Başbakan Recep Tayyip Erdoğan iktidara geldiğinden bu yana medya üzerinde kontrol sağlamaya çalışmıştır.  Sadece geleneksel medya olan gazete ve televizyon değil interneti de kapsamaktadır. Başbakan Erdoğan’ın iktidarı süresince medya ile olan ilişkisi kamuoyunun kendine yönelik algılarını şekillendirmek ve insanların aklında bir imaj çizmektir. Bu yüzden, yeni İnternet Yasası ortaya çıktığından bu yana medya kısıtlaması yönünde tartışmalara yol açmıştır. Yeni yasanın ne amaçla çıktığı ve ne derece internet üzerinde denetim yapılacağı konusunda herkesin kafasında soru işaretleri oluşturmuştur. Yeni internet yasası ile Direkt Başbakan'a bağlı olan bir ağ kurulmuş, Telekominikasyon İletişim Başkanı’nın  yetkilerinin arttırılmasıyla İnternet üzerinde  kontrol sağlaması ve kendine bunu  görev edinmesi ülkedeki ifade özgürlüğünün zarar görmesi olarak kabul edilmiştir. Medyanın devlet kontrolünde olması ve yeni internet yasasının medya üzerinde nasıl uygulandığı konusu değerlendirilerek Türkiye Cumhuriyeti'nin otokratik bir yönetim doğrultusunda ilerlediği yönündeki yorumlar ele alınacaktır.

 

Türkiye’de medya denildiğinde akla gelince büyük şirketler geliyor. Bu şirketlerin medya’daki kurumsal iktidarının üzerinde de daha büyük bir güç olan devlet erki gelmektedir. Medya’nın değişken dünyasında, özellikle de internetin bir bilgi bankası görevinde olduğu zamanımızda internetin kontrol altında tutulması Türkiye’de olduğu kadar dünya kamuoyunun da dikkatini çekmektedir.

 

Yeni İnternet Yasasının kabulü sadece internet üzerinde kısıtlama olarak görülmemektedir. Muhalefet tarafından Yasa’nın Başbakan Erdoğan’ın 17 Aralık 2013 tarihinde başlatılan yolsuzluk soruşturmasına karşılık bir zaferi olarak algılanmaktadır. Yeni yasanın otoriterlik konusunda eleştirilere maruz kaldığı belirtilmektedir.[1] Erdoğan, internet yasası dışında geleneksel medyada da çok önemli bir sansür mekanizması olarak rol almaktadır. Gazetelerin çoğu üzerinde belirgin bir etkisi vardır. 

 

Hükümet ve Medya ilişkileri

 

Türk medyasında hükümeti desteklemek medya kuruşlarının önünü açmaktadır. Bu kuruluşların hükümet destekçisi olmaları kendilerine büyük artılar sağlamaktadır.  Bu artılar yeni iş anlaşmaları olarak geri dönmektedir. Eğer, hükümete karşı bir tutum içindeyse bunun sonucu olarak yeni işin gelmemesi, iflas ve vergi cezası gibi noktalara varmaktadır. İflas’ı göze alamayan medya patronları doğal olarak hükümeti desteklemeyi seçmektedir.[2]

 

Türkiye’de, medya’nın bir kurum altında işlemesi medya’nın bir işletme mantığı olarak yürütüldüğünü göstermektedir. Medya patronlarının kurumları 2001 finansal krizinde de aynı mantıkta işlerini yürütüyorladı. Her medya patronu banka sahibiydi. Bu bankalarda bono piyasalarında gözlemci olarak bulunmaktaydı. Bu bankalar evlerden depozitoları aldı ve üç haneli faiz oranları olan Türk hazine bonolarına yatırım yapmaya başladılar. Medya patronları, Türk ekonomisinin durumunu iyi göstermeyi amaçlıyordu. 2001, finansal krizi vurduğunda medya patronlarının banka sahip olmalarının önüne geçilmesi Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurumu (BDDK)'nın denetimine bırakılmıştır. Fakat bu hiç uygulanmamıştır. Bu örnek olarak halen, Türkiye’deki en büyük ulusal kanallardan biri olan Doğuş grubunun bir parçası olan NTV örnek olarak gösterilebilir. Doğuş grubu, Türkiye’nin özel bankalarından olan Garanti Bankasının ortaklarındandır.[3] NTV kanalı haberlerinde hükümete muhalif olabilecek herhangi bir görüş paylaşmamakta birlikte Gezi parkı olaylarında da yayın yapmamayı tercih eden kanallar arasındaydı.

 

Medya ve hükümetin ilişkilerini ele alınca esas olarak, medyanın kimin elinde olduğu kadar kimin amaçlarına hizmet ettiğinin sorgulanması gerekmektedir. Bu ilişkilerde etki tepki yer almaktadır. Basın, hükümete bağlı ve hükümet basına bağlıdır. Bu ilişkiden yola çıkılarak, Türkiye’de basın özgürlüğünün zedelediğini ve medya’nın belli kesimler arasında bölüşüldüğünü görmek mümkündür. 

 

Erdoğan Sonrası Medya’da Politik Yapılaşma

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 2002 senesinde iktidara geldiğinde kendisine ve partisine olan algıların şekillenmesini medya yoluyla sağlamaya çalışmıştır. Medya’nın kendisine olan güvensizliğini yenmek için medyayı kendi tarafına çekmiştir. Erdoğan'ın medyayı arkasına alması, 2007 senesinde Sabah gazetesinin Çalık grubuna satılması ile başladı. Şimdilerde muhalif olan Fetullah Gülen’e ait Zaman Gazetesi de Erdoğan’ı destekleyenler arasındaydı. 2009 senesinde Erdoğan'ı sıkı destekleyen bir iş adamı Türkiye’nin diğer büyük bir gazetesi olan Star’ı satın almıştır. 2011 senesinde Milliyet ve Vatan gazeteleri hükümet karşıtıyken Başbakan Eroğdan'ın hükümetini destekleyen medya kuruluşları arasında yerlerini almıştır. En son 2013 Senesinde Akşam ve Güneş gazetelerinin satılmasıyla gazetelerin yüzde 80’i Erdoğan hükümetinin kontrolü altına girmiştir. 

 

Değerlendirme

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın medyayı kendi tarafına çekmiştir. Bu durumda, medya kuruluşlarının bağımsızlığı tam olarak söz konusu değildir. Medya devlet ve holdingler tarafından kontrol altına alınarak içerik üretmektedir. Geleneksel medya’nın ardından devletin interneti kıskaça almaya çalışması gündeme gelmiştir. İnternette paylaşılan içeriklerin kontrolü almaya başlamıştır. İnternet üzerinden yayın yapan gazete, dergi ve televizyonların direk olarak olmasa da gözetim altına alınmasına yeni internet yasası ile sağlanmaya çalışılmaktadır. Erdoğan gazeteler üzerinden sağladığı kontrolü internet üzerinde sağlayabilmesi konusu halen gündemde olan yeni internet yasasının temel tartışma konuları arasındadır ama sitelerin teker teker kapatılması gösteriyor artık medya kısıtlamalarının önünde bir engel kalmamıştır. Medya olsun internet olsun ki medyanın beşiği olan internette artık gözetim altındadır. Buna örnek olarak, Vagus.tv’nin erişime kapatılmasıdır. Serdar Akinan kurduğu internet sitesi, son birkaç ay içinde hem profesyonel ve amatör gazeteciler kullanılan popüler bir site haline gelmiştir. Bu popülerliğin nedeni, Türkiye’de Aralık ayında başlayan rüşvet ve yolsuzluk soruşturması olarak belirtilmiştir. Akinan kendi sitesinin engellenmeye çalışılsa da, kamuoyunun dikkatini çektiğini ve en sonunda gündeme taşınmıştır.[4] Kanaatimizce, bu yeni yasa ile medya engellere takılmaktadır ve takılacaktır. Medya kısıtlamaya  ve kamuoyunun gözünden kaçırmaya çalışılsalar da artık medya geleneksel çerçevesinden çıkmıştır ve internettin sadece bir dar alanı kapsamadığı gerçeği ksbul edilmelidir. Kısıtlamalar gerçekleşse de bilgi yerini bulacaktır.

 


[1]FT: "Erdoğan zaferini ilan etti" (15 Şubat 2014) http://www.cnnturk.com/haber/dunya/ft-erdogan-zaferini-ilan-etti  Erişim Tarihi: 15 Ocak 2014

[2] “Erdogan’s rise to power through the media” (15 Şubat 2014) http://econoscale.com/2014/02/15/erdogans-rise-to-power-through-the-media/ Erişim Tarihi: 16 Şubat 2014

[3] “Erdogan’s rise to power through the media” (15 Şubat 2014) http://econoscale.com/2014/02/15/erdogans-rise-to-power-through-the-media/ Erişim Tarihi: 16 Şubat 2014

[4]“İnternet Yasası Medyaya da Baskıyı Arttıracak” (19 Şubat 2014) http://www.amerikaninsesi.com/content/internet-yasas%C4%B1-medyaya-da-bask%C4%B1y%C4%B1-artt%C4%B1racak/1854862.html Erişim Tarihi: 19 Şubat 2014