardan ve baskılardan dolayı verdiği sözlerin üzerine sünger çekmeğe başlamıştır. Ancak, Ortadoğu’da barış ortamının oluşmasında en önemli ve etken olan unsur, Filistin sorununun çözülmesinden geçmektedir. Belli olmaz yarın Arap Birliği mezhep çatışmalarını ve iktidar hırslarını bir tarafa bırakarak yeteri kadar güçlenir ve kararlı bir şekilde İsrail’in karşısına çıkarsa ABD İsrail ile birlikte Araplara karşı tavır almayı göze alabilecek midir? Bu gerçekleşse dahi sonrasında ABD’nin güvenilirliği ve Ortadoğu’da barış nasıl sağlanacaktır.

 

İsrail artık bütün Ortadoğu ülkeleri tarafından resmen olmasa bile zımnen bir devlet olarak kabul edilmektedir. Artık, bundan sonraki adım bunu resmileştirerek, İsrail’in bölgedeki ülkelerle çatışma ortamından uzak, barış içinde yaşamasının sağlanmasıdır. Bu bakımdan hem ABD’nin hem de İsrail’in bu konuda ne kadar anlayışlı olacağı çok önemlidir.