İran basını tamamen kısıtlanmış olan ülkeler arasında bulunmaktadır. İran’da 2011 senesinin Şubat ayından bu yana iki gazete sahibi ve yazar, ev hapsinde tutulmaktadır. Gazete sahipleri Mehdi Karoubi, Mir Hossein Mousavi ve eşi,  yazar Zahra Rahnavard 1100 gündür ev hapsindedir. Sınır Tanımayan Gazetecilerin (STG) raporuna göre,  üç gazetecinin tutuklanmaları için herhangi bir yasal gerekçe bulunmadığı öne sürülmektedir. İran’ın basın alanındaki kısıtlamaları ve ifade özgürlüğüne yönelik ihlalleri bu analizde değerlendirilecektir.

 

İranlı Gazetecilerin Tutuklanma Sebepleri

 

İran’ın eksi Cumhurbaşkanı Mahmoud Ahmedinejad’ın Haziran 2009’da tekrar seçilmesi tartışmalara yol açmıştır. Ahmedinejad’ın seçimleri tekrar kazanması muhalif görüşlü gazetecilerin tepkisini çekmiş ve ayaklanmalarına neden olmuştur. Direnişte bulunan gazeteciler arasında Mehdi Karoubi, Mir Hossein Mousavi ve Zahra Rahnavard da bulunmuştur. Üç gazeteci de, 24 Şubat 2011 tarihinde Arap Baharı protestolarında dayanışma için çağrısında bulundukları için tutuklanmış ve tüm haklarından neredeyse üç senedir mahrum kalmışlardır.

 

İran ve uluslararası kanunlara göre gazeteci Mehdi Karoubi, Mir Hossein Mousavi ve Zahra Rahnavard’ın tutuklanmaları için herhangi bir yasal gerekçe bulunmamaktadır. Sınır Tanımayan Gazetecilerin raporuna göre, Ali Khamenai üç muhalif gazetecinin tutuklanmasına sorumlu olan kişi olarak gösterilmektedir. Bu tutuklamanın Uluslararası İnsan Hakları Bildirgesi’nin üçüncü maddesine, Uluslararası Medeni Ve Siyasi Hakları Sözleşmesi’nin 9. ve 11. maddelerine ve İran’ın kendi anayasasındaki 32. ve 39. maddelerine göre uymadığı ortadadır.  Bu tutuklamalarda İran Cumhurbaşkanı Hasan Rouhani de kısmen suçlu olarak gösterilmektedir. Rouhani,  karşıt görüş belirten tüm gazetecileri serbest bırakacağına söz vererek üç muhalif gazetecinin tutukluluklarına son vereceğini belirtmiş ama sözünü tutmamıştır. Raporda, İran Anayasa’nın garantörü olarak Hasan Rouhani’nin yetkilerini bu tutuklamaların sonlandırılması için kullanması gerektiği vurgulanmaktadır.[1]

 

İran, basın özgürlüğü tamamen kısıtlanmış ülkeler arasında yer almaktadır. İran basın özgürlüğü konusunda 180 ülke arasında 173. sırada yer almaktadır. İran’ın karşıt görüşe basında yer vermemesi basın özgürlüğü konusunda getirdiği kısıtlamalara yansımaktadır. İran’da basın özgürlüğündeki yasaların geçiş süresini 1979 İran İslam Devrimi öncesinde ve sonrasında ele almak gerekmektedir.

 

İran’da Basın Özgürlüğüne Yönelik Yasaların İhlalleri

 

Freedomhouse’ın raporunda ise,  İran basın özgürlüğünün tamamen kısıtlı olduğu belirtilmektedir. İran’ın basın özgürlüğünün kısıtlanmasında yasal çerçevedeki puanı 30 üzerinden 30 olarak gösterilerek İran’ı durumunun kötü olduğuna işaret etmektedir.[2] İran’ın 24 Haziran 1975 tarihinde imzaladığı ve onayladığı Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesinin 9. Maddesinin birinci koşulu kişilerin hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakılmaması ve yargılanmadan tutuklanmasıdır. İkinci koşulunda kişilerin tutuklanma esnasında ne ile suçlandıkları konusunda bilgilendirilmeleridir. Üçüncü koşulunda suçluluk isnadı ile tutuklanan herhangi bir kişinin hâkim karşısına çıkarak adil olarak yargılanabilmesidir. Dördüncü koşulunda, temel haklarından mahrum edilen bir tutuklu kişinin hâkim karşısına çıkıp yargılanabilmesi ve tutukluluğunda bir yasal gerekçe yoksa serbest bırakılmasıdır.  Beşinci ve son koşulunda,  tutuklu bir kişinin yasal olmadan alı konulmasına karşı çıkabilecek olması ve serbest bırakılmasıdır. Sözleşmenin 11. Maddesinde, hiç kimse sadece bir sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememek gibi bir gerekçe ile hapis cezasına çarptırılamayacak olmasıdır.

 

1979 İran İslam devriminden sonraki İran Anayasasının 32. maddesinde,  kişilerin yasal bir dayanak olmadığı sürece tutuklanamayacağı belirtilmektedir. Eğer biri alı konuluyorsa kişinin kendisine hangi suç ile yargılandığına ilişkin yazılı bir bildirge verilmelidir. Tutuklunun davası ile ilgili belgelerin en fazla 24 saat içinde yetkililere yönlendirilmesi gerekmektedir. Yasal prosedürlerin olabildiğince erken başlatılması gerekmektedir. Her hangi bir kimse bu prosedürün önüne geçmeye çalışırsa o kişiler yasa gereğince cezalandırılacaktır. Anayasanın, 39. Maddesinde tutuklu, gözaltında veya sürgünde olan kişilerin haysiyetlerine yönelik herhangi bir şekilde hakarette bulunmak yasalar gereği yasaktır ve cezaya tabi tutulacaktır.

 

Değerlendirme

 

İran’daki basın özgürlüğüne yönelik yasaların gazetecilerin aleyhinde işlemesi İran’ın basın özgürlüğü dışında temel insan haklarına yönelik ihlallerde de bulunduğunu göstermektedir. İran’da ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını gerektirecek yasal bir gerekçe yoktur ama yasaların gazetecilerin veya muhalif görüşlü tüm kişilerin karşısında yer aldığı görülmektedir. Ev hapsinde tutulan üç gazeteci Mehdi Karoubi, Mir Hossein Mousavi ve Zahra Rahnavardın hakkında ne tür bir sürece girileceği henüz belli değildir. Üç gazeteci de 1100 gün sonra bile kendilerinin halen ne konuda suçlandıkları hakkında bilgi sahibi değildir. İran’da muhalif gazeteciler hangi riskle karşı karşıya geldiklerinin farkındadır. İran’ın gazetecileri, mesleklerinin ilkeleri yılmadan, doğru bildikleri yoldan sapmadan halk için mücadelesini sürdürmeye devam etmektedir.

 

 


[1]Two Dıssıdent Newspaper Owners And Wrıter Spendıng 1,100th Day Under House Arrest (14 Şubat 2014) http://en.rsf.org/iran-two-dissident-newspaper-owners-and-14-02-2014,45864.htmlErişim Tarihi: 14 Şubat 2014

 

[2]Iran: Freedom of The Press, http://www.freedomhouse.org/report/freedom-press/2013/iran#.UwE2F_l_vvk, Erişim Tarihi: 16 Şubat 2014